T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 30
KARAR NO : 2014 / 107
KARAR TR : 03.02.2014
ÖZET : İmar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacılar : 1- B.E.
2- A.A.
3- A.K.
4- M.U. (U.)
5- S.T. (E.)
6- S.E.
7- Bak.E.
8- Seh.E.
9- S.Y.
10- Muris İ.E.Mirasçıları
a) A.E.
b) E.E.
c) A.Ü. (E.)
d) Ş.E.
e) T.E.
f) Ş.E.
Vekili : Av. H.A.
Davalı : İSKİ GenelMüdürlüğü
Vekili :Av. R.Ö.
O L A Y :Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin İstanbulİli, Çatalca İlçesi, Başakköy 123 parseldekayıtlı taşınmazın hissedar olarak malikleriolduğunu, söz konusu taşınmazların Terkos BarajGölünün Uzun Mesafeli Koruma Alanında ve onaylı plansahaları dışında kaldığını, bu durumunmüvekkilinin taşınmazları üzerindeki tasarrufimkanını ortadan kaldırdığını,taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığınıileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve davahakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.00 TL tazminatınfaiziyle birlikte tahsili ile tapu kaydının davalı idareadına tescili istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Davalıidare vekili, süresinde verdiği dilekçede özetletaşınmaza fiilen el atılmadığını, imarplanına dayalı olarak açılan tazminatdavalarının görüm ve çözüm yerinin idaremahkemeleri olduğunu ileri sürerek görev itirazındabulunmuştur.
ÇATALCA 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 14.6.2013 gün ve E:2012/692 sayıile, görev itirazının reddine karar vermiştir.
Davalı idarevekilinin idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçe üzerine, dosyaörneği Danıştay Başsavcısına gönderilmiştir.
DANIŞTAYBAŞSAVCISI:
Davanın,mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşıldığı, dava dilekçesinde, YargıtayHukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku olmadığı, ancak; bu sonuçya sonuçların genel ve düzenleyici nitelikte bir idariişlem olan imar planından kaynaklandığı, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarınınzamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından;başka bir anlatımla da, idari işlemlerden ve davalıidarenin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığı, idariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini talepleri ise 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 12 ve13.maddeleri uyarınca idari yargı yerlerinde açılacak tamyargı davalarına konu edilmeleri, anılan Yasahükümlerinin gereği olduğu, bu bakımdan hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarınıngiderilmesi idari yargının görev alanında bulunan idariişlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış olduklarıetki ve sonuçların, hukuki elatma olarak nitelendirilmesine ve buolumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmadığı, dolayısıyla davanıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmının, 2577 sayılı Yasanın2.maddesinin 1.fıkrasının b bendinde yer alan idari işlemve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davalarıhükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesigerektiği, nitekim, 11.6.2013 günlü, 28674 sayılıResmi Gazete’de yayımlanan 6487 sayılı Kanun’un 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici6’ncı maddesinde değişiklik yapan 21’inci maddesinde“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3.5.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idariyargıda dava açılabilir.” Hükmüne yer verilmeksuretiyle “hukuki el atma” olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat davalarınıngörüm ve çözümünde İdari Yargıyerinin görevli olduğunun öngörüldüğü,bu nedenle 2247 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasınave dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir.
İNCELEME VEGEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Zehra Ayla PERKTAŞ’ınBaşkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri Baydar, AliÇolak, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT‘nun katılımlarıyla yapılan 03.02.2014 tarihlitoplantısında:
l-İLKİNCELEME:Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idareninanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesive 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,10. maddede öngörülen biçimde “davanıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısmı yönünden” olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinindosyası 2247 Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarıncamahkememize gelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;Mahkememizce dava konusu taşınmaza fiili el atma olupolmadığı hususunda bilgi verilmesi için mahkemesinemüzekkere yazılmış olup, Çatalca 2. Asliye HukukMahkemesi’nin cevabi yazısında söz konusutaşınmazla ilgili keşif yapılmadığı,bilirkişi raporunun mevcut olmadığı, davanın 8.11.2013tarihinde HMK 114/1-b ve 115 maddeleri gereğince yargı yolu davaşartı noksanlığı nedeniyle reddine kararverildiği hususu belirtilmiş, dolayısıyla ilgili dosyadadavanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiğianlaşılmıştır.
2247sayılı Yasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre;
‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir.
Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır.
Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır.
Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür.
Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’ hükmü yer almaktadır.
Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre;
‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkinkararın verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliğigerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunan cezadavalarında ise ret kararının kesinleştiği tarihtenbaşlayarak onbeş gün içinde, uyuşmazlıkçıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmaküzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargımerciine verir.
Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde bu yargımerciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmişsayılır.
Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası muhtevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir.
Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’hükmü yer almaktadır.
Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte olup, buna göre;
‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleri tamamlattıktansonra, uyuşmazlık çıkarmaya yer olmadığısonucuna varırsa veya yapılan başvuruda 12 nci maddenin birincifıkrasında öngörülen sürenin geçirilmişolduğunu tespit ederse, istemin reddine karar verir.Bu karar, ilgilikişilere veya makama ve ilgili yargı merciine, hemen tebliğolunur. Bu karara karşı hiç bir yargı merciinebaşvurulamaz.
Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam, dilekçe ve eklerinin kendisineulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmakyoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları ongün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargımerciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir.
Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine göndereceği, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı mercine bildireceğini, yargımerciinin ise 18.maddede öngörüldüğü şekildedavanın görülmesini geri bırakacağını ifadeetmiş olmakla birlikte yasanın 18.maddesinde; ‘’Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilen yargımercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceyekadar davanın görülmesini geri bırakır. Bu takdirdezamanaşımı süreleriyle öbür kanuni veya hakimtarafından verilen süreler, işin yeniden incelenmesinebaşlanacağı güne kadar durur. Şu kadar ki,Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildirenyazının alındığı günden başlamaküzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezseyargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esashakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesininkararı gelirse yargı mercii bu karara uymak zorundadır.Uyuşmazlık çıkarılacağı bildirilerekyargı merciinden davaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’denilmiş olup, bubağlamda, anılanyasal hükmün amaç bakımından yorumlanması ve buyorum sonucuna göre bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir. 18. madde düzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veyaidari yargı yerinin olumlu görev uyuşmazlığıprosedürünün işletilmesine ilişkin taraflarınyapacağı başvuru sonrası “görevlilik kararı”vermesinden sonra, taraflarca ilgili Başsavcılıklarabaşvurulması yolundaki taleplerin ilgili mahkemelerce buBaşsavcılıklara gönderilmesini takiben,Başsavcılıkların vereceği kararı bekleyipbeklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkaca bir usuli işlemyapıp yapmayacağı, görevsizlik kararı veya esastankarar verip veremeyeceği hususlarının yasada düzenlenmediğive sadece Başsavcılıkların Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduklarının ilgili mahkemelere resmi yazı ilebildirilmesi durumunda davanın görülmesinin geribırakılacağı hususunun belirtildiğianlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu yasanın eksikdüzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun, görev konusundaAnayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulması gerektiği izahtanvarestedir. Gerçekten, 2247 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesindeöngörülen özel bir yöntem olan “olumlugörev uyuşmazlığı çıkarma” hali,farklı yargı kollarında görevsizlik kararlarıverilmesinden önce görev uyuşmazlığınınUyuşmazlık Mahkemesince çözümlenmesiniamaçlayan ve usul ekonomisi bakımından da görevliyargı yerinin belirlenmesini süratli biçimde sağlayan biruygulamadır. Bu yöntemi başlatan prosedür isetarafların başvurusu sonrasında ilgili yargı yerininvereceği “görevlilik” kararıdır. Mahkemecegörevlilik kararı verilmesinden, görev itirazında bulunantarafça bu karara itiraz edildikten ve mahkemece ilgiliBaşsavcılığa başvuru iletildikten sonra, yetkiliBaşsavcılığın vereceği kararın beklenmemesi10 uncu madde ile öngörülen amaçlabağdaşmayacağı gibi, ilgili Başsavcılıklarayasayla tanınan takdir haklarının zaafauğratılması ve sonuçsuz bırakılmasıneticesini de doğurabilecektir. Şu halde, 18. maddedeöngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgiliBaşsavcılığın olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma amacıylaUyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya dair kararın ilgilimahkemeye ulaşmasından önce mahkemenin evvelce görevlilikkararı vermişken bu kez görev yönünden red kararıvermesi ya da davayı esastan sonuçlandırması gibi hallerortaya çıkacak ve bu kararlara rağmen UyuşmazlıkMahkemesince görev konusunda karar verilmesinin pratikteuygulanabilirliği tartışmaya açık hale gelecektir.Oysa Anayasanın 158 nci maddesi uyarınca UyuşmazlıkMahkemesinin görevle ilgili verdiği kararlar kesindir ve ilgilimahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Şu halde,Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgiliBaşsavcılıkların bu konudaki iradeleri kendilerineyazılı olarak bildirilinceye kadar görev konusunda başkabir karar veya davayı esastan çözümleyen bir kararverebilmeleri hukuken mümkün bulunmamaktadır.Dolayısıyla mahkememizce 10. maddeye göre yapılanbaşvurunun sonuçlandırılması gerekmektedir.
Dosyakapsamı itibariyle yukarıda belirtilen hükümler ve kabullerdoğrultusunda yapılan değerlendirmede, davalı idaretarafından 2247 sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine DanıştayBaşsavcılığınca 13.maddede belirtildiği şekildeolumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı, bu durumun yazı ileyargı merciine bildirildiği, buna karşın yargımerciince, 18.maddede belirtildiği şekilde davanıngörülmesinin geri bırakılması yerine, davanıngörev yönünden reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmakla,her ne kadar, Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanıngörülmesinin geri bırakılması veyaUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinin beklenilmesi yerine davayadevam edilip esas hakkında hüküm kurulması 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymasa daneticeten usulüne uygun olarak yapılmış olan başvuru sonucundaDanıştay Başsavcılığınca usulüne uygunşekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacılarınhissedar olarak malikleri olduğu taşınmazın, “TerkosBaraj Gölünün Uzun Mesafeli Koruma Alanında ve onaylıplan sahaları dışında” kalması suretiylekamulaştırmasız el atıldığından bahisle, fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılanzararın şimdilik; 1.000,00TL'sinin faiziyle birlikte tazmini taşınmazındavalı lehine tapudan terkini istemiyleaçılmıştır.
3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur.
a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır.
b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediyebaşkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.
Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğegirer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011-KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilanyerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır,valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar.
Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir.
Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir.
İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir.
c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasında bulunan vedavalı İdarece gönderilen yazıda; dava konusutaşınmaz üzerinde İdarelerince herhangi bir tesis, bina veinşaat faaliyeti yapılmadığı, malikininkullanmasına engel olacak şekilde tel çit v.b. şeylerlede çevrilmediği; bu bölgede bulunan parselle ilgili alımsatımı engelleyici herhangi bir tedbir bulunmadığı, parseleİdareleri tarafından el atılmadığı; dava konusuparsellerin; 14.01.2011 tarih, 2 sayılı İSKİ Genel KurulKararı ile değişiklik yapılan ve 23.01.2011 tarihindeyayınlanarak yürürlüğe giren İSKİİçme Suyu Havzaları Yönetmeliği esaslarınagöre; eski yönetmelikte "dere mutlak koruma alanı"tanımı ve bu alanlarda yapılaşma ve faaliyetleri yasaklayanözel hükümler yer almakta iken, anılan yönetmelikte"dere mutlak koruma alanı" tanımı ve bu alanlarlailgili hükümlerin kaldırıldığı, bu nedenleeski yönetmeliğe göre dere mutlak koruma alanındakalması nedeniyle yapılaşma ve faaliyet engeli bulunanparsellerdeki tüm engellerin kaldırıldığı; deremutlak koruma alanlarında kalan parseller, Eski Yönetmeliğegöre hiçbir yapılaşma hakkına sahip değilken, anılanyönetmeliğe göre uzun mesafeli koruma alanında kalmasınedeniyle, yoğunluk değerlerinde yapılaşma hakkınakavuşmuş olduğu, imar planı revize edilmesi halinde,yapılaşma haklarının kullanılabileceği belirtilmiştir.
Olayda, davacılar vekilitarafından, dava dilekçesinde, İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği gereği imar planlarında suhavzasında ve dere mutlak koruma alanında bırakılarak,tasarruf hakkı kullanılamayacak şekilde kısıtlananmüvekkilinin taşınmazının bedelinin ödenmesinehükmedilmesinin istenildiği; mülkiyet hakkınagetirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşkubulunmadığı, ancak; bu sonuç ya da sonuçların,bir idari işlem olan Yönetmelik ve imar planlarından başkaanlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idareninYönetmelik gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığıanlaşılmış olup, belirtilen duruma göre,Yönetmelik, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir.
Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezlindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuşiçtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılandavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görev uyuşmazlığında,Uyuşmazlık Mahkemesi’nce olumlu görevuyuşmazlığı talebinin kabulü ile ilgili Asliye HukukMahkemesinin görevlilik kararının kaldırılmasıyolunda verilen karar nedeniyle, anayasal haklarının ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan bireyselbaşvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde, iddiaların özünün UyuşmazlıkMahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukukkurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına veesas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır. Yargılama, UyuşmazlıkMahkemesi tarafından usul şartlarına ve hukuka uygun olarakgerçekleştirilmiş olup, başvurucu derecemahkemelerinde kendi delillerini ve iddialarını sunmafırsatını bulmuş ve bunlar UyuşmazlıkMahkemesi’nce gereği gibi değerlendirilmiştir…Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğindeolduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bariz birşekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nıntaşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemineilişkin kısım yönünden başvurusunun kabulüile, davalı vekilinin görev itirazının, Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın görüm veçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle, DanıştayBaşsavcısı’nın taşınmazın bedelinintahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısımyönünden BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalıvekilinin GÖREV İTİRAZLARININ, Çatalca 2. Asliye HukukMahkemesi’nin 14.6.2013gün ve E:2012/692 sayılıREDDİNE İLİŞKİN KARARININ KALDIRILMASINA, 03.02.2014 günündeOY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Vekili Zehra Ayla PERKTAŞ Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy