T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/468
KARAR NO : 2023/669
KARAR TR : 27/11/2023
ÖZET: Kamu tüzelkişiliği niteliğini haiz olmayan özel hukuk tüzel kişisi aleyhine idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek imkânı olmadığından, uyuşmazlığın anılan ticari şirketle ilgili kısmının özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk
KA R A R
Davacı : A.P. Al. San.ve Tic. A.Ş.
Vekili : Av.S.K
Davalılar : 1- Enerji Piyasası DüzenlemeKurumu (EPDK)
Vekili : Av. F. K
2- Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş. (DEPSAŞ)
Vekili : Av. T.K.I
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, Elektrik Piyasasında Lisanssız ElektrikÜretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7.fıkrasının ve söz konusu fıkra uyarıncaKasım 2020 döneminde üretilen enerji bedelinin ödenmeyerekYenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'na(YEKDEM) bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasına ilişkinişlemin iptali ile davalı idarelerin hizmet kusuru nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
2.Davalılardan Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ninvekili, yasal süresi içinde verdiği savunmadilekçesinde; müvekkilinin özel hukuk tüzel kişisiolması sebebiyle davanın adli yargı yerinde görülmesigerektiği görüşüyle davanın görevyönünden reddini talep etmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
3. Danıştay 13. Dairesi 01/03/2023 tarih veE.2021/4020 sayılı kararı ile; "... Yargı yolu itirazında,davalı dağıtım şirketinin özel hukuk tüzelkişisi ve dava konusu işlemin de özel hukuk işlemiolduğu ileri sürülmüş ise de, 6446 sayılıKanun ile özel faaliyetler için söz konusu olamayacaküstün ayrıcalıklara sahip olan veyükümlülükler rejimine tabi tutulan ve bu konuda iş veişlemlerinin denetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafındanüstlenilen davalı dağıtım şirketi ile davacışirket arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olarakdeğerlendirilemeyeceği, bu kapsamda dava konusu YEKDEM'e bedelsizkatkı işleminin yargısal denetimini yapma görevinin idariyargı merciine ait olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın Kasım2020 döneminde üretilen enerji bedelinin ödenmeyerek YEKDEM'ebedelsiz katkı olarak dikkate alınmasına ilişkinişlemin iptali istemine yönelik kısmınıngörüm ve çözümü idari yargınıngörev alınında bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı Dicle ElektrikDağıtım A.Ş.'nin görev itirazınınreddine..." karar vermiştir.
4.Davalılardan Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.'nin vekilitarafından olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine, dilekçe dava dosyası ile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
B. Olumlu Görev UyuşmazlığıÇıkarılmasına İlişkin Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı Talebi
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, 2247 sayılıKanun'un 10. ve 13. maddesi gereğince olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir.
"... Bu kapsamda,TEDAŞ'ın özelleştirme kapsamı ve programınaalınması neticesinde; Özelleştirme İdaresiBaşkanlığının 31/01/2005 tarihli veB.02.1.ÖİB.0.10.07/00-991 sayılı yazısı ileDiyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnakillerinden oluşan Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.'ninkurulmasına karar verilmiş, 01/03/2005 tarihinde merkeziDiyarbakır'da olmak üzere; Dicle Elektrik DağıtımA.Ş. hizmete başlamıştır. Dicle ElektrikDağıtım ve Perakende Satış A.Ş.'ninÖzelleştirme Yüksek Kurulunun 11/04/2011 tarihli ve 2011/27sayılı kararı uyarınca %100 oranındaki hisseninsatışına ilişkin Özelleştirme İdaresiBaşkanlığı ile ...Dağıtım TüketimMalları İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. -...İnşaat ve Tic.A.Ş. Ortak Girişim Grubu arasındaki 28/06/2013 tarihindeimzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ile Şirketözelleştirilerek Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve TicaretA.Ş.'ye devrolmuştur. Bu itibarla Dicle ElektirikDağıtım A.Ş.'nin kamu kurumu yani idare vasfı ortadankalkmış olup özel hukuk tüzel kişisisıfatında bir tereddüt yoktur. Diğer taraftan, görevlitedarik şirketi lisansı ile Şanlıurfa, Diyarbakır,Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerinde 68 hizmet lokasyonu ile elektrikperakende satış hizmeti veren davalı DEPSAŞ'ın daözel hukuk tüzel kişisi olduğu kuşkusuzdur.
Buna göre, davanınaçıldığı tarihte davalı mevkiinde bulunanDEPSAŞ'ın kamu kuruluş niteliği taşımayanözel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olması karşısında;bu şirket bakımından idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmekolanaksız olduğundan, uyuşmazlığın, davalıDEPSAŞ ile ilgili kısmının özel hukukhükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesigerektiği düşünülmektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin27/02/2023 tarihli E.2022/617, K.2023/159 sayılı kararında dabenzer hususların vurgulandığıgörülmektedir..."
6.Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247sayılı Kanun'un 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısının da yazılı düşüncesiistenilmiştir.
III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ
7.Danıştay Başsavcısı, 2247 sayılı Kanun'un13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiğiyolunda düşünce vermiştir.Görüşünilgili kısmı şöyledir:
"... İdarîişlemler, kamu gücü ayrıcalıklarına dayanılaraktek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesizorunlu işlemlerdir. Çoğunlukla kamu tüzel kişileritarafından tesis edilse de, kimi durumlarda özel hukuk tüzel kişileride kendilerine tanınan kamu gücü ayrıcalıkları veyükümlülükleri uyarınca idarî işlem tesisedebilirler (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku, Ciltl, 2019, Bursa, s.761-763).
Özel hukuk tüzelkişisi tarafından tesis edilmiş olsa da bir hukukîişlemin idarî işlem olup olmadığının ortayakonabilmesi için işlemin tesisi sırasında özel hukuktüzel kişisi tarafından kamu gücüayrıcalığından yararlanılıpyararlanılmadığının belirlenmesi gerekir. Başkabir anlatımla, işlemi tesis edenin özel hukuk tüzelkişisi olması, sadece bu sebeple işlemi özel hukukişlemi haline getirmeyeceğinden, işlemin hukukîmahiyetinin değerlendirilmesi gerekir.
"Kamu kesiminde olsun,özel kesimde olsun, tüzel kişiliği bulunsun veyabulunmasın kamu hizmetlerine şu ya da bu ölçüdedoğrudan doğruya katılan bütün özelörgütler, tamamen özel hukuk rejimine tâbî olmaklabirlikte, kamusal yetkiler kullanarak yaptıkları işlem veeylemler konusunda, kamu hukuku ilke ve kurallarına ve idareyargısına tâbi tutulurlar." (Lütfl DURAN, DersNotları, s.344-345).
"Bir tüzelkişiliğin niteliği "tek"tir; yani özel hukuk yada kamu tüzel kişisidir. Bunların işlemlerinin,yapmış oldukları faaliyetin özelliğine göre,değişik hukukî rejimlere tabî kılınmasıhususu ise "İdarî makam" kavramı ile değil,aksine doğrudan "idare işlevi" kavramı ileaçıklanabilir. İdare kavramının hem organikanlamı hem de işlevsel anlamı ifade ettiğikuşkusuzdur. Organik kriter bakımından "İdarîmakam" sadece idare cihazı içinde yer alan idarîbirimlerden ibarettir. Organik kriterin benimsendiği "kamu tüzelkişilerinin işlemlerinin yargısal denetiminin idarî yargıdüzeni içinde yapılacağı" ilkesininyanında, fonksiyonel kritere göre özel hukuk tüzelkişilerinin bazı işlemleri de tamamen idare işlevineilişkin olup, bunların yargısal denetimi de idarîyargının görev alanı içindedir." (Celal ERKUT,İptal Davasının Konusunu OluşturmasıBakımından İdarî İşlemin Kimliği, s.75-82,dpn.10-İd.s.129).
"İdare işlevi",idarenin tüm faaliyetlerinin, tutum ve davranışlarınınortak konusunu ve hâkim niteliğini belirleyen ve varlıknedenini teşkil eden bir kavramdır. Yasama ve yargıfonksiyonları ile hükümet etme faaliyeti dışındakalan tüm kamusal işler, idare işlevini meydana getirir."(Lütfi DURAN, Ders Notları, s.6,s.2).
"Kamu hizmetinin özelhukuk tüzel kişilerince yürütülmesi durumundaçıkabilecek uyuşmazlıkların niteliğinegöre uygulanabilecek hukukî rejimin, özel hukuk ya da kamuhukuku rejimi olabileceğinin kabul edildiği özel hukukalanında gerçekleşen bir işlem, özel hukukilişkilerinden kaynaklanmayıp, idarenin kendisine tanınan birkamusal yetkiyi kullanması sonucunda oluşuyorsa artık birözel hukuk işleminden değil, idarî bir işlemdensöz etmek gerekir. Özellikle, idare hukuku ve özel hukukalanlarının kesiştiği noktalarda yapılan "izin","saptama", "yasaklama" ve "faaliyetten men etme"gibi idarî işlemler doğası gereği yönetimeözgü yetkilerin kullanılması sonucunda oluşan ekonomikkolluk işlemleridir." (Celal ERKUT, a.g.e. s.75-82).
"Özel hukuk tüzelkişilerinin idarî işlemini belirleyen ölçütkamu gücü ölçütüdür." (K.BurakÖZTÜRK, İdarenin Denetlenmesinde Zorunlu Tahkim Yolu, s.613.)
"Bazıkuruluşların özel hukuk hükümlerine tâbitutulması onların mutlaka özel hukuk tüzel kişisiolduğu anlamına gelmez. Özel hukuk hükümlerinetâbi olma kuruluşun türünü kendiliğindendeğiştirip idarenin dışınaçıkarmaz(İl Han ÖZAY, Futbolda Özelleştirme,İdare Hukuku ve ilimleri Dergisi (İHİD), Sayı:1-3,1990, s.33).
"Adlî-idarîyargı görev ayrımının kıstaslarınınneler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir.Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardanbiri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğeruyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamuhizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse bu davanınidarî yargıda görülmesi gerekir." (Aydın H.TUNCAY, Orhan ÖZDEŞ, Recep BAŞPINAR, Yüzyıl BoyuncaDanıştay, 1968, s. 652)
"İZULAŞ'ınşirket statüsünde kurulmuş olması kamu kurumu olmaniteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Kamu kurumu olarakİZULAŞ'ın birtakım kamu gücü ayrıcalıkve yükümlülükleriyle donatıldığıaçıktır. Kamu gücü ayrıcalık veyükümlülükleri özel hukuku aşan hertürlü hüküm ve şarttır. Örneğin; tektaraflı işlem yapma yetkisi, bir tüzel kişinin kararorganlarında idare tarafından atanan üyelerin bulunması,Sayıştay denetimine ve 4734 sayılı Kamu İhaleKanunu'na tâbi olma gibi ayrıcalık veyükümlülükler birer kamu gücü ayrıcalıkve yükümlülükleridir. Kamu gücüayrıcalık ve yükümlülüklerine tâbi olmaşartının gerçekleşmesi için, belediyeşirketlerinin bütünüyle kamu hukuku rejimine tâbiolması gerekli değildir. Kaldı ki, bu şirketlerin anasözleşmelerinde, yönetim kurulu başkanınınbüyükşehir belediyesi başkanı olması gibiözel hukuku aşan birtakım hükümlere de rastlamakmümkündür." (Kemal GÖZLER, İdare Hukuku, Cilt I,2019, s. 687-688)
"Türksat A.Ş.'ninşirket statüsünde kurulmuş olması ve 406sayılı Kanun'da özel hukuk kurallarına tâbiolduğunun belirtilmesi, kamusal yetki kullandığıölçüde idare hukuku kurallarınınuygulanmasından bağışıklıkkazandırmayacaktır. Bu durum, Türksat A.Ş.'nin rutinfaaliyetlerinin yürütülmesinde, personel istihdam rejiminde vebenzeri hususlarda özel hukuk kurallarının uygulanmasınaengel değildir." (Ali D. ULUSOY, Yeni Türk İdare Hukuku,2019, s. 211)
Davalı Dicle Elektrik PerakendeSatış A.Ş. tarafından, davacı şirketin iptalinitalep ettiği Kasım 2020 döneminde üretilen enerji bedelininödenmeyerek YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkatealınmasına ilişkin işlem, idarî işlemniteliğinde olmadığından kendilerine karşıidarî yargıda dava yöneltilemeyeceği ilerisürülerek görev itirazında bulunulmuştur.
Doktrinde yer alangörüşler ve yargı kararları birliktedeğerlendirildiğinde, kamu tüzel kişilerince tesis edilenişlemlerin yargısal denetiminin idarî yargı düzeniiçinde yapılacağı ilkesinin yanında fonksiyonelkıstasa göre özel hukuk tüzel kişilerinin bazıişlemlerinin de tamamen idare işlevine ilişkin olduğu veuygulanacak hukukî rejimin belirlenmesi açısından idareişlevinin belirleyici olduğu, idare işlevini belirleyenkıstasların; kamu gücü ve kamu hizmeti olduğu,İdarî karar alma yetkisi ve gücüyledonatılmış olmalarına karşılık, gerekstatüleri ve gerekse teşkilatlanmaları ve yönetimleribakımından özel hukuk tüzel kişisi olup da, kamuhizmeti gören kuruluşların, bu hizmetleri yerine getirirken,kamu makamı gibi hareket etmeleri halinde bu özel hukukkişilerinin işlemlerinin de idare hukuku kurallarına tâbiolduğu, idare işlevi ve idarî makam kavramlarınınbirbirlerini bütünleyici ve tamamlayıcı bir özelliktaşıdığı, özel hukuk tüzel kişilerininidare işlevine ilişkin işlemlerinin kamu hukukuna tâbibulunduğu ve idarî yargının görev alanıiçinde yer aldığı sonucuna varılmaktadır.
Bir kısım kamu hizmetiniyürütmek üzere kurulmuş özel hukuk tüzelkişiliğini hâiz anonim şirketler olan İZULAŞ veTürksat A.Ş.'nin tesis ettiği işlemlerin iptali istemiyleaçılan davalara konu işlemlerin; kamu hizmetininyürütülmesine ilişkin olması ve kamu gücükullanılmak suretiyle tesis edilmesi halinde davanınyargıyerince çözümlenmesi gerektiğine Danıştaycakarar verilmekte olup, Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş'ninyürüttüğü hizmetin ve kullandığıyetkinin niteliğine ve kamu gücü kullanılıpkullanılmadığına bakılmaksızın saltözel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle tesis ettiğibütün işlemlerle ilgili davaların adlî yargıyerinde görülmesi söz konusu olamaz.
Kamu hizmeti olarak Kanunladüzenlenen elektrik piyasası faaliyetlerinin Enerji PiyasasıDüzenleme Kurumunun belirlediği esaslar ve yönlendirici kararlarçerçevesinde yürütülmesi sırasında DicleElektrik Perakende Satış AŞ.'nin Yönetmelikle kendisinetanınan kamu gücünü (egemenlik yetkisini) kullanarakelektrik üreticisince sisteme verilen elektrik bedeli ile ilgili herhangibir ödeme yapmadan üretilen elektriğin YEKDEM'e bedelsizkatkı olarak dikkate alınacağını üreticiyebildirmek suretiyle adeta bir idarî makam gibi hareket etmesi ve birözel hukuk tüzel kişisinin tesis etmesi mümkün olmayanidare işlevine ilişkin icraî karar almasıkarşısında; 6446 sayılı Kanun ve ikincil düzenlemeleruyarınca özel faaliyetler için söz konusu olamayacakayrıcalıklara sahip olan ve yükümlülüklerrejimine tâbi tutulan davalı şirket ile davacı şirketarasındaki ilişkinin ticarî bir ilişki olaraknitelendirilmesi mümkün değildir.
Zira, sözleşmeserbestisinin bulunduğu özel hukuk alanında karşıtarafın rızasını almadan mülk teşkil edenelektrik bedeline tek yanlı bir işlemle herhangi bir bedelödemeden el konulması sonucunu doğuran bir işlemi özelhukuk tüzel kişilerinin tesis etmesi mümkün değildir.
Davalı şirket, özelhukuk tüzel kişisi olarak hiç bir suretle tesisedemeyeceği bu işlemi Yönetmelikle kendisine tanınan kamugücü ayrıcalığından yararlanmak suretiyle(egemenlik yetkisini kullanarak) karşı tarafınrızasını aramadan tesis ettiğinden, idarîişlemin tüm unsurlarını barındıran buişlemin fonksiyonel anlamda bir idarî işlem olduğuaçıktır.
Kamu hizmetlerinintamamının Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinceyerine getirildiği dönemlerde özel hukuk tüzelkişilerinin idarî işlem tesis etmesi ve idarî davalardadavalı mevkiine alınması söz konusu olamazdı. Bunedenle idarî işlem tanımı yapılırken organikkıstas esas alınmak suretiyle işlemin Devlet ve diğer kamutüzel kişilerinden biri tarafından tesis edilmişbulunması zorunlu unsur olarak kabul edilirdi.
İmtiyaz sözleşmelerive özelleştirmeye ilişkin Anayasal ve kanunî düzenlemeleruyarınca tekel niteliğindeki bazı kamu hizmetlerinin sunumununişletme hakkının belirli bir süreyle özel hukuktüzel kişilerine devredilmesi ve yap-işlet-devret modeliçerçevesinde bazı yatırım ve hizmetlerin kamunungözetim ve denetimi altında özel hukuk tüzelkişilerince yerine getirilmesinin benimsenmesi üzerine kamuhizmetlerini bu usûllerle yerine getiren özel hukuk tüzelkişilerine kamu gücü kullanarak idarî işlem tesisetme yetkisi verilmesi nedeniyle idarî işlemin tanımındaorganik kıstas zorunlu unsur olmaktançıkmıştır.
Ekonomik gelişmelerebağlı olarak yaşanan bu hukukî değişimlersonucunda özel hukuk tüzel kişilerinin hiç bir suretleidarî işlem tesis edemeyeceğine ilişkin kabûlünartık geçerliliğinin kalmadığı vedolayısıyla organik kıstasın idarî işlemintanımında zorunlu olmaktan çıktığıbilimsel ve yargısal içtihatlarla ortaya konulduğundan,ticarî işlemlerinin adlî yargıda dava edilebileceğikonusunda tereddüt bulunmayan davalı şirketin kamugücü kullanarak tesis ettiği dava konusu işleminfonksiyonel anlamda idarî işlem olması nedeniyle işbudavanın görüm ve çözümü idarîyargı yerinin görev alanına girmektedir..."
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
8.2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdariYargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendişöyledir:
"İdari dava türlerişunlardır:
a) İdari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları,
b) İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkindavalar."
B. Yargı Kararları
9.Anayasa Mahkemesinin 21/09/1995 tarihli ve E.1995/27, K.1995/47sayılı kararının"menfaat ihlali" koşuluna dair ilgili kısmışöyledir:
“İptal davaları,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki idarîişlemler hakkında açılabilir. Böyle bir idarîişlemin iptalinin istenilebilmesi için davacınınmenfaatinin ihlâl edilmiş olması gerekir. Yargı kararlarındave öğretide "menfaat", dâvacı ile iptaliniistediği idarî işlem arasındaki bağı, ilgiyianlatır. İdarî işlem ile dâva açan kişiarasında meşru, güncel ve ciddî bir ilişkisözkonusu ise dâvada menfaat bağı bulunduğu kabuledilmektedir. Bunun dışında öznel (subjektif) birhakkın ihlâl edilmesi koşulu araştırılmaz.
Hak, hukukun koruduğumenfaattir. Özel hukukta her menfaat korunmaz. Kamu hukukunda ise iptaldavaları yoluyla her menfaatin korunması zorunludur. Tam yargıdavalarının aksine iptal davalarında davacı olabilmekiçin menfaat ihlâlinin yeterli sayılması, idareninhukuka uygun davranmasını sağlamak amacına yöneliktir.Her ne kadar bu amacın tam olarak gerçekleşebilmesi içinmenfaat ihlâli koşulunun aranmamasıdüşünülebilirse de, bu durumda, idarî işlemlerleilgisi bulunmayan kişilerin dava açması sonucu idaredevamlı dava tehdidi altında kalır ve böylece idareninişleyişi olumsuz yönde etkilenir.
Dava ehliyeti için aranan"menfaat ihlâli" koşulu, her olaya özgüirdelenmiş ve dava konusu işlemin davacıyı etkilemişolması idarî yargıda menfaat ihlâlininvarlığı için yeterlisayılmıştır..."
10.DanıştaySekizinci Dairesinin 07/09/2015 tarihli ve E.2015/4292, K.2015/6730sayılı kararının"menfaatin niteliklerine" dair ilgili kısmışöyledir:
“2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde,idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, idari dava türleri arasındasayılmıştır. Anılan hüküm ile idariişlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetiminiamaçlayan iptal davasının görülebilmesi içinaranılan ön koşul, dava açanın subjektif ehliyetiolan menfaat ihlali olarak belirlenmiştir. İptal davasıaçılabilmesi için gerekli olan menfaat ihlalişartı da ancak, kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinbulunması halinde gerçekleşecektir. Diğer biranlatımla, iptal davasına konu olan işlemin, davacınınhukuki, maddi veya manevi durumuna doğrudan veya dolaylı etki etmesigerekmektedir..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
11.Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL’ınBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan27/11/2023 tarihli toplantısında; başvuru yazısı vedava dosyası üzerinde 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan Dicle ElektrikPerakende Satış A.Ş. vekilinin anılan Kanun'un 10/2.maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde, anılan davalıyönünden olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
12.Raportör-Hâkim Gülşen AKARPELİVAN'ındavanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adliyargınınDanıştay Savcısı Yakup BAL’ınise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
13.Dava, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik ÜretimYönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının vesöz konusu fıkra uyarınca Kasım 2020 dönemindeüretilen enerji bedelinin ödenmeyerek Yenilenebilir EnerjiKaynaklarını Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) bedelsizkatkı olarak dikkate alınmasına ilişkin işlemin iptaliile davalı idarelerin hizmet kusuru nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır.
14.Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02/04/2004 tarihli 2004/22sayılı kararı ile Türkiye Elektrik DağıtımA.Ş.'nin özelleştirme kapsamı ve programınaalınması neticesinde Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.'ninkurulmasına karar verilmiştir. Türkiye ElektrikDağıtım A.Ş.'nin, Dicle Elektrik Dağıtım vePerakende Satış A.Ş.'deki %100 oranındaki hissesinindevrine ilişkin hisse satış sözleşmesi 28/06/2013tarihinde imzalanarak Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve TicaretA.Ş.'ne devrolmuştur. Bu itibarla davalı şirketin özelhukuk tüzel kişisi sıfatında bir tereddüt yoktur.
15.İdari yargıda husumet kamu düzenindendir ve kendisinekarşı dava açılan taraf, davalı mutlaka idareolmalıdır. Yani idari davalarda, davalı her zaman idaredir.
16.Buna göre, davanın açıldığı tarihtedavalı mevkiinde kamu tüzelkişiliği niteliğini haizolmayan Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ninolması karşısında, bu davalı bakımındanidari yargı yetkisi kapsamında açılmış biridari dava bulunduğundan söz etmek imkânsızolduğundan, uyuşmazlığın davalılardan DicleElektrik Perakende Satış A.Ş. ile ilgili kısmınınözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi ve çözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
17.Yukarıda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusununkabulü ile Danıştay 13. Dairesinin davalılardan DicleElektrik Perakende Satış A.Ş.'ne yönelik olarak verdiği 01/03/2023 tarih veE.2021/4020 sayılıgörevlilik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Danıştay 13. Dairesinin davalılardan DicleElektrik Perakende Satış A.Ş.'ne yönelik olarak verdiği 01/03/2023 tarih veE.2021/4020 sayılı GÖREVLİLİK KARARININKALDIRILMASINA,
27/11/2023tarihinde,Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU ile KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Muammer Nilgün Doğan Eyüp
TOPAL TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Dava,Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik ÜretimYönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının vesöz konusu fıkra uyarınca Kasım 2020 dönemindeüretilen enerji bedelinin ödenmeyerek Yenilenebilir EnerjiKaynaklarını Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) bedelsizkatkı olarak dikkate alınmasına ilişkin işlemin iptaliile davalı idarelerin hizmet kusuru nedeniyle uğranıldığıileri sürülen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakkaydıyla şimdilik 30.000 TL tazminatın ödenmesine kararverilmesi istemiyle açılmıştır.
2577sayılı Kanun'un 2.1.a maddesinde; İdarî işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlâl edilenler tarafındanaçılan iptal davaları İdarî dava türleriarasında sayılmış olup, idare tarafından, bir kamuhizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücükullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin veyürütülmesi zorunlu İdarî işlemlerekarşı açılacak davalarda İdarî yargı yerigörevli bulunmaktadır.
Elektrikenerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak “üretim”,“iletim”, “dağıtım” ve“ticaret” başlıkları altında toplamakmümkündür. Hizmetin kesintiye uğramasınınalternatif maliyetleri çok yüksek olduğu içinbütün bu faaliyetlerin bir koordinasyon içindeyürütülmesi şarttır. Bu amaçla, 4628sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001 yılında kamutüzel kişiliğini haiz, İdarî ve maliözerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleriyerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek ve denetlemeküzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur.
Elektrikpiyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgilimevzuatında detaylı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılıKanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini:“piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim,iletim, dağıtım, toptan satış, perakendesatış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracatfaaliyetleri” olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrikenerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde veTürkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafındanyürütülebileceği düzenlenmiştir. Diğerfaaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özelhukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesinekatılabileceği öngörülmüştür. Elektrikpiyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özelayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınmasızorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30.3.2013tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür.
Buitibarla, elektrik piyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğini vekamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyum içindeyürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kollukfaaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerinegetirildiği bir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
Öteyandan, elektriğin kamu hizmeti özelliği,"dağıtım" faaliyeti açısından elealındığında, 6446 sayılı Kanun'un"Dağıtım Faaliyeti" başlıklı 9.maddesi, dağıtım şirketlerinin lisanslarındabelirtilen bölgelerdeki tesislerde yenileme, ikame ve kapasiteartırım yatırımlarını yapma, dağıtımsistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm sistemkullanıcılarına, eşit taraflar arasında ayrımgözetmeksizin elektrik enerjisi dağıtımı vebağlantı hizmeti sunma yükümlüğügetirmiştir. Kanun'da ve ilgili yönetmeliklerde"dağıtım" faaliyetini yerine getirecekişletmelerin uyması gereken yükümlülükleraçıkça düzenlenmiştir.
Elektrikdağıtım piyasasının en temel aktörüTürkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ); tüzelkişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi,faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı,elektrik dağıtımıyla, elektriğin tüketicilereperakende satışı ve tüketicilere perakende hizmetiverilmesiyle iştigal eden bir iktisadi devletteşekkülüdür. Doğal tekel niteliğindeki elektrikdağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanun öncesindeTEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekte iken, 4628sayılı Kanun uyarınca, dağıtımsektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtımlisanslarıyla bölgesel tekeller olarak işletilmesiöngörülmüştür. 17/03/2004 tarihinde YüksekPlanlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararıyla onaylanarak yürürlüğegiren "Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu veÖzelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrikdağıtım ve üretim alanları içinözelleştirme girişimi başlatılaraközelleştirme uygulamalarına dağıtımsektöründen başlanacağı belirtilmiş; StratejiBelgesi'ndeki eylem planına uygun olarak ÖzelleştirmeYüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılıkararıyla TEDAŞ özelleştirme programınaalınmıştır. Bu kapsamda, söz konusu YüksekPlanlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtım bölgelerininşirketleştirilmesinin tamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarıolduğu ve dağıtım ve perakende satış hizmetiyürüten 20 dağıtım şirketioluşturulmuştur. 4628 sayılı Kanun'un 14.2. maddesinde yerverilen, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan vedağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme vevarlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ileTEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyetgöstermek üzere kurulan elektrik dağıtımşirketleri arasında işletme hakkı devirsözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca,TEDAŞ ile % 100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrikdağıtım şirketi arasında dağıtımvarlıklarının işletilmesine yönelik İdarîsözleşme niteliğine sahip "İşletme HakkıDevir Sözleşmesi" imzalanmış ve ÖzelleştirmeYüksek Kurulu'nun 7.11.2005 tarihli ve 2005/125 sayılıkararıyla da; sermayesinin % 100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrikdağıtım bölgelerinde dağıtım lisansıile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sistemininişletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacakdağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olaraksatış yöntemi ile özelleştirilmesine kararverilmiştir.
Öteyandan, 14/02/2018 günlü, 30332 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. AnaStatüsünün 5. maddesinde, TEDAŞ’ın tüzelkişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğusermayesiyle sınırlı bir iktisadi devletteşekkülü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Dağıtımbölgelerinin özelleştirilmesinde "İşletmeHakkı Devri"ne dayalı olarak uygulanan "HisseSatış Modeli"ne göre yatırımcı,özelleştirilen dağıtım şirketinin bulunduğubölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tekşirket olmaktadır. Ancak, yatırımcınınişletme hakkını devraldığı dağıtımtesisleri ve bu tesislerin işletilmesinde varlığı zorunluunsurların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalmaya devam etmektedir.Yatırımcı, dağıtım şirketinin hisselerininsahibi olarak TEDAŞ ile imzalanmış olan işletme hakkıdevir sözleşmesi çerçevesinde dağıtımvarlıklarının işletme hakkını elde etmektedir.Yani, "hisse satış modeli"nde, mevcut varlıklar ileözelleştirme sonrası yatırımcı tarafındangerçekleştirilecek yatırımlar sonucu oluşacak yenivarlıkların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalırken,yatırımcı, dağıtım tesislerinin ve bu tesislerinişletilmesinde varlığı zorunlu diğer unsurlarınişletme hakkını kazanmakta ve tüm yeni yatırımlarıgerçekleştirme yükümlülüğünüüstlenmektedir. Yatırımcı ayrıca, işletmehakkı çerçevesinde vereceği hizmeti veüstlendiği yükümlülükleri, 4628 sayılıKanun ve ilgili alt düzenlemeler uyarınca ve EPDK'nın denetimialtında gerçekleştirmektedir. Davalı dağıtımşirketinin de belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekelolarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevliolduğu söz konusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssızelektrik üretimine ilişkin bağlantıbaşvurularının 02/10/2013 tarihli ve 28783 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında LisanssızElektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelikuyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesindedağıtım şirketlerine yapılacağıbelirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve SistemKullanımına İlişkin Hükümler"başlıklı bölümünde, bağlantıesasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantıbaşvurularının değerlendirilmesi vesonuçlandırılması ve bağlantı ve sistemkullanımı süreci, bu süreçte dağıtımşirketinin yetki ve sorumluluğu, her aşamada hangi idariişlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
Herne kadar davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi vedava konusu işlemlerin de özel hukuk işlemi olduğu ifadeedilmişse de, özel faaliyetler için söz konusu olamayacaküstün ayrıcalıklara sahip olan,yükümlülükler rejimine tabi tutulan ve sorumluluğu iledenetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamuhizmeti niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyetiniyürüten davalı şirket ile davacı şirketarasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği,bu kapsamda kamu gücü kullanılarak tek yanlı iradeaçıklamasıyla tesis edilen dava konusu işlemlerinyargısal denetimini yapma ve bu işlemlerden doğan tazminatistemini (ve diğer istemleri) karara bağlama görevinin idariyargı merciine ait olduğu açıktır.
Buitibarla, doğan uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevinde bulunduğusonucuna ulaşıldığından,uyuşmazlığın çözümünde adliyargıyı görevli kabul eden çoğunluğunkararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN