T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 776
KARAR NO : 2014 / 826
KARAR TR : 14.7.2014
ÖZET : 4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu uyarınca verilen idari para ceza-sının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :M.K.
Vekili :Av.H.Ö.
Davalılar :1.AlaeddinVergi Dairesi Müdürlüğü (Konya 2. İdare Mahkemesi,
Konya7. Sulh Ceza Mahkemesi Dosyalarında)
Vekili :Av.A.T.
2.Konya Valiliği ( Konya 1. İdare Mahkemesi Dosyasında)
OL A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde aynen; “Alaeddin Vergi Dairesi'nin20110621015050000083 tecil dosya numarası üzerinden tahakkuk olunan42 BMF 74 plakalı 19.423 FLT 4X2 tip MAN marka 2001 model çekiciaraca ilişkin 11/2009-11/2009 dönemine ait idari para cezasımüvekkil üzerinde gösterilmiştir.
Müvekkiltahakkuk olunan cezayı, üzerinde herhangi bir borçbulunmadığını gösterir belgeyi vergi dairesinden almakistediğinde öğrenmiş ve belgeyi almak durumundabulunduğundan istenen meblağı 14/08/2012 tarihinde vergi dairesineödemiştir.
Vergidairesi tarafından yapılan söz konusu idari işlemusulsüzdür ve görülecek dava neticesinde ödenenmeblağın yasal faiziyle birlikte müvekkile iadesi gerekir. Ziraidari para cezası tahakkuk olunan dava konusu araç tahakkuktarihinde müvekkile ait değildir, noter satışısonrası üçüncü bir şahsın mülkiyetinegeçmiştir.
Müvekkilile Ali KARABUCAK arasında Konya 10. Noteri huzurunda akdedilen veİmza altına alınan 21/10/2009 tarihli Kat'i TaşıtSözleşmesi ile idari para cezasına konu MAN marka 42 BMF 74plakalı çekici aracın mülkiyeti üçüncükişi durumunda bulunan Ali KARABUCAK’a geçmiştir.Karayolları Trafik Kanunu hükümleri gereği motorlutaşıtın mülkiyeti noter huzurunda imza olunacaksözleşme ile alıcıya devrolunur.
Sözleşmesonrası aracın mülkiyeti el değiştirmiştir ve butarihten sonra oluşacak bilmisal mali yükümün mükellefisözleşme akdedilen üçüncü şahıstır.İdari para cezasının üçüncüşahıstan tahsili - gerekirken sicil kayıtlarındaaracın müvekkil üzerinde görülmesinden bahislefaturanın aracın maliki konumunda bulunmayan müvekkile çıkarılmasıhatalı olmuş ve işbu davayı açma gereğihâsıl olmuştur.
KarayollarıTrafik Kanununun 20. maddesi gereği taşıtınıusulüne uygun şeklide noter senedi ile devrettiği sabit olan vebu tarihten sonra taşıtla bir ilgisi kalmayan satıcımüvekkil adına idari para cezası düzenlenmesinde isabetyoktur.
KarayollarıTrafik Kanunu uyarınca, tescil edilmiş aracınsatışının bildirimyükümlülüğü notere ait olduğu gibi, alıcınında ilgili tescil bürosundan adına tescil belgesi alması gerekir.Bu itibarla, 21/10/2009 tarihinde noter satış sözleşmesiile satılan araç dolayısıyla, kusursuz durumdakisatıcı müvekkilin mükellefiyeti devam ettirilerek, sonrakidönemlere ilişkin cezanın müvekkil üzerindegösterilmesi yasaya aykırıdır.
Vasıtanınsatılması nedeniyle satan kişinin adına mevcut kavdınsilinmesi için ilgili kuruluşa usulüne uygun olarak yaptığıbaşvuruya rağmen kaydın silinmemesi durumunda yahutbaşvuruda bulunma zorunluluğu bulunan alıcının bugereği yerine getirmemesi halinde bu tarihten sonraki motorlutaşıtlar vergilerinin ve satış sonrası oluşacakbilcümle mali yükümün, dolayısıyla idari paracezasının taşıtla hiçbir ilgisi kalmayan eskitaşıt sahibinden istenemeyeceği bir gerçektir.
Aracısatan kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesinde yapılandeğişiklikle, aracı satın alanlar yönünden bellisüre içinde kendi adına tescil belgesi alma zorunluluğugetirilmiş ve buna uymayanlar için de çeşitli yaptırımlaröngörülmüştür. Keza, yasa gerekçesinde dedeğişikliğin, motorlu aracı satan kişilerin vergi vehukuki sorumlulukları yönünden mağduriyetleriniönlemek için de çeşitli yaptırımlaröngörülmüştür. Keza Yasa gerekçesinde dedeğişikliğin “… motorlu aracı satan kişilerin vergi ve hukuki sorumluluklarıyönünden mağduriyetlerini önlemek için….” Yapıldığı açıkçavurgulanmıştır.
Ayrıcataraflar arasında düzenlenen 21/10/2009 tarihli sözleşmeiçeriğinde, satış sonrası olunacak hertürlü mali yükümlülüğünalıcıya ait olduğu, 2918 sayılı yasanın 20-ehükmü gereği ilgili trafik kuruluşuna başvurarakadına devir ve kayıt işlemini yaptırıp tescil vetrafik belgesi alma zorunluluğunu bildiği ve yerine getireceğialıcı tarafından beyan olunmuştur.
Budurumda, aracını usulüne uygun şekilde noter senedi iledevrettiği sabit olan ve araçla bu tarihten itibaren herhangi birilgisi kalmayan kişinin, sadece aracı satın alan kişininkayıt ve tescil yaptırmadığı, dolayısıylaeski kaydın silinemeyeceğinden bahisle, satış tarihindensonraki döneme ilişkin idari para cezaları yönündenmükellef tutulmasına, yasanın amacına, hukuka, hak veadalet ilkesine uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanansebepler ışığında tahakkuk olunan idari paracezası döneminde dava konusu taşıtla ilişiğibulunmayan müvekkilin işbu idari işlem neticesindeuğramış olduğu zararının tazminigerekmektedir.” şeklindeki açıklamaları iledavacıdan haksız olarak tahsil edilen 2000.00 TL’nin iadesinekarar verilmesi istemi ile idari yargıda davaaçmıştır.
Konya2. İdare Mahkemesi; 14.09.2012 gün ve 2012/1153 Esas, 2012/1062Karar sayılı kararında; “2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu incelendiğinde, Kanun hükmünegöre verilecek para cezalarına karşı hangi yargıyoluna başvurulacağını açıkçaöngören bir yasal düzenlemenin olmadığı görülmektedir.
Öteyandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, Kabahatdeyiminden Kanunun, karşılığında idarîyaptırım uygulanmasını öngördüğühaksızlığın anlaşılacağıbelirtilmiş, 3. (6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa'nın 31. maddesi ile değişik) maddesinde "(1) BuKanunun; a) İdarî yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genelhükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yaptırımını gerektiren bütünfiiller hakkında, uygulanır" denilmiş, 16. maddesinde kabahatlerkarşılığında idari tedbir ve idari para cezasıyaptırımlarının uygulanacağı belirtilmiş;17. maddesinde idari para cezasının hesaplanması ve tahsilineilişkin esaslar savıldıktan sonra 27. maddesinde idari paracezasına karşı kararın tebliği veya tefhimi tarihindenitibaren en geç 15 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesinebaşvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
19.12.2006tarihinde yürürlüğe giren ve 5326 sayılı Kanunun3. maddecinde değişiklik yapan düzenlemeye göre, KabahatlerKanunu'nun, idarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde uygulanacağı: diğerkanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer birifadeyle, idari para cezalarına karşı açılacakdavalarda, görevli mahkeme kural olarak idari para cezasınınverilmesine dayanak alınan
Kanunda açıkçagörevli mahkeme olarak idare mahkemesi gösterilmiş ise idaremahkemesi, kanunda bu konuda bir hüküm yoksa "genel kanun"olan Kabahatler Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesininolduğu belirtilmiştir.
İncelenenuyuşmazlıkta, 2918 sayılı Kanundan kaynaklanan ve sadecepara cezasına ilişkin olan davalarda görevli mahkemeyiaçıkça belirleyen yasa kuralıbulunmadığı ve idari para cezasının verilmesinedayanak alınan Kanunda açıkça görevli mahkemeolarak idare mahkemesinin gösterilmemiş olduğu gözönüne alındığında, görevli mahkemenin"genel kanun" olan Kabahatler Kanunu'nun 27'nci maddesi uyarıncaSulh Ceza Mahkemesinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Bunagöre, 2918 sayılı Yasa'ya göre verilen idari paracezasından kaynaklanan işbu uyuşmazlığıngörüm ve çözümünde adli vargı yerinin(Sulh Ceza Mahkemesi) görevli olduğuulaşılmaktadır.” şeklindeki gerekçesiile davanın görev yönünden reddine karar vermiş,karar karşı davacı vekili tarafından itirazedilmiş, Konya Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2012gün ve 2012/1371 Esas, 2012/1213 Karar sayılı kararıile görevsizlik kararı onanmış, davacı vekilinin karardüzeltme talebinin de yine Konya Bölge İdare Mahkemesi’nin07.02.2013 gün ve 2013/240 Esas, 2013/324 Karar sayılıkararı ile reddedilmiş, bu şekilde verilen kararkesinleşmiştir.
Bununüzerine davacı vekili aynı istemlerle Konya Sulh CezaMahkemesi’nde dava açmıştır.
Konya7. Sulh Ceza Mahkemesi: 10.05.2013 gün ve 2013/229 D.İşnumaralı kararı ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun27/1 fıkrasında öngörülen 15 günlük yasalsürede yapılmayan itirazın reddine kesin olarak kararvermiştir.
Bukarar üzerine davacı vekili tekrar aynı istemlerle Konyaİdare Mahkemesi’ne Konya Valiliği’ni davada tarafgöstermek sureti ile dava açmıştır.
Konya1. İdare Mahkemesi: 05.06.2013 gün ve 2013/792 Esas, 2013/661Karar sayılı kararı ile, davacının istemi hakkındaKonya 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 10.05.2013 gün ve 2013/229D.İş numaralı kararı ile esas yönünden kesinşekilde karar verdiğini belirterek; davanın incelenmeksizinreddine karar vermiş, karara karşı davacı vekilitarafından Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazedilmiştir.
KonyaBölge İdare Mahkemesi: 25.09.2013 gün ve 2013/1865 Esas,2013/2040 Karar sayılı kararı ile “olayda, 2918sayılı Kanun hükümleri uyarınca davacı adınaverilen 2.000,00 TL idari para cezasına karşı açılandavada sulh ceza mahkemesince uyuşmazlığın esastançözümlenmediği, davanın süreaşımından reddine karar verildiğinden, dava konusuuyuşmazlığın esası hakkında aynı yargıyeri tarafından verilmiş maddi anlamda kesin bir hükmünbulunmadığı anlaşılmaktadır.” şeklindekigerekçesi ile Konya 1. İdare Mahkemesi kararının bozulmasınakarar vermiştir.
Konya1. İdare Mahkemesi, Konya Bölge İdare Mahkemesi’ninbozma kararı üzerine verdiği 19.11.2013 gün ve 2013/1426Esas, 2013/1361 Karar sayılı kararında aynen:“2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu incelendiğinde, Kanun hükmüne göreverilecek para cezalarına karşı hangi yargı yolunabaşvurulacağını açıkça öngörenbir yasal düzenlemenin olmadığı görülmektedir.
Öteyandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, Kabahatdeyiminden Kanunun, karşılığında idarîyaptırım uygulanmasını öngördüğühaksızlığın anlaşılacağıbelirtilmiş, 3. (6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa'nın 31. maddesi ile değişik) maddesinde "(1) BuKanunun; a) İdarî yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genelhükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yaptırımını gerektiren bütünfiiller hakkında, uygulanır" denilmiş, 16. Maddesinde kabahatlerkarşılığında idari tedbir ve idari para cezasıyaptırımlarının uygulanacağı belirtilmiş;17. maddesinde idari para cezasının hesaplanması ve tahsilineilişkin esaslar savıldıktan sonra 27. maddesinde idari paracezasına karşı kararın tebliği veya tefhimi tarihindenitibaren en geç 15 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesinebaşvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
19.12.2006tarihinde yürürlüğe giren ve 5326 sayılı Kanunun3. maddecinde değişiklik yapan düzenlemeye göre, KabahatlerKanunu'nun, idarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde uygulanacağı: diğerkanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer birifadeyle, idari para cezalarına karşı açılacak davalarda,görevli mahkeme kural olarak idari para cezasının verilmesinedayanak alınan Kanunda açıkça görevli mahkemeolarak idare mahkemesi gösterilmiş ise idare mahkemesi, kanunda bukonuda bir hüküm yoksa "genel kanun" olan KabahatlerKanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesinin olduğubelirtilmiştir.
İncelenenuyuşmazlıkta, 2918 sayılı Kanundan kaynaklanan ve sadecepara cezasına ilişkin olan davalarda görevli mahkemeyiaçıkça belirleyen yasa kuralıbulunmadığı ve idari para cezasının verilmesinedayanak alınan Kanunda açıkça görevli mahkemeolarak idare mahkemesinin gösterilmemiş olduğu gözönüne alındığında, görevli mahkemenin"genel kanun" olan Kabahatler Kanunu'nun 27'nci maddesi uyarıncasulh ceza mahkemesinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Bunagöre, 2918 sayılı Yasa'ya göre verilen idari para cezasındankaynaklanan işbu uyuşmazlığın görüm veçözümünde adli vargı yerinin (Sulh Ceza Mahkemesi)görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.” şeklindekigerekçesi ile davanın görev yönünden reddine kararvermiş, karara karşı davacı vekili tarafından itirazedilmiş, Konya Bölge İdare Mahkemesi’nin 26.02.2014gün ve 2014/473 Esas, 2014/546 Karar sayılı kararı ilegörevsizlik kararı onanmış, onama kararı davacıvekiline 20.03.2014 tarihinde, davalı vekiline 18.03.2014 tarihindetebliğ edilmiş, süresinde karar düzeltme yolunabaşvurulmaksızın kesinleşmiştir
Davacıvekili bu kez aynı istemlerle tekrar Konya Sulh Ceza Mahkemesi’nedava açmıştır.
Konya7. Sulh Ceza Mahkemesi; 27.05.2014 gün ve 2014/414 D.İşnumaralı kararında; “İtiraz eden vekili mahkememize sunmuşolduğu 14/04/2014 tarihli dilekçesinde haksız olarakmüvekkilinden tahsil edilen 2.000,00 TL'nin davalı idareden tahsiliile müvekkiline ödenmesini talep etmektedir. Bu haliyle dava idaripara cezasının iptaline yönelik değil, Kabahatler Kanunukapsamında usule aykırı kesilen cezanın istirdadımahiyetinde olup, dava içerik ve sonuçları itibariyleİYUK 2/b maddesinde tanımı yapılan dava türüneuymaktadır. Davaya konu olan aracın mülkiyetinin davacıuhdesinde olmadığı, aracın cezanın tahakkukundançok önce 21/10/2009 tarihinde üçüncüşahıs Ali Karabucak‘ın uhdesine geçtiği, buhususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığıaçıktır.
Konya1. İdare ve 2. İdare Mahkemesi’nce davanın AdliYargıda görüm ve çözümünde olduğununbelirtildiği, bu kararlara karşı yapılan itirazlarınBölge idare Mahkemesince reddedildiği ve kesinleştiğianlaşılmıştır.
Buaşamada davanın görüleceği ve çözümebağlanacağı yargı merciinin 2247 sayılı Kanunun19. maddesi gereğince Uyuşmazlık Mahkemesi’nceçözülmesi gerektiği sonuç ve kanaatinevarılarak aşağıdaki şekilde hükümkurulmuştur.” şeklindeki gerekçesi ile davadamahkemenin görevsizliğine, görevuyuşmazlığının çözümüiçin dosyanın 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesigereğince Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesinekarar vermiş, verilen karar üzerine dosya resen Mahkememizegönderilmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 14.7.2014 günlütoplantısında:
l-İLKİNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusuve sebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargıyerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bununüzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahipolduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1- 2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2-2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusundaUyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilmesine değin işinincelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına da karar verilmiştir.
Bu haliyle,her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamakta ise de, Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nceyapılan başvurunun 2247 sayılı Yasa’nın19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunangörev uyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından vesonuçta usule ilişkin başka bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
Yukarıdaayrıntısı ile açıkladığımızüzere; davacı ilk olarak Konya 2. İdare Mahkemesi’ndedavalı Alâeddin Vergi Dairesi Müdürlüğüaleyhine dava açmış, davanın görevsizlik nedeni ilereddedilip kararın kesinleşmesi üzerine bu kez yine AlaeddinVergi Dairesi Müdürlüğü’ne karşı Konya7. Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açmış, Konya 7. SulhCeza Mahkemesi’nin davayı, idari para cezasına itiraz olarakdeğerlendirip, davanın süre yönünden reddine kesinşekilde karar verilmesinden sonra davacı bu kez Konya Valiliği’nekarşı Konya 1. İdare Mahkemesi’nde davaaçmış ve davanın görev yönünden reddinekarar verilerek kararında kesinleşmesi üzerine yine Konya 7.Sulh Ceza Mahkemesi’ne davalı Alaeddin Vergi DairesiMüdürlüğü aleyhine dava açmışolduğu, Konya 1. İdare Mahkemesi’nde gösterdiğihasmın Konya Valiliği, diğer davalarda ise Alaeddin Vergi DairesiMüdürlüğü olduğu anlaşılmışise de; her dört davanın konusunun da aynı olduğu,davacının davalı tarafta yanılgıyadüşmesinin işlemin niteliği gereğince olağankarşılanması gerektiği, nitekim davaya bakmaklagörevli mahkemece davanın ihbarı ya da hasımdüzeltilmesi kararları ile doğru hasım davaya dahiledilmesini yargılamanın her aşamasındasağlayabileceği dikkate alındığında, sözkonusu yanılgının mahkememiz açısındandosyanın usulden reddine karar verilmemesi gerektiği sonucunaulaşılarak, talebin esas yönünden değerlendirilmesinegeçilmiştir.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,öncesinde davacıya ait olup, Konya 10. Noter huzurunda akdedilen veİmza altına alınan 21/10/2009 tarihli Kat'i TaşıtSözleşmesi ile dava dışı Ali Karabucak’asatılan 42 BMF74 plakalı 19.423 FLT 4X2 tip MAN marka 2001 modelçekici araca Alaeddin Vergi Dairesi’nin 20110621015050000083 tecildosya numarası üzerinden tahakkuk 11/2009-11/2009 dönemine aitolan ve davacı tarafından haksız şekilde ödenmekzorunda kalınan 2000.00 TL idari para cezasının 14.08.2012tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilinekarar verilmesi istemi ile açılmıştır.
Davayakonu ceza tutanağının incelenmesi neticesinde, davacıdantahsil edilen idari para cezasının, davaya konu aracın yetkibelgesine kaydının yaptırılmaması sebebinedayandığı anlaşılmakla; davacı hakkındauygulanan idari para cezasının temelindeki mevzuatsal düzenlemelerinortaya konulması ile incelemeye başlanılması yerindeolacaktır
4925Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ‘YetkiBelgesi Alma Zorunluluğu’ başlıklı 5. maddesinde;“ Taşımacılık, acentelik ve taşımaişleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargoişletmeciliği yapılabilmesi için Bakanlıktan yetkibelgesi alınması zorunludur.
Taşımacılık,acentelik ve taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyatambarı ve kargo işletmeciliği yetki belgesi alınabilmesiiçin taşıma işleri işletmecilerinin meslekisaygınlık, mali yeterlilik ve mesleki yeterliliğe sahipolması gerekmektedir. (Ek cümle: 23/01/2008-5728 S.K./516.mad)Ayrıca, karayoluyla yük ve yolcutaşımacılığı faaliyetlerinde kullanılanticari araçlarda çalışan şoförlerin,sürücü mesleki yeterlilik belgesi almaları zorunludur. Bumaddeye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. 18/01/1954tarihli ve 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunuhükümleri saklıdır.
Taşımacılara,yetki belgesinden ayrı olarak taşımalarda kullanılacaktaşıtların niteliğini ve sayısınıgösteren taşıt belgesi ile taşımacının taşıtbelgesinde kayıtlı her taşıt için düzenlenen vetaşıtta bulunması gereken taşıt kartı verilir.
Taşımaişleri işletmecilerinin sayısı, yolcu ve eşyakapasitesi, taşıtların durumu, güvenlik veya benzerinedenlerle Bakanlık, yetki belgelerinin verilmesindesınırlamalar ve yeni düzenlemeler getirebilir.
Tehlikeliyük taşıyan taşıtlar ve bunların bağlıolduğu taşımacılar, taşıyacaklarıyüklerin özelliğine uygun olduğunu gösteren bilgi vebelgelere dayanarak birinci fıkrada belirtilen yetki belgesinden ayrıolarak ilgili mercilerden ayrıca izin almaklayükümlüdürler.
Taşımacılar,taşıma hizmetlerini kabul edilebilir bir neden olmaksızınveya zorunlu haller dışında yapmaktan kaçınamazlarve taşıma hizmetinden herkesin her zaman yararlanmasınısağlamak zorundadırlar.
Taşımalar,diğer taşımacılar veya üçüncüşahıslar tarafından engellenemez.” denilmek sureti ilekarayolunda yolcu ya da yük taşımacılığı yapılabilmesiiçin Bakanlık’dan yetki belgesi alınması zorunlukılınmıştır
4925Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ‘İdariPara Cezaları’ başlıklı 26. maddesinin dava konusuceza tutanağının tanzim tarihinde yürürlükte olana bendinde; “Değişik madde: 23/01/2008-5728 S.K./518.mad) BuKanunun;
a)(Değişik bent: 25/06/2009-5917 S.K./33.mad) 5 inci maddesinegöre yetki belgesi almadan taşıma işinde faaliyettebulunanlara ikibin Türk Lirası,
5inci maddesinin beşinci fıkrasına aykırı davranantaşımacılara beşyüz Türk Lirası,
5inci maddesinin altıncı fıkrasına göretaşıma hizmetini yapmaktan kaçınantaşımacılara dörtyüz Türk Lirası,
5inci maddesinin yedinci fıkrasına aykırı davranan birtaşımacının diğer bir taşımacınıntaşıma faaliyetini engellemesi halinde ikibin TürkLirası,” idari para cezası uygulanacağıbelirtilerek, yetki belgesi almadan taşıma yapantaşımacılar hakkında uygulanacak yaptırım belirlenmiştir.
11.06.2009gün ve 27255 sayılı Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin‘Tanımlar’ başlıklı 4. maddesinin ddd bendindeyetki belgesi; “Bu Yönetmelik kapsamında bir faaliyettebulunacak gerçek ve tüzel kişilere çalışmaizni veren ve Bakanlıkça düzenlenen belgeyi,” ifade ederşeklinde tanımlanmıştır.
AynıYönetmeliğin ‘Taşıtların sadece bir yetkibelgesine kayıtlı olma zorunluluğu’başlıklı 26. maddesinde; “Taşıtlar, sadece biryetki belgesi eki taşıt belgesine kaydedilir.” şeklindekidüzenleme ile taşıtların yetki belgesine kayıtzorunluluğu düzenlenmiştir.
Görüldüğüüzere dava konusu olayda, yapılan trafik denetimi sırasında42 BMF74 plakalı 19.423 FLT 4X2 tip MAN marka 2001 model çekiciaracın yetki belgesine kayıt ettirilmemesi nedeni ile, araç sahibigözüken davacı hakkında 2000.00 TL idari para cezasıuygulanmıştır.
5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun ‘Genel KanunNiteliği’ başlıklı 3. maddesinde;(Değişikmadde: 06/12/2006 - 5560 S.K.31.md) (1) Bu Kanunun;
a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.”denilmek sureti ile diğer kanunlarda düzenlenen idari paracezaları yönünden Kabahatler Kanunu’nun genel kanun niteliğindeolduğu belirtilmiş ve idari yaptırım kararlarınakarşı 5326 sayılı Kanun’da düzenlenen kanunyoluna ilişkin hükümlerin diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde tüm idari para cezalarıhakkında uygulanacağı ortaya konulmuştur.
4925sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nda son olarak12.7.2013 gün ve 6495 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle birdeğişiklik yapılmış, bu haliyle de idari paracezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeyeyer verilmemiştir. Bu nedenle 4925 sayılı Kanun uyarıncauygulanan idari para cezalarına ilişkin olarak yapılacakbaşvurularda da 5326 sayılı Kanun’un Kanun Yollarınailişkin hükümlerinin uygulanması gerekecektir
5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun ‘Başvuru Yolu ’başlıklı 27. maddesinde; “(1) İdari para cezasıve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş güniçinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süreiçinde başvurunun yapılmamış olması halindeidari yaptırım kararı kesinleşir.
(2)Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla busürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadankalktığı tarihten itibaren en geç yedi güniçinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bubaşvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkemeyerine getirmeyi durdurabilir.
(3)Başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh cezamahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvurudilekçesi, iki nüsha olarak verilir.
(4)Başvuru dilekçesinde, idari yaptırım kararınailişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülendeliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçedeayrıca, başvurunun süresinde yapılmasınıengelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.
(5)(Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) İdarîyaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesihalinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.
(6)(Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) Soruşturma konusu fiilinsuç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyleidarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmayayer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde,idarî yaptırım kararına karşı başvuru da buitiraz merciinde incelenir.
(7)(Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) Kovuşturma konusu fiilinsuç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyleidarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suçoluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşıkanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırımkararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.
(8)(Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.34.md) İdarîyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarîyargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işleminiptali talebiyle birlikte idarî yargı merciindegörülür.” denilmek sureti ile idari para cezalarınakarşı başvuru şekli, usulü ve başvuru yeridüzenlenmiş, kararın tebliğinden itibaren 15 güniçinde Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurulabileceği belirtilmiştir.
AynıKanunun ‘Başvurunun İncelenmesi’ başlıklı28. maddesinin 8. fıkrasında; “Mahkeme,son karar olarak idari yaptırım kararının;
a)Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun reddine",
b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idariyaptırım kararının kaldırılmasına"karar verir şeklindeki düzenleme ile, Sulh Ceza Mahkemesi’ninbaşvuruyu idari işlemin hukuka uygunluğu yönündenyapıp, hukuka uygun bulması halinde başvurunun reddine, aksihalde başvurunun kabulü ile kararınkaldırılmasına karar vereceğidüzenlenmiştir.
Davadosyasının incelenmesinden, 21.11.2009 günü yapılantrafik denetimi sırasında 42 BMF 74 plakalı çekicicinsindeki aracın, yetki belgesine kaydınınyaptırılmadığının tespit edilmesi üzerine,araç sahibi M.K. hakkında 2000.00 TL meblağlı idari paracezası tutanağının tanzim edildiği ve bututanağın 12.02.2010 tarihinde davacıya tebliğedildiği, davacının 14.08.2012 tarihinde söz konusu borcuödediği ve ödediği bu meblağın iadesi istemi ile11.09.2012 tarihinde idari yargıda dava açtığı,davasının Konya 2 İdare Mahkemesi’nin 14.09.2012 günve 2012/1153 Esas, 2012/1062 Karar sayılı kararı ile görevyönünden reddedilmesi ve bu kararın kesinleşmesiüzerine Sulh Ceza Mahkemesi’’nde dava açtığı,Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 10.05.2013 gün ve 2013/229D.İş numaralı kararı ile davanın hakdüşürücü süre nedeni ile usulden reddine kararverilmesi üzerine, davacının yine idari yargıda davaaçtığı, Konya 1. İdare Mahkemesi’nin19.11.2013 gün ve 2013/1426 Esas, 2013/1361 Karar sayılıkararı davanın görev yönünden reddine kararverdiği, davacının son kez sulh ceza mahkemesinde davaaçtığı, Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin de27.05.2014 gün ve 2014/414 D.İş numaralı kararı ileKonya 1. ve Konya 2. İdare Mahkemelerince verilen görevsizlikkararlarını gerekçe göstererek ve davada kendisinin degörevli olmadığını belirterek; görevli yargıyerinin belirlenmesi istemi ile dosyanın Mahkememize gönderilmesinekarar verdiği ve dosyanın bu şekilde Mahkememiz önüne geldiğianlaşılmıştır.
Davacıdava dilekçesinde, davaya konu aracı ceza tutağınınaçıkça hukuka aykırı olduğundan iptalinekarar verilmesini istememiş; dava konusu aracı, cezatutanağının tanzimi tarihinden öncesattığından, kendisinden haksız olarak alınanparanın iadesine karar verilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de;aslında davacının talebinin temelinde, ceza tutanağınınyeni malik adına tanzim edilmesi gerekirken kendisi adına tanzimedilmesi ve idari para cezasının kendisinden tahsil edilmesiişlemlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte vedurumun araştırılarak kendisinden tahsil edilen paranıniadesine karar verilmesini istemektedir. Sonuç olarakdavacının, hukuka aykırı şekilde kendisinden tahsiledilen paranın iadesine ilişkin talebinin kabulüiçin, tahsile dayanak olan idari işlemin hukuka uygun olupolmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Zira 5326sayılı Kanun’un 28. maddesinde de belirtildiği üzere,Sulh Ceza Mahkemesi’nin kesilen ceza tutanağının hukukaaykırı olduğunu tespit etmesi halinde, bunun iptalineilişkin kararının doğal bir sonucu olarak tahsil edilenparanın da iadesine karar verilmiş olacaktır. Nitekim 5326sayılı Kanun’un idari para cezalarına karşıkanun yolunu düzenleyen 27. maddesinde, idari para cezasınakarşı yapılacak başvurular genel olarakdüzenlenmiş, madde metninde iptal, itiraz, istirdat gibiayrımlara yer verilmeden başvuru tabirikullanılmıştır. Bu anlamda davacının talebitemelde idari para cezasına ilişkin işlemin hukukaaykırı olduğunun tespit edilmesi ve esas olarak bu tespittensonra kendisinden haksız olarak alındığı ortayaçıkacak paranın iadesine karar verilmesidir.
İncelenenuyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, 4925 sayılıKarayolu Taşıma Kanunu’nda da idari para cezasına itirazkonusunda görevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından,idari para cezasına ilişkin tutanağın hukukaaykırı olması nedeni ile kendisinden tahsil edilen 2000.00TL’nin iadesine ilişkin olarak açılan davanıngörüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27.maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yeriningörevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Konya 7.Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Konya 7. Sulh CezaMahkemesi’nin 27.05.2014 gün ve 2014/414 D.İşsayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 14.7.2014gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Eyüp Sabri
BAYDAR
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Ayhan
AKARSU
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Mehmet
AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy