T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2014 / 765 KARAR NO : 2014 / 817 KARAR TR : 14.7.2014 ÖZET : Davalı tarafından hizmet alımı işine ilişkin olarak düzenlenen ihaleyi kazanan davacı ile imzalanan sözleşme sonrasında, sözleşmeden kaynaklanan damga vergisi beyannamesinin geç yapılması nedeni ile Maliye Hazinesi’nce davalı kuruma kesilen ve davalı kurumdan tahsil edilen vergi ziyaı cezası ile gecikme faizinin, davacının hak edişinden re’sen kesilmek suretiyle rucuen tazminine yönelik davalı idare işleminin hukuka aykırı olduğu iddiası ile açılan 60165.30 TL’nin iadesi istemine ilişkin davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :O.Grup Sosyal Hizmetler Pro.Tem. Gıda. Ağ. İnş. Tur. Taş.San. Tic. Ltd. Şti. Vekilleri :Av.S.G. &Av.İ.M. Davalı :AltındağBelediye Başkanlığı Vekili :Av.N.I.K. 1- O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurumun2010/535882 ihale kayıt numaralı "Hizmet Alım"işiyle ilgili 10.12.2010 tarihli ihale kararına istinaden,davacının davalı Altındağ BelediyeBaşkanlığı (Temizlik İşleriMüdürlüğü) ile 28.12.2010 tarihli sözleşmeyiimzaladığını, davacı şirketinsözleşme konusu taahhüt işini tam ve eksiksiz birşekilde yapmış olmasına rağmen; davalı idaretarafından, davacı şirketin istihkaklarından 60.16530-TLhaksız kesinti yapıldığını; davalı idareninkesintiye/eksik ödemeye gerekçe olarak sözleşmedenkaynaklanan damga vergisini gösterdiğini ve haksız olarakkendileri tarafından ödendiğini belirttikleri60.165,30-TL’nin rücuen davacı şirketten tahsilini talepettiklerini; ancak söz konusu hizmet işi ile ilgili olarak4.718.700,00-TL tutarlı ihale bedeli üzerinden 23.358.00-TL ihalekararına ait damga vergisinin davacı şirket tarafından28.12.2010 tarihinde Çankaya Vergi Dairesi’ne ödendiğinive makbuz aslının da davalı kuruma verildiğini, KİKpayı ödeme makbuzuyla, kat'i teminat ve vergi/SGK borçsuzlukyazıları da verildikten sonra sözleşmeye ait 38.919,27-TLtutarlı Damga Vergisi'nin. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun15 vd. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak ilk istihkaktankesinti yapılmak suretiyle ödenmesi taahhüdüyle davalıkurumla 28.12.2010 tarih ve 4.718,700.00-TL tutarlı hizmet alımsözleşmesinin imzalandığını; KızılbeyVergi Dairesi Müdürlüğü'nde sürekli olarak damgamükellefiyeti bulunan davalı Belediyece, davacı şirketinilk istihkakından 09.02.2011 tarihinde damga vergisi kesintisiyapıldığını ve 38.919,27-TL meblağlı budamga vergisi kesintisini 22.03.2011 tarihli damga vergisi beyannamesi ile KızılbeyVergi Dairesine beyan edilerek, 28.3.2011 tarihinde ödendiğini, fakatdavalı kurumun mükellefi olduğu Kızılbey Vergi Dairesi’nin,28.12.2010 tarihli sözleşmeye ait damga vergisinin 23.01.2011tarihine kadar beyan edilmemesi nedeni ile davalı AltındağBelediyesi adına 58.393.91-TL vergi ziyaı cezası kestiğini,davalı Altındağ Belediyesi’nin söz konusu vergi ziyaıcezasına karşı önce itiraz yoluna başvurduğunu,ancak itirazının reddedilmesi üzerine bu defa da uzlaşmatalebinde bulunduğunu, uzlaşma talebinin de reddedilmesi üzerinesöz konusu vergi ziyaı cezasını 1.771,38-TLtutarındaki gecikme zammı ile birlikte 60.165,30-TL olaraködeyerek müvekkil şirkete rücu yoluna gittiğini, sözkonusu cezanın kesilmesinde davacı şirkete atfedebilecek en ufakbir kusur bulunmadığını, zira önce müvekkili şirketadına kesilen söz konusu ceza için davacı şirkettarafından yapılan itiraz üzerine Maliye BakanlığıGelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi DairesiBaşkanlığı’nca verilen 28.06.2011 tarih ve 2003sayılı yazıda bu hususun açıkçavurgulandığını, davacı şirket adına kesilencezanın düzeltme yoluyla terkin edilmesine/kaldırılmasınakarar verildiğini, netice olarak davalı Belediyenin açıkçakendi sebep olduğu zararın, davacı şirketin hakedişlerinden kesilmesinin yasal olarak mümkün olmadığınıbelirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile60165.30 TL haksız kesintinin, yapıldığı tarihtenitibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiile adli yargı yerinde dava açmıştır. Dava ilk olarakAsliye Ticaret Mahkemesi’nde açılmış, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04.04.2013 gün ve 2013/226 Esas,2013/156 Karar sayılı kararı ile davada Asliye HukukMahkemelerinin görevli olması nedeni ile görevsizlik kararıvermesi üzerine dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve yargılamayagönderme kararı üzerine Ankara 23. Asliye HukukMahkemesi’nde devam edilmiştir. DavalıAltındağ Belediye Başkanlığı vekili süresiiçerisinde verdiği cevap dilekçesinde özetle;görev itirazında bulunmuştur. 2-Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesi: 03.04.2014 gün ve 2013/591 Esassayılı kararı ile görev itirazının reddine kararvermiştir. Davalı AltındağBelediye Başkanlığı vekilinin idari yargıyararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine dava dosyasının onaylıbir örneği Danıştay Başsavcılığı’nagönderilmiştir. 3-DanıştayBaşsavcısı; 27.05.2014 gün ve 2014/157 Esassayılı kararında aynen: “Uygulama ve öğreti'de,kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümüsırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler,"idari işlem" herhangi bir işlem ya da kararadayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle,görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de "idari eylem" olaraktanımlanmaktadır. Gerek uygulama,gerekse öğreti'de, idari işlem; idarenin kamu hizmetininyürütümü amacıyla ve tek yanlı iradeaçıklamasıyla tesis etmiş olduğu kesin veyürütülmesi gerekli işlemler olarak tanımlanmış,bu tanıma göre, idari yargı yerlerinde iptal davasına konuedilecek hukuksal işlemlerin, öncelikle, kamu idaresinin işlemiolması, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla tesisedilmiş olması, kamu idaresinin tek yanlı iradeaçıklamasına dayanması ve nihayet kesin ve icrai nitelikte(yürütülmesinin gerekli) olması gerekmektedir. İdariyargıda yerini almış olan Vergi Mahkemelerinin görevleri;kuruluş kanunu olan 2576 sayılı Bölge İdareMahkemeleri, idare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu veGörevleri Hakkında Kanun'un 6'ncı maddesindesayılmış, bu maddede Vergi Mahkemelerinin a) Genel Bütçeye,il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim veharçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam vecezaları ile tarifelere ilişkin davaları, b) (a) bendindekikonularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları, c)bendinde de, Diğer Kanunlarla verilen işleriçözümleyeceği hüküm altınaalınmıştır. Dosyanınincelenmesinden; Altındağ Belediye Başkanlığı iledavacı şirket arasında 28/12/2010 tarihinde imzalanan hizmetalım sözleşmesi üzerinden hesaplanarak vergi dairesineyatırılması gereken damga vergisine ilişkin beyannameninsüresinde verilmemesi nedeniyle yetkili vergi dairesince istenilen gecikmezammı ile vergi ziyaı cezasının davalı belediyetarafından ödendiği ancak davacının hak edişindenkesilen uyuşmazlık konusu gecikme zammı ile vergi ziyaıcezasının davalı idareden tahsili ile davacıya iadeedilmesi istemiyle, Ankara 7'nci Asliye Ticaret Mahkemesi’nde davaaçıldığı, bu mahkemece verilen görevsizlikkararı üzerine de dosyanın Ankara 23. Asliye HukukMahkemesi’ne gönderildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkkonusunun esasına ilişkin olan 488 sayılı Damga VergisiKanunu'nun 1 'inci maddesince; bu kanuna ekli (I) sayılı tablodayazılı kağıtların damga vergisine tabiolacağı, bu kanundaki kağıtlar teriminin yazılıpimzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyledüzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibrazedilebilecek olan belgeler ile elektronik. imza kullanılmak suretiylemanyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleriifade edeceği belirtilmiş, müteakip maddelerde de diğerusul ve esaslara yer verilmiştir. Dolayısıyla;önceden yetkili vergi dairesine yatırılmış olan damgavergisine bağlı olarak süresinde beyanname verilmemesi nedeniylehesaplanarak davacının hak edişinden kesilen davaya konu gecikmezammı ile vergi ziyaı cezasının davalı belediyedentahsili ile iadesine karar verilmesi istemiyle açılan budavanın, uyuşmazlığın ilgili vergi kanunlarındankaynaklanmış olması nedeniyle idari yargıda yerinialmış ve vergi hukukunda ihtisas mahkemesi niteliğindeki vergimahkemelerince çözümlenmesi gerekeceğinden,uyuşmazlığı alacak davası kabul etmek suretiyle adliyargı yerlerinde dava konusu yapılmasına hukuki olanakbulunmamaktadır. Bu nedenle,davanın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (a) bendinde yeralan "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davaları,"hükmü gereğince idari yargı yerinde "vergimahkemesinde" görülmesi gerekmektedir. Nitekim, 02/07/2012günlü ve E:2009/1, K:2012/2 sayılı Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu kararıyla; ihalekararı üzerinden ya da istihkaktan kesinti suretiyle 488sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre hesaplanıp yetkilivergi dairesine yatırılan damga vergisinin ilgililerince iadesiistemiyle vergi mahkemesinde açılan davalar nedeniyle görevyönünden Danıştay 7'nci Dairesince verilen 06/02/2006günlü ve E:2003/1573 K:2006/366 sayılı karar ile aynıkonuda Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca verilen 14/04/2006günlü ve E:2006/26, K:2006/93 sayılı karar arasındakiaykırılığın, görevli ve yetkili yargıyerinin vergi mahkemeleri olduğundan bahisle Vergi Dava DaireleriKurulu'nca verilen kararlar doğrultusunda giderilmiştir.”şeklindeki açıklamaları ile 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 14.7.2014 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME: Başvuruyazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılanincelemeye göre, davalı Altındağ BelediyeBaşkanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve dahi 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Danıştay Başsavcısı'nca, davalı AltındağBelediye Başkanlığı vekili bakımından 10.maddedeöngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül Yiğit’in,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacı tarafından ihaleyeçıkartılan hizmet alım işi kapsamında ihaleyikazanan davacı ile imzalanan sözleşme sonrasında,davalı kurumdan maliye hazinesi tarafından tahsil edilen damgavergisi ziyaı cezası ile buna ilişkin gecikme faizinindavacının hak edişinden kesilmesine ilişkin işleminhukuka aykırı oluğu gerekçesi ile, 60165.30 TLhaksız kesintinin, yapıldığı tarihten itibaren işleyecekavans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemi ile istemiyleaçılmıştır. Davacı dava dilekçesinde,üstlenilen iş nedeni ile kendisine verilmesi gereken hak ediştenvergi ziyaı cezasının kesilmesine ilişkin işleminhukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekilide cevap dilekçesinde, damga vergisinin mükellefi ve bununsüresinde ödenmemesi nedeni ile vergi zıyaının dasorumlusunun davacı şirket olduğundan, davanın esasyönünden de reddine karar verilmesi gerektiğinibelirtmiştir. Görüldüğü üzeretaraflar arasındaki ihtilafın temelinde damga vergisi beyannamesininsüresinde verilmemesi nedeni ile uygulanan Vergi Zıyaıcezasından kimin sorumlu olacağı sorunu yatmaktadır. Busoruna ilişkin yargılamada hangi mahkemenin görevliolacağını belirlemek açısından, vergiziyaı cezasına neden olan vergi beyannamesi, dava konusu olan vergiziyaı cezasının hukuki niteliği ve bunun tahsilisırasında davalı idare tarafından izlenen usuli yolunincelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme konununanlaşılabilirliğini artırmak adına 3 altbaşlık altında yapılacaktır. a)Vergi Ziyaı Cezası KesilmesineNeden Olan Damga Vergisi Beyannamesi Dava konusu vergi ziyaı cezası,Gelir İdaresi Başkanlığı, Ankara Vergi DairesiBaşkanlığı tarafından tanzim edilen 08.02.2011 tarihliceza ihbarnamesi ile Altındağ BelediyeBaşkanlığı’nın davacı şirket ileyaptığı sözleşmeye ilişkin damga vergisibeyannamesini 10/2010 döneminde yapması gerekirken 02/2011döneminde yaptığı gerekçesi ile hakkında VergiUsul Kanunu’nun 341 ve 341. maddeleri gereğince vergi ziyaıcezası düzenlenmiş ve davalı Altındağ BelediyeBaşkanlığı’na tebliğ edilmiştir. 01.07.1964 tarih ve 488 sayılıDamga Vergisi Kanunu’nun ‘Mükellef’başlıklı 3. maddesinde; “Damga Vergisinin mükellefikağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındakiişlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder. Yabancı memleketlerle Türkiye'dekiyabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenenkağıtların vergisini, Türkiye'de bu kağıtlarıresmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleriyapanlar veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananlaröderler. Ancak bunlardan ticari veya mütedavil kağıtmahiyetinde bulunanların vergisini, bunları en evvel satan veya kabulveya başka suretle kullanan kişiler öderler.” denilmeksureti ile damga vergisi mükellefleri belirlenmiş ve damga vergisininasıl mükellefi belgeyi düzenleyen olmakla birlikte, resmidairelerle yapılan işlemlerde verginin mükellefi olarakkişiler gösterilmiştir. 01.07.1964 tarih ve 488 sayılıDamga Vergisi Kanunu’nun ‘Makbuz KarşılığıÖdemelerde Ödemenin Zamanı’ başlıklı 22. maddesinde“(Değişik madde: 30/12/2004 - 5281S.K./3.mad) Makbuz karşılığı ödemelerdeDamga Vergisi; a) Maliye Bakanlığıncabelirlenen mükellefler, kurum ve kuruluşlar tarafından bir ayiçinde düzenlenen kağıtların vergisi, ertesiayın yirminci günü akşamına kadar vergi dairesine birbeyanname ile bildirilir ve yirmi altıncı günüakşamına kadar ödenir. b) (a) bendi dışındakihallerde, kâğıdın düzenlendiği tarihi izleyenonbeş gün içinde vergi dairesine bir beyanname ile bildirilirve aynı süre içinde ödenir. Maliye Bakanlığı, bu maddeninuygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye,lüzum göreceği işlemlere ilişkinkâğıtlara ait verginin yukarıdaki sürelere bağlıkalmaksızın ve beyanname aranmaksızınkâğıdın düzenlenmesinden önce veya noterlerceişleme tâbi tutulması sırasında ödenmesizorunluluğunu getirmeye, vergiyi işlem anında ilgili kamu kurumveya kuruluşuna makbuz karşılığı ödettirmeyeyetkilidir.” şeklindeki düzenleme ile de damga vergisibeyannamesini vermekle yükümlü kişiler ve vermezamanına ilişkin sürelere yer verilmiştir. Maddenin abendinde Maliye Bakanlığı’nca vergi mükellefi olarakbelirlenen kişilerden, b fıkrasında ise MaliyeBakanlığı tarafından belirlenenler dışındakalan kişiler yönünden düzenlemeyapılmıştır. Aynı Kanunun ‘İstihkaktanKesinti Şeklinde Ödemelerde Ödeme Zamanı’başlıklı 23. maddesinde; “Genel bütçelidaireler dışında kalan ve istihkaktan kesinti yapmak durumundabulunan daire ve müesseseler tarafından bir ay içinde kesilenDamga Vergisi, ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadarödemenin yapıldığı yer vergi dairesine bir beyannameile bildirilir ve 26 ncı günü akşamına kadaryatırılır.”denilmek sureti ile genel bütçelidaireler dışında kalan daire müesseselerin( BelediyeBaşkanlıkları gibi) istihkaktan kesinti şeklinde yaptıklarıdamga vergisini kesinti tarihinden itibaren ertesi ayın 20. günüakşamına kadar ödemenin yapıldığı yer vergidairesine bir beyanname ile bildirmesi ve aynı ayın 26. günüödemesi gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu düzenleme5612 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile MaliyeBakanlığı’na verile yetki kapsamında 371sayılı Vergi Usul Kanunu Tebliği ile yeniden düzenlemişve bir sonraki ayın 20. günü olan beyanname günü birsonraki ayın 23. günü olarak değiştirilmiştir. Enson ödeme tarihi ise değiştirilmemiştir. Aynı Kanunun ‘Vergi ve CezadaSorumluluk’ başlıklı 24. maddesinde”; “Vergiyetabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksanödenmesinden dolayı alınması lazım gelen vergi vecezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere,kağıtları ibraz edenler sorumludur. (Değişik fıkra: 21/11/1980 -2344/1 md.) Birden fazla kişi tarafından imza edilenkağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenlermüteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesnaolanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesinigerektirmez. Damga Vergisinden muaf kuruluşlarca kişilerin (1)sayılı tabloda yer alan işlemleriyle ilgili olarakdüzenlenen ve sadece bu kurumların imzasınıtaşıyan kağıtlara ait verginin tamamı kişilertarafından ödenir. Ancak bu kağıtlara ait vergininhiç ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde vergi vecezanın tamamından kişilerle birlikte kurumlar müteselsilensorumludurlar. (Ek fıkra: 30/12/2004 - 5281S.K./4.mad) 22 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendikapsamında bulunanlar, taraf oldukları işlemlere ilişkinkâğıtlara ait verginin beyan ve ödenmesindensorumludurlar. Verginin ödenmemesi veya noksan ödenmesi durumundavergi, ceza ve fer'ileri, vergi için diğer işlemtaraflarına rücu hakkı olmak üzere, bu fıkradabelirtilen kişilerden alınır. Resmi daireler veya noterlercedüzenlenerek kişilere verilen veya dairede bırakılan veDamga Vergisi hiç alınmayan veya noksan alınankağıtların vergisi mükelleflere, cezasıdüzenleyenlere aittir. Vergi ve ceza, vergi içinmükelleflere rücu hakkı olmak üzere,kağıtları düzenleyenlerden alınır.”denilmeksureti ile damga vergisinin süresinde verilmemesinden doğan zarardankimin sorumlu olacağı düzenlemiştir. Maddede dikkateçeken hususa 4. fıkrada yer verilmiştir. Buna göreResmi daireler veya noterlerce düzenlenerek kişilere verilen veyadairede bırakılan ve Damga Vergisi hiç alınmayan veyanoksan alınan kağıtların cezası, bu belgeleridüzenlemekle yükümlü olan kişilere ait olacaktır. Görüldüğü üzeredamga vergisi, kişiler ile idareler arasında yapılan hukukiişlemlere ilişkin evraklardan alınan bir vergitürüdür. Bu verginin mükellefi kural olarak evrakıimza eden olmakla birlikte, resmi kurumlarca yapılan işlemlerde bumükellef kişiler olmaktadır. Damga Vergisi Kanununun 23. maddesindekidüzenleme gereğice Belediye tarafından hak edişten kesilendamga vergisinin ertesi ayın 23. günü akşamına kadarödemenin yapıldığı yer vergi dairesine bir beyannameile bildirilmesi ve 26 ncı günü akşamına kadaryatırılması gerekmektedir. Dava konusu vergi ziyaıcezasının temelinde de, davalı BelediyeBaşkanlığı’nın istihkaktan kestiği damgavergisini kanunda belirtilen sürede beyan etmediği veyatırmadığı iddiası yer almaktadır. b)Vergi Ziyaı Cezasının HukukiNiteliği Davaya bakmakla görevli mahkemeninbelirlenmesi açısından vergi ziyaı cezasınınniteliğinin belirlenmesi büyük önemtaşımaktadır. Zira kimi doktrin vergi ziyaı cezasınıbir kabahat türü olarak nitelerken, kimi doktrin bu cezanınidari bi işlem olduğunu savunmaktadır. 30.03.2005 ve 5326 sayılıKabahatler Kanunu’nun ‘Amaç ve Kapsam’başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunda; toplum düzenini,genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomikdüzeni korumak amacıyla; a) Kabahatlere ilişkin genel ilkeler, b) Kabahatlerkarşılığında uygulanabilecek olan idariyaptırımların türleri ve sonuçları, c) Kabahatler dolayısıyla kararalma süreci, d) İdari yaptırımailişkin kararlara karşı kanun yolu, e) İdari yaptırımkararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar, Belirlenmiş ve çeşitlikabahatler tanımlanmıştır.” denilmek sureti ile idariyaptırım kararlarının da kabahatler kanunu kapsamınaalındığı ve kanun yolunun belirlendiğibelirtilmiştir. Aynı Kanunun ‘Tanım’başlıklı 2. maddesinde;“Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığındaidari yaptırım uygulanmasınıöngördüğü haksızlıkanlaşılır.” şeklindeki tanımlama ile birsuç olmamakla birlikte bir haksızlık nedeni ile bunailişkin olarak uygulanacak idari yaptırımın kabahatsayılacağı belirtilmiştir. Aynı Kanunun ‘YaptırımTürleri’ başlıklı 16. maddesinde; “(1)Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idariyaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. (2) İdari tedbirler,mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alandiğer tedbirlerdir.”şeklindeki düzenleme ile de idari paracezalarının kabahat kapsamında değerlendirilmesigerektiği ortaya konulmuştur. 04.01.1961 tarih ve213 sayılı Vergi Usul Kanununun ‘Vergi Ziyaı’başlıklı 341. maddesinde; “ Vergi ziyaı,mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerinizamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesiyüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksiktahakkuk ettirilmesini ifade eder. Şahsi, medeni haller veya aile durumuhakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sairsuretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geriverilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir. Yukarı ki fıkralardayazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veyatamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması cezauygulanmasına mani teşkil etmez.” şeklindeki düzenlemeile vergi ziyaı kavramının tanımıyapılmış ve mükellefin üzerine düşenyükümlülüğü zamanında yerine getirmemesininvergi ziyaı olarak nitelendirileceğini ortaya koymuştur. Aynı Kanunun ‘VergiZiyaı Cezası’ başlıklı 344. maddesinde; “(Değişik madde: 22/07/1998 - 4369/11 md.)(Değişik fıkra: 23/01/2008-5728 S.K./275.mad) 341 incimaddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiğitakdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziya uğratılanverginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir. Vergi ziyaına 359 uncu maddedeyazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üçkat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır. Vergi incelemesinebaşlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonraverilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtiktensonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecekceza yüzde elli oranında uygulanır.” denilmek sureti ilevergi ziyaına neden olan mükelleflere uygulanacak ceza oranlarıbelirlenmiştir. Görüldüğü üzerevergi ziyaı cezası, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nunyürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihi itibari ilekabahat niteliğinde bir işlemdir. Ancak 5326 sayılıKanun’un Ek 1. Maddesinde bu tür kabahatlere ilişkin istisnaibir düzenlemeye yer verilmiştir. 5326 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinde;“(Ek madde:11/05/2005-5348S.K./5.mad) (1) 4.1.1961tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan vergimahkemelerinin görevine ilişkin hükümler saklıdır.”denilmek sureti ile idari yaptırım kararlarına ilişkinolarak vergi usul kanununda yer alan vergi mahkemelerinin görevineilişkin hükümler saklı tutulmuş ve 5326sayılı Kanun’da belirtilen kanun yollarına bir istisnagetirilmiştir 213 sayılı Vergi UsulKanunu’nun ‘Vergi Davalarının Konusu’başlıklı 378. maddesinde; “ Vergimahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi,cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonlarıkararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluylaalınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemeninyapılmış ve ödemeyi yapan tarafından vergininkesilmiş olması lazımdır. Mükellefler beyanettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilerekarşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına aithükümleri mahfuzdur.” denilerek vergi cezalarınınvergi davalarının konusunu oluşturacağıbelirtilmiştir. 06.01.1982 Tarih ve 2576Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri veVergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri HakkındaKanun’un ‘Vergi Mahkemelerinin Görevleri’başlıklı 6. maddesinde; “ (Değişik madde:24/02/1988 - 3410/2. md.) Vergi mahkemeleri: a) Genel bütçeye,il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim veharçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam vecezaları ile tarifelere ilişkin davaları, b) (a) bendindeki konularda6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları, c) Diğer kanunlarlaverilen işleri, Çözümler.” denilmek suretiile vergi yükümlülüğünden kaynaklanancezalar ile ilgili davalara bakma görevinin vergi mahkemelerine aitolduğu düzenlenmiştir. c)Vergi Ziyaı CezasınınTahsilinde İzlenen Usul İdare alacakları ammealacağı niteliğindedir ve amme alacaklarınıntahsilinde izlenecek usul ve esaslar 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsili Hakkında Kanun’daayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bir ammealacağının tahsili kapsamında alınan bedelin, hukuka aykırı tahsil edildiği iddiası ile iadesinin istenmesive bu kapsamda dava konusu edilmesi halinde yargılamanın idariyargıda görülmesi gerekeceği muhakkaktır. Bu nedenledava konusu olayda, davalı Belediye Başkanlığı’ndaniadesi istenen meblağın hangi kanun hükümlerine göredavacıdan alınmış olduğunu tespit etmek görevliyargı yerinin belirlenmesi açısından önemtaşımaktadır. 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılıAmme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun’un‘Kanunun Şümulü’ başlıklı 1. maddesinde;“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim,harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergicezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'iamme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil vehaksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve ammehizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacaklarıile; bunların takip masrafları hakkında bu kanunhükümleri tatbik olunur.” denilmek sureti ile belediyelere aitvergi cezaları hakkında 6183 sayılı Kanunhükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanunun ‘Tanımlar’ başlıklı 3. maddesinde, Tahsil Dairesiterimi; “Alacaklı ammeidaresinin bu kanunu tatbik etmekle vazifeli dairesini, servisini memur veyamemurlarını” olarak, Para cezaları terimi, “(Değişikibare: 04/06/2008 - 5766 S.K./1.mad) Adli ve idari para cezalarını”olarak tanımlanmıştır. Bu şekilde ammealacağının tahsilinin ilgili idare bünyesindeteşkilatlanmış tahsil dairesi tarafındanyürütüleceği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun ‘Ödeme Emri’başlıklı 55. maddesinde; “Amme alacağını vadesindeödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarınıödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir"Ödeme emri" ile tebliğ olunur. Ödeme emrinde borcun asıl veferilerinin mahiyet ve miktarları nereye ödeneceği,müddetinde ödemediği veya mal bildirimindebulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlununmal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemeküzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğeaykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ilecezalandırılacağı kayıtlı bulunur. Ayrıca,borçlunun 114 üncü maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleriyerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza buödeme emrinde kendisine bildirilir. Belediye hududu dışındakiköylerde bulunan borçlulara ödeme emirlerimuhtarlıkça tebliğ olunur. Ödeme emirlerininmuhtarlığa tevdii tarihinden itibaren 15 gün içindetebligat yapılmadığı takdirde ödeme emirleritebliğ edilmemiş olan borçluların isimleri ödemeemri hüküm ve mahiyetindeki bir "ödeme cetveline"alınarak borçlular borçlarını ödemeye ve malbildiriminde bulunmaya çağırılırlar. Ödemecetveli köy ihtiyar kurulu kapısına bir örneği deköyde herkesin görebileceği umumi bir mahalle 10 günmüddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur ve cetvelinasıldığı Köy muhtarlığınca münadivasıtasıyla ilan olunur. Cetvel asılırken ve indirilirkenkeyfiyet muhtarlıkça zabıt varakasıyla tespit edilir.Cebren tahsil ve takip ödeme emrinin tebliği veya ödemecetvelinin indirilmesi tarihinde başlamış olur. Borcunu vadesinde ödemeyenlere aitmalları elinde bulunduran üçüncü şahıslardanbu malları 7 gün içinde bildirmeleri istenir.” denilmeksureti ile amme alacağının tahsili amacı ile hareketedecek ilgili idare tahsil dairesinin izleyeceği usul ve yöntembelirlenmiştir. Aynı Kanunun ‘Haciz’başlıklı 62. maddesinde; “Borçlunun, mal bildirimindegösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veyaüçüncü şahıslar elindeki menkul mallarıile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağınayetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur. (Ek fıkra: 16/07/2004 - 5228 S.K./12.mad)Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibindehaczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak malvarlığı araştırmasının şekli,alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak ammealacaklarının türü ve tutarını belirlemeyeyetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla dakullanılabilir. Borçlu tarafındanbaşkasının olduğu beyan veya üçüncüşahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddiaedilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır. Ancak haczolunan gayrimenkul artırmayaçıkarılmadan, borçlu, borcun itfasına yetecekmenkul mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirsegayrimenkul üzerinde haciz baki kalmak üzere gösterilen menkulveya alacak da haczolunur. Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalangayrimenkulün idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerinetahsil dairesi müdahale etmez. Tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ileborçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmeklemükelleftir.” şeklindeki düzenleme ile ammealacağının tahsili amacı ile haczin ne şekildegerçekleştirileceği düzenlenmiş, idarenin takibiyürütmekle görevli tahsil dairesinin, borçlunun tespitedilen alacak ve hakları üzerine haciz koyabileceğidüzenlenmiştir. Aynı Kanunun ‘Haciz Varakası’başlıklı 64. maddesinde;”(Değişikfıkra: 25/05/1995 - 4108/14. md.) Haciz muameleleri, tahsil dairelerincedüzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyükmemuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen hacizvarakalarına dayanılarak yapılır. Bu varakaların şekli ve ihtivaedeceği bilgiler Maliye Vekaletince belirtilir.” denilmek sureti ilehaczin, öncesinde düzenlenen haciz varakasına dayanmasıgerektiği belirtilmiştir. Kızılbey Vergi DairesiMüdürlüğü’nün 08.02.2011 tarihli cezabeyannamesi ile davalı Altındağ BelediyeBaşkanlığı’na Vergi Usul Kanunu’nun 341 ve 344.maddeleri gereğince 58393,91 Tl vergi ziyaı cezasıkesildiği, davalı Belediye Başkanlığıtarafından cezaya ilişkin uzlaşma talebindebulunulduğu, ancak talebin Gelir İdaresiBaşkanlığı Ankara Vergi DairesiBaşkanlığı Kızılbey Vergi DairesiMüdürlüğü’nün 12.08.2011 gün ve 30749sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerinedavalı Belediye Başkanlığı’nın sözkonusu ceza bedelini 60165,30 TL olarak 11.11.2011 tarihindeKızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü’neyatırdığı, daha sonra davalı BelediyeBaşkanlığı tarafından ödenen bu cezanınrücuen tahsili amacı ile 6183 sayılı Yasa gereğincetakip başlattığı ve davacıya 13.12.2011 tarihindeödeme emri gönderdiği, 27.12.2011 tarihinde haciz varakasıdüzenleyerek 29.02.2012 tarihinde davacının 2011 yılıKasım ayı hak edişinden 58393,92 TL vergi ziyaı cezasıve 1771,38 TL gecikme zammı bedeli olmak üzere toplam 60165.30TL’yi kestiği ve bu şekilde vergi ziyaı alacağınıtahsil ettiği anlaşılmaktadır.Görüldüğü üzere davalı BelediyeBaşkanlığı tarafından davacı hakkındagerçekleştirilen işlemlerin hepsi 6183 sayılı Kanunkapsamında belirlenen usul ve esaslar dikkate alınarakyapılmıştır. Bu itibarla, iadesi istenen dava konusualacağın, davacıdan idari usuller çerçevesindeyürütülen işlemler ile tahsil edildiğianlaşılmıştır. Sonuç olarak davalıBelediye Başkanlığı tarafından ödenen vergiziyaı bedelinin davacıdan rücuen tahsili sırasında2004 sayılı İcra İflas Kanunu hükümleriuygulanmadığı için bu kanunda düzenlenen göreveilişkin hususların dava dosyamıza münhasır olarakgörevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkündeğildir. 6-SONUÇ Dosya kapsamında yapılan incelemeneticesinde, davacı tarafından, “Altındağİlçesi’ndeki Bulvar, Cadde, Sokak,Kaldırımların Süpürülerek Temizlenmesi ve Bulvar,Cadde, Sokak, Meydan, Pazar yerlerindeki Katı AtıklarınToplanması ve Taşınmazı İşçilik Hizmetiİşi”nin ihalesinin yapıldığı ve Altındağ Belediye Başkanlığı’nın 10.12.2010gün ve 2010/19 sayılı İhale Komisyonu kararı ileişin davacı kuruma verildiği, bu kararın 13.12.2010tarihinde onandığı ve davacı kurum ile davalıarasında söz konusu işe ilişkin 28.12.2010 tarihlisözleşmenin imzalandığı, aynı tarihte davalıBelediye Başkanlığı tarafından Çankaya BelediyeBaşkanlığı’na 16.01/676 sayılıyazı yazılarak imzalanan sözleşme hakkında bilgiverildiği ve sözleşme bedeli üzerinden binde 4,95karar pulu, binde 8.25 sözleşme damga vergisi bedelinin tahsiledilerek alındı makbuzunun firma yetkilisine verilmesininistendiği, 30.12.2010 tarihinde de işe başlama kararıverildiği, davalı Belediye BaşkanlığıTemizlik İşleri Müdürlüğü tarafındanMali Hizmetler Müdürlüğü’ne yazılan 08.02.2011 gün ve 16.01/83 sayılı yazıda “Sözkonusu iş ile ilgili düzenlenen 1 olu hak ediş hesabındasözleşme bedeli olan 411.351,22 TL'ye miktara %18 KDVtutarı olan 74.043,22.-TL eklendikten sonra bulunan tahakkuk tutarı485.394,44.-TL u tutardan 0.0825 Damga Vergisi tutan olan 3.393,65.-TL., Sözleşmebedeli 4.718,700,00 TL olan miktardan 0.00825 Sözleşme Bedeli DamgaVergisi tutarı olan 38.929,28 TL. ve 2/3 KDV Tevkifati tutarı9.362,15.-TL. düşüldükten sonra kalan 393.709,36 TL'ninyüklenici O. Grup Sosyal Hizmet Pro. Temizlik Gıda Sağlıkİnşaat taşımacılık Sanayi Tic.Ltd.Şti'neödenmesi için gereğini arz ederim.” denildiği vesözleşme bedeli üzerinden 38929,28 TL Damga vergisidüşüldükten sonra 393709,28 TL ödenmesininöngörüldüğü, 22.03.2011 tarihinde damga vergisibeyannamesinin davalı Belediye Başkanlığıtarafından Kızılbey Vergi DairesiMüdürlüğü’ne verildiği ve 28.03.2011tarihinde de ödemenin gerçekleştirildiğianlaşılmıştır. Ancak Kızılbey Vergi DairesiMüdürlüğü’nün 27.05.2011 gün ve20110527135000000018 sıra numaralı ceza ihbarnamesi ile davalı Belediye Başkanlığı’na 58393,91 TL vergiziyaı cezası kestiği, gerekçe olarak da 23.01.2011tarihinde verilmesi gereken vergi beyannamesinin bu süre geçtiktensonra verilmesinin gösterildiği, davalı BelediyeBaşkanlığı tarafından bu cezaya ilişkinuzlaşma talebinde bulunulduğu, ancak talebin Gelir İdaresiBaşkanlığı Ankara Vergi DairesiBaşkanlığı Kızılbey Vergi DairesiMüdürlüğü’nün 12.08.2011 gün ve 30749sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerinedavalı Belediye Başkanlığı’nın söz konusu ceza bedelini 60165,30 TL olarak 11.11.2011 tarihinde Kızılbey VergiDairesi Müdürlüğü’neyatırdığı tespit edilmiştir. Çankaya Vergi DairesiMüdürlüğü’ne müzekkereyazılarak, davalı Belediye Başkanlığıtarafından Çankaya BelediyeBaşkanlığı’na 16.01/676 sayılıyazı ile verilen bilgiye istinaden yapılan işlemlereilişkin açıklama istenmiş; gelen 26.06.2014 gün ve30511445/640.99 sayılı yazı cevabında, davacışirketin tarh dosyasının tetkikinde, 28/12/2010 tarih ve 75263sayılı dilekçesi ekindeki Altındağ BelediyeBaşkanlığı Temizlik İşleriMüdürlüğü'nün 10/12/2010 tarih, 2010/535882 ihalekayıt numaralı sözleşmeye davet yazısınaistinaden 28/12/2010 tarih ve 2010122801506/3 sayılı tahakkukfişi ile 4.718.700,00 TL ihale bedeli üzerinden %04,95 oranında23.158,00TL tutarında karar pulu tahakkuk ettirildiği ve ödevlikurum tarafından 28/12/2010 tarihinde vergi dairesineödediği, daha sonra Altındağ BelediyeBaşkanlığı Temizlik İşleriMüdürlüğü’nün 28/12/2010 tarih ve 676sayılı yazısına istinaden 28.12.2010 gün ve4.718.700,00 TL miktarlı sözleşmenin bedelli üzerinden%0.8.25 damga vergisinin ve vergi ziyaı cezasının kurumadına tarh edilmesinin istendiğini, ancak davacı şirketinÇankaya Vergi Dairesi’ne vermiş olduğu dilekçeile tarhı istenen damga vergisinin hak edişinden kesintiyapılmak sureti ile tahsil edildiğini belirttiği ve bununüzerine söz konusu ödemenin yapılan tarhiyattan mahsupedildiği, mevcut yanlış tarh işleminin de AnkaraVergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri KDVve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü’nün28.06.2011 gün ve 2002 sayılı yazısıüzerine düzeltme yolu ile terkin edildiğibildirilmiştir. DavalıBelediye Başkanlığı tarafından ödenen vergiziyaı cezanın rücuen tahsili amacı ile 6183sayılı Yasa gereğince takipbaşlatıldığı ve davacıya 13.12.2011 tarihindeödeme emri gönderildiği, 27.12.2011 tarihinde hacizvarakası düzenlenerek 29.02.2012 tarihinde davacının 2011yılı Kasım ayı hak edişinden 58393,91 TL vergiziyaı cezası ve 1771,38 TL gecikme zammı bedeli olmak üzeretoplam 60165.30 TL kesinti yapmak suretiyle tahsil edildiği,davacının bu rücuen tahsilin hukuka aykırıolduğunu belirterek adli yargıda dava açtığı,davalı vekilinin görev itirazında bulunduğu, bu talebinAnkara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03.04.2014 gün ve 2013/591Esas sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine süresiiçinde idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılmasınıistediği, dosyanın bu şekilde Mahkememize geldiği tespitedilmiştir. Bu tespitler ve yukarıdaayrıntısı ile yer verilen yasal mevzuatışığında uyuşmazlığa konu olayincelendiğinde, davaya konu uyuşmazlığın,taraflar arasında 28.12.2010 tarihinde yapılan hizmet alımsözleşmesine ait damga vergisi beyannamesinin 23.01.2011 tarihindensonra yapılmış olması nedeni ile Gelir İdareBaşkanlığı tarafından Davalı BelediyeBaşkanlığı’na kesilip tahsil edilen 58.393,91TL vergiziyaı cezasının ve gecikme faizinin, davacının hakedişinden kesilmesi sureti ile rücuen tazminine ilişkindavalı Belediye Başkanlığı işleminin, hukukaaykırı olduğu gerekçesi davacı şirkete iadesiistemine ilişkin olduğu anlaşılmakla, davanın 5326 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi, 213sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 378. maddesi ve 2576sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri veVergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri HakkındaKanun’un 6. maddesi gereğince vergi mahkemelerindegörülmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır. Ayrıca her ne kadar taraflar arasında imzalanan28.12.2010 tarihli hizmet alım sözleşmesinin ‘Anlaşmazlıkların Çözümü’başlıklı 37. maddesinde “Bu sözleşme veeklerinin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarınçözümünde Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleriyetkilidir.” denilmiş ise de, söz konusu maddede sadece yetkiyeilişkin bir belirlemenin yapıldığı, görevilişkin bir düzenlemenin yapılmadığı, ayrıcayukarıda da ayrıntısı ile belirttiğimiz üzere sözkonusu vergi ziyaı cezasının idarenin bildirimyükümlülüğünün geç ifa edilmesinedeni ile Kızılbey Vergi Dairesi’nin tek taraflı tahakkukişlemi ile talep edildiği ve sonra 6183 sayılı Ammealacaklarının tahsili hakkında kamun hükümlerigereğince resen Altındağ Belediye Başkanlığıtarafından davacı şirketten tahsil edildiği, taraflararasında imzalanan sözleşme öncesinde hazırlanan idarişartnamenin 44. maddesinde sözleşmenin imzalanmasınailişkin her türlü vergi, resim ve harcın yükleniciyeait olduğunun belirlendiği, sözleşme metninde de bu durumunaksi bir düzenlemeye rastlanmadığı, bu itibarla davanınsözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan anlaşmalıkşeklinde nitelenmesinin mümkün olmadığıanlaşılmakla; Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalı Altındağ BelediyeBaşkanlığı vekilinin görev itirazının Ankara23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenleDanıştay Başsavcısı’nın, BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile, davalı Altındağ Belediye Başkanlığıvekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNEİLİŞKİN, Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03.04.2014gün ve 2013/591 Esas sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 14.7.2014gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy