T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 880
KARAR NO : 2014 / 927
KARAR TR : 13.10.2014
ÖZET : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca verdiği idari para cezası-nın iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : T. Bilgi İletişim ve BilişimGüvenliği Hizmetleri A.Ş.
Vekili : Av. Ö.A.A.
Davalı : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu
OLAY :Davacının, nitelikli elektronik sertifika oluşturmasürecine ilişkin yeterli ve gerekli güvenlik önlemlerialmadığından bahisle, Bilgi Teknolojilerive İletişim Kurulunun 5.3.2014 gün ve 2014/DK-SDD/124 sayılıkararı ile, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 10.maddesinin birinci fıkrası (d) bendine aykırı davrandığınedeniyle, davacıya aynı Kanun’un 18. maddesinin birincifıkrası (a) bendi uyarınca 15.000 TL idari para cezasıverilmiştir.
Davacı vekili, idari para cezasının iptali istemiyle adliyargı yerine itirazda bulunmuştur.
ANKARA 14. SULH CEZA MAHKEMESİ: 13.5.2014gün ve D. İş:2014/196 sayı ile, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararlarınakarşı 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 62/1. maddesinde, buKanun hükümlerine göre verilen idari yaptırımkararlarına karşı yetkili idare mahkemesine davaaçılabileceği belirtildiğinden davanınçözümünün idari yargı yerine ait olduğugerekçesiyle başvurunun usulen reddine karar vermiş, verilenkarar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez, aynı istemle idariyargı yerinde dava açmıştır.
ANKARA 8. İDAREMAHKEMESİ: 10.7.2014 gün ve E:2014/1100 sayı ile, dava konusupara cezasının verilmesine dayanak teşkil eden 5070 sayılıYasa’da bu Kanun hükümlerine göre verilen idari paracezasına karşı başvuru yolu gösterilmediğindenKabahatler Kanunu’nun 27/1. maddesi uyarınca davanınçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesininUyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine kararvermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 13.10.2014 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenipdeğerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adliceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durum gözetildiğinde,olay bölümünde yazılı başvuru konusu görevuyuşmazlığının Hukuk Bölümündeincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 5070sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 18. maddesinin birincifıkrası (a) bendi uyarınca verilen idari paracezasının iptali istemiyle açılmıştır.
5070sayılı Kanun’un “Amaç”başlığı altında düzenlenen 1. maddesinde, “BuKanunun amacı, elektronik imzanın hukukî ve teknik yönleriile kullanımına ilişkin esasları düzenlemektir”denilmiş, 2. maddesinde ise, Kanun’un; elektronik imzanınhukukî yapısını, elektronik sertifika hizmetsağlayıcılarının faaliyetlerini ve her alandaelektronik imzanın kullanımına ilişkin işlemlerikapsadığı belirtilmiş, “Elektronik sertifika hizmetsağlayıcısınınyükümlülükleri” başlığıaltında düzenlenen 10. maddesinde, “Elektronik sertifika hizmetsağlayıcısı;
a)Hizmetin gerektirdiği nitelikte personel istihdam etmekle,
b)Nitelikli sertifika verdiği kişilerin kimliğini resmîbelgelere göre güvenilir bir biçimde tespit etmekle,
c)Sertifika sahibinin diğer bir kişi adına hareket edebilmeyetkisi, meslekî veya diğer kişisel bilgilerinin sertifikadabulunması durumunda, bu bilgileri de resmî belgeleredayandırarak güvenilir bir biçimde belirlemekle,
d)İmza oluşturma verisinin sertifika hizmetsağlayıcısı tarafından veya sertifika talep edenkişi tarafından sertifika hizmet sağlayıcısınaait yerlerde üretilmesi durumunda bu işlemin gizliliğinisağlamak veya sertifika hizmet sağlayıcısınınsağladığı araçlarla üretilmesi durumunda, buişleyişin güvenliğini sağlamakla,
e)Sertifikanın kullanımına ilişkin özelliklerin veuyuşmazlıkların çözüm yolları ile ilgilişartların ve kanunlarda öngörülensınırlamalar saklı kalmak üzere güvenli elektronikimzanın elle atılan imza ile eşdeğer olduğuhakkında sertifika talep eden kişiyi sertifikanın teslimindenönce yazılı olarak bilgilendirmekle,
f)Sertifikada bulunan imza doğrulama verisine karşılık gelenimza oluşturma verisini başkasına kullandırmamasıkonusunda, sertifika sahibini yazılı olarak uyarmak vebilgilendirmekle,
g)Yaptığıhizmetlere ilişkin tüm kayıtları yönetmeliklebelirlenen süreyle saklamakla,
h)Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumuKuruma ve elektronik sertifika sahibine bildirmekle,
Yükümlüdür.
Elektroniksertifika hizmet sağlayıcısı üretilen imzaoluşturma verisinin bir kopyasını alamaz veya bu veriyisaklayamaz.” denilmiş; “İdari para cezaları”başlığı altında düzenlenen 18. maddesinde ise,“Bu Kanunun;
a)10 uncumaddesindeki yükümlülüklerinden herhangi birini yerinegetirmeyen elektronik sertifika hizmet sağlayıcısınaonbeşbin Türk Lirasından otuzbin Türk Lirasına kadar,
b)11 incimaddesindeki yükümlülüklerden herhangi birini yerinegetirmeyen elektronik sertifika hizmet sağlayıcısınaonikibin Türk Lirasından yirmibin Türk Lirasına kadar,
c)12 ncimaddesi hükümlerine aykırı hareket edenler hakkındaonbeşbin Türk Lirasından otuzbin Türk Lirasına kadar,
d)13üncü maddesinin beşinci ve yedinci fıkralarındakiyükümlülükleri yerine getirmeyen elektronik sertifikahizmet sağlayıcısına onikibin Türk Lirasındanyirmibin Türk Lirasına kadar,
e)15 incimaddesi hükümlerine aykırı hareket eden elektroniksertifika hizmet sağlayıcısına otuzbin TürkLirasından ellibin Türk Lirasına kadar,
idarîpara cezası Telekomünikasyon Kurulu tarafından verilir. Bu maddehükümlerine göre ilgili tüzel kişi hakkındaverilecek olan idarî para cezasının üstsınırı yetmişbeşbin Türk Lirasıdır.”hükmü yer almıştır.
Her ne kadarAnkara 14. Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen görevsizlikkararında, Bilgi Teknolojileri veİletişim Kurulu kararlarına karşı 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 62/1. maddesinde, Kurultarafından verilen idari yaptırım kararlarınakarşı yetkili idare mahkemesine dava açılabileceğibelirtildiğinden, davanın çözümününidari yargı yerine ait olduğu gerekçesine yer verilmişise de;
5809 sayılıKanun’un 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; elektronikhaberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkinrekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi,ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması,kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme altyapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin veyeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkinusul ve esasların belirlenmesidir” denilmiş, 3. maddesininbirinci fıkrasında, “bu Kanunda geçen;
………
………
dd) Kurul:Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunu,
ee) Kurum: BilgiTeknolojileri ve İletişim Kurumunu,
ifadeeder”;
Sonhükümler kısmında “Atıflar ve uygulama”başlığı altında düzenlenen 65. maddesininüçüncü fıkrasında ise, “Diğermevzuatta geçen “Telekomünikasyon Kurumu” ibaresinden“Kurum”; “Telekomünikasyon Kurulu” ibaresinden de“Kurul” anlaşılır”,“Davahakkı” başlığı altında düzenlenen 62.maddesinde ise, “İdarî yaptırım kararlarınakarşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurumkararlarına karşı açılan her türlü davaöncelikli işlerden sayılır. Kurulun kararları, Kurumunidarî denetimi sırasında yerindelik denetimine tabi tutulamaz”hükmü yer almıştır.
Öteyandan, 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise"idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir"düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer Kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, BilgiTeknolojileri ve İletişim Kurulunun 5809 sayılı Kanunuyarınca verdiği idari yaptırım kararlarınakarşı açılan davanın, Kanunda görevli mahkemeidare mahkemesi olarak gösterildiğinden idari yargı yerinde,5070 sayılı Kanun uyarınca verdiği idari yaptırımkararlarına karşı açılan davanın, Kanundagörevli mahkeme belirtilmediğinden adli yargı yerindegörüleceği kuşkusuzdur.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkinolduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesephak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andakikurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsizhale gelmiş ise, (davanın açıldığı andagörevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen)mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan,dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sıradayapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme odava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artıkgörevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli halegeldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenenuyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, davanın 5070sayılı Elektronik İmza Kanunu uyarınca verilen idari paracezasının iptali istemiyle açıldığı, 5070sayılı Kanun’da da bu para cezasına itiraz konusundagörevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından,idari para cezasına karşı açılan davanıngörüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27.maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yeriningörevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin başvurusununkabulü ile, Ankara 14. Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 8. İdareMahkemesi’nin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Ankara 14. Sulh Ceza Mahkemesinin13.5.2014 gün ve D. İş:2014/196 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 13.10.2014 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy