T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2014 / 254 KARAR NO : 2014 / 716 KARAR TR : 14.7.2014 ÖZET : Taşınmazın imar planında İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliğince İSKİ tarafından belirlenen Ömerli Baraj Gölü Uzun Mesafeli Koruma alanında bırakıldığından bahisle açılan tazminat davasının, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : E.T. Vekili : Av.H.T. Davalı : İstanbul Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Vekili : Av. M.A. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbulİli, Arnavutköy, İmrahor, 436 Parsel sayılıtaşınmazın maliki olduğunu, dava konusutaşınmazın imar planında “Dere Mutlak Koruma Alanı”ndakaldığını, dava konusu taşınmaza fiilen elatıldığını; davacının mülkiyethakkının ve tasarrufunun önlendiğini, bu nedenle zarargördüğünü belirterek; fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın davatarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıidareden tahsiline ve dava konusu taşınmazın mülkiyethakkının davalı idareye devredilmesine karar verilmesiistemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalıİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekili 29.04.2013 ve 02.07.2013 tarihlicevap dilekçelerinde özetle görev itirazında bulunmuştur. Gaziosmanpaşa3.Asliye Hukuk Mahkemesi; 01.11.2013 gün ve 2013/175 Esassayılı kararı ile görev itirazının reddine kararvermiştir. Davalıİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekilinin idari yargı yararınaolumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içinde verdiğidilekçesi üzerine dava dosyasının onaylı birörneği DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. DanıştayBaşsavcısı; Uygulama ve Öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış oldukları işlemlerin,"idari işlem"; herhangi bir işlem ya da kararadayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle,görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idari eylem"olarak tanımlandığı; bu tanıma göre; davalıidarenin 2560 sayılı İSKİ GenelMüdürlüğü Kuruluş ve Görevleri HakkındaKanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmeliklegetirilen kısıtlamaları, 3194 sayılı İmarKanununun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciimar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon,kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idariişlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorundaoldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de,idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanınincelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinde,Yargıtay içtihatlarında mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamaların fiili el atma olmadan dakamulaştırmasız el atma olarak nitelendirildiği ilerisürülmek suretiyle, İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği gereği imar planlarında suhavzasında ve mutlak koruma alanında bırakılan, tasarrufhakkı kullanılamayacak şekilde kısıtlanantaşınmazının bedelinin ödenmesine hükmedilmesininistenildiği; davalı idarenin yazı ve savunmadilekçelerinden de, söz konusu taşınmazınanılan Yönetmelik gereği su havzası ve mutlak korumaalanında bulunduğunun anlaşıldığı; bubilgiler karşısında; davanın, davacınıntaşınmazının, Yönetmelik gereği suhavzasında kabul edilip, mutlak koruma alanına alınmasısebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşıldığı; dava dilekçesinde veYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 günlü kararındamülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşkubulunmadığı; ancak; bu sonuç ya dasonuçların, yukarıda da söylenildiği üzere,genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği gereği suhavzasında kabul edilip, mutlak koruma alanına alınmasısebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamalarıiçeren idari işlemlerden kaynaklandığı; idariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise;2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin,anılan yasa hükümlerinin gereği olduğunu; bubakımdan; hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken imkan bulunmadığı; dolayısıyla;davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmının, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b)bendinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesiningerektiği; açıklanan nedenlerle, 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca davanın,taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmı yönünden olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 14.7.2014 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı İstanbul Suve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekilininanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve dahi 12/1. maddede belirtilen süre içindebaşvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı'nca, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü bakımından10.maddede öngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim BirgülYİĞİT’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ve DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacınınmaliki olduğu taşınmaza, imar planında “Dere MutlakKoruma Alanı”nda kaldığı belirtilmek suretiylekamulaştırmasız el atıldığından bahisle,taşınmazın imar planında “Dere Mutlak Koruma Alanı”ndakalan kısmı bakımından fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiliistemiyle açılmıştır. Her ne kadar,davacı vekili tarafından dava konusu taşınmaza fiilen elatıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin havafotoğraflarından davalının sorumluluğundaki dere yatağınabir kısmının davacının taşınmazındangeçtiği belirtilmiş ise de, söz konusu iddianınarazinin tapografik özelliğinden kaynaklı bir durumu olduğuve Mahkemesince yapılan keşif sonrası alınan FenBilirkişisi Selahattin Elalmış’a ait 16.12.2013 tarihliraporda taşınmazın boş vaziyette olduğununbelirtildiği, rapora ekli kroki ve fotoğraftan da bu durumun net birşekilde anlaşıldığı; ayrıca İstanbul Suve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü’nün 22.05.2014 tarih ve 255034sayılı yazısı ile dava konusu taşınmazınAlibeyköy Barajı Uzun mesafe koruma alanında, kısmen isedere ıslah ve işletme bandı içerisinde kalmakta olup,parsellerin dere ıslah ve işletme bandı içerisinde kalankısımlarının imar planlarında ayrılmasınamüteakip kamulaştırma işlemlerine başlanılacağının,dava konusu parsele İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü tarafından fiilen elatılmadığının bildirildiği görülmekle,dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığısonucuna ulaşılmıştır. 3194 sayılıİmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması veyürürlüğe konulması” başlıklı 8.maddesinde; “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğekonulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediyebaşkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyleeş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğeyapılır, valilik itirazları ve planları onbeş güniçerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığındaisteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veyabinasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerininmuvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerlebirleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veyaparsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyetiesaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescilişlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilenyerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıdabelirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veyavaliliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkradasözü geçen umumi hizmetler için, yenidenayrılması gereken yerlerin alanları toplamından azolduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçekamulaştırma yolu ile tamamlanır. Herhangi birparselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasınıngerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı,kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. Bufıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadanfazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, buhüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenlemeyapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yeralmıştır. Dava dosyasındabulunan, Arnavutköy Belediye Başkanlığı’nın22.04.2013 tarihli yazı cevabında, dava konusu parselinArnavutköy Merkez ve Çevresi Revizyon Nazım İmarPlanı’nda ve Arnavutköy Merkez ve Çevresi Uygulamaİmar Planı’nda dere mutlak koruma alanındakaldığının bildirildiği, 16.12.2013 tarihli FenBilirkişisi Selahattin Elalmış’a ait bilirkişiraporunda da; dava konusu taşınmazın Arnavutköyilçesi İmrahor Mahallesi Sanayi Caddesi ve UlubatlıhasanCaddesi arasında Kocaman Deresine cepheli boş vaziyette,etrafında muhtelif kat ve cinste yapılar ve seralarınbulunduğu, Belediye hizmetlerinden yol olarak istifade edilen bir yerdebulunduğunun bildirildiği, dosyada dava konusutaşınmazın kamulaştırılmasına ilişkinbelge ve raporun mevcut olmadığı; İSKİ GenelMüdürlüğü’nün 22.05.2014 gün ve 255034sayılı yazı cevabında dava konusu taşınmazailişkin herhangi bir kamulaştırma işleminebaşlanılmadığının belirtildiğigörülmüştür. Olayda, davacıvekili tarafından, dava dilekçesinde, İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği gereği imarplanlarında, dere mutlak koruma alanında bırakılarak, tasarrufhakkı kullanılamayacak şekilde kısıtlanan davacınınmaliki olduğu taşınmazın bedelinin ödenmesinehükmedilmesinin istenildiği; mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak, busonuç ya da sonuçların, bir idari işlem olanYönetmelik ve imar planlarından başka anlatımla da, idariişlemlerden ve davalı idarelerin Yönetmelik gereğiyapılması gereken kamulaştırmalar konusundakihareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerdenkaynaklandığı anlaşılmıştır. Belirtilen durumagöre, davaya konu taşınmazın İSKİİçme Suyu Havzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliğigereğince ve bu yönetmeliğe uygun olarak belediyecedüzenlenen imar planlarında dere mutlak koruma alanında kalmışolduğu, taşınmaza davalı idarelerce fiilen elatılmadığı anlaşılmakla, Yönetmelik, imarplanı ve buna dayalı imar uygulaması sonucundauğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-bmaddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları" kapsamında idariyargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak koruma alanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindeki tasarrufyetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezlindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür edenbir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılandavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama,Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usul şartlarına vehukuka uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, başvurucuderece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarını sunma fırsatınıbulmuş ve bunlar Uyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik deiçermediği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin ‘açıkça dayanaktanyoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir…” gerekçesiyle, davacınınbaşvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir. (Resmi Gazete,30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla,imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın,başvurusunun kabulü ile davalı İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü vekilinin görevitirazının Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddineilişkin kararın tazminata ilişkin kısımyönünden kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenleDanıştay Başsavcısı’nın, BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekilinin GÖREV İTİRAZININREDDİNE İLİŞKİN, Gaziosmanpaşa 3. Asliye HukukMahkemesi’nin 01.11.2013 gün ve 2013/175 Esas sayılıKARARININ TAZMİNATA İLİŞKİN KISIM YÖNÜNDEN KALDIRILMASINA,14.7.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy