T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 682
KARAR NO : 2014 / 741
KARAR TR : 14.07.2014
ÖZET: Davacının taşınmazı üzerinde konulan kısıtlamanın (hukuki el atmanın) yol açtığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın imar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : İ. K. Vekili :Av. E. K. Davalı : T.C.Ankara Valiliği (İlÖzel İdare Müdürlüğüne izafeten) Vekili : Av. N. A. Birleşen DosyaAnkara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2013/228 K:2013/277 Davacı :Z. A. Vekili :Av. E. K. Davalı : T.C.Ankara Valiliği (İlÖzel İdare Müdürlüğüne izafeten) O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde özetle; davacının Ankara ili, Çankayailçesi, İlker Bölge Mürsel Uluç Mahallesi, 27056ada, 1 parselde ki taşınmazın hisseli maliki olduğu, taşınmazıntemel eğitim alanı olarak kalmasından dolayıdavacının taşınmaz üzerinde haklarınınkullanılamayacak şekilde kısıtlandığınıbelirterek; kamulaştırmasız el atmadan dolayıtaşınmazın devri karşılığında fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.975,00TL’nin faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı Ankara İl Özel İdaresi vekilisüresinde görev itirazında bulunmuştur. Birleşendosyadaki davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının Ankara ili, Çankaya ilçesi, İlkerBölge Mürsel Uluç Mahallesi, 27056 ada, 1 parselde ki taşınmazınhisseli maliki olduğunu, taşınmazın temel eğitimalanı olarak kalmasından dolayı davacınıntaşınmaz üzerinde haklarının kullanılamayacakşekilde kısıtlandığını belirterek; kamulaştırmasızel atmadan dolayı taşınmazın devrikarşılığında fazlaya ilişkin haklarısaklı ile şimdilik 70.800,00 TL’nin faizi ile birliktedavalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargıyerinde dava açmıştır. Ankara3. Asliye Hukuk Mahkemesi: 06.05.2013 gün ve E:2013/228, K:2013/277sayılı kararı ile Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/211Esas sayılı dosyası arasında dava konusu ve tarafbakımından hukuki ve fiili irtibat olduğu gerekçesi ileHMK nun 166. maddesi uyarınca birleştirme kararı vermiştir. ANKARA14. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 31.10.2013 gün ve E:2013/211sayı ile, davalı Ankara İl Özel İdaresi vekiliningörev itirazının reddine karar vermiştir. DavalıAnkara İl Özel İdaresi vekilinin, idari yargı yararınaolumlu görev uyuşmazlığı çıkartılmasıyolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine,dava dosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: “…3194 sayılı İmar Kanununun 8'incimaddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları iletesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemler, "idari işlem"; bu imarplanı uyarınca yapmak zorunda oldukları program veuygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizlikleri de,idarieylem niteliği taşımaktadır. Dosyanın incelenmesinden;dava dilekçesinde, imar planında Temel Eğitim Alanıolarak ayrılan taşınmaza kamulaştırmasız elatılması nedeniyle taşınmazın değerininödenmesi ve taşınmazın tapu kaydının davalıidare adına tescil edilmesinin istenildiğianlaşılmıştır. Bu bilgilerkarşısında; davanın, davacılarıntaşınmazının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun15.12.2010 günlü, E:2010/5-662, K:2010/651 sayılıkararında "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyleaçıldığı sonucunaulaşılmıştır. Dava dilekçesindeve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkınagetirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın malikleri yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşku yoktur. Ancak busonuç ya da sonuçlar,genel ve düzenleyici nitelikte biridari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemeden, bu planda öngörülen kamulaştırma programlarınınzamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından;başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarelerinimar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır. İdari işlem veeylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmeleri,anılan yasa hükümlerinin gereğidir. Bu bakımdan, hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla,davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmının, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b)bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Nitekim, 11.06.2013günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487sayılı Kanun'un 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun geçici 6'ncı maddesinde değişiklik yapan2l'inci maddesinde "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere veresmi kuramlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunlarınuygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlarhakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunundaöngörülen idari başvuru ve işlemlertamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir."hükmüne yer verilmek suretiyle "hukuki el atma" olaraknitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiyle mülkiyethakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminatdavalarının görüm ve çözümündeİdari Yargı yerinin görevli olduğunuöngörülmüş bulunmaktadır…”şeklindeki gerekçe ile 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncumaddesi uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 14.07.2014 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME:Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27.maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı Ankara İl Özelİdaresi vekilinin anılan Yasanın 10/2. maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve dahi 12/1.maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerineDanıştay Başsavcısı'nca 10. maddedeöngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Ankara14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/211 Esas sayılı dosyası 2247Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarınca mahkememizegelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; 13.05.2014 günE:2013/211, K:2014/247 sayılı kararı ile, “ İşbu davaya bakmak 6487 sayılı Yasa’nın Geçici 6.maddesi kapsamına girdiği anlaşıldığındandavaya bakmak İdari Yargı’nın görevinegirdiğinden dava dilekçesinin reddine” karar verildiği anlaşılmıştır. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcıveya Başkanunsözcüsünün UyuşmazlıkMahkemesinden istekte bulunabilmesi için, görevitirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birinci oturumda, cezamahkemelerinde delillerin ikamesine başlamadan önce; idari yargıyerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadanyapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendileriningörevli olduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görevitirazının yargı merciince yerinde görülerekgörevsizlik kararı verilmesi halinde, görev konusununUyuşmazlık Mahkemesince incelenebilmesi, temyizen bu kararınbozulmuş ve yargı merciince de bozmaya uyularak görevliolduğuna karar verilmiş bulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görevitirazının reddine ilişkin karara karşı itiraz yolununaçık bulunduğu ceza davalarında ret kararıkesinleşmeden uyuşmazlık çıkarmaistenemez.’’ hükmü yer almaktadır. Anılan yasanın12.maddesi Yargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaretetmekte olup, buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açıkbulunan ceza davalarında ise ret kararınınkesinleştiği tarihten başlayarak onbeş güniçinde, uyuşmazlık çıkarılmasınıistemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyiitirazı reddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmişsayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkin kararını,dava dosyası muhtevasının onaylı örnekleriyle birlikteuyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makamagönderir. Bir davadauyuşmazlık çıkarılması için yalnızbir kez başvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup, bunagöre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülensürenin geçirilmiş olduğunu tespit ederse, isteminreddine karar verir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgiliyargı merciine, hemen tebliğ olunur. Bu karara karşıhiç bir yargı merciine başvurulamaz. Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam,dilekçe ve eklerinin kendisineulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmakyoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları ongün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargımerciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine göndereceği, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı merciine bildireceğini,yargı merciinin ise 18.maddede öngörüldüğüşekilde davanın görülmesini geribırakacağını ifade etmiş olmakla birlikte yasanın18.maddesinde; ‘’UyuşmazlıkMahkemesine başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilenyargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince birkarar verilinceye kadar davanın görülmesini geribırakır. Bu takdirde zamanaşımı süreleriyleöbür kanuni veya hakim tarafından verilen süreler,işin yeniden incelenmesine başlanacağı güne kadardurur. Şu kadar ki, Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğunu bildiren yazınınalındığı günden başlamak üzere altı ayiçinde bu Mahkemenin kararı gelmezse yargı mercii davayıgörmeye devam eder. Ancak, esas hakkında son kararı vermedenUyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelirse yargı mercii bukarara uymak zorundadır. Uyuşmazlıkçıkarılacağı bildirilerek yargı merciindendavaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’ denilmiş olup,bubağlamda, UyuşmazlıkMahkemesine başvurduğunun ilgili yargı merciine bildirilmesiüzerine, her ne kadar yargı merciinden davayabakmasının ertelenmesi istenemese de, yargı merciinin bu durumugözeterek görevkonusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadardavanın görülmesini geri bırakması gerektiğindekuşku bulunmamaktadır. Dosya kapsamıitibariyle yukarıda belirtilen hükümler ve kabullerdoğrultusunda yapılan değerlendirmede, davalı idaretarafından 2247 sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine DanıştayBaşsavcılığınca 10.maddede belirtildiğişekilde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı,bu durumun 17.04.2014 gün, 2014/127sayılı yazı ileyargı merciine bildirildiği, buna karşın yargımerciince, 18.maddede belirtildiği şekilde davanıngörülmesinin geri bırakılması yerine,13.05.2014tarihinde davanın görev yönünden reddine kararverilmiş olduğu anlaşılmakla, her ne kadar Ankara 14. Asliye HukukMahkemesi’nce davanın görülmesinin geri bırakılmasıveya Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinin beklenilmesi yerinedavaya devam edilip esas hakkında hüküm kurulması 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymasa daneticeten usulüne uygun olarak yapılmış olan başvuruneticesinde Danıştay Başsavcılığıncausulüne uygun şekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve sonuçtausule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacıların maliki oldukları taşınmazın, “temeleğitim alanı” içinde kalması suretiyle taşınmazakamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazındeğerinin ödenmesi ve taşınmazın davalı idareadına tescili istemiyle açılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planların hazırlanmasındave yürürlüğe konulmasında aşağıdabelirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediyebaşkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itirazedilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisinegönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş güniçinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişiküçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onaytarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilikitirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Olayda, davacılarvekili tarafından, dava dilekçelerinde, imar planında temel eğitimalanında bırakılarak, tasarruf hakkı kullanılamayacakşekilde kısıtlanan müvekkillerinin taşınmazınınbedelinin ödenmesi ve taşınmazın tapu kaydınındavalı idare adına tescilinin istenildiği; taşınmazaidarece fiilen el atılmadığı, mülkiyet hakkınagetirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşkubulunmadığı, ancak; bu sonuç ya dasonuçların, bir idari işlem olan Yönetmelik ve imarplanlarından başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarenin Yönetmelik gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığıanlaşılmış olup, belirtilen duruma göre,Yönetmelik, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. Öte yandan, taşınmazınimar planında “dere mutlak koruma alanı”nda kalmasınedeniyle taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasınedenine dayalı olarak davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında “dere mutlak koruma alanı” nda bırakılması nedeniyle,tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunanmahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın 158.maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili kılınan UyuşmazlıkMahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir…” gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinceyapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliğinedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazıimar planında “spor alanı” olarak ayrılandavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın,başvurusunun taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmı yönünden kabulü ile, davalı Ankara İlÖzel İdaresi vekilinin görev itirazının Ankara 14.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.10.2013 gün ve E:2013/211 sayılıreddine ilişkin kararın kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenleDanıştay Başsavcısı’nın, BAŞVURUSUNUNtaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin KISMI YÖNÜNDEN KABULÜile, Ankara İl Özel İdaresi vekilinin görevitirazının Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.10.2013 günve E:2013/211 sayılı REDDİNE İLİŞKİN KARARINKALDIRILMASINA, 14.07.2014 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy