T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 616
KARAR NO : 2014 / 666
KARAR TR : 2.6.2014
ÖZET : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek Cumhuriyet savcısı tara-fından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :A.T.
Vekili :Av. H.K.
Davalı : BaşbakanlıkGümrük Müsteşarlığı Gümrük veMuhafaza Müd.
O L A Y :İstanbul Kaçakçılık İstihbarat ve NarkotikGümrük Muhafaza Müdürlüğü’nceyapılan soruşturma sırasında, ARKU 837187-9 ve ARKU832118-4 numaralı konteynerlerin açılarak heyet marifetiyleyapılan tespitlerde Cenk Tekstil Dış. Tic. A.Ş. ve MendiTekstil. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmalar tarafından yurtdışı ihracat beyannamesi verilen, EX 022178 gümrükçıkış beyannamesine ait 2008/DI-00189 DİİB kapsamındaithal edilen 17.500 adet erkek pantolon, EX 022197 gümrükçıkış beyannamesine ait 2007/DI-03754 DİİB kapsamındaithal edilen 16.000 adet erkek pantolon - 7.500 adet bayan pantolon, EX 022149gümrük çıkış beyannamesine ait 2007/DI -02659DİİB kapsamında ithal edilen 9.355 adet kadife ceket , EX 022160gümrük çıkış beyannamesine ait 2007/DI -04832DİİB kapsamında ithal edilen 41.620 adet erkek gömlek, EX022170 gümrük çıkış beyannamesine ait2007/DI-03860 DİİB kapsamında ithal edilen 12.685 adet denimetek olarak beyan edilen, yurt içinde işlenip, ihracatyapılmak üzere ithal edilen eşyaların beyannamelere uygunolmadığı kargo türü eşyalar olduğu, ithaleden DİİB İthal beyannamesini veren firmaların farklıolduğu ve ihracata konu ihraç beyannamelerini tanzim edip imzalayanRota Gümrük Müşavirliği yetkilisinin Turgut Akgülolduğu açıklanarak, Cenk Tekstil Dış. Tic. A.Ş.ve Mendi Tekstil . San ve Tic. Ltd .Şti unvanlı firmalar ileDİİB kapsamında yurda ithal eden farklı şirketyöneticileri ve ihracat beyannamesini imzalayan gümrük müşaviriile ilgili olarak, Osman Üçeş, Erdem Toka, Şeydi BattalKaraaslan, Faruk Yurdayüksel, Kubilay Yıldırım, TurgutAkgül, Sami Mendi, Sezai Temuroğlu ve davacı A.T. hakkında DİİB kapsamında yurda ithal edileneşyayı gümrük işlemi yapmaksızın yurdasoktuklarından bahisle yapılan ihbar üzerine, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosunun 31.12.2010gün ve Kabahat Defteri No:2010/2288, Karar No:2010/2491 sayılıkararı ile, EX 022197 gümrük çıkış beyannamesineait 2007/DI-03754 DİİB kapsamında ithal edilen 16.000 adet erkekpantolon - 7.500 adet bayan pantolon ile ilgili olarak, “dahildeişleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejimi çerçevesindeülkeye getirilen eşyayı, gümrük işlemlerinigerçekleştirmeksizin serbest dolaşıma sokmak” eylemininkabahat olduğu değerlendirilerek, davacı, Sami Mendi ve Turgut Akgül’ün, 5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 4. maddesininikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 509.652,86 TL idaripara cezası ile cezalandırılmalarına kararverilmiştir.
Davacıvekili ile EX 022149 gümrük çıkış beyannamesineait 2007/DI -02659 DİİB kapsamında ithal edilen 9.355 adetkadife ceket , EX 022160 gümrük çıkış beyannamesineait 2007/DI -04832 DİİB kapsamında ithal edilen 41.620 adeterkek gömlek, EX 022170 gümrük çıkışbeyannamesine ait 2007/DI-03860 DİİB kapsamında ithal edilen12.685 adet denim etek ile ilgili olarak aynı idariyaptırım kararı ile idari para cezası verilen Erdem Tokaayrı ayrı dava dilekçeleriyle haklarında verilen idari yaptırım kararının kaldırılmasıistemiyle adli yargı yerine başvuruda bulunmuşlar, Mahkemecedavaların birleştirilmesine ve davanın Mahkemenin 2011/107sayılı esas üzerinden yürütülmesine kararverilmiştir.
BÜYÜKÇEKMECE 3. SULHCEZA MAHKEMESİ: 24.10.2013 gün ve D.İş:2011/107 sayıile; 5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235. maddesi ile yenidendüzenlendiği ve bu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesiolarak gösterildiği gerekçesiyle başvurunun görev yönündenreddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
İSTANBUL 8. İDARE MAHKEMESİ; 30.1.2014 gün ve E:2014/140,K:2014/95 sayı ile, savcılık tarafından verilen idariyaptırım kararının, 5326 sayılıYasa’nın 23. maddesi uyarınca verildiği, bu kararakarşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesinin altıncıfıkrası uyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğiaçıklanarak, açılan davanın görüm veçözüm görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyledavanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilenkarar kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, ErtuğrulARSLANOĞLU, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 2.6.2014 günlütoplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlkeKararında, “2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanununbütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanununuygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkûmiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri veadli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkçabelirtilmiştir. Bu durum göz önünealındığında, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde davacı A.T.’inaçtığı dava yönünden olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece, adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği veusule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3.maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 4.maddesinin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır.
5607 sayılıKanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin dokuzuncufıkrasında, “Geçici ithalat, dahilde işleme vegümrük kontrolü altında işleme rejimiçerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı, gümrükişlemlerini gerçekleştirmeksizin serbest dolaşımasokan kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerininiki katı idari para cezası verilir”, “Niteliklihaller” başlığı altında düzenlenen 4.maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu Kanunda tanımlanansuçların, üç veya daha fazla kişi tarafındanbirlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır”,“Yetkili merciler”başlığı altında düzenlenen 17. maddesinin birincifıkrasında, “Bu Kanun hükümlerine göre idaripara cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı, 14üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuyageçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebiüzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunuhükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir”denilmekte iken; Kanunun 3. maddesinin başlığı“Kaçakçılık suçları”, maddenindokuzuncu fıkrası ise, “İhracatgerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibigöstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malıncins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererekilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veyaparasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkarsağlayan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.Beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile gerçekte ihraçedilen eşya arasında yüzde onu aşmayan bir farkbulunması halinde, sadece 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılıGümrük Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır”şeklinde 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 54. maddesiile yeniden düzenlenmiş, aynı Kanunun 66. maddesiyle 17.maddesinin birinci fıkrası yürürlüktenkaldırılmış, aynı Kanunun 64. maddesi iledüzenlenen geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında ise,“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanunamuhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması usulü5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göreyapılır” hükmü yeralmıştır.
4458 sayılıGümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “ Teminatalınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılaneşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,buvergilerin üç katı para cezası alınır ”denilmekte iken, madde;
“ 1.Serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyayailişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimdensonra kontrol sonucunda;
a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerle ithalininyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra,gümrüklenmiş değerinin dört katı idari paracezası verilir.
b) (a)bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık maddeolması durumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına altı yüz Türk Lirasıolarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir.
c)Eşyanın ithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıyaveya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesinetabi olduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmişveya belge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir.
d) (c) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir.
2. İhracatrejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ilemuayene ve denetleme veya kontrol sonucunda;
a)Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerleihracının yasaklanmış olduğunun tespiti halinde,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir.
b)Eşyanın ihracı, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olduğu halde uygunluk veyeterlilik belgesine tabi değilmiş veya belge alınmışgibi beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanıngümrüklenmiş değeri kadar idari para cezası verilir.
3.Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel vehediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarınaaykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veyataşıma araçlarında çıkan ya dabaşkasına ait olduğu halde kendi eşyasıymışgibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki katolarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Gümrükvergileri ödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır.
4. Birincifıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularakmülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir ve eşya 177ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur.
5.Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen ve transit rejimbeyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın,beyan edilenden belirgin bir şekilde farklı cinste eşyaolduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir ” şeklinde28/3/2013 gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12maddesi ile yeniden düzenlenmek suretiyle, 5607 sayılıKanun’da kaçakçılık fiillerine ilişkinkabahatlerle ilgili düzenlemeler tamamen ortadankaldırılmış, 4458 sayılı Kanun ilekaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatler yenidendüzenlenmiştir. Bu Kanun’un “ İtirazlar ”başlığı altında düzenlenen 242.maddesinde ise,“1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilengümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir.
2. İdareye intikal edenitirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiyetebliğ edilir.
3. İtirazdilekçelerinin süresi içinde yanlış makamaverilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.
4. İtirazın reddi kararlarına karşı işleminyapıldığı yerdeki idari yargı mercilerinebaşvurulabilir ” hükmü yer almıştır.
30.3.2005gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının karar vermeyetkisi ” başlığını taşıyan 23. maddesindeise, “(1) Cumhuriyetsavcısı, kanunda açıkça hüküm bulunanhallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırımkararı vermeye yetkilidir.
(2) Birsuç dolayısıyla başlatılan soruşturmakapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halindeCumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir.
(3) Soruşturma konusufiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halindeCumhuriyet savcısı bu nedenle idarî yaptırımkararı verir. Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşutarafından idarî yaptırım kararı verilmemişolması gerekir” denilmiş; aynı Kanun’un“Başvuru yolu” başlığı altındadüzenlenen 27. maddesinin altıncı fıkrasında,“Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahatoluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım kararı verilmesihalinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazedildiği takdirde, idari yaptırım kararına karşıbaşvuru da bu itiraz merciinde incelenir” ;
5252 sayılı“Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun”un, “Lehe olan hükümlerin uygulanmasındausul” başlığı altında düzenlenen9. maddesinde de,
“ ….. (3) Lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütünhükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkansonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasısuretiyle belirlenir ” hükmü yeralmıştır.
Dosyanınincelenmesinden, İstanbul Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce yapılan soruşturmasırasında, Cenk Tekstil Dış. Tic. A.Ş. ve Mendi Tekstil.San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmaların yetkilisioldukları anlaşılan davacı ile yukarıda isimleriyazılı kişilerin, DİİB kapsamında yurda ithaledilen eşyayı gümrük işlemi yapmaksızınyurda soktuklarından bahisle yapılan ihbar üzerine,Büyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosunun 31.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2010/2288,Karar No:2010/2491 sayılı kararı ile, EX 022197 gümrükçıkış beyannamesine ait 2007/DI-03754 DİİB kapsamın-daithal edilen 16.000 adet erkek pantolon - 7.500 adet bayan pantolon ile ilgiliolarak, eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek davacı, SamiMendi ve Turgut Akgül hakkında 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinindokuzuncu fıkrası ve 4. mad-desinin ikinci fıkrasıuyarınca ayrı ayrı 509.652,86 TL idari para cezası verildiğianlaşılmıştır.
30.3.2005gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır”;Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27.maddesinin 1. fıkrasında ise “idari para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş güniçinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süreiçinde başvurunun yapılmamış olması halindeidari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleriyer almıştır.
Budüzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygula-nacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağıanlaşılmaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığıhalinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceğiaçıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, 5607sayılı Kanunun olay tarihinde yürürlükte bulunanmaddesi ve yapılan soruşturmasırasında, soruşturma konusunun kabahat olduğudeğerlendirilerek, 5326 sayılıKanun uyarınca, Cumhuriyet Savcısı tarafındandavacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiğiüzere, idarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle,görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanunhükümlerinin dikkate alınacağı, anılan Kanunun27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin kabahatoluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım kararıverilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararınaitiraz edildiği takdirde, idari yaptırım kararınakarşı başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceğiaçıkça belirtildiğinden, 5607 sayılıKanun’un 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 64. maddesiile düzenlenen geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında da,bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanunamuhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması usulünün5252 sayılı Kanunun 9. maddesi hükmüne göreyapılacağı belirtildiğinden, davanın görümve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Büyükçekmece 3. SulhCeza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının, davacı A.T.’inaçtığı davaya ilişkin kısmının kaldırılmasıgerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Büyükçekmece 3. Sulh CezaMahkemesinin 24.10.2013 gün ve D.İş:2011/107 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ, davacı A.T.’inaçtığı davaya ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,2.6.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Eyüp Sabri
BAYDAR
Üye
Ertuğrul ARSLANOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Ayhan
AKARSU
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Mehmet
AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy