T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 36
KARAR NO : 2014 / 110
KARAR TR : 3.2.2014
ÖZET : Taşınmazın imar planında İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliğince Dere Mutlak Koruma alanında bırakıldığından bahisle açılan tazminat davasının, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı : N.K. Vekili : Av. H.A. Davalı : İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü Vekili :Av. R.Ö. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilininİstanbul İli, Çatalca İlçesi, İnceğizKöyü, 827 parsel sayılı taşınmazın malikiolduğunu, taşınmazın imar planında dere mutlak korumaalanında kaldığını, davacının mülkiyethakkının bu şekilde kısıtlandığınıve zarara uğratıldığını belirterek; taşınmazındavacı adına kayıtlı olan tapu kaydının iptaliile davalı idare adına tesciline, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL’nin faizi ilebirlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle adliyargı yerinde dava açmıştır. Davalı İstanbulSu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekilisüresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesindeözetle; görev itirazında bulunmuştur. Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesi: 14.06.2013 gün ve 2012/618 Esassayılı kararı ile, davalı İstanbul Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekiliningörev itirazının reddine karar vermiştir. Davalı İstanbulSu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü DanıştayBaşsavcısı;“…3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri,genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve bu planlaradayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibibireysel işlemler, "idari işlem"; bu imar planıuyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bununiçin gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudakihareketsizlikleri de, idari eylem niteliği taşımaktadır. Dosyanın incelenmesinden; imarplanında dere mutlak koruma alanında kalan taşınmazınbedelinin ödenmesine ve taşınmazın tapu kaydınındavalı idare adına tesciline hükmedilmesinin istenildiğianlaşılmıştır. Bu bilgiler karşısında;davanın, davacıların taşınmazının,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü, E:2010/5-662,K:2010/651 sayılı kararında "hukuki el atma" olaraknitelendirilen, İSKİ İçmesuyu HavzalarıYönetmeliği uyarınca imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşılmıştır. Dava dilekçesinde veYargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkınagetirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın malikleri yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşku yoktur. Ancak busonuç ya da sonuçlar, genel ve düzenleyici nitelikte biridari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemeden, bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapılmamasından ve imaruygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır. İdari işlem ve eylemlerdendoğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncümaddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacaktam yargı davalarına konu edilmeleri, anılan yasahükümlerinin gereğidir. Bu bakımdan, hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmının, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "İdari eylemve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları,"hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesigerekmektedir. Nitekim, 11.06.2013 günlü,28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılıKanun'un 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici6'ncı maddesinde değişiklik yapan 2l'inci maddesinde"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kuramlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıdadava açılabilir." hükmüne yer verilmek suretiyle"hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imar planındakibelirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat davalarının görüm veçözümünde İdari Yargı yerinin görevli olduğunubelirtilerek” davanın, taşınmazın bedelinin tazminatolarak hüküm altına alınması istemine ilişkinkısmı yönünden, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncumaddesi uyarınca, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Zehra Ayla PERKTAŞ’ın Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ,Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 3.2.2014 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27.maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı İstanbul Suve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekilininanılan Yasanın 10/2. maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve dahi 12/1.maddede belirtilen süre içindebaşvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı'nca, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü bakımından, 10.maddede öngörülen biçimde, davanın,taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönünden, olumlugörev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır. Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/618 Esas sayılı dosyası 2247Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarınca mahkememizegelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizcedava konusu İstanbul İli, Çatalca İlçesi, İnceğizKöyü, 827 parsel sayılı taşınmaza fiili el atmaolup olmadığı hususunda bilgi verilmesi için 07.01.2014tarihinde mahkemesine müzekkere yazılmış olup,Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07.01.2014 tarihli cevabiyazısında söz konusu taşınmazla ilgili keşifyapılmadığı, bilirkişi raporunun mevcutolmadığı, dosyanın 08.11.2013 tarihinde HMK 114/1-b ve 115maddeleri gereğince yargı yolu dava şartınoksanlığı nedeniyle reddine karar verdiği husus belirtilmiş,dolayısıyla ilgili dosyada davanın görevsizlik nedeniylereddine karar verildiğianlaşılmıştır. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’hükmü yer almaktadır. Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açıkbulunan ceza davalarında ise ret kararının kesinleştiğitarihten başlayarak onbeş gün içinde,uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkilimakama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazıreddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermektenvazgeçmiş sayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası muhtevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup, bunagöre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülen süreningeçirilmiş olduğunu tespit ederse, istemin reddine kararverir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgili yargı merciine,hemen tebliğ olunur. Bu karara karşı hiç bir yargımerciine başvurulamaz. Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam,dilekçe ve eklerinin kendisineulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmakyoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları ongün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargımerciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne göndereceği, ayrıca UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurduğunu ilgili yargı merciinebildireceğini, yargı merciinin ise 18.maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakacağını ifade etmişolmakla birlikte yasanın 18.maddesinde; ‘’Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilen yargımercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir kararverilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır. Butakdirde zamanaşımı süreleriyle öbür kanuni veyahakim tarafından verilen süreler, işin yeniden incelenmesinebaşlanacağı güne kadar durur. Şu kadar ki,Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildirenyazının alındığı günden başlamaküzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezseyargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esas hakkındason kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelirseyargı mercii bu karara uymak zorundadır. Uyuşmazlıkçıkarılacağı bildirilerek yargı merciindendavaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’ denilmiş olup,bubağlamda, anılan yasal hükmün amaçbakımından yorumlanması ve bu yorum sonucuna göre birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir. 18. maddedüzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veya idari yargı yerininolumlu görev uyuşmazlığı prosedürününişletilmesine ilişkin tarafların yapacağı başvurusonrası “görevlilik kararı” vermesinden sonra,taraflarca ilgili Başsavcılıklara başvurulması yolundakitaleplerin ilgili mahkemelerce bu Başsavcılıklaragönderilmesini takiben, Başsavcılıkların vereceğikararı bekleyip beklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkacabir usuli işlem yapıp yapmayacağı, görevsizlikkararı veya esastan karar verip veremeyeceği hususlarınınyasada düzenlenmediği ve sadece BaşsavcılıklarınUyuşmazlık Mahkemesine başvurduklarının ilgilimahkemelere resmi yazı ile bildirilmesi durumunda davanın görülmesiningeri bırakılacağı hususunun belirtildiğianlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu yasanın eksikdüzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun, görev konusundaAnayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulması gerektiği izahtanvarestedir. Gerçekten, 2247 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesindeöngörülen özel bir yöntem olan “olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma” hali, farklıyargı kollarında görevsizlik kararları verilmesindenönce görev uyuşmazlığınınUyuşmazlık Mahkemesince çözümlenmesini amaçlayanve usul ekonomisi bakımından da görevli yargı yerininbelirlenmesini süratli biçimde sağlayan bir uygulamadır.Bu yöntemi başlatan prosedür ise tarafların başvurususonrasında ilgili yargı yerinin vereceği“görevlilik” kararıdır. Mahkemece görevlilikkararı verilmesinden, görev itirazında bulunan tarafça bukarara itiraz edildikten ve mahkemece ilgili Başsavcılığabaşvuru iletildikten sonra, yetkili Başsavcılığınvereceği kararın beklenmemesi 10 uncu madde ileöngörülen amaçla bağdaşmayacağı gibi,ilgili Başsavcılıklara yasayla tanınan takdirhaklarının zaafa uğratılması ve sonuçsuzbırakılması neticesini de doğurabilecektir. Şu halde,18. maddede öngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgili Başsavcılığınolumlu görev uyuşmazlığı çıkarmaamacıyla Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya dairkararın ilgili mahkemeye ulaşmasından önce mahkemenin evvelcegörevlilik kararı vermişken bu kez görev yönündenred kararı vermesi ya da davayı esastansonuçlandırması gibi haller ortaya çıkacak ve bukararlara rağmen Uyuşmazlık Mahkemesince görev konusundakarar verilmesinin pratikte uygulanabilirliği tartışmayaaçık hale gelecektir. Oysa Anayasanın 158 nci maddesiuyarınca Uyuşmazlık Mahkemesinin görevle ilgiliverdiği kararlar kesindir ve ilgili mahkemeleri bağlayıcıniteliktedir. Şu halde, Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgiliBaşsavcılıkların bu konudaki iradeleri kendilerineyazılı olarak bildirilinceye kadar görev konusunda başkabir karar veya davayı esastan çözümleyen bir kararverebilmeleri hukuken mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıylamahkememizce 10. maddeye göre yapılan başvurununsonuçlandırılması gerekmektedir. Dosya kapsamı itibariyleyukarıda belirtilen hükümler ve kabuller doğrultusundayapılan değerlendirmede, davalı idare tarafından 2247sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine DanıştayBaşsavcılığı’nca 10.maddede belirtildiğişekilde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı, bu durumun 26.11.2013 gün,2013/1614 sayılı yazı ile yargı merciine bildirildiği,buna karşın yargı merciince, 18.maddede belirtildiğişekilde davanın görülmesinin geribırakılması yerine, 08.11.2013 tarihinde davanın görevyönünden reddine karar verilmiş olduğuanlaşılmakla; her ne kadar,Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanıngörülmesinin geri bırakılması veyaUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinin beklenilmesi yerine davayadevam edilip esas hakkında hüküm kurulması 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymasa daneticeten usulüne uygun olarak yapılmış olan başvuruneticesinde Danıştay Başsavcılığı’ncausulüne uygun şekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının maliki olduğutaşınmazın, “dere mutlak koruma alanı”içinde kalması suretiyle taşınmazakamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazıntapu kaydının davalı idare adına tescili ile, fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000TL’nin faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesiistemiyle açılmıştır. Mahkememizce; Çatalca 2. AsliyeHukuk Mahkemesi’ne yazılan 07.01.2014 gün ve 2014/36sayılı yazıya cevaben gönderilen 07.01.2014 gün ve2012/618 Esas sayılı yazıda; dava dosyasında, keşificra edilmediği ve rapor alınmadığı, mahkemenin 08.11.2013 tarih ve 2012/618 Esas, 2013/368 Karar sayılı kararıile davanın görev yönünden reddine kararverildiği belirtilmiş, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü’nce gönderilen30.01.2013 gün 42521 sayılı yazı cevabında, davakonusu taşınmaz üzerinde herhangi bir tesis, bina ve inşaatfaaliyeti yapılmadığının, dava konusutaşınmazın malikinin kullanmasına engel olacak şekildetel çit v.b.şeylerle de çevrilmemiş olduğundan elatmanın da söz konusu olmadığının, parsel ileilgili yapılmış olan herhangi bir kamulaştırmaçalışmasının bulunmadığınınbelirtildiği tespit edilmiş, böylece davalı idarece davakonusu taşınmaza fiilen el atılmadığı sonucunavarılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediyebaşkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyleeş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresiiçinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğeyapılır, valilik itirazları ve planları onbeş güniçerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsave arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilenyetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacıolan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk veortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocukbahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumîhizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarlakullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bufıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadanfazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, buhüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenlemeyapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yeralmıştır. Dava dosyasında bulunan,davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü’nce gönderilen 15.01.2013gün ve 22932 sayılı yazı cevabında, dava konusu parselineski havza yönetmeliğine göre kısmen/tamamen dere mutlakkoruma alanında kalmakta iken, ilgi (a) yönetmeliği ve ilgi (c)yazıya göre Büyükçekmece BarajGölü’nün uzun mesafeli koruma alanındakaldığının belirtildiği tespit edilmiştir. Olayda, davacı vekilitarafından, dava dilekçesinde, İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği gereği imar planlarında,kısmen dere ıslah alanı ve dere işletme bandındabırakılarak, tasarruf hakkı kullanılamayacak şekildekısıtlanan davacının hisseli maliki olduğutaşınmazın bedelinin ödenmesine hükmedilmesininistenildiği; mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceğindekuşku bulunmadığı, ancak, bu sonuç ya dasonuçların, bir idari işlem olan Yönetmelik ve imarplanlarından başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin Yönetmelik gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığıanlaşılmıştır. Belirtilen duruma göre, davayakonu taşınmazın İSKİ İçme SuyuHavzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliği gereğince ve buyönetmeliğe uygun olarak belediyece düzenlenen imarplanlarında kısmen dere ıslah alanı ve dere işletmebandında kalmış olduğu, taşınmaza davalıidarelerce fiilen el atılmadığı anlaşılmakla,Yönetmelik, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. Öte yandan, taşınmazınimar planında “dere mutlak koruma alanı”nda kalmasınedeniyle taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasınedenine dayalı olarak davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında “dere mutlak koruma alanı” nda bırakılması nedeniyle,tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunanmahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın 158.maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili kılınan UyuşmazlıkMahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir…” gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinceyapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliğinedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazıimar planında “spor alanı” olarak ayrılandavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekilinin görev itirazının Çatalca2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddine ilişkin kararın tazminatailişkin kısım yönünden kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın, BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile,davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekilinin GÖREV İTİRAZININREDDİNE İLİŞKİN, Çatalca 2. Asliye HukukMahkemesi’nin 14.06.2013gün ve 2012/618 Esas sayılıKARARININ TAZMİNATA İLİŞKİN KISIM YÖNÜNDEN KALDIRILMASINA,3.2.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Vekili Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
vekilinin, idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, davadosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı'nagönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy