T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 88
KARAR NO : 2014 / 134
KARAR TR : 03.02.2014
ÖZET : Tespit davası şeklinde açılan davanın, imar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : H.K. Vekilİ :Av. K.G. Davalılar : 1-Ulaştırma BakanlığıDemiryolları Limanları ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü Vekili :Av. F.G. 2-Devlet HavaMeydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü Vekili :Av. A.K. O L A Y :Davacı vekili, müvekkillinin;Ankara İli, Akyurt İlçesi, Balıkhisar Köyü, 1237sayılı parselin hissedar olarak maliki olduğunu, T.C. UlaştırmaBakanlığı Demiryolları Limanlar ve Hava Meydanlarıİnşaatı Gen. Müd. ile Devlet Hava Meydanlarıİşletmesi Genel Müdürlüğü arasındaimzalanan 27.02.2006 tarih ve 2010-2265 sayılı protokol gereğince,Esenboğa Havaalanı 3. Pist Sahası yapılacağındanbahisle, kamulaştırma şerhi konulduğunu; Şerhkonulduğu tarihten bugüne kamulaştırmayapılmadığını, kamulaştırma işlemininne zaman ve ne suretle yapılacağı sorulduğunda, 2012 ve2013 yıllarında yeterli ödenek temin edilemeyeceğidüşünüldüğünden kamulaştırmaişlemlerinin ertelenmesinin talep edildiğinin beyan edildiğini;müvekkilinin, sahip olduğu gayrimenkuller üzerindekiözgürce tasarruf etme imkânından mahrumkaldığını; gayrimenkuller üzerinekamulaştırma şerhi konulması sebebi ile tasarrufta bulunmakimkanı ortadan kaldırıldığı gibi, üzerindeyatırım yapmak, bir sanayi tesisi ya da inşaat yapmak gibiimkânlardan mahrum kalındığını; ayrıcakamulaştırma şerhi sebebiyle imar uygulamasıyapılmadığını, bu nedenle İmar geçmesihalinde çok büyük değer artışıimkânından da müvekkillerinin mahrumkaldığını, davalı idarenin budavranışının haksız fiil olduğunu,kamulaştırmasız el atma eylemini oluşturduğunu; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih, 2010/5- 662,2010/651 K. sayılı kararında “…Uzun yıllarprograma alınmayan imar planının fiilen hayatageçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da cihetine gitmeyendavalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesisedilmemek suretiyle taşınmaza müdahale ettiği açıktır.Yerel Mahkemece, kamulaştırmasız el koyma olgusununvarlığının kabulüyle, davalı idareninkamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusundasorumlu bulunduğuna ilişkin direnme kararı yerindedir...”denildiğini; müvekkilinin sahip olduğu gayrimenkullerinüzerine konulan kamulaştırma şerhinin, müvekkilleriningayrimenkullerini dilediği gibi kullanmasını engellediği,dava konusu edilen taşınmazlara bu şekildekamulaştırmasız olarak el atıldığı, kamulaştırmasızel atma sebebi ile talep edilebilecek bedelin, bu bedel için talepedilebilecek faizin ve faiz başlangıcının tespitini talepetmek amacıyla Mahkemeye başvurmanın zorunlu hale geldiğiniifade ederek; dava konusu edilen taşınmazlarakamulaştırmasız olarak atıldığının,kamulaştırmasız el atma sebebi ile talep edilebilecek bedelin,bu bedel için talep edilebilecek faizin ve faizbaşlangıcının ayrıca aleyhine tespit içinbaşvurulan kurumlardan hangisinin kamulaştırmasız elattığının; 6100 Sayılı HMK 107/3 fıkrasıuyarınca tespitine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalı idarelerinvekilleri, süresinde verdiği dilekçelerinde, 3194sayılı İmar Kanunu kapsamında yapılan imardüzenlemesinin idari bir işlem olduğu, idari işlemdenkaynaklanan tazminat taleplerinin de idari yargı yolundaçözümlenmesinin gerektiği, ayrıca dava konusutaşınmaza fiilen el atıldığı da ilerisürülmediğine göre kamulaştırmasız elatmadan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, görev itirazındabulunmuştur. AKYURTASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 16.10.2012 gün ve E: 2012/81sayı ile, davalılar vekillerinin görev itirazınınreddine karar vermiştir. Davalıİdarelerin vekillerinin, idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdikleri dilekçeleri üzerine, davadosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: Uygulama ve Öğreti'de, kamu idarelerinin, kamuhizmetinin yürütümü sırasında, kamugücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıylayapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem";herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgilihareketsizliklerinin de, "idari eylem" olaraktanımlandığı; bu tanıma göre; idarelerin 2942sayılı Kamulaştırma Kanununun 7'nci maddesi uyarıncakamulaştırma kararı verdikten sonrakamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmayakonu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapuidaresine bildirmesine ilişkin işlemin "idari işlem";kamulaştırma işlemini gerçekleştirme konusundakihareketsizliklerinin de, idari eylem niteliğitaşıdığı; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idariyargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2'ncimaddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idaridava türleri arasında sayılmış; 3'üncümaddesinde, tam yargı davalarına ilişkin dilekçelerdeuyuşmazlık konusu miktarın gösterileceğibelirtilmiş; 14'üncü maddesinin üçüncü fıkrasının(g) bendinde, dilekçelerin 3 ve 5'inci maddelere uygun olupolmadığı yönlerinden inceleneceği öngörülmüş;15'inci maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay veya idareve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3'üncüfıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14'üncü maddenin;3'üncü fıkrasının (g) bendinde yazılı haldeotuzgün içinde 3 ve 5'inci maddelere uygun şekilde yenidendüzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendindeyazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayanvekili tarafından dava açılmış ise otuzgüniçinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla davaaçılmak üzere dilekçelerin reddine kararverileceği kuralına yer verilmiş olduğu; dosyanınincelenmesinden; davacılar tarafından, dava dilekçesinde,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü kararında,mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamaların fiili elatma olmadan da kamulaştırmasız el atma olaraknitelendirildiği ileri sürülmek suretiyle, tapu kaydınakamulaştırma şerhi konulan taşınmazların uzunyıllar geçmesine karşın kamulaştırılmamasınedeniyle kamulaştırmasız elatıldığının, bu nedenle talep edilebilecek bedel vefaiz ile faiz başlangıcının, Kurumlardan hangisininkamulaştırmasız el attığının tespitine kararverilmesinin istenildiğinin anlaşıldığı; her ne kadar; dava dilekçesinde davaya tespit davası niteliğiverilmeye çalışılmışsa da, dilekçedekiiddiaların, davalı idarelerin idari eylem ve işlemleri nedeniyleidare hukuku alanındaki tazmin sorumluluğuna ilişkin olduğudikkate alındığında, davanın 2577 sayılıYasanın 2'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindebelirtilen tam yargı davası niteliğinde olduğu; asılamacın davacıların taşınmazlarının tapukaydına kamulaştırma şerhi konulması vekamulaştırmanın zamanında tekemmül ettirilmemesisebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan zararın tazmini olduğu; tazmini istenilen tutarındilekçede gösterilmemiş olmasının, bu durumudeğiştirecek niteliği bulunmadığı; bueksikliğin, İdari Yargı yerince dilekçe ret kararıverilmek suretiyle tamamlatılmasının mümkünolduğu sonucuna varıldığı; davadilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındamülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak; busonuç ya da sonuçların, bir idari işlem olankamulaştırma şerhi verilmesine ilişkin işlemden vekamulaştırma konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemden kaynaklandığı; idariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise;2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin,anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bubakımdan; hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzenindeyaratmış oldukları etki ve sonuçların, "hukukiel atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgilitazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tespit vetazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanakbulunmadığı; dolayısıyla; davanın, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları," hükmü gereğince idari yargı yerindegörülmesinin gerektiği; açıklanan nedenle, 2247sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Zehra Ayla PERKTAŞ’ınBaşkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri Baydar, AliÇolak, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT‘nun katılımlarıyla yapılan 03.02.2014 tarihlitoplantısında: l-İLKİNCELEME:Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idarelerinanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,10. maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının,hissedar olarak maliki olduğu Ankara ili, Akyurt İlçesi, BalıkhisarKöyü’ndeki taşınmazları üzerine EsenboğaHavaalanı 3'üncü Pist Sahası yapılacağındanbahisle kamulaştırma şerhi konduğu, kamulaştırmayapılmadığı, bu suretle gayrimenkulündenözgürce tasarruf etmek ve üzerinde yatırım yapmak,sanayi tesisi ve inşaat yapmak gibi imkanlardan mahrumkaldıkları, davalı idarenin bu davranışınınhaksız fiil olup kamulaştırmasız el atma eyleminioluşturduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, imarplanı gereğinin uzun yıllar yerine getirilmemesi halindekamulaştırmasız el atma olgusunungerçekleştiğinin kabul edildiğini öne sürerek,taşınmazlara kamulaştırmasız elatıldığının, kamulaştırmasız el atmasebebi ile talep edilecek bedelin ve bu bedel için talep edilebilecekfaiz ve faiz başlangıcının, aleyhine tespit içinbaşvurulan Kurumlardan hangisinin kamulaştırmasız elattığının 6100 sayılı Kanunun 107. maddesinin 3.fıkrası uyarınca tespitine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. Görevuyuşmazlığının çözümüiçin öncelikle, tespit davasının hukukumuzdaki yerininincelenmesi gerekli bulunmaktadır. 1086sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda(Mülga)tespit davasını düzenleyen açık ve genel birhükme yer verilmemekteyse de, doktrinde ve yerleşik yargısaliçtihatlarla, bir hukuki ilişkinin var olupolmadığının saptanması için tespit davasıaçılabileceği kabul edilmiş; tespit davasınınesasının incelenebilmesi için de, genel davakoşullarının yanı sıra, dava konusunun bir hukukiilişki olması ve bu hukuki ilişkinin var olupolmadığının öncelikle saptanmasında hukuki yararbulunması koşulları aranmış; buna göre, özelhukuk alanını ilgilendiren bir hukuki ilişkinin saptanmasıiçin adli yargı yerinde müstakil olarak bir tespit davasıaçılabilmesi kabul edilmiş iken; 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinde “ Tespit davası”na,107.maddesinde ise “ Belirsizalacak ve tespit davası”na yer verilmiştir. Anılanmaddelere bakıldığında; “Tespit davası/ Madde106- (1) Tespitdavası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkininvarlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahteolup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2)Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlardışında, bu davayı açmakta hukuken korunmayadeğer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3)Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasınınkonusunu oluşturamaz.” “Belirsizalacak ve tespit davası/ Madde 107- (1) Davanınaçıldığı tarihte alacağınmiktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesininkendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğuhâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya dadeğeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2)Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucualacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarakbelirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı,iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızındavanın başında belirtmiş olduğu talebiniartırabilir. (3)Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde,tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararınvar olduğu kabul edilir.” denilmiştir. Bunakarşılık, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun “ İdari Dava Türleri ve İdariYargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinin 1. fıkrasında, idari dava türleri: iptal, tamyargı ve tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış olup, tespitdavası şeklinde bir dava türüne idari yargıda yerverilmemiştir. Anılan Yasanın “ İdari DavalardaDelillerin Tespiti” başlıklı 58/1. maddesi “Taraflar,idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerintespitini ancak davaya bakan Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinden isteyebilir.” hükmünü taşımakta olup, idariyargıda, ancak açılmış bir idari dava ile ilgilibulunan “delillerin tespiti”nin istenilmesine olanakbulunmaktadır. Buna göre, idari dava türleri arasındasayılmayan tespit davasının, yorum yoluyla idariyargının görevine müstakil bir dava olarak dahil edilmesinehukuken olanak bulunmadığından, idari yargı yerinde, idarehukuku alanını ilgilendiren bir hukuki ilişkininvarlığının ancak açılmış bulunan biridari davaya bağlı olarak delil tespiti kapsamındasaptanabileceği açıktır. Belirtilenyasal durum karşısında, tespit davasına konu olabilecekhukuki ilişkinin özel hukuk alanını ilgilendirmesigerektiği ve bir eda davasının öncüsü durumundaolan tespit davasının adli yargı yerinin görevinegirdiği ortaya çıkmaktadır. Ancak, adli yargıdaaçılacak bir eda davasında hiçbir zamankullanılmayacağının, buna karşılık idari birişlem tesisi istemiyle bir idari makama veya idari yargıdaaçılacak bir davada idare mahkemesine ibraz edilmek ve bu makamveya mahkemeyi hukuken bağlayacak nitelikte belge elde etmek amacıylaaçıldığının anlaşılması halindetespit davası adli yargıda görülemeyecek ve görevyönünden reddi gerekecektir. Bu durumdaki tespit davasınınidare hukuku kurallarına göre çözümlenmesigerekmekteyse de, müstakil bir dava olarak açılmasıhalinde idari yargı yerince, idari yargıda böyle bir davatürü olmadığı ve ancak bir idari davaaçıldıktan sonra bu davaya ilişkin delil tespiti kapsamındaincelenebileceği noktasından reddedilmesi uygun olacaktır. Buaçıklamalara göre tespit isteminin konusu incelendiğinde: dava konusu taşınmazın, Esenboğa 3. PistKamulaştırma alanında kaldığı; tapukütüklerinde niteliğinin tarla olarak belirtildiği; dosyaiçerisinde bulunan bilirkişi raporundan taşınmaza fiilenel atılmadığının tespit edildiği nedeniyle, fiiliel atmanın mevcut olmadığı; tapu kaydı üzerinedavalı kurumlarca şerh konulmuş olduğuanlaşılmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idariyargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2'ncimaddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idaridava türleri arasında sayılmış; 3'üncümaddesinde, tam yargı davalarına ilişkin dilekçelerdeuyuşmazlık konusu miktarın gösterileceğibelirtilmiş; 14'üncü maddesinin üçüncüfıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin 3 ve 5'incimaddelere uygun olup olmadığı yönlerinden inceleneceğiöngörülmüş; 15'inci maddesinin birincifıkrasında, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerinceyukarıdaki maddenin 3'üncü fıkrasında yazılıhususlarda kanuna aykırılık görülürse,14'üncü maddenin; 3'üncü fıkrasının (g)bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5'incimaddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlarıtamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olanşahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmışise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyladava açılmak üzere dilekçelerin reddine kararverileceği kuralına yer verilmiştir. Olayda davacı vekilitarafından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlükararında, mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamaların fiili el atma olmadan dakamulaştırmasız el atma olarak nitelendirildiği ilerisürülmek suretiyle, tapu kaydına kamulaştırmaşerhi konulan taşınmazların uzun yıllargeçmesine karşın kamulaştırılmamasınedeniyle kamulaştırmasız elatıldığının, bu nedenle talep edilebilecek bedel vefaiz ile faiz başlangıcının, Kurumlardan hangisininkamulaştırmasız el attığının tespitine kararverilmesinin istenildiği anlaşılmıştır Her ne kadar, dava 6100sayılı Kanunun 107. maddesinin 3. fıkrası kapsamındatespit davası şeklinde açılmış ise de, davadilekçedeki iddiaların, davalı idarelerin idari eylem veişlemleri nedeniyle idare hukuku alanındaki tazmin sorumluluğunailişkin olduğu, davanın 2577 sayılıYasanın 2'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindebelirtilen tam yargı davası niteliğinitaşıdığı; bu dava ile ulaşılmak istenilen asılamacın; davacıların taşınmazlarınıntapu kaydına kamulaştırma şerhi konulması vekamulaştırmanın zamanında tekemmül ettirilmemesisebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan zararın tazmini olduğu; tazmini istenilen tutarındilekçede gösterilmemiş olmasının, bu durumudeğiştirecek niteliği bulunmadığı; bueksikliğin, İdari Yargı yerince dilekçe ret kararıverilmek suretiyle tamamlatılmasının mümkünolduğu açıktır. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezlindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılandavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama,Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usul şartlarına vehukuka uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, başvurucuderece mahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarını sunmafırsatını bulmuş ve bunlar UyuşmazlıkMahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…” gerekçesiyle,davacının başvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir.(Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay HukukGenel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503 sayılıkararıyla, imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukukiel atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Bu durumda, davacının hissedarolarak maliki olduğu taşınmazın Havaalanı Pist Alanı kullanımındakaldığı, tapu kaydı üzerine kamulaştırmaşerhi konulmasına rağmenkamulaştırılmadığı, taşınmazüzerinde düzenleme yapılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği ancak tespitdavası şeklinde dava kurgulanmış ise de; hukuka uygunluklarınındenetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesiİdari Yargı'nın görev alanında bulunan idariişlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış olduklarıetki ve sonuçların, "hukuki el atma" olaraknitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerininadli yargı yerlerinde açılacak tespit ve tazminatdavalarına konu edilmelerine, hukuken olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla; davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları," kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile davalılar vekillerinin görev itirazlarının,Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararın kaldırılmasıgerekmiştir. S O N UÇ : Davanın görüm veçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle, DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalılarvekillerinin GÖREV İTİRAZININ, Akyurt Asliye HukukMahkemesi’nin 16.10.2012gün ve E: 2012/81 sayılıREDDİNE İLİŞKİN KARARININ KALDIRILMASINA, 03.02.2014gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Vekili Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy