T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/146
KARAR NO : 2024/252
KARAR TR : 03/06/2024
ÖZET: Davacının satın aldığı aracın çalıntı olması nedeniyle sahibine iade edilmesinde, yurt dışından araç girişi ile bu aracın trafiğe kayıt ve tescil işlemlerinde denetimleri yetersiz kalan davalı idarelerin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : G.Kim.Ür.Paz.Hav. Tur.İnş. Tic. Ltd. Şti.
Vekilleri : Av. R.O - Av. A.K - Av. S.B
Davalılar: 1-İçişleri Bakanlığı Emniyet GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. C.C.K
2- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Vekilleri : Av. S.G - V.Y
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacıvekili, müvekkilinin ... FAH ... plakalı aracı Antalya 9.Noterliği işlemiyle 02/10/2018 tarihinde satınaldığını, arızası sebebi ile gittiği yetkiliserviste parça siparişi verilmek istenmesi esnasında,aracın parça tedariğinin İnterpol tarafındankapatıldığını öğrendiğini,İnterpol-Europol Şube Müdürlüğü'neyapılan müracaatta söz konusu aracın İnterpolkayıtlarına göre Almanya'da çalıntı kaydıbulunduğunu öğrendiğini, çalıntıkaydının olması sebebiyle 2019/20 ambar numarası ileGeçici Araç Ambarına teslimalındığını, müvekkili hakkında AntalyaCumhuriyet Başsavcılığının 2019/25536numaralı dosyası ile suç eşyasının satınalınması ve kabul edilmesi suçundan soruşturmabaşlatıldığını, Antalya CumhuriyetBaşsavcılığının aracın Almanya'ya tesliminekarar verdiğini ve müvekkilinin mülkiyet hakkının sonaerdiğini, Alman İnterpolü tarafından 14/11/2013 tarihindeçalıntı kaydı düşülmesine veTürkiye'ye ikinci el olarak getirildiğinin belirtilmesine rağmenaraç hakkında hiçbir işlem tesis edilmemesi sonucuaracın birden fazla kez noter vasıtasıyla satışınıngerçekleştirildiğini, noterden yapılan satışsenedi ile araç devri yapılırken aracınçalıntı olup olmadığının müvekkilitarafından bilinmesinin mümkün olmadığını,aracın tescil aşamasında trafik tescilbürolarının araç bilgilerinin doğruluğunukontrol etmesi, şüpheli bir durum oluştuğunda buişlemi gerçekleştirmemesi gerektiğini, araçbilgilerinin araştırılmasının idarenin denetimgörevinde olduğunu, çalıntı aracınTürkiye'ye girişinin sağlanaraktescil işlemlerininyapılmasının idarenin hizmet kusurunu oluşturduğunubelirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 275.000 TLaraç değeri ve 25.000 TL ikame araç değeri olmaküzere toplam 300.000 TL alacağın yasal faizi ile birlikte tazminiistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
2. Antalya 1. İdare Mahkemesi01/04/2021 tarih veE.2020/370, K.2021/332 sayılı kararı ile,davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-amaddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddinekarar vermiş, bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir :
"... 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyleBursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesinceyapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen AnayasaMahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasayaaykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiylereddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha öncekikimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayrımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin sonfıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adliyargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
2918 sayılı Kanunun idareye yüklediğidevir, satış ve tescil sorumluluğundan kaynaklanan işbudavanın, 2918 sayılı Kanunun yukarıda belirtilenhükmü uyarınca adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır..."
3.Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
B. Adli Yargıda
4.Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/11/2022 ve E.2021/201, K.2022/390sayılı kararı ile,uyuşmazlığın esasını inceleyerek davanınkısmen kabul, kısmen reddine karar vermiş, bu kararakarşı istinaf isteminde bulunulmuştur.
5.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Dördüncü HukukDairesi25/12/2023 tarih ve E.2023/756, K.2023/1917 sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesikararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarıncakaldırılmasına, davanın yargı yolunun caizolmasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usuldenreddine karar verilmesi için kararı veren ilk derece mahkemesinegönderilmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"...Dava, davalıBakanlıkların denetim görevlerini yetersizyaptığından bahisle uğranılan maddi zararıntahsili istemine ilişkindir. Davalı Bakanlıklar kamu tüzelkişilikleri olup, kural olarak işlem ve eylemleri kamusal niteliktaşır. Kamu idaresi niteliğinde olan davalılarınbakım ve denetim eksiklikleri bir hizmet kusurudur. İdarelerin hizmetkusurundan doğan zararlardan dolayı 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesigereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargıdavası açılması gerekir (11/02/1959 günlü ve17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı BirleştirmeKararı'nın II. bendi hükmü). Yargı yolu davaşartı niteliğinde olup taraflarca ileri sürülmese bilemahkemece resen (kendiliğinden) göz önündetutulmalıdır. (Yargıtay 4.HD 2015/3118-2016/1913) Somut olaydadavalı idarelerin yasa ile kendisine verilmiş olan denetimgörevini gereği gibi yerine getirmediği ilerisürüldüğündendava, hizmet kusuruna dayanmakta olup,tam yargı davası niteliğindedir.Uyuşmazlığın ise idari yargı yerindeçözümlenmesi gerekir. Hal böyle olunca mahkemecedavanın, HMK'nın 114/b ve 115/2'inci maddeleri gereğinceyargı yolu caiz olmadığından, dava şartıyokluğu sebebiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesigerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasayaaykırı düşmüştür..."
6. Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/01/2024 veE.2024/9, K.2024/9 sayılı kararı ile, HMK'nun 114/1-bmaddesi uyarınca dava şartı olan yargı yolunun caizolmaması nedeniyle usulden reddine karar vermiş ve bu kararkesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"...Yapılan inceleme vedeğerlendirmede; Davalı Bakanlıklar kamu tüzelkişilikleri olup, kural olarak işlem ve eylemleri kamusal niteliktaşımakta olup, kamu idaresi niteliğinde olandavalıların bakım ve denetim eksikliklerininbir hizmet kusuruolduğu, İdarelerin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareyekarşı, idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerektiği (11/02/1959 günlü ve 17/15sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nınII. bendi hükmü), yargı yolunun dava şartıniteliğinde olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkemeceresengöz önünde tutulması gerektiği, somut olaydadavalı idarelerin yasa ile kendisine verilmiş olan denetimgörevini gereği gibi yerine getirmediği ilerisürüldüğünden dava, hizmet kusuruna dayanmakta olup,tam yargı davası niteliğinde olduğu, bu nedenleuyuşmazlığın ise idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği dikkate alınarak,HMK'nın114/b ve 115/2'inci maddeleri gereğince yargı yolu caizolmadığından, dava şartı yokluğu sebebiyledavanın usulden reddine karar vermek gerekmişaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
7. 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu’nun "Amaç"başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı,karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."
8. 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu’nun "Kapsam"başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.
Bu Kanun, karayollarındauygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;
a) Karayolu dışındakialanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri,garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıtistasyonlarında karayolu taşıt trafiği içinfaydalanılan yerler ile,
b) Erişme kontrollükarayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarınınkamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolununbağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsularüzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayoluaraçlarına ayrılan kısımlarında da,
Bu Kanun hükümleriuygulanır. "
9.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "İçişleriBakanlığının görev ve yetkileri" başlıklı5. maddesi şöyledir:
"(Başlığıile Birlikte Değişik: 6/12/2019-7196/39 md.)
İçişleriBakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Araçları, bu Kanunagöre araçlarda bulundurulması gerekli belge vegereçleri, sürücüleri ve bunlara ait belgeleri,sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerinkurallara uyup uymadığını, trafik düzenlemelerinin veçeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olupolmadığını denetlemek.
b) Duran ve akan trafiğidüzenlemek ve yönetmek.
c) El koyduğu trafikkazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek.
d) Trafik suçuişleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekli işlemleriyapmak ve takip etmek.
e) Trafik kazası neticesindehastalanan veya yaralananların bakımlarını sağlayacaktedbirlerin süratle alınmasına yardımcı olmak veyakınlarına haber vermek.
f) Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek.
g) Sürücülerinbelgelerini vermek.
h) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek.
i) Trafik kazalarınınoluş nedenleri ile ilgili tüm unsurları kapsayan istatistikverileri ve bilgilerini toplamak, değerlendirmek, sonuçlarınagöre gereken önlemlerin alınmasını sağlamak veilgili kuruluşlara teklifte bulunmak.
j) Hasar tazminatıödemelerini hızlandırmak amacıyla sigortaşirketlerince istenecek gerekli bilgi ve belgeleri vermek.
k) Ayrıca bu Kanunla ve buKanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.
Sürücülere aitbilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlarüzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukuki değişikliklerile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcışerhlerin; elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesive kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veyaşerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veyakuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir.Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkiledecek bilgiler, İçişleri Bakanlığıtarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektroniksistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalar hariç olmaküzere bu amaçla sınırlı olarakpaylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslaryönetmelikte belirlenir.
Bu maddedeki görev, yetki vesorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının,çalışma şekil ve şartları,görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi,çalışma usulleri, görev, yetki ve sorumluluklarınaait esaslar İçişleri Bakanlığıncaçıkarılacak yönetmelikte belirtilir."
10.2918 sayılı Kanun'un "Araçlarınsatış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk" başlıklı 20. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
" (Değişik: 18/1/1985- KHK 245/7 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/7 md.)
Tescil süreleri,satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslarşunlardır:
a) Araç sahipleri,
1. (Değişik:13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olanaraçların satın alma veya gümrükten çekmetarihinden itibaren üç ay içinde tescili için;bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içindetescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmak,
2. (Değişik: 2/4/1998 -4358/3 md.) Tescilin yapılması veya silinmesi için vergikimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgelerisağlamak,
Zorundadırlar.
b) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlüdürler.
c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır.
d ) (Değişik:24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların herçeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi,gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari paracezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılır. Noterler tarafındanyapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.
Satış ve devirişlemi, siciline işlenmek üzere üçişgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ilevergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adınatrafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satışve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu TaşıtlarVergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergimükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyetibaşlar.
Yapılan satış vedevir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adınabir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklıkalmak kaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme vebildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülükgetirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemlersırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirdeTürk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarıncacezalandırılırlar.
Satış ve devirişlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisindeilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez. .
..
Haciz, müsadere, zapt, buluntu,trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almakzorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak içinsüresinde başvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasınailişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri veMaliye Bakanlıkları yetkilidir. .
.."
11.2918 sayılı Kanun'un "Belgeve plaka vermeye yetkili kuruluşlar" başlıklı22. maddesinde; Yönetmelikte gösterilen esaslara göre,birincifıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalanaraçlarailişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet GenelMüdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
12.2918 sayılı Kanun'un 11/01/2011 tarih ve 6099 sayılıKanunun 14. maddesi ile değişik"Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı110. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
" İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır.”
13 .2918 sayılı Kanun'a dayanılarakçıkarılmış olan Karayolları TrafikYönetmeliği’nin 28. maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”;29. maddesinde “Tescile YetkiliKuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve Bildirme Mecburiyetiile Süreleri”; 30.maddesinde “Tescil İşlemleri MüşterekHükümleri”; 31. maddesinde “Yeni Kayıt”;32. maddesinde“Tescil Belgesi veGeçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi vegeçerliliği”; “Tescile Dair Diğer İşlemler” üstbaşlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37.maddesinde “Satış veya devirişlemi yapılan araçların tescil işlemleri”;43.maddesinde “Çalınanaraçlar hakkında yapılacak işlemler”;44. maddesinde “Çalınan,kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge veplakalar” ileilgili hususlar ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
B. Yargı Kararı
14.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir:
"… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak,idari yargının denetimine bağlı olması gereken idaribir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…" (Anayasa Mahkemesinin26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27/3/2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
15.Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan03/06/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idariyargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli ve idari yargıdosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
16.Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davadaadli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra,gereği görüşülüpdüşünüldü:
17.Dava, davacının satın aldığı ... FAH ...plakalı aracın çalıntı olduğununanlışması üzerine araca idarece el konulmasınedeniyle, aracın yurda giriş ve trafiğe kayıt ve tescilişlemlerinde denetimleri yetersiz kalan davalı idarelerin kusurluolduğu ileri sürülerek, uğranılan maddi zararıntazmini istemiyle açılmıştır.
18.Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,Kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adliyargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
19.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesininişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı veKanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
20.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyetveren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idare çalışanlarınınkusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesikapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’unve bu Kanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkinhükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargıyerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği;bu düzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumlulukhükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özelnitelikte olduğu ve bu nedenle idare ajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarakuygulanması gerektiği kanaatineulaşılmıştır.
21.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak,Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2024 tarih ve E.2024/9, K.2024/9sayılı görevsizlik kararınınkaldırılmasıgerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/01/2024 tarih ve E.2024/9, K.2024/9sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
03/06/2024tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞIOYLARI ve OY ÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanVekili Üye Üye Üye
Kenan Nilgün Doğan Eyüp
YAŞAR TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Uyuşmazlık Mahkemesinin 15/02/2016 tarihli,E.2015/926, K.2016/50 sayılı kararındaki karşı oygerekçesinde belirtildiği gibi; "Uyuşmazlık,davacıya ait araca, emniyet yetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur.
Adli ve İdari yargı yerlerince verilengörevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığı üzerine sayın çoğunlukgörüşü doğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 110. maddesine 6099 sayılı Kanun'la eklenen 1. fıkraile "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanun'dan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Eldeki uyuşmazlık ise anılan Kanunhükmü kapsamında kalmamaktadır. Zira, 2918 sayılıKanun'un 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzereKanun motorlu araçların işletilmesinden doğan zararlarnedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı, resmisenetle satın aldığı araca emniyet yetkililerince elkonularak sahibine iade edilmesi sebebiyle uğradığı zarardadavalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolununaçık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında,idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerigereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevliolduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır.
Davalı kamu tüzel kişiliği olup;kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır. Somutolayda, bu davalının kanun ile kendilerine verilmiş bulunangörevleri gereği gibi yerine getirmedikleri ilerisürülmüştür. Görevin hiç veya gereğigibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
Trafik tescil ve büro amirliğitarafından araç tesciline ilişkin olarak yapılanişlemlerin idari nitelikte olup hiç yapılmaması,geç yapılması ya da gereği gibi yapılıpyapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetiminetabi bulunmasına göre 2577 sayılı İ.Y.U.K 2/1- bmaddesinde sayılan dava çeşitlerinden olan eldeki tamyargı davasında uyuşmazlığın çözümündeidari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye
Ahmet Bilal
ARSLAN ÇALIŞKAN