T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/339
KARAR NO : 2024/24
KARAR TR : 08/01/2024
ÖZET:Davalı kurum bünyesinde doktor olarak çalışan kişinin davalı kurum sigortalısı olan hastalara tıbben gerekli olmayan ve ödenmeyen tıbbi malzemenin kullanılması suretiyle kurumun zarara uğratılarak yersiz ödemeye sebebiyet verildiği, faturalarda paket fiyatı aşan usulsüzlük yapıldığı ileri sürülerek, oluşan kurum zararının faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
KA R A R
Davacı : Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı
Vekili : Av. K.Ü
İdari Yargıda
Davalılar : 1- SağlıkBakanlığı (Mülga Kamu Hastaneleri Kurumu)
Vekili : Av. O.K.D
Adli Yargıda
2-E.C
Vekili : Av. D.A.H
3-T.Med.Tıb.. Ür.Mak. Paz. Dış Tic. Ltd. Şti.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, Karabük Şirinevler Devlet Hastanesi uzman hekimiDr.E.C tarafından stres üriner inkontinans teşhisi ile mesaneboyuna inkontinansta madde enjeksiyonu işlemi yapılan ekli listedeisimleri yeralan 9 hasta için paket fiyata dahil oldukları haldeayrıca ödenmemesi gereken T.Med. Paz. Dış Ticaret LimitedŞirketinden temin edilen tıbbi malzeme bedellerinden kaynaklanan vekuruma fatura edilen, fatura tarihinden 15/10/2010 tarihine kadar hesaplanan64.159,93 TL alacağın ödenmesi için ŞirinevlerDevlet Hastanesi, T. Med.Şti. ve Dr.E.C'a tebligatyapıldığını, ancak herhangi bir ödemedebulunulmadığını ileri sürerek, tıbbi malzemebedellerinden kaynaklanan ve kurumlarına fatura edilmiş olan64.159,93 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilentahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
2.Davacı tarafından Sağlık Bakanlığı,E.C veT.Med.Tıb.. Ür.Mak. Paz. Dış Tic. Ltd. Şti. aleyhineaçılan davada, Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/07/2013tarih ve E.2011/413, K.2013/203 sayılı kararı ile, "5510 sayılı Kanun'un 103.maddesiuyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğu"gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine kararvermiş, temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin18/12/2013 tarih ve E.2013/18038, K.2013/20152 sayılı kararıile, davalılarE.C ile Sağlık Bakanlığı yönündentemyize konu kararın bozulmasına karar vermiş verilen kararakarşı, karar düzeltme isteminde bulunulmuş Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 26/05/2014 tarih ve E.2014/4221, K.2014/8626 sayılıkararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"... Kamu görevlilerininyetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zararvermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumdasorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğukamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C.Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bukonuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir.Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleriaçısından bakıldığında da bu şekildedüzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar göreninzararının karşılanması yönünde önemlibir teminattır.
Davaya konu edilen olayda,davalı doktorun görevi sırasında tedavidekullandığı malzemeler nedeniyle, davacının fazlaödemede bulunmasına neden olduğu iddia edildiğine göreAnayasanın 129/5. maddesi gereğince davalı kamu görevlisihakkında adli yargı yerinde davaaçılamayacağından kast ve kusur aranmaksızın budavalı hakkında husumet nedeniyle davanın reddine kararverilmesi gerekirken; görevsizlik kararı verilmesi doğrugörülmemiştir.
Diğer davalı SağlıkBakanlığı ile ilgili karara yönelik temyiz itirazlarıaçısından;
Davalı SağlıkBakanlığı bir kamu tüzel kişisi olup; kural olarak,işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır. Somut olayda,davalı bakanlığa bağlı çalışan doktorungörevini gerektiği şekilde yapmadığı bu sebeplefazla ödemeye neden olduğu iddia edilmiştir.Görevingereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı; İdariYargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir. Görev sorunu,açıkça veya hiç ileri sürülmese dekendiliğinden (re’sen) dikkate alınır. Mahkemece,davalılardan Sağlık Bakanlığına karşıaçılan davada yargı yolu bakımından görevsizlikkararı verilmesi yerine işin esasınınçözümlenmesi usul ve yasaya mutlak aykırılıkoluşturmaktır. Karar açıklanan nedenle yerindegörülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bu yöngözetilerek, yukarıda belirtilen davalı hakkında dayargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesigerekirken, işin esasının incelenmiş olmasıusul veyasaya uygun düşmediğinden kararın bozulmasıgerekmiş; temyiz edilen kararın davalı Tendon Med. Tıbbi Ür.Mak. Paz. Dış. Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik temyizitirazlarının reddine; davalı Dr.E.C ve davalı SağlıkBakanlığı yönünden bozulmasına..."
3. Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 16/07/2014tarih ve E.2014/415, K.2014/494 sayılı kararı ile,anılan Yargıtay bozma ilamına uyarak, bozma ilamındakigerekçeler çerçevesinde, davalı şirketyönünden ayrıca bir karar verilmesine yerolmadığına, davalı doktor yönünden pasif husumetyokluğundan davanın reddine, davalı SağlıkBakanlığı yönünden ise yargı yolubakımından davanın reddine vermiş, karara karşıyapılan temyiz başvurusu Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10/12/2014tarih ve E.2014/16711, K.2014/16912 sayılı kararı ilereddedilerek kararın onanmasına karar verilmiş, bu kararakarşı yapılan karar düzeltme başvurusu daYargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26/05/2015 tarih ve E.2015/3448, K.2015/6747sayılı kararı ile reddedilmiş ve davalıSağlık Bakanlığı yönünden verilen yargıyolu bakımından görevsizlik kararıkesinleşmiştir.
4.Davacı vekili aynı istemle bu kez, SağlıkBakanlığına karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır.
B. İdari Yargıda
5.Kastamonu İdare Mahkemesi 02/10/2014 tarih ve E.2014/1165, K.2014/579sayılı kararı ile, özetle; "... söz konusu kurum zararının tahsilinin5018 sayılı Kanun uyarınca Kamu Zararlarının Tahsilineİlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikhükümleri uyarınca gerçekleştirilmesimümkün olduğundan ve bu Yönetmelik hükümleriuyarınca kamu zararının tahsili için adli yargıbirimlerine başvurulması esas olduğundan, hükmen tahsilyoluyla adli yargının görev alanına girenuyuşmazlığın, hizmet kusuru iddiasıyla idariyargı mercii tarafından esasının incelenmesine olanakbulunmamaktadır..." gerekçesiyle, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a.maddesi hükmü uyarınca davanın görevyönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı temyizistemindebulunulmuştur.
6.Danıştay 10. Dairesi 25/10/2021 tarih ve E.2019/6969, K.2021/5013sayılı kararı ile,uyuşmazlığıngörüm ve çözümünün adli yargı yerineait olduğu ve ilk önce adli yargı yerinde açılandavada görev ret kararı verilmesi üzerine idari yargıyerinde işbu davanın açıldığı dikkatealındığında, İdare Mahkemesince 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli merciinbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulması gerekirken, bu yol izlenmeden davanın görevyönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabetgörülmediği gerekçesiyle, tarafların temyizistemlerinin kabulüne, davanın görev yönünden reddineilişkin temyize konu Kastamonu İdare Mahkemesinin 02/10/2014 tarih veE.2014/1165, K.2014/579 sayılı kararının bozulmasına,yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeyegönderilmesine karar vermiştir.
7.Kastamonu İdare Mahkemesi, Danıştay 10. Dairesinin bozmakararı doğrultusunda, 2247 sayılıKanun’un 19. maddesiuyarınca adli yargı dava dosyasını temin etmesine karşın,gerekçeli yeni bir karar alarak dosyayı Mahkememize göndermesigerekirken, 08/06/2022 tarih ve E.2022/867 sayılı üstyazıyla, "2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 10. maddesi uyarınca gereğiyapılmak üzere..." dosyayı YargıtayCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
8.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca herhangi birişlem yapılmaksızın dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesi üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesince23/01/2023 tarih ve E.2022/521, K.2023/4 sayılı kararı ile, "2247 sayılı Kanun'un 19. maddesindeöngörülen koşullarıtaşımayanbaşvurunun, aynı Kanun'un 27. maddesiuyarınca reddine" karar verilmiştir.
9. Kastamonu İdare Mahkemesi 04/04/2023 tarih veE.2022/867 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın çözümünün adliyargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, 2247sayılıKanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgilikısımları şöyledir:
"...Yukarıdaaktarılan Kanun hükümlerine dayanılarak, davanıntarafları olan Sağlık Bakanlığı ile SosyalGüvenlik Kurumu (eski adıyla Sosyal Sigortalar Kurumu) arasında.SSK'ya ait sağlık birimlerinin 20/02/2005 tarihinde SağlıkBakanlığı'na devredilmesi nedeniyle SSK sağlıkyardımından yararlananlara, iş kazaları ve meslekhastalıkları, hastalık ve analık sigortası ile yurtdışı sigortalılarına SağlıkBakanlığı'na bağlı sağlık tesislerindeverilen muayene, tetkik ve tedavi hizmetleri ile buna ilişkin geriödeme usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla20/02/2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere"Sağlık Hizmetleri Protokolü"imzalanmıştır. Söz konusu Protokolün 28. maddesinde,Protokol hükümlerinin uygulanmasından aksaklık ve ihtilafdoğması halinde, sorunun öncelikle ildeki kurum yetkilileriarasında yapılacak görüşmelerleçözülmeye çalışılacağı, bumümkün olmadığı takdirde ilgili kurum yetkililerindenoluşacak müzakere komisyonunda ele alınacağı, busuretle de anlaşma sağlanamadığı takdirde genelhükümlerin uygulanacağı düzenlemelerine yerverilmiş; 27. ve 30. maddelerinde ise, taraflardan her birinin fesh-iihbar hakkı bulunduğu, karşılıklı anlaşmaksuretiyle Protokol hükümlerinde her zaman değişiklik vegüncelleme yapabilecekleri ve Protokol hükümlerinin taraflarcabirlikte yürütüleceği kuralları ilave edilmeksuretiyle taraflara eşit hak ve yükümlülüklertanınmıştır.
...
Uyuşmazlık, davalıBakanlığa bağlı sağlık kuruluşundagörev yapan bir hekim tarafından uygulanan tedavide kullanılantıbbi malzemelerin gereksiz olduğu, dolayısıyla davacıKurum ile davalı Bakanlık arasında mülga 506sayılı Kanun hükümlerine istinaden imzalanansağlık hizmeti teminine ilişkin sözleşmeyeaykırı bu tıbbi ameliyeler sebebiyle davacı Kurumtarafından ilgililere yersiz yapılan ödemelerin Kurumzararına yol açtığı, davalıBakanlığın sözleşmeye aykırı iş veişlemleri gerçekleştiren personelinin denetim vekontrolünü yapmamak suretiyle sözleşmeye aykırıdavranması nedeniyle Kurum zararından sorumlu olduğuiddiasıyla söz konusu Kurum zararının sözleşmenintarafı olan davalı Bakanlıkça tazmini istemindenkaynaklanmaktadır.
Davacı Kurum, söz konusuyersiz ödemeden kaynaklandığını ilerisürdüğü zararın tazminini; ilk önce adliyargıda ilgili hekim ve Sağlık Bakanlığınakarşı açtığı davada; ödemeye sebebiyetveren ilgili hekimden "haksız fiil” hekimin görevyaptığı hastaneyi işleten SağlıkBakanlığından ise "sözleşme"sorumluluğuna istinaden talep etmiş; adli yargı yerince hekimyönünden pasif husumet yokluğundan, davalı Bakanlıkyönünden ise yargı yolu bakımından davanın reddiüzerine, söz konusu karardaki gerekçeler doğrultusundaidari yargı nezdinde işbu dava açılmıştır.
Esasen, benzer biruyuşmazlıkta, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 07/12/2010tarih ve E:2011/12996, K:2011/13094 sayılı kararda."Davacı, idarenin hizmet kusuruna değil davalı idareçalışanlarının haksız eylemine ve taraflararasında düzenlenen protokole dayanmıştır. Bu nedenleidari yargı yolunun görevli olduğuna ilişkin mahkemekararı doğru bulunmamıştır." gerekçesineyer verilerek bidayet mahkemesinin, idari yargının görevliolduğu gerekçesiyle davanın görev yönündenreddi yolunda verdiği karar bozulmuştur.
Yine benzer biruyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Mahkemesi'nce verilen ve mevcutuyuşmazlıklar bakımından halen atıf yapılan08/07/1991 tarih ve E: 1991/15, K: 1991/16 sayılı kararda (20/10/1991tarih ve 21027 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanmıştır.), "Bu sözleşmenin,tarafların serbest iradelerine dayandığı, ticari nitelikliolduğu anlaşılmakladır. Kamu Hukukunun vedolayısıyla kamu gücünün bu sözleşmede yeribulunmamaktadır... Tarafların karşılıklı fesihyetkileri mevcuttur. Anlaşmazlık halinde, kurum ilmüdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesininyetkili olduğu açıklanmıştır. Bu durumkarşısında, sözleşmedeağırlığı kamu hukuku değil, tarafların serbestiradesi belirlemektedir... Sözleşmenin kamu hizmetine ilişkinbulunduğu bir gerçek olmakla birlikte, idarenin üstünyetkilerle donatıldığı sonucunavarılamamaktadır..." gerekçesiyle davanınçözümünün adli yargının görevalanına girdiğine hükmedilmiştir.
Nitekim. Yargıtay 4. HukukDairesi'nin güncel kararları (04/04/2019 tarih ve E:2018/4817,K:2019/2019 sayılı; 25/03/2019 tarih ve E:2018/3712, K:20!9/1725sayılı kararları) da bu yöndedir.
Bu durumda,uyuşmazlığın görüm veçözümünün adli vargı yerine ait olduğu veilk önce adli yargı yerinde açılan davada görev retkararı verilmesi üzerine idari yargı yerinde işbudavanın açıldığı dikkatealındığında, 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19.maddesi uyarınca görevli merciin belirlenmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekmektedir."
III. İLGİLİ HUKUK
10.19/01/2005 tarih ve 25705 mükerrer sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum veKuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin SağlıkBakanlığına Devredilmesine Dair Kanun'un "Amaç"başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, kamukurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerininSağlık Bakanlığına devredilmesiyle ilgili usûlve esasları belirlemektir."
11. 5283 sayılı Kanun'un "SağlıkBirimlerinin Bakanlığa devri" başlıklı4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kamu kurum vekuruluşlarına ait tüm sağlık birimleri; bunlarailişkin her türlü görev, hak veyükümlülükler, taşınırlar,taşınmazlar ve taşıtlarla birlikte, Sosyal Sigortalar Kurumunaait olanlar rayiç bedeli karşılığında,diğerleri bedelsiz olarak aşağıdaki usul ve esaslarçerçevesinde Bakanlığa devredilmiştir"
12. Sağlık Bakanlığı ile Sosyal SigortalarKurumu arasında imzalanan ve 20/02/2005 tarihinden itibaren geçerliolmak üzere yürürlüğe giren SağlıkHizmetleri Protokolünün "Amaç"başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Protokol;
5283 sayılı Kanununyürürlüğe giriş tarihi olan 20/02/2005 tarihindenitibaren SSK'na ait sağlık kurum ve kuruluşlarınınSağlık Bakanlığı'na devredilmesi nedeniyle SSK'dansağlık yardımından yararlanan kişilerin,Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlıktesislerinde muayene tetkik ve tedavileri ile verilen hizmet ve bunailişkin usul ve esasları belirlemek amacıyladüzenlenmiştir."
13. Protokolün "Kapsam"başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"SağlıkBakanlığı'na bağlı sağlık tesislerindeayaktan ve/veya yatarak muayene tahlil, tetkik ve tedavi içindoğrudan veya sevkle müracaatla başvuran SSK'dansağlık yardımından yararlananlara, iş kazaları vemeslek hastalıkları, hastalık ve analık sigortası ilediğer ülkelerle yapılan sosyal güvenliksözleşmeleri kapsamında yer alan yurt dışısigortalılarına verilen hizmet ve buna ilişkin geri ödemeusul ve esaslarını kapsar.
14. Protokolün 28. maddesi şöyledir:
"Bu Protokol hükümlerininuygulanmasından doğabilecek aksaklık ve ihtilaflarıntespiti halinde tespitte bulunan taraf, bu durumu karşı tarafayazılı olarak bildirecek ve bildirimde bulunulan taraf en geç30 (otuz) gün içinde sorunu çözümleyerekbildirimde bulunan tarafa yazılı olarak bilgi verecektir.
Sorunun öncelikle ildeki ilgilikurum yetkilileri arasında yapılacak görüşmelerleçözümlenmesine çalışılır.Anlaşma sağlanamadığı taktirde uyuşmazlıklar,ilgili kurum yetkililerinden oluşturulacak müzakerekomisyonlarınca ele alınır bu suretle de anlaşmayavarılamaz ise genel hükümler uygulanır.
Protokolün herhangi bir nedenlesüresinden önce geçerliliğini yitirmesi halinde,Protokolün sona erdirildiği tarihte tedavisi sürenhastaların, Protokolden doğan hakları baki kalacak, yapılantedaviye ilişkin masraflar bu Protokol hükümleri kapsamındailgili kurum tarafından karşılanacaktır.
İlgili taraflar tektaraflı olarak bu Protokol hükümlerine aykırı hukukive idari işlem tesis edemezler.
Taraflarınkarşılıklı anlaşmaları suretiyle, Protokolhükümlerinde her zaman değişiklikler yapılabilir,güncelleştirilebilir."
15. Protokolün 27. maddesinde ise, taraflardanbirinin değişiklik veya fesh-i ihbar talebindebulunmadığı taktirde, protokolün aynı koşullarlauzatılmış sayılacağı, düzenleme altınaalınmıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
16.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan08/01/2024 tarihli toplantısında; dosya üzerinde 2247sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun'un 19.maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idariyargı yerleri arasında davalı SağlıkBakanlığı yönünden olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
17.Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
18.Dava, davalı Sağlık Bakanlığı bünyesindedoktor olarak çalışan E.C'un davacı Sosyal GüvenlikKurumu sigortalısı olan hastalara tıbben gerekli olmayan veödenmeyen tıbbi malzemelerin sarfı suretiyle kurumun zararauğratıldığı, yersiz ödemeye sebebiyetverildiği, faturalarda paket fiyatı aşan usulsüzlükyapıldığı ileri sürülerek, oluşan 64.159,93TL kurum zararının tahsili istemiyleaçılmıştır.
19.Dosyanın incelenmesinden, davacı kurum tarafından yapılansoruşturma neticesinde düzenlenen raporda, davalıBakanlığa bağlı Karabük Şirinevler DevletHastanesinde ürolojiuzmanı olarak görev yapan E.C'un davacıkurum sigortalısı olan dokuz hastaya uygulamış olduğutıbbi malzemelerin yanlış olduğu, düzenlenenraporların usul ve kanuna aykırı olduğu, tıbbengerekli olmayan malzemenin sarfı ve fatura edilmesi suretiyle kurumunzarara uğratıldığı, yersiz ödemeye sebebiyetverildiği, faturalarda paket fiyatı aşanusulsüzlükyapıldığı, bu sebeple kurum zararınınoluştuğunun tespit edildiği, akabinde bu zararın tazminiiçin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğütarafından, Devlet Hastanesi, adı geçen doktor ve ilgilimedikal firmalarına söz konusu zararın ödenmesi, aksitakdirde yasal yollara başvurulacağı hususununbildirildiği, adıgeçenler tarafından zararınödenmemesi üzerine davanın açıldığı,adli ve idari yargı süreçleri sonunda davalılardan SağlıkBakanlığı yönünden görevuyuşmazlığı doğduğuanlaşılmıştır.
20.İdari yargının görev alanı, idare hukukununuygulanmasından doğan uyuşmazlıklardır. İdarehukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesiamacıyla, kamu gücü kullanılarak tesis edilen idariişlemler, idari eylem ve idari sözleşmelerden doğanuyuşmazlıkların görüm ve çözümüidari yargının görev alanına girmektedir. Davanınidari yargıda görülebilmesi için taraflar arasındayapılan sözleşmenin bir idari sözleşme olmasıgerekir. Bilindiği üzere, idari sözleşmeler, idarelerin tekyanlı, kamusal yetkiye dayanarak, kamu hizmetinin gereklerinin yerinegetirilmesi için kamu yararı amacı ile taraflar arasındaakdedilen ve idareye üstün hak ve yetkiler veren, gerektiğindetek yanlı değişiklik ve fesih yetkisini de idareye tanıyannitelikte sözleşmelerdir. Kamu idarelerinin özel hukukalanında akdettikleri sözleşmeler ise idari sözleşmeniteliği taşımayıp, özel hukuk kurallarınagöre düzenlenmektedir.
21.Olayda, davalı idareye bağlı sağlık kuruluşundagörev yapan hekim tarafından uygulanan tedavilerin ve bu tedavilerdekullanılan tıbbi malzemelerin gereksiz olduğu,dolayısıyla taraflar arasında imzalanan sağlık hizmetiteminine ilişkin sözleşmeye aykırı bu tıbbimüdahaleler sebebiyle davacı Kurum tarafından yersizyapılan ödemelerin kurum zararına yolaçtığı, davalı Bakanlığınsözleşmeye aykırı iş ve işlemlerigerçekleştiren hekimin denetim ve kontrolünü yapmamaksuretiyle sözleşmeye aykırı davrandığı vezarardan sorumlu olduğu ileri sürülerek davaaçıldığına göre, oluşan kurumzararının sözleşmenin tarafı olan davalı idaredentazmini için açılan iş bu davada, davalı idareçalışanlarının haksız eylemine ve taraflararasında düzenlenen protokole dayanıldığıtartışmasızdır.
22.Bu durumda, 5283 sayılı Kanuna istinaden düzenlenen ve20/02/2005 tarihinden itibaren SSK'ya ait sağlık kurum vekuruluşlarının Sağlık Bakanlığınadevredilmesi nedeniyle, SSK iştirakçilerinin davalıBakanlığa bağlı sağlık tesislerinde muayenetetkik ve tedavileri ile verilen hizmet ve buna ilişkin usul veesasları belirlemek amacıyla taraflar arasında imzalanansağlık hizmetleri protokolüne aykırı iş veişlemler nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili talepedildiğinden, davanın özel hukuk hükümlerine göreadli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
23.Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak,Kastamonu İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile,Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/07/2014 tarih ve E.2014/415,K.2014/494 sayılı kararının SağlıkBakanlığı yönünden verilen görevsizlikkısmının kaldırılmasıgerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.Kastamonu İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile,Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/07/2014 tarih ve E.2014/415,K.2014/494 sayılı kararının SağlıkBakanlığı yönünden verilen GÖREVSİZLİKKISMININ KALDIRILMASINA,
08/01/2024tarihinde, OY BİRLİĞİYLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Nilgün Doğan Eyüp
TOPAL TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN