T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 92
KARAR NO : 2014 / 138
KARAR TR : 3.2.2014
ÖZET : İmar planından kaynaklanan tazminat davasının, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar : N.K. Mirasçıları 1-R.K. 2-H.K. 3-E.K. 4-S.K. (K.) 5-M.K. 6-R.K. 7-K.K. 8-M.K. Vekilleri :Av. H.K. & Av.H.G. Davalı :Ümraniye Belediye Başkanlığı Vekili :Av.S.B.K. O L A Y :Davacılar vekili, müvekkillerinin, İstanbul İli,Ümraniye İlçesi, Yukarı Dudulu Mah, 3/1 pafta, 11357 parselsayılı taşınmazın, müteveffa babaları N.K.’danmirasen maliki olduklarını; taşınmazın,alındığı 1988 tarihten çok öncesinde, ilgiliidareler tarafından ıslah imar planları dahil 1/1000 ölçekliplanları da “PARK ALANI” olarakayrıldığını; bu parselin, 18.08.2004-19.03.2005 t.t.1/5000’lik Nazım İmar Planı ve 20.11.2009 tasdik tarihli1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı ile tamamen PARK ALANINAayrıldığını; hiçbir şekilde inşaatyapılmasına müsaade edilmediğini; İdarenin uygulamaimar planının gereğini yapmayarak ve niza konusu arsanıntamamına “PARK ALANI yaparak fiilen ve hukuken el atmışbulunduğunu; taşınmaz üzerinde idarenindevamlılık arz eden bir hak ihlalinin söz konusu olduğunu, budurumun Anayasanın 35. Maddesine aykırı olduğu gibi Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin 23.09.1981 tarihli Sporrong ve Lonnrtohkararlarında da vurgulandığı üzere,kamulaştırma izni ve inşaat yasağının uzun birsüre öngörülmüş olmasının, toplumsalyarar ile bireysel menfaat arasındaki dengeyi bozduğu ve uzunsüre imar planında park alanına tahsis edilen ve kamulaştırılmayantaşınmazda inşaat yapma olanağıbulunmadığından, kamulaştırmasız el atmaşartlarının oluşmuş olduğunu, bedelininödenmesinin gerektiğini; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veYargıtay 5. Hukuk Dairesinin, bu durumda fiilen ve hukuken mülkiyethakkının özüne dokunulduğunu vekamulaştırmasız el atıldığını kabul ettiğini;Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin, fiilen el atma olmamış olsa dahitaşınmaz bedelin ödemesi gerektiğine dair karar verdiğini;taşınmazın değerli bir konumda bulunduğunu; davalıidare tarafından gayrimenkulün tamamına fiilen ve hukuken elatılması nedeni ile iş bu davayı açmak zaruretininhasıl olduğunu ifade ederek; metrekare ve değer yönündenfazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davatarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte şimdilik10.000,00 TL’nin davalı idareden tahsiline; bedeli ödenenkısımların davalı lehine tapudan terkinine karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı idare vekilisüresi içerisinde görev itirazında bulunmuştur. İSTANBUL ANADOLU 4.ASLİYEHUKUK MAHKEMESİ:17.9.2013 gün ve E:2013/147 sayı ile,davalı vekilinin görev itirazının, kamulaştırmakanunun 10 ve 37 maddeleri gereğince reddine karar vermiştir. Davalıvekilinin, davanın imar mevzuatı hükümleriçerçevesinde idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiğinden bahisle idari yargıyararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasınınonaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış olduklarıişlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya dakarara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddifaaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idarieylem" olarak tanımlandığı; bu tanımagöre; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imarplanı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamalarıbunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bukonudaki hareketsizliklerinin de, idari eylem niteliğitaşıdığı; dosyanın incelenmesinden; davadilekçesinde, imar planında Park Alanı olarak ayrılantaşınmazın bedelinin ödenmesi ve taşınmazıntapu kaydının davalı idare lehine terkin edilmesinin istenildiğininanlaşıldığı; bu bilgiler karşısında;davanın, davacıların taşınmazının,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü, E:2010/5-662K:2010/651 kararında "hukuki el atma" olarak nitelendirilen,imar planındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyleaçıldığı sonucunaulaşıldığı; dava dilekçesinde ve YargıtayHukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak busonuç ya da sonuçların, genel ve düzenleyici niteliktebir idari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemenin bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapamamasından ve imar uygulamalarından;başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarelerinimar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin,anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bubakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmadığı; dolayısıyla,davanın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yeralan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları," hükmü gereğince idariyargı yerinde görülmesinin gerektiği; nitekim, 11.06.2013 günlü,28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılıKanun'un 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici6'ncı maddesinde değişiklik yapan 21'inci maddesinde"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idariyargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmeksuretiyle "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat davalarınıngörüm ve çözümünde İdari Yargıyerinin görevli olduğunun öngörülmüşbulunduğu; açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönündenolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine, karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın yazılıdüşüncesi istenilmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Zehra Ayla PERKTAŞ’ın Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 3.2.2014 günlütoplantısında; l-İLK İNCELEME:Başvuruyazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılanincelemeye göre, davalı idarenin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddedebelirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerineDanıştay Başsavcısı'nca 10. maddedeöngörülen biçimde, davanın taşınmazınbedelinin tazminat olarak hüküm altına alınmasıistemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görevuyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Davacılarınmirasen malik oldukları taşınmazlarına, imar planında parkalanı olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, taşınmaz bedelinin şimdilik10.000TL’lik kısmının, faiziyle birlikte tazmini istemiyleaçılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyleeş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğeyapılır, valilik itirazları ve planları onbeş güniçerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasızarsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilenyetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bufıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadanfazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, buhüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenlemeyapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yeralmıştır. Dava dosyasında bulunan ÜmraniyeBelediye Başkanlığı Kentsel TasarımMüdürlüğünün 13.5.2013 gün ve85392943-754.2013/4699-2013/5397-1961492 sayılıyazısında; dava konusu Ümraniye İlçesi,Yukarı Dudullu Mah., 3/1 pafta, 11357 parsel sayılıtaşınmazın, “20.11.2009 - 25.03.2011 - 17.04.2012t.t.’li 1/1000 ölçekli Ümraniye Ihlamurkuyu, A. Dudulu,Y. Dudulu ve Esenşehir Mahallelerinin Havza İçinde KalanKısmına Ait Uygulama İmar Planı kapsamında”“Park Alanı” lejantında kalmakta olduğu; sözkonusu taşınmaz ve çevresinin Belediyelerisınırları içinde olduğu, belediye hizmetlerindenyararlandığı, Belediye yerleşim alanıiçerisindeki taşınmazın etrafının meskunolduğu, ayrıca 2008 onanlı halihazır haritalaragöre parsel üzerinde herhangi bir yapıbulunmadığı belirtilmiş; dava dilekçesinde,davacılar vekili tarafından, “niza konusu arsanıntamamına “PARK ALANI yaparak fiilen ve hukuken el atmışbulunduğu” iddiasına karşılık, davakapsamında keşif yapılıp yapılmadığının,yapılmış ise Bilirkişi raporunun istenilmesi üzerine,Mahkemesince, 15.1.2004 gün ve E:2013/147 sayılı cevabiyazıda, keşif yapılmadığı ve bilirkişiraporunun bulunmadığının bildirildiği; dosyakapsamında yapılan incelemede de; taşınmaza fiilen elatıldığına ilişkin bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Olayda,davacıların mirasen malik olduğu taşınmazın, imarplanıyla Park Alanı olarak belirlendiği aradan uzun süregeçmesine rağmen kamulaştırılmadığı,taşınmaz üzerinde düzenleme yapılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanınkonusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanlarında yer alan davacılara ait taşınmazınbedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmışolup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakbaşka bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı”nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılan diğer birdavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik deiçermediği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin ‘açıkça dayanaktanyoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir…” gerekçesiyle, davacınınbaşvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir. (Resmi Gazete,30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun30.10.2013 tarih ve E:2013/603, K:2013/1503 sayılı kararıyla,imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalı vekilinin görev itirazının, İstanbulAnadolu 4.Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ iledavalı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNEİLİŞKİN İstanbul Anadolu 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin17.9.2013 gün ve E:2013/147 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,3.2.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan V. Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy