T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 302
KARAR NO : 2014 / 344
KARAR TR : 1.4.2013
ÖZET :5434 sayılı Kanuna göre göre Emekli Sandığı iştirakçisi iken 27.3.2000 tarihinde isteği ile emekliye sevkedilen ve 01.10.1980-31.03.1984 tarihleri arasında, atanmak suretiyle Belediye Başkanlığı yapan davacı tarafından, makam ve görev tazminatından yararlandırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan tazminat tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın; İDARİ YARGI YERİNDE görüleceği hk. K A R A R Davacı : İ.D. Vekili : Av. U.T. Davalı : Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı Vekilleri : Av. K.T. O L A Y : Davacı vekilidilekçesinde; müvekkilinin 01.10.1980-31.03.1984 tarihleriarasında İzmir ili, Bergama İlçesi, Bölcekbeldesinde Sıkıyönetim Komutanlığınınkararı ile atanmak suretiyle iki yıldan fazla süre ile belediyebaşkanlığı yapmış olduğunu; bu nedenlemülga 5434 sayılı Kanunun ek 68. inci maddesi uyarıncabelediye başkanlarına ödenen makam ve görevtazminatından yararlanmak için 02.08.2010 tarihinde davalıkuruma başvur-duğunu, davalı kurum tarafından, 01.09.2010tarih ve B.13.2.SGK.0.10.02.13/50.263.114 sayılı yazı ile;“İlgi dilekçenizde, müvekkilinizin 01.10.1980-31.03.1984tarihleri arasında Belediye Başkanlığınaatandığını belirterek tarafına makam-görevtazminatı ödenmesini istemekte iseniz de; / 8.5.2008 tarih ve 26870sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarakyürürlüğe giren 5754 sayılı Kanunun 68. Maddesiile değişik 5510 sayılı Kanunun Geçici4.üncü maddesine göre kanunun yürürlük tarihindenönce seçimle Belediye Başkanı olarak görev yapanBelediye Başkanlarına makam ve görev tazminatıödeneceği hükme bağlanmış olup, söz konusuKanun maddesinde atanan Belediye Başkanlarına da makam ve görevtazminatı ödeneceğine dair bir hükümbulunmamaktadır. / Bu nedenle, müvekkilinize ait emeklilik sicildosyasının incelenmesinde, 1980 yılında atanmak suretiyleBelediye Başkanlığı görevi yaptığıanlaşıldığından, tarafına makam ve görevtazminatı ödenmesine imkan bulunmamaktadır.” denilmeksuretiyle taleplerinin reddedildiğini; mülga 5434Sayılı Kanunun Ek 68 inci maddesinin birinci fıkrasının;“Makam tazminatları ile yüksek hakimlik tazminatıödenmesini gerektiren görevlerde toplam iki yıl bulunduktansonra emekliye ayrılanlara makam veya yüksek hakimlik ve temsil veyagörev tazminatları bulundukları en üst görevleri esasalınarak ödenir. (Ek:4.7.2001-KHK 631/Md.) Makam ve yüksekhakimlik tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde toplam en aziki yıl bulunmadan emekliye ayrılanlara ise, en az altı aysüreyle bulundukları en üst görevleri içinbelirlenen görev tazminatı veya hizmet yılları itibariylebelirlenen görev tazminatından yüksek olanı ödenir…..” hükmünü; aynı maddenin 03.07.2005tarih ve 5393 sayılı kanunun 85.maddesinin afıkrasının 2.bendi ile değişik dördüncüfıkrasının ise; “Sandıkça emekliaylığı bağlanan Büyükşehir belediyebaşkanlarına 7000, il belediye başkanlarına 6000,ilçe ve ilk kademe belediye başkanlarına 3000, diğerbelediye başkanlarına 1500 gösterge rakamı üzerinden,bu maddede belirtilen usul ve esaslar dahilinde makam tazminatı, bunabağlı olarak temsil veya görev tazminatı ödenir. Butazminatlar ilgililere ödendikçe iki ay içinde faturasıkarşılığında, Hâzineden tahsil olunur. Birincifıkrada öngörülen iki yıllık sürenin hesabında,iştirakçi olup olmadıklarınabakılmaksızın, belediye başkanı olarak geçensürelerin tamamı dikkate alınır.” hükmünütaşıdığını; bu durum karşısında,yasanın tanıdığı bu haktan müvekkilininyararlanması gerektiğini; davalı kurumun, 5510Sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesini ilesürerek seçimle değil atanma ile belediyebaşkanlığı yapma gerekçesine dayandırdığını; oysa yukarıda belirtilen yasa maddelerinden anlaşılacağıüzere, Belediye Başkanlarına makam ve görev tazminatıödenmesi için belediye başkanlığı göreviniister seçimle gelerek isterse atama ile yürütmede herhangi birayırım yapılmadığını; Danıştay OnBirinci Daire kararlarında ve 5434 Sayılı mülga Emeklisandığı Kanununun ek 68. maddesinin değişikşeklinde de açıkça belirtildiği gibi makam ve bunabağlı olarak görev tazminatının ödenebilmesiiçin, belediye başkanlığı görevininseçilerek veya atanarak yürütülmüş olmasıkonusunda her hangi bir ayırım bulunmadığınıifade ederek; davalı kurum bünyesinde hizmet veren, KamuGörevlileri Emeklilik İşlemleri DaireBaşkanlığı’nın, müvekkilinin“görev ve temsil tazminatı ödenmesi" talebinin reddineilişkin 01.09.2010 Tarih ve B.13.2.SGK.0.10.02.13/50.263.114sayılı kararının iptaline; makam tazminatı ve bunabağlı olarak görev tazminatının 5272 ve 5393Sayılı Yasaların yürürlüğe girdiği01.01.2005 tarihinden bugüne kadar geriye dönük olarak tümalacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine kararverilmesi istemiyle 15.10.2010 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. Ankara 12.İdare Mahkemesi:11.5.2011 gün ve E:2010/2168, K:2011/556sayı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerek; kısmeniptal kabul, kısmen ret kararı vermiş; bu kararın temyizedilmesi üzerine DANIŞTAY ONBİRİNCİ DAİRESİ:27.6.2012 ve E:2011/6558, K:2012/4984 sayı ile, mevzuathükümlerinin ve dosyanın incelenmesinden, davacının5434 sayılı Kanunun ek 68. maddesi uyarınca makam ve görevtazminatından yararlandırılmak istemiyle 2.8.2010 tarihindedavalı idareye başvurduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun 1.9.2010tarihli dava konusu işlemi ile davacının 5510 sayılıKanun’un geçici 4. maddesinde belirtilen şartlarıtaşımadığı gerekçesiyle istemininreddedildiği, davacının başvurusundan önce, 1.10.2008tarihi itibarıyla 5434 sayılı Kanun'un ilgilikurallarının yürürlükten kalktığı veanılan tarihten itibaren 5510 sayılı Kanunun ilgili maddesininyürürlüğe girdiğiningörüldüğü; 5510 sayılı Kanun'ungeçici 4. maddesinde belediye başkanlarına makam ve görevtazminatlarının ödenebilmesi için; 5434 sayılıKanun'un 39. ve Ek 68. maddelerine atıf yapıldığıgörülmekle birlikte, uyuşmazlığın idareyebaşvuru ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu'nun Geçici 4.maddesi uyarınca çözülmesigerektiği, 5434 sayılı Kanun'un 1.10.2008 tarihi itibarıylayürürlükten kalkan maddelerinin doğrudan davacıyauygulanma olanağı bulunmadığı ve anılan Kanun'un101. maddesinde de bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgiliortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceğinin kurala bağlandığı gözönüne alındığında; 5510 sayılı Kanun'unuygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığıngörüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğuve kararın bu nedenle usul hükümlerine uygunolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle;davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Mahkemekararının görev yönünden bozulmasına,yukarıda belirtilen husus dikkate alınarak bir karar verilmeküzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. ANKARA 12.İDARE MAHKEMESİ: 23.11.2012 gün ve E:2012/1434,K:2012/2486 sayı ile, Danıştay 11.Dairesinin bozma kararınauyarak dosyayı yeniden incelemiş ve anılan Dairekararındaki gerekçeler doğrultusunda davanın görevyönünden reddine karar vermiş; bu karar temyiz edilmeksizinkesinleşmiştir. Davacı vekili bu kez aynıistemle, 31.12.2012 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA 8.İŞ MAHKEMESİ: 1.11.2013gün ve E:2012/1201, K.2013/1163 sayı ile, 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008tarihinde yürürlüğe girdiği, Yasa'nın101.maddesine göre bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde,bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceği; 5510 sayılı Yasa'nın "5434sayılı Kanuna İlişkin GeçişHükümleri" başlıklı Geçici 4.maddesinin4.fıkrasına göre "Bu Kanunda aksine bir hükümbulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanununyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendikapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olarak çalışmış olup buKanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının cbendinde tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ilebunların dul ve yetimleri hakkında bu kanunlayürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılır.” Denildiği; 5510 sayılı Kanunun101 nci maddesinde yer alan “...bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.”bölümünün iptali istemiyle yapılan itirazbaşvurusunda Anayasa Mahkemesinin, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla iptal isteminin reddine kararverdiği; Anayasa'nın 153/son maddesine göre Anayasa Mahkemesikararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı veyasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağladığı; Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili doktrindekiağırlıklı görüşün; Anayasa Mahkemesikararlarının gerekçesinin de bağlayıcıolduğu yönünde bulunduğu; 17.4.2008 günlü5754 sayılı “Sosyal Sigortalar Ve Genel SağlıkSigortası Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ileAnayasa Mahkemesi’nin 15.12.2006 günlü, E.2006/111, K.2006/112sayılı iptal kararı doğrultusunda 5510 sayılıKanunda düzenlemeler yapıldığı ve anılanKanun’a eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4 üncümaddelerle 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirdiği tarih itibariyle bu Kanun’un 4 üncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ilebunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunlayürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağının hüküm altınaalınmış olduğu; 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanların, evvelceolduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tâbiolacağı ve bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edeceği; ancak5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindensonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmayabaşlayanların ise 5510 sayılı Kanun’un 4/c maddesiuyarınca, bu Kanun hükümlerine tâbi sigortalısayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanundeğil 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı; ihtilaf halinde de adli yargının görevlibulunacağı; 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almaktaolanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağımuamelelerin idari işlem niteliğini korumaya devamedeceği; bunlara ilişkin ihtilaflarda idari yargınıngörevli olmaya devam edeceği; öte yandanUyuşmazlık Mahkemesinin 4.9.2012 tarihli 2012/64-83 Esas ve Kararsayılı kararında, 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerindenbiri, ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafın davalarıkapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafındanaçılan davanın, görüm veçözümünün idari yargı yerindegörüleceği, 5510 sayılı bu Kanununyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca bu kanun hükümlerinetabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanununöngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği sonucunavarılmış olduğu; somut olayda;uyuşmazlığın 5434 SY kapsamında davacıyabağlanan yaşlılık aylığının 5434Sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun ek 48 ve ek68.maddelerine göre 01.01.2005 tarihinden itibaren makam ve görevtazminatına hak kazandığı kabul edilerek butazminatlarının ödenmesine ve aksine kurum işlemininiptaline ilişkin olduğu, davacının 01.03.1975 tarihindenitibaren iştirakçi olduğu ve yaşlılıkaylığının 5434 sayılı yasaya görebağlandığı anlaşıldığından,uyuşmazlığın çözümünün idariYargı'nın görev alanına girdiği gerekçesiyle; Mahkemelerininyargı yolu nedeniyle görevsizliğine, dava dilekçesinin bunedenle reddine, kararın kesinleşmesinden sonra dosyanınçıkan olumsuz görev uyuşmazlığınınincelenmesi için uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesinekarar vermiş; bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 1.4.2014 günlütoplantısında; l-İLK İNCELEME:Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; Olay kısmındabelirtildiği üzere, tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş birgörevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelendavayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir. 1- 2247 sayılıYasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir. 2-2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki, başvuru kararının, görev konusundaUyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilmesine değin işinincelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir. Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda, adli yargı yerince,öncelikle görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununlayetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesi için re’senUyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmasına da kararverilmiştir. Bu haliyle, Ankara 8.İşMahkemesince re’sen yapılan başvuru, 2247 sayılıYasa’da öngörülen yönteme uymamaktadır. Ancak, adli ve idari yargıyerleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, adli yargı dosyasının, davacı vekilininde dilekçesi üzerine son görevsizlik kararını verenmahkemece, ekinde idari yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, 5434 sayılı Kanunagöre Emekli Sandığı iştirakçisi iken 27.3.2000tarihinde isteği ile emekliye sevkedilen ve 01.10.1980-31.03.1984tarihleri arasında İzmir ili, Bergama İlçesi, BölcekBeldesinde, atanmak suretiyle Belediye Başkanlığı yapandavacı tarafından, makam ve görev tazminatındanyararlandırılması istemiyle yapılan başvurunun reddineilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan tazminattutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle açılmıştır. 5434 sayılıT.C. Emekli Sandığı Kanununun (5510 sayılı Kanunun106. maddesi ile mülga edilen) Ek 68.maddesinde; “(Değişik madde:24/11/1994 - 4049/7 md.) (Değişikfıkra: 23/02/1995 - KHK - 547/13 md.) Makam tazminatı ile YüksekHakimlik ve temsil veya görev tazminatı ödenmesini gerektirengörevlerde bulunanlardan, 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılıKanunun 36 ncı maddesine göre istihdam edilenlere,Başbakanlıkta da makam tazminatı ödenmesini gerektirengörevlerde en az 6 ay çalışmış olmalarıkaydıyla bu tazminatlardan yüksek olanı esas alınaraködeme yapılır. (Ek cümle: 04/07/2001 - 631 S.KHK/1. md.)Makam veya yüksek hakimlik tazminatı ödenmesini gerektirengörevlerde toplam en az iki yıl bulunmadan veya bu görevlerdehiç bulunmadan emekliye ayrılanlara ise, en az altı aysüreyle bulundukları en üst görevleri içinbelirlenen görev tazminatı veya hizmet yıllarıitibarıyla belirlenen görev tazminatından yüksek olanıödenir. Bu halde de iki yıllık süreyi doldurmaşartı aranır. (Ek cümle: 12/02/2000 - 4505/3 md.) Ancak butazminatların ölenlerin dul ve yetimlerine ödenmesinde ikiyıl görev şartı aranmaz. (...) (Ekfıkra:07/12/2004 - 5272 S.K./86.mad) Sandıkça emekliaylığı bağlanan büyükşehir belediyebaşkanlarına 7000, il belediye başkanlarına 6000,ilçe belediye başkanlarına 3000, diğer belediyebaşkanlarına 1500 gösterge rakamı üzerinden, buMaddede belirtilen usul ve esaslar dahilinde makam tazminatı, bunabağlı olarak temsil veya görev tazminatı ödenir.Bu tazminatlar ilgililere ödendikçe iki ay içinde faturasıkarşılığında Hazineden tahsil olunur. Birincifıkrada öngörülen iki yıllık süreninhesabında iştirâkçi olup olmadıklarınabakılmaksızın belediye başkanı olarak geçensürelerin tamamı dikkate alınır. (Ekfıkra: (12/02/2000 - 4505/3 md.) Temsil ve görev tazminatları;yönetim ve denetim kurulu üyelikleri dahil olmak üzere kamukesiminde her ne suretle olursa olsun aylık veya ücret alıpalmadıklarına bakılmaksızın görev alanlara budurumları devam ettiği sürece ödenmez. Tazminattanyararlanırken, yararlanma şartlarını kaybedenler engeç bir ay içinde durumu Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Genel Müdürlüğüne bildirirler.Bu durumun ortaya çıktığı tarihi takip edenaybaşından itibaren tazminat ödenmesine son verilir.Zamanında bildirimde bulunmayanlara ödenen tazminat kanuni faizi ilebirlikte geri alınır.(...) Butazminatlar, ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesindebelirtilen aylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 incimaddesindeki oranlar üzerinden ödenir. Buödemeler, T.C. Emekli Sandığınca ödenmesinimüteakip iki ay içinde Genel Bütçeye giren kurumlardanayrılanlar için Hazineden, diğerleri için sonkurumlarından faturası karşılığında tahsiledilir.(...) denilmiş; 1.1.2007 tarihinde; maddenin “Bu tazminatlar,ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilenaylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 inci maddesindeki oranlarüzerinden hesaplanır.” şeklindeki beşinci fıkrametni ile “Bu ödemeler, T.C. Emekli Sandığıncaödenmesini müteakip iki ay içinde Genel Bütçeyegiren kurumlardan ayrılanlar için Hazineden, diğerleriiçin son kurumlarından faturasıkarşılığında tahsil edilir.” şeklindeki sonfıkra metni yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanununun “5434sayılı Kanuna ilişkin geçişhükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesininbirinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılıKanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğüzammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve 5454sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekteolanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileriiçin belirtilmiş olan şartları haiz olduklarımüddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olaniştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığıalmakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haizoldukları müddetçe devam edilir.” hükmüne, aynımaddenin beşinci fıkrasında ise; “ Bu madde kapsamınagirenlerin aylıklarının bağlanması,artırılması, azaltılması, kesilmesi, yenidenbağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya veborçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ileemeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddeninuygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/06/2010-5797S.K/10. md.) Ancak, Polis Akademisindeöğrenim görmekte olan öğrencilerin yetimaylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizinödenmeye devam edilir.” hükmüne yer verilmiştir. 31.5.2006 tarih ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarihve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 101 ncimaddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.”bölümünün iptali istemiyle yapılan itirazbaşvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184)davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumununvarlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldı ki; T.C.Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağı tartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılıYasanın yürürlüğe girmesinden önceiştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağımuamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem”niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-amaddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davalarıkapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanınyürürlüğe girdiği tarihten önce, EmekliSandığı iştirakçisi olup isteği ile emekliyesevkedilen davacının, 01.10.1980-31.03.1984 tarihleriarasında Belediye Başkanı olarak görevlendirilmesindendolayı, makam ve görev tazminatındanyararlandırılması istemiyle yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksunkalınan tazminat tutarının yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığıdavanın; 5434sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarakçözüme kavuşturulacağıgözetildiğinde;idari yargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Ankara8.İş Mahkemesinin yönteme aykırı başvurusununkabulü ile, Ankara 12.İdare Mahkemesinin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde İDARİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 8.İşMahkemesinin yönteme aykırı BAŞVURUSUNUN KABULÜ ileAnkara 12.İdare Mahkemesince verilen, 23.11.2012 gün ve E:2012/1434,K:2012/2486 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA 1.4.2014 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy