T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/566
KARAR NO : 2023/699
KARAR TR : 27/11/2023
ÖZET: 5434 sayılı Kanun'a tabi, emekli sandığı iştirakçisi olan davacının, Ziraat Bankası A.Ş.'de geçen çalışmalarının Emekli Sandığı ile ilişkilendirilmesi işleminin iptali istemiyle açtığı davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : S.Ö
Vekili : Av. E.S
Davalılar: 1- Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.
Vekili : Av. A.T
2- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili : Av. E.T
3- T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş.Mensupları Emeklive Yardım Sandığı Vakfı
Vekili : Av. G. K. S
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, 04/01/2010 tarihinde belirsiz süreli hizmetsözleşmesiyle davalı bankada çalışmayabaşlayan ve halen İstanbul Ümraniye Girişimci Şubedemüşteri ilişkileri yetkilisi olarak çalışmayadevam eden davacının, bu bankada çalışmayabaşladığı tarihten önce 21/08/1987 - 01/11/1988tarihleri arasında İzmir Defterdarlığında, 10/10/1994- 01/12/1994 ile 21/08/1995 - 17/03/1997 tarihleri arasında ise MaliyeBakanlığı Milli Emlak GenelMüdürlüğünde Emekli Sandığına tabiolarak; 17/03/1997 - 20/02/1998 tarihleri ile 10/08/2004 - 15/12/2009 tarihleriarasında özel sektörde muhtelif kurumlarda Sosyal SigortalarKanununa tabi olarak; 01/03/1998 - 27/07/2004 tarihleri arasında Yapıve Kredi Bankası A.Ş. Mensupları Yardım ve Emekli SandığıVakfına tabi olarak çalıştığını,davalı bankadaki çalışmalarının İzmirDefterdarlığı ve Milli EmlakMüdürlüğündeki çalışmalarınaistinaden Emekli Sandığı ile ilişkilendirildiğinifakat davalı bankada çalışmayabaşladığı tarihten önceki en sonçalışmasının 506 sayılı Kanuna tabi olupyaklaşık 6 yıl sürmüş olması ve EmekliSandığı ile bu tarihler itibariyle herhangi bir ilgisininolmaması nedenleriyle T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. HalkBankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım SandığıVakfına tabi olarak çalışması gerekirken EmekliSandığıyla ilişkilendirilmesinin yasal dayanaktan yoksunolduğunu ifade ederek; 04/01/2010 tarihinden itibaren davalı bankadageçen çalışmalarının EmekliSandığı ile ilgilendirilmesi işleminin hukuka aykırılığınıntespiti ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. Halk BankasıA.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım SandığıVakfına geçişin tesisi yönünde karar verilmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞAİLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
2. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi 17/03/2016 tarih veE.2015/525, K.2016/67 sayılı kararı ile, "Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu"gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkiyönünden ve usulden reddine karar vermiş, davalı vakıfvekilinin temyiz etmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 07/03/2017tarih ve E.2016/17491, K.2017/1888 sayılı kararı ile, "davanın esasına girilerek sonucunagöre karar verilmesi" gerektiği gerekçesiyleilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
3. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi 05/06/2018 tarih veE.2017/197, K.2018/247 sayılı kararı ile, davanınkabulüne karar vermiş, davalılar vekillerinin temyiz etmesiüzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 15/05/2019 tarih ve E.2018/4996,K.2019/4321 sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi kararınınbozulmasına karar vermiştir. Bozma ilamının ilgilikısmı şöyledir:
"Dava, T.C. Ziraat BankasıA.Ş. nezdinde 04.01.2010 tarihinden itibaren geçençalışmaların, 5434 sayılı Yasa ileilgilendirilmesi işleminin hukuka aykırı olduğununtespitine, işlemin iptaline, 506 sayılı YasınınGeçici 20. maddesi kapsamındaki T.C. Ziraat BankasıA.Ş.-T.C. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli veYardım Sandığı Vakfı ile ilişkilendirilmesiistemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamısonrası davanın kabulüne karar verilmiştir. .
Hükmün, davalılarvekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğininsüresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik HakimiBarış Kılıç tarafından düzenlenen raporladosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereğidüşünüldü ve aşağıdaki karar tespitedildi.
Dosya kapsamına göre mahkemenin,davacının 04.01.2010 tarihinden sonraki hizmetlerinin, T.C. ZiraatBankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emeklive Yardım Sandığı Vakfı ile ilgilendirilmesigerektiğinin tespitine dair kararı yerinde ise de, ilgili tarihtenitibaren T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de geçençalışmalarının 5434 sayılı yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline dair hüküm yerinde değildir. Zira, söz konusukarar, ilgilendirilme kararının doğal sonucu ise de; bu husustakarar verme yetkisi idari yargının görev alanındadır.
Mahkemelerin görevi veyargı yolu "yasa" ile belirlenmiş olup, kamu düzenineilişkin olduğundan yargılamanın her safhasındamahkemece resen nazara alınır.(HMK 1. madde)
İş Mahkemeleri, 5521sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özelmahkemeler olup, bazı maddeleri dışında 01.10.2008tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun101. maddesinde, aksine hüküm bulunmayan hallerde 5510sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceği hükme bağlanmıştır.
5510 sayılı Kanunun, 5434sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümlerinidüzenleyen geçici 4. maddesinde, “Bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliğisona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleridevam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır.
Bu Kanunda aksine birhüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçiiken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olarak çalışmış olup buKanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabiolarakyeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dulve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılır.
Bu madde kapsamına girenlerinaylıklarının bağlanması, artırılması,azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptanödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğerödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında buKanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dedahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkatealınır...” düzenlemesine yer verilmiştir.
Açıklanan yasaldüzenlemeler çerçevesinde somut olayadönüldüğünde; 01.09.1987-14.04.1997 tarihleriarasında 5434 sayılı Yasa kapsamında, 1997/1-15.12.2009tarihleri arasında 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-a maddesikapsamında, 04.01.2010 tarihinden itibaren ise davalı ZiraatBankası Genel Müdürlüğü’nde 5434sayılı Yasa kapsamında hizmeti bulunan davacının,04.01.2010 tarihinden itibaren geçençalışmalarının, 5434 sayılı Yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptali talebinde, 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamaktaolup, buna göre 5510 sayılı Kanunun 101. maddehükümlerine göre sınırlı yetki iledonatılmış iş mahkemesi görevli değildir.Bu talepyönünden, idari yargının görevli olduğundanbahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasayaaykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılarvekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabuledilmeli ve hüküm bozulmalıdır."
4. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi 29/11/2019 tarih veE.2019/351, K.2019/345 sayılı kararı ile, yargı yolununcaiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş,davacı vekilinin temyiz etmesi üzerine Yargıtay 10. HukukDairesi 23/06/2021 tarih ve E.2020/130, K.2021/8853 sayılıkararı ile, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasınakarar vermiştir.Bozma ilamının ilgili kısmışöyledir:
"Dava konusu olan T.C. ZiraatBankası A.Ş. nezdinde 04.01.2010 tarihinden itibaren geçençalışmaların, 506 sayılı YasınınGeçici 20. maddesi kapsamındaki T.C. Ziraat Bankası A.Ş.-T.C.Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve YardımSandığı Vakfı ile ilişkilendirilmesine yöneliktalebin iş mahkemesince, ilgili tarihten itibaren T.C. Ziraat BankasıA.Ş.'de geçen çalışmalarının 5434sayılı yasaya göre Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptaline yönelik talebin idari yargıgörev alanına girdiği belirgin olup, idari yargıalanına giren talep yönünden tefrik kararı verilip,diğer talep yönünden davanın kabulüne karar verilmesigerekmektedir.
Mahkemece, açıklananmaddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayalıolarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûlve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin buyönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli vehüküm bozulmalıdır."
5. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi 14/01/2022 tarih veE.2021/404 sayılı kararı ile, "ZiraatBankası A.Ş.'de geçen çalışmaiddialarına ilişkin 5534 sayılı yasaya göre emeklisandığının ilgili olduğuanlaşıldığından buna yönetik talebin idariyargının görev alanına girdiği anlaşılmaklabu talep yönünden dosyanın tefrikine" kararverilmiş, tefrik edilen dosya mahkemenin E.2022/10 sayısınakaydedilmiştir.
6. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi13/04/2022 tarih ve E.2022/10, K.2022/117 sayılı kararıile, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usuldenreddine karar vermiş, tarafların temyiz etmemesi üzerine kararkesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"Davacı asil davadilekçesi ile; davalı bankada 04.01.2020 tarihinden beri belirsizsüreli hizmet sözleşmesiyleçalıştığını, bu işyerinebaşlamadan önce 21.08.1987-01.11.1988, 10.10.1994-01.12.1994 ile21.08.i995-17.03.1997 tarihleri arasında Emekli Sandığınatabi olarak. 17.03.1997-20.02.1998 ile 10.08.2004-15.1212009 tarihleriarasında Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak, 01.03.1998-27.07.2004tarihleri arasında da Yapı Kredi Bankası A.Ş.Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfına tabiolarak çalıştığını, 4603 SayılıYasanın Ek 71.maddesi hükmüne istinaden Ziraat Bankasındakiçalışmalarının 17.03.1997-15.12.2009 tarihleriarasındaki çalışmaları T.C.Emekli Sandığınatabi olarak değerlendirilerek Emekli Sandığı ileilişkilendirildiğini, ancak kendisinin Ziraat BankasıA.Ş.'de çalışmaya başladığı tarihtenönceki, 17.03.1997-20.02.1998 ile 10.08.2004-15.12.2009 tarihlerindekiyaklaşık 6 yıllık çalışmalarının506 Sayılı yasaya tabi olması| nedeniyle T.C. ZiraatBankası A.Ş. Ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emeklive Yardım Sandığı Vakfına tabıçalışması gerektiğini, bu nedenle 04.01.2010tarihinden itibaren davalı kurumda geçençalışmalarının T.C. Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin aykırılığınıntespitiyle T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T.Halk Bankası A.Ş.Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfınageçişin tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Deliller toplanmakla dosya bilirkişiye tevdi edilip tanzim edilen rapordosya arasına alınmıştır. Tüm deliller bir aradadeğerlendirilmekle Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/130 Esas2021/8853 Karar Numaralı Bozma İlamına uyulmasına kararverilerek davacının dava konusu olan T.C. Ziraat BankasıA.Ş. nezdinde geçen çalışmalarının 5434Sayılı Yasaya göre Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptaline yönelik talep yönündenMahkememizin görevsiz oluşu ve idari vargının görevliolduğu değerlendirilmekle, dava şartlarının heraşamada resen gözetilebileceği yönündekidüzenlemeler ışığında Yargı yolunun caizolmaması nedeniyle davanın usulden reddine..."
7. Davacı vekili, bu kez müvekkilinin 04/01/2010 tarihindenitibaren davalı bankada geçençalışmalarının Emekli Sandığı ileilişkilendirilmesi işleminin iptali istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
B. İdari Yargıda
8. Ankara 23. İdare Mahkemesi 31/05/2022 tarih veE.2022/1106 sayılı kararı ile, davanıngörüm ve çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılıKanun'un 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosyaincelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceyekadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"Dosyanın incelenmesinden,davacının, 21.08.1987-01.11.1988 tarihleri arasında İzmirDefterdarlığında, 10.10.1994-01.12.1994 ile 21.08.1995-17.03.1997 tarihleri arasında Milli Emlak GenelMüdürlüğünde, 17.03.1997-20.02.1998 tarihleri ile10.08.2004-15.12.2009 tarihleri arasında özel sektörde, 01.03.1998-27.07.2004tarihleri arasında Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfına tabiolarak çalıştığı, 04.01.2010 tarihinde belirsizsüreli hizmet sözleşmesiyle T.C. Ziraat BankasıA.Ş.’de çalışmaya başladığı vehalen İstanbul ÜmraniyeGirişimci Şubede müşteri ilişkileri yetkilisi olarakçalışmaya devam ettiği, davacının04/01/2010 tarihinden itibaren davalı kurumda geçençalışmalarının T.C Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin hukuka aykırılığınıntespiti ile T.C Ziraat Bankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş.Mensupları Emekli ve YardımSandığıVakfı'nageçişintesisi yönündekarar verilmesi istemiyle İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi'nin2017/197 Esasına kayden açtığı davada, Mahkemenin 05/06/2018tarihli kararıyla "Davanın kabulü ile; a)DavacınınT.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş.Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı ileilgilendirilmesi gerektiğinin tespitine, b)Yukarıdaki kararabağlı olarak davacının 04/01/2010 tarihinden itibaren T.C.Ziraat Bankası A.Ş.'de geçençalışmalarının 5434 sayılı yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline, c)Yukarıdaki kararlara bağlı olarak primfarkının söz konusu olup olmadığı ile primfarkının karşılanmasına dair işlemlerinhükmün uygulanması sırasında davalı T.C. ZiraatBankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emeklive Yardım Sandığı Vakfı tarafından belirlenmesigerektiğine" karar verildiği, anılan karara karşıyapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin15/05/2019 tarih ve 2019/4321 sayılı kararı ile, "...mahkemenin, davacının 04.01.2010 tarihinden sonraki hizmetlerinin,T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş.Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı ileilgilendirilmesi gerektiğinin tespitine dair kararı yerinde ise de,ilgili tarihten itibaren T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de geçençalışmalarının 5434 sayılı yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline dair hüküm yerinde değildir. Zira, söz konusukarar, ilgilendirilme kararının doğal sonucu ise de; bu husustakarar verme yetkisi idari yargının görevalanındadır... 04.01.2010 tarihinden itibaren geçençalışmalarının, 5434 sayılı Yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptali talebinde, 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamaktaolup, buna göre 5510 sayılı Kanunun 101. maddehükümlerine göre sınırlı yetki iledonatılmış iş mahkemesi görevli değildir. Butalep yönünden, idari yargının görevli olduğundanbahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasayaaykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle ilk derecemahkemesi kararının bozulduğu, İstanbul Anadolu 20. İşMahkemesi'nce Yargıtay'ın bozma ilamınauyularakdavacının Ziraat Bankası A.Ş. nezdinde geçençalışmalarının 5434 Sayılı Yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline yönelik talep yönünden davanın usulden reddinekarar verilmesi üzerine, 04.01.2010tarihinden itibaren T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de geçençalışmalarının T.C. Emekli Sandığıile ilgilendirilmesi işleminin iptali istemiyle bakılandavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Davalı bankanın, 233 ve399 sayılı KHK kapsamında bir kamu iktisaditeşebbüsü (KİT) iken 4603 sayılıKanun ileKİT statüsünden çıkartılarak anonim şirketolarak yeniden örgütlendiği, tamamen özel hukukhükümlerine tabi kılındığı, gerek personelistihdamı ve gerekse diğer işlemlerinde kârlılıkve verimlilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden sektördeki diğerözel bankalardan farkı olmayan tamamen Bankalar Kanunu ve TürkTicaret Kanunu hükümlerine göre işletilen anonimşirket niteliğini taşıdığı, AnayasaMahkemesinin 4603 sayılı Kanun'un iptali istemiyle açılandavada verdiği 25/6/2002 tarih ve E:2002/31 K:2002/58 sayılıkararının gerekçesinde de, statüsüdeğiştirilen bankalar tarafından yürütülenhizmetin Anayasanın 128. maddesinde belirtilen genel idare esaslarınagöre yapılan asli ve sürekli bir kamu hizmeti olmadığıve burada çalışan personelin de memur ya da diğer kamugörevlisi olarak nitelendirilemeyeceğinin belirtildiğihususları bir arada değerlendirildiğinde, 4603 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden sonra 04.01.2010 tarihindebelirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle T.C. Ziraat BankasıA.Ş.’de çalışmaya başlayan davacının bu tarihinden itibarendavalı kurumda geçen çalışmalarının T.C.Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işleminin iptali talebindenkaynaklanan davanın görüm ve çözümündeadli yargının görevli olduğu sonucunavarılmıştır."
9. 2247 sayılı Kanun'un 16. maddesiuyarınca Başsavcıların yazılıgörüşleri alınmıştır.
III. BAŞSAVCILIK GÖRÜŞLERİ
A. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığının YazılıGörüşü
10.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davanıngörüm ve çözümünün idari yargı yerineait olduğu yönünde görüş bildirmiştir.Yazılı görüşün ilgili kısmışöyledir:
"Davacı S.Ötarafından, 04.01.2010 tarihinden itibaren Ziraat Bankasındageçen çalışmalarının EmekliSandığı Genel Müdürlüğü ileilgilendirilmesine dair işlemin iptal edilmesi istemiyle SosyalGüvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı, T.C. ZiraatBankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ve T.C. ZiraatBankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emeklive Yardımlaşma Sandığı Vakfına (TZHEMSAN)karşı adli yargıda açılan davanın,İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 13.04.2022 tarihli ve 2020/10Esas, 2022/117 Karar sayılı kesinleşen kararıyla,uyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevine girdiği gerekçesiyle davaşartı yokluğundan usulden reddi üzerine, aynı istemleSGK Başkanlığı ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş. GenelMüdürlüğüne karşı idari yargıdaaçılan davada Ankara 23. İdare Mahkemesi tarafındanverilen 31.05.2022 tarihli ve 2022/1106 E. sayılı kararla,uyuşmazlığın çözümünün adliyargının görevine girdiği gerekçesiyle 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle,görüş ve düşünce bildirilmesi için UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığı tarafından gönderilen2022/566 E. sayılı dosya incelendi.
Konunun çözümüiçin öncelikle davalılardan T.C. Ziraat Bankası A.Ş.Genel Müdürlüğünün hukuki yapısı veniteliği ile davacının statüsünün tespitigerekmektedir.
Davalı T.C. Ziraat BankasıA.Ş. Genel Müdürlüğü, 4389 sayılıBankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde faaliyettebulunmak üzere kurulan bir İktisadi Devlet Teşekkülüiken 4603 sayılı Kanun ile özelleştirmeyehazırlanmasının sağlanması amacıyla yenidenyapılandırılarak, özel hukuk hükümlerine tabianonim şirket statüsünedönüştürülmüş ise de; Kanun'un 4.maddesinde, bu Kanun'un Banka hakkında sermayesindeki kamupayının % 50'nin altına düşünceye kadaruygulanacağının öngörülmesi ve Bankanın,sermayesinin de tamamının halen kamuya ait olmasıgözetildiğinde, kamu bankası niteliğinisürdürdüğü açıktır.
Öte yandan, 31.05.2006 tarihlive 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanun'larkapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar(Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar(Bağ-Kur'lular), tarımda kendi adına ve hesabınaçalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları),tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarımsigortalıları), devlet memurları ve diğer kamugörevlilerini (Emekli Sandığıİştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklardışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklıemeklilik rejimini aktüeryal olarak hak vehükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanun'un iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarihli ve 2006/111 E., 2006/112 K. sayılıkararıyla, anılan Kanun'un birçok maddesi ile birlikte, buKanun'un yürürlük tarihinden önce 5434 sayılıT.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'la 5510sayılı Kanun'da düzenlemeler yapılmış veanılan Kanun'a eklenen Geçici 1. ve Geçici 4. maddelerle,5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlarile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanun'un kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesinin 30.03.2011 tarihli ve 2008/56 E., 2011/58 K. sayılıkararı ile reddedilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 101.maddesinde yer alan “... bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.” bölümününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarihli ve 2010/65 E., 2011/169 K. sayılı kararıyladavayı retle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararı şu gerekçeye dayandırmıştır:“... 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunlarınemeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleriuygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileriolarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanundeğil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli,dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise SGK'nın tesis edeceği işlem veyapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devamedecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idariyargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan 5510sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, primesasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla,yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıklarınçözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasaya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce statüde bulananmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlikmevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idarieylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır. ...”
Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanun'unyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğuüzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birincifıkrasının (c) bendi uyarınca, bu Kanun'ahükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanun'un değil 5510 sayılıKanun'un öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı, dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda;davacının, 21.08.1987-01.11.1988 tarihleri arasında İzmirDefterdarlığında, 10.10.1994-01.12.1994 ile21.08.1995-17.03.1997 tarihleri arasında Millî Emlak GenelMüdürlüğünde, 17.03.1997-20.02.1998 tarihleri ile10.08.2004-15.12.2009 tarihleri arasında özel sektörde, 01.03.1998-27.07.2004tarihleri arasında Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfına tabiolarak çalıştığı, 04.01.2010 tarihinde belirsizsüreli hizmet sözleşmesiyle T.C. Ziraat Bankası A.Ş.deçalışmaya başladığı ve halençalışmaya devam ettiği, davacının 04.01.2010tarihinden itibaren Ziraat Bankasında geçençalışmalarının Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin hukuka aykırılığınıntespiti ile TZHEMSAN'a geçişin tesisi yönünde kararverilmesi istemiyle açtığı davada, İstanbul Anadolu20. İş Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2017/197 E., 2018/247 K.sayılı kararıyla; davanın kabulü iledavacının TZHEMSAN ile ilgilendirilmesi gerektiğinin tespitine,davacının 04.01.2010 tarihinden itibaren T.C. Ziraat BankasıA.Ş.de geçen çalışmalarının 5434sayılı Kanun'a göre Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptaline ve prim farkının sözkonusu olup olmadığı ile prim farkınınkarşılanmasına dair işlemlerin hükmünuygulanması sırasında davalı TZHEMSAN tarafındanbelirlenmesi gerektiğine karar verildiği, kararın, Yargıtay10. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/4996 E. , 2019/4321 K.sayılı kararıyla; mahkemenin, davacının 04.01.2010tarihinden sonraki hizmetlerinin TZHEMSAN ile ilgilendirilmesigerektiğinin tespitine dair kararı yerinde ise de ilgili tarihtenitibaren T.C. Ziraat Bankası A.Ş.de geçençalışmalarının 5434 sayılı Kanun'agöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline dair hükmün yerinde olmadığı, bu husustakarar verme yetkisinin idari yargının görev alanındaolduğu gerekçesiyle bu talep yönünden hükmün,idari yargının görevli olduğundan bahisle davadilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılışekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğubelirtilerek bozulduğu, İstanbul Anadolu 20. İşMahkemesince bozma ilamına uyularak davacının Ziraatçalışmalarının 5434 saylı Kanun'a göreEmekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işleminin iptalineyönelik talep yönünden davanın usulden reddine kararaverilmesi üzerine, davacının 04.01.2010 tarihinden itibaren T.C.Ziraat Bankası A.Ş.de geçençalışmalarının Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptali istemiyle Ankara 23. İdareMahkemesinde bakılan davanın açıldığıanlaşılmıştır.
Bu durumda, 5510 sayılıKanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanun'a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden SGK'ca tesis edilenişlem ve yapacağı muamelelerin “İdariişlem” ve “İdari eylem” niteliğini korumayadevam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları ve tam yargı davaları kapsamında bulunan,5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesindenönce 5434 sayılı Kanun kapsamında kamu görevlisi olandavacı tarafından, 04.01.2010 tarihinden itibaren ZiraatBankasında geçen çalışmalarının EmekliSandığı ile ilgilendirilmesine dair işlemin iptaliiçin açılan davanın idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin28.11.2022 tarihli ve 2022/590 E., 2022/640 K. sayılı kararındada benzer hususlar vurgulanmıştır.
Bu nedenle, Ankara 23. İdareMahkemesinin başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmektedir."
B. DanıştayBaşsavcılığının YazılıGörüşü
11.Danıştay Başsavcısı, davanın görüm veçözümünün idari yargı yerine ait olduğuyönünde görüş bildirmiştir. Yazılıgörüşün ilgili kısımları şuşekildedir:
"04/01/2010 tarihinde belirsizsüreli hizmet sözleşmesiyle T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’deçalışmaya başlayan ve halen İstanbul ÜmraniyeGirişimci Şubede müşteri ilişkileri yetkilisi olarakçalışmaya devam eden davacı tarafından, 04/01/2010tarihindenitibaren T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de geçençalışmalarının Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptali istemiyle Ankara 23. İdareMahkemesinde açılan veE:2022/1106 esas sayısındagörülmekte olan davada; İstanbul Anadolu 20. İşMahkemesinin 13/04/2022 tarih ve E:2022/10, K:2022/117 sayılıkararıyla, Yargıtay'ın bozma ilamına uyularak, davacınınZiraat Bankası A.Ş. nezdinde geçençalışmalarının 5434 sayılı Kanunagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline yönelik talep yönünden idari yargınıngörevli olduğu gerekçesiyle davanın görevyönünden reddine karar verilmiş ise de, ZiraatBankasının, 233 ve 399 sayılı KHK kapsamında bir kamuiktisadi teşebbüsü (KİT) iken 4603 sayılı Kanunile KİT statüsünden çıkartılarak anonimşirket olarak yeniden örgütlendiği, tamamen özel hukukhükümlerine tabi kılındığı, gerek personelistihdamı gerekse diğer işlemlerinde karlılık veverimlilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden sektördeki diğerözel bankalardan farkı olmayan, Bankalar Kanunu ve Türk TicaretKanunu hükümlerine göre işletilen anonim şirketniteliğini taşıdığı, Anayasa Mahkemesinin 4603sayılı Kanun'un iptali istemiyle açılan davadaverdiği 25/6/2002 tarih ve E:2002/31 K:2002/58 sayılıkararının gerekçesinde de, statüsüdeğiştirilen bankalar tarafından yürütülenhizmetin Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen genel idare esaslarınagöre yapılan asli ve sürekli bir kamu hizmetiolmadığı ve burada çalışan personelin de memurya da diğer kamu görevlisi olarak nitelendirilemeyeceğininbelirtildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, 4603sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra04/01/2010 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle T.C.Ziraat Bankası A.Ş.’de çalışmaya başlayandavacının, bu tarihten itibaren davalı kurumda geçençalışmalarının Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptali talebinden kaynaklanan davanıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu sonucuna varıldığıgerekçesiyle, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesiuyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi veUyuşmazlık Mahkemesi BaşkanlığıncaBaşsavcılığımızıngörüşünün istenilmesi üzerine dosyalar incelendi;
T.C. Anayasası’nın158. maddesinde, “… diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” hükmüyer almış, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun“Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri”başlıklı 101. maddesinde ise, "Bu Kanunda aksinehüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklariş mahkemelerinde görülür." hükmüne yerverilmiştir.
Anayasa Mahkemesi 22/12/2011 tarihlive E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla, 5510 sayılıKanun'un 101. maddesinde yer alan “… bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.”bölümünün iptali istemini redlesonuçlandırmıştır. Söz konusu kararıngerekçesi şöyledir:
“… 5754 sayılıKanun'un yürürlüğe girmesinden önce memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar,evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanun'un 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanun'un yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumunun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir.Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığıüzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamugörevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatınınuygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylemniteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır. ...”
31/05/2006 tarih ve 5510sayılı Kanun, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kurlular), tarımda kendi adınave hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kurluları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar (Tarım sigortalıları), devlet memurlarıve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığıİştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklardışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklıemeklilik rejimini aktüeryal olarak hak vehükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır.
5510 sayılı Kanun'uniptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15/12/2006tarih ve E:2006/111, K:2006/112 sayılı kararıyla, anılanKanun'un birçok maddesi ile birlikte, bu Kanun'un yürürlüktarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar vediğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan, başta 4/1(c) maddesi olmak üzere,hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'la 5510 sayılıKanun'da düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanun'aeklenen Geçici 1. ve Geçici 4. maddelerle, 5754 sayılıKanun'un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihindenönce 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar yani memurlar ilediğer kamu görevlileri ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. Yine 5754 sayılı Kanun'un bazıhükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesinin 30/03/2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir.
Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararlarınındeğerlendirilmesinden,5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibibunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmasına devam edileceği, ancak buKanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanun'un 4/1(c) maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında5434 sayılı Kanun’un değil 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla uyuşmazlıkların daadli yargı yerinde çözümleneceğiaçıktır.
Kaldı ki; T.C.Anayasası’nın 158. maddesindeki “… diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığın çözümündeesas alınacağı tartışmasızdır.
Dosyanın incelenmesinden;davacının, 21/08/1987-01/11/1988 tarihleri arasında İzmirDefterdarlığında, 10/10/1994-01/12/1994 ile21/08/1995-17/03/1997 tarihleri arasında Milli Emlak GenelMüdürlüğünde, 17/03/1997-20/02/1998 tarihleri ile10/08/2004-15/12/2009 tarihleri arasında özel sektörde,01/03/1998-27/07/2004 tarihleri arasında Yapı ve Kredi BankasıA.Ş. Mensupları Yardım ve Emekli SandığıVakfına tabi olarak çalıştığı, 04/01/2010tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle T.C. ZiraatBankası A.Ş.’de çalışmayabaşladığı ve halen İstanbul ÜmraniyeGirişimci Şubede müşteri ilişkileri yetkilisi olarakçalışmaya devam ettiği, davacının 04/01/2010tarihinden itibaren Ziraat Bankasında geçençalışmalarınınEmekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin hukukaaykırılığınıntespiti ile T.C. Ziraat BankasıA.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli veYardım SandığıVakfı'na geçişin tesisiyönünde karar verilmesi istemiyle İstanbul Anadolu 20. İşMahkemesinin 2017/197 esasına kayden açtığı davada,Mahkemenin 05/06/2018 tarihli kararıyla, "Davanın kabulüile; a) Davacının T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. HalkBankası A.Ş. Mensupları EmekliveYardımSandığı Vakfı ileilgilendirilmesigerektiğinin tespitine, b) Yukarıdaki karara bağlı olarakdavacının 04/01/2010 tarihinden itibaren T.C. Ziraat BankasıA.Ş.'de geçen çalışmalarının 5434 sayılıYasaya göre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesiişleminin iptaline, c) Yukarıdaki kararlara bağlı olarakprim farkının söz konusu olup olmadığı ile primfarkının karşılanmasına dair işlemlerinhükmün uygulanması sırasında davalı T.C. ZiraatBankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emeklive Yardım Sandığı Vakfı tarafından belirlenmesigerektiğine" karar verildiği, anılan kararın,Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2019 tarih ve E:2018/4996,K:2019/4321 sayılı kararı ile, "... mahkemenin, davacının04/01/2010 tarihinden sonraki hizmetlerinin, T.C. Ziraat Bankası A.Ş.ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve YardımSandığı Vakfı ile ilgilendirilmesi gerektiğinintespitine dair kararı yerinde ise de, ilgili tarihten itibaren T.C. ZiraatBankası A.Ş.'de geçençalışmalarının 5434 sayılı Yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptaline dair hüküm yerinde değildir. Zira, söz konusukarar, ilgilendirilme kararının doğal sonucu ise de; bu husustakarar verme yetkisi idari yargının görev alanındadır.... davacının 04/01/2010 tarihinden itibaren geçençalışmalarının, 5434 sayılı Yasayagöre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi işlemininiptali talebinde, 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamaktaolup, buna göre 5510 sayılı Kanunun 101. maddehükümlerine göre sınırlı yetki iledonatılmış iş mahkemesi görevli değildir. Butalep yönünden, idari yargının görevli olduğundanbahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıolup, bozma nedenidir." gerekçesiyle bozulduğu, İstanbul Anadolu20. İş Mahkemesince Yargıtay'ın bozma ilamınauyularak, davacının Ziraat Bankası A.Ş. nezdindegeçen çalışmalarının 5434 sayılıKanuna göre Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesiişleminin iptaline yönelik talep yönünden davanınusulden reddine karar verilmesi üzerine, davacının 04/01/2010tarihinden itibaren T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de geçençalışmalarının Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi işleminin iptali istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; 5510 sayılıKanun'un yürürlüğe girmesinden önceiştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce 5434sayılı Kanun kapsamında kamu görevlisi olan davacıtarafından açılan davanın görüm ve çözümününidari yargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır.
Nitekim, UyuşmazlıkMahkemesinin 28/11/2022 tarih ve E:2022/590, K:2022/640 sayılıkararı da bu yöndedir."
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
12.T.C. Anayasası’nın 158. maddesi şöyledir:
“…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.”
13.5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel SağlıkSigortası Kanunu'nun“Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri”başlıklı 101. maddesi şöyledir:
"Bu Kanundaaksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklariş mahkemelerinde görülür."
B. Yargı Kararı
14.Anayasa Mahkemesi, 22/12/2011 tarihli ve E.2010/65, K.2011/169 sayılıkararıyla, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.”bölümünün iptali istemini redlesonuçlandırmıştır. Söz konusu kararınMahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışıktutacak gerekçesi şöyledir:
“…5754 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelceolduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelceolduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bubakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
15.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan27/11/2023 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdareMahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adliyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiğive usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
16.Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
17.Dava, davacının 04/01/2010 tarihinden itibaren TürkiyeCumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş. geçençalışmalarının T.C. Ziraat Bankası A.Ş. veT. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve YardımSandığı Vakfına tabi olması gerektiği haldeEmekli Sandığı ile ilişkilendirildiği iddiasıyla;bu çalışmaların Emekli Sandığı ileilişkilendirilmesi işleminin iptaline karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
18.31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Kanun, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göreücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendihesabına çalışanlar (Bağ-Kurlular), tarımdakendi adına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kurluları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır.
19.5510 sayılı Kanun'un iptali amacıyla açılan davadaAnayasa Mahkemesi, 15/12/2006 tarih ve E.2006/111, K.2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanun'un birçok maddesi ile birlikte, buKanun'un yürürlük tarihinden önce 5434 sayılıT.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan, başta4/1(c) maddesi olmak üzere, hükümlerin iptaline kararvermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17/04/2008 tarih ve 5754sayılı Kanun'la 5510 sayılı Kanun'da düzenlemeleryapılmış ve anılan Kanun'a eklenen geçici 1. vegeçici 4. maddelerle, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının(c) bendi kapsamında olanlar yani memurlar ile diğer kamugörevlileri ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanun'layürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altınaalınmıştır. Yine 5754 sayılı Kanun'un bazıhükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesinin 30/03/2011 tarih ve E.2008/56, K.2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir.
20.Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve AnayasaMahkemesi kararlarının hep birlikte değerlendirilmesinden, 5510sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibibunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmasına devam edileceği ancak buKanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanun'un 4/1(c) maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanun’un değil 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır.
21.Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158. maddesindeki “…diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.”hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının buuyuşmazlığın çözümünde esasalınacağı tartışmasızdır.
22.Dosya kapsamından, davacının 01/10/2008 tarihinden önce5434 sayılı Kanun kapsamında emekli sandığıiştirakçisi olarak görev yaptığı,uyuşmazlığa konu talebin 04/01/2010 tarihinden itibarenTürkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş. geçençalışmalarının T.C. Ziraat Bankası A.Ş. veT. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve YardımSandığı Vakfına tabi olması gerektiği haldeEmekli Sandığı ile ilişkilendirildiği iddiasıyla;bu çalışmaların Emekli Sandığı ileilişkilendirilmesi işleminin iptaline ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
23.Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğegirmesinden önce iştirakçi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilenişlem ve yapacağı muamelelerin “idariişlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce 5434sayılı Kanun kapsamında kamu görevlisi olan davacı tarafındanaçılan davanın görüm veçözümünün idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır.
24.Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak,Ankara 23. İdare Mahkemesinin 31/05/2022 tarih ve E.2022/1106sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde İDARİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.Ankara 23. İdare Mahkemesinin 31/05/2022 tarih ve E.2022/1106sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
27/11/2023tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Nilgün Doğan Eyüp
TOPAL TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN