T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/105
KARAR NO : 2023/105
KARAR TR : 27/02/2023
ÖZET: Davalı İdare tarafından gerçekleştirilen Deriner Barajı HES kapsamında baraj gölünün dolması ve çevre yolları inşaatları nedeniyle, davacının taşınmazına ulaşmasının zorlaşması, üretim maliyetinin artması sonucu oluştuğu iddia edilen maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı :H. F
Vekili :Av. İ. V
Davalı :DSİ Genel Müdürlüğü
Vekilleri :Av. A. K, Av. E. Ç,Av. N. A. Ç
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, Artvin ili, Merkez ilçesi, .... Köyündebulunan ....ada ....parsel sayılı taşınmazınmüvekkiline ait olduğunu, Deriner Barajı ve HES çevreyolları inşaatı kapsamında kamulaştırılan.....Köyünün sular altında kalmasından sonra, buköyde ikamet eden müvekkilinin anılan taşınmaza makululaşımının zorlaştığını,yapılan yeni yol güzergahının taşınmazdaüretilen ürünlerin pazara olan uzaklığını82,00 km, ürün maliyetlerini de 8-10 katarttığını, Deriner Baraj gölünün sututumundan sonra taşınmazdan il merkezine ulaşılabilmesiiçin Artvin-Ardanuç karayolundan araç ile 82 km yolgidilmesinin gerektiğini ve bu trafik seyri ile pazara ulaşmanın2,5 saat zaman aldığını, tüm bu gerekçelerletaşınmazdan fiilen yararlanılamadığını,anılan konumu nedeniyle taşınmazın piyasada alıcıbulamadığını; taşınmazın kamulaştırılmasıveya zararlarının tazmini talebiyle yapılan başvurularadavalı idarece olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek;fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıidarenin eylem ve işlemleri neticesinde taşınmazda meydana gelenzararlara karşılık olarak 5.000 TL tazminatın dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle idari yargı yerinde dava açmış; davacıvekili daha sonra dava değerini 62.975,91 TL olarak ıslahetmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURUSÜRECİ
A. İdari Yargıda
2. Rize İdare Mahkemesi 03/04/2019 tarih ve E.2016/1097,K.2019/214 sayı ile, uyuşmazlığın esasınıinceleyerek davanın kabulüne karar vermiş; istinaf yolunabaşvurulması üzerine Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3.İdari Dava Dairesi 31/10/2019 tarih ve E.2019/1537, K.2019/1705 sayıile, "...Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesi kapsamındataşınmazın kısmi kamulaştırmasınınyapılıp yapılmayacağı noktasındadüğümlenen uyuşmazlığın adli yargıyerinde görülmesi gerekirken, Mahkemece işin esasınagirilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır."gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Rize İdareMahkemesi Hakimliğinin kararının kaldırılmasına,dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Rize İdare Mahkemesinegönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.
3.Rize İdare Mahkemesi 05/12/2019 tarih ve E.2019/817,K.2019/927 sayı ile, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a hükmü uyarıncadavanın görev yönünden reddine karar vermiş, istinafyoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge İdareMahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 11/06/2020 tarih ve E.2020/279, K.2020/467sayı ile istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermişve görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Kararınilgilikısmı şu şekildedir:
"...mevzuatve yargı içtihatları çerçevesindeuyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı vekilincetaşınmazların kamulaştırılması ve zararlarınıntazmin edilmesi talebiyle miktar içermeyen dilekçe iledavalı idareye müracaat edildiği, davalı idarecekamulaştırma sürecinin tamamlanmadığı,incelemenin sürdüğünün belirtilmesi üzerineiş bu davanın açıldığı,dolayısıyla kamulaştırma mevzuatı çerçevesindebir sürecin yürüdüğü, öte yandan,zararın, baraj inşası sırasındakitaşınmazlara kamulaştırmasız el atılmasındanya da bir plan ve projeye dayalı olan baraj inşasında idareninhizmet kusuru teşkil eden bir eyleminden doğduğunun iddiaedilmediği, yolun su altında kalması ve zemindeki su hareketlerinedeniyle heyelan oluşması gibi barajın bizatihivarlığına bağlı sebeplerle söz konusuzararın oluştuğunun iddia olunduğu, davalı idareyeyapılan başvurunun da taşınmazlarınkamulaştırılması istemi olduğu vetaşınmazların sürekli olarak kullanılamaz halegeldiği iddialarıyla taşınmazların tamamınındeğerinin karşılanmasına ilişkin taleplere davadilekçesinde yer verildiği birlikte değerlendirildiğinde,uyuşmazlığın Kamulaştırma Kanunu’nun 12.maddesinde düzenleme altına alınan kısmikamulaştırma (mücavir alan kamulaştırması)müessesesi çerçevesinde çözümleneceğisonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda,Kamulaştırma Kanunu’nun 12. maddesi kapsamındataşınmazların kamulaştırmasınınyapılıp yapılmayacağı noktasındadüğümlenen uyuşmazlığın adli yargıyerinde görülmesi gerektiğinden idari yargınıngörevine girmeyen uyuşmazlığın esasınınincelenmesine olanak bulunmamaktadır."
4. Davacı vekili bu kez aynıistemle adli yargıyerindedava açmıştır.
B. Adli Yargıda
5. Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi 09/02/2021 tarih ve E.2020/249,K.2021/69 sayı ile, uyuşmazlığınçözümünde idari yargının görevli,mahkemelerinin ise görevsiz olduğu gerekçesiyle davanıngörev nedeniyle reddine, Rize İdare Mahkemelerinin vermiş olduğugörevsizlik kararı da dikkate alınarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş; istinafbaşvurusu üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. HukukDairesinin 20/12/2022 tarih ve E.2022/271, K.2022/1898 sayı ile, istinafbaşvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş ve görevsizlikkararı kesinleşmiştir. Kararınilgili kısmışu şekildedir:
"...mahkememizin2016/49, 50, 51,52 değişik sayılı dosyaları ileyapılan tespitlerde, dava konusu taşınmazlarda ve çevreparsellerini kapsayacak şekilde toprak düzeyinde derinçatlakların olduğu, baraj istikametine doğru genel birhareketliliğin başladığı, özellikle baraj suyununyükseldiği, alçaldığı dönemlerde buhareketliliğin kademeli olarak devam edeceği belirtilmiştir.
Tüm hususlarbirlikte değerlendirildiği, idarenin eylem ve işlemlerindenkaynaklanan hizmet kusuru bulunduğu değerlendirilmekle,İdariyargının görevli olduğu kanaatinevarılmıştır.
Somut olaybakımından davanın konusu davacıya ait taşınmazdameydana gelen zararın tanzimine ilişkin olduğu, zararınİdarenin görevinde olan kamu hizmetiniyürüttüğü eyleminden veya eylemsizliğindenkaynaklandığı değerlendirilmiştir. Bu yöndekiemsal kararlarda davacının taşınmazına aynıbölgede olup iş bu dosya bakımından da emsal teşkiletmektedir.
Somutuyuşmazlık bakımından açıklanangerekçeler ile yargı yolu caiz olmadığıdeğerlendirilmiş, yargı yolu caiz olmadığındandavanın görev nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. "
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
6. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
"İdare, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür."
7. 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargıyetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesişöyledir:
"1.(Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türlerişunlardır:
a) (İptal:Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılıkararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarîişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerindenbiri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlâl edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b) İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları
c)(Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülenimtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar.
2. İdariyargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelikdenetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda veCumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilenşekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak,idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisinikaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."
8. Aynı Kanun'un "İptal ve tam yargıdavaları" başlıklı 12. maddesi şöyledir:
"İlgililerhaklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştayave idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargıdavası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikteaçabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak budavanın karara bağlanması üzerine, bu husustakikararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecekkararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyledoğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresiiçinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde deilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma haklarısaklıdır."
9. "Doğrudan doğruya tam yargı davasıaçılması" başlıklı 13. maddesişöyledir:
"1.İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idaridava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirimüzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihtenitibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıliçinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerinegetirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamenreddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen gündenitibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevapverilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, davasüresi içinde dava açılabilir.
2. Görevliolmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargıdavasının görev yönünden reddi halinde sonradan idariyargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkradaöngörülen idareye başvurma şartı aranmaz."
B. Yargı Kararları
10. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun11/02/1959 tarih ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının,III. bölümü şöyledir:
“İstimlâksizel atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununauygun hareket etmeden ferdin malını elinden almışolması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Vebu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyetetecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydanagelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliyemahkemesinin vazifesi içindedir.
Bundanbaşka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisinyaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya molozyığılması neticesinde meydana gelen zararların tazminidavası da başkasının malına ammeteşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelerebaşkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiildendoğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılanişlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması halide idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yineidari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan buiddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğanbir davadan ibaret olacaktır.
Bu bentteanılan davalar, içtihadı birleştirme kararınındışında kaldıklarından kararın bunlaraşümulü yoktur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
11. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ınBaşkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN,Eyüp SARICALAR, Havva AYDINLI, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan27/02/2023 tarihli toplantısında; dosya üzerinde 2247sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre, olay kısmında belirtildiği üzere,tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davada; idari yargıyerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyleverilmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bununüzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahipolduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
12. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ilerisürülebilir.” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
13. 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki “Adli veidari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler. (Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008– 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlikkararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek,gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyalarıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.” hükmünegöre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha öncegörevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunubelirten gerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki,başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesihususunu da içermesi gerekir.
14. Kanun koyucu, 14. maddeye göre olumsuz görevuyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmaistencini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme oranla daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır.
15. Olayda, adli yargı yerince, İdare Mahkemesiningörevsizlik kararı ile Mahkemeleri dosyası arasında olumsuzgörev uyuşmazlığıçıktığından dolayı, görevsizlik kararıyanında, görevli yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine de karar verildiği;ancak bunun ara kararı ile değil, dosyanın kapatılıpkarar numarası alınmak suretiyle yapıldığıgörülmüştür.
16. Bu haliyle, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karar 2247sayılı Kanun’da öngörülen yöntemeuymamaktadır.
17. Ancak, idari ve adli yargı yerleri arasında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğduğu,Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunangörev uyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından ve adliyargı dosyasının, davacı vekilinin de dilekçesiüzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, ekindeidari yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği ve usule ilişkin başka bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, idari veadli yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
18. Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK'in,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan,ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
19.Dava, davalı İdare tarafındangerçekleştirilen Deriner Barajı HES kapsamında barajgölünün dolması ve çevre yollarıinşaatları nedeniyle, davacının taşınmazınaulaşmasının zorlaşması, üretim maliyetlerininartması sonucu oluştuğu iddia edilen maddi zararın tazminiistemiyle açılmıştır.
20. İdarenin yürütmekle yükümlübulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu planve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları,su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi vebakımı sırasında kişilere verdiği zararlarıntazmini istemiyle açılacak davaların görüm veçözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacaktam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idariyargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakkamüdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konutaşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacakmüdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesineve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği,yukarıda bir örneğine yer verilen yerleşik yargısaliçtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
21. İdari ve adli yargı yerinde görülen davalarda,taşınmaza fiilen el atıldığına yönelik biriddia ve tespit bulunmamaktadır.
22. Bu durumda, davacı vekilinin iddiaları ve dosyada bulunanbilgiler kapsamında, görev uyuşmazlığına konudavanın, idarenin görevinde olan kamu hizmetiniyürüttüğü sıradaki eyleminden veyaeylemsizliğinden doğan zararın giderilmesine yönelik olarakaçıldığının kabulü gerekir.
23. Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin; kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin,hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetiminin, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinde idari dava türleri arasında sayılan idari işlemve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafındanaçılacak tam yargı davası kapsamında, idariyargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır.
24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önündebulundurularak, Rize İdare Mahkemesinin 05/12/2019 tarih ve E.2019/817,K.2019/927 sayılı kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde İDARİYARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Rize İdare Mahkemesinin 05/12/2019 tarih ve E.2019/817,K.2019/927 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA,
27/02/2023 tarihinde, OY BİRLİĞİİLE KESİNOLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Doğan Eyüp Havva
TOPAL AĞIRMAN SARICALAR AYDINLI
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN