T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 358
KARAR NO : 2014 / 398
KARAR TR : 1.4.2014
ÖZET : 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hak-kında Kanun uyarınca verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : U. İletişim Basın Yayın A.Ş.
Vekili : Av. H.C.
Davalı : Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
OLAY :Davacının 29.12.2009 gün 21:54-22:50 saatleri arasındayayınladığı dizi filmin bazı sahnelerinde,tütün mamullerinden sigara ve sigara içme sahnelerininherhangi bir flulaştırma, buzlama vb. yöntemleanlaşılmayacak hale getirilmeden açıkça veanlaşılır biçimde izleyiciyeaktarıldığından bahisle, Radyo ve Televizyon ÜstKurulunun 18.3.2010 gün ve 26 sayılı kararı ile, 4207sayılı Tütün Ürünlerinin ZararlarınınÖnlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 3. maddesinin altıncımaddesine aykırı yayın yapıldığı nedeniyle,davacıya aynı Kanun’un 5. maddesinin dördüncü fıkrasıuyarınca 50.000 TL idari para cezası verilmiştir.
Davacı vekili, idari para cezasının iptali istemiyle adliyargı yerine itirazda bulunmuştur.
ANKARA 11. SULH CEZA MAHKEMESİ: 17.5.2011 gün veD. İş:2010/526 sayı ile, 19.4.2011 gün ve 2010/526değişik iş sayıyla, davanın esası ile ilgiliolarak verdiği karara itiraz edilmesi üzerine, itirazı yerindegörerek, itirazın kabulüne esas hakkında verilenkararın kaldırılmasına ve 6112 sayılı Radyo veTelevizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri HakkındaKanun’un 32/9. maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre verilenidari yaptırım kararlarına karşı 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanun hükümlerine göreyargı yoluna başvurulabileceği belirtildiğinden davanınçözümünün idari yargı yerine ait olduğugerekçesiyle, aynı sayı ile bu defa görevsizlikkararı vermiş, yapılan itiraz Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin7.6.2011 gün ve D.İş No:2011/173 sayılı kararıile kesin olarak reddedilmiştir.
Davacı vekili, bu kez, aynı istemle idariyargı yerinde dava açmıştır.
ANKARA 8. İDARE MAHKEMESİ: 13.1.2012gün ve E:2011/1347, K:2012/30 sayı ile, dava konusu paracezasının verilmesine dayanak teşkil eden 4207 sayılıYasa’da bu Kanun hükümlerine göre verilen idari paracezasına karşı başvuru yolu gösterilmediğindenKabahatler Kanunu’nun 27/1. maddesi uyarınca davanınçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle davanın görev yönündenreddine karar vermiş, kararın temyiz edilmesi üzerineDanıştay 13. Dairesi’nin 4.11.2013 gün ve E:2012/2044,2013/2715sayılı kararı ile hükmün onanmasına kararverilmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ,Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 1.4.2014 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden,bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adliceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgözetildiğinde, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren Mahkemece, adli yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği ve usuleilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 4207sayılı Tütün Ürünlerinin ZararlarınınÖnlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 5. maddesinin dördüncüfıkrası uyarınca verilen idari para cezasının iptaliistemiyle açılmıştır.
4207sayılı Kanun’un “Ceza hükümleri”başlığı altında düzenlenen 5. maddesinindördüncü fıkrasında,“3 üncü maddeninaltıncı fıkrasındaki yasağın görselyayın yoluyla ihlal edilmesi halinde; yerel yayın yapan kuruluşlar,bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar,bölgesel yayın yapan kuruluşlar, beşbin TürkLirasından onbin Türk Lirasına kadar, ulusal yayın yapankuruluşlar, ellibin Türk Lirasından yüzbin TürkLirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkilidir” denilmiş;“Diğer koruyucu önlemler” başlığıaltında düzenlenen 3. maddesinin altıncıfıkrasında ise, “Televizyonda yayınlanan programlarda,filmlerde, dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtımfilmlerinde tütün ürünleri kullanılamaz,görüntülerine yer verilemez” hükmü yeralmıştır.
Somut olayda, dava4207 sayılı Tütün ÜrünlerininZararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunuyarınca verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılmışolup, 4207 sayılı Kanun’da, idari para cezasınakarşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yerverilmemiştir.
30.3.2005gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise"idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Busüre içinde başvurunun yapılmamış olmasıhalinde idari yaptırım kararı kesinleşir"düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer Kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görevkurallarının, geçmişe de etkili olacağı,bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlikkararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görevkuralının, değişikliğin yürürlüğegirmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dairintikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemecegörevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göregörevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenenuyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, 4207 sayılıTütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi veKontrolü Hakkında Kanun’da da bu para cezasına itiraz konusundagörevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Kanun hükümleri dikkatealınacağından, idari para cezasına karşıaçılan davanın görüm veçözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç :Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.5.2011 gün ve D. İş:2010/526 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.4.2014 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Eyüp Sabri
BAYDAR
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Ayhan
AKARSU
Üye
Sıddık
YILDIZ
Üye
Mehmet
AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy