T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 40
KARAR NO : 2014 / 317
KARAR TR : 01.04.2014
ÖZET : Hemzemin geçitte kontrollü geçiş için kullanılan bariyerin sigortalı araç üzerine düşmesi sonucu oluştuğu ileri sürülen hasarı ödeyen davacı sigorta şirketince, zararın idarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminat istemi ile açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar : A. Sigorta A.Ş. Vekili :Av. M.K.D. Davalı :TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü Vekili :Av. Z.K. O L A Y : Davacı vekilidava dilekçesi ile; müvekkili şirkete kasko sigortapoliçesi ile sigortalı bulunan 45 HT 078 plakalıaracı 27.12.2011-27.12.2012 tarihleri arasında geçerli olmaküzere sigortaladığını; 12.5.2012 tarihindemüvekkili şirkete sigortalı aracın Halil Erdoğancaddesi tren istasyonunda hemzemin geçidinde beklerken, bariyergörevlisinin bariyeri geri düşürmesi ve bariyerinsigortalı aracın ön kaput kısmına çarpmasıneticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini;meydana gelen kaza neticesinde sigortalı araçta 1.590,90 TLtutarında hasar oluştuğunu, tespit edilen bu hasar bedelinin1.259,90 TL sinin parça bedeli kısmı yedek parçatedarikçisine ve 250,00 TL lik işçilik kısmınında sigortalıya 23.7.2012 tarihinde ödendiğini belirterek, bu bedelinödeme tarihi olan 23.7.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargıyerinde dava açmıştır. Davalıidare vekilince süresi içinde verdiği dilekçedeözetle, idarenin eylem ve işlemlerinden doğanuyuşmazlıklar bakımından genel görevli yargıyerinin idare mahkemeleri olduğunun dava dilekçesinde Manisaİli, Halil Erdoğan Caddesi tren istasyonu hemzemin geçidindebeklerken, bariyer görevlisinin bariyeri geri düşürmesi vebariyerin sigortalı aracın kaput kısmınaçarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydanageldiğini iddia ettiğini, kısacası idarenin “hizmetkusuru”na dayandığını; davanın görümve çözüm yerinin idare mahkemeleri olduğunu ilerisürerek görev itirazında bulunmuştur. ANKARA 26. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 26.9.2013 günve E: 2013/345 sayı ile, davacının davayı haksızfiile dayandırması nedeniyle davalının yargı yoluitirazı yerinde görülmediğinden reddine karar vermiştir. Davalı idare vekilinin idari yargıyararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine, dosya örneğiDanıştay Başsavcılığına gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI : Anayasanın135. maddesinden sözederek, Uyuşmazlık konusu olayda davacıtarafından; davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olanhemzemin geçitte trafiği düzenlemede kullanılan bariyeringerekli bakım ve onarımının yapılmamasınınyanı sıra çalışanına bariyerinçalışması konusunda yeterli eğitimi vermemesinedeniyle meydana geldiğinin ileri sürüldüğü, buhaliyle bakılan uyuşmazlığın özel hukuktakiaraç işletenin hukuki/sorumluluğundan değil, idarecetrafiği düzenlemede kullanılan bariyerin emniyetlekullanılmasını sağlayacak şekildebakımını yaptırmak ve kullanan görevlisinin gereklidikkat ve özeni gösterme konusunda gerekli eğitimi vermekşeklinde öngörülen görevlerin tam ve eksiksiz yerinegetirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerinkusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusurubulunduğu iddiasından kaynaklandığı, buna göredavanın görüm ve çözümünün idariyargının görevinde olduğu, bu nedenle 2247 sayılıYasa’nın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. Başkanlıkça 2247sayılı Yasanın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı’nın da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI : Anayasa'nın 125/son madde ve fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlübulunduğunun kurala bağlandığı; 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılan tam yargıdavalarının idari dava türleri arasındasayıldığı uyuşmazlık konusunun hizmet kusurundankaynaklanan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577sayılı Kanun’un 2/1-b maddesinde yer alan idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarargörenler tarafından açılan tam yargı davalarıkapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesigerektiği nedeniyle, DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılıYasa’nın 10. maddesi gereğince yapmış olduğubaşvurunun kabulü ile Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/345esas sayılı görevlilik kararınınkaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yolundagörüş bildirmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ,Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 01.04.2014 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME: Başvuruyazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılanincelemeye göre, davalı idare vekilinin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Danıştay Başsavcısı’nca, 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava; hemzemin geçitte kontrollügeçiş için kullanılan bariyerin sigortalıaraç üzerine düşmesi sonucu oluştuğu ilerisürülen hasarı ödeyen davacı sigorta şirketince,zararın idarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuentazminat davasıdır. 28.10.1984 tarih ve 18559 sayılıResmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti DevletDemiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü(TCDD) Ana Statüsü’nün “Amaç ve Kapsam”başlıklı 1. maddesi, “Bu Ana Statününamacı; 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadiTeşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamehükümlerine tabi olarak ve söz konusu Kanun HükmündeKararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzereTürkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi GenelMüdürlüğü adı altında teşkil olunan Kamuİktisadi Kuruluşunun hukuki bünye, amaç ve faaliyetkonuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese,bağlı ortaklık ve iştirakleri ile bunlar arasındakiilişkileri ile ilgili diğer hususları düzenlemektir.”hükmünü taşımakta; “Hukuki Bünye” başlıklı 3. maddesinde, bu Ana Statü ile teşkil olunanTCDD İşletmesinin, sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzelkişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğusermayesiyle sınırlı bir “Kamu İktisadiKuruluşu” olduğuna ve 233 sayılı KHK ile bu AnaStatü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukukhükümlerine tabi bulunduğuna işaret edilmekte; 4. maddesinde,sayılan Kuruluş amaç ve faaliyet konularınıntamamına yakınının “tekel” kapsamındaişler olduğu belirtilmekte; kuruluşu, yönetimi ve denetimikonularında 233 sayılı KHK hükümlerine paraleldüzenlemelere yer verilmektedir. Bunagöre, TCDD İşletmesinin, tekel kapsamında kamu hizmetiyürüten, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumuolduğu tartışmasızdır. 233 sayılı KHK ve AnaStatü ile, özerk bir tarzda ve ekonomik gereklere uygun olarakkârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusundayönetilmesi amacıyla, İşletmenin iktisadi faaliyetleribakımından özel hukuk hükümlerine tabikılınmış olması, onun kamu hizmetiyürütmesine ve kamu kurumu niteliğine engel teşkiletmemektedir. Anayasa’nın 125. maddesinin sonfıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmış; 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde, idari eylem ve işlemlerdendolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tamyargı davaları, idari dava türleri arasındasayılmıştır. Buna göre ve idare personelinindikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu oluşan kişisel kusuradeğil de, zararın kamu hizmetinin yürütülmesisırasında doğduğu nedeniyle idarenin hizmet kusuruna dayanılmışolması karşısında, kamu hizmeti yürüten TCDDİşletmesinin, bu hizmeti yürüttüğüsırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyleaçılan davada, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukukauygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin,hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Buhususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göreyapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2/1-bmaddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görümve çözümünde idari yargı yerlerinin görevliolduğu açıktır. Ancak, tüm bu yasal düzenlemelerekarşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 13. maddesinde, karayolunun yapımı,bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşların karayolu yapısını, trafik güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmakla yükümlü olduğubelirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayıhukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkezveya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden, dava dosyasında mevcut bilirkişi raporununincelenmesi sonucunda; 12.5.2012 tarihinde saat 01:15 sıralarındadavacı Sigorta Şirketine sigortalı 45 HT 078 plakalıaracın Manisa İlinde “Halil Erdoğan Trenİstasyonu”nda hemzemin geçitten geçmek üzereykenTren İstasyonunda bariyer görevlisi TCDD personelinin idaresindebulunan bariyeri aracın üzerine geri düşürmesi sonucumaddi hasarlı kazanın meydana geldiğianlaşılmıştır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarındada belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesininson fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla karayolunun birparçasını teşkil eden hemzemin geçitte treningeçişini beklemekteyken, TCDD görevlisinin kusurlu hareketisonucu bariyerin aracın üzerine düşmesi sonucuaraçta meydana gelen hasar nedeniyle açılacak sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyleaçılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu dolayısıyla, DanıştayBaşsavcısı’nın başvurusunun reddigerekmiştir. S O N UÇ : Davanın görüm veçözümünde ADLİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 01.04.2014 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy