T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 708
KARAR NO : 2014 / 949
KARAR TR : 17.11.2014
ÖZET : 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun 36. maddesi ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca verildiği anlaşılan mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın kaldırılması istemiyle açılan davanın, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında bulunmadığı ve iptal davasına uygun olarak açıldığı kabul edilerek, durumun saptanması idare hukuku ilke-lerine göre yapılabileceğinden İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : H.Y.
Vekili : Av. Altuğ Bengüler
Davalı : Fatih Kaymakamlığı
O L A Y : İstanbulValiliği İl Emniyet Müdürlüğü Deniz LimanŞube Müdürlüğünün Adli Hizmetler BüroAmirliğine bağlı Polis-6 botuyla Yenikapıaçıklarında yapılan devriye görevisırasında, davacı H.Y.’ın, 1380 sayılı SuÜrünleri Kanunu’nun 24(a). maddesine aykırı olaraktrol avcılığı yaptığının tespitedildiğinden bahisle, aynı birim tarafından davacıadına 23.3.2012 gün ve 217541 sayılı İdari ParaCezası Karar tutanağı düzenlenerek, Marmara Denizinde Trolile avlandığı nedeniyle 1380 sayılı Kanun’un 36.maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca 5170,00 TLidari para cezası verilmiş, bir adet trol ağı ile iki adettrol kapısı için el koyma tutanağıdüzenlenmiş, Burak Kaptan-1 isimli tekne muhafaza altınaalınarak, bu eşyaların müsaderelerine karar verilmesi içinyazılan yazı üzerine, İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca, kabahat eylemleri için 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun 18. maddesi uyarıncamülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilebileceği, Yargıtay3. Ceza Dairesi’nin 28.6.2006 gün ve E:2006/8086,K:5924sayılı kararında da açıklandığıüzere, özel kanunlarda yer alan müsadereyaptırımının, 5326 sayılı Kanunun 18. maddesindedüzenlenen mülkiyetin kamuya geçirilmesi olarakanlaşılması gerektiği belirtilerek görevli ve yetkilimakamın idare olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıverilmesi üzerine;
Fatih Kaymakamlığının 18.5.2012 gün ve 46sayılı işlemi ile, davacıya ait Burak Kaptan-1 isimlitekne, 2 adet trol kapısı ve 1 adet trol ağının, 5326sayılı Kanun’un 18.mad-desinin sekizinci fıkrasında,mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın,kesinleşmesi halinde yerine getirileceği belirtildiğinden, kararınkesinleşmesinden itibaren mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, elegeçen malların karar kesinleşinceye kadarİçişleri Bakanlığı Emniyet GenelMüdürlüğü'nün Kabahatler Kanunu’nunuygulanması hakkındaki yazısı gereği MalMemurluğuna teslim edilmesine karar verilmiştir.
Davacı,18.5.2012 gün ve 46 sayılı işleminiptali istemiyle adli yargı yerineitirazda bulunmuştur.
İSTANBUL8.SULH CEZA MAHKEMESİ; 12.11.2012 gün ve Değ.İş:2012/412 sayı ile, 1380sayılı Kanun uyarınca davacı hakkında idari paracezası ile mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verildiği, aynı Kanunda idari paracezasına karşı idari yargı yerinin görevliolduğunun belirtildiği ve 5326 sayılı KabahatlerKanunu'nun 27/8. maddesi uyarınca mülkiyetin kamuyageçirilmesi kararına karşı dadavanın çözümünün idari yargı yerine aitolduğu gerekçesiyle başvurunun görevyönünden usulden reddine karar vermiş,yapılan itiraz İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesince kesin olarakreddedilmiştir.
Davacı vekili, aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
İSTANBUL 10. İDARE MAHKEMESİ; 14.3.2013 gün ve E:2012/2337, K:2013/528 sayı ile, 5326sayılı Kabahatler Kanunu'na göre verilen mülkiyetinkamuya geçirilmesine ilişkin kararakarşı aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca adliyargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine kararvermiş, verilen karar kesinleşmiştir.
Bu kez, davacı vekili aynıistemle ikinci kez adli yargı yerine başvuruda bulunmuş,İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nce, İstanbul 8. Sulh CezaMahkemesi'nin 12.11.2012 gün ve Değ. İş:2012/412 sayılı kararı ile İstanbul 10.İdare Mahkemesinin 14.3.2013 gün ve E: 2012/2337, K:2013/528sayılı kararı arasında oluştuğuanlaşılan görev uyuşmazlığınıngiderilmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'negönderilmesine karar verilmiş, yapılan itiraz üzerine,İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesince itirazın usulyönünden reddine, esasa ilişkin bir karar verilmesine yerolmadığına, görev uyuşmazlığınınçözümü için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderilmek üzere Mahkemesine iadesine karar verilmiş,dava dosyası İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nce, Mahkememizegönderilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 17.11.2014 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanununuygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adliceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin HukukBölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgözetildiğinde, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş, adli yargı yerince de idari yargıyerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş görevsizlik kararları bulunmakta olup, ikincikez yapılan itiraz üzerine kendine gelen davayı inceleyen adliyargı yerinin verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1- 2247sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeriyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı merciidavada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler ” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda,adli ve idari yargı yerleri arasında meydana gelen olumsuz görevuyuşmaz-lığının giderilmesi amacıyla,görevli merciin belirtilmesi için, aynı konuda ikinci kezbaşvuruda bulunulan adli yargı yerince, görevuyuşmazlığına konu dava dosyaları da temin edilerek, davadosyası re’sen Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmiştir.
Bu haliyle, her ne kadar 2247sayılı Yasada öngörülen yönteme uymamakta ise de,davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığıgözetilerek, Sulh Ceza Mahkemesince re’sen yapılanbaşvurunun 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi kapsamındaolduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesininönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerek UyuşmazlıkMahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümündeidari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHANile Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 1380sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun 36. maddesinin birincifıkrasının (i) bendi nedeniyle 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun 18. maddesi uyarınca verilen mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin kararın kaldırılmasıistemiyle açılmıştır.
22.3.1971 tarih ve 1380 sayılı Su ÜrünleriKanunu’nun “Şümul” başlıklı1.maddesinde, “Bu Kanun su ürünlerininkorunması, istihsali ve kontroluna dair hususları ihtiva eder.”denilmiş; “Cezalar”başlıklı 36. maddesinde, bu Kanundaki ve bu Kanuna göreçıkarılacak yönetmeliklerdeki yasak, sınırlamave yükümlülüklere aykırı hareket edenlere verilecekcezalar gösterilmiş, maddenin birinci fıkrasının (i)bendinde, “ 24 üncü maddenin (a) bendinde belirtilen alanlardatrol ile su ürünleri istihsalinde bulunanlar üç milyarlira idarî para cezası ile cezalandırılır ve istihsalolunan su ürünleri ile istihsal vasıtaları zapt vemahkemece müsadere edilir.
24 üncü maddeye göre çıkarılanyönetmelikteki dip trolüne ilişkin yasak, sınırlama veyükümlülüklere aykırı hareket edenler iki milyarlira idarî para cezası ile cezalandırılır, istihsalolunan su ürünleri zapt ve mahkemece müsadere edilir.Suçta kullanılan gemiler ile gerçek ve tüzelkişilerin ruhsat tezkereleri; suçun ilk defa işlenmesi halindebir ay, ikinci defa işlenmesi halinde üç ay süre ile gerialınır, tekrarlanması halinde iptal edilir. Aykırılığınbu Kanuna istinaden bölgeler, mevsimler ve zamanlar bakımından konulacakdüzenlemelere uyulmayarak işlenmesi halinde, gemiler haricindekiistihsal vasıtaları da zapt ve mahkemece müsadere edilir.
Yasak bölgelerde veya yasak zaman ve mevsimlerde dip trolağları denizde veya toplanıp bordaya alınmışdurumda tespit edilenler, göz açıklıkları tayinolunan asgarî ölçülerden küçük diptrolü ağlarını her ne suretle olursa olsun gemilerindebulunduranlar ile orta su trolünü veya kombine trolü diptrolü olarak kullananlar hakkında, ikinci fıkradaki cezalarhükmolunur.”;
“Trol”başlıklı 24. maddesinde,
“a)İçsular, Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkaleboğazlarında her çeşit trol ile su ürünleriistihsali yasaktır.
İlmi maksatlarla yapılacak incelemelerde trolkullanılabilir.
b) Kara sularımız dahilinde dip trolu ile su ürünleriistihsali şekli ayrı bir yönetmelikle düzenlenir. Buyönetmelik hükümlerine aykırı olarak dip trolu ile suürünleri istihsali yasaktır.
c)Orta su trolu hakkında 23 üncü madde hükümleriuygulanır.
Ancak orta su trolunun dip trolu olarak kullanılması yasaktır.
d) Munhasıran sünger avında kullanılan kankavatroldan sayılmaz.” hükmü yer almış,
Ek Madde 3’te , “Bu Kanunun 36 ncı maddesinde yer alanidarî para cezaları mahallin en büyük mülkîamiri ile denizlerde Sahil Güvenlik Komutanlığı botkomutanları tarafından kesilir ve mahallin en büyük malmemurluğuna yatırılır. Mülkî amirler ceza kesmeyetkilerini 33 üncü maddede belirtilen görevlilere öncedenilân etmek şartıyla devredebilirler.
Cezaların kesilme usulleri, makbuzların şekli,dağıtımı ve kontrolü hususundaki usul ve esaslaryönetmelikle düzenlenir.
Cezalar 6183sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanun hükümlerine göre tahsil edilir.
İdarî para cezalarına karşı cezanıntebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içindeyetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idare tarafındanverilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz, zaruretgörülmeyen hallerde evrak üzerinden inceleme yapılarakkarara bağlanır. İtiraz üzerine verilen kararkesindir.”;
“Muhakeme usulü” başlıklı 32.maddesinde ise, “(Değişik: 22/7/2003 – 4950/4 md.) Bu Kanunda yer alan mahkemece yerinegetirilecek görevler zaruret görülmeyen hallerde sulh cezamahkemelerince onbeş gün içerisinde evrak üzerindeninceleme yapılarak karara bağlanır.” düzenlemesineyer verilmiştir. 30.3.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nunbirinci maddesinde, “Bu Kanunda; toplum düzenini, genelahlâkı, genel sağlığı, çevreyi veekonomik düzeni korumak amacıyla; a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler, b) Kabahatler karşılığındauygulanabilecek olan idari yaptırımların türleri vesonuçları, c) Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci, d) İdari yaptırıma ilişkin kararlarakarşı kanun yolu, e) İdari yaptırım kararlarının yerinegetirilmesine ilişkin esaslar, belirlenmiş veçeşitli kabahatler tanımlanmıştır” denilerek Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmiş; ikincikısmında yer alan 32 ila 43. maddelerinde, Türk Ceza Kanunu kapsamıdışında kalan çeşitli kabahatler sayılarak, bueylemlere yaptırımlar öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 2. maddesinde, “kabahat” deyiminden,kanunun karşılığında idari yaptırımuygulanmasını öngördüğühaksızlığın anlaşılacağı; 16.maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olanidari yaptırımların “idari para cezası” ve“idari tedbirler”den ibaret bulunduğu; “idaritedbirler”in de mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgilikanunlarda yer alan diğer tedbirler olduğu belirtilmiştir. Kanun’un “Mülkiyetin kamuyageçirilmesi” başlıklı 18.maddesinde de: “(1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyleelde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine,ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde kararverilebilir. (2) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar,eşyanın; a)Kullanılmaz hale getirilmesi, b)Niteliğinin değiştirilmesi, c)Ancak belli bir surette kullanılması, Koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarakbelli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen süre zarfındakoşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetininkamuya geçirilmesine karar verilir. (3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararkesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafındaneşyaya elkonulabileceği gibi; eşya, kişilerinmuhafazasına da bırakılabilir. (4) Eşyanın mülkiyeti, kanunda açık hükümbulunan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna, aksi takdirde Devletegeçer. (5) Eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine kararverilebilmesi için fail hakkında idari para cezası veyabaşka bir idari yaptırım kararı verilmiş olmasışart değildir. (6)Kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de kararverilebilir. (7)Mülkiyeti kamuya geçirilen eşya, başka suretledeğerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilir. (8)Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar,kesinleşmesi halinde yerine getirilir” denilmiştir. Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde,“ (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.” ; “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise,“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir”düzenlemeleri yer almıştır. Kabahatler Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasında, kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edileneşyanın, ancak kanunda açık hüküm bulunanhallerde mülkiyetinin kamuya geçirilmesine kararverilebileceği, 1380 sayılı Kanun’un 36. maddesinde,istihsal vasıtalarının zapt ve mahkemece müsadereedileceği, 32. maddesinde ise, bu Kanunda yer alan mahkemece yerinegetirilecek görevlerin zaruret görülmeyen hallerde sulh cezamahkemelerince onbeş gün içerisinde evrak üzerinden incelemeyapılarak karara bağlanacağı düzenlenmiş, nitekim1380 sayılı Kanun’a aykırılık nedeniyle evraküzerinden inceleme yapılarak suçta kullanılan tekneninzoralımına karar verilmesi üzerine, Yargıtay Ceza GenelKurulu önüne gelen bir dosyada, Kurulun 3.11.2009 gün veE:2009/7-183, K:2009/257 sayılı kararında da, “……idariyaptırım gerektiren bir suç işlendiğinin ilerisürülmesi karşısında, bu suçun işlenmesinebağlı olarak kamu davası açılamaması nedeniyle,Yasadaki özel düzenleme nazara alınarak zoralım kararıistendiği açıktır. Zoralımına karar verileneşya ise, bizatihi kendisi suç teşkil eden ve zoralımatabi eşya niteliğinde değildir. Bu nedenle 1380 sayılıYasanın 32. maddesindeki, “zaruret görülmemesi”koşulu ile zoralım konusundaki genel hükümler degözetilerek, duruşma açılarak yargılamayapılmalı ve sonucuna göre hukuki durum belirlenmelidir. Yerelmahkemece yasal düzenlemelerin hatalı yorumlanması suretiyleduruşma açılmadan, evrak üzerinde yapılan incelemeile zoralım kararı verilmesi isabetsiz ve yasayaaykırıdır. ” denilmek suretiyle 1380 sayılı Kanun’aaykırılık nedeniyle suçta kullanılan tekneninzoralımına ancak Mahkemece karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 1380 sayılı Kanunda, geminin mülkiyetinin kamuyageçirilmesine ilişkin olarak idareye idari yaptırımuygulama yetkisi verilmediği, ancak somut olayda, idarece (FatihKaymakamlığınca) Kanunda yetki verilmediği halde, davacıyaait Burak Kaptan-1 isimli tekne, 2 adet trol kapısı ve 1 adet trolağının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine kararverildiği anlaşıldığından, gemi ile trolkapısı ve trol ağı gibi istihsalvasıtalarının müsaderesinde yalnızca “mahkemekararının” gerekli bulunduğunun hükümaltına alınması karşısında, olayda geminin mülkiyetininkamuya geçirilmesi işlemi yönünden idarece yersizkullanılan bir yetkinin söz konusu olduğu, davanın 5326sayılı Kabahatler Kanunu kapsamındabulunmadığının kabul edilerek, durumun saptanmasıidare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577sayılı Kanun’un ikinci maddesinin (a) bendinde belirtilen iptaldavasına uygun olarak açılan davanın görüm veçözümünün idari yargı yerine ait olduğusonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü idariyargı yerinin görevine girdiğinden İstanbul 15. Sulh CezaMahkemesi'nin 19.madde kapsamında görülen başvurusunun kabulüile, İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nce verilen görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul15. Sulh Ceza Mahkemesinin 19. madde kapsamında görülen BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 14.3.2013 günve E: 2012/2337, K:2013/528 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 17.11.2014 gününde Üye NurdaneTOPUZ’un KARŞIOYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy