T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/475
KARAR NO : 2024/46
KARAR TR : 05/02/2024
ÖZET : Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından, Sosyal Yardım ve İnceleme Görevlisi personel alımı için yapılan mülakatın objektif olmadığı, hukuka aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : O.O
Vekili : Av. A.T.A.Ç
Davalılar : 1-Aile ve Sosyal HizmetlerBakanlığı
Vekili : Av. M.P.İ
2-Erbaa Kaymakamlığı
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, Erbaa Kaymakamlığı SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) tarafındanbüro görevlisi alımı amacıyla 20/02/2023 tarihindeyapılan mülakatta müvekkilinin başarısızsayıldığını, ancak komisyon üyelerinintarafsız bir şekilde oluşturulmadığını ilerisürerek müvekkilininmülakatta başarısızsayılmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyleyoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikteödenmesi istemiyleAile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınakarşı idari yargı yerinde dava açmıştır.
2.Tokat İdare Mahkemesi 15/03/2023 tarih ve E.2023/159 sayılı arakararı ile, davanın Aile ve Sosyal HizmetlerBakanlığının yanında ErbaaKaymakamlığına da yöneltilmesi gerektiğigerekçesiyle, Erbaa Kaymakamlığının da dosyayahasım olarak eklenmek suretiyle hasım düzeltme kararıvermiştir.
3.Davalılardan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilicevap dilekçesinde, davanın adli yargının görevalanına girdiğini öne sürerek görev itirazındabulunmuştur
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
4. Tokat İdareMahkemesi 26/04/2023 tarih ve E.2023/159 sayılı kararıile, uyuşmazlığın çözümünde idariyargının görevli olduğu gerekçesiyle, davalıvekilinin görev itirazının reddine ve mahkemeleriningörevsizliğine karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir;
''...3294 sayılı SosyalYardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunun“Vakıflar” başlıklı 7.maddesinde “BuKanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak veihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımdabulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma vedayanışma vakıfları kurulur. Mülkî idareamirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediyebaşkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü,il sağlık müdürü, il tarım müdürü,il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve ilmüftüsü; ilçelerde belediye başkanı, malmüdürü, ilçe millî eğitimmüdürü, Sağlık Bakanlığınınilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarımmüdürü ve ilçe müftüsü vakfınmütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemiiçin, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valininçağrısı üzerine yapacağı toplantıyakatılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarındanseçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanundabelirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplumkuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarındaseçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlararasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi;ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarınınkaymakamın çağrısı üzerine yapacağıtoplantıya katılanların salt çoğunluğu ilekendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçedekurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunansivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendiaralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsevervatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği ikikişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veyailçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyettebulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsevervatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceğiüçüncü bir kişi daha mütevelli heyetindegörev yapar. Vakıf senetleri mahallin en büyük mülkiidare amiri tarafından Medeni Kanundaki hükümlere göretescil ettirilir” hükmüne yer verilmiştir.
Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Vakıflarında çalışan personelinnitelikleri, işe alınmaları, çalışmaşartları, aylıkları ve diğer özlük haklanbakımından uygulama birliğinin sağlanabilmesi amacıylahazırlanan ve Fon Kurulunun 16/02/2012 tarihli ve 2012/1 sayılıkararı ile uygun görülen "Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Vakıfları Personelinin Norm KadroStandartları, Nitelikleri, Özlük Hakları veÇalışma Şartlarına İlişkinEsaslar’la vakıfların norm kadro sayılarıbelirlenmiş; aynı Esasların "Personelİstihdamı" başlıklı 8. maddesinde, personelin işealınmasının mütevelli heyet kararı ve SosyalYardımlar Genel Müdürlüğünün işealım koşullarının uygunluğu bakımındanyapacağı kontrol sonrasında uygun görüşü ileyapılacağı ve yine bu şekilde işebaşlatılacağı belirtilmiş; 13. maddesinde ise GenelMüdürlüğün vakıf personelini görevle ilgiliorganizasyonlarda görevlendirebileceği, bu durumdakatılımın zorunlu olduğu kuralı getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Erbaailçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıiçin yapılan Büro personeli alımına başvurandavacının, 20.02.2023 tarihinde yapılan mülakattabaşarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptaliile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesi istemiyle görülmekte olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işleminkamu gücüne dayanılarak tesis edilmiş bir idari işlemolduğu sonucuna varıldığından,uyuşmazlığın görüm veçözümü idari yargının görev alanınagirdiği anlaşılmakla, davalı idarece yapılangörev itirazının reddine karar verilmesi gerekmektedir...''
5. DavalılardanAile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunması üzerine, dilekçe davadosyasının bir örneği ile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir.
B. Olumlu Görev UyuşmazlığıÇıkarılmasına İlişkin Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı Talebi
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı,davanın, adli yargı yerinde görülmesi gerektiğindenbahisle, 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri gereğinceolumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasınakarar vererek dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesinegöndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
''...Olayda, davacının,Erbaa Kaymakamlığı SYDV tarafından büro görevlisialımı amacıyla 20/02/2023 tarihinde yapılan mülakattabaşarısız sayıldığı, bunun üzerinesöz konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksunkalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesiistemiyle bakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmıştır.
Konuya ilişkin mevzuathükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde; 3294sayılı Kanun'a göre faaliyet gösterecekvakıfların mütevelli heyetleri çoğunlukla belli kamugörevlilerinden oluşmasına rağmen, gerek 3294sayılı Kanun'da, gerek diğer düzenlemelerde; sözkonusu vakıfların kamu tüzel kişiliği şeklindekurulduğuna işaret eden özel bir düzenlemeye yerverilmeyip, Medeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyettebulunmalarının öngörülmüş olmasıkarşısında; davacının mülakatta başarısızsayılmasına ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemiyle açtığı davanın özel hukukhükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekecektir.
Somut olayda davanın, ErbaaSYDV mütevelli heyeti kararının iptaline ve işlem nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen zararıntazminine karar verilmesi istemi ile açılması karşısında;söz konusu kararın 3294 sayılı Kanun'un 7. maddesikapsamında vakıf mütevelli heyeti kararı niteliğindeolması, 3294 sayılı Kanun gereğince söz konusuvakıfların Medeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulupfaaliyette bulunmalarının öngörülmüşolması nedenleri ile dava konusu işlemin kamu gücükullanılmak suretiyle tesis edildiğinin kabulününmümkün bulunmadığı sonucuna varılmakla;davanın çözümünde de adli yargı yeriningörevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin26.02.2018 tarihli ve 2017/675 Esas, 2018/81 Karar sayılı, 28.5.2020tarihli ve 2020/269 E., 2020/319 K. sayılı ve 15.05.2023 tarihli ve2023/263 E., 2023/383 K. sayılı kararlarında da benzer hususlarvurgulanmıştır...''
7. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca,2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısının yazılı düşüncesiistenilmiştir.
III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ
8. DanıştayBaşsavcısıuyuşmazlığınçözümünde idari yargının görevliolduğu ve 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarıncayapılmış başvurunun reddi gerektiği yönündeyazılı düşünce vermiştir.Düşüncenin ilgili kısmışöyledir:
''...İdarîyargının görev alanını belirleyen temel kanun olanİdarî Yargılama Usûlü Kanununun2. maddesinde"idarî işlemler", idarî eylemler" ve "idarîsözleşmeler"den dolayı açılacak iptal ve tamyargı davaları idarî dava türleri arasındasayılmak suretiyle bu davaların idarî yargınıngörev alanında bulunduğuna işaret edilmekle birlikte"idarî işlem", idarî eylem" ve"idarî sözleşme" tanımına yerverilmediğinden, bu kavramların içeriğine hangiişlem, eylem ve sözleşmelerin girdiğininiçtihadenbelirlenmesi zorunludur. Başka bir anlatımla, idarî işlem,idarî eylem ve idarî sözleşmelerin içerik ve kapsamlarıile diğer hukukî işlem, eylem ve sözleşmelerdenayrılan yönleri ve bu ayrımlarınkıstaslarının içtihadî olarak tespiti hukukîbir zorunluluktur. Adlîyargı-idarîyargıayrılığı esasıAnayasada yer aldığı halde bu ayrımın kıstaslarınailişkin kanunî bir düzenleme mevcutolmadığından, içtihaden bu ayrımı belirlemenindışında bir seçenek bulunmamaktadır. Bu itibarla,kamu hizmeti gören özel hukuk tüzel kişilerinin kamuhizmetleriyle ilgili işlemlerinin idarî işlem sayılıpsayılmayacağının bilimsel ve yargısal içtihatlarnazara alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
İdare hukukuöğretisinde ve Danıştay kararlarında "idareninişlemi" ve "idarî işlem" ayrımıyapılmakta olup idarenin herhangi bir özelhukukkişisigibihareket etmek suretiyle egemenlik yetkisi(kamu gücü)kullanmadanözel hukuk alanında tesis ettiği işlemlerindendoğan uyuşmazlıkların adlî yargı mercilerinceçözümleneceği açıktır. Başka biranlatımla, bu tür işlemler idarenin işlemi olmasınakarşın "idarî işlem" olmadıklarıiçin idarî yargının görev alanınındışında kalırlar. Aynı şekilde özel hukuktüzel kişilerinin işlemlerinin tamamının özelhukuk işlemi olduğu yönündeki genellemeler de doğrudeğildir. İdarenin her işlemi idarî işlemolmadığı gibi bütün idarî işlemlerin kamu tüzelkişileri tarafından tesis edilmesi de zorunluolmadığından, özel hukuk tüzel kişisi olup dakamu hizmeti yapanlar, bu hizmetleri yerine getirirken kamu tüzelkişisi gibi hareket ederek kamu gücükullanmak suretiylekarşı tarafın rızasını aramaya gerek olmadanhukuk aleminde yenilik doğuran irade açıklamasındabulunmaları durumunda idare hukuku kurallarına tâbi olurlar.İdarî işlem tesis etme yetkisi tanınan özel hukuktüzel kişilerince tesis edilen idarî işlemlerinyargısal denetiminin idarî yargı mercilerinceyapılacağı Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesikararlarıyla kabul edildiği gibi FransızDanıştayı da bir kamu gücüayrıcalığının uygulanmasına dayalıişlemlerin özel hukuk tüzel kişileri tarafından tesisedilmiş olsa bile idarî işlem niteliğinde olduğuna vebunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların idarî yargımercilerince çözümleneceğine karar vermiştir. (31/07/1942tarihli Monpeurt, 13/01/1961 tarihli Magnier, 08/06/1988 tarihli Gradonekararları)
"Çoğunlukla kamutüzel kişileri tarafından tesis edilse de, kimi durumlardaözel hukuk tüzel kişileri de kendilerine tanınan kamugücü ayrıcalıkları ve yükümlülükleriuyarıncaidarîişlem tesis edebilirler" (GÖZLER Kemal,İdare Hukuku, Cilt I, 2019, s. 761-763).
"Kamu hizmetlerine şu yada buölçüdedoğrudandoğruyakatılanbütün özel örgütler, tamamenözelhukukrejimine tâbî olmakla birlikte, kamusalyetkilerkullanarak yaptıkları işlem ve eylemler konusunda, kamuhukuku ilke ve kurallarına ve idare yargısına tâbitutulurlar." ( Lütfi DURAN, Ders Notları, s.344-345).
"Özel hukuk tüzelkişilerininbazı işlemleri de tamamen idare işlevine ilişkin olup,bunlarınyargısal denetimi deidarî yargının görev alanı içindedir."(Celal ERKUT, İptal Davasının Konusunu OluşturmasıBakımından İdarî İşlemin Kimliği, s.75-82,dpn.10-İd.s.129).
"Özel hukuk tüzelkişilerinin idarî işlemini belirleyen ölçütkamu gücü ölçütüdür."(K.Burak ÖZTÜRK,İdarenin Denetlenmesinde Zorunlu Tahkim Yolu, s.613.)
"Bazıkuruluşların özel hukuk hükümlerine tâbitutulması onların mutlaka özel hukuktüzel kişisiolduğu anlamına gelmez. Özel hukuk hükümlerinetâbi olma kuruluşuntürünükendiliğindendeğiştiripidarenindışınaçıkarmaz."(İlhan ÖZAY,Futbolda Özelleştirme,İdare Hukuku veİlimleri Dergisi (İHİD), Sayı:1-3,1990, s.33).
"Kanunda Türkiye FutbolFederasyonu (TFF)'nin özel hukuk hükümlerine tâbiolduğunun belirtilmesi onu özel hukuk tüzel kişisihâline getirmez. Kanunla bir kamu kurumunun bazı faaliyetleriözel hukuka tâbi kılınabilir. Ancak bir kurumun bazıfaaliyetlerinin özel hukuka tâbi kılınması o kurumukamu kurumu olmaktan çıkarmaz. TFF bir kamu tüzelkişisidir ve yürüttüğü faaliyet itibarıylada hizmet yerinden yönetim kuruluşu, yani bir kamu kurumudur."(Kemal GÖZLER, İdare Hukuku, Cilt I, 2019, s.213-214)
"Türksat A.Ş.'ninşirket statüsünde kurulmuş olması ve 406sayılı Kanun'da özel hukuk kurallarına tâbiolduğunun belirtilmesi, kamusal yetki kullandığıölçüde idare hukuku kurallarınınuygulanmasındanbağışıklık kazandırmayacaktır. Bu durum,Türksat A.Ş.'ninrutin faaliyetlerinin yürütülmesinde,personel istihdam rejiminde ve benzeri hususlarda özel hukukkurallarının uygulanmasına engel değildir."(Ali D.ULUSOY, Yeni Türk İdare Hukuku, 2019, s. 211)
"Adlî-idarîyargı görev ayrımının kıstaslarınınneler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir.Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardanbiri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğeruyuşmazlıkkonusuolayauygulanmasıgerekenkanun,kamuhizmetlerininihdasveyürütülmesiileilgiliysebudavanınidarî yargıda görülmesi gerekir."(Aydın H. TUNCAY, Orhan ÖZDEŞ, Recep BAŞPINAR,Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, s. 652)
"Sosyal Yardımlaşmave Dayanışma Vakıfları, 29 Mayıs 1986 tarih ve 3294sayılı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmayıTeşvik Fonu Kanununun 7'nci maddesiyle kurulmuştur. Bu nedenle, buvakıflar kamu tüzel kişisi olmak için gereken birincişartı taşırlar. Bu vakıflar, kamu tüzelkişişi olmak için gereken ikinci şartı dataşırlar. Çünkü bunlar birtakım kamugücü ayrıcalık ve yükümlülükleriyledonatılmışlar; özel hukuku aşan şart vehükümlere tâbi kılınmışlardır.Örneğin vali veya kaymakam kanun gereği vakfın başkanıdır.Mütevelli heyetinin çoğunluk üyeleri il veilçedeki birtakım kamu görevlilerinden oluşur.Seçimlik üyelerini de birtakım kamusal makamlarseçmektedir. Vakfın mütevelli heyetinin oluşum tarzıdahi tipik bir özel hukuku aşan hükümdür. Keza kanundabu vakıflara ilişkin vergi muafiyeti, mallarınınhaczedilemezliği, alacaklarının Amme AlacaklarınınTahsil Usûlü Hakkında Kanuna göre tahsil edilmesi gibidaha pek çok kamu gücü ayrılacağı veyükümlülüğü niteliğinde hükümvardır. Hangi özel hukuk tüzel kişisi böyleayrıcalık ve yükümlülüklerledonatılmıştır? Dolayısıyla bu vakıflar birerkamu tüzel kişisidirler." (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku,Cilt 1, 2019, Bursa, s. 212-213)
Bilimsel görüşler ileadlî yargı-idarî yargı ayrımına ilişkinyüksek mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde,kamuhizmeti yapmakla görevlendirilen özel hukuk tüzelkişilerinin bu hizmetleri yerine getirirken tesis ettikleri işlemlerhakkında uygulanacak hukukî rejimin tespitiaçısındanidare işlevinin belirleyici olduğu, idare işlevine ilişkinayırıcı kıstasların; kamu gücü ve kamuhizmetiolduğu,idarî kararalmayetkisiyledonatılmışolmalarınakarşılık,gerekstatüleri ve gerekseteşkilatlanmaları ve yönetimleribakımındanözelhukuk tüzel kişisi olup da, kamu hizmetigörenlerin, bu hizmetleri yerine getirirken kamu gücükullanmaları hâlinde bu işlemlerinin idare hukukukurallarına tâbi olduğu ve idarî yargınıngörevalanı içindeyeraldığısonucunavarılmaktadır.
Bu itibarla, özel hukuktüzel kişisi tarafından tesis edilmiş olsa da birhukukî işlemin idarî işlemolupolmadığınınbelirlenebilmesi için işlemintesisi sırasında özel hukuk tüzel kişisitarafından kamu gücü ayrıcalığından yararlanılıpyararlanılmadığının tespiti gerekir. Bir başkaifadeyleişlemi tesis edenin özel hukuk tüzel kişisiolması, sadece bu sebeple işlemi özel hukuk işlemi halinegetirmeyeceğinden, işlemin hukukî mahiyetideğerlendirilmelidir.
Kamu hizmetlerinintamamının Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinceyerine getirildiği dönemlerde özel hukuk tüzelkişilerinin idarî işlem tesis etmesi ve idarî davalardadavalı mevkiine alınması söz konusuolamazdı. Bunedenle idarî işlem tanımı yapılırken organikkıstas esas alınmak suretiyle işlemin Devlet ve diğer kamutüzel kişilerinden biri tarafından tesis edilmişbulunması idarî işlemin zorunlu unsuru olarak kabul edilirdi.
İmtiyaz sözleşmelerive özelleştirmeye ilişkin Anayasal vekanunîdüzenlemeler uyarınca tekel niteliğindeki bazıkamu hizmetlerinin sunumunun işletme hakkının belirli birsüreyle özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi,yap-işlet-devret modeli çerçevesinde bazıyatırım ve hizmetlerin kamunun gözetimve denetimi altındaözel hukuk tüzel kişilerince yerine getirilmesininbenimsenmesive ekonomik kolluk işlemlerinin bir kısmının mevzuatlaözel hukuk tüzel kişilerine bırakılmasıüzerine kamu hizmetlerini bu usûllerle yerinegetirenözelhukuktüzel kişilerine kamu gücükullanarak idarî işlemtesis etme yetkisi verilmesi nedeniyle idarî işlemin tanımındaorganik kıstas zorunlu unsur olmaktançıkmıştır.
Ekonomikgelişmelere bağlı olarak yaşanan bu hukukîdeğişimler sonucunda özel hukuk tüzel kişilerininhiç bir suretle idarî işlem tesis edemeyeceğineilişkin kabûlün artık geçerliliğininkalmadığı bilimsel ve yargısal içtihatlarla ortayakonulduğundan, özel hukuk alanına ilişkin işlemlerininadlî yargıda dava edilebileceğikonusundatereddütbulunmayansosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının3294 sayılı Kanun uyarınca kamu gücü kullanarak tesisettikleri işlemlerin fonksiyonel anlamda idarîişlem olmasınedeniyle bu işlemlerin hukukî denetiminin idarî yargımercilerince yapılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık MahkemesininE.1991/1, K.1999/11 sayılı kararında; kurucuları veorganları kamu görevlilerinden oluşan AdaletTeşkilatını Güçlendirme Vakfının (ATGV)adalet hizmetine yardımcı ve o'na bitişik olarak kamu hizmetiyerine getirmesi ve ağırlıklı olarak kamusalbir niteliktaşıması dolayısıyla kamu tüzelkişiliğine yaklaşan yeni bir müessese olduğununkabulü gerektiği, buna göre idare hukuku alanınailişkin bulunan Vakıf Konut Yönetmeliği ile öncedendüzenlenmiş objektif kurallara göre yapılandeğerlendirme sonucunda re'sen ve tek yanlı biçimde tesisedilen lojman tahsisine ilişkin dava konusu işlemintümunsurlarıbakımındanidarîişlemniteliğitaşıdığı,ATGV'ninMedenîKanun hükümlerine göre kurulmuş bir özel hukuktüzel kişisi olmasının, tümü üst düzeykamu görevlilerindenoluşanVakıfYönetimKuruluncaidarîusûl ve esaslaragöretesis edilenişlemin idarî niteliğini ortadan kaldırmayacağıve bu itibarla, davanın çözümünde idarîyargı merciinin görevli olduğu belirtilmiş,Uyuşmazlık Mahkemesinin E.1995/2, K.1995/2 sayılıkararında bir başka özel hukuk tüzel kişisi olanTürkiye Jokey Kulübü Derneğinin 6132 sayılı AtYarışları Kanunu uyarınca TarımBakanlığı ile yaptığı sözleşme veanılan Kanun hükümlerine göre at yarışındadereceye giren atlar ve müşterek bahis ile ilgili olarak tesisettiği işlemden kaynaklanan uyuşmazlığıngörüm ve çözümünde idarî yargımerciinin görevli olduğu ifade edilmiştir.
Danıştayca da özelhukuk tüzel kişilerinin tesis ettiği işlemlerin, kamuhizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olması ve kamugücü kullanılmak suretiyle tesis edilmesi halinde davanınidarî yargı merciince çözümlenmesi gerektiğineistikrarlı bir şekilde karar verilmekte olup, sosyalyardımlaşma ve dayanışma vakıflarıncayürütülen hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olupolmadığı ve işlem tesis edilirken kamu gücükullanılıp kullanılmadığı gözetilmeksuretiyle görevliyargı mercinin belirlenmesi gerekir.
Sosyal devlet ilkesiningerçekleştirilmesi amacından hareketle sosyal adaletipekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımınınâdilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak ve sosyalyardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmekamacıyla yürürlüğe konulan 3294 sayılıKanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak veihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımdabulunmak üzere her il ve ilçede 3294 sayılı Kanununemredici hükmü gereği zorunlu olarak kurulan vebuözelliği itibarıyla Türk Medenî Kanununa göregerçek veya tüzel kişilerin mal ve hakları belirli ve süreklibir amaca özgülemeleriyle oluşan vakıflardan ayrılan,tabîî başkanı mülkî idare âmiri olan,mütevelli heyeti Kanunda sayma suretiyle belirlenen kamu görevlilerive kamu makamlarınca seçilen kişilerden oluşan,çeşitli kamu gücü ayrıcalıkları ile donatılanve ilgililerin hukukî durumuna etki edecek tek yanlı idarîişlemler yapabilme yetkisine sahip olan sosyal yardımlaşma vedayanışma vakıflarınca tesis edilen her bir işleminhukukî niteliğine göre görevli yargı merciinin tayinedilmesi gerekmektedir.
633 sayılı KanunHükmünde Kararname uyarınca hazırlanarakyürürlüğekonulan ve bazı maddeleriCumhurbaşkanı kararı ile değiştirilen ''SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları PersonelininNorm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları veÇalışma Şartlarına İlişkin Esaslar''uyarınca yapılan mülakatta davacınınbaşarısız sayılmasından kaynaklananuyuşmazlık, iş hukuku kapsamında bir ilişkininkurulması öncesinde idarî esaslara göre tesis edilenişlemden kaynaklandığından, bir başka ifadeylehenüz akdî ilişki kurulmadığı için idarehukuku alanında ortaya çıkan uyuşmazlığınçözümünde sözleşme hükümlerinin veözel hukuka ilişkin tamamlayıcı kanunhükümlerinin yorumlanması söz konusuolmayacağından, davanın görüm veçözümünün idarî yargının görevalanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.''
IV. İLGİLİ HUKUK
A.Mevzuat
9.3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma veDayanışmayı Teşvik Kanunu’nun ''Amaç'' başlıklı1. maddesi şöyledir:
''(Değişik : 16/06/1989 - 3582/1 md.)
Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde vemuhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her nesuretle olursa olsun Türkiye'ye kabul edilmiş veya gelmiş olankişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirleralarak gelir dağılımının adilane bir şekildetevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma vedayanışmayı teşvik etmektir” şeklindekidüzenleme ile kanunun amacı düzenlenmiş; aynı Kanunun3. maddesinde, “Bu Kanunda öngörülen hizmetleringerçekleştirilmesi için Başbakanlığabağlı ve T.C. Merkez Bankası nezdinde SosyalYardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonukurulmuştur.”
10.3294sayılı Kanun’un“Vakıflar” başlıklı 7. maddesişöyledir:
“(Değişik birincifıkra: 1/12/2004 – 5263/19 md.) Bu Kanunun amacına uygunfaaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibivatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzereher il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışmavakıfları kurulur.
(Değişik ikincifıkra: 1/12/2004 – 5263/19 md.) Mülkî idare amirlerivakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı,defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlıkmüdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetlerve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve ilmüftüsü; ilçelerde belediye başkanı, malmüdürü, ilçe millî eğitimmüdürü, Sağlık Bakanlığınınilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarımmüdürü ve ilçe müftüsü vakfınmütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemiiçin, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valininçağrısı üzerine yapacağı toplantıyakatılanların salt çoğunluğuyla kendiaralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan vebu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan siviltoplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendiaralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsevervatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği ikikişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarınınkaymakamın çağrısı üzerine yapacağıtoplantıya katılanların salt çoğunluğu ilekendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçedekurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunansivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendiaralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsevervatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği ikikişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veyailçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyettebulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlararasından il genel meclisinin seçeceğiüçüncü bir kişi daha mütevelli heyetindegörev yapar.
(Ek fıkra: 20/2/2014-6525/18md.) Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçesosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında,ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasındanseçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşmave dayanışma vakıfları için doğrudan valitarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışmavakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine valitarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanundabelirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplumkuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma vedayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından,ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışmavakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine valitarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir.İl veya ilçe sınırları içerisinde köybulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarıdaha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir valiyardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehirbelediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreteryardımcısını; il belediye başkanı da bir belediyebaşkan yardımcısını toplantılarda kendisinitemsil etmek üzere görevlendirebilir.
Vakıf senetleri mahallin enbüyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundakihükümlere göre tescil ettirilir.
(Mülga dördüncüfıkra: 1/12/2004 – 5263/19 md.)
(Ek fıkra: 16/5/2018-7144/7md.) Vakıflar, 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar veToplu İş Sözleşmesi Kanununun 34 üncü maddesininikinci fıkrası hükmüne göre, Aile ve SosyalPolitikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar GenelMüdürlüğünce imzalanacak işletme düzeyindetoplu iş sözleşmesi kapsamında işyerleridir."
11.01/12/2004 gün ve 5263 sayılı Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Genel MüdürlüğüTeşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun’un (mülga)1. maddesinde, bu Kanunun amacının, 29/5/1986 tarihli ve 3294sayılı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmayıTeşvik Kanununun uygulanmasını sağlamak üzereBaşbakanlığa bağlı Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Genel Müdürlüğünün kurulması,teşkilâtı, görev ve yetkilerine ilişkin usul veesasları düzenlemek olduğu ifade edilmiş, 2. maddesinde, buKanunda geçen vakfın, il ve ilçe sosyalyardımlaşma ve dayanışma vakıflarını ifadeettiği belirtilmiş, 5. maddesinde, vakıflardaçalıştırılacak personelin nitelikleri ileözlük hakları ve diğer hususlarla ilgili belirlenecekkriterleri görüşmek ve karara bağlamak Fon Kurulunungörevleri arasında sayılmıştır.
12.5263 sayılı Kanun, 08/06/2011 tarih ve 633 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin 35. maddesi ile yürürlüktenkaldırılmış, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 11.maddesinde yer alan “3294sayılı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmayıTeşvik Kanununun amaçlarını gerçekleştirmekve uygulanmasını sağlamak için gerekli idari ve malitedbirleri almak.” şeklindeki düzenleme ile SosyalYardımlaşma ve Dayanışma GenelMüdürlüğünün, Sosyal Yardımlar GenelMüdürlüğü adı altında yenidenyapılandırıldığı tespit edilmiştir.02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ilede, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 ile 31.maddeleri, 34. maddesinin birinci ikinci ve dördüncüfıkraları, 35. maddesi, ek 1. maddesi,geçici 1 ilegeçici 11. maddeleri ile eki (1) sayılı cetvelyürürlükten kaldırılmış, 33. maddenin ikincifıkrasında yer alan “Bakanlık”ibaresi “Çalışma,Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı”şeklinde değiştirilmiş, 21 Nisan 2021 tarihli 31461sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 73sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre;Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışmave Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ikiyeayrılmıştır.
13.633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Sosyal Yardımlaşma veDayanışmayı Teşvik Fonu Kurulu”başlıklı 34. maddesi şöyledir:
'' (1) (Mülga:2/7/2018-KHK-703/3 md.)
(2) (Mülga: 2/7/2018-KHK-703/3md.)
(3) Fon Kurulunun görevlerişunlardır:
a) Fonda toplanan kaynakların,Bakanlıkça ve il ve ilçe sosyal yardımlaşma vedayanışma vakıfları tarafındanyürütülecek sosyal yardım proje ve programları ileyatırım programları çerçevesindedağıtım önceliklerini belirlemek vedağıtımına karar vermek,
b) Gerekli görülenhâllerde, hizmetin aksamadan yürütülmesi içinusûl ve esaslarını açıkça belirlemekkaydıyla Bakanlığa yetki devrinde bulunmak.
c) İl ve ilçe sosyalyardımlaşma ve dayanışma vakıflarındaçalıştırılacak personelin nitelikleri ileözlük hakları ve diğer hususlarla ilgili belirlenecekkriterleri görüşmek ve karara bağlamak.
ç) İl ve ilçesosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları ilediğer kurum ve kuruluşlardan gelen sosyal yardım amaçlıtalep ve teklifleri değerlendirmek.
d) Toplumda dayanışma vepaylaşma bilincini geliştirmek ve desteklemek üzere bilimsel,sosyal ve kültürel programlar ve projeler önermek,hazırlanan projelere destek sağlamak.
(4) (Mülga: 2/7/2018-KHK-703/3md.)''
14.5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 4. maddesi gereğince, "Vakıflar, özel hukuk tüzelkişiliğine sahiptir.”
15.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinde, "Vakıflar, gerçek veya tüzelkişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amacaözgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip maltoplulukları" olarak tanımlanmıştır.
16.4721 sayılı Kanun'un"Denetim" başlıklı 111. maddesişöyledir:
"Vakıfların,vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri,vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetipyönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıpharcamadıkları Vakıflar GenelMüdürlüğünce ve üst kuruluşlarıncadenetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimiözel kanun hükümlerine tabidir."
B. Yargı Kararları
17.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük GenelKurulunun 09/06/2017 tarihli ve E.2016/3., K.2017/4 sayılıkararında, "SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınınözel hukuk tüzel kişiliğine sahip, ayrı işyeriolan bağımsız işveren oldukları..."tespit edilmiştir.
18.Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve E.2019/297, K.2019/422sayılı kararı ile, "3294sayılı Kanun’a göre faaliyet gösterecekvakıfların mütevelli heyetleri (çoğunlukla) bellikamu görevlilerinden oluşmasına rağmen, gerek 3294sayılı Yasada, gerek diğer düzenlemelerde;söz konusuvakıfların kamu tüzel kişiliği şeklindekurulduğuna işaret eden özel bir düzenlemeye yerverilmeyip, söz konusu vakıfların Medeni Kanunhükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunmalarınınöngörülmüş olması karşısındadavacının muhtaçlık aylığınınkesilmesine ilişkin açılan davanın özel hukukhükümleri uyarınca çözümlenmesigerekeceği" sonucuna varılarak, uyuşmazlıkkonusu davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğuna karar verilmiştir. Mahkemenin 28/05/2020,E.2020/269, K.2020/319 sayılı kararında da aynı durumvurgulanmıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
19.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 05/02/2024 tarihlitoplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan Aile veSosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin, anılan Kanun'un 10/2.maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
20.Raportör-HâkimGülay DOĞAN'ın davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
21.Dava, Erbaa Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıiçin yapılan büro personeli alımına ilişkinsınava başvuran davacının, mülakat sonucundaatanmasının uygun bulunmamasına ilişkin 20/02/2023tarihliişlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalacağıparasal haklarının ödenmesi istemiyleaçılmıştır.
22.3294 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki düzenleme ile SosyalYardımlar Genel Müdürlüğünün il veilçedeki faaliyetlerini, her ilde vali ve her ilçede ise kaymakambaşkanlığında oluşturulmuş Sosyal Yardımlaşmave Dayanışma Vakıfları aracılığıylayürüttüğü belirtilmiştir. Yine SosyalYardımlar Genel Müdürlüğü web sitesinde “SYDV’lerin (SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları)Yapısı” başlıklı bölümde “Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Vakıfları ile Genel Müdürlükarasında hiyerarşi olmayıp, Vakıflar Özel HukukTüzel Kişiliği şeklindeörgütlenmişlerdir.” denilmek sureti ilevakıfların işlemlerinde özel hukuk hükümlerinetabi olduğu hususuna açıklık getirtildiğigörülmektedir.
23.Dava konusu olayda dava konusu edilen kararı tesis eden vakfın 3294sayılı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmayıTeşvik Kanunu hükümlerine dayanılarak kurulan SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakfıniteliğindeolduğu ve iptal konusu işlemin de vakıfmütevelli heyeti kararı niteliğinde bulunduğuaçıktır.
24.3294 sayılı Kanun’a göre faaliyet gösterecekvakıfların mütevelli heyetleri (çoğunlukla) bellikamu görevlilerinden oluşmasına rağmen, gerek 3294sayılı Kanun'da, gerek 5263 sayılı Kanun ve gerekse 5263sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 633sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de söz konusuvakıfların kamu tüzel kişiliği şeklindekurulduğuna işaret eden özel bir düzenlemeye yerverilmeyip, söz konusu vakıfların Medeni Kanunhükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunmalarınınöngörülmüş olması karşısında;vakıf çalışanlarının işealınması ve bu kişiler ile akdedilen belirli veya belirsizsüreli iş sözleşmesinin tarafı olmasıbakımından Vali ve Kaymakamın, Kanundan kaynaklanan vakıfbaşkanlığı nedeniyle işveren sıfatınıtaşıdığı kuşkusuzdur.
25.Bu durumda; vakfa personel alımına ilişkin mülakatsınavının, 3294 sayılı Kanun'un 7. maddesikapsamında vakıf mütevelli heyeti kararı ileyapıldığı, 3294 sayılı Kanun gereğince,söz konusu vakıfların Medeni Kanun hükümlerine tabiolarak kurulup faaliyette bulunmalarınınöngörülmüş olması nedeni ile dava konusuişlemin kamu gücü kullanılmak suretiyle tesisedildiğinin kabulü mümkün bulunmadığından;davanın görüm ve çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
26.Yukarıdabelirtilen hususlar gözönünde bulundurularak, YargıtayCumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulü ileTokat İdare Mahkemesinin 26/04/2023 tarih ve E.2023/159 sayılıgörevlilik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Davanınçözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİOLDUĞUNA,
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUNKABULÜ ileTokat İdare Mahkemesinin 26/04/2023 tarih ve E.2023/159sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
05/02/2024tarihinde Üyeler Nilgün TAŞ, Ahmet ARSLAN ve BilalÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OYÇOKLUĞUİLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Davacıvekili; Erbaa Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Vakfı tarafından büro görevlisialımı amacıyla 20/02/2023 tarihinde yapılan mülakattamüvekkilinin başarısız sayılmasına ilişkinişlemin iptali istemiyle Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığınakarşı idari yargıda dava açmış; İdareMahkemesi davanın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veErbaa Kaymakamlığı husumetiyle görülmesine kararvermiştir. Davalılardan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıvekili davanın adli yargı yerinde görülmesigerektiğinden bahisle görev itirazında bulunmuş, Tokatİdare Mahkemesi ise görev itirazının reddine kararvermiştir. Davalılardan Aile ve Sosyal HizmetlerBakanlığı tarafından olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiyledilekçe verilmesi üzerine, dosya Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir. YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiüzerine, dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gelmiştir.
Davakonusu edilen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıMütevelli heyeti kararının iptali ise de idare mahkemesincedavalı olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınakarşı açılıp, Erbaa Kaymakamlığı dadavalı olarak dosyaya eklemiştir. Oysa Yargıtayİçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun09/06/ 2017 tarih ve E.2016/3, K.2017/4 sayılı kararında, "Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Vakıflarının özel hukuk tüzelkişiliğine sahip ayrı işyeri olan bağımsızişverenin oldukları" tespit edilmiştir. Eldekibaşvuruya konu İdare Mahkemesi dosyasında, işlemiyapanın Tekkeköy Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfı olduğu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ileErbaa Kaymakamlığının davalı olarak kabuledildiği gözetildiğinde, İdare Mahkemesince davanınhusumet nedeniyle reddine karar verilmeli; davacı yanca adli yargıdaişlemi yapan ve Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKararı uyarınca, tüzel kişiliği bulunan SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aleyhine davaaçılmalıdır. Bu haliyle, Aile ve Sosyal HizmetlerBakanlığı ile Erbaa Kaymakamlığınındavalı konumunda olduğu uyuşmazlığınınçözümünde, husumet konusunu görevli yargı yerininkarara bağlanması gerektiği gözetilerek idari yargıyerinin belirlemesi gerekir. Sayın çoğunluğun,uyuşmazlığın Sosyal Yardımlaşma veDayanışma mütevelli heyet kararının iptali olduğuve davanın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıhusumetiyle adli yargıda görülmesi gerektiğidüşüncesine katılmakla birlikte, somutuyuşmazlıkta davalı konumunda Aile ve Sosyal HizmetlerBakanlığı ile Erbaa Kaymakamlığı olduğundanve vakıf davalı olmadığından, idari yargınınbu davalı yönünden görevli olduğudüşüncesindeyim.
Üye
Nilgün TAŞ
KARŞIOY
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde;iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağıhükme bağlanmıştır. İptal davasına konuedilebilecek işlemler, idari makamların idare işlevineilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönündençeşitli hak ve yükümlülükler doğuran tekyanlı irade açıklamalarıdır.
3294sayılı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmayıTeşvik Kanunu'nun 7. maddesinde; "BuKanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmaları yapmakve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmaküzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma vedayanışma vakıfları kurulur. Mülki idare amirlerivakfın tabii başkanı olup, defterdar, il milli eğitimmüdürü, il sağlık müdürü, il tarımmüdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumumüdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediyebaşkanı, mal müdürü, ilçe milli eğitimmüdürü, Sağlık Bakanlığınınilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürüve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetinioluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, ildahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valininçağrısı üzerine yapacağı toplantıyakatılanların salt çoğunluğuyla kendiaralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan vebu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan siviltoplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarındanseçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlararasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi;ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarınınkaymakamın çağrısı üzerine yapacağıtoplantıya katılanların salt çoğunluğu ilekendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçedekurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunansivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendiaralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsevervatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişimütevelli heyetinde görev alırlar. İl veyaİlçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelikfaaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde,hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisininseçeceği üçüncü bir kişi dahamütevelli heyetinde görev yapar. Vakıf senetleri mahallin enbüyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundakihükümlere göre tescil ettirilir.'' hükmüneyer verilmiştir.
Yukarıyaaktarılan mevzuat hükümlerinin birliktedeğerlendirilmesinden; kuruluşu, karar mercii ile faaliyet alanıKanunla belirlenmiş, faaliyet alanı Anayasanınbaşlangıç kısmı ile 2. maddesinde ifade bulan sosyaldevletin gereklerinin yerine getirilmesine dair kamu hizmeti olan ve fakruzaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ilegerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye'ye kabuledilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyaladaleti pekiştirici tedbirler alarak gelirdağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesinisağlamak gibi kamu yararına uygun amaçları olan sosyalyardımlaşma ve dayanışma vakıflarının,özel hukuk tüzel kişiliği yanında kamu tüzelkişiliğine de sahip karma tüzel kişiliklerinin olduğusonucuna varılmaktadır.
Budurumda, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarıncahazırlanarak yürürlüğekonulan ve bazı maddeleriCumhurbaşkanı kararı ile değiştirilen ''SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları PersonelininNorm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları veÇalışma Şartlarına İlişkin Esaslar''uyarınca yapılan mülakatta davacınınbaşarısız sayılmasından kaynaklananuyuşmazlık, iş hukuku kapsamında bir ilişkininkurulması öncesinde idarî esaslara göre tesis edilenişlemden kaynaklandığından, bir başka ifadeylehenüz akdî ilişki kurulmadığı için idarehukuku alanında ortaya çıkan uyuşmazlığınçözümünde sözleşme hükümlerinin veözel hukuka ilişkin tamamlayıcı kanunhükümlerinin yorumlanması söz konusuolmayacağından, Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfı Mütevelli Heyetinin işleminin, kamu gücünedayanılarak tesis edilmiş bir idari işlem olduğu, bunedenle uyuşmazlığın görüm veçözüm görevinin idari yargı yerine ait olduğudüşüncesiyle aksi yöndeki çoğunlukkararına katılmıyoruz.
Üye Üye
AhmetARSLAN Bilal ÇALIŞKAN