T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2014 / 622 KARAR NO : 2014 / 671 KARAR TR : 02.06.2014 ÖZET: Davacıların murisinin hemzemin geçitte meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmesinden dolayı uğranılan manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar : 1-G.Y. 2-S.Y. 3-S.Y. 4-E.Y. 5-G.G. 6-S.E. Vekilleri : Av.T.T.Ö. Davalı :T.C.D.D.Genel Müdürlüğü Vekili :Av. S.Ç. O L A Y :Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; 09.09.2008tarihinde davalı kuruma ait Haydarpaşa-Kars seferini yapan DoğuEkspresi treninin, Sivas İli, Kangal İlçesisınırlarında hemzemin geçitten geçerken 34………..plakalı araç ile çarpışması sonucu meydanagelen trafik kazasında birden fazla kişinin hayatınıkaybettiği, çarpmanın etkisi ile yola savrulan aracınyaya olarak yolda yürümekte olan davacıların annesi Y.Y.’açarparak ölümüne neden olduğunu, kazanınmeydana gelmesinde davalı idarenin, trenin güvenli koşullardasefer yapmasını sağlamak için gereken önlemlerialmadığını belirterek; fazlaya ilişkinhaklarını saklı tutarak, annelerinin vefatı nedeni ile herbir davacı için 20.000,00TL, toplam 120.000,00TL manevitazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargıda davaaçmıştır. Davalı idare vekili,süresinde verdiği cevap dileksinde özetle; idarelerin hizmetkusurundan kaynaklanan olaylar sebebiyle açılan tümdavaların idari yargı yerinde görülmesi gerektiğibelirtilerek görev itirazında bulunmuştur. ANKARA11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 22.01.2014 gün ve E.2013/437sayılı kararı ile, Karayolları Trafik Kanunu’nun 110.Maddesi uyarınca adli yargı görevli olduğundandavalının yargı yolu itirazının reddine kararvermiştir. Davalı idare vekilininidari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, dosyaörneği Danıştay Başsavcılığınagönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: “…28.10.1984 tarih ve 18559 sayılı ResmiGazete'de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarıİşletmesi Genel Müdürlüğü ( TCDD ) AnaStatüsü'nün "Amaç ve Kapsam"başlıklı 1. maddesi, "Bu Ana Statünün amacı;8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadiTeşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamehükümlerine tabi olarak ve söz konusu Kanun HükmündeKararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzereTürkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi GenelMüdürlüğü adı altında teşkil olunanKamu İktisadi Kuruluşunun hukuki bünye, amaç ve faaliyetkonuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese,bağlı ortaklık ve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileriile ilgili diğer hususları düzenlemektir."hükmünü taşımakta;"Hukuki Bünye"başlıklı3. maddesinde, bu Ana Statü ile teşkil olunan TCDDİşletmesinin, sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzelkişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğusermayesiyle sınırlı bir "Kamu İktisadiKuruluşu" olduğuna ve 233 sayılı KHK ile bu Ana Statühükümleri saklı kalmak üzere özel hukukhükümlerine tabi bulunduğuna işaret edilmekte; 4.maddesinde, sayılan Kuruluş amaç ve faaliyetkonularının tamamına yakınının "tekel"kapsamında işler olduğu belirtilmekte; kuruluşu,yönetimi ve denetimi konularında 233 sayılı KHKhükümlerine paralel düzenlemelere yer verilmektedir. Buna göre, TCDDİşletmesinin, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten,tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumu olduğutartışmasızdır. 233 sayılı KHK ve Ana Statüile, özerk bir tarzda ve ekonomik gereklere uygun olarakkârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusundayönetilmesi amacıyla, İşletmenin iktisadi faaliyetleribakımından özel hukuk hükümlerine tabikılınmış olması, onun kamu hizmetiyürütmesine ve kamu kurumu niteliğine engel teşkiletmemektedir. Uyuşmazlık konusuolayda davacılar tarafından, davalı idarenin trenin güvenlikoşullarda sefer yapması için gerekli önlemlerialmadığı, hemzemin geçidin kullanıma müsaitolmadığı gibi hemzemin geçitte trafiğidüzenlemede kullanılan bariyerin bulunmadığı vedemiryolu kenarında bulunan toprak hafriyatınınsürücünün görüş mesafesinikısaltması nedeniyle trenlerin söz konusu yerden geçerkenhızlarını düşürmeleri için gerekliuyarı levhasını koymaması nedeniyle murislerininölümüne neden olan trafik kazasının meydanageldiği dolayısıyla idarenin hizmet kusuru bulunduğu ilerisürülmektedir. Bu çerçevede,tazminatınkonusunu oluşturan zararın kamu idaresine ait bir motorlu aracınkarayolu üzerinde işletilmesi sırasında meydana gelmişolması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesiiçin konuya ilişkin özel düzenleme içerenKarayolları Trafik Kanunu hükümlerinin gözdengeçirilmesi gerekmektedir. 2918 sayılıYasanın 11.1.2011 tarihli ve 6099 sayılı Yasanın 14.maddesi ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme"başlıklı 110. maddesinde "İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." kuralı yer almaktadır. Anılan yasahükmünde, "bu kanundan doğan sorumluluk davaları"ifadesiyle 2918 sayılı Yasada yer alan hukuki sorumluluğailişkin kuralların uygulanacağı davalarlasınırlı biçimde görevli yargı yerininbelirlendiği vurgulanmaktadır. Öteyandan,Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idareninkendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1 -b.maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlaledilenler tarafından açılan tam yargı davaları,idari dava türleri arasında sayılmıştır. Bunagöre ve idare personelinin dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucuoluşan kişisel kusura değil de, zararın kamu hizmetininyürütülmesi sırasında doğduğu nedeniyleidarenin hizmet kusuruna dayanılmış olmasıkarşısında, kamu hizmeti yürüten TCDDİşletmesinin, bu hizmeti yürüttüğüsırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyleaçılan dava, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygunolarak yürütülüp yürütülmediğinin,hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Buhususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göreyapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa'nın 2/1 -bmaddesi kapsamında bulunan uyuşmazlığa konu tam yargıdavasının görüm ve çözümünde idariyargı yerlerinin görevli olduğu…”gerekçesiyle 2247 sayılı Yasa’nın 10'uncu maddesiuyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, ErtuğrulARSLANOĞLU, Ayhan Akarsu ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 02.06.2014 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME:Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı idarevekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı’nca, 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacılarınmurisinin hemzemin geçitte meydana gelen trafik kazasındahayatını kaybetmesinden dolayı uğranılan manevizararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyleaçılmıştır 28.10.1984 tarih ve 18559sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye CumhuriyetiDevlet Demiryolları İşletmesi GenelMüdürlüğü (TCDD) Ana Statüsü’nün“Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesi,“Bu Ana Statünün amacı; 8.6.1984 tarih ve 233sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KanunHükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak ve sözkonusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyettebulunmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarıİşletmesi Genel Müdürlüğü adıaltında teşkil olunan Kamu İktisadi Kuruluşunun hukukibünye, amaç ve faaliyet konuları, organları veteşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklık veiştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ile ilgilidiğer hususları düzenlemektir.” hükmünütaşımakta; “Hukuki Bünye” başlıklı 3. maddesinde, bu Ana Statü ile teşkil olunanTCDD İşletmesinin, sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzelkişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğusermayesiyle sınırlı bir “Kamu İktisadiKuruluşu” olduğuna ve 233 sayılı KHK ile bu AnaStatü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukukhükümlerine tabi bulunduğuna işaret edilmekte; 4.maddesinde, sayılan Kuruluş amaç ve faaliyetkonularının tamamına yakınının“tekel” kapsamında işler olduğu belirtilmekte;kuruluşu, yönetimi ve denetimi konularında 233 sayılıKHK hükümlerine paralel düzenlemelere yer verilmektedir. Bunagöre, TCDD İşletmesinin, tekel kapsamında kamu hizmetiyürüten, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumuolduğu tartışmasızdır. 233 sayılı KHK ve AnaStatü ile, özerk bir tarzda ve ekonomik gereklere uygun olarakkârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusundayönetilmesi amacıyla, İşletmenin iktisadi faaliyetleribakımından özel hukuk hükümlerine tabikılınmış olması, onun kamu hizmetiyürütmesine ve kamu kurumu niteliğine engel teşkiletmemektedir. Anayasa’nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b. maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayıhakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargıdavaları, idari dava türleri arasındasayılmıştır. Buna göre ve idarepersonelinin dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu oluşan kişiselkusura değil de, zararın kamu hizmetinin yürütülmesisırasında doğduğu nedeniyle idarenin hizmet kusurunadayanılmış olması karşısında, kamu hizmetiyürüten TCDD İşletmesinin, bu hizmetiyürüttüğü sırada kişilere verdiğizararın tazmini istemiyle açılan davada, olayda kamuhizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenleidarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığınınsaptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması iseidare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılıYasa’nın 2/1-b maddesi kapsamında bulunan tam yargıdavasının görüm ve çözümünde idariyargı yerlerinin görevli olduğu açıktır. Ancak, tüm bu yasaldüzenlemelere karşın, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacakve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 13. maddesinde, karayolunun yapımı,bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşların karayolu yapısını, trafikgüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmaklayükümlü olduğu belirtilmiştir. Öte yandan 2918sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir. Dosyakapsamında yapılan incelenmede; 09.09.2008 tarihinde davalıkuruma ait Haydarpaşa-Kars seferini yapan Doğu Ekspresi treninin 34ABL 77 plakalı araç ile çarpışması sonucuçarpmanın etkisi ile yola savrulan aracın, o esnada yoldayürümekte olan davacıların murisi Yeter Yılmaz’açarpmak suretiyle ölümüne neden olduğu,bilirkişi raporları ve ifadeleri gerekçe gösterilerekdavalı idarenin, trenin güvenli koşullarda seferyapmasını sağlamak için gereken önlemlerialmadığı için kazanın gerçekleştiğidolayısıyla idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiası iledavanın açıldığıanlaşılmıştır. 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyleBursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla karayolunun bir parçasını teşkileden hemzemin geçitte meydana gelen kazanın, davalı idareningerekli önlemleri almaması sonucu murislerini kaybedendavacıların uğradıkları manevi zararıngiderilmesi nedeniyle açılacak sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Her ne kadaruyuşmazlık konusu olay nedeniyle, kazada hayatını kaybedenve yaralanan Safiye Bulut ve arkadaşları tarafından TCDDİşletmesi Genel Müdürlüğüaleyhine açılan tazminat davası nedeniyleMahkememizce 05.04.20010 gün ve E:2009/288 K: 2010/88 sayılı kararile “ Hemzemin geçitte trenin çarptığıotomobilde bulunan davacıların yakınlarınınhayatını kaybetmesi ve kimi davacıların yaralanmasınedeniyle, uğranılan zararın tazmini istemiyleaçılan davanın, idari Yargıdaçözümlenmesi gerektiği” şeklinde karar verilmişise de; eldeki dava 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun 110. maddesinin yürürlüğegirdiği 19.01.2011 tarihinden sonra 04.10.2013 tarihindeaçılmıştır. Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevkonusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. Budurumda, eldeki davada dava tarihi itibariyle adli yargınıngörevli olduğu konusunda tereddütbulunmadığından, davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu dolayısıyla, DanıştayBaşsavcısı’nın başvurusunun reddi gerektiğigerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 02.06.2014 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Ertuğrul ARSLANOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy