T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/617
KARAR NO : 2023/159
KARAR TR : 27/02/2023
ÖZET: Kamu tüzelkişiliği niteliğini haiz olmayan özel hukuk tüzel kişisi aleyhine idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek imkânı olmadığından, uyuşmazlığın anılan ticari şirketle ilgili kısmının özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk
KA R A R
Davacı :A. E. M. D. İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti.
Vekili :Av. R. M. K
Davalılar :1-D. E. D. A.Ş.
Vekili :Av. C. Ö
2- Türkiye Elektrik İletim A.Ş.
Vekili :Av. F. P
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkili şirketlehine 10 MW gücünde lisanssız Güneş Enerjisi Santalikurulumu için kapasite tahsisi istemiyle davalılardan D. E. D.A.Ş.'ne yapılan başvurunun zımnen reddine dair işleminiptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
2. Davalılardan D. E. D. A.Ş.'nin vekili,yasal süresi içinde verdiği savunma dilekçesinde;müvekkilinin özel hukuk tüzel kişisi olması sebebiyledavanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğigörüşüyle davanın görev yönündenreddini talep etmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞAİLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
3. Ankara 7. İdare Mahkemesi 07/07/2022tarih ve E.2022/107 sayılı kararı ile; uyuşmazlığıngörüm ve çözümünün idariyargının görev alanına girdiği gerekçesiyle,davalı şirketin görev itirazının reddine kararvermiştir.
4. Davalılardan D. E. D. A.Ş.'nin vekilitarafından olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine, dilekçe dava dosyası ile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
B. Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarılmasınaİlişkin Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı Talebi
5. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı, "davanınaçıldığı tarihte davalı mevkiinde bulunan D. E.D. A.Ş.nin kamu kuruluşu niteliği taşımayan özelhukuk tüzel kişisi niteliğinde olmasıkarşısında; bu şirket bakımından idari yargıyetkisi kapsamında açılmış bir idari davabulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan,uyuşmazlığın, davalı D. E. D. A.Ş.'yle ilgilikısmının özel hukuk hükümlerine göre adliyargı yerinde görülmesi gerektiği"görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesiuyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca,2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre DanıştayCumhuriyet Başsavcısının da yazılıdüşüncesi istenilmiştir.
III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ
7. Danıştay Başsavcısı, "görevitirazında bulunan davalı Dicle EDAŞ, özel hukuk tüzelkişisi olmakla birlikte, özel faaliyetler için söz konusuolamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan,yükümlülükler rejimine tabi tutulan ve sorumluluğu iledenetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamuhizmeti niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyetiniyürüten Dicle EDAŞ ile davacı şirket arasındakiilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği,bu çerçevede kamu gücü kullanılarak tek yanlıirade açıklaması ile tesis edilen dava konusu işleminyargısal denetiminin idari yargı mercine ait olduğu" yolundagörüş vermiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
7.2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri veİdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendişöyledir:
"İdaridava türleri şunlardır:
a)İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları,
c)Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkindavalar"
B. Yargı Kararları
8. Anayasa Mahkemesinin 21/09/1995 tarihli veE.1995/27, K.1995/47 sayılı kararının "menfaatihlali" koşuluna dair ilgili kısmı şöyledir:
“İptaldavaları, kesin ve yürütülmesi zorunlu niteliktekiidarî işlemler hakkında açılabilir. Böyle biridarî işlemin iptalinin istenilebilmesi içindavacının menfaatinin ihlâl edilmiş olması gerekir.Yargı kararlarında ve öğretide "menfaat",dâvacı ile iptalini istediği idarî işlemarasındaki bağı, ilgiyi anlatır. İdarîişlem ile dâva açan kişi arasında meşru,güncel ve ciddî bir ilişki sözkonusu ise dâvadamenfaat bağı bulunduğu kabul edilmektedir. Bunundışında öznel (subjektif) bir hakkın ihlâledilmesi koşulu araştırılmaz.
Hak, hukukunkoruduğu menfaattir. Özel hukukta her menfaat korunmaz. Kamuhukukunda ise iptal davaları yoluyla her menfaatin korunmasızorunludur. Tam yargı davalarının aksine iptal davalarındadavacı olabilmek için menfaat ihlâlinin yeterlisayılması, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlamakamacına yöneliktir. Her ne kadar bu amacın tam olarakgerçekleşebilmesi için menfaat ihlâli koşulununaranmaması düşünülebilirse de, bu durumda, idarîişlemlerle ilgisi bulunmayan kişilerin dava açması sonucuidare devamlı dava tehdidi altında kalır ve böyleceidarenin işleyişi olumsuz yönde etkilenir.
Dava ehliyetiiçin aranan "menfaat ihlâli" koşulu, her olayaözgü irdelenmiş ve dava konusu işlemin davacıyıetkilemiş olması idarî yargıda menfaat ihlâlininvarlığı için yeterlisayılmıştır..."
9.Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/09/2015 tarihli veE.2015/4292, K.2015/6730 sayılı kararının"menfaatin niteliklerine" dair ilgili kısmışöyledir:
“2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin1/a bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konuve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, idari dava türleri arasındasayılmıştır. Anılan hüküm ile idariişlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetiminiamaçlayan iptal davasının görülebilmesi içinaranılan ön koşul, dava açanın subjektif ehliyetiolan menfaat ihlali olarak belirlenmiştir. İptal davasıaçılabilmesi için gerekli olan menfaat ihlali şartıda ancak, kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin bulunmasıhalinde gerçekleşecektir. Diğer bir anlatımla, iptaldavasına konu olan işlemin, davacının hukuki, maddi veyamanevi durumuna doğrudan veya dolaylı etki etmesigerekmektedir..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
10. Uyuşmazlık Mahkemesinin MuammerTOPAL’ın Başkanlığında, ÜyelerDoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Havva AYDINLI, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI veBilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan27/02/2023 tarihli toplantısında; başvuru yazısı vedava dosyası üzerinde 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan D. E. D.A.Ş. vekilinin anılan Kanun'un 10/2. maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerineYargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde, anılan davalıyönünden olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
11. Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davadaadli yargınınDanıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonragereği görüşülüpdüşünüldü:
12. Dava, davacı şirket lehine lisanssız GES kurulumuiçin kapasite tahsisi istemiyle davalılardan D. E. D. A.Ş.'neyapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptaliistemiyle açılmıştır.
13. Özelleştirme Yüksek Kurulunun02/04/2004 tarihli 2004/22 sayılı kararı ile TürkiyeElektrik Dağıtım A.Ş.'nin özelleştirmekapsamı ve programına alınması neticesinde D. E. D.A.Ş.'nin kurulmasına karar verilmiştir. Türkiye ElektrikDağıtım A.Ş.'nin, Dicle Elektrik Dağıtım vePerakende Satış A.Ş.'deki %100 oranındaki hissesinindevrine ilişkin hisse satış sözleşmesi 28/06/2013tarihinde imzalanarak Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve TicaretA.Ş.'ne devrolmuştur. Bu itibarla davalı şirketin özelhukuk tüzel kişisi sıfatında bir tereddüt yoktur.
14. Dosyanın incelenmesinden,davalılardan D. E. D. A.Ş. yönünden ortada iptal talebinekonu bir idari işlemin bulunmadığı, yine bu şirketinidari eylem veya işleminden kaynaklı bir menfaat ihlalinin vekişisel hakkın doğrudan bozulmasının söz konusu olmadığı,dolayısıyla bu davalı yönünden idari yargıyerinde açılmasını gerektirir bir davatürünün mevcut olmadığıanlaşılmıştır.
15. Diğer yandan, idari yargıda husumetkamu düzenindendir ve kendisine karşı dava açılantaraf, davalı mutlaka idare olmalıdır. Yani idari davalarda,davalı her zaman idaredir.
16. Buna göre, davanınaçıldığı tarihte davalı mevkiinde kamutüzelkişiliği niteliğini haiz olmayan D. E. D.A.Ş.’nin olması karşısında, bu davalıbakımından idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmekimkânsız olduğundan, uyuşmazlığındavalılardan D. E. D. A.Ş. ile ilgili kısmınınözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi ve çözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
17. Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının başvurusunun kabulü iledavalılardan D. E. D. A.Ş.'ne yönelik olarak Ankara 7.İdare Mahkemesince verilen görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümündeADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 7.İdare Mahkemesince davalılardan D. E. D. A.Ş.'ne yönelikolarak verilen07/07/2022 tarih ve E.2022/107 sayılıGÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
27/02/2023 tarihinde,Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU ile KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Doğan Eyüp Havva
TOPAL AĞIRMAN SARICALAR AYDINLI
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Dava Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimineİlişkin Yönetmelik kapsamında lisanssız olarak (güneşenerjisi ile) elektrik üretimi ve ticareti yapmak amacıyladavalı Kurum ile bağlantı anlaşması yapmak üzerebaşvuruda bulunan davacı şirketin başvurusunun reddineilişkin işlemin iptali istemiyleaçılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 2.1.a maddesinde; İdarîişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları İdarî davatürleri arasında sayılmış olup, idare tarafından,bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamugücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesinve yürütülmesi zorunlu İdarî işlemlerekarşı açılacak davalarda İdarî yargı yerigörevli bulunmaktadır.
Elektrik enerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak“üretim”, “iletim”,“dağıtım” ve “ticaret”başlıkları altında toplamak mümkündür.Hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çokyüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerin birkoordinasyon içinde yürütülmesi şarttır. Buamaçla, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001yılında kamu tüzel kişiliğini haiz, İdarîve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilengörevleri yerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek vedenetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur.
Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun veilgili mevzuatında detaylı olarak düzenlenmiş, 4628sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasasıfaaliyetlerini: “piyasada faaliyet gösterecek tüzelkişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptansatış, perakende satış, perakende satış hizmeti,ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri” olaraksıralamıştır. Kanun'da elektrik enerjisi“iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve TürkiyeElektrik İletim Anonim Şirketi tarafındanyürütülebileceği düzenlenmiştir. Diğerfaaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özelhukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesinekatılabileceği öngörülmüştür. Elektrikpiyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özelayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisansalınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilenyaklaşım, 30.3.2013 tarih ve 28603 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile desürdürülmüştür.
Bu itibarla, elektrik piyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğinive kamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyum içindeyürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kollukfaaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerinegetirildiği bir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
Öte yandan, elektriğin kamu hizmeti özelliği,"dağıtım" faaliyeti açısından elealındığında, 6446 sayılı Kanun'un"Dağıtım Faaliyeti" başlıklı 9.maddesi, dağıtım şirketlerinin lisanslarındabelirtilen bölgelerdeki tesislerde yenileme, ikame ve kapasiteartırım yatırımlarını yapma,dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olantüm sistem kullanıcılarına, eşit taraflararasında ayrım gözetmeksizin elektrik enerjisi dağıtımıve bağlantı hizmeti sunma yükümlüğügetirmiştir. Kanun'da ve ilgili yönetmeliklerde"dağıtım" faaliyetini yerine getirecekişletmelerin uyması gereken yükümlülükleraçıkça düzenlenmiştir.
Elektrik dağıtım piyasasının en temelaktörü Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ(TEDAŞ); tüzel kişiliğe sahip, özel hukukhükümlerine tabi, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğusermayesi ile sınırlı, elektrik dağıtımıyla,elektriğin tüketicilere perakende satışı vetüketicilere perakende hizmeti verilmesiyle iştigal eden bir iktisadidevlet teşekkülüdür. Doğal tekel niteliğindekielektrik dağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanunöncesinde TEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekte iken,4628 sayılı Kanun uyarınca, dağıtımsektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtımlisanslarıyla bölgesel tekeller olarak işletilmesiöngörülmüştür. 17/03/2004 tarihinde YüksekPlanlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararıyla onaylanarakyürürlüğe giren "Elektrik Enerjisi SektörüReformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi)ile elektrik dağıtım ve üretim alanları içinözelleştirme girişimi başlatılaraközelleştirme uygulamalarına dağıtım sektöründenbaşlanacağı belirtilmiş; Strateji Belgesi'ndeki eylemplanına uygun olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararıyla TEDAŞözelleştirme programına alınmıştır. Bukapsamda, söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yeralan dağıtım bölgelerinin şirketleştirilmesinintamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarı olduğu vedağıtım ve perakende satış hizmeti yürüten20 dağıtım şirketi oluşturulmuştur. 4628sayılı Kanun'un 14.2. maddesinde yer verilen,"TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan vedağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme vevarlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ileTEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermeküzere kurulan elektrik dağıtım şirketleriarasında işletme hakkı devir sözleşmesidüzenlenebilir." kuralı uyarınca, TEDAŞ ile % 100hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketiarasında dağıtım varlıklarınınişletilmesine yönelik İdarî sözleşmeniteliğine sahip "İşletme Hakkı DevirSözleşmesi" imzalanmış ve ÖzelleştirmeYüksek Kurulu'nun 7.11.2005 tarihli ve 2005/125 sayılıkararıyla da; sermayesinin % 100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrikdağıtım bölgelerinde dağıtım lisansıile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sistemininişletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacak dağıtımşirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ileözelleştirilmesine karar verilmiştir.
Öte yandan, 14/02/2018 günlü, 30332 sayılıResmi Gazetede yayımlanan Türkiye Elektrik DağıtımA.Ş. Ana Statüsünün 5. maddesinde, TEDAŞ’ıntüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk vesorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir iktisadi devletteşekkülü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesinde"İşletme Hakkı Devri"ne dayalı olarak uygulanan"Hisse Satış Modeli"ne göre yatırımcı,özelleştirilen dağıtım şirketinin bulunduğubölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tekşirket olmaktadır. Ancak, yatırımcınınişletme hakkını devraldığı dağıtımtesisleri ve bu tesislerin işletilmesinde varlığı zorunluunsurların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalmaya devam etmektedir.Yatırımcı, dağıtım şirketinin hisselerininsahibi olarak TEDAŞ ile imzalanmış olan işletme hakkıdevir sözleşmesi çerçevesinde dağıtım varlıklarınınişletme hakkını elde etmektedir. Yani, "hissesatış modeli"nde, mevcut varlıklar ile özelleştirmesonrası yatırımcı tarafındangerçekleştirilecek yatırımlar sonucu oluşacak yenivarlıkların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalırken,yatırımcı, dağıtım tesislerinin ve bu tesislerinişletilmesinde varlığı zorunlu diğer unsurlarınişletme hakkını kazanmakta ve tüm yeniyatırımları gerçekleştirmeyükümlülüğünü üstlenmektedir.Yatırımcı ayrıca, işletme hakkıçerçevesinde vereceği hizmeti ve üstlendiğiyükümlülükleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili altdüzenlemeler uyarınca ve EPDK'nın denetimi altındagerçekleştirmektedir. Davalı dağıtımşirketinin de belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekelolarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevliolduğu söz konusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssızelektrik üretimine ilişkin bağlantıbaşvurularının 02/10/2013 tarihli ve 28783 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında LisanssızElektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelikuyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesindedağıtım şirketlerine yapılacağıbelirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve SistemKullanımına İlişkin Hükümler"başlıklı bölümünde, bağlantıesasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantıbaşvurularının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasıve bağlantı ve sistem kullanımı süreci, busüreçte dağıtım şirketinin yetki vesorumluluğu, her aşamada hangi idari işlemlerin nasıl tesisedileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Her ne kadar davalı şirketin özel hukuk tüzelkişisi ve dava konusu işlemlerin de özel hukuk işlemiolduğu ifade edilmişse de, özel faaliyetler için sözkonusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan,yükümlülükler rejimine tabi tutulan ve sorumluluğu iledenetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamuhizmeti niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyetini yürütendavalı şirket ile davacı şirket arasındakiilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği,bu kapsamda kamu gücü kullanılarak tek yanlı iradeaçıklamasıyla tesis edilen dava konusu işlemlerinyargısal denetimini yapma ve bu işlemlerden doğan tazminatistemini (ve diğer istemleri) karara bağlama görevinin idariyargı merciine ait olduğu açıktır.
Bu itibarla, davacı tarafından yapılan söz konusubaşvurunun reddine ilişkin işlemden doğanuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN