T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 93
KARAR NO : 2014 / 139
KARAR TR : 3.2.2014
ÖZET : İmar planından kaynaklanan tazminat davasının, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : A.A. Vekilleri :Av. M.E.A. - Av. C.A. Davalılar :1-Sağlık Bakanlığı Vekili : Av.R.K. 2-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili :Av.S.K. 3-YenimahalleBelediye Başkanlığı Vekili : Av.O.S. O L A Y : Davacı vekili, müvekkilininhissedar olduğu Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, Yuva Mah. 43071Ada, 2 parsel sayılı taşınmazın, yapılan imarplanında, “Sağlık Alanı” olarakayrıldığını, tapu kaydı üzerinekamulaştırılacak şerhi konulduğunu; dava konusutaşınmaza davalı idarece fiilen elatılmadığını, ancak Yargıtay Hukuk GenelKurulu'nun 15.12.2010 tarih, 2010/5-662 Es. ve 2010/551 K. sayılıkararı ile bu tür yerlerin bedelinin ödeneceğinehükmettiğini; bugüne kadar idareye yapılanmüracaatlara rağmen, hiçbir bedelödenmediğini; imar parseli olan taşınmazınAnkara’nın en güzel yerlerinden birinde bulunduğunu; idareile herhangi bir uzlaşma taleplerinin bulunmadığınıifade ederek; dava konusu taşınmazın toplam bedelinden, fazlayailişkin ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla,şimdilik 1.000,00 TL’sı bedelin dava tarihinden itibarenişleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ilebirlikte, davalı idareden alınarak kendilerine ödenmesine; taşınmazın tapu kaydının davalı idareye tescilettirilmesine karar verilmesi istemiyle, adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalılardan SağlıkBakanlığı ile Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanlığının vekilleri süresi içindegörev itirazında bulunmuşlardır. ANKARA 6.ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ:21.10.2013 gün ve E:2012/499 sayı ile, kamulaştırmasız el atma davalarına adli yargıdabakılacağı hususunun, yerleşmiş içtihatlarlasabit olduğu gerekçesiyle, yargı yolu itirazınınreddine karar vermiştir. Davalılardan AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin,idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, davadosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış olduklarıişlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya dakarara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddifaaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idarieylem" olarak tanımlandığı; bu tanımagöre; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imar planıuyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bununiçin gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudakihareketsizliklerinin de, idari eylem niteliğitaşıdığı; dosyanın incelenmesinden; davadilekçesinde, imar planında Sağlık İdaresi TesisAlanı olarak ayrılan taşınmazakamulaştırmasız el atıldığından bahisletaşınmazın değerinin ödenmesi vetaşınmazın tapu kaydının davalı adınatescilinin istenildiğinin anlaşıldığı; bubilgiler karşısında; davanın, davacılarıntaşınmazının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun15.12.2010 günlü, E:2010/5-662 K:2010/651 kararında "hukukiel atma" olarak nitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşıldığı; dava dilekçesinde ve YargıtayHukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak busonuç ya da sonuçların, genel ve düzenleyici niteliktebir idari işlem olan imar planında taşınmazlarayönelik belirlemenin bu planda öngörülenkamulaştırma programlarının zamanındayapamamasından ve imar uygulamalarından; başka anlatımlada, idari işlemlerden ve davalı idarelerin imar planıgereği yapılması gereken kamulaştırmalar konusundakihareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerdenkaynaklandığı; idari işlem ve eylemlerden doğanzararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca,İdari Yargı yerlerinde açılacak tam yargıdavalarına konu edilmelerinin, anılan yasa hükümleriningereği olduğu; bu bakımdan, hukuka uygunluklarınındenetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesiİdari Yargı'nın görev alanında bulunan idari işlemve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmadığı; dolayısıyla,davanın taşınmazlarının bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmının, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b)bendinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesinin gerektiği;nitekim, 11.06.2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 6487 sayılı Kanun'un 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun geçici 6'ncı maddesindedeğişiklik yapan 21'inci maddesinde "Uygulama imarplanlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyleveya ilgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanantaşınmazlar hakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir." hükmüne yer verilmek suretiyle"hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imar planındakibelirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat davalarının görüm veçözümünde İdari Yargı yerinin görevliolduğunun öngörülmüş bulunduğu; açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncumaddesi uyarınca davanın taşınmazın bedelinin tazminatolarak hüküm altına alınması istemine ilişkinkısmı yönünden olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, kararvermiştir. Başkanlıkça, 2247sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın yazılıdüşüncesi istenilmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Zehra Ayla PERKTAŞ’ın Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 3.2.2014 günlütoplantısında; l-İLK İNCELEME:Başvuruyazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılanincelemeye göre, davalılardan Ankara BüyükşehirBelediye Başkanlığı vekilinin, anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Danıştay Başsavcısı'nca, 10. maddedeöngörülen biçimde, davanın taşınmazınbedelinin tazminat olarak hüküm altına alınmasıistemine ilişkin kısmı ile anılan davalı idare yönündenolumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıMehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava,Davacının hissedar olduğu taşınmazına, imarplanında Sağlık Alanı olarak ayrılmak suretiylekamulaştırmasız el atıldığından bahisle,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,şimdilik 1.000,00 TL'si bedelin faizi ile birlikte tazmini istemiyleaçılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekligördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yaparveya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyleeş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğeyapılır, valilik itirazları ve planları onbeş güniçerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasızarsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilenyetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bu fıkra hükümlerinegöre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenlemeortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imarplanı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına maniteşkil etmez…” hükmü yer almıştır. Dava dosyasında bulunan ve Ankara6.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen Yenimahalle BelediyeBaşkanlığı, Emlak ve İstimlakMüdürlüğünün 17.10.2012 gün veM.06.3.YEN.0.15/756.01.99.02/7859/Kam./1189-1256-7809 sayılıyazısında; toplam alanı 3286 m2 olan imarın, imarın 43071 ada 2 nolu parselinin, 84138 parselasyon planıkapsamında planında “Sağlık Alanı ” olarakayrıldığı; bu parselin, 3194 sayılıİmar Kanunun 18.Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve ArsaDüzenlenmesi ile İlgili Yönetmeliğin 12. Maddesinegöre “Düzenleme sahasında bulunan, okul, hastane,kreş, belediye hizmet veya resmi tesis alanı gibi umumi tesislereayrılan alanların parselleri düzenlemeye giren parsellerinalanları oranında pay verilmek suretiyle hisselendirilir.”hükmüne göre KOP alanı olarak değerlendirildiği,KOP parsellerinin fiili olarak kamulaştırılmadan malikleritarafından piyasa rayiç değeri üzerinden tapudaalınıp satılabileceği; 84138 nolu parselasyonplanının plan notlarının incelendiğinde: “KamuOrtaklık Payı(KOP) alanlarında hak sahibi olanlar, hisseleriniilgili kuruma aynı amaçlı kullanılmak üzere bedelsizterk etmeleri durumunda inşaat alanı(yapı yoğunluğu)%10 artırılır, ancak konut sayısı (nüfusyoğunluğu) artışı getirilemez.” denildiği;parsele hissedar olan malikinin KOP parselini yukarıda belirtilen plannotuna göre değerlendirilebileceği; ayrıca davacı A.A.’ünimarın 43071 ada 2 nolu parseldeki 100 m2 hissesini 17.09.2012 Tarih ve 38958 sayılı yevmiye numarası ile satın alarak malikolduğunun tespit edildiği, dolayısıyladavacının kendi isteğiyle dava konusu parselden hisse satınaldığı; Müdürlüklerince söz konusuparselde kamulaştırma veya kamulaştırmasız fiilen elatma işlemi yapılmadığı belirtilmiş; dosyadaki diğerbilgi ve belgelerin incelenmesinden de, taşınmaza fiilen elatıldığına ilişkin bir hususunbulunmadığı anlaşılmıştır. Olayda,davacının hissedar olduğu taşınmazın İmarPlanında sağlık alanı kullanımındakaldığı, aradan uzun süre geçmesine rağmenkamulaştırılmadığı, taşınmazüzerinde düzenleme yapılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanınkonusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanında yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinintazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilenduruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakbaşka bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bir eylemindendeğil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında “dere mutlak koruma alanı” nda bırakılması nedeniyle,tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılan diğer birdavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görev uyuşmazlığında,Uyuşmazlık Mahkemesi’nce olumlu görevuyuşmazlığı talebinin kabulü ile ilgili Asliye HukukMahkemesinin görevlilik kararının kaldırılmasıyolunda verilen karar nedeniyle, anayasal haklarının ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan bireyselbaşvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde, iddiaların özünün UyuşmazlıkMahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukukkurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına veesas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarınısunma fırsatını bulmuş ve bunlar UyuşmazlıkMahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E:2013/603, K:2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalılardanAnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin görev itirazının,Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalılardan Ankara BüyükşehirBelediye Başkanlığı vekilinin GÖREVİTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Ankara 6.AsliyeHukuk Mahkemesinin 21.10.2013 gün ve E:2012/499 sayılı KARARININKALDIRILMASINA, 3.2.2014 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan V. Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy