T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 756
KARAR NO : 2014 / 809
KARAR TR : 14.7.2014
ÖZET : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M.K.
Vekili :Av. G.T.
Davalı :Başbakanlık Gümrük MüsteşarlığıGümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğü Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük
Muhafaza Müdürlüğü
O L A Y :M.E. isimli kişinin yetkilisi olduğu, İ. Otomotiv veTaşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmaadına işleme konulan ve gümrük müşaviri olarak görevyapan davacı M.K.’in hazırlamış olduğu, GümrükKanunu’nun 60,61. maddeleri ile gümrük yönetmeliğinin113. maddesi uyarınca içeriğinden sorumlu oldukları 31.3.2010tarih ve IM 040308 sayılı serbest giriş beyannamesi ile ithaliistenen ve “300 adet stor perde uzaktan kumandası” olarakbeyan edilen eşyanın bulunduğu E.Ö. isimli şahsınsorumlu olduğu Ulusal Lojistik Anreposunda yapılan sayım vetespitte, eşyanın, ithali dış ticaretmüsteşarlığı izni gerektiren, üzerinde bir markabulunmayan “47 adet stor perde tubiler motoru, 109 adet stor perdeuzaktan kumandası ve 250 adet perde plastik aksamı” olduğuanlaşılmış, böylece M.E. ile davacı M.K.’in,“yurda ithali uygun görülmeyen eşyayıaldatıcı işlem ve davranışlar ile ithal etmek”, E.Ö.’ında sorumlusu olduğu Ulusal Anrepo ve Lojistik Hizmetleri firmasınateslim edilen “eşyayı gümrük idaresinin izni olmadandeğiştirmek” fiillerini gerçekleştirdiklerindenbahisle, Başbakanlık GümrükMüsteşarlığı Gümrük ve MuhafazaBaşmüdürlüğü Kaçakçılık İstihbaratve Narkotik Gümrük Muhafaza Müdürlüğünceyapılan ihbar üzerine, Büyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosu’nun,16.8.2011gün ve Kabahat Defteri No:2011/191,Karar No:2011/1712 sayılı kararı ile, davacı M.K.’in firmayetkilisi, M.E. isimli kişinin gümrük müşaviriolduğu belirtilerek, “ithali bazı şartlara ve belgeleretabi bulunan eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarlaithal etmek” ile “antrepo yerlerinde serbest dolaşımdabulunmayan eşyayı gümrük idaresinin izni olmadançıkarmak ve değiştirmek” eylemlerinin kabahatolduğu değerlendirilerek, E.Ö.’ın, 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3.maddesinin sekizinci fıkrası, M.E. ve M.K.’inaynı Kanun’un 3.maddesinin on birinci fıkrasıuyarınca 8.978,82TL idari para cezası ile ayrı ayrıcezalandırılmalarına karar verilmiş, davacınınitirazı üzerine, aynı savcılığın 14.9.2011gün ve aynı sayılı kararı ile “düzeltmekararı” başlığı altında “ İ.Otomotiv ve Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlıfirmanın yetkilisinin M.E. isimli kişi olduğu, davacı M.K.’ingümrük müşaviri olarak görev yapan kişiolduğu” şeklinde önceki kararda yapılanyanlışlık düzeltilerek yeniden karar verilmiştir.
Davacıvekili, 13.9.2011 tarihinde 16.8.2011 tarihli idari yaptırımkararı ile kendisine verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle adli yargı yerine itirazdabulunmuş, daha sonra ek dilekçe ile 14.9.2011 tarihli düzeltmekararı başlığı altında verilen kararın da kendisiile ilgili kısmının iptali isteminde bulunmuştur.
BÜYÜKÇEKMECE3. SULH CEZA MAHKEMESİ;15.7.2013gün ve D.İş:2011/1307 sayı ile; 5607sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu ile yeniden düzenlendiği vebu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesi olarak gösterildiğigerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, yapılan itiraz Büyükçekmece 9. Asliye CezaMahkemesince kesin olarak redde-dilmiştir.
Davacıvekili, bu kez, her iki tarihli idari yaptırım kararlarınınkendisi ile ilgili kısım-larının kaldırılmasıistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
İstanbul 10. Vergi Mahkemesi,davanın çözümünün idare mahkemesinin görevalanında bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıvermiş, dava dosyası nöbetçi idare mahkemesinegönderilmiştir.
İSTANBUL 7. İDARE MAHKEMESİ; 10.12.2013 gün ve E:2013/2334,K:2013/2005 sayı ile, savcılık tarafından verilen idariyaptırım kararının, 5326 sayılıYasa’nın 23. maddesi uyarınca verildiği, bu kararakarşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesinin altıncıfıkrası uyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğiaçıklanarak, açılan davanın görüm veçözüm görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyledavanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilenkarar kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 14.7.2014 günlütoplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında,“2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyleincelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden,savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkûmiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri veadli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikteolmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya daaçılan davalar ‘ceza davası’ olaraknitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalarailişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarınınUyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkçabelirtilmiştir. Bu durum göz önünealındığında, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece, adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği veusule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3.maddesinin on birinci fıkrası uyarınca verilen idari paracezasının kaldırılması istemiyleaçılmıştır.
5607 sayılıKanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin onbirinci fıkrasında, “İthali, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı, aldatıcıişlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir”, “Yetkili merciler” başlığıaltında düzenlenen 17. maddesinin birinci fıkrasında,“Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına kararvermeye Cumhuriyet savcısı, 14 üncü maddehükümlerine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesine iseCumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza mahkemesiyetkilidir. Bu kararlara karşı, 30/3/2005 tarihli ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre kanun yolunabaşvurulabilir” denilmekte iken; Kanunun 3. maddesininbaşlığı “Kaçakçılıksuçları”, maddenin on birinci fıkrası ise,“Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji PiyasasıDüzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal markeriçermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbestdolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belliolmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan,bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçlasatın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldanbeş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî paracezası ile cezalandırılır” şeklinde 28.3.2013gün ve 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile yenidendüzenlenmiş, aynı Kanunun 66. maddesiyle 17. maddesinin birincifıkrası yürürlükten kaldırılmış,aynı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesininikinci fıkrasında ise, “Bu Kanunun yayımı tarihindenönce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulü 5252 sayılı Kanunun9 uncu maddesi hükmüne göre yapılır”hükmü yer almıştır.
4458 sayılıGümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “ Teminatalınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşya çıkarılmasıhalinde,çıkarılan eşyanın ithalat veya ihracatvergilerinin yanı sıra,bu vergilerin üç katı paracezası alınır ” denilmekte iken, madde;
“ 1.Serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyayailişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimdensonra kontrol sonucunda;
a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerle ithalininyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra,gümrüklenmiş değerinin dört katı idari paracezası verilir.
b) (a)bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde geleneşya için ton başına otuz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına altı yüzTürk Lirası olarak hesaplanır ve eşyayurtdışı edilir.
c)Eşyanın ithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıyaveya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilikbelgesine tabi olduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabideğilmiş veya belge alınmış gibi beyan edildiğinintespit edilmesi halinde, eşyanın gümrük vergilerininyanı sıra, eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir.
d) (c)bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde geleneşya için ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir.
2.İhracat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak,yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya kontrol sonucunda;
a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerleihracının yasaklanmış olduğunun tespiti halinde,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir.
b)Eşyanın ihracı, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olduğu halde uygunluk veyeterlilik belgesine tabi değilmiş veya belge alınmışgibi beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanıngümrüklenmiş değeri kadar idari para cezası verilir.
3.Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel vehediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarınaaykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veyataşıma araçlarında çıkan ya dabaşkasına ait olduğu halde kendi eşyasıymışgibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki katolarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Gümrükvergileri ödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır.
4. Birincifıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularakmülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir ve eşya 177ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur.
5.Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen ve transit rejimbeyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın,beyan edilenden belirgin bir şekilde farklı cinste eşyaolduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir ” şeklinde28/3/2013 gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12maddesi ile yeniden düzenlenmek suretiyle, 5607 sayılı Kanun’dakaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgilidüzenlemeler tamamen ortadan kaldırılmış,4458sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun’un“ İtirazlar ” başlığı altındadüzenlenen 242.maddesinde ise, “1. Yükümlülerkendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idarikararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş güniçinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makamaverecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.
2. İdareye intikal edenitirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiyetebliğ edilir.
3. İtirazdilekçelerinin süresi içinde yanlış makamaverilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.
4. İtirazın reddi kararlarına karşı işleminyapıldığı yerdeki idari yargı mercilerinebaşvurulabilir ” hükmü yer almıştır.
30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının karar vermeyetkisi ” başlığını taşıyan 23.maddesinde, “(1) Cumhuriyetsavcısı, kanunda açıkça hüküm bulunanhallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırımkararı vermeye yetkilidir.
(2) Birsuç dolayısıyla başlatılan soruşturmakapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halindeCumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir.
(3) Soruşturma konusufiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halindeCumhuriyet savcısı bu nedenle idarî yaptırımkararı verir. Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşutarafından idarî yaptırım kararı verilmemişolması gerekir” denilmiş;
5252 sayılı“Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun”un, “Lehe olan hükümlerinuygulanmasında usul ” başlığı altındadüzenlenen 9. maddesinde ise,
“ ….. (3)Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgilibütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkansonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasısuretiyle belirlenir ” hükmü yeralmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, BaşbakanlıkGümrük Müsteşarlığı Gümrük veMuhafaza BaşmüdürlüğüKaçakçılık ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce, 5607 sayılıKaçak-çılıkla Mücadele Kanunu uyarıncayapılan soruşturma sırasında, M.E. isimlikişinin yetkilisi olduğu, İ. Otomotiv veTaşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmaadına işleme konulan ve gümrük müşaviri olarak görevyapan davacı M.K.’in hazırlamış olduğu, 31.3.2010tarih ve IM 040308 sayılı serbest giriş beyannamesi ile ithaliistenen eşyanın “300 adet stor perde uzaktan kumandası”olarak beyan edilmesine rağmen yapılan tespitte ithali dışticaret müsteşarlığı izni gerektiren “47 adetstor perde tubiler motoru, 109 adet stor perde uzaktan kumandası ve 250 adetperde plastik aksamı” olduğunun anlaşıldığındanbahisle yapılan ihbar üzerine, “İthali, lisansa,şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşlarınvereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek” ile“antrepo yerlerinde serbest dolaşımda bulunmayaneşyayı gümrük idaresinin izni olmadan çıkarmakve değiştirmek” eylemlerinin kabahat olduğudeğerlendirilerek, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahat Bürosu’nca, 16.8.2011gün ve Kabahat Defteri No:2011/191, Karar No:2011/1712 sayılıkarar ile, firma yetkilisi, antrepo sorumlusu ve davacı adına 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3.maddesinin sekizinci ve on birinci fıkralarıuyarınca ayrı ayrı 8.978,82 TL idari para cezası verilmiş, aynı savcılığın 14.9.2011 gün ve aynısayılı kararı ile olay bölümünde ne şekildeyapıldığı anlatılan yanlışlık nedeniyleayrıca düzeltme kararı verildiği de anlaşılmıştır.
30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır”;Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27.maddesinin 1. fıkrasında ise “idari para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş güniçinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süreiçinde başvurunun yapılmamış olması halindeidari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleriyer almıştır.
Budüzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygula-nacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı,bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğin yürürlüğegirmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dairintikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemecegörevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olaytarihinde yürürlükte bulunan ilgili maddesi uyarınca, yapılansoruşturma sırasında soruşturma konusunun kabahatolduğu değerlendirilerek, 5326 sayılı Kanun gereğince,Cumhuriyet Savcısı tarafından davacıya verilen idari paracezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesindebelirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu veKabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinindikkate alınacağı, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin kabahatoluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım kararıverilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararınaitiraz edildiği takdirde, idari yaptırım kararınakarşı başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceğiaçıkça belirtildiğinden, 5607 sayılıKanun’un 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 64. maddesiile düzenlenen geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında da,bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanunamuhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanmasıusulünün 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi hükmünegöre yapılacağı düzenlendiğinden, davanıngörüm ve çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Büyükçekmece 3. SulhCeza Mahkemesince verilen görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Büyükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinin15.7.2013 gün ve D.İş:2011/1307 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 14.7.2014gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy