T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 176
KARAR NO : 2014 / 223
KARAR TR : 3.3.2014
ÖZET : Davacının taşınmazı üzerinde konulan kısıtlamanın (hukuki el atmanın) yol açtığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın imar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : A.Ç. Vekili :Av. S.A. Davalılar :1-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili :Av.U.E. 2-YenimahalleBelediye Başkanlığı Vekili :Av.H.K. O L A Y : Davacı vekili, müvekkilininhissedar olduğu Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, Yuva Mah. 43249 ada,1 parsel sayılı taşınmazın, imar planınagöre kentsel rekreasyon alanı olarakayrıldığını; yerleşik Yargıtay kararlan ilesabit olduğu üzere, imar planında kentsel rekreasyon alanıolarak ayrılmış bulunan ve 1/1000 ölçekli uygulamaimar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yılsüre de geçmiş olmasına rağmen, davalı kurumcakamulaştırma işlemlerinin yerine getirilmemişolduğunu, böylece malikin mülkiyet hakkınınsüresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniylemüvekkilinin taşınmazdaki hissesinin bedelinin ödenmesiiçin iş bu davayı açmak zaruretinindoğduğunu; taşınmazın konumu dikkate alınarak,hissesi oranında kamulaştırmasız el atma bedelininödenmesi gerektiğini ifade ederek; fazlaya ilişkin dava ve talephakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL. kamulaştırmasızel atma bedel alacağının yasal faizleri ile birlikte davalıkurumdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalı İdarelerinvekilleri süresi içerisinde görev itirazındabulunmuşlardır. ANKARA 22.ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ: 3.10.2013 gün ve E:2013/185 sayı ile, Yargıtay 5Hukuk Dairesi uygulamalarının göz önünealındığından bahisle, görev itirazınınreddine karar vermiştir. Davalılardan YenimahalleBelediye Başkanlığı vekilinin, idari yargıyararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasınınonaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamu idarelerinin, kamuhizmetinin yürütümü sırasında, kamugücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıylayapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem";herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgilihareketsizliklerinin de, "idari eylem" olaraktanımlandığı; bu tanıma göre; idarelerin3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesi uyarınca tekyanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri, genel vedüzenleyici imar planları ile 2981 sayılı Yasanın13'üncü maddesinin (c) bendi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyici ıslahimar planları ve bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon,kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idariişlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorundaoldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de,idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanınincelenmesinden; dava dilekçesinde, imar planında kentselrekreasyon alanı olarak ayrılan taşınmazın bedelininödenmesine hükmedilmesinin istenildiğininanlaşıldığı; bu bilgiler karşısında;davanın, davacının taşınmazının,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü, E:2010/5-662K:2010/651 kararında "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyleaçıldığı sonucunaulaşıldığı; dava dilekçesinde ve YargıtayHukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak busonuç ya da sonuçların, genel ve düzenleyici niteliktebir idari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemenin bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapamamasından ve imaruygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idari işlemve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin,anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bubakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmadığı; dolayısıyla,davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yeralan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları," hükmü gereğince idariyargı yerinde görülmesinin gerektiği; nitekim, 11.06.2013günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487sayılı Kanun'un 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun geçici 6'ncı maddesinde değişiklik yapan21'inci maddesinde "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere veresmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunlarınuygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında,03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunundaöngörülen idari başvuru ve işlemlertamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir."hükmüne yer verilmek suretiyle "hukuki el atma" olaraknitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiyle mülkiyethakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminat davalarınıngörüm ve çözümünde İdari Yargıyerinin görevli olduğunun öngörülmüşbulunduğu; açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, kararvermiştir. Başkanlıkça, 2247sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın yazılıdüşüncesi istenilmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 3.3.2014 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan YenimahalleBelediye Başkanlığı vekilinin, anılan Yasanın10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Danıştay Başsavcısı'nca, 10. maddede öngörülenbiçimde, anılan davalı idare yönünden olumlugörev uyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Ankara 22. AsliyeHukuk Mahkemesinin 2013/185 Esas sayılı dosyası 2247Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarınca Mahkememizegelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizcedava konusu taşınmaza ilişkin fiili el atma olupolmadığının, taşınmaz üzerindekeşif/bilirkişi incelemesi yapılıpyapılmadığının Mahkemesinden sorulmasıüzerine gelen 28.01.2014 tarih ve E:2013/185 sayılı cevabiyazıda; söz konusu taşınmazla ilgili keşifyapılmadığı, bilirkişi raporununbulunmadığı belirtilmiş; bu yazıya ekli 21.1.2014tarihli son celse zaptının incelenmesinden ise; “davadilekçesinin görev yönünden reddine” kararverildiği anlaşılmıştır. 2247 sayılı Yasa’nın10.maddesi Olumlu Görev UyuşmazlığıÇıkarma başlıklı olup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmiş bulunmasınabağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’ hükmüyer almaktadır. Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açıkbulunan ceza davalarında ise ret kararınınkesinleştiği tarihten başlayarak onbeş güniçinde, uyuşmazlık çıkarılmasınıistemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyiitirazı reddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermektenvazgeçmiş sayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası muhtevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup, bunagöre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülensürenin geçirilmiş olduğunu tespit ederse, isteminreddine karar verir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgiliyargı merciine, hemen tebliğ olunur. Bu karara karşıhiç bir yargı merciine başvurulamaz. Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam,dilekçe ve eklerinin kendisineulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmakyoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları ongün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargımerciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine göndereceği, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı merciine bildireceğini,yargı merciinin ise 18.maddede öngörüldüğüşekilde davanın görülmesini geribırakacağını ifade etmiş olmakla birlikte yasanın18.maddesinde; ‘’UyuşmazlıkMahkemesine başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilenyargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince birkarar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır.Bu takdirde zamanaşımı süreleriyle öbür kanuni veyahakim tarafından verilen süreler, işin yeniden incelenmesinebaşlanacağı güne kadar durur. Şu kadar ki,Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildirenyazının alındığı günden başlamaküzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezseyargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esashakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesininkararı gelirse yargı mercii bu karara uymak zorundadır.Uyuşmazlık çıkarılacağı bildirilerekyargı merciinden davaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’denilmiş olup, bu bağlamda, anılanyasal hükmün amaç bakımından yorumlanması ve buyorum sonucuna göre bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir. 18. madde düzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veyaidari yargı yerinin olumlu görev uyuşmazlığıprosedürünün işletilmesine ilişkin taraflarınyapacağı başvuru sonrası “görevlilikkararı” vermesinden sonra, taraflarca ilgiliBaşsavcılıklara başvurulması yolundaki taleplerinilgili mahkemelerce bu Başsavcılıklara gönderilmesinitakiben, Başsavcılıkların vereceği kararıbekleyip beklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkaca bir usuliişlem yapıp yapmayacağı, görevsizlik kararı veyaesastan karar verip veremeyeceği hususlarının yasadadüzenlenmediği ve sadece BaşsavcılıklarınUyuşmazlık Mahkemesine başvurduklarının ilgili mahkemelereresmi yazı ile bildirilmesi durumunda davanın görülmesiningeri bırakılacağı hususunun belirtildiğianlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu yasanın eksikdüzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun, görev konusundaAnayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulması gerektiği izahtanvarestedir. Gerçekten, 2247 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesindeöngörülen özel bir yöntem olan “olumlugörev uyuşmazlığı çıkarma” hali,farklı yargı kollarında görevsizlik kararlarıverilmesinden önce görev uyuşmazlığınınUyuşmazlık Mahkemesince çözümlenmesiniamaçlayan ve usul ekonomisi bakımından da görevliyargı yerinin belirlenmesini süratli biçimde sağlayan biruygulamadır. Bu yöntemi başlatan prosedür isetarafların başvurusu sonrasında ilgili yargı yerininvereceği “görevlilik” kararıdır. Mahkemecegörevlilik kararı verilmesinden, görev itirazında bulunantarafça bu karara itiraz edildikten ve mahkemece ilgiliBaşsavcılığa başvuru iletildikten sonra, yetkili Başsavcılığınvereceği kararın beklenmemesi 10 uncu madde ileöngörülen amaçla bağdaşmayacağı gibi,ilgili Başsavcılıklara yasayla tanınan takdirhaklarının zaafa uğratılması ve sonuçsuzbırakılması neticesini de doğurabilecektir. Şu halde,18. maddede öngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgiliBaşsavcılığın olumlu görev uyuşmazlığıçıkarma amacıyla Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaya dair kararın ilgili mahkemeye ulaşmasındanönce mahkemenin evvelce görevlilik kararı vermişken bu kezgörev yönünden red kararı vermesi ya da davayı esastansonuçlandırması gibi haller ortaya çıkacak ve bukararlara rağmen Uyuşmazlık Mahkemesince görev konusundakarar verilmesinin pratikte uygulanabilirliği tartışmayaaçık hale gelecektir. Oysa Anayasanın 158 nci maddesiuyarınca Uyuşmazlık Mahkemesinin görevle ilgiliverdiği kararlar kesindir ve ilgili mahkemeleri bağlayıcıniteliktedir. Şu halde, Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgiliBaşsavcılıkların bu konudaki iradeleri kendilerineyazılı olarak bildirilinceye kadar görev konusunda başkabir karar veya davayı esastan çözümleyen bir kararverebilmeleri hukuken mümkün bulunmamaktadır.Dolayısıyla mahkememizce 10. maddeye göre yapılan başvurununsonuçlandırılması gerekmektedir. Dosya kapsamı itibariyle yukarıdabelirtilen hükümler ve kabuller doğrultusunda yapılandeğerlendirmede, davalı idare tarafından 2247 sayılıYasanın 10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının bulunduğu, bu itirazın yargı merciincereddi üzerine davalı idarece 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulduğu, başvuru üzerineDanıştay Başsavcılığınca 10.maddedebelirtildiği şekilde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı, budurumun 17.12.2013 gün, 2013/1681 sayılı yazı ileyargı merciine bildirildiği, buna karşın yargımerciince, 18.maddede belirtildiği şekilde davanıngörülmesinin geri bırakılması yerine, 21.1.2014tarihinde davanın görev yönünden reddine kararverilmiş olduğu anlaşılmakla, her ne kadar, Ankara 22. Asliye HukukMahkemesi’nce davanın görülmesinin geribırakılması veya Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesinin beklenilmesi yerine davaya devam edilip esas hakkındahüküm kurulması 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymasa da neticeten usulüne uygunolarak yapılmış olan başvuru neticesinde,Danıştay Başsavcılığınca usulüne uygunşekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHANile Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava,Davacının hissedar olduğu taşınmazına, imarplanında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrılmak suretiylekamulaştırmasız el atıldığından bahisle,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,şimdilik 10.000,00 TL'si bedelin faizi ile birlikte tazmini istemiyleaçılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik üçüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçetespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında biray süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilansüresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlarvaliliğe yapılır, valilik itirazları ve planlarıonbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasızarsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilenyetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklık payı"olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacakdüzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazive arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bu fıkra hükümlerinegöre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenlemeortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imarplanı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkiletmez…” hükmü yer almıştır. Dava dosyasında yer alanYenimahalle Belediye Başkanlığı İmar veŞehircilik Müdürlüğünün, 29.4.2013 günve 18426575-310.07.01.99/11180/Pln. 1570-1182/ 3036 sayılıyazısında; 43249 ada 1 nolu parselin; AnkaraBüyükşehir Belediye Meclisi’nin 01.06.1992 gün ve 177sayılı karan ile onaylanan Yuva Köyü ve ÇevresiNazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanarak 3030sayılı yasanın 14. Maddesi gereği BüyükşehirBaşkanlığının onayına sunulan 1. ve 2. etap1/1000 ölçekli imar planları ile bu planlamaya ait Meclis veKomisyon raporları üzerinde yapılan çalışmalarsonucu hazırlanan 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmarPlanı Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 12.10.1995 tarihve 711 sayılı kararı ile onaylanmış plandakaldığı; ilgili taşınmazın, 1/5000ölçekli Nazım İmar Planı doğrultusundahazırlanan ve 22.05.1996 tarih ve 85 sayılı karan ileBelediyelerince onaylanan, 3030 sayılı yasanın 14. maddesigereğince Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı’nın 13.06.1996 gün ve06.BBB.08.04.İM.1.2.1428-3531/96(168) sayılı yazısıile onaylandığının anlaşıldığıYuvaköyü ve Çevresine ait 1/1000 ölçekli imarplanında ve bu planın uygulaması olan 84138 nolu parselasyonplanının, Belediye Encümeninin 06.05.1997 tarih ve 1515sayılı kararı ile onaylandığı ve 1 aylıkaskı süresinin, 16.05.1997 gün ve 22991 sayılı Resmigazetede yayınlanarak tamamlanmış plandakaldığı; 43249 ada 1 nolu parselin Kaks:0.10yapılaşma koşulları ile “Kentsel Rekreasyon Alanı”kullanımında kaldığı, 5 yıllık imarplanının yapılmadığı; 84138 nolu parselasyonplanının 5 nolu plan notuda; “5.Kentsel RekreasyonAlanları; kentsel rekreasyon alanları alanın mevcutkullanım ve topoğrafık özellikleri dikkate alınarakprojelendirilecek özel planlama alanlarıdır. Bu alanlarınprojeleri ve uygulamaları özel proje yapılarak uygulamayaaçılır ve Büyükşehir Belediyesinceyaptırılarak uygulanır. Bu alanda yalnız rekreasyonlailgili tesisler yapılacaktır, (lokanta, gazino, büfe,açık hava tiyatrosu, açık-kapalı spor tesisleri,çocuk bahçeleri, oyun alanları, piknik ve eğlenceyerleri vb.) Bu alanlarda maksimum Kaks=0.10’u aşamaz.”Denildiği; bu alanın hissedarlarının bir araya gelerek imarplanındaki belirtilen koşullarla taşınmaz üzerindetasarrufta bulunabilecekleri, plana uygun yapılaşmayagidebilecekleri; ayrıca 84138 nolu parselasyon planının 15. Plannotunda; “15. Kamu ortaklık payı alanlarında (KentselRekreasyon Alanı, Sağlık Alanı, Eğitim Alanları,İdari Tesis Alanları, Ağaçlandırılacak Alan,B.H.A., Pazar Alanları, SKT, İsale Hattı, Resmi KurumAlanları v.b.) hak sahibi olanlar, hisselerini İlgili kamukuruluşuna aynı amaçla kullanılmak üzere tapudabedelsiz terk etmeleri durumunda inşaat alanı(yapıyoğunluğu) % 10 arttırılır, ancak konutsayısı (nüfus yoğunluğu) artışıgetirilemez.” denildiği, bu hususta bedelsiz terk edildiğitaktirde hissedarın aynı plandaki imar haklarında inşaatalanının %10 artırılabileceği, AnkaraBüyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik DairesiBaşkanlığı Yapı Denetim ve Ruhsat ŞubeMüdürlüğü’nün 04.01.2012 gün ve4542-17899 sayılı yazısından; AnkaraBüyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinin KentselAlan Kullanım Tanımları ve Yapılanma Şartlarıbaşlıklı 16. Maddesi sonuna 6. Fıkra olarak,Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nce 16.12.2011 tarih ve 3731sayılı karar no ile ilave edilen “KOP alanlarındaki imardurumu belirsiz olan taşınmazlarda yapı yüksekliğiserbest olmak üzere Sporda E:0.20, Eğitimde E: 1.00 Sağlıkve Sosyo Kültürel Tesis (SKT) parsellerinde E:0.60 yapı yoğunluğu, 30.000 m2 ve üzeri rekreasyon ve ağaçlandırmaalanlarında E:0.05, min ifraz 5000m2 hmax:2kat, 30.000 m2 altındaki rekreasyon ve ağaçlandırma alanlarında E:0.10 minifraz 2500m2 hmax:2kat imar durumu verilir” notuna istinaden, ilgiliparsellerin ifrazının mümkün olduğu ve maliklerinceilgili belediyeden alınacak ruhsatla özel amaçlıkullanılacağının belirlendiği, bu nota istinadenminimum ifraza yönelik Parselasyon aşaması sürecininbaşladığı, bittiğinde ilgililerince kullanılmasıiçin kolaylık sağlandığı, taşınmaziçin kamulaştırmasız el atmanın söz konusuolmadığı; ayrıca; söz konusu 43249 ada 1 parseltaşınmazın kullanım kararının Kentsel RekreasyonAlanı kullanımından “Ticari Rekreasyon Alanı “kullanımına dönüştürülmesine ilişkinhazırlanan plan değişikliğinin 26.07.2012 tarih vepln2964-2645 sayılı yazılarıyla BaşkanlıkMakamına iletildiği, plan değişikliğinin AnkaraBüyükşehir Belediyesince dava konusu taşınmaz ilebirlikte gönderilen taşınmazların tek tek meclis kararınabağlanarak gönderilmesi gerektiği nedeniyle plandeğişikliğini iade ettiği, söz konusu karara karşımüdürlüklerince 28.01.2013 tarih ve 319 nolu yazıylaBaşkanlık Makamına iletildiği, onay sürecindeolduğu, onaylandığında imar hakkı olarak maliklerininkullanabilmelerinin mümkün olacağı,kamulaştırmasız el atmanın söz konusuolmadığı hususlarının tespit edildiği,belirtilmiştir. Diğer taraftan, 3.10.2013tarihindeki 2.celsede, Mahkemece keşif kararıalındığının görülmesi üzerine;Mahkemeden keşif/bilirkişi raporunun istenildiği ancak,Mahkemece verilen 28.1.2014 tarih, E:2013/185 sayılı cevapyazısında, keşif yapılmadığı ve rapordüzenlenmediğinin bildirildiğigörülmüştür. Olayda, davacının hissedarolduğu taşınmazın İmar Planında kentselrekreasyon alanı kullanımında kaldığı, aradanuzun süre geçmesine rağmenkamulaştırılmadığı, taşınmazüzerinde düzenleme yapılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanınkonusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanında yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinintazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup,belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakbaşka bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili kılınan UyuşmazlıkMahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir…” gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinceyapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliğinedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazıimar planında “spor alanı” olarak ayrılan diğerbir davacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarınısunma fırsatını bulmuş ve bunlar UyuşmazlıkMahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E:2013/603, K:2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalılardanYenimahalle BelediyeBaşkanlığı vekilinin görev itirazınınreddine ilişkin, Ankara 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalılardan Yenimahalle BelediyeBaşkanlığı vekilinin GÖREV İTİRAZININREDDİNE İLİŞKİN Ankara 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin3.10.2013 gün ve E:2013/185 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,3.3.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy