T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 660
KARAR NO : 2014 / 700
KARAR TR : 2.6.2014
ÖZET : Davacının taşınmazı üzerinde konulan kısıtlamanın (hukuki el atmanın) yol açtığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın imar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : Ç.S. Vekili :Av. N.S. Davalı : Bağcılar Belediye Başkanlığı Vekili :Av.İ.Ü. O L A Y : Davacı vekili, müvekkilininhissedar olduğu İstanbul, Bağcılar, Mahmutbey Mah.2306 ada,5 parsel sayılı taşınmazdaki bir kısım hisselerikamulaştıran davalının, diğer hisselerikamulaştırmaksın yol geçirmek ve araç parkıve sair işlerde kullanmak suretiyle fiilen de taşınmaza elatmış olduğunu; fiilen el atma olgusugerçekleşmemiş olsa dahi, davalı idarenin hukuki elatması nedeniyle de davalarının kabulünün gerektiğini,çünkü; davaya konu parselin, yaklaşık 20 yılönce davalı idarece yapılan imar uygulaması sonucuoluşturulduğunu, üst üste yapılan tüm imarplanlarında sürekli olarak kamu alanına tahsis edildiğini;son on yıl içinde yapılan; 19.10.2004 tarih onanlı,1/1000 ölçekli uygulama imar planında ve halen yürürlükteolan 15.09.2008 tarih onanlı 1/1000 ölçekli uygulama imarplanında ‘'kısmen teknik alt yapı ve kısmenyol” olarak kamu alanına tahsis edildiğini; davalı idarenin,üst üste yaptığı imar planları veuygulamaları ile yukarda belirtilen amaca tahsis ettiğitaşınmazı, yıllardır tahsis ettiği amaca uygunolarak kamulaştırılma cihetine gitmediğini, herhangibir işlem tesis etmeksizin, pasif ve suskun kalmak suretiyletaşınmaza müdahale ettiğini; idarenin, işbu menfitutumu ile Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi ve ek protokolleri,Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi Kararları, Anayasa ve sair ilgiliyasalardan doğan ve güvence altına alınan mülkiyethakkını, süresi belli olmayan bir sınırlamaya tabi tuttuğunu,mülkiyet hakkının kullanımını tamamen engellediğini; bu durumun ise fiilen el atılmış olmasa dahi, hukukenkamulaştırmaksızın el atma olgusunu yaratmışbulunduğunu; davalı idarenin eyleminin“kamulaştırmasız el koyma hükümleri"'çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin, yerleşikyargı kararları ile de sabit olduğunu; taşınmazınçevresinde, değerini arttıran birçok tesis bulunduğunu;işbu davanın ikamesinden önce 5999 sayılıyasa’nın geçici 6. ve 6111 sayılı Yasanıngeçici 2. maddesi uyarınca davalı idareye, “bedeldeuzlaşma yoluna gitmeyi istemedikleri” hususunun yazılıdilekçe ile davalıya bildirildiğini ifade ederek; kamulaştırmasızolarak el atılan İstanbul, Bağcılar, Mahmutbey Mah, 2306ada, 5 parsel sayılı taşınmazdaki, müvekkiline ait55/2400 hisse için, fazlaya ve maddi hatalara karşı dava vetalep hakları ile dava dilekçelerini ıslah haklarısaklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin hissesi içinşimdilik 10.000TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine; taşınmazdakimüvekkiline ait hissenin davalı adına tesciline karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı vekili süresiiçinde görev itirazında bulunmuştur. BAKIRKÖY 2.ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ: 6.9.2013 gün ve E:2013/45 sayı ile, davalı vekiliningörev itirazının reddine karar vermiştir. Davalı vekilinin,idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, davadosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış olduklarıişlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya dakarara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddifaaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idarieylem" olarak tanımlandığı; bu tanımagöre; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imarplanı uyarınca yapmak zorunda oldukları program veuygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de,idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanınincelenmesinden; dava dilekçesinde, imar planında kısmen teknikalt yapı ve kısmen yol olarak ayrılan taşınmaza kamulaştırmasızel atılması nedeniyle, taşınmazın değerinin ödenmesive taşınmazın tapu kaydının davalı adınatescilinin istenildiğinin anlaşıldığı; bubilgiler karşısında; davanın, davacılarıntaşınmazının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun15.12.2010 günlü, E:2010/5-662 K:2010/651 kararında "hukukiel atma" olarak nitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat talebiyle açıldığı sonucuna ulaşıldığı;dava dilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında,mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak busonuç ya da sonuçların, genel ve düzenleyici niteliktebir idari işlem olan imar planında taşınmazlarayönelik belirlemenin bu planda öngörülenkamulaştırma programlarının zamanındayapamamasından ve imar uygulamalarından; başka anlatımlada, idari işlemlerden ve davalı idarelerin imar planıgereği yapılması gereken kamulaştırmalar konusundakihareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerdenkaynaklandığı; idari işlem ve eylemlerden doğanzararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleriuyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacak tamyargı davalarına konu edilmelerinin, anılan yasahükümlerinin gereği olduğu; bu bakımdan, hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerindeaçılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanakbulunmadığı; dolayısıyla, davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmının, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "idarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları," hükmü gereğince idari yargı yerindegörülmesinin gerektiği; nitekim, 11.06.2013 günlü,28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılıKanun'un 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici6'ncı maddesinde değişiklik yapan 21'inci maddesinde"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idariyargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmeksuretiyle "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat davalarınıngörüm ve çözümünde İdari Yargıyerinin görevli olduğunun öngörülmüşbulunduğu; açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönündenolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine, karar vermiştir. Başkanlıkça, 2247sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın yazılıdüşüncesi istenilmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, ErtuğrulARSLANOĞLU, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 2.6.2014 günlü toplantısında; l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin,anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesive 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,10. maddede öngörülen biçimde, davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönünden olumlugörev uyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,Davacının hissedar olduğu taşınmazına, imarplanında kısmen teknik alt yapı alanı ve kısmen yol olarakayrılmak suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL. bedelin faizi ilebirlikte tazmini istemiyle açılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyleeş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğeyapılır, valilik itirazları ve planları onbeş güniçerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasızarsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilenyetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerininyüzde kırkını geçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklıkpayları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olanMilli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk veortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocukbahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumîhizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarlakullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bu fıkra hükümlerinegöre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenlemeortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imarplanı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına maniteşkil etmez…” hükmü yer almıştır. Dava konusu edilen taşınmazailişkin olarak yapılan ve Mahkemesinden istenilmesi üzerineUyuşmazlık Mahkemesine gönderilen, 9.4.2014 kayıt tarihliBilirkişi Kurulu Raporunun “SONUÇ VEKANAAT” bölümünde; a)Dava konusu taşınmazBağcılar İlçesi, Mahmutbey Mahallesi, 2306 ada 5 parsel 2192.00 m2 miktarlı arsa vasfındaki yer olup Taşocağı Yolu CaddesineCephelidir. Mahallinde yapılan inceleme ve ölçümneticesinde parsel üzerinde Bağcılar Belediyesitaşeronlarına ait İş makineleri ve taşınabilirmuhtelif malzemeler olduğu, parselde kazı, yol, tretuar ve benzerişekilde kalıcı bir işlem ve imalatyapılmamış bulunduğu, bu haliyle taşınmaza elatılmamış olduğu kanaatınavarılmıştır. Davacı dava dilekçesinde fiilen elatma olgusu gerçekleşmemiş olsa dahi hukuki el atma nedeniyledavanın kabulü gerektiğini iddia etmiştir. Dava konusutaşınmaz son imar durumuna göre 15.09.2008 tarih onanlı ve1/1000 ölçekli uygulama imar palanında kısmen teknik altyapı, kısmen de yol alanında kalmakta olup hukuki elatmanın oluştuğu görüşündeyiz.(…)”denildiği; yine aynı şekilde, Mahkemesinden istenilmesiüzerine gönderilen 9.4.2014 kayıt tarihli Fen BilirkişisiRaporunun “Sonuç” kısmında;“(…)Bahçelievler Kadastro Mühendisliğinin14/02/2014 tarih, 629 sayılı yazıları ekindegönderilen 31/01/2014 tarih, 427 Fen Nolu Aplikasyon krokisinde davakonusu 2306 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindekalıcı olarak yapılmış herhangi bir tesis yol vekaldırım gösterilmemiş olup, keşif mahallinde deparsel üzerinde Bağcılar Belediyesi Taşeronlarına aitiş makinaları ve muhtelif malzemeler olduğugörülmüştür.(…)” denildiğigörülmüş; bu raporlara göre, dava konusu edilentaşınmaza, imar planında gösterilen doğrultudakalıcı bir tesis yapılmadığı, yolgeçirilmediği, dolayısıyla taşınmaza fiili birel atmanın söz konusu olmadığıanlaşılmıştır. Olayda,davacının hissedar olduğu taşınmazın İmarPlanında kısmen İdari Tesis alanında, kısmen de yolalanında kaldığı, aradan uzun süre geçmesinerağmen kamulaştırılmadığı,taşınmaz üzerinde plan doğrultusunda düzenlemeyapılmadığı, kamulaştırmasız el atmanedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğininiddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194sayılı Kanun uyarınca kamu gücü kullanılarak tekyanlı irade ile yapılan imar planında yer alan davacıya aittaşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğuanlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planıve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılanzararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakbaşka bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıylabakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan mahkemeningörev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın 158. maddesiile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili kılınan UyuşmazlıkMahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir…” gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinceyapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliğinedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazıimar planında “spor alanı” olarak ayrılan diğerbir davacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik deiçermediği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin ‘açıkça dayanaktanyoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir…” gerekçesiyle, davacınınbaşvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir. (Resmi Gazete,30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun30.10.2013 tarih ve E:2013/603, K:2013/1503 sayılı kararıyla,imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalı vekilinin görev itirazınınreddine ilişkin, Bakırköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı vekilinin GÖREVİTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİNBakırköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.9.2013 gün ve E:2013/45sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2.6.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Ertuğrul ARSLANOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy