T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/648
KARAR NO : 2024/33
KARAR TR : 05/02/2024
ÖZET: Davacının, otobüse binmek isterken yoldaki çukura düşerek yaralandığından bahisle, uğradığımaddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : A.K
Vekili : Av. Z. A
Davalı : İstanbul BüyükşehirBelediye Başkanlığı
Vekili : Av. C. A
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, müvekkilinin 09/11/2021 tarihinde evine gitmekiçin Mecidiyeköy Kar Suyu Durağında beklerken, gelenotobüse binmek için yola adım attığı andayoldaki çukura düşmesi nedeniyle ayağınınkırıldığını, yaralandığını,bu olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunduğunu ifade ederek;10.000 TL işgücü kaybı, 10.000 TL maddi tazminat, 10.000 TLmanevi tazminat olmak üzere toplam 30.000 TL tazminatınödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
2. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 22/07/2022tarih ve E.2022/1, K.2022/545 sayılı kararı ile, davakonusu uyuşmazlığın çözüm yeri idariyargı olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanınusulden reddine karar vermiş, bu karar istinaf edilmeksizinkesinleşmiştir.Kararın ilgili kısmışöyledir:
"2577 sayılı idariYargılama Usul Kanununun 2/1-b maddesinde idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davalarının idaridava niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Buna göre eldeki davanınesası hakkında karar verme görevi idare mahkemelerine aittir.
HMK 114/1 -b maddesine göreyargı yolunun caiz olması bir dava şartıdır. Bucümleden olarak HMK 115'e göre; "Mahkeme, davaşartlarının mevcut olup olmadığını,davanın her aşamasında kendiliğindenaraştırır. Taraflar da dava şartınoksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme,dava şartı noksanlığını tespit edersedavanın usulden reddine karar verir”. Yukarıda daaçıklandığı gibi dava konusu uyuşmazlıkidarenin hizmet kusurundan kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğunagöre Mahkememizin yargı yolu bakımından görevsizolduğu kanaati hasıl olmuştur. Dava şartlarıyargılamanın her aşamasında hakim tarafından resenincelenir ve gereken karar duruşma açmadan verilebilir. NitekimYargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/498 E., 2017/10826 K. sayılıkararında da belirtildiği üzere, "Görevle ilgilidüzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ilerisürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sengözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış haksöz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligatyapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlikkararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görevitirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmışise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk öncegörevli olup olmadığını inceleyip, kararabağlamalıdır". Bu sebeple HMK md. 138 hükmüdoğrultusunda dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonradavanın şartı noksanlığından dolayı reddineresen ve dosya üzerinden karar verilmiş, aşağıdakişekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıdaaçıklanan nedenlerle;
1- HMK. 2, 114/1 -b ve 115/2maddeleri gereğince dava şartı noksanlığındandavanın usulden REDDİNE,
Eldeki uyuşmazlıkbakımından idari yargı mercileri görevli olduğundanyargı yolunun caiz olmaması sebebi ile mahkememizin YARGI YOLUBAKIMINDAN GÖREVSİZLİĞİNE..."
3.Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
B. İdariYargıda
4. İstanbul 11. İdare Mahkemesi 24/11/2023tarih ve E.2023/230 sayı ile, mahkemelerininuyuşmazlığa bakmakla görevli olmadığı vegörevli yargı yerinin adli yargı Mahkemeleri olduğugerekçesiyle, 2247 Sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarıncagörevli merciin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, başvurusonuçlanıncaya kadar yargılamanın ertelenmesine kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...Anayasa'nın158'inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır. ” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda gerekçelerine yer verilen 08.11.2012tarih ve E:2012/l 18, K-.2012/170 sayılı ile 26.12.2013 tarih veE:2013/68, K:2013/165 sayılı kararı birliktedeğerlendirildiğinde, anılan kararların esas itibariylegörev konusunda verilmiş kararlar olduğu ve Anayasa'nın 158inci maddesi uyarınca, Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu kararlarmesabesinde olduğu açıktır.
Bu durumda, 2918 sayılıKanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesiile Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararlarıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile. çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla yolda meydana gelençöküntü nedeniyle uğranılan zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Nitekim; UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün 26/09/2016 tarih veE:2016/407, K:2016/439 sayılı kararı da bu yöndedir..."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
5.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 1. maddesinde,Kanun'un amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu belirtilmiştir.
6.2918 sayılı Kanun'un “Kapsam”başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun,trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsar.
Bu Kanun, karayollarındauygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;
a) Karayolu dışındakialanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri,garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıtistasyonlarında karayolu taşıt trafiği içinfaydalanılan yerler ile,
b) Erişme kontrollükarayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarınınkamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolununbağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsularüzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayoluaraçlarına ayrılan kısımlarında da,
Bu Kanun hükümleriuygulanır."
7.2918 sayılı Kanun'un “Tanımlar”başlıklı 3. maddesinde, buKanunda kullanılan terimlerin tanımlarıgösterilmiştir. Bu terimlerden bazıları şöyledir:
"Trafik : Yayaların,hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki halve hareketleridir.
Karayolu : Trafik için,kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi,köprüler ve alanlardır.
Karayolu yapısı :Karayolunun kendisi ile karayolunun üstünde, yanında,altında veya yukarısındaki; ada, ayırıcı,otokorkuluk, istinat duvarı, köprü, tünel, menfez vebenzeri yapılardır.
Yaya yolu (Yayakaldırımı) : Karayolunun, taşıt yolu kenarı ilegerçek veya tüzelkişilere ait mülkler arasında kalanve yalnız yayaların kullanımına ayrılmışolan kısmıdır."
8.2918 sayılı Kanun'un "Belediyetrafik birimleri, görev ve yetkileri"başlıklı 10. maddesi şöyledir:
" (Değişik: 18/1/1985- KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3 md.)
Bu Kanunla belediyelere verilengörevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafikbirimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.
a) Kuruluş
Her belediyebaşkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesigözönünde tutularak İçişleriBakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genelhükümlere göre, belediye trafik şubemüdürlüğü, şefliği veya memurluğukurulur.
b) Görev ve yetkiler
1. Yapım vebakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,
2. Gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak,
3. Karayolu yapısında veüzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirlerialmak, aldırmak ve denetlemek,
4. Karayolunda trafik içintehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze görekolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadankaldırmak,
5. Yol yapısı veyaişaretleme yetersizliği yüzünden trafikkazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilentedbirleri almak,
6. Çocuklar içintrafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasınısağlamak,
7. Bu Kanun ve bu Kanuna göreçıkarılan yönetmeliklerle verilen diğergörevleri yapmak.
(Ek fıkra: 25/6/1988 - KHK330/2 md.)"
9.2918 sayılı Kanun'un “Karayolutrafik güvenliği” başlıklı 13. maddesindede,karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ilegörevli ve sorumlu bütün kuruluşların, karayoluyapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmakla yükümlü olduklarıbelirtilmiştir.
10.2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir:
“İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”
11. 2918sayılıKanun'un geçici 21. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”
B. Yargı Kararı
12.Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı(R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147) kararının ilgilikısmı şöyledir:
“… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak,idari yargının denetimine bağlı olması gereken idaribir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
13.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan05/02/2024 tarihli toplantısında; dosya üzerinde 2247sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre, İdare Mahkemesince anılan Kanun'un 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idari yargı yerleriarasında olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adliyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
14.Raportör-Hâkim Gülşen AKAR PEHLİVAN'ın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan,ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra,gereği görüşülüp düşünüldü:
15.Dava, davacının Mecidiyeköy Kar Suyu Durağındabeklerken gelen otobüse binmek için yola adımattığı anda yoldaki çukura düşmesi nedeniyleayağının kırıldığı ve vücudundayaralanmalara sebep olduğunu ileri sürerek,uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
16.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, yukarıda belirtilengerekçe ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
17.Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasıile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
18.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesininişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla davacının otobüs durağındanbeklerken, gelen otobüse binmek için yola adımattığı anda yoldaki çukura düşmesi nedeniyle,ağır şekilde yaralandığından bahisle davaaçıldığı görülmüş olup;davacının tazminat istemine dayanak olarak, davalı idarenin olayyerinde hiçbir şekilde güvenlik önlemi almaması,uyarı levhaları asmaması ve yaya yolu için güvenlibir geçit sağlamamasının gösterildiği, 2918sayılı Kanun kapsamında idarenin görev vesorumluluğunu yerine getirmediği iddiasıyla meydana geldiğiöne sürülen kazalar neticesinde oluştuğu belirtilenzararların tazmini istemiyle açılacak sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu, meydana gelen zararlarıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
19.Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak,İstanbul 11. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile,İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/07/2022 tarih ve E.2022/1,K.2022/545 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.İstanbul 11. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/07/2022 tarih ve E.2022/1,K.2022/545 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA,
05/02/2024tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUİLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Dava,davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan sokak üzerindekazı çalışması sonucu oluşan çukuradüşerek ağır yaralandığından bahisle,uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
Somutuyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolunun yapım,bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanınmeydana geldiği iddia edilmektedir.
Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır.
5393sayılı Belediye Kanununun 14. maddesinin 2. bendindeulaşım, şehir içi trafiği düzenlemekgörev, yetki ve sorumlulukları arasındasaymıştır.
Bubağlamda, bir kamu tüzel kişisi olan davalı belediyeninkarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetini idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürüteceği ve anılan işlem ve eylemlerinden doğanuyuşmazlıkların da Anayasanın 125., 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerine göre idariyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği hususundakuşku bulunmamaktadır.
Karayolununyapım, bakım ve korunmasındaki ihmalden doğan zararda adliyargıyı görevli kabul eden kararda hukuki dayanak olarak 2918Sayılı KTK 110/1 md. hükümlerini esasalmıştır.
11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Yapılanbu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Yasa'dan doğansorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınınönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Uyuşmazlıkanılan yasa hükmü kapsamında kalmamaktadır. Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle işletenin hukukisorumluluğunu düzenlemektedir. Yasa hükmünde geçenbu kanundan doğan ve adli yargıda görülmesi gerekensorumluluk davaları, 2918 Sayılı Yasa'nın 85. maddesindedüzenlenen motorlu araçların işletilmesi nedeniyleverilen zararlardan dolayı araç işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin davalardır.
Sonuçolarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlıkta adliyargıyı görevli kabul eden sayınçoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye
Ahmet ARSLAN
Üye
Mahmut BALLI
Üye
Bilal ÇALIŞKAN