T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 42
KARAR NO : 2014 / 112
KARAR TR : 3.2.2014
ÖZET : Yönetmelik, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar : 1-B.T. 2-R.T. 3-N.T. 4-N.K. Vekili :Av. H.A. Davalı : İSKİ GenelMüdürlüğü Vekili :Av. F.E. O L A Y :Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin,İstanbul ili, Çatalca İlçesi, İNCEĞİZ, 838parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu;taşınmazın İSKİ Kanunu m.2 ve İSKİİçme Suyu Havzaları Yönetmeliği kapsamında deremutlak koruma alanında bulunduğunu; ancak, davalı idaretarafından herhangi bir kamulaştırma işlemiyapılmadığını; bu nedenle bu yer üzerindeherhangi bir inşaat yapılamadığını, ürün ekilemediğini, hayvancılıkyapılamadığını; böylece, müvekkilininAnayasa m.35 ve TMK m.683’te Anayasal ve yasal güvence altınaalınan mülkiyet hakkınınsınırlandırıldığını, hattakullandırılmadığını; davalı idarenineyleminin Borçlar hukuku kapsamında haksız fiilesaslarına göre kamulaştırmasız el atmaniteliğinde olduğunu; her ne kadar davalı idare tarafındanİSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliğindedeğişiklik yapılarak derelerle ilgili ibarelerinkaldırılıp, yerine yapı yaklaşma mesafesigetirilmiş olsa da, müvekkilin taşınmazı mutlak korumaalanında kalmaya devam ettiğinden ve idarece müvekkilintaşınmazından serbestçe yararlanma ve tasarruf etme haklarıengellendiğinden, ortada kamulaştırmasız el atma durumununmevcut olduğunu; İdarenin el atma niteliğindekiuygulamalarının, müvekkilin mülkiyethakkının özünü de zedelediğini;Yargılayın içtihatlarına ve uygulamalarına göre,davalı idarenin müvekkil malikin taşınmazına elatması nedeniyle, kamulaştırmasız el koymahükümleri kapsamında müvekkilin zararını tazminetmesinin gerektiğini; iş bu dava, taşınmazınaynına ilişkin olduğundan, 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılıYargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, 2942sayılı Kamulaştırma Kanunun 37. maddesi ve 6100sayılı HMK’nın 12. maddesi uyarınca adli yargınıngörevli olduğunu ifade ederek; fazlaya ilişkin tüm talep vedava hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu taşınmazadavalı idarenin kamulaştırmasız el atması nedeniyle,davacıların hisse değerinin dava tarihi itibariyle tespiti ileşimdilik 1.000,00-TL. tazminatın dava tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline; müvekkillere ait hissenin iptal edilerek davalı idare adına tapuyakayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalı idarevekili, süresinde görev itirazında bulunmuştur. ÇATALCA 2.ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ: 14.6.2013 gün ve E:2012/684 sayı ile, uyuşmazlığınçözümünde mahkemelerinin görevli olduğuna kararvermiştir. Davalı idarevekilinin idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçe üzerine, dosyaörneği Danıştay Başsavcısına gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI:Uygulama ve Öğreti'de, kamu idarelerinin, kamu hizmetininyürütümü sırasında, kamu gücükullanarak tek yanlı irade açıklamalarıylayapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem";herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdiklerimaddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de,"idari eylem" olarak tanımlandığı; butanıma göre; idarelerin 2560 Sayılı Kanun ve bu kanunuyarınca çıkarılan yönetmeliklerle getirilenkısıtlamalar, 3194 sayılı İmar Kanununun 8'incimaddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları iletesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imarplanı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamalarıbunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bukonudaki hareketsizliklerinin de, idari eylem niteliğitaşıdığı; dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde, imar planında dere mutlak koruma alanında kalantaşınmazın bedelinin ödenmesine vetaşınmazın tapu kaydının davalı idare adınatesciline hükmedilmesinin istenildiği anlaşıldığı;bu bilgiler karşısında; davanın, davacılarıntaşınmazının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun15.12.2010 günlü, E:2010/5-662, K:2010/651 sayılıkararında "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği uyarınca imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyleaçıldığı sonucunaulaşıldığı; dava dilekçesinde ve YargıtayHukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak busonuç ya da sonuçların, genel ve düzenleyici niteliktebir idari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemeden, bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapamamasından ve imaruygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin,anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bubakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzenindeyaratmış oldukları etki ve sonuçların, "hukukiel atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgilitazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tazminatdavalarına konu edilmelerine, hukuken olanakbulunmadığı; dolayısıyla, davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmının, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "idarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları," hükmü gereğince idari yargı yerindegörülmesinin gerektiği; nitekim, 11.06.2013 günlü,28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılıKanun'un 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici6'ncı maddesinde değişiklik yapan 21'inci maddesinde"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idariyargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmeksuretiyle "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat davalarının görümve çözümünde İdari Yargı yerinin görevliolduğunun öngörülmüş bulunduğu;açıklanan nedenle, davanın, taşınmazınbedelinin tazminat olarak hüküm altına alınmasıistemine ilişkin kısmı yönünden 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, kararvermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın yazılıdüşüncesi istenilmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Zehra Ayla PERKTAŞ’ın Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 3.2.2014 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME:Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idareninanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca davanın,taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönünden 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/684 Esas sayılı dosyası 2247Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarınca Mahkememizegelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizcedava konusu İstanbul ili, Çatalca İlçesi,İNCEĞİZ, 838 parsel sayılı taşınmazailişkin fiili el atma olup olmadığının Mahkemesindensorulması üzerine gelen 9.01.2014 tarih ve E:2012/684, K:2013/372sayılı cevabi yazıda; söz konusu taşınmazlailgili keşif yapılmadığı, bilirkişi raporununbulunmadığı, dosyanın 08.11.2013 tarihinde HMK 114/1-b ve115 maddeleri gereğince yargı yolu dava şartınoksanlığı nedeniyle reddine karar verildiği hususubelirtilmiş, dolayısıyla ilgili dosyada davanıngörevsizlik nedeniyle reddine karar verildiğianlaşılmıştır. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’hükmü yer almaktadır. Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre; ‘’Görev itirazındabulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkin kararınverildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsatebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunan cezadavalarında ise ret kararının kesinleştiği tarihtenbaşlayarak onbeş gün içinde, uyuşmazlıkçıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmaküzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargımerciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermektenvazgeçmiş sayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası muhtevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup, bunagöre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülensürenin geçirilmiş olduğunu tespit ederse, istemin reddinekarar verir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgili yargımerciine, hemen tebliğ olunur. Bu karara karşı hiç biryargı merciine başvurulamaz. Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam,dilekçe ve eklerinin kendisine ulaştığıtarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmak yoluna gitmiş ve bu ereklegönderdiği yazıları on gün geçmeden postayavermiş ise eksikliklerin tamamlandığı tarihtenbaşlayarak en geç on gün içinde düzenleyeceğigerekçeli düşünce yazısını, kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine yollar ve ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı merciine hemen bildirir. Bu takdirde ilgili yargı mercii,18 inci maddede öngörüldüğü şekildedavanın görülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine göndereceği, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı merciine bildireceğini,yargı merciinin ise 18.maddede öngörüldüğüşekilde davanın görülmesini geribırakacağını ifade etmiş olmakla birlikte yasanın18.maddesinde; ‘’UyuşmazlıkMahkemesine başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilenyargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince birkarar verilinceye kadar davanın görülmesini geribırakır. Bu takdirde zamanaşımı süreleriyleöbür kanuni veya hakim tarafından verilen süreler,işin yeniden incelenmesine başlanacağı güne kadardurur. Şu kadar ki, Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğunu bildiren yazınınalındığı günden başlamak üzere altı ayiçinde bu Mahkemenin kararı gelmezse yargı mercii davayıgörmeye devam eder. Ancak, esas hakkında son kararı vermedenUyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelirse yargı mercii bukarara uymak zorundadır. Uyuşmazlıkçıkarılacağı bildirilerek yargı merciindendavaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’ denilmiş olup,bubağlamda, anılanyasal hükmün amaç bakımından yorumlanması ve buyorum sonucuna göre bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir. 18. madde düzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veyaidari yargı yerinin olumlu görev uyuşmazlığıprosedürünün işletilmesine ilişkin taraflarınyapacağı başvuru sonrası “görevlilikkararı” vermesinden sonra, taraflarca ilgili Başsavcılıklarabaşvurulması yolundaki taleplerin ilgili mahkemelerce buBaşsavcılıklara gönderilmesini takiben,Başsavcılıkların vereceği kararı bekleyipbeklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkaca bir usuli işlemyapıp yapmayacağı, görevsizlik kararı veya esastankarar verip veremeyeceği hususlarının yasadadüzenlenmediği ve sadece BaşsavcılıklarınUyuşmazlık Mahkemesine başvurduklarının ilgilimahkemelere resmi yazı ile bildirilmesi durumunda davanıngörülmesinin geri bırakılacağı hususununbelirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusuyasanın eksik düzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun,görev konusunda Anayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulmasıgerektiği izahtan varestedir. Gerçekten, 2247 SayılıKanunun 10 uncu maddesinde öngörülen özel bir yöntemolan “olumlu görev uyuşmazlığıçıkarma” hali, farklı yargı kollarındagörevsizlik kararları verilmesinden önce görevuyuşmazlığının Uyuşmazlık Mahkemesinceçözümlenmesini amaçlayan ve usul ekonomisibakımından da görevli yargı yerinin belirlenmesinisüratli biçimde sağlayan bir uygulamadır. Bu yöntemibaşlatan prosedür ise tarafların başvurusu sonrasındailgili yargı yerinin vereceği “görevlilik”kararıdır. Mahkemece görevlilik kararı verilmesinden,görev itirazında bulunan tarafça bu karara itiraz edildiktenve mahkemece ilgili Başsavcılığa başvuru iletildiktensonra, yetkili Başsavcılığın vereceğikararın beklenmemesi 10 uncu madde ile öngörülenamaçla bağdaşmayacağı gibi, ilgiliBaşsavcılıklara yasayla tanınan takdir haklarınınzaafa uğratılması ve sonuçsuz bırakılmasıneticesini de doğurabilecektir. Şu halde, 18. maddedeöngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgiliBaşsavcılığın olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma amacıyla UyuşmazlıkMahkemesine başvurmaya dair kararın ilgili mahkemeyeulaşmasından önce mahkemenin evvelce görevlilik kararıvermişken bu kez görev yönünden red kararı vermesi yada davayı esastan sonuçlandırması gibi haller ortayaçıkacak ve bu kararlara rağmen UyuşmazlıkMahkemesince görev konusunda karar verilmesinin pratikteuygulanabilirliği tartışmaya açık hale gelecektir.Oysa Anayasanın 158 nci maddesi uyarınca UyuşmazlıkMahkemesinin görevle ilgili verdiği kararlar kesindir ve ilgilimahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Şu halde,Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgili Başsavcılıklarınbu konudaki iradeleri kendilerine yazılı olarak bildirilinceye kadargörev konusunda başka bir karar veya davayı esastançözümleyen bir karar verebilmeleri hukuken mümkünbulunmamaktadır. Dolayısıyla mahkememizce 10. maddeye göreyapılan başvurunun sonuçlandırılmasıgerekmektedir. Dosya kapsamı itibariyleyukarıda belirtilen hükümler ve kabuller doğrultusundayapılan değerlendirmede, davalı idare tarafından 2247sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarak yapılmışbir görev itirazının bulunduğu, bu itirazın yargımerciince reddi üzerine davalı idarece 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulduğu, başvuru üzerineDanıştay Başsavcılığınca 10.maddede belirtildiğişekilde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı, bu durumun 25.11.2013 gün,2013/1607 sayılı yazı ile yargı merciine bildirildiği,buna karşın yargı merciince, 18.maddede belirtildiğişekilde davanın görülmesinin geribırakılması yerine, 08.11.2013 tarihinde davanın görevyönünden reddine karar verilmiş olduğuanlaşılmakla, her ne kadar,Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanıngörülmesinin geri bırakılması veyaUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinin beklenilmesi yerine davayadevam edilip esas hakkında hüküm kurulması 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymasa daneticeten usulüne uygun olarak yapılmış olan başvuruneticesinde, Danıştay Başsavcılığıncausulüne uygun şekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHANile Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Davacılaraait taşınmazın, dere mutlak koruma alanı içindekalması suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla uğranılan zararakarşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıdabelirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişiküçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onaytarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilikitirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler,imar planının tamamını veya bir kısmınıkopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltaraktespit edilecek ücret karşılığında isteyenlereverir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Dava dosyasında bulunan ve İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığının 17.5.2013gün ve …/92615 sayılı yazısında; dava konusuparselin plansız alanda kaldığı; İSKİ GenelMüdürlüğünce; 15.03.2013 tarih, 132499sayılı yazıda; “23.01.2011 tarihinde yayınlanarakyürürlüğe giren İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği'ne göre ilgi yönetmelikteadı geçen dereler ile ilgili 6.9.g maddesinde yer alan"İmar planları hazırlanırken; EK 1'de isimleri verilenderelerin her iki tarafında, kadastral sınırlarındanitibaren 100 metrelik yapı yaklaşma mesafesibırakılır. Derelerin yapı yaklaşma mesafesiiçinde kalan bu alanlardaki yapılaşma hakları parselyüzölçümünün %60'ı hesaplanmakkaydıyla EK2'de verilen yoğunluk değerlerine göre aitolduğu imar plan sınırı içinde bulunan havzadışındaki alanlar ile orta ve uzun mesafeli korumaalanlarında kullanılır. Bu durumda, yapı yaklaşmamesafesi içinde kalan bu alanlar, ağaçlandırma, yol,eşil alan, rekreasyon v.b. maksatlarla kullanılmak üzere, kamuyabedelsiz devredilir ve bu alanlarda yapı yapılamaz"hükmü 24.01.2013 tarihinde yapılan değişiklikile" İçme suyu havzalarında EK-1 'de isimleri verilenderelerin, orman alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanlardışında kalan kısımlarında; ıslah projesineuygun olarak bu derelerin ıslah kesitinin her iki yanında; temizlikve onarımlarının yapılabilmesi maksadıyla imarplanlarında en az on metrelik dere işletme bandıayrılır. Dere ıslah alanı ile dere işletmebantları idarece kamulaştırılır" şeklindeyeniden düzenlenmiştir. Söz konusu değişiklikçerçevesinde daha önce yürürlükte olan23.01.2011 tarihli yönetmeliğin 6.9.g maddesi doğrultusundaplanlara işlenen dere yapı yaklaşma mesafelerinin 24.01.2013tarihinde değişiklik yapılan İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği çerçevesinde ivediliklerevize edilmesi gerekmektedir.” Denildiğini; Şehir PlanlamaMüdürlüğünce, 15.06.2009 onanlı 1/5000ölçekli İnceğiz Köyü Nazım İmarPlanında 838 parselin tamamının plan sınırıdışında kalmakta olduğu, ancak Çatalca ilçesimahalle ve köy idari sınırlarında planlarınhazırlanması kapsamında İnceğizKöyü’nün tümünün planlanmasıçalışmalarına başlanıldığınınbelirtilmiş olduğu ifade edilmiş; dava konusutaşınmaza ilişkin olarak keşif/bilirkişi incelemesiyapılıp yapılmadığının Mahkemesindensorulması üzerine gelen 9.1.2014 tarih E:2012/684, K:2013/372sayılı yazıda; keşif yapılmadığı,bilirkişi raporunun bulunmadığı, dosyanın 8.11.2013tarihinde HMK 114/1-b ve 115 maddeleri gereğince yargı yolu davaşartı noksanlığı nedeniyle reddine kararverildiği ifade edilmiş; dosya kapsamında, taşınmaz üzerinde idarece yapılmış bir yapıbulunmadığı anlaşılmıştır. Olayda, davacılar vekilitarafından, dava dilekçesinde, İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği gereği imar planlarında deremutlak koruma alanında bırakılarak, tasarruf hakkıkullanılamayacak şekilde kısıtlanan müvekkillerinintaşınmazının bedelinin ödenmesine hükmedilmesininistenildiği, mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak; busonuç ya da sonuçların, bir idari işlem olanYönetmelik ve imar planlarından başka anlatımla da, idariişlemlerden ve davalı idarenin Yönetmelik gereğiyapılması gereken kamulaştırmalar konusundakihareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerdenkaynaklandığı anlaşılmış olup, belirtilenduruma göre, Yönetmelik, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakbaşka bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüzbulunmamakta, aksine kanunen yapması gereken kamulaştırmaişlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bireylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılan diğer birdavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E:2013/603, K:2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalı vekilinin görev itirazının, Çatalca2.Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ iledavalı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNEİLİŞKİN Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin14.6.2013 gün ve E:2012/684 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,3.2.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan V. Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy