T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2014 / 967 KARAR NO : 2014 / 1011 KARAR TR : 17.11.2014 ÖZET : Davacının kalp rahatsızlığı nedeni ile gördüğü tedavi sırasında kullanılan ilaçlı stent bedelinin davalı kurumca karşılanmaması nedeni ile ödemek zorunda kaldığı 8.375,36 TL bedelin yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle açtığı davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :Ş. M. Vekilleri :Av. S. G. (U.), Av. Ş. G. Av. C. İ., Av. I. B. Davalı :Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili :Av. T. Ö. O L A Y :Davacı vekilidava dilekçesinde; müvekkilinin 23.4.2008tarihinde kalbiyle ilgili rahatsızlığı nedeniyle Hastaneyebaşvurduğunu, LAD (Sol ön inen koroner arter) S1 seviyesinde %95darlık, D2 poksimalde %80 darlık, CX’de duvardüzensizliği tespit edildiğini, LAD lezyonu balon ile dilateedilip, suboptimal sonuç nedeniyle 1 adet Xience - V marka(ilaçlı) 3.0X18 mm stent ve 1 adet Xience-V marka(ilaçlı) 2,5X23 mm stenttakıldığını; Sosyal Güvenlik Kurumuna(devredilen Emekli Sandığı) mensup olması nedeniyle28.10.2008 tarihinde ilgili kuruma müracaatla bulunarak, kendisininödemiş olduğu stent bedelinin kurumca karşılanaraktarafına ödenmesini talep ettiğini; ancak davalı idarenin,25.12.2008 tarih, B.13.2SGK.0.11.03.08/767067 sayılı cevabi yazısıylamüvekkilinin talebini reddettiğini; bu yazıda sözü edilen29.04.2006 günlü 26153 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan “6” no’lu Tedavi Yardımınaİlişkin Uygulama Tebliğinin 20.1.m.3 fıkrasınınilk cümlesi “Bu Tebliğin eki (EK-5/C) listesinde yer alan“Vücut Organ Protez ve Ortez listesinde birim fiyatları tespit edilenprotez ve ortezlerin bedelleri, sağlık kurulu raporuylaöngörülmeleri kaydıyla, bu fiyatları aşmayacakşekilde ödenir.” ibaresinin, Danıştay 2. Dairesinin01.07.2008 gün E.2007/2534 sayılı kararıylayürütmesinin durdurulduğunu, davalı idarelerin bu kararaitirazı üzerine DİDDK’nin 18.09.2008 tarih YD itirazNo:2008/778 sayılı kararıyla oybirliği ile itirazınreddine karar verildiğini; davalı İdarece atıfta bulunulanTebliğin 20.2 maddesi 4. fıkrasının “tıbbi sarfmalzemeleri” ile ilgili olduğunu, SağlıkBakanlığınca bildirilen görüşe görestentlerin tıbbi sarf malzemesi olarak kabul edilmediği,“ortez” olarak nitelendirildiği; bu durumda stentlerinyürütmesinin durdurulduğu Tebliğin 20.1 m. Ek-5/Clistesinde yer almadığı gibi yine atıfta bulunulan Ek-5/Clistesinin 177.sırasının ise koroner stentlerle ilgiliolmaması nedeniyle anılan tebliğ hükümleri esasalınarak taleplerinin reddedilmiş olmasının, hem emekliolan müvekkilinin ağır bir mali yük altındabırakılması sonucunu doğuracağını, hem dehakkaniyete ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu;Sağlık Bakanlığınca, Danıştay’dagörülen bu nitelikteki davaların ara kararlarına verilenyanıtlarda: “diyabetes mellitusu (şekerhastalığı)olan referans damar çapı 3,5 mmaltında olan olgular, sol ön inen koroner arter (LAD), proksimal(merkeze veya orta bölgeye yakın) ve orta bölgede darlıkbulunan ve referans damar çapı 3 mm ve altında olan olgular,önemli bir miyokard (kalp kası) alanını besleyen referansdamar çapı 3 mm ve altında olan koroner arterler,çıplak stentlerin restenozuna(tıkanıklığına) bağlı koroner arterdarlığı olanlar….. için, tıbbiaçıdan gerekli olduğunun ifade edildiğini; 1219sayılı Yasa ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ilede yapılacak tedaviyi belirleme konusunda doktorlara verilen yetki vegetirilen kurallar doğrultusunda hastanın tedavisi içingerekli görülmesi halinde bu bölgelerde kullanılanilaçlı stent bedelinin de ödenmesi gerektiğinindüzenlendiğini; müvekkilinin de yukarıda sayılan(ilaçlı stent kullanılmasını gerektiren) koşullarınpek çoğunu taşıması ve tedavisindeilaçlı stent kullanımının doktorunca gerekligörülmesi nedeniyle, cevabi yazıda sözü edilentebliğ hükümlerine dayanılarak Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuataaçıkça aykırı olduğunu ifade ederek; 8.375, 36 TL’lik stent bedelinin ödemesinin yapılmasıtaleplerinin reddine ilişkin kararın iptaline, stent bedeli olan8.375,36 TL ve yasal faizinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle13.2.2009 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA13.İDARE MAHKEMESİ:26.2.2009 gün ve E:2009/187, K:2009/260sayı ile, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nungeçici 139. maddesinde; tedavi giderine ilişkin hükümleryer almakta iken, bu Kanunun anılan hükmünün de yeraldığı bir kısım hükümlerini yürürlüktenkaldıran ve Emekli Sandığına ilişkin getirilenhükümleri 1 Ekim 2008 tarihinden itibarenyürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesinde; bu Kanununamacının, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasıbakımından kişisel güvence altına almak, busigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, buhaklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanmayöntemlerini belirlemek, sosyal sigortaların ve genelsağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usul veesasları düzenlemek olduğu belirtilmiş,"Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri vesüresi" başlıklı 63. maddesinin 1.fıkrasında; Genel sağlık sigortalısının vebakmakla yükümlü olduğu kişilerinsağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarınıkazanmalarını; iş kazası ile meslekhastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbbengerekli görülen sağlık hizmetlerininkarşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadankaldırılmasını veya azaltılmasını teminetmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlıkhizmetleri sayılmış olup, (f) bendinde, "Yukarıdakibentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgiliteşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri,kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbîaraç ve gereç, kişi kullanımına mahsustıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici niteliktekitıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması,garanti süresi sonrası bakımı, onarılması veyenilenmesi hizmetleri." bu kapsamda değerlendirilmiş, 2.fıkrasında da, "Kurum, finansmanı sağlanacaksağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f)bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini,miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûlve esaslarını Sağlık Bakanlığınıngörüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Kurum, buamaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzelkişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonlarınçalışma usûl ve esasları MaliyeBakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nıngörüşü alınarak Kurumca belirlenir."hükmüne yer verilmiş, 64. maddesinde ise; Kurumca finansmanısağlanmayacak sağlık hizmetlerinin sayılmışolduğu; aynı Kanunun 101. maddesinde, "Bu Kanunda aksinehüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür."hükmünün getirildiği; dava dosyasınınincelenmesinden; Emekli Sandığı iştirakçisi olandavacının, kalp ameliyatında kullanılan bir adetilaç kaplı stend bedeli tutarı olan 8.375,36 TL'ninödenmesi için 28.10.2008 tarihinde yaptığıbaşvurunun reddi üzerine, bu işlemin iptali istemiylebakılan davayı açtığınınanlaşıldığı; bu durumda; 5434 sayılıKanun kapsamındaki tedavi giderlerinden kaynaklananuyuşmazlıklar idari yargı yerlerinde görülüpçözümlenmekte iken, 5510 sayılı Kanun ile, 5434sayılı Kanunun tedavi giderlerine ilişkin hükümlerinin1.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüktenkaldırıldığı, aynı Kanunda finansmanısağlanacak ve sağlanmayacak sağlık giderlerinindüzenlendiği, davacının, kalp ameliyatındakullanılan ilaç kaplı stend bedelinin ödenmesiiçin yaptığı başvurunun reddine ilişkinİşlemin tesis edildiği ve bakılan davanınaçıldığı (13.12.2008) tarihlerde 5510sayılı Kanunun yürürlükte olduğu, stend bedelininödenip ödenmeyeceği hususunun bu Kanun hükümleriuyarınca değerlendirileceğinden, stend bedelinin ödenmesiiçin yapılan başvurunun reddine ilişkin işleminiptali isteminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın,yukarıda yer verilen Yasa hükümleri uyarınca adliyargı yerince (İş Mahkemelerinde) görülüpçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmışolduğu gerekçesiyle; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1/a bendi uyarıncadavanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karartemyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez aynı istemle; adli yargı yerinde davaaçmıştır. Ankara12.İş Mahkemesi, 2.3.2011 gün ve E:2009/362, K:2011/122sayı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerekdavanın kısmen iptaline, kısmen reddine karar vermiş; bukararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesi,24.12.2012 gün ve E:2011/5845, K:2012/24332 sayı ile, dava dilekçesininyargı yolu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğinden bahislehükmün bozulmasına karar vermiştir. ANKARA12.İŞ MAHKEMESİ: 30.10.2013 gün ve E:2013/198, K:2013/907sayı ile, Mahkemelerince verilen 02/03/2011 tarih 2009/362 esas 2011/122sayılı kararın, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 24/12/2012tarih 2011/5845 esas 2012/24332 sayılı kararında; “… Dava, kroner arter hastalığı nedeniyleilaçlı stent kullanmak zorunda kalan emekli sandığıiştirakçisi eşi olan davacıya Kurumca ödenmeyen8.375,36 TL tedavi giderinin Kurumun red tarihinden itibaren yasal faizi ilebirlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile 6.667,92 TL'nin 25.12.2008 tarihindenitibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesinekarar verilmiştir. Dosyadakikayıt ve belgelerden, Mesa Hastanesi'nin 24.05.2008 tarihli Raporu iledavacıya kroner arter hastalığı teşhisi nedeniyle 2adet ilaçlı stent implantasyonu yapıldığı,24.5.2008 tarih ve 163441 sayılı faturaya göredavacının bu tedavi nedeniyle 8.375,36 TL ödemek zorundakaldığı, bedelin ödenmesi için 28.10.2008 tarihindebaşvurması neticesi Kurumun 25.12.2008 tarihli yazısı iledavacının talebinin reddedildiği, davacınınölü olan eşinin emekli sandığıiştirakçisi olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiğiüzere Mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa" ilebelirlenmiş olup kamu düzenine ilişkin olduğundanyargılamanın her safhasında mahkemece resen nazaraalınır. 5510sayılı Yasa'nın geçici 4.maddesindeki, bu Kanunda aksinebir hüküm bulunmadığı taktirde; iştirakçiiken bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihitibariyle bu Yasa'nın 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendikapsamına alınanlar, bu Yasa'nın yürürlüğegirdiği tarihten önce 5434 sayılı Yasahükümlerine tabi olarak çalışmış olup buYasa'nın 4.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabiolarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunlarındul ve yetimleri hakkında bu Yasayla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Yasahükümlerine göre işlem yapılacağıbildirilmiş olup T.C. Emekli Sandığısigortalıları veya hak sahipleri arasında 5434 sayılıYasa hükümlerinin uygulanmasından doğanuyuşmazlıklarda anılan sandıkça tesis edilenişlemler idari işlem niteliğinde olduğundan idariişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için açılacak davalar 2577sayılı Yasa gereğince idari yargı yerindeçözümlenebilecektir. 5510sayılı Yasa'nın 101. Maddesindeki; bu kanunda aksinehüküm bulunmayan hallerde bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların İşMahkemelerinde görüleceğine ilişkin düzenlemeler ilemülga 506 sayılı Yasa'nın 134.maddesindeki, buYasa'nın uygulamasından doğan uyuşmazlıklarınyetkili Iş Mahkemelerinde görüleceğine ilişkindüzenleme birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davada 5510sayılı Yasa'nın ve 506 sayılı Yasahükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı, tedavigiderinin yapıldığı dönem itibariyle mülga 5434sayılı Yasa uygulamalarından doğan uyuşmazlıklaridari yargının görev alanına girdiğinden, 5434sayılı Yasa gereğince davaya bakma görevinin idariyargıya ait olduğu açık olduğu halde, mahkemecedavaya bakmaya idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesininYargı yolu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasıhakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmanedenidir. O halde,davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarıkabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. ”gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş olduğu;Mahkemelerince bozma ilamına uyulmasına karar verildiğigerekçesiyle; davanın HMK.'nun 114/I.b maddesi uyarıncayargı yolu caiz olmaması nedeniyle aynı yasanın 115/2maddesi uyarınca usulden reddine karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine bu karar Yargıtay21.Hukuk Dairesi'nin 3.3.2014 gün ve E:2014/1907, K:2014/3792sayılı kararıyla onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Davacıvekili, adli ve idari yargı yerlerince verilen görevsizlikkararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle Mahkememizebaşvuruda bulunmuştur. İNCELEME VEGEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 17.11.2014 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; adli ve idari yargı yerleri arasında 2247sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülenbiçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari yargı dosyasının onaylı, adli yargı dosyasının ise aslının 15. maddedebelirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerineson görevsizlik kararını veren mahkemece UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacının kalp rahatsızlığı nedeni ilegördüğü tedavi sırasında kullanılanilaçlı stent bedelinin davalı kurumcakarşılanmaması nedeni ile ödemek zorundakaldığı 8.375,36 TL bedelinyasal faizi ile birlikte tahsili istemiyleaçılmıştır. Davadosyalarının incelenmesinden, Emekli Sandığınatabi ölen eşinden dolayı, 1971 tarihinde kendisineölüm aylığı bağlanan davacıya; Mesa Hastanesinde kroner arter hastalığıteşhisi nedeniyle 2 adet ilaçlı stent implantasyonuyapıldığı, 24.5.2008 tarih ve 163441 sayılıfaturaya göre davacının bu tedavi nedeniyle 8.375,36 TLödediği, bu bedelin ödenmesi için 28.10.2008 tarihindeidareye başvurduğu; Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı, Genel Sağlık Sigortası GenelMüdürlüğü, Sağlık HizmetSunucularının ve Ödemelerin Yönetimi DaireBaşkanlığının 25.12.2008 tarih, B.13.2SGK.0.11.03.08/767067sayılı yazısıyla davacının istemininreddedildiği; bunun üzerine davacının vekilitarafından, müvekikilinin stent bedeli olaraködemek zorunda kaldığı bedelin yasal faizi ile birliktetahsili istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 31.5.2006tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4üncü maddelerle, 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ilediğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışıktutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceğiişlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bubakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlemve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları ve tam yargı davalarıkapsamında bulunan, 5510 sayılı Yasa’nınyürürlüğe girmesinden önce EmekliSandığına tabi ölen eşinden dolayı aylıkalan davacı tarafından açılan davanın, görümve çözümünün idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Ankara 13. İdare Mahkemesi’nin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara13.İdare Mahkemesi’nin 26.2.2009 günve E:2009/187, K:2009/260 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 17.11.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy