T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/12
KARAR NO : 2024/157
KARAR TR : 06/05/2024
ÖZET: Davacıların sattığı araç karşılığındakendilerine geçici süreyle devri yapılan traktörün sahte belgeler ile trafik siciline tescil edilmesi ve araç bedelinin ayrıca ödenmemesi nedeniyle, trafiğe tescil işleminde denetimi yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacılar : 1- R. K 2- U. K.
Vekilleri : Av. N. M.
Davalı : İçişleriBakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacılarvekili, baba oğul olan müvekkillerinin sahibi olduğu 38 .. 028plakalı aracı satmak için sahibinden.com adlı siteye ilanverdiklerini, arayan kişiyle 34.000 TL üzerindenanlaştıklarını, bu kişinin aracı almayageldiğinde nakit parası olmadığından 110.000 TLdeğerindeki 45 .. 184 plakalı traktörü birhaftalığına müvekkillerine devretmesikarşılığında ilanda gördüğüaracı alabileceğini ve aracın bedelini ödedikten sonratraktörün tekrar kendilerine devredilmesini teklif etmesiüzerine, müvekkilleri tarafından aracınalıcının yeğenine, traktörün ise müvekkiliUmut'a devredildiğini, kararlaştırılan tarihte satılanaracın bedeli ödenmediğinden suç duyurusundabulunulduğunu, alıcı ve aracın devredildiğiyeğeninin Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/95sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda hapiscezası aldıklarını, kovuşturma dosyasınagöre devir edilen traktöre ait yapılan araştırmada;traktörün devredildiği kişi tarafından ...İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvurularakkendisine ait sürücü belgesi, ve Türk Traktöre aituygunluk belgesine istinaden New Holland marka traktöre ait A-078582 serinumaralı fatura ile 19/04/2017 tarihinde 21 .. 531 plaka ile tescilininsağlandığının, 10/05/2017 tarihinde kayıp veçalıntı ile 45 .. 184 plakaya çevrildiğinin,faturanın sahte olduğunun tespit edildiğini, TürkTraktör tarafından böyle bir traktörünüretilmediği bilgisinin verildiğini, söz konusukişilerin olmayan bir traktörü sahte belgeler ile tescilyaptırdığını, müvekkilinin trafik tescilinegüvenerek aracı aldığını, sahte belgeler ilearacın trafik siciline tescil edilmesinde idarenin gereken dikkat veözeni göstermediğini, idarenin hizmet kusuru bulunduğunubelirterek, traktörün satış bedeli olan 91.254 TL'ninsatış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktetahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
2. Kayseri 1. İdare Mahkemesi17/02/2021 tarih veE.2021/198, K.2021/199 sayılı kararı ile,davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-amaddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddinekarar vermiş, bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir :
"...Dava dosyasınınincelenmesinden; davacılar tarafından, Kayseri 12. Noterliği'nin11/05/2017 tarihli satış sözleşmesi uyarınca91.254,00-TL bedelle satın almış olduğu 45 .. 184 plakasayılı 2013 model New Holland marka traktörün üreticifirma tarafından üretilmediğini öğrendiği,tamamen sahte fatura ve belgelerle trafik siciline kaydedilen aracı resmisicil ve kayıtlara güvenerek devir aldığı, resmi sicilve kayıtların hatalı düzenlenmesinde davalı idareninhizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek aracın satınalma değeri olan 91.254,00-TL'nin araç satışsözleşmesinin yapıldığı tarihten itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle bakılan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Tüm bu yasal mevzuat veyargı kararları kapsamında dava konusu olay elealındığında, davaya konu aracın davadışı 3. kişinin hukuka aykırı işlemleri ileidare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin 2918 sayılı Yasanın ilgili hükümlerinve uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin ilgili hükümlerine aykırışekilde sağlandığı ve aracın gerçekkişi adma ilk kaydının yapıldığıiddiasına dayandığı anlaşılmıştır.
Bu açıklamalarışığında, mevzuatın emredicihükümlerine aykırı şekilde gerçekleştirilenişlemler nedeni ile uğranıldığı ilerisürülen zararın tazmini istemi ile açılan davada, bukonuyu düzenleyen 2918 sayılı Kanunun göreve ilişkin düzenlemesinindikkate alınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamdabelirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim; 2918 sayılıYasanın 19/01/2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde; "...bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür",Geçici 21. maddesinde de ; "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz" denilmek suretiile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklananzararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:"... Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarındada belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş veidari uyuşmazlıkların çözümünde idare vevergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukukualanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanınagiren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idariyargının görev alanına giren biruyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisininbulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idariyargının denetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun ’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun'da tanımlanan Karayolu şeridiüzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların,özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa nın 2. ,125.ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir..." (Anyasa Mahkemesi'nin 26/12/2013 gün ve E:2013/68,K:2013/165 sayılı kararı; R.G. 27/03/2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 incimaddesinin son fıkrasında "Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır." denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun'dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca yargı organları bakımından da uyulmasızorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda; 2918 sayılıYasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918sayılı Yasanın uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla2918 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Her ne kadar; dava konusu olaydadavacının zararına sebebiyet veren eylemler, davadışı kişilerin hileli işlemleri ile idareyanıltılarak, trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklı olduğuileri sürülen ve idari hizmetin kötü işlemesikapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Yasanınve bu Yasanın uygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği'nin araçların tesciline ilişkinhükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Yasanın 110.maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle idaregörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğitabiidir..."
3.Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
B. Adli Yargıda
4.Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/05/2022 ve E.2021/312, K.2022/125sayılı kararı ile,uyuşmazlığın esasını inceleyerek davanınreddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf istemindebulunulmuştur.
5.Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 15/06/2023 tarih veE.2022/2069, K.2023/1188 sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın353/1-a/4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanınyargı yolunun caiz olmasına ilişkin dava şartıyokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi için kararıveren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...Somut olayda,davacının satın aldığı aracın, sahte trafikkayıtları oluşturularak kendisine satışınınyapıldığı, söz konusu aracı kanunlara uygunolarak, idare tarafından tutulan trafik tescil kayıtlarınagüvenerek satın aldığı, tüm bu nedenlerle zararauğradığı ve zararının meydana gelmesindedavalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek, tazminatistemiyle açılan davada, kamu hizmetini yürütmekleyükümlü kılınan davalı idarenin, kamu hizmetiniyöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütüpyürütmediğinin, dolayısıyla hukuki sorumluluğununbulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.(Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 17/04/2023 tarih 2023/167 E. 2023/322 K.Sayılı kararı, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 28/02/2022tarih 2021/824 E. 2022/77 K. Sayılı kararı, UyuşmazlıkMahkemesi'nin 31/10/2022 tarih 2022/367 E. 2022/578 K. Sayılıkararı, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 31/10/2022 tarih 2022/392 E.2022/556 K. Sayılı kararı da aynı mahiyettedir.)
Dava şartları, kamudüzeninden olup, taraflarca ileri sürülebildiği gibimahkemece de resen dikkate alınacağından, ilk derecemahkemesince HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caizolmadığından HMK'nın 115/2.maddesi gereğince davaşartı yokluğundan davanın usulden reddine kararıverilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde kararverilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan ilk derece mahkemesikararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarıncakaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesigerektiği görülmüştür.
Hâl böyle oluncadavacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanannedenlerden ötürü kabulü ile ilk derece mahkemesikararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarıncakaldırılarak, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesinegönderilmesine ilişkin duruşmaaçılmaksızın karar vermek gerekmiş veaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."
6. Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 10/10/2023 veE.2023/351, K.2023/412 sayılı kararı ile,davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddinekarar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"...Mahkememizce yapılanyargılama neticesinde 20/06/2022 tarih ve 2021/312 Esas- 2022/125 kararsayılı ilam ile davanın esastan reddine karar verilmiş,kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi3. Hukuk Dairesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2022/2069 Esas 2023/1188 Kararsayılı ilamıyla mahkememiz ilamının bozulmasınakarar verilmiştir. İstinaf bozma ilamı kesin olup, mezkurilamdaki gerekçelere atfen aşağıdaki şekilde kararkurmak iktiza etmiştir..."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
7. 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu’nun "Amaç"başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı,karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."
8. 2918 sayılı Kanun’un "Kapsam" başlıklı2. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.
Bu Kanun, karayollarındauygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;
a) Karayolu dışındakialanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri,garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıtistasyonlarında karayolu taşıt trafiği içinfaydalanılan yerler ile,
b) Erişme kontrollükarayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuyaaçık kesimlerinde ve belirli bir karayolununbağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsularüzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayoluaraçlarına ayrılan kısımlarında da,
Bu Kanun hükümleriuygulanır. "
9.2918 sayılı Kanun’un "İçişleriBakanlığının görev ve yetkileri" başlıklı5. maddesi şöyledir:
"(Başlığıile Birlikte Değişik: 6/12/2019-7196/39 md.)
İçişleriBakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Araçları, bu Kanunagöre araçlarda bulundurulması gerekli belge vegereçleri, sürücüleri ve bunlara ait belgeleri,sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerinkurallara uyup uymadığını, trafik düzenlemelerinin veçeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olup olmadığınıdenetlemek.
b) Duran ve akan trafiğidüzenlemek ve yönetmek.
c) El koyduğu trafikkazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek.
d) Trafik suçuişleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekli işlemleriyapmak ve takip etmek.
e) Trafik kazası neticesindehastalanan veya yaralananların bakımlarını sağlayacaktedbirlerin süratle alınmasına yardımcı olmak veyakınlarına haber vermek.
f) Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek.
g) Sürücülerinbelgelerini vermek.
h) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek.
i) Trafik kazalarınınoluş nedenleri ile ilgili tüm unsurları kapsayan istatistikverileri ve bilgilerini toplamak, değerlendirmek, sonuçlarınagöre gereken önlemlerin alınmasını sağlamak veilgili kuruluşlara teklifte bulunmak.
j) Hasar tazminatıödemelerini hızlandırmak amacıyla sigortaşirketlerince istenecek gerekli bilgi ve belgeleri vermek.
k) Ayrıca bu Kanunla ve buKanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerleverilen diğer görevleri yapmak.
Sürücülere aitbilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlarüzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukuki değişikliklerile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcışerhlerin; elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesive kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veyaşerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veyakuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir.Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkiledecek bilgiler, İçişleri Bakanlığıtarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektroniksistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalar hariç olmaküzere bu amaçla sınırlı olarakpaylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmeliktebelirlenir.
Bu maddedeki görev, yetki vesorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının,çalışma şekil ve şartları,görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi, çalışmausulleri, görev, yetki ve sorumluluklarına ait esaslar İçişleriBakanlığınca çıkarılacak yönetmeliktebelirtilir."
10.2918 sayılı Kanun'un "Araçlarınsatış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk" başlıklı 20. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
" (Değişik: 18/1/1985- KHK 245/7 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/7 md.)
Tescil süreleri,satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslarşunlardır:
a) Araç sahipleri,
1. (Değişik:13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olanaraçların satın alma veya gümrükten çekmetarihinden itibaren üç ay içinde tescili için;bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içindetescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmak,
2. (Değişik: 2/4/1998 -4358/3 md.) Tescilin yapılması veya silinmesi için vergikimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgelerisağlamak,
Zorundadırlar.
b) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlüdürler.
c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdayaçıkarılmasına veya araçta, yönetmeliktebelirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerlisayılır.
d ) (Değişik:24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların herçeşit satış ve devirleri, satış ve devriyapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi,gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari paracezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılır. Noterler tarafındanyapılmayan her çeşit satış ve devirlergeçersizdir.
Satış ve devirişlemi, siciline işlenmek üzere üçişgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ilevergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adınatrafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır.Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı MotorluTaşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eskimalikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergimükellefiyeti başlar.
Yapılan satış vedevir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adınabir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklıkalmak kaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme vebildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkinusul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresiBaşkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüyetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkinişlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronikveri akışını sağlarlar. Satış ve devirişlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleribilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncumaddesi uyarınca cezalandırılırlar.
Satış ve devirişlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süreiçerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya postaaracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ayiçerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez. .
..
Haciz, müsadere, zapt, buluntu,trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundanbir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.Alıcıların tescil belgesi almak için süresindebaşvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasınailişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri veMaliye Bakanlıkları yetkilidir. .
.."
11.2918 sayılı Kanun'un "Belgeve plaka vermeye yetkili kuruluşlar" başlıklı22. maddesinde; Yönetmelikte gösterilen esaslara göre, birincifıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricindekalanaraçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin EmniyetGenel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
12.2918 sayılı Kanun'un "Görevlive Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
" (Değişik:11/1/2011-6099/14 md.)
İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır.”
13.2918 sayılı Kanun'a dayanılarakçıkarılmış olan Karayolları TrafikYönetmeliği’nin 28. maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”;29. maddesinde “Tescile YetkiliKuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve BildirmeMecburiyeti ile Süreleri”; 30.maddesinde “Tescil İşlemleri MüşterekHükümleri”; 31. maddesinde “Yeni Kayıt”;32. maddesinde“Tescil Belgesi veGeçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi vegeçerliliği”; “Tescile Dair Diğer İşlemler” üstbaşlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37.maddesinde “Satış veya devirişlemi yapılan araçların tescil işlemleri”;43.maddesinde “Çalınanaraçlar hakkında yapılacak işlemler”;44. maddesinde “Çalınan,kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge veplakalar” ileilgili hususlar ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
B. Yargı Kararı
14. 2918sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir:
"…Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların,özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…" (Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih veE.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27/3/2014, Sayı:28954, s.136-147.)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
15.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ’inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan06/05/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idariyargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, adli ve idari yargı dosyalarının 15. maddedebelirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerineson görevsizlik kararını veren mahkemece UyuşmazlıkMahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
16.Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davadaadli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
17.Dava, davacıların sattıkları 38 .. 028 plakalıaraç karşılığında kendilerine devredilen45 ..184 plakalı traktörün aslında var olmaması,sahtebelgelerle trafiğe tescil edilmesi ve araç bedelinin ayrıcakendilerine ödenmemesi nedeniyle, trafiğe tescil işlemlerinde denetimleriyetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ilerisürülerek, maddi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
18.Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,Kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adliyargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
19.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesininişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı veKanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılıKanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyleaçılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
20.Her ne kadar, dava konusu olayda davacıların zararına sebebiyetveren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebileceknitelikte eylemler ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun2918 sayılı Kanun’un ve bu Kanun'un uygulanmasınayönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’ninaraçların tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle idareajanlarının eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
21.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak,Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/10/2023 tarih ve E.2023/351, K.2023/412sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde ADLİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B.Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/10/2023 tarih ve E.2023/351, K.2023/412sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
06/05/2024tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ınKARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Uyuşmazlık, davacılarınsattığı araç karşılığında trafiktesciline güvenerek geçici süreyle devraldığıtraktörün sahte belgeler ile trafik siciline tescil edilmesindeidarenin gereken dikkat ve özeni göstermediği, idarenin hizmetkusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi zararın yasal faiziile birlikte tazmini isteminden doğmuştur.
Adli ve İdari yargı yerlerince verilengörevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığı üzerine sayın çoğunlukgörüşü doğrultusunda“Uyuşmazlığın çözümünün2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi gereğince adliyargının görev alanında bulunduğu”gerekçesiyle adli yargının görevli olduğuna kararverilmiştir.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 110. maddesine 6099 sayılı Kanun'la eklenen 1. fıkraile "İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanun'dan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmügetirilmiştir.
Eldeki uyuşmazlık ise anılan Kanunhükmü kapsamında kalmamaktadır. Zira, 2918 sayılıKanun'un 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzereKanun motorlu araçların işletilmesinden doğan zararlarnedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı, resmisenetle satın aldığı araca emniyet yetkililerince el konularaksahibine iade edilmesi sebebiyle uğradığı zarardadavalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolununaçık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında,idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerigereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevliolduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır.
Davalı kamu tüzel kişiliği olup;kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır. Somutolayda, bu davalının kanun ile kendilerine verilmiş bulunangörevleri gereği gibi yerine getirmedikleri ilerisürülmüştür. Görevin hiç veya gereğigibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı,İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesigereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tamyargı davası açılması gerekir.
Trafik tescil ve büro amirliğitarafından araç tesciline ilişkin olarak yapılanişlemlerin idari nitelikte olup hiç yapılmaması,geç yapılması ya da gereği gibi yapılıpyapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetiminetabi bulunmasına göre 2577 sayılı İ.Y.U.K 2/1- bmaddesinde sayılan dava çeşitlerinden olan eldeki tamyargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye
Ahmet ARSLAN BilalÇALIŞKAN