T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/41
KARAR NO : 2023/95
KARAR TR : 27/02/2023
ÖZET: Davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın,2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar : 1-A. A. B (Kendi adına asaleten,küçük çocukları adına velayeten)
2-M. S. B, 3- M. A. B
Vekili : Av. E. S
Davalı : ÇankayaBelediye Başkanlığı
Vekili : Av. M. G
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacılar vekili, müvekkilinin eşi veküçük çocukların babası Y. T. B'un 17.02.2021tarihinde evlerinin bulunduğu sokaktaki açık otoparktançıkmak ve işe gitmek üzere eşine ait ....ABB ....plakalı aracıçalıştırdığını; Ankara’da16/02/2021 tarihinde başlayan kar yağışı nedeniyleAnkara Büyükşehir Belediyesinin, sorumluluk alanındabulanan Kabil caddesinin karla mücadeleçalışmasını yaptığını, anacaddede trafiğin sorunsuz ve güvenli bir şekilde devamettiğini ancak davalı Çankaya Belediyesinin yoğun karyağışı ve buzlanmaya rağmen sorumluluk alanındaki1079. sokakta karla mücadele çalışmasını yürütmediğini;müvekkilin eşinin, ana caddeye çıkarmak amacıylaaraca bindiğini, araçla 25-30 metre ilerledikten sonra aracınkar ve buzla kaplı meyilli sokakta daha fazla ilerleyememesi üzerinearaçtan indiğini,aracın kendi kendine geri tarafa hareketetmesi üzerine aracı durdurmak için arka bagajkısmından tuttuğunu, araç ile birlikte 1079. sokaküzerinde bulunan beton bariyere kadar sürüklendiğini,araç ile beton bariyer arasında kaldığını,vatandaşların yardımı ve araç iteklenmek suretiylearacın altındançıkarıldığını,hastaneye sevk edilmesinerağmen kurtarılamayarak vefat ettiğini, davalınınçıkmaz sokak konumunda olan 1079. sokağın sonunastandartlara uygun olmayan beton bariyerler koymak suretiyle müvekkilineşininvefat etmesine sebep olduğunu, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunun 10. ve13. maddelerinde idareninkarayolu trafikgüvenliği konusundaki görev ve sorumluluklarına yerverildiğini; pasif karayolu güvenlik sistemleri içindesayılan beton bariyerlerin kullanımına ilişkin standardaaykırı davranan davalının, vefat olayının dasorumlusu olduğunu ve kendi kusuru nedeniyle ortaya çıkan maddive manevi zararın tazmini ile yükümlü bulunduğunuifade ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzereşimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının olaytarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ilebirlikte ödenmesi, ayrıca merhumun eşi için 10.000 TL,çocukları için ayrı ayrı 20.000 TL olmaküzere toplam 50.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle adliyargı yerinde dava açılmıştır.
2. Davalı vekili, süresinde verdiği cevapdilekçesinde davanın idari yargı yerinde görülmesigerektiğinden bahisle görev itirazında bulunmuştur.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURUSÜRECİ
A. Adli Yargıda
3. Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi 15/09/2022 tarih ve E.2022/75sayıile, davalı vekilinin yargı yolu itirazınınreddine karar vermiştir.
4. Davalı vekili tarafından olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, davadosyasının onaylı örneği ile birlikteDanıştay Başsavcılığınagönderilmiştir.
B. Olumlu Görev UyuşmazlığıÇıkarılmasına İlişkin DanıştayBaşsavcılığı Talebi
5. Danıştay Başsavcısı, idarenin hizmetkusuruna dayalı olarak kamu hizmetinden kaynaklanan hukukisorumluluğun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi,bu sebeple açılacak tazminat davalarının da idariyargı yerince çözümlenmesigerektiğigerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesiuyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir. Kararşöyledir:
"Trafikkazasında eş ve babalarını kaybeden davacılartarafından, olayın oluşumunda Çankaya Belediyesininhizmet kusuru bulunduğundan bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalmatazminatının olay tarihinden itibaren işletilecek en yüksekbanka mevduat faizi ile birlikte ödenmesi, ayrıca merhumun eşiiçin 10.000,00 TL, çocukları için ayrı ayrı20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesi istemiyle adli yargıda açılan davada;davalı idare tarafından, davanın görüm veçözümünün idari yargının görevinegirdiği ileri sürülerek görev itirazındabulunulmuş ve itirazın reddi üzerine olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istenilmişolmakla gereği düşünüldü.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın“Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin 1.fıkrası “İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yoluaçıktır”, son fıkrası ise “İdare,kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür” düzenlemesini içermektedir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununda hukuki sorumluluğailişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta”başlıklı 8. kısımda 85 ve devamı maddelerinde yeralmakta olup, sorumlu olarak motorlu araç işleteni ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre, bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletleişletilmesihâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olacaklardır. Kanun’un 106. maddesinde,kamu kuruluşlarına ait araçların neden olduğuzararlara ilişkin sorumluluk da 85 ve devamı maddeleri gereğinceişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümlere tabikılınmıştır. Görüldüğüüzere, özel hukuk ya da kamu hukuku kişisi olması farketmeksizin Karayolları Trafik Kanunu gereğince sorumluluk, motorluaraç işleteni ve araç işleticisinin bağlıolduğu teşebbüs sahibi sıfatı ilesınırlı tutulmuştur. Kanun, dolayısıyla kanunkoyucu, idarenin hizmet kusurunu kapsam dışında tutmuştur.
2918sayılı Kanun'un “Görevli ve Yetkili Mahkeme”başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında ise,“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Maddeninbaşlığı daha evvel “Yetkili mahkeme” iken, bubaşlık 11/01/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun’un 14.maddesi ile yukarıdaki şekilde değiştirilmiştir. Budeğişiklik gerekçesinin değerlendirilmesi deuyuşmazlığın çözümüne katkısağlayacaktır. Maddenin taslak gerekçesinde;“...İdari ve Adli Yargı kolları arasındaki görevuyuşmazlıkları, trafik kazalarından kaynaklanandavaların görülmesinde sürekli bir belirsizliğe,gecikmelere ve hak kayıplarına yol açmaktadır. Teklif,sözü edilen belirsizlikleri, hukuk devletinin ve trafik/tehlikesorumluluğunun yapısal özelliği içindegidermektedir. Zarar görenin kamu görevlisi olması, adli yargıgörevini etkilemez. Karayolları Trafik Kanunu, ne kamuaraçları ve ne de o araçlar içinde bulunan zarargören kamu görevlileri bakımından -doğru olarak- birayırım yapmamıştır. Yasanın amacı, karayolutrafiğinin ve araçların ürettikleri risklere dayalıhukukta yeknesak çözüm düzeni oluşturmaktır.Yargısal görev (usul) de bu amacın dışındadeğildir. Bir başka yönüyle teklif, yargı sistemindeki"görevsizlik tartışmalarınınyükünü" ortadan kaldırmakta ve hak arama özgürlüğüile adil yargılanma hakkını güçlendirmektedir.Görev kuralını üretme münhasır yetkisi, anayasayaaykırı olmamak kaydı ile yasama organına aittir(Any.m.142)...” ibareleri dikkat çekmekte iken; komisyonundeğişiklik gerekçesinde ise değişikliğinamacı net bir şekilde belirtilerek; “... Sonuç olarak,kamuya ait olan araçların sebebiyet verdiği trafik kazalarıile hemzemin geçitlerde meydana gelen tren-trafik kazalarıKarayolları Trafik Kanununa bağlı kılınmış,bu uyuşmazlıklarda görevin adli yargıda olduğuyönünde düzenleme yoluna gidilmiştir. AyrıcaKarayolları Trafik Kanununun sorumluluk hukuku yönünden benimsediği"işleten" terimi ile (m. 85) yine aynı Kanunda kamuya aitaraçlar yönünden benimsenen "aidiyet" terimi (m.106)arasında sorumluluk bağı yönünden bir ayrıma gidilemeyeceğihususunun Kanun düzeyinde açıklığakavuşturulması ve kamuya aidiyetin kategorikfarklılığı (mülkiyet, sınırlı ayni hak,sözleşmeye dayalı kullanım vb.) işletenkavramıyla bağdaştığı sürece ayrı birsonuç doğurmayacağı hususları gözönünde bulundurulmuş ve mülkiyetin yanında diğertiplerin de kapsanması amacıyla Karayolları Trafik Kanununundeğiştirilmesi öngörülen 110 uncu maddesinin birincifıkrasında geçen "İşleteni" ibaresindensonra gelmek üzere " veya sahibi" ibaresi eklenmiştir.Komisyon, bu tür kazalarda, zarar görenin kamu görevlisiolması hallerinde, farklı bir görev kuralıüretilmesinin özel hukukun sağladığı dahaavantajlı duruma karşın, eşitlik ilkesine aykırıolacağı düşüncesiyle farklı bir düzenlemeyegitmemiştir...” ifadelerine yer verilmiştir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesinin birincifıkrasının Anayasaya aykırı olduğuiddiasıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013tarihveE:2013/68, K:2013/165 sayılı kararıyla "İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına, kamu yada özel araç olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun'dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada varolan yargı yolu belirsizliği giderilerek, sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır."gerekçesiyle yasanın gerekçesine paralel bir yorumyapılarak itiraz reddedilmiştir.
Diğertaraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun“Ölüm veya vücut bütünlüğününyitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarındagörev” başlıklı 3. maddesi, Anayasa Mahkemesinin16/02/2012 tarih ve E:2011/35, K:2012/23 sayılı kararı ile“...Dava konusu kuralla, sadece kişinin vücutbütünlüğüne verilen maddi zararlar ile buna bağlımanevi zararların ve ölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevizararların tazmini konusu kapsama alınmakta ve bu tazminatdavalarına bakma görevi asliye hukuk mahkemelerine verilmektedir.Buna göre, aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumluolduğu diğer sebeplerden kaynaklanan zararlar kapsamaalınmadığından, sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davaları idari yargıda görülmeyedevam edecek, bu durumda, idarenin aynı yapı içindealdığı kararın bir bölümünün idariyargıda bir bölümünün adli yargıdagörülmesi yargılamanınbütünlüğünü bozacaktır. Ayrıca ikiayrı yargı kolunda görülen davalarda, idareninsorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, idarenin tazminyükümlülüğü konularında farklısonuçlara ulaşılabilecektir. Esasen idare hukukunda var olanhizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramları, kişileringördüğü zararların tazmininde kullanılan vekişilerin idare karşısında korunma kapsamınıgenişleten kavramlardır. İdare hukukunda, idarenin hiçbirkusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri,fedakârlığın denkleştirilmesi gibi kusursuzsorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerinuğradığı zararların tazmin edilmesimümkündür. Özel hukuk alanındaki kusursuz sorumlulukhalleri ise belirli konular için düzenlenmiş olupsınırlıdır. İdarenin idare hukuku esaslarınadayanarak tesis ettiği tartışmasız bulunan eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerindegörülmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle, yukarıdabelirtildiği gibi aynı idari eylem, işlem veya sorumluluksebebinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin davalarınfarklı yargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı vehaklı neden olduğu söylenemez...” gerekçesiyleAnayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Kısacaözetlemek gerekir ise, 110. maddede yapılan değişiklik ile“kamu araçlarının” verdiği zararlar nedeniyleişletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılıKanun’un amacına uygun biçimde adli yargıdagörüm ve çözüm esası benimsenmiş, buçözümün adli ve idari yargı görevayrımına ilişkin anayasal normlarla da uyum içindeolduğu vurgulanmış, düzenlemede, taslak ve komisyongerekçelerinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, hizmet kusurundankaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların da bu kapsamda değerlendirileceğineyönelik herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir.
İdari davatürleri ve idari yargı yetkisinin sınırı, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaçizilerek, Kanun’un 2. maddesinde, “İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar” tarafından idari yargı yerinde tam yargıdavası açabileceği hükmebağlanmıştır.
İdarehukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biriidarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu,diğeri ise idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusundayapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin hertürlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleridoğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluktürüdür. İdarenin kişilere verdiği zararlarıtazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmetkusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdareninkusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru”kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam vekapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte, genelolarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğuherhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veyateşkilatında, bünyesinde, personelinde yahutişleyişinde birtakım aksaklık, hukuka aykırılık,bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortayaçıkması şeklinde tanımlanmaktadır.
Hizmet kusurununüç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bunlar; hizmetin hiç işlememesi, hizmetingeç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
İdari eylem,kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idarehukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veyaolumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise,idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenineylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamugücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural vegerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddihayattaki görünümleridir. 2577 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre, idari eylem ve işlemlerden dolayı zarargören kişiler tarafından açılacak "tamyargı" davaları idari yargı yerinde görülürve çözümlenir.
Kamu tüzelkişilerinin, kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özelhukuk kuralları altında, özel hukuk tüzel kişisi gibiyaptığı eylem ve işlemler ise özel hukuk alanınailişkin olduğundan, bunlar idari eylem ve işlem olaraknitelendirilemezler. Kamu idare ve kurumlarının, kamu otoritesinin(egemenlik hakkının) bir temsilcisi olarak yaptığıfaaliyetlerinde veya ondan doğan eylemlerinde hizmet unsuru sözkonusu olduğu hâlde, özel hukuk tüzel kişisi olarakyürütülen faaliyetler sırasında meydana gelenzararlardan ötürü ilgili kamu tüzel kişisininsorumluluğunun özel hukuk hükümleri ve ilkeleriuyarınca belirlenmesi gerekir.
5393sayılı Belediye Kanunu'nun, "Belediyenin Görev veSorumlulukları" başlıklı 14. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde; belediyenin, mahallîmüşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su vekanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafîve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevresağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta,itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik;defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşilalanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım,gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek vebeceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetleriniyapacağı veya yaptıracağı hükmü yeralmaktadır.
2918sayılı Kanun'un, yukarıda yer verilen 6099 sayılıKanun ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı110. maddesi hükmünde, "bu kanundan doğan sorumlulukdavaları" ifadesiyle, 2918 sayılı Kanunda yer alan hukukisorumluluğa ilişkin kuralların uygulanacağı davalarla sınırlıbiçimde görevli yargı yerinin belirlendiğivurgulanmaktadır. Dolayısıyla, görevli yargı yeribelirlenirken, Kanunda motorlu taşıt araçlarınınverdiği zararlarla sınırlı biçimde düzenlenensorumluluk kurallarının, dava konusu uyuşmazlığauygulanıp uygulanmayacağının saptanması gerekir.
Karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik güvenliğinisağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tümönlemleri belirlemek amacını taşıyan 2918sayılı Kanun, Emniyet Genel Müdürlüğü, MilliEğitim Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı yanında Karayolları GenelMüdürlüğünün de trafik güvenliğiyönünden görev ve yetkilerini sayma yoluyla belirlemiştir.Ancak Kanunda, diğer kamu idarelerinin ve bu arada belediyelerin, trafikdüzeni ve trafik güvenliği ile ilgili olarak üstlendiklerikamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumluluklarıdüzenlenmiş değildir.
2918sayılı Kanun'un hukuki sorumluluk ve sigorta başlıklısekizinci kısmında; araç işleticisinin bağlıolduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu; birbaşka deyişle motorlu araçların karıştığıtrafik kazaları sonucu ortaya çıkan zarar nedeniylearaç sahiplerinin ve işletenlerin hukuki sorumluluğudüzenlenmiştir.
2918sayılı Kanun'un hukuki sorumluluğa ilişkin sekizincikısmında yer alan hükümler birliktedeğerlendirildiğinde; Devlet ve diğer kamukuruluşlarına ait motorlu araçlarınkarıştığı kazalar nedeniyle araçişleticisi sıfatıyla kamu idareleri ve kuruluşlarınakarşı açılacaklar da dahil bütün araçsahibi ve işleticilerine karşı açılan davalarıngörüm ve çözümü adli yargınıngörev alanına girmektedir. Fakat kamu idareleri vekuruluşlarının, trafik güvenliği ve düzeninisağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş yasaları, gerekse2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göreyürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğinitaşımaları ve 2918 sayılı Kanun'da dagörevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarınınsorumluluklarının ayrıca düzenlenmemiş olmasıkarşısında; trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı öne sürülenzararların tazmini istemiyle, ilgili idarelere karşıaçılan davaların görüm veçözümü idari yargının görev alanınagirmektedir.
Sonuçolarak; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda belirlenen, 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan belediyelerin görevlerinden, yani;yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğinisağlama şeklinde yürüttüğü kamu hizmetindenkaynaklanan hukuki sorumluluğun idare hukuku ilke ve kurallarınagöre belirlenmesi, bu sebeple açılacak tam yargıdavalarının da idari yargı yerinde çözümlenmesigerekmektedir.
Uyuşmazlıkkonusu olayda, davacıların eşi ve küçükçocukların babası Y. T. B'un 17/02/2021 tarihinde evlerininbulunduğu sokakta işe gitmek üzere eşine ait06ABB 386plakalı araçla otoparktan çıkarken Ankara'da 16/02/2021tarihinde başlayan kar yağışı ve buzlanmasonrasında davalı idarenin karla mücadeleçalışmasını yürütmemiş olmasınedeniyle aracıyla ilerleyememesi üzerine araçtan indiği,aracın kendi kendine hareket etmesi üzerine aracınıdurdurmaya çalıştığı, ancak araç ilebeton bariyer arasında kalarak vefat ettiği, olayda kar ve buzlanmatemizleme çalışmalarının yapılmaması vesokakta bulunmaması gereken yere beton bariyeryerleştirildiğinden bahisle idarenin kusurlu bulunduğuiddiasıyla maddi ve manevi tazminat davasıaçıldığına göre hizmet kusuruna dayalıolarak kamu hizmetinden kaynaklanan hukuki sorumluluğun idare hukuku ilkeve kurallarına göre belirlenmesi, bu sebeple açılacaktazminat davalarının da idari yargı yerinceçözümlenmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır.
NitekimYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2021 tarih ve E:2018/826, K:2021/426sayılı kararı da bu yöndedir."
6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca,2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısınınyazılı düşüncesi istenilmemiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
7. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 1.maddesinde, Kanun'un amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu belirtilmiştir.
8. 2918 sayılı Kanun'un “Kapsam”başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun,trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsar.
Bu Kanun,karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;
a) Karayoludışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park,bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis veakaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiğiiçin faydalanılan yerler ile,
b) Erişmekontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılankarayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli birkarayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl veakarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayoluaraçlarına ayrılan kısımlarında da,
Bu Kanunhükümleri uygulanır."
9. 2918 sayılı Kanun'un “Tanımlar”başlıklı 3. maddesinde, bu Kanunda kullanılanterimlerin tanımları gösterilmiştir. Bu terimlerdenbazıları şöyledir:
"Trafik:Yayaların,hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki halve hareketleridir.
Karayolu:Trafikiçin, kamunun yararlanmasına açık olan arazişeridi, köprüler ve alanlardır.
Karayoluyapısı:Karayolunun kendisi ile karayolunun üstünde,yanında, altında veya yukarısındaki; ada,ayırıcı, otokorkuluk, istinat duvarı, köprü,tünel, menfez ve benzeri yapılardır.
Yaya yolu (Yayakaldırımı):Karayolunun, taşıt yolu kenarı ilegerçek veya tüzelkişilere ait mülkler arasında kalanve yalnız yayaların kullanımına ayrılmışolan kısmıdır."
10. 2918 sayılı Kanun'un "Belediye trafik birimleri,görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesişöyledir:
"(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3md.)
Bu Kanunlabelediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonlarıve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarakyürütülür.
a) Kuruluş
Her belediyebaşkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesigözönünde tutularak İçişleriBakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genelhükümlere göre, belediye trafik şubemüdürlüğü, şefliği veya memurluğukurulur.
b) Görev veyetkiler
1. Yapım ve bakımındansorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmak,
2. Gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmak,
3. Karayoluyapısında ve üzerinde yapılacakçalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak vedenetlemek,
4. Karayolundatrafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veyagündüze göre kolayca görülebilecek şekildeişaretlemek veya ortadan kaldırmak,
5. Yolyapısı veya işaretleme yetersizliği yüzündentrafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklifedilen tedbirleri almak,
6. Çocuklariçin trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasınısağlamak,
7. Bu Kanun ve buKanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilendiğer görevleri yapmak.
(Ek fıkra:25/6/1988 - KHK 330/2 md.)"
11. 2918 sayılıKanun'un “Karayolutrafik güvenliği” başlıklı 13.maddesindede,karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ilegörevli ve sorumlu bütün kuruluşların, karayoluyapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmakla yükümlü olduklarıbelirtilmiştir.
12. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir:
“İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarındada bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”
13. 2918 sayılı Kanun'unGeçici 21. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”
B. Yargı Kararları
14. Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı (R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147)kararının ilgili kısmı şöyledir:
“… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ınBaşkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Havva AYDINLI, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan27/02/2023 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un27.maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalıvekilinin, anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısınca 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
16. Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK'indavanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan,ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davadaadli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonragereği görüşülüpdüşünüldü:
17. Dava, karla mücadele çalışmasıyapılmadığı iddia edilen sokakta, aracın kaymasısonucu meydana gelen ölüm olayı nedeniyle uğranılanmaddi ve manevi zararlarıntazmini istemiyleaçılmıştır.
18.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, yukarıda belirtilengerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
19. Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
20. Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesininişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyladavacının eşi veküçükçocukların babasının aracıyla karlı ve buzlusokaktan ana yola çıkamaması, kayan aracınıdurdurmaya çalışırken beton bariyerleresıkışarakvefat etmesi olayında, tazminat istemine dayanakolarak;davalı idarenin pasif karayolu güvenlik sistemleriiçinde sayılan beton bariyerlerin kullanımınailişkinstandaraaykırı davrandığı 2918 sayılıKanun'un 10. ve 13. maddelerinde belirtilen karayolu trafik güvenliğikonusundaki görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğihususlarının gösterildiği gözetildiğinde,oluşan zararların tazmini istemiyle açılacak sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu, meydana gelen zararlarıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yeriningörevli olduğu sonucuna varılmıştır.
21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önündebulundurularak, Danıştay Başsavcısınınbaşvurusunun reddi gerektiği sonucunavarılmıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Danıştay BaşsavcısınınBAŞVURUSUNUN REDDİNE,
27/02/2023 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Doğan Eyüp Havva
TOPAL AĞIRMAN SARICALAR AYDINLI
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Dava, karla mücadele çalışmasıyapılmadığı iddia edilen sokakta, aracın kaymasısonucu meydana gelen ölüm olayı nedeniyle uğranılanmaddi ve manevi zararların tazmini istemiyleaçılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolununyapım, bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olankazanın meydana geldiği iddia edilmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğubelirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamuhizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğanzararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmetkusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu birhizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünündoğmasına yol açmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanununun 14. maddesinin 2. bendindeulaşım, şehir içi trafiği düzenlemekgörev, yetki ve sorumlulukları arasındasaymıştır.
Bu bağlamda, bir kamu tüzel kişisi olan davalıbelediyenin karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindekikamu hizmetini idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürüteceği ve anılan işlem ve eylemlerinden doğanuyuşmazlıkların da Anayasanın 125., 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerine göre idariyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği hususundakuşku bulunmamaktadır.
Karayolunun yapım, bakım ve korunmasındaki ihmaldendoğan zararda adli yargıyı görevli kabul eden karardahukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK 110/1 md. hükümleriniesas almıştır.
11.01.2011 gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile2918 Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Yapılan bu değişiklik sonucu, 2918 sayılıYasa'dan doğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınneden olduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmaküzere adli yargıda görüleceği, zarar görenin kamugörevlisi olmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınınönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür.
Uyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesindeaçıkça belirtildiği üzere yasa motorluaraçların işletilmesinden doğan zararlar nedeniyleişletenin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan doğan ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır.
Sonuç olarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yolyapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği,meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasındankaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevindebulunduğu sonucuna ulaşıldığından,uyuşmazlıkta adli yargıyı görevli kabul edensayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
ÜYE
Ahmet ARSLAN