T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/119
KARAR NO : 2024/180
KARAR TR : 06/05/2024
ÖZET: Görev uyuşmazlığına konu edilen adli yargı kararı idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığından, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : N. M.
Vekili : Av. M. G.
Davalılar
Adli Yargıda : NüfusMüdürlüğü
İdari Yargıda : İstanbul Valiliği(Göç İdaresi Müdürlüğü)
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı dilekçesinde, 22/07/1999 tarihinde Halep'te dünyayageldiğini, anne adının Z. M., baba adının A. E.olduğunu, İstanbul Valiliği İl Göç İdaresiMüdürlüğü tarafından kendisine verilengeçici koruma kimlik belgesinde baba adının sehven C. M.olarak yazıldığını, kendisine ait ailecüzdanının noter onaylı tercümesinde babaadının A. E., anne adının ise Z. M. olduğunungörüldüğünü beyan ederek, geçici korumakimlik belgesindeki baba adının A. E., kendi adının ise N.E. olarak düzeltilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. Adli Yargıda
2. Bakırköy 15. Asliye Hukuk Mahkemesi04/02/2022 tarih ve E.2021/928, K.2022/36 sayılı kararıile, "Davacının Türkvatandaşı olmadığı, yine Türkiye'de nüfussisteminde herhangi bir yanlışlığın düzeltilmesitalebinde bulunamayacağı, ancak geçici koruma kimlik belgesiniveren İstanbul Valiliğine başvurarak geçici kimlikbelgesindeki yanlışlıkların düzeltilmesini talepedebileceği, bu talebin kabul edilmemesi halinde idari yargıyabaşvurmasının mümkün olduğu, buşartları yerine getirmeden adli yargıda nüfuskaydının düzeltilmesine yönelik davaaçılmasında hukuki yarar bulunmadığıgerekçesiyle davanın usulden reddine" kararvermiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerineİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 06/12/2023 tarih veE.2022/1800, K.2023/2228 sayılı kararı ile istinafbaşvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"Davacının vekilaracılığıyla vermiş olduğu 17/12/2021harçlandırma tarihli dava dilekçesiyle, 22/07/1999 tarihindeHalep' te dünyaya geldiğini, annesinin Z. M. ve babasınınA. E. olduğunu, Türkiye' de nüfusa kayıt yapılırkenamcası C. M. üzerine kaydedildiğini, gerçekbabasının A. E. olduğunu, Suriye Arap Cumhuriyetiİçişleri Bakanlığı Nüfus Dairesi' nin299757 nolu aile cüzdanında A. ve Z.' den dünyayageldiğinin ve soyadının E. olduğunungörüldüğünü belirterek, nüfus kaydınındüzeltilmesini, babası olarak A.E.'nin nüfusunakaydının yapılmasını ve isminin N. E. olarakdüzeltilmesini talep ve dava edilmiştir.
Dosya içeriğinegöre davacının Suriye vatandaşı olduğu,geçici koruma statüsü ile Türkiye'de bulunduğu,davacıya İstanbul Valiliği tarafından geçici korumakimlik belgesi düzenlenerek verildiği, bu belgede N. M.' in babaadının C. olarak yazılı olduğu, Türkiye'denüfus kaydının bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki 5490sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 35.maddesinde"Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkçanüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez vekayıtların anlamını ve taşıdığı bilgilerideğiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların ailekütüklerine tescili esnasında yapılan maddi hatalarNüfus Müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarakdüzeltilir." hükmüne, 38.maddesinde ise, "Bu Kanunun7.maddesinde sayılan aile kütüklerine tescil edilmesi gerekenbilgilerden, dayanak belgesinde bulunduğu halde nüfuskütüklerine hatalı veya eksik olarak tescil edilen ya dahiç yazılmayan bilgiler veya mükerrer kayıtlar maddi hatakapsamında değerlendirilir. Bu tür maddi hatalar GenelMüdürlükçe veya Nüfus Müdürlükleritarafından düzeltilir veya tamamlanır"hükümlerine yer verilmiştir.
Davacının Türkvatandaşı olmadığı, yine Türkiye'de nüfussisteminde herhangi bir yanlışlığın düzeltilmesitalebinde bulunamayacağı, ancak geçici koruma kimlik belgesiniveren İstanbul Valiliğine başvurarak geçici kimlikbelgesindeki yanlışlıkların düzeltilmesini talepedebileceği, bu talebin kabul edilmemesi halinde idari yargıyabaşvurmasının mümkün olduğu, buşartları yerine getirmeden adli yargıda nüfuskaydının düzeltilmesine yönelik dava açılmasındahukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanınusulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesiyukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın usulden reddine,
2-Kanunen alınması gerekli80,70-TL red harcının, peşin alınan 59,30-TL karar ve ilamharcından mahsubu ile bakiye 21,40-TL harcın hazine adınadavacı taraftan tahsiline,
3-Davacı tarafçayapılan harç ve yargılama giderlerinin davanınniteliği gereği kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gideravansının karar kesinleştiğindedavacı tarafa iadesine,
Dair, davacı ve nüfusidare temsilcisinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararıntebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflarca mahkememizesunulacak veya gönderilecek dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesinezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen kararaçıkça okunup, usulen anlatıldı.04/02/2022"
3.Bu kez davacı vekili, Türkiye'de ikamet etmekte olan geçicikoruma statüsündeki müvekkili tarafından, geçicikoruma kimlik belgesindeki soyadı, baba adı ve anne adınınhatalı yazıldığından bahisle düzeltilmesitalebiyle İstanbul Valiliği İl Göç İdaresiMüdürlüğüne yaptığı başvurununzımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
B. İdariYargıda
4. İstanbul 13. İdare Mahkemesi 12/04/2022tarih ve E.2022/709, K.2022/678 sayılı kararı ile,2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanıngörev yönünden reddine karar vermiş, taraflarınistinaf etmemesi üzerine karar kesinleşmiştir. Kararınilgili kısmı şu şekildedir:
"Dava dosyasınınincelenmesinden, Türkiye'de ikamet etmekte olan geçici korumastatüsündeki davacı tarafından, geçici koruma kimlikbelgesindeki soyadı, baba adı ve anne adının hatalıyazıldığından bahisle düzeltilmesi talebiyleİstanbul Valiliği İl Göç İdaresiMüdürlüğüne yaptığı başvurununzımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılandavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda,5490 numaralı Nüfus Hizmetleri Yasası'nın 2 incimaddesinin,Türk vatandaşlarının, doğumla Türkvatandaşı olup çıkma izni almak suretiyle Türkvatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları ile Türkiye'de bulunan yabancıların nüfushizmetlerinin düzenlenmesine, yürütülmesine vegeliştirilmesine ilişkin esas ve usul hükümlerinikapsadığı,35 inci maddesinin kesinleşmiş mahkemehükmü olmadıkça nüfus kütüklerindekihiçbir kayıt düzeltilemeyeceği ve kayıtlarınanlamını ve taşıdığı bilgilerideğiştirecek şerhlerin konulamayacağı, 36ıncı maddesinde nüfus kayıtlarına ilişkindüzeltme davalarının Asliye Hukuk Mahkemelerindeaçılacağı hükme bağlanmış olup,yukarda mevzuat hükümlerinden açıkçaanlaşılacağı üzere Türkiye'de bulunanyabancıların nüfus hizmetlerinin düzenlenmesine,yürütülmesine ve geliştirilmesine ilişkin esas ve usulhükümlerinin nufus hizmetleri kanunu kapsamında olduğu, Geçicikoruma kimlik belgesi verilenlere, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılıNüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarasıverileceği, 22.10.2014 tarih ve 29153 sayılı ResmîGazete'de yayımlanan Geçici Koruma Yönetmeliği'negöre geçici koruma amacıyla ülkemize gelenyabancıların kimlik tespiti ve kayıt işlemlerininyönetmelik hükümlerine göre yapılacağı,yönetmelik kapsamında verilen kimlik ile haberleşme dahil abonesözleşmesi yapabilecekleri ve iş piyasasına belirlenenkoşullar dahilinde erişebilecekleri, geçici korumakimliklerine ülkemiz vatandaşlarına verilen nüfus kimlikfonksiyonlarından bir kısmının verildiği, korumaaltındaki yabancıların bu kimlikleri ile kayıt altınaalındıkları ve tüm işlemlerini bu kimlikleyaptıkları hususları gözönünealındığında geçici koruma kimlik belgesindeki"nüfusa/kimlik bilgisine ilişkin bir kaydın"düzeltiminin de mahkeme kararı ile olması ve 5490sayılı Nufus Hizmetleri Kanunu'nun 2 inci maddesindeanlamını bulan "Türkiye'de bulunan yabancılarınnüfus hizmetlerinin düzenlenmesine, yürütülmesine vegeliştirilmesine ilişkin esas ve usûl hükümlerinikapsar" hükmü ve nüfus kayıtlarına ilişkindüzeltme davalarının Asliye Hukuk Mahkemelerindeaçılacağına ilişkin 36. madde hükümlerikarşısında işbu davanın adli yargı merciilerindegörülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."
III. İLGİLİ HUKUK
5.Anayasa'nın "UyuşmazlıkMahkemesi" başlıklı 158.maddesişöyledir:
"Uyuşmazlık Mahkemesiadli ve idari yargı mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkilidir. Uyuşmazlık Mahkemesininkuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve seçimleri ile işleyişikanunla düzenlenir. Bu mahkemenin BaşkanlığınıAnayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilenüye yapar.
Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesinin kararı esas alınır."
6.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“ UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir…”
7.2247 sayılı Kanun'un "Olumsuzgörev uyuşmazlığı"başlıklı 14. maddesi şöyledir:
“Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesiiçin adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve buyolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi, ancak davanın taraflarıncailerisürülebilir.”
8.2247 sayılı Kanun'un "İncelemedeizlenecek sıra" başlıklı 27. maddesişöyledir:
"UyuşmazlıkMahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görevuyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil vesüre açısından inceler; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddeder."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
9.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan06/05/2024 tarihli toplantısında; Raportör-HâkimSüleyman ARIDURU'nun 2247 sayılı Kanun’daöngörülen koşulları taşımayan başvurununreddi yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın 2247sayılı Kanun’da öngörülen koşullarıtaşımayan başvurunun reddi gerektiği gerektiğiyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra,gereği görüşülüpdüşünüldü:
10.Başvurunun incelenebilmesi için 2247 sayılı Kanun'un 14.maddesinde öngörülen koşulların bulunmasıgerektiği tartışmasızdır.
11.Mevzuat kısmında belirtilen düzenlemeleregöre,Uyuşmazlık Mahkemesince 14. maddesi kapsamında birgörev ya da hüküm uyuşmazlığınınincelenebilmesi için, uyuşmazlığa konu edilen karar veyakararların, adli veidari yargı mercilerince ya da hakemliğinhakim tarafından yerine getirilmesinde olduğu gibi yargı mercisayılanlarca verilmesi ve 14. madde kapsamında olumsuz görevuyuşmazlığının varlığından sözedebilmek için de; adli veidari yargı yerleri tarafındankonusu, tarafı ve sebebi aynı olan davalarda kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş görevsizlik kararlarınınbulunması gerekmektedir.
12.Dava dosyalarının incelenmesinden; Suriye uyruklu davacınıngeçici koruma kimlik belgesinde isminin N., soyadının M., babaadının C. olduğunun belirtildiği, davacıya ait olan veSuriye Arap Cumhuriyeti İçişleri BakanlığıNüfus Dairesi tarafından düzenlenip noter onaylıtercümesi yaptırılan aile cüzdanında isedavacının baba adının A. E. olarakyazdığının görüldüğü,davacının geçici koruma kimlik belgesindeki sehvenyanlış yazıldığı beyan edilen soyadınınve baba adının dosyada bulunan aile cüzdanındaki bilgilerdoğrultusunda düzeltilmesiistemiyle ilk olarak adli yargıyerinde dava açıldığı, adli yargı yerince,uyuşmazlığın incelenerek "Davacının Türk vatandaşıolmadığı, yine Türkiye'de nüfus sisteminde herhangibir yanlışlığın düzeltilmesi talebindebulunamayacağı, ancak geçici koruma kimlik belgesini verenİstanbul Valiliğine başvurarak geçici kimlik belgesindekiyanlışlıkların düzeltilmesini talep edebileceği,bu talebin kabul edilmemesi halinde idari yargıyabaşvurmasının mümkün olduğu, buşartları yerine getirmeden adli yargıda nüfuskaydının düzeltilmesine yönelik davaaçılmasında hukuki yarar bulunmadığıgerekçesiyle davanın usulden reddine" kararverildiği, bu kararın yargı yolu bakımından birgörevsizlik kararı niteliğinde olmadığıanlaşılmıştır.
13.Görüldüğü üzere, adli yargı yerikararının "adli yargıdanüfus kaydının düzeltilmesine yönelik davaaçılmasında hukuki yarar bulunmadığıgerekçesiyle davanın usulden reddine" yönelikolduğu, idari yargı yerinin görevli olduğugerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararıniteliğinde olmadığı, dolayısıyla adli ve idariyargı yerleri arasında görev uyuşmazlığıoluştuğundan söz etmenin de mümkünolmadığı sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla olayda, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesindeöngörülen koşullar gerçekleşmemiştir.
14.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak;2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülenkoşulları taşımayan başvurunun, aynı Kanun'un 27.maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
2247sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülenkoşulları taşımayanBAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27.maddesi uyarınca REDDİNE,
06/05/2024tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN