T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/485
KARAR NO : 2023/714
KARAR TR : 27/11/2023
ÖZET: Davalıya ait aracın Türk Telekoma ait rögar kapağına çarpması nedeniyle karayolunda meydana gelen trafik kazası neticesinde uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı :A.Y
Vekili :Av. H. K
Davalılar : 1-Kocasinan BelediyesiBaşkanlığı
Vekili :Av. F. A
2-Türk Telekom İletişim Hizmetleri A.Ş.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, müvekkiline ait...LB ... plaka sayılıaracı kullanan eşinin 10/06/2022 tarihinde Kayseri ili, Kocasinanilçesi, Atatürk Caddesinde seyir halinde iken;yoldabulunandavalı Türk Telekoma aitrögar kapağınınaracınaltınaçarpmasısonucunda aracında hasar meydanagelmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik100 TL hasar bedeli, 100 TL araçtan mahrum kalma bedeli, 100 TLaraç değer kaybı olmak üzeretoplam 300 TLtazminatınödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargıyerinde dava açmıştır.
2.Davalılardan Kocasinan Belediye Başkanlığı vekili,13/10/2022 tarihli birincicevapdilekçesindegörev itirazındabulunmuştur.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
3.Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/05/2023 tarihinde yapılan öninceleme duruşmasında E.2022/366 sayı ile, 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 138. maddesi gereğince davaşartlarının bulunduğunukayda geçirmiştir.
4.DavalılardanKocasinan Belediye Başkanlığı vekili12/05/2023 tarihli dilekçe ile, Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesininanılan kararla görev itirazlarının zımnenreddedildiği ileri sürerek olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasını talepetmiştir.
5. Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/05/2023 tarih veE.2022/366 sayılıkararı ile, Kocasinan BelediyeBaşkanlığı vekilinin 12/05/2023 tarihli dilekçesidikkate alınarak dosyanın incelendiğini belirterek yargıyolu itirazının reddine ve 12/05/2023 tarihinde mahkemeye sunulanolumlu görev uyuşmazlığıçıkartılmasına ilişkin talebindeğerlendirilmesi için dava dosyasının DanıştayBaşsavcılığına gönderilmesine kararvermiştir.
B. Olumlu Görev UyuşmazlığıÇıkarılmasına İlişkin DanıştayBaşsavcılığı Talebi
6.Danıştay Başsavcısı, kamu hizmeti yürütenidarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiğizararın tazmini istemiyle açılan davada, tazminat istemininidari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle, 2247sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına kararvererek dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir.Olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ilişkin talebin ilgili kısmışu şekildedir:
"2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununda hukukî sorumluluğa ilişkindüzenlemeler “Hukukî Sorumluluk ve Sigorta”başlıklı 8. kısımda 85 ve devamı maddelerinde yeralmakta olup, sorumlu olarak motorlu araç işleteni ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre, bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olacaklardır. Kanun’un 106. maddesinde,kamu kuruluşlarına ait araçların neden olduğuzararlara ilişkin sorumluluk da 85 ve devamı maddeleri gereğinceişletenin hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümleretâbi kılınmıştır. Özel hukuk ya da kamuhukuku kişisi olması fark etmeksizin Karayolları Trafik Kanunugereğince sorumluluk, motorlu araç işleteni ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibisıfatı ile sınırlı tutulmuştur.Dolayısıyla kanun koyucu, idarenin hizmet kusurunu kapsamdışında bırakmıştır.
2918 sayılı Kanunun 110.maddesinin başlığı daha önce “Yetkilimahkeme” iken, bu başlık 11/01/2011 tarihli ve 6099sayılı Kanun’un 14. maddesi ile "Görevli ve YetkiliMahkeme" olarak değiştirilmiştir. Maddenin taslakgerekçesinde; “...İdarî ve adlî yargıkolları arasındaki görev uyuşmazlıkları, trafikkazalarından kaynaklanan davaların görülmesindesürekli bir belirsizliğe, gecikmelere ve hak kayıplarınayol açmaktadır. Teklif, sözü edilen belirsizlikleri,hukuk devletinin ve trafik/tehlike sorumluluğunun yapısalözelliği içinde gidermektedir. Zarar görenin kamugörevlisi olması, adlî yargı görevini etkilemez.Karayolları Trafik Kanunu, ne kamu araçları ve ne de oaraçlar içinde bulunan zarar gören kamu görevlileribakımından -doğru olarak- bir ayırımyapmamıştır. Yasanın amacı, karayolu trafiğininve araçların ürettikleri risklere dayalı hukukta yeknesakçözüm düzenioluşturmaktır. Yargısal görev (usûl) de buamacın dışında değildir. Bir başkayönüyle teklif, yargı sistemindeki "görevsizliktartışmalarının yükünü" ortadankaldırmakta ve hak arama özgürlüğü ile âdilyargılanma hakkını gücendirmektedir. Görevkuralını üretme münhasır yetkisi, Anayasayaaykırı olmamak kaydı ile yasama organına aittir.(Any.m.142)...” ibarelerine yer verilmiş, komisyonundeğişiklik gerekçesinde ise değişikliğin amacıaçık bir şekilde belirtilerek; “... Sonuç olarak,kamuya ait olan araçların sebebiyet verdiği trafikkazaları ile hemzemin geçitlerde meydana gelen tren-trafikkazaları Karayolları Trafik Kanununa bağlıkılınmış, bu uyuşmazlıklarda görevinadlî yargıda olduğu yönünde düzenleme yolunagidilmiştir. Ayrıca Karayolları Trafik Kanununun sorumlulukhukuku yönünden benimsediği "işleten" terimi ile(m. 85) yine aynı Kanunda kamuya ait araçlar yönündenbenimsenen "aidiyet" terimi (m.106) arasında sorumluluk bağıyönünden bir ayrıma gidilemeyeceği hususunun Kanundüzeyinde açıklığa kavuşturulması vekamuya aidiyetin kategorik farklılığı (mülkiyet,sınırlı ayni hak, sözleşmeye dayalı kullanımvb.) işleten kavramıyla bağdaştığısürece ayrı bir sonuç doğurmayacağıhususları göz önünde bulundurulmuş ve mülkiyetinyanında diğer tiplerin de kapsanması amacıylaKarayolları Trafik Kanununun değiştirilmesiöngörülen 110 uncu maddesinin birinci fıkrasındageçen "İşleteni" ibaresinden sonra gelmek üzere"veya sahibi" ibaresi eklenmiştir. Komisyon, bu türkazalarda, zarar görenin kamu görevlisi olması hallerinde,farklı bir görev kuralı üretilmesinin özel hukukunsağladığı daha avantajlı duruma karşın,eşitlik ilkesine aykırı olacağıdüşüncesiyle farklı bir düzenlemeyegitmemiştir...” ifadelerine yer verilmiştir.
2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun, 6099 sayılı Kanun'un 14.maddesiyle değiştirilen 110. maddesinin birincifıkrasının Anayasaya aykırı olduğuiddiasıyla açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013tarih ve E:2013/68, K:2013/165 sayılı kararıyla"İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin askerkişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkinolmasına, kamu ya da özel araç olmasına veya olayınhemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adlîyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askerî İdarî yargı, idarî yargı veyaadlî yargı kolları arasında uygulamada var olan yargıyolu belirsizliği giderilerek, söz konusu davalarla ilgili olarakyeknesak bir usûl belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adlî yargıda görüleceği yolundagetirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır." gerekçesiyle kanungerekçesi doğrultusunda yorum yapılarak itirazreddedilmiştir.
Öte yandan, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Ölüm veyavücut bütünlüğünün yitirilmesindendoğan zararların tazmini davalarında görev”başlıklı 3. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 16/02/2012 tarih veE:2011/35, K2012/23 sayılı kararı ile “...Dava konusukuralla, sadece kişinin vücut bütünlüğüneverilen maddî zararlar ile buna bağlı manevîzararların ve ölüm nedeniyle oluşan maddî vemanevî zararların tazmini konusu kapsama alınmakta ve butazminat davalarına bakma görevi asliye hukuk mahkemelerineverilmektedir.
Buna göre, aynıİdarî eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararlar kapsamaalınmadığından, sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davaları İdarî yargıdagörülmeye devam edecek, bu durumda, idarenin aynı yapıiçinde aldığı kararın birbölümünün İdarî yargıda birbölümünün adlî yargıda görülmesiyargılamanın bütünlüğünübozacaktır. Ayrıca iki ayrı yargı kolunda görülendavalarda, idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı,idarenin tazmin yükümlülüğü konularındafarklı sonuçlara ulaşılabilecektir. Esasen idarehukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramları,kişilerin gördüğü zararların tazminindekullanılan ve kişilerin idare karşısında korunmakapsamını genişleten kavramlardır. İdare hukukunda,idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri,fedakârlığın denkleştirilmesi gibi kusursuzsorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerinuğradığı zararların tazmin edilmesi mümkündür.Özel hukuk alanındaki kusursuz sorumluluk halleri ise belirli konulariçin düzenlenmiş olup sınırlıdır.İdarenin idare hukuku esaslarına dayanarak tesis ettiğitartışmasız bulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumluolduğu diğer sebeplerden kaynaklanan zararlara ilişkindavaların İdarî yargı yerlerinde görülmesigerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle, yukarıda belirtildiğigibi aynı İdarî eylem, işlem veya sorumluluk sebebindenkaynaklanan zararların tazminine ilişkin davaların farklıyargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklıneden olduğu söylenemez...” gerekçesiyle Anayasaya aykırıbulunarak iptal edilmiştir.
110. maddede yapılandeğişiklik ile “kamu araçlarının”verdiği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğuna ilişkinolarak 2918 sayılı Kanun’un amacına uygun biçimdeadlî yargıda görüm ve çözüm esasıbenimsenmiş, bu çözümün adlî veİdarî yargı görev ayrımına ilişkin anayasalkurallarla da uyum içinde olduğu vurgulanmış,düzenlemede, taslak ve komisyon gerekçelerinde ve Anayasa Mahkemesikararlarında, hizmet kusurundan kaynaklanan hukukîuyuşmazlıkların da bu kapsamda değerlendirileceğineyönelik herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir.
İdarî dava türlerive İdarî yargı yetkisinin sınırınıdüzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinde, “İdarî eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar”tarafından İdarî yargı yerinde tam yargı davasıaçılabileceği kurala bağlanmıştır.
İdarenin iki türsorumluluğu bulunmakta olup, biri idarenin özel hukuk ilkeleridoğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklananözel hukuk sorumluluğu, diğeri ise idarenin idare hukukuilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmelerve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamuhukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukunaözgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilereverdiği zararları tazmin yükümlülüğü,idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdarenin kusura dayanansorumluluğu, “hizmet kusuru” olarakadlandırılmaktadır. Genel olarak içtihat veöğretide hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğuherhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veyateşkilatında, bünyesinde, personelinde yahutişleyişinde birtakım aksaklık, hukukaaykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlıkveya ihmalin ortaya çıkması şeklindetanımlanmaktadır.
Hizmet kusurunun üçdurumda varlığı hem yargı içtihatları hem deöğretide kabul edilmiştir. Bunlar; hizmetin hiçişlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesidir.
İdarî eylem, kamu idareve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kuralve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuzdavranış ve fiillerden ibarettir. İdarî işlem ise,kamu hukuku kurallarına dayanılarak yapılan muamelelerdir.İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamugücünü kullanarak, idare hukuku kural ve gereklerine göreyaptığı faaliyetlerin, hukukî ve maddî hayattakigörünümleridir. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinegöre, İdarî eylem ve işlemlerden dolayı zarargören kişiler tarafından açılacak "tamyargı" davaları İdarî yargı yerindegörülür ve çözümlenir.
Kamu tüzel kişilerinin,kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel hukuk kurallarınagöre, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığıeylem ve işlemler ise özel hukuk alanına ilişkin olduğundan,bunlar İdarî eylem ve işlem olarak nitelendirilemezler. Kamuidare ve kurumlarının, egemenlik hakkının bir temsilcisiolarak yaptığı faaliyetlerinde veya ondan doğaneylemlerinde hizmet unsuru söz konusu olduğu hâlde, özelhukuk tüzel kişisi olarak yürütülen faaliyetlersırasında meydana gelen zararlardan ötürü ilgili kamutüzel kişisinin sorumluluğunun özel hukukhükümleri ve ilkeleri uyarınca belirlenmesi gerekir.
2918 sayılı Kanun'un, 6099sayılı Kanun ile değişik "Görevli ve YetkiliMahkeme" başlıklı 110. maddesinde "bu kanundandoğan sorumluluk davaları" ifadesiyle, 2918 sayılıKanunda yer alan hukukî sorumluluğa ilişkin kurallarınuygulanacağı davalarla sınırlı biçimdegörevli yargı yerinin belirlendiği vurgulanmaktadır.Dolayısıyla, görevli yargı yeri belirlenirken, Kanundamotorlu taşıt araçlarının verdiği zararlarla sınırlıbiçimde düzenlenen sorumluluk kurallarının, dava konusuuyuşmazlığa uygulanıp uygulanamayacağınınbelirlenmesi gerekir.
Karayolları Trafik Kanunu 13kısımdan oluşan bir kanundur ve her kısımdafarklı konular düzenlenmiştir. "Hukukî Sorumluluk veSigorta” başlığını taşıyan 8.kısımda 4 bölüme ayrılmış, I.bölümde işletenin hukukî sorumluluğu, 2.bölümde sigorta, 3. bölümde özel durumlar ve 4.bölümde ortak hükümler düzenlenmiştir. Sistematikaçıdan bakıldığında, Kanun'un 110. maddesindekigöreve ilişkin düzenlemenin 8. kısımda düzenlenenişletenin sorumluluğuna ilişkin olması gerekir.Dolayısıyla "bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları" ifadesinden kastedilen,
Kanun'un 8. kısmında 85 vedevamı maddelerinde düzenlenen sorumluluklara ilişkin davalarolup, bu davalarda adlî yargı görevlikılınmıştır. Kamu tüzel kişilerine aitaraçların sebep olduğu zararlara ilişkin sorumluluğudüzenleyen 106. maddenin de özel durumları düzenleyen 3.bölümde yer alması, ardından gelen 4. bölümdeki110. maddenin sadece böyle bir sorumluluğa (işleteninsorumluluğuna) ilişkin görev kuralınıdüzenlediğini göstermektedir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun110. maddesinin birinci fıkrasının konuluş amacı,hükmün gerekçesinde de belirtildiği üzere, kamutüzel kişilerini Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilentüm sorumluluk halleri bakımından adlî yargıyatâbi kılmak değil, sadece işletenin sorumluluğunailişkin davaların adlî yargıda görülmesini sağlamaktır.Hükmün, Uyuşmazlık Mahkemesinin anladığışekilde uygulanması idare hukukunun kuralları ve Kanun'un 106.maddesiyle uyuşmayacağı gibi, kanun koyucuyu böyle birsistem değişikliği yapmaya sevkedecek (kamu hizmetiniteliğindeki karayollarının yapımı vebakımı gibi faaliyetlerin yol açtığızararların tazminine ilişkin davalar hizmet kusuru sebebiyleîdarî yargıya tâbiyken, artık bu türdavaların adlî yargıda görülmesini haklıkılacak) bir gereklilik de bulunmamaktadır. (Doç. Dr.Haşan Petek, Kamu Tüzel Kişilerinin Karayolları TrafikKanunu'na Göre Hukukî Sorumluluğu, Dokuz Eylül Hukuk FakültesiDergisi C:16 Özel Sayı:2014, s. 3319, 3322)
Karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik güvenliğinisağlama ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm tedbirleribelirleme amacını taşıyan 2918 sayılı Kanun, EmniyetGenel Müdürlüğü, Milli EğitimBakanlığı, Gıda Tarım ve HayvancılıkBakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığı yanında Karayolları GenelMüdürlüğünün de trafik güvenliğiyönünden görev ve yetkilerini sayma yoluyla belirlemiştir.Ancak Kanunda, diğer kamu idarelerinin trafik düzeni ve trafikgüvenliği ile ilgili olarak üstlendikleri kamu hizmetlerindendolayı hukukî sorumlulukları düzenlenmişdeğildir.
2918 sayılı Kanun'unhukukî sorumluluk ve sigorta başlıklı sekizincikısmında; araç işleticisinin bağlı olduğuteşebbüs sahibinin hukukî sorumluluğu; başka biranlatımla motorlu araçların karıştığıtrafik kazaları sonucu ortaya çıkan zarar nedeniylearaç sahiplerinin ve işletenlerin hukukî sorumluluğudüzenlenmiştir.
2918 sayılı Kanun'unhukukî sorumluluğa ilişkin sekizinci kısmında yeralan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Devlet vediğer kamu kuruluşlarına ait motorlu araçlarınkarıştığı kazalar nedeniyle araçişleticisi sıfatıyla kamu idareleri ve kuruluşlarınakarşı açılacaklarda dahil bütün araçsahibi ve işleticilerine karşı açılan davalarıngörüm ve çözümü adlî yargınıngörev alanına girmektedir. Fakat kamu idareleri vekuruluşlarının, trafik güvenliği ve düzeninisağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş kanunları, gerekse2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yürüttüklerihizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşıması ve 2918sayılı Kanun'da da kamu idare ve kuruluşlarınınsorumluluklarının ayrıca düzenlenmemiş olmasıkarşısında; trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı öne sürülenzararların tazmini istemiyle, ilgili idarelere karşıaçılan davaların görüm veçözümü idarî yargının görevalanına girmektedir.
Bu itibarla, belediyelerin 5393sayılı Kanunda belirtilen görevlerinden olan yol yapım,bakım, işletme ve trafik güvenliğini sağlamayayönelik olarak yürüttükleri kamu hizmetinden kaynaklananhukukî sorumluluğun idare hukuku ilke ve kurallarına göretespiti ve hizmetin kusurlu işletildiği iddiasıylaaçılacak tam yargı davalarının İdarîyargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından seyir halindeolan aracın alt kısmına belediyenin hizmeti kusurluişletmesi nedeniyle rögar kapağınınçarpması sonucu araçta hasar oluştuğuiddiasıyla dava açıldığına göre kamuhizmetinden kaynaklanan hukukî sorumluluğun idare hukuku ilke vekurallarına göre belirlenmesi gerekmekte olup, tazminatahükmedilmesi istemiyle açılan davanın tam yargıdavalarına bakmakla görevli İdarî yargı yerinceçözümlenmesi gerekir.
Nitekim, Danıştayİdarî Dava Daireleri Kurulunun 08/03/2017 tarihli ve E:2015/1143,K:2017/1070 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk GenelKurulunun 06/04/2021 tarihli ve E:2018/826, K2021/426 sayılıkararı da bu görüşü destekler niteliktedir."
7.Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 13. maddesine göreYargıtay Cumhuriyet Başsavcısının da yazılıdüşüncesi istenilmiştir.
III.BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ
8.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcılığınca2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca yapılanbaşvurunun reddi gerektiği yolunda yazılıdüşünce vermiştir. Görüşünilgilikısmı şöyledir:
''... 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacınınkarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanun'untrafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu Kanun'un karayollarındauygulanacağı, 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacakdurumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerleretrafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimleriningörev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, 2918sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyledeğişik 110. maddesinde, “İşleteni veya sahibi Devletve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trajık kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. / Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir.” hükmübulunmaktadır.
Somut olayda meydana gelen trafikkazasının, aracın karayolu üzerinde manevra yaparkengerçekleştiği, aracın karayolu üzerindeki eylemininKanun'un 3. maddesinde belirtilen;"Karayolu üzerindeki hal ve hareketleri," kapsamınagirdiği, yani trafikten kaynaklandığı açıkolduğundan, davalı idarenin sorumluluğunun 2918 sayılıKanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kamu hizmeti yürütenidarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiğizararın tazmini istemiyle açılan davada, kamu hizmetininyöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesindehizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının saptanmasının gerektiği, buhususların sarartmasının ise idare hukuku ilkelerine göreyapılabileceği kuşkusuzdur.
Bununla birlikte, kanun koyucununidari yargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceği, dolayısıyla 2918 sayılıKanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarınınçözümünde adli yargının görevliolduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin23/01/2023 tarihli ve 2022/588 Esas, 2023/84 Karar sayılı ve13/10/2014 tarihli ve 2014/816 E., 2014/913 K. sayılıkararlarında da bu tür davaların çözümündeadli yargının görevli olduğu vurgulanmıştır.
Bu nedenle, DanıştayBaşsavcılığının 2247 sayılı Kanun'un10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun reddinekarar verilmesi gerekmektedir.''
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
9. 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı,karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."
10. 2918 sayılıKanun'un “Kapsam” başlıklı2. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsar. Bu kanunkarayollarında uygulanır..."
11. 2918 sayılı Kanun'un "Belediye trafik birimleri, görev veyetkileri" başlıklı 10. maddesişöyledir:
"Bu Kanunla belediyelereverilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahallitrafik birimleri ile işbirliği yapılarakyürütülür.
a) Kuruluş
Her belediyebaşkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesigözönünde tutularak İçişleriBakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genelhükümlere göre, belediye trafik şubemüdürlüğü, şefliği veya memurluğukurulur.
b) Görev ve yetkiler
1. Yapım vebakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak
durumda bulundurmak,
2. Gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak,
3. Karayolu yapısında veüzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirlerialmak, aldırmak ve denetlemek,
4. Karayolunda trafik içintehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze görekolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadankaldırmak,
5. Yol yapısı veyaişaretleme yetersizliği yüzünden trafikkazalarının vuku bulduğu yerlerde,yetkililerce teklif edilentedbirleri almak,
6. Çocuklar içintrafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasınısağlamak,
7. Bu Kanun ve bu Kanuna göreçıkarılan yönetmeliklerle verilen diğergörevleri yapmak."
12.2918 sayılı Kanun'un“Karayolu trafik güvenliği”başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Karayolunun yapımı,bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür."
13.2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir:
“İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”
14. 2918sayılı Kanun'un geçici 21. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”
B. Yargı Kararı
15.Anayasa Mahkemesinin 27/03/2014 tarih ve 28954 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararınınilgili kısmı şöyledir:
“…AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiğigibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargıkolları arasında uygulamada var olan yargı yolubelirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesakbir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynıyargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
16. UyuşmazlıkMahkemesinin Muammer TOPAL'ın Başkanlığında,Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR,Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ınkatılımlarıyla yapılan 27/11/2023 tarihli toplantısında;dosya üzerinde 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarıncayapılan incelemeye göre, davalılardanKocasinan Belediye Başkanlığı vekilinin birinci cevapdilekçesinde görev itirazında bulunduğu, mahkemece,11/05/2023 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 138. maddesi gereğince davaşartlarının bulunduğunun zapta geçirildiği,anılan idarece, Mahkemenin bu kararla görev itirazınınzımnen reddedildiğini ileri sürerek, 12/05/2023 tarihlidilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasını talep etmesi üzerine, mahkemecebu kez; 24/05/2023 tarihli ara karar ile,anılan davalının12/05/2023 tarihli dilekçesinin dikkate alınarak dosyanınincelendiği belirtilerek yargı yolu itirazının reddine ve12/05/2023 tarihinde mahkemeye sunulan olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılmasına ilişkin talebindeğerlendirilmesi için dosyanın DanıştayBaşsavcılığına gönderilmesine karar verdiği,mahkemece ön inceleme duruşmasında davaşartlarının bulunduğunun zapta geçirilmesiyleyargı yolunun caiz olduğu sonucunaulaşıldığından, yargı yolu bakımındangörev itirazında bulunan davalının görevitirazının reddedildiği sonucuna ulaşılmak suretiyleolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması için başvuruda bulunmasında,2247 sayılı Kanun'dabelirtilen usuleuygunluk bulunmamakla birlikte,görev hususunun kamu düzeninden olması hususugözetildiğinde, anılandavalı vekilinin, 2247sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamındayaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12. madde uyarıncabaşvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısınca,10. maddede öngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin başka birnoksanlık da bulunmadığından, davalılardanKocasinanBelediye Başkanlığı yönündençıkarılangörev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
17.Raportör-Hâkim Gülay DOĞAN’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davadaadli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra,gereği görüşülüpdüşünüldü:
18.Dava, davacıya ait aracı kullanan eşinin trafikte seyirhalindeyken, aracın yolda bulunan rögar kapağınaçarpması neticesinde meydana gelen maddi hasarlı trafikkazasında, davalıların kusur ve sorumluluğununbulunduğu ileri sürülerek, uğranılan maddizararın tazmini istemiyle açılmıştır.
19.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, yukarıda belirtilengerekçesi ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
20.Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında; “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, Kanun koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esasitibariylegörevkonusundaverilmişbirkarardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
21.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesininişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
22.Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak,Danıştay Başsavcısının başvurusunun reddinevermek gerekmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.DanıştayBaşsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
27/11/2023tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN'ın ve Bilal ÇALIŞKAN'ınKARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Nilgün Doğan Eyüp
TOPAL TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
İdareninkendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'datekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme,trafik güvenliğini sağlama şeklindeyürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi;uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Üye Üye
AhmetARSLAN Bilal ÇALIŞKAN