T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 663
KARAR NO : 2014 / 703
KARAR TR : 2.6.2014
ÖZET :Siirt ili, Eruh ilçesi 3.Komando Tugayı 2.Komando Taburu 3. Komando Bölük Komutanlığı’nda Piyade Uzman Çavuş olarak görev yapan davacının, bağlı bulunduğu birlik komutanlığınca verilen görevin ifası amacıyla bindiği 56 AF 155 plakalı yolcu otobüsünün, 63 B 6915 plakalı araca çarpması ile meydana gelen kazada yaralanması sonucu uğradığı maddi ve manevi zararın davalıdan tahsili istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :M.B.
Vekili :Av. M.S.A.
Davalı :Milli Savunma Bakanlığı
Vekili :Av.H.K.
OL A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; 21.12.2011 tarihinde D-370karayolu üzerinde, davacının da içerisinde yolcu olarakbulunduğu 56…….. plakalı yolcu otobüsünün,63…… plakalı araçla çarpışmasıneticesinde birden fazla kişinin ağır yaralandığıve birden fazla kişinin de hayatını kaybettiği trafikkazasının meydana geldiğini, davacının Siirt ili Eruhilçesinde bulunan bakım 3.Komando Tugayı, 2.Komando Taburu3.Komando Bölük Komutanlığı emrinde Piyade UzmanÇavuş olarak görev yapmakta iken, 20.12.2011 gün vePER:1280-2150-11 sayılı “Görevlendirme” konuluyazı ile babası vefat eden Piyade Er M.D.’iDiyarbakır’a götürmek üzeregörevlendirildiğini, bu amaçla olay günü kazayakarışan 56……. plakalı araca bindiğini veotobüsün yaptığı tek taraflı kaza sonucusürekli iş gücü kaybınauğradığını belirterek; müvekkilli için6100 sayılı Kanun’un 107.maddesi uyarınca belirsiz alacakdavası ile talep ettikleri 1.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatınolay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdantahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Davalıvekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesindeözetle; görev itirazında bulunmuştur.
Ankara18.Asliye Hukuk Mahkemesi: 05.06.2012 gün ve 2012/208 Esas, 2012/240 Kararsayılı kararında; “Dava açılmadanönce, 6100 sayılı HMK'nın 3. maddesinin zikredilen birincifıkrası Anayasa Mahkemesinin 16/02/2012 tarih ve 2011/35 esas,2012/23 karar sayılı ilamı ile anayasaya aykırı olduğundaniptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin kararına göre eldekidavaya bakmak Mahkememizin görevi olmaktançıkmıştır. Davanın, 2577 sayılıYasa'nın 2. maddesi 1. fıkrası (b) bendi kapsamında bulunantam yargı davası olarak görülmesi ve idari yargımerciinde (Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde) çözümlenmesigerektiğinden davalı İdare vekilinin yargı yoluitirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.” şeklindekigerekçesi ile davalı idare vekilinin yargı yolu itirazınınkabulüne karar vermiş, karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiştir.
Yargıtay4.Hukuk Dairesi: 22.01.2013 gün ve 2012/16272 Esas, 2013/626 Kararsayılı kararı ile hükmün onanmasına kararvermiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine;Yargıtay 4.Hukuk Dairesi, 03.07.2013 gün ve 2013/9344 Esas,2013/12758 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebininreddine karar vermiş, 1086 sayılı Yasa’nınGeçici 2. ve 6100 sayılı Yasa’nın Geçici 3.maddesigereğince halen yürürlükte olan 1086 sayılıYasa’nın 440.maddesi gereğince verilen karar 03.07.2013tarihinde kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez 05.09.2013 tarihli dava dilekçesi ile; davacınınvazife başında geçirdiği kaza nedeniyleyaşadığı sürekli iş gücü kaybısonucu uğradığı zararları ile ekonomikgeleceğinin sarsılması nedeniyle uğradığızararlar ve uğradığı manevi zararlar nedeniyle ve fazlayadair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi ve 30.000 TLmanevi tazminata hükmedilmesine ve bu tazminatlara olay tarihindenitibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi istemi ile askeriidari yargı yerinde dava açmıştır.
AskeriYüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesi: 18.09.2013 gün, 2013/3082Gensek, 2013/1193 Esas, 2013/1093 Karar sayılı kararı ile; AskeriYüksek İdare Mahkemesi’nde davanın 05.09.2013 tarihindeaçıldığını, bu durumda 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110 uncu maddesindeyapılan değişiklik gereği bu davanın görev veçözüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesi iledavanın görev yönünden reddine karar vermiş,davacı vekilinin karar düzeltme talebi Askeri Yüksek İdareMahkemesi İkinci Dairesi 05.02.2014 gün ve 2013/4209 Gensek, 2014/210Esas, 2014/130 Karar sayılı kararı ile reddedilmekle, verilenkarar 05.02.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacıvekili, askeri idari yargı ve adli yargı yerlerince verilengörevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurudabulunmuştur.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ,Ertuğrul ARSLANOĞLU, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 2.6.2014 günlütoplantısında:
l-İLKİNCELEME:
Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; askeri idari yargı ve adliyargı yerleri arasında 2247 sayılı yasa’nın 14.maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, askeri idari yargı veadli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yöntemeuygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi'negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim BirgülYİĞİT’in, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın veAYİM Savcısı Hakan Ali TURGUT’un davada adli yargıyerinin görevli olduğu yolundaki sözlü ve yazılıaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava; davacının, Siirt ili Eruhilçesinde bulunan bakım 3.Komando Tugayı, 2.Komando Taburu3.Komando Bölük Komutanlığı emrinde Piyade UzmanÇavuş olarak görev yapmakta iken, bağlıbulunduğu birlik komutanlığınca verilen görevinifası amacıyla Diyarbakır’a gitmek üzere bindiği56 AF 155 plakalı yolcu otobüsünün, 63 B 6915 plakalıaraca çarpması ile meydana gelen kazada yaralanması nedeni ileuğradığı zararların, davalıdan tazminine kararverilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu kurala bağlanmış olup, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafındanaçılacak tam yargı davalarının görüm veçözümünün idari yargı yerlerinin görevinegirdiği tartışmasızdır.
Anayasa’nın157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin askeriolmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerdendoğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk veson derece mahkemesi olduğu, ancak askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklardailgilinin asker kişi olması şartınınaranmayacağı belirtilmiş, 20.7.1972 tarih ve 1602sayılı Yasa’nın 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılıYasa ile değişik 20. maddesinde de aynı hüküm yeralmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin birdavaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem ya da eylemin“asker kişiyi ilgilendirmesi“ ve “askeri hizmeteilişkin bulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir.
1602sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde,Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeriöğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş,erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
İdarieylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanunve nizamların Türk Silahlı Kuvvetlerinetanıdığı yetki ve görevlerin yerine getirilmesiamacına yönelik olması anlamınıtaşımaktadır. Askeri nitelikteki idari eylemi de, askeri kuralve gelenekler çerçevesinde yürütülen askeri hizmetsırasındaki bir hareket, tutum veya meydana gelen ya da getirilen birolay olarak tanımlamak olanaklıdır.
İdarieylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” için, eylemin birasker kişiye yönelmesi, zarar verici etkilerini bir askerkişinin beden veya mal varlığı sahasında meydanagetirmiş olması gerekir.
Olayda,meydana gelen trafik kazasından dolayı zarar görenin askerkişi olduğunda şüphe olmadığı;davacının olay günü Kara KuvvetleriKomutanlığı 3. Komando Tugay 2. Komando TaburKomutanlığı’nın 20.12.2011 gün ve 1280-2150-11sayılı kararı gereğince, Karargah DestekKomutanlığı emrinde görevli P.Er Murat Demir’i,babasının vefat etmesi nedeniyle Diyarbakır’agötürmekle görevlendirildiği, bu görevinin ifasıamacı ile bindiği yolcu otobüsününyaptığı kaza neticesinde yaralandığı ve hem maddihem de manevi olarak zarar gördüğünden bahislezararının davalıdan tazminini istediği, tazminat talebinekonu zararın askeri kural ve talimatlar çerçevesindeyürütülen bir hizmet sırasında doğmuşolması ve asker kişinin bedeninde meydana gelmiş olmasıbirlikte değerlendirildiğinde, davada idari eylemin askeri hizmeteilişkin bulunması koşulunun da gerçekleştiğianlaşılmıştır.
Ancak; 2918sayılı Kanun’un 110. Maddesinde; “(Değişikmadde: 11/01/2011-6099 S.K./14.mad.) İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır./Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir.” şeklindekidüzenleme ile karayollarında meydana gelen trafik kazalarındandolayı açılacak sorumluluk davalarına özgüolmak üzere görevli yargı yerinin belirlendiği, aynıkanunun Geçici 21. maddesinde; “Bu Kanunun 110 uncu maddesininbirinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz.” denilmeksureti ile 2918 sayılı Yasa’nın 110. maddesinin, maddeninyürürlüğe girdiği 19.01.2011 tarihinde sonraaçılacak davalara uygulanacağınınaçıklığa kavuşturulduğu, davacınınuyuşmazlığa konu olaya ilişkin olarak Ankara 18. AsliyeHukuk Mahkemesi’nde 10.04.2012 dava açtığıgörülmekle; geçici 21.madde nazara alındığında2918 sayılı Yasa’nın 110. maddesinin somut olayauygulanacağı tartışmasızdır.
Ayrıca, 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin benzer bir konuda İdareMahkemesi’nin davaya bakmakla görevli bulunmadığıyolundaki kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki vesorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden Ankara 18. Asliye HukukMahkemesi’nce verilen görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 18.AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 05.06.2012 gün ve 2012/208 Esas, 2012/240 Kararsayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 2.6.2014gününde Üye Eyüp Sabri BAYDAR’ın KARŞI OYUve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Ertuğrul ARSLANOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta; Siirt ili Eruh ilçesinde bulunan 3. Kom.Tuğ. 2. Kom. Tabur. 3. Kom. Bölüğü emrinde UzmanÇavuş olarak görev yapmakta iken, komutanlıkçagörevlendirilmesi nedeniyle başka bir eri Diyarbakır'agötürürken otobüsün tek taraflı kazasısonucu sürekli iş gücü kaybınauğradığı iddiası ile davacı tarafındandavalı Bakanlık aleyhine maddi manevi tazminat davasıaçılmıştır. DavalıBakanlık, Davacının içinde yolcu olarak bulunduğuaracın 2918 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamındaişleteni olmadığı gibi, otobüssürücüsününde davalı Bakanlık ile bir ilgisibulunmamaktadır. Uyuşmazlık,2918 sayılı yasanın uygulanmasını gerektiren,yasanın 85. maddesindeki işletenin sorumluluğundandoğmadığı gibi araçsürücüsünün haksız fiilinden dekaynaklanmamaktadır. Dava,komutanlıkça, görevlendirme yazısı ilegörevlendirilen davacının görev esnasındageçirdiği kazada davalı idarenin hizmet kusurunadayanmaktadır. TCAnayasası'nın 125/son md. "idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu" kurala bağlanmış, 2577Sayılı İYUK 2/1-b md. "idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel haklan ihlal edilenler tarafındanaçılan tam yargı davaları, idari davaçeşitleri arasında" sayılmıştır. Bu durumdadavalı idarenin, görevlendirmesinden doğan zararıntazmininin amaçlanmış olması karşısında,idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğüesnada kişilere verdiği zararın ödetilmesine yönelikbulunan uyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetininusulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde esas alman idare hukuku kurallarına ve 2577 SayılıİYUK 2/1-b md. sayılan tam yargı davasında görümve çözümünde idari yargı yerleri görevlibulunmaktadır. Sayınçoğunluk, idarenin hizmet kusurundan doğan zararda AdliYargıyı görevli kabul eden görüşünde hukukidayanak olarak 2918 Sayılı KTK 110/1 md. hükümlerini esasalmıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1 .fıkra ile"işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil bu kanundan doğan sorumluluk davaları AdliYargıda görülür..." hükmügetirilmiştir. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Çünkü,2918 Sayılı KTK 85.maddesinde açıkça belirtildiğigibi yasa motorlu araçların işletilmesinden doğanzararlar nedeniyle işletenin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan ve Adli Yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85.maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda yasada bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlarıarasında çıkan görev uyuşmazlıklarınısonlandırmak üzere sözü geçen yasa hükmügetirilmek suretiyle kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 SayılıYasa'nın amacına uygun olarak Adli Yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiştir. 2918sayılı yasanın 110. maddesinde yapılan yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamınıveya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu hareketle yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez."hükmü böyle bir anlayışın benimsenmemiş olduğununkanıtı olarak kabul edilebilir. Gerçi madde iptalkararlarından bahsetmektedir, ama Anayasa koyucunun amacınınAnayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareket etmesini önlemekolduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yorumlured kararlarının ise diğer mahkemeleri, idare makamlarını,gerçek ve tüzel kişileri bağlaması itibariyle birçeşit pozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğineşüphe yoktur. (Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Özbudun.Sh. 440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli- idari ve AskeriYargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli, idari ve Askerikollarının üst mahkemesi olmadığına göre buyargı kollarındaki mahkemelere kendi yorumunu empoze etmesimümkün değildir. O halde Anayasa Mahkemesinin verdiğiyorumlu red kararlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu ifaedebilmeleri, diğer mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin buyorumlarını benimsemelerine bağlıdır. Oysa hukukumuzda,Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlar diğermahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesi kararlarınınbağlayıcılığı bu kararların hükümfıkralarına münhasırdır. (Türk Anayasa HukukuDersleri, Kemal Gözler, sh. 444) Keza,Sayın çoğunluğun kararıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. maddehükümlerininde uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev veyetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesiaçık hükmünden de anlaşıldığıüzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kollarıarasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıyla Içtihadedildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay 10. Daire E 2011/11522, K 2012/5347sayı, E. 2011/10856 ve K. 2013/670 Sayı, vs.) Somutuyuşmazlıkta davanın idarenin hizmet kusuruna dayanmasına, 2918Sayılı Yasa'nın 110/1 md. motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlardan dolayı işletenini hukukisorumluluğunun Adli Yargıda görüm veçözümünü düzenleme altına almasına, Somutuyuşmazlığın anılan yasa hükmükapsamında bulunmamasına, Kamuhizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde, 2577 Sayılı IYUK 2/1-b md. sayılan tam yargıdavasında görüm ve çözümünde İdariYargının görevli olmasına göre, UyuşmazlıktaAdli Yargıyı görevli kabul eden sayınçoğunluğun görüşüne katılamıyorum. KarşıOy EyüpSabri BAYDAR
Full & Egal Universal Law Academy