T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/147
KARAR NO : 2024/112
KARAR TR : 01/04/2024
ÖZET: Davacının satın aldığı araca çalıntı olması nedeniyle el konulmasında, tescil denetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : Z. Ş. Y.
Vekili : Av. Y. A.
Davalı : İçişleriBakanlığı
Vekili : Av. G. O.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacıvekili, müvekkilinin, 13/07/2017 tarihinde davacının satınaldığı 33 ... 07 plakalı hususi aracınaçalınmış ve değiştirilmiş olduğugerekçesiyle Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının2017/51447 sayılı soruşturma kapsamında elkonulduğunu, müvekkilinin aracı resmi olarak tutulan sicilleregüvenerek ve tamamen mevzuata uygun olarak satın aldığını,idarenin kusurlu olarak işlettiği trafik tescil ve kayıt hizmetinedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığınıileri sürerek, 48.283 TL maddi zararın tazmini istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
2. Mersin 2. İdare Mahkemesi 02/05/2019 tarih veE.2018/930, K.2019/428 sayılı kararı ile,uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevli olduğu gerekçesiyle, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-ahükmü uyarınca davanın görev yönündenreddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf istemindebulunulmuş, Adana Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari DavaDairesi 24/09/2020 tarih ve E.2020/102, K.2020/24 sayılı kararıile istinaf isteminin reddine kesin olarak karar vermiş, kararkesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmışöyledir:
“Dava dosyasınınincelenmesinden; Mersin CumhuriyetBaşsavcılığı'nın 2017/51447 sayılıdosyasında yürütülen soruşturma kapsamında,davacının 13.07.2017 tarihinde Mersin 4. Noterliği'nce tanzimolunan 19866 yevmiye numaralı araç satışsözleşmesi ile satın almış olduğu 33 ... 07 (eskiplaka no 33 ... 65) plakalı, 2013 model F. F. marka araçtaAdanaKriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünceyapılan inceleme neticesinde, aracınşase numarasınınkaynak ile kesilerek sonradan monte edildiği, aracın daha önceçalınan 2013 model 33 ... 65 plakalı araç olduğununtespit edilmesi üzerine, davacının trafik tescilkayıtlarına güvenerek satın aldığı araca elkonulması nedeniyle uğramış olduğu zararıntazmini istemiyle görülmekte olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun emredici hükümlerineaykırı şekilde gerçekleştirildiği ilerisürülen işlemler nedeni ile uğranılan zararıntazmini istemiyle açılan davada, yine aynı kanunun göreveilişkin düzenlemesinin dikkate alınması ve görevliyargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “…bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür.”denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda, bahsi geçen Kanunmaddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılıKanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyleaçılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır."
3.Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
B. Adli Yargıda
4.Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 20/01/2022 tarih ve E.2020/299, K.2022/16sayılı kararı ile,davanın esastan reddine karar vermiş, bu karara karşıistinaf isteminde bulunulmuştur.
5. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi11/03/2024 tarih ve E.2022/1441 sayılı kararı ile,davanın görüm ve çözümünde idariyargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247sayılıKanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda UyuşmazlıkMahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.Kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, hizmet kusuru nedeniyleuğranılan maddi zararın ödetilmesi istemineilişkindir.
Mahkemece davanın idariyargının görevli olması nedeni ile usulden reddine kararverilmiş, hüküm davacı vekili tarafındangörevsizlik kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiile istinaf etmiştir.
Yargı yolu kavramı, birhukuk sisteminde herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargıkollarından hangisinde bakılacağını ifade eder.Uyuşmazlığın hangi yargı kolundabakılacağı hususu, davanın genel koşullarındanolup mahkemece re'sen dikkate alınması gereklidir. Kamu hizmetigörmekle yükümlü olan belediye kamu hizmetisırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildir. Hizmet kusurundan dolayıaçılan davaların idari Yargılama UsulüHakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmü uyarınca tamyargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemecekendiliğinden dikkate alınması zorunludur.
Kamu tüzel kişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinkullanılması sırasında oluşan zararlar niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup bu zararlarıntazmini amacıyla hizmet kusuruna dayalı olarak açılandavanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, hizmetkusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olupolmadığının belirlenmesinin idare hukuku kurallarıesas alınarak 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüHakkındaki Kanun'un 2/1-b maddesinde sayılan tam yargıdavasında çözülmesinde idari yargı yerlerigörevlidir.
Somut olayda davacı vekili,aracın çalıntı olduğu hususunda bilgilendirmeyapılmaksızın tescil işlemleri yapılmasındadavalı idarenin kusurlu olduğunu, zarara uğrayandavacının her türlü zararının tazmininingerektiğini ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş olduğunagöre davacının davası hizmet kusuruna dayanmaktadır.
Görev sorunu, kamudüzenine ilişkin olup, açıkça veya hiçileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasındamahkemelerce kendiliğinden araştırılır (HMK 114,115/1).
Davacı tarafından istinafakonu iş bu dava açılmazdan evvel davalı aleyhine Mersin2. İdare Mahkemesi'nde tam yargı davasıaçılmış olup, Mersin 2. İdare Mahkemesitarafından02.05.2019 tarih ve 2018/930 Esas, 2019/428 Kararsayılı karar ile davanın adli yargı mercii tarafındangörülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararıverildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilitarafından işbu karar için istinaf kanun yolunabaşvurulduğu, Adana Bölge İdare Mahkemesi 3.İdare DavaDairesinin 2020/102 Esas, 2020/24 Karar ve 24.09.2020 tarihli kararı ile mezkurkararın usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasınıgerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesi iledavacı vekilinin istinaf taleplerinin kesin olmak üzere reddine kararverildiği ve bu kararın 26.10.2019 tarihinde davacı vekilinetebliğ edildiği görülmüştür.
2247 sayılı yasanın19. maddesi"Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesinveya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisinegelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciingörevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.
(Değişik fıkra: 21/01/1982 - 2592/6 md.;Değişikfıkra: 23/07/2008-5791 S.K./9.mad) Yargı merciince, öncekigörevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da teminedilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir."
20. maddesi "Daha önceUyuşmazlık Mahkemesince yargı mercii belirtilmemiş olan birdavada temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme, davanın, davaya bakanmahkemenin görevi dışında olduğu kanısınavarırsa, incelediği kararı bozacak yerde, incelemeyi erteleyerekyargı merciinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurmaya karar verebilir." şeklindedir.
Buna göre eldeki dosyayabaktığımızda, Mersin 2. İdare Mahkemesitarafından aynı konuda verilen görevsizlik kararınınkesinleşmiş olması nedeni ile davacı tarafından talepedilen tazminat davasının hangi yargı yolunda görevlimahkemeler tarafından çözüleceğinin belirlenmesibakımından dosyanın 2247 sayılı yasının 19.ve 20. maddeleri gereğince resen Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilerek yargı yolunun belirlenmesinin istenilmesine karar vermekgerekmiştir.
Uyuşmazlık MahkemesininKararının sonucuna göre davalının istinaf incelemesikonusunda karar verilmesi ve inceleme yapılması UyuşmazlıkMahkemesinin kararına kadar dosyanın Dairemizce bekletilmesine kararverilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu nedenleaşağıdaki şekilde ara karar kurulmuştur."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
6.2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç"başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı,karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."
7.2918 sayılı Kanun'un "Kapsam"başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.
Bu Kanun, karayollarındauygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;
a) Karayolu dışındakialanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri,garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıtistasyonlarında karayolu taşıt trafiği içinfaydalanılan yerler ile,
b) Erişme kontrollükarayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarınınkamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısınısağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmetigören araçların, karayolu araçlarına ayrılankısımlarında da,
Bu Kanun hükümleriuygulanır."
8.2918 sayılı Kanun'un "İçişleriBakanlığının görev ve yetkileri"başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"a) Araçları, buKanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge vegereçleri, sürücüleri ve bunlara ait belgeleri,sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerin kurallarauyup uymadığını, trafik düzenlemelerinin veçeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olupolmadığını denetlemek.
b) Duran ve akan trafiğidüzenlemek ve yönetmek.
c) El koyduğu trafikkazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek.
d) Trafik suçuişleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekli işlemleriyapmak ve takip etmek.
e) Trafik kazası neticesindehastalanan veya yaralananların bakımlarını sağlayacaktedbirlerin süratle alınmasına yardımcı olmak veyakınlarına haber vermek.
f) Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek.
g) Sürücülerin belgelerinivermek.
h) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek.
i) Trafik kazalarınınoluş nedenleri ile ilgili tüm unsurları kapsayan istatistikverileri ve bilgilerini toplamak, değerlendirmek, sonuçlarınagöre gereken önlemlerin alınmasını sağlamak veilgili kuruluşlara teklifte bulunmak.
j) Hasar tazminatıödemelerini hızlandırmak amacıyla sigortaşirketlerince istenecek gerekli bilgi ve belgeleri vermek.
k) Ayrıca bu Kanunla ve buKanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.
Sürücülere aitbilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlarüzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukuki değişikliklerile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibikısıtlayıcı şerhlerin; elektronik ortamda tutulansiciller üzerine işlenmesi ve kaldırılmasıişlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar verenyargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşlarıtarafından elektronik sistemle yapılabilir. Sürücübelgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler,İçişleri Bakanlığı tarafından ilgili kamukurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veyakanunlardaki istisnalar hariç olmak üzere bu amaçlasınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkrayailişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
Bu maddedeki görev, yetki vesorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının,çalışma şekil ve şartları,görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi,çalışma usulleri, görev, yetki ve sorumluluklarınaait esaslar İçişleri Bakanlığıncaçıkarılacak yönetmelikte belirtilir."
9.2918 sayılı Kanun'un"Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk"başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Tescilsüreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ileilgili esaslar şunlardır:
a) Araç sahipleri,
1-Tescili zorunlu ve ilk tesciliyapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesihâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgilitrafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğününbelirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veyaözel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,
2-Tescilin yapılması veyasilinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmeliktebelirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak zorundadırlar.
a) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlüdürler.
c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır.
d) Tescil edilmiş araçlarınher çeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi,gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezasıborcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devirişlemi, siciline işlenmek üzere üçişgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ilevergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adınatrafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır.Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu TaşıtlarVergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergimükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyetibaşlar.
Yapılan satış vedevir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adınabir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklıkalmak kaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme vebildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkinusul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresiBaşkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemlersırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirdeTürk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarınca cezalandırılırlar.
Satış ve devirişlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süreiçerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez.
...
Haciz, müsadere, zapt, buluntu,trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almakzorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak içinsüresinde başvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasınailişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri veMaliye Bakanlıkları yetkilidir.
..."
10. 2918 sayılı Kanun'un "Belge ve plaka vermeye yetkilikuruluşlar" başlıklı 22. maddesinde;Yönetmelikte gösterilen esaslara göre,birinci fıkradabentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalanaraçlarailişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet GenelMüdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
11.2918 sayılı Kanun'un 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılıKanunun 14. maddesi ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme"başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.”
12.2918 sayılı Kanun'a dayanılarakçıkarılmış olan Karayolları TrafikYönetmeliği’nin 28. maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”;29. maddesinde “Tescile YetkiliKuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve BildirmeMecburiyeti ile Süreleri”; 30. maddesinde “Tescil İşlemleri MüşterekHükümleri”;31. maddesinde “Yeni Kayıt”;32. maddesinde“Tescil Belgesi veGeçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi vegeçerliliği”; “Tescile Dair Diğer İşlemler” üstbaşlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37.maddesinde “Satış veya devirişlemi yapılan araçların tescil işlemleri”;43. maddesinde “Çalınanaraçlar hakkında yapılacak işlemler”;44. maddesinde “Çalınan,kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge veplakalar” ileilgili hususlar ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
B. Yargı Kararı
13.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir:
"…Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümündeidare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukukualanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanınagiren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idariyargının görev alanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…" (Anayasa Mahkemesinin26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27/3/2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
14.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan Kenan YAŞAR'ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıylayapılan01/04/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılıKanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adliyargı yerince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, Mahkemece adli yargı dosyasınınekinde idari yargı dosyasının sureti ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
15. Raportör-Hakim SüleymanARIDURU'nun davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
16.Dava, davacının satın aldığı 33 ... 07plakalı hususi aracına çalınmış vedeğiştirilmiş olması nedeniyle ceza soruşturmasıkapsamında el konulmasında davalı idarenin kusurlu olduğuileri sürülerek, maddi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
17.Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,Kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adliyargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
18.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesininişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı veKanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılıKanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
19.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyetveren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardandoğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve buKanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkinhükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
20.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularakAdana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 11/03/2024 tarih veE.2022/1441 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 11/03/2024 tarih ve E.2022/1441sayılıbaşvurusunun REDDİNE,
01/04/2024tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ınKARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanVekili Üye Üye Üye
Kenan Nilgün Doğan Eyüp
YAŞAR TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Uyuşmazlık Mahkemesinin 15/02/2016 tarihli,E.2015/926, K.2016/50 sayılı kararındaki karşı oygerekçesinde belirtildiği gibi; "Uyuşmazlık,davacıya ait araca, emniyet yetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur.
Adli ve İdari yargı yerlerince verilengörevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığı üzerine sayın çoğunlukgörüşü doğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 110. maddesine 6099 sayılı Kanun'la eklenen 1. fıkraile "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanun'dan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Eldeki uyuşmazlık ise anılan Kanunhükmü kapsamında kalmamaktadır. Zira, 2918 sayılıKanun'un 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzereKanun motorlu araçların işletilmesinden doğan zararlarnedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı, resmisenetle satın aldığı araca emniyet yetkililerince elkonularak sahibine iade edilmesi sebebiyle uğradığı zarardadavalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolununaçık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında,idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerigereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevliolduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır.
Davalı kamu tüzel kişiliği olup;kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır. Somutolayda, bu davalının kanun ile kendilerine verilmiş bulunangörevleri gereği gibi yerine getirmedikleri ilerisürülmüştür. Görevin hiç veya gereğigibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
Trafik tescil ve büro amirliğitarafından araç tesciline ilişkin olarak yapılanişlemlerin idari nitelikte olup hiç yapılmaması,geç yapılması ya da gereği gibi yapılıpyapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetiminetabi bulunmasına göre 2577 sayılı İ.Y.U.K 2/1- bmaddesinde sayılan dava çeşitlerinden olan eldeki tamyargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye
Ahmet Bilal
ARSLAN ÇALIŞKAN