T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 141
KARAR NO : 2014 / 190
KARAR TR : 03.03.2014
ÖZET : İmar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk K A R A R Davacılar :1- Ö.D. 2-M.O. Vekili : Av. M.E.A. Davalı : Ankara BüyükşehirBelediye Başkanlığı Vekili :Av. M.U. O L A Y :Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin Ankaraİli, Yenimahalle İlçesi, Yakacık Mahallesi, 44668 Ada, 10Parselde kayıtlı taşınmazın malikleri olduğunu,sözkonusu taşınmazın imar planında Kentsel RekreasyonAlanı olarak ayrıldığını, taşınmazakamulaştırmasız el atıldığını ilerisürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkısaklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın yasalfaizi ile birlikte tahsili ve taşınmazın davalılaradına tescili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı vekilisüresi içinde verdiği dilekçede özetle,taşınmaza fiilen el atılmadığını, imarplanına dayalı olarak açılan tazminatdavalarının görüm ve çözüm yerinin idaremahkemeleri olduğunu ileri sürerek görev itirazındabulunmuştur. ANKARA 6.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 20.9.2013 gün ve E:2013/26 sayıile, Mahkemelerinin görevli olduğuna, karar vermiştir. Davalı AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı vekilininidari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, dosyaörneği Danıştay Başsavcılığınagönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: Davanın, mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyleaçıldığı sonucunaulaşıldığı, dava dilekçesinde, YargıtayHukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku olmadığı, ancak; bu sonuçya sonuçların genel ve düzenleyici nitelikte bir idariişlem olan imar planından kaynaklandığı, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarınınzamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından;başka bir anlatımla da, idari işlemlerden ve davalıidarenin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalarkonusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idarieylemlerden kaynaklandığı, idari işlem ve eylemlerdendoğan zararların tazmini talepleri ise 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunun 12 ve 13.maddeleri uyarıncaidari yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarınakonu edilmeleri, anılan Yasa hükümlerinin gereğiolduğu, bu bakımdan hukuka uygunluklarının denetimi vezarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi idariyargının görev alanında bulunan idari işlem veeylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, hukuki elatma olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuzsonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerindeaçılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanakbulunmadığı, dolayısıyla davanıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmının, 2577 sayılı Yasanın 2.maddesinin1.fıkrasının b bendinde yer alan idari işlem ve eylemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesi gerektiği,nitekim, 11.6.2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan 6487 sayılı Kanun’un 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6’ncımaddesinde değişiklik yapan 21’inci maddesinde “Uygulamaimar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmaksuretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufukısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3.5.1985 tarihli ve3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir.” Hükmüne yer verilmek suretiyle“hukuki el atma” olarak nitelendirilen, imar planındakibelirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat davalarının görüm veçözümünde İdari Yargı yerinin görevliolduğunun öngörüldüğü, bu nedenle 2247sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, AliÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT‘un katılımlarıyla yapılan 03.03.2014 tarihlitoplantısında: l-İLKİNCELEME:Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idareninanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,10. maddede öngörülen biçimde “davanıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmı yönünden” olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinindosyası 2247 Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarıncamahkememize gelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;Mahkememizce dava konusu taşınmaza fiili el atma olupolmadığı hususunda bilgi verilmesi için mahkemesinemüzekkere yazılmış olup, Ankara 6. Asliye HukukMahkemesi’nin cevabi yazısında söz konusutaşınmazla ilgili keşif yapılmadığı,bilirkişi raporunun mevcut olmadığı, davanın 23.1.2014tarihinde HMK 114/1-b ve 115 maddeleri gereğince yargı yolu davaşartı noksanlığı nedeniyle reddine kararverildiği hususu belirtilmiş, dolayısıyla ilgili dosyadadavanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiğianlaşılmıştır. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’ hükmü yer almaktadır. Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunanceza davalarında ise ret kararının kesinleştiğitarihten başlayarak onbeş gün içinde,uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkilimakama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazıreddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermektenvazgeçmiş sayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkin kararını,dava dosyası muhtevasının onaylı örnekleriyle birlikteuyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makamagönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte olup, buna göre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülensürenin geçirilmiş olduğunu tespit ederse, isteminreddine karar verir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgiliyargı merciine, hemen tebliğ olunur. Bu karara karşıhiç bir yargı merciine başvurulamaz. Uyuşmazlık çıkarılmasınıgerekli gördüğü durumlarda yetkili makam, dilekçe veeklerinin kendisine ulaştığı tarihten, şayeteksiklikleri tamamlatmak yoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazılarıon gün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıca UyuşmazlıkMahkemesine başvurduğunu ilgili yargı merciine hemen bildirir. Bu takdirde ilgili yargı mercii,18 inci maddede öngörüldüğü şekildedavanın görülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine göndereceği, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı mercine bildireceğini, yargımerciinin ise 18.maddede öngörüldüğü şekildedavanın görülmesini geri bırakacağını ifadeetmiş olmakla birlikte yasanın 18.maddesinde; ‘’UyuşmazlıkMahkemesine başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilenyargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince birkarar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır.Bu takdirde zamanaşımı süreleriyle öbür kanuniveya hakim tarafından verilen süreler, işin yenidenincelenmesine başlanacağı güne kadar durur. Şu kadarki, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildirenyazının alındığı günden başlamaküzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezseyargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esashakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesininkararı gelirse yargı mercii bu karara uymak zorundadır.Uyuşmazlık çıkarılacağı bildirilerekyargı merciinden davaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’denilmiş olup, bu bağlamda, anılan yasal hükmünamaç bakımından yorumlanması ve bu yorum sonucunagöre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. 18. maddedüzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veya idari yargı yerininolumlu görev uyuşmazlığı prosedürününişletilmesine ilişkin tarafların yapacağı başvurusonrası “görevlilik kararı” vermesinden sonra,taraflarca ilgili Başsavcılıklara başvurulmasıyolundaki taleplerin ilgili mahkemelerce bu Başsavcılıklaragönderilmesini takiben, Başsavcılıkların vereceğikararı bekleyip beklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkacabir usuli işlem yapıp yapmayacağı, görevsizlikkararı veya esastan karar verip veremeyeceği hususlarınınyasada düzenlenmediği ve sadece BaşsavcılıklarınUyuşmazlık Mahkemesine başvurduklarının ilgilimahkemelere resmi yazı ile bildirilmesi durumunda davanıngörülmesinin geri bırakılacağı hususununbelirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusuyasanın eksik düzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun,görev konusunda Anayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulmasıgerektiği izahtan varestedir. Gerçekten, 2247 SayılıKanunun 10 uncu maddesinde öngörülen özel bir yöntemolan “olumlu görev uyuşmazlığıçıkarma” hali, farklı yargı kollarındagörevsizlik kararları verilmesinden önce görevuyuşmazlığının Uyuşmazlık Mahkemesinceçözümlenmesini amaçlayan ve usul ekonomisibakımından da görevli yargı yerinin belirlenmesinisüratli biçimde sağlayan bir uygulamadır. Bu yöntemibaşlatan prosedür ise tarafların başvurusu sonrasındailgili yargı yerinin vereceği “görevlilik”kararıdır. Mahkemece görevlilik kararı verilmesinden,görev itirazında bulunan tarafça bu karara itiraz edildiktenve mahkemece ilgili Başsavcılığa başvuru iletildiktensonra, yetkili Başsavcılığın vereceğikararın beklenmemesi 10 uncu madde ile öngörülenamaçla bağdaşmayacağı gibi, ilgiliBaşsavcılıklara yasayla tanınan takdir haklarınınzaafa uğratılması ve sonuçsuz bırakılmasıneticesini de doğurabilecektir. Şu halde, 18. maddedeöngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgiliBaşsavcılığın olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma amacıylaUyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya dair kararın ilgilimahkemeye ulaşmasından önce mahkemenin evvelce görevlilikkararı vermişken bu kez görev yönünden red kararıvermesi ya da davayı esastan sonuçlandırması gibi hallerortaya çıkacak ve bu kararlara rağmen UyuşmazlıkMahkemesince görev konusunda karar verilmesinin pratikteuygulanabilirliği tartışmaya açık hale gelecektir.Oysa Anayasanın 158 nci maddesi uyarınca UyuşmazlıkMahkemesinin görevle ilgili verdiği kararlar kesindir ve ilgilimahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Şu halde,Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgiliBaşsavcılıkların bu konudaki iradeleri kendilerineyazılı olarak bildirilinceye kadar görev konusunda başkabir karar veya davayı esastan çözümleyen bir kararverebilmeleri hukuken mümkün bulunmamaktadır.Dolayısıyla mahkememizce 10. maddeye göre yapılanbaşvurunun sonuçlandırılması gerekmektedir. Dosyakapsamı itibariyle yukarıda belirtilen hükümler ve kabullerdoğrultusunda yapılan değerlendirmede, davalı idaretarafından 2247 sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine DanıştayBaşsavcılığınca 13.maddede belirtildiğişekilde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı, bu durumun yazı ileyargı merciine bildirildiği, buna karşın yargımerciince, 18.maddede belirtildiği şekilde davanıngörülmesinin geri bırakılması yerine, davanıngörev yönünden reddine karar verilmiş olduğuanlaşılmakla, her ne kadar, Ankara 6. Asliye HukukMahkemesi’nce davanın görülmesinin geribırakılması veya Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesinin beklenilmesi yerine davaya devam edilip esas hakkındahüküm kurulması 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymasa da neticeten usulüne uygunolarak yapılmış olan başvuru sonucunda DanıştayBaşsavcılığınca usulüne uygun şekilde10.maddeye göre olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılarak dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve sonuçta usule ilişkin herhangibir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:: Dava, davacılarınmaliki olduğu taşınmaza, imar planında Kentsel Rekreasyon Alanıolarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla; işleyecek yasal faizi ile birlikteşimdilik 1.000,00 TL’nin davalı idareden tahsili,taşınmazın davalı lehine tapudan terkini istemiyleaçılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a) Bölgeplanları; sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulamaİmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı veçevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak,belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım veuygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyleeş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğeyapılır, valilik itirazları ve planları onbeş güniçerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmar planlarıalenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. BelediyeBaşkanlığı ve mülki amirlikler, imarplanının tamamını veya bir kısmını kopyalarveya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespitedilecek ücret karşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz.”hükmüne yer verilmiştir. Dosyakapsamında yapılan incelemede, Mahkemesine dava konusutaşınmazlarla ilgili olarak keşif yapılıpyapılmadığı, yapıldı ise, yapılan keşifsonucu hazırlanan bilirkişi raporunun gönderilmesininistenildiği ancak cevabi yazıda keşifyapılmadığının belertildiğianlaşılmıştır. Olayda,imar planının uygulaması sonucu, uyuşmazlığa konuparselin imar planında Kentsel Rekreasyon alanındakaldığı, taşınmaza idarece fiilen elatılmadığı ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulukararı ile bu tür yerlerin bedelinin ödeneceğine kararverildiği, kamulaştırmasız el atma nedeniyletaşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddiaedildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194sayılı Kanunu uyarınca kamu gücü kullanılarak tekyanlı irade ile yapılan imar planlarında yer alandavacının hissedar olduğu taşınmazın bedelinintazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup,belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezlindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyanbir eylemi henüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılması nedeniyle,tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözümlemeye yetkili kılınanUyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatlarıda bu yöndedir…” gerekçesiyle, Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemeninyetkisizliği nedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yinetaşınmazı imar planında “spor alanı”olarak ayrılan davacının Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtığı tazminat davasında, davalı idareleringörev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama,Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usul şartlarına vehukuka uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, başvurucuderece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarını sunmafırsatını bulmuş ve bunlar UyuşmazlıkMahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…” gerekçesiyle,davacının başvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir.(Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay HukukGenel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503 sayılıkararıyla, imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davalarınidari yargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısım yönünden başvurusunun kabulüile, davalı Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı vekilinin görev itirazının,Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın görüm veçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle, DanıştayBaşsavcısı’nın taşınmazın bedelinintahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısımyönünden BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile , davalı AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı GÖREVİTİRAZININ, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.9.2013gün ve E:2013/26 sayılı REDDİNEİLİŞKİN KARARININ KALDIRILMASINA, 03.03.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT .
Full & Egal Universal Law Academy