T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2014 / 263 KARAR NO : 2014 / 322 KARAR TR : 01.04.2014 ÖZET: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na devredilen Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nden yetim aylığı almakta iken, muhtaçlığının kalkması nedeniyle aylığı kesilen davalıdan yersiz olarak tahsil ettiği ileri sürülen aylıkların faizi ile birlikte tahsili ile davacı kuruma geri ödenmesi istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekilleri :Av. İ.T. & Av. B.Ü.& Av. Oğuzhan Tekin Davalı : A.E. Dahili Davalılar : 1- T.E. 2- B.E. 3- F.E. 4- S.A. (E.) Vekilleri : Av.H.C. & Av. Ş.C.K. O L A Y : Davacıkurum vekili, dava dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı’na devredilen EmekliSandığı Genel Müdürlüğü’ndenyetim aylığı almakta iken,muhtaçlığının kalkması nedeniyleaylığı kesilen davalı A.E.’nin 01.07.1996-30.06.2007devre aylıklarını yersiz olarak tahsil ettiğini ilerisürerek; 9.729,08 YTL borcun her bir ödeme tarihinden itibarenhesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle30.06.2008 tarihinde adli yargıda dava açmıştır. Davalı A.E.’nin21.12.2008 tarihinde vefat etmesi nedeniyle dava yasalmirasçılarına yöneltilmiştir KONYA3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:01.10.2009 gün ve E:2008/276K:2009/324 sayılı kararında özetle; 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nunyersiz ödemelerin geri alınmasını düzenleyen 96.Maddesi ve yine uyuşmazlıkların çözüm yerinidüzenleyen 101. Maddesi hükmü ile açılandavanın içerik ve özelliği birlikte değerlendirildiğinde,görevli mahkemenin Konya Nöbetçi İş Mahkemesiolduğu açıklanmak suretiyle dava dilekçesiningörev yönünden reddine karar vermiş ve verilen bu kararYargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2010 gün ve E:2010/5371K:2010/10015 sayılı Onama kararının ardındankesinleşmiştir. KONYA1. İŞ MAHKEMESİ: 24.03.2011 gün ve E:2010/866 K:2011/113sayılı kararı ile özetle; davanın 5434sayılı Yasa’ya göre emekli sandığı ileilgili olduğu, Yargıtay 10. Dairesi’nin kararları dadikkate alındığında görevli ve yetkili mahkemeninKonya İdare mahkemesi olduğu gerekçesiyle, davadilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar vermiştir. Mahkemeceverilen görevsizlik kararı, davacı vekili tarafından temyizedilmiştir. YARGITAY 10. HUKUKDAİRESİ: 22.11.2011 gün ve E:2011/6412 K:2011/15815sayılı kararında özetle; mahkemece verilen kararındoğru olmakla birlikte görevsizlik kararının, sadeceaynı yargı yoluna tabi mahkemeler bakımından sözkonusu olduğuna işaret edilerek; temyiz olunan kararınhüküm fıkrasında yer alan “ Görevsizlik ”ibaresinin silinerek, yerine “ yargı yoluyanlışlığı” ibaresinin yazılmasına,kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA kararvermiş ve Konya 1. İş Mahkemesi’nin kararı buşekilde kesinleşmiştir. Davacıkurum vekili, bu kez aynı istemle 15.02.2012 tarihinde idari yargıdadava açmıştır. KONYA 1. İDAREMAHKEMESİ:28.02.2012 gün ve E:2012/236 K:2012/172 sayılıkararında özetle; dava konusunun idare mahkemesinin görevinegiren iptal veya tam yargı davasına konu olan biruyuşmazlık olmadığı, özel hukuk ilişkisindendoğan ve adli yargının konusuna giren bir alacak davasıolduğu açıklanarak, davanın 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Yasası’nın 15/1-a maddesihükmü uyarınca görev yönünden reddine kararvermiş; temyiz edilmesi üzerine bu karar Danıştay11.Dairesi’nin 30.01.2013 gün ve E.2012/4871 K:2013/729sayılı kararı ile onanmış ve aynı Dairenin11.09.2013 gün ve E:2013/3202 K:2013/7325 sayılı kararı ilede karar düzeltme talebinin reddedilmesi sonucu kesinleşmiştir. Dosyadavacı vekilinin talebi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ,Nurdane TOPUZ, Ayhan Akarsu ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 01.04.2014 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kuruluşve İşleyişi Hakkında Kanun’un 14. maddesinegöre; olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebiaynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yoldaverdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olmasıgerekmekte olup, bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise,hukuk uyuşmazlıklarında ancak davanın taraflarıncaileri sürülebilmektedir. Aynı Yasanın 27. maddesinde ise,Uyuşmazlık Mahkemesinin, uyuşmazlık çıkarmayaveya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleriönce şekil ve süre açısından inceleyeceği;yöntemine uymayan veya süresi içinde ilerisürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yerverilmektedir Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarıncayapılan incelemeye göre; Adli ve idari yargıyerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren Mahkemece, adli yargıdosyası da temin edilmek suretiyle Mahkememize gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasındadoğan görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı’na devredilen EmekliSandığı Genel Müdürlüğü’ndenyetim aylığı almakta iken, muhtaçlığınınkalkması nedeniyle aylığı kesilen davalı A.E.’ninyersiz olarak tahsil ettiği ileri sürülen aylıklarınfaizi ile birlikte tahsili ile davacı kuruma geri ödenmesi istemineilişkindir. Yargılama sırasında davalı A.E. vefatettiğinden, dava mirasçılarına yöneltilerek devametmiştir. 31.5.2006 tarih ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56,K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 101 ncimaddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.” bölümününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla(RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redlesonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememiz önündekiuyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şugerekçeye dayandırmıştır: “…5754sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden öncememur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaktaolanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileribakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devamedecek; ancak 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleleridari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumununvarlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldı ki; T.C.Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığın çözümündeesas alınacağı tartışmasızdır. Bu durumda,5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılandavalar yönünden idari yargının görevli olduğutartışmasızdır. Ancak, dava konusu uyuşmazlık,Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilmiş bir işlemdenkaynaklanmamakta olup kurumun uğradığı zararıntahsiline ilişkindir. 5510sayılı Kanunun “Yersiz Ödemelerin GeriAlınması” başlıklı 96. Maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almaktaolanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlıksigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlüolduğu kişilere, fazla veya yersiz olarakyapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki hertürlü ödemeler; a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriyedoğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler,bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalıişlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beşyıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliyetebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay * içindeyapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık * sürenindolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süresonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte,ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsupedilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre gerialınır. Alacaklarınyersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarakborç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borcauygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmelerikaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılanyersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersizödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintininbaşlayacağı ödeme dönemi başıitibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borçtutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyleuygulanır. Yersizödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddeninuygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddeye dayanılarakçıkarılan 27.09.2008 tarihli Fazla veya Yersiz ÖdemelerinTahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında yönetmelik 2008 yılı Ekim ayı başındayürürlüğe girmiş, yönetmeliğin 18. Maddesiile 02.10.1998 tarihlive 23481 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı GenelMüdürlüğünce İlgililereİstihkaklarından Fazla veya Yersiz Olarak YapılanÖdemelerin Tahsili Hakkında Yönetmelikyürürlükten kaldırılmıştır. 5510sayılı Kanunun 101. Maddesinde “Bu Kanunda aksine hükümbulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgiliortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerindegörülür.”hükmü ile görevli mahkeme belirlenmiştir Diğertaraftan 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargıyetkisinin sınırı” başlığınıtaşıyan 2. maddesinin birinci fıkrasında, “1.(Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türlerişunlardır: a)(İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâledilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik:18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin davalar” denilmiştir. Dosya kapsamındayapılan incelemede; Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaAstsubay Kıdemli Başçavuş olarak görev yapmakta iken05.09.1991 tarihinde vefat eden oğlu Emin Ekinci’den dolayı A.E.’yemuhtaç olduğu için yetim maaşıbağlandığı, muhtaçlığınınkalkması üzerine; 01.07.1996 tarihinden itibarenaylığının kesildiği, yersiz aldığı01.07.1996-30.06.2007 tarihleri arasında aylıkların gerialınması için kendisine 25.03.2008 tarihinde bildirimdebulunulduğu ve istenen ödemenin yapılmaması nedeniyledavalı idare tarafından önce adli yargıda ve daha sonradaidari yargıda dava açıldığıanlaşılmıştır. İdari davalardan olaniptal ve tam yargı davalarında davalı daima idaredir. Birbaşka deyişle, idari yargı yerinde açılan bir iptalya da tam yargı davasına bakılabilmesi için, diğerdava koşullarının yanısıra, davanın idarealeyhine açılmış olması gerekmekte; idari yargıyerinde gerçek kişiler aleyhine dava açılabilmesinehukuken olanak bulunmamaktadır. Budurumda, davanın, ortada idarece kamu gücüne dayalı olarakve idari usul ve esaslara göre re'sen ve tek yanlı biçimde tesisedilmiş bir işlem veya eyleminden dolayı hak ve menfaatiihlâl edilenler tarafından idare aleyhineaçılmış 2577 sayılı Yasa'nın 2. maddesindebelirtilen davalardan biri olmayıp, davacı alacağınıntahsili için gerçek kişi aleyhine açılan davaolması karşısında, idari yargının görevinegiren bir dava bulunduğundan söz etmek olanaksızdır. Bunagöre, A.E.’nin yersiz olarak tahsil ettiği yetimaylıklarının geri alınması istemi ileaçılan davanın görüm veçözümünde adli yargı yeri görevlidir. Açıklanannedenlerle, Konya 1.İş Mahkemesince verilen 24.03.2011 gün veE:2010/866 K:2011/113 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S ON U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Konya 1. İş Mahkemesi’nin 24.03.2011 gün ve E:2010/866K:2011/113 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 01.04.2014 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy