T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/126
KARAR NO : 2024/158
KARAR TR : 06/05/2024
ÖZET:Davacının satın alıp daha sonra başkasına sattığı araca, çalıntı olması nedeniyle el konulmasında, yurt dışından araç girişi ile bu aracın trafiğe kayıt ve tescil işlemlerinde denetimleri yetersiz kalan davalı idarelerin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : S. Ç.
Vekilleri : Av. A. Ü. D. - Av. A. M. T. - Av. G. C.
Davalılar: 1- TicaretBakanlığı
Vekili : Av. Cem DEMİRER
2-İçişleri Bakanlığı Emniyet GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. A. A. K.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacıvekili, müvekkilinin sahibi bulunduğu 34 ... 2707 plakalıaracı Beyoğlu 45. Noterliğinde 18/05/2015 tarihinde satıpdevrettiğini, aracın Gürcistan'da iken Interpolkayıtlarına göre Almanya'dan çalıntı kaydıolduğu gerekçesiyle Gürcistan makamlarınca elkonulduğunu, aracı alan kişinin müvekkilinebaşlattığı icra takibi neticesinde müvekkilininaraç bedelini geri ödemek zorunda kaldığını,ayrıca aracı alan kişinin şikayeti üzerineİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının2015/140516 numaralı soruşturma dosyasıyla müvekkilihakkında evrakta sahtecilik ve dolandırıcılıksuçları isnadıyla başlatılan soruşturmadatakipsizlik kararı verildiğini, aracın Polnet sisteminde ulusalseviyede herhangi bir arama kaydınarastlanılmadığını, 2009 yılında AlmanMakamlarınca Interpole çalıntı bildirimi girilmişolmasına rağmen Gümrük Müsteşarlığıİzmir İşletme Bölge Müdürlüğütarafından 03/02/2011 tarihinde yapılan açıkarttırma vasıta satışıyla aracın dava dışıbir şirkete satıldığını, şirketinaracın İzmir ili trafiğine kayıt ve tescili içinyaptığı başvuru üzerine İzmir Trafik TescilŞube Müdürlüğünce satılan aracın trafikkayıt ve tescil işlemlerinin yapıldığını, davalıidarelerce gerekli olan tetkikin yapılmayarak eksik araştırmaile çalıntı aracın ülkeye girişiningerçekleştirilerek satışı ile trafiğekayıt ve tescil işlemlerinin yapılmasının davalıidarelerin hizmet kusuru dolayısıyla sorumluluğunugerektirdiğini belirterek, müvekkilinin uğradığı233.873,12 TL zararın faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
2.Ankara 10. İdare Mahkemesi11/03/2020 tarih ve E.2020/594, K.2020/588 sayılı kararı ile, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-amaddesi uyarınca davanın yetki yönünden reddine, davadosyasının yetkili İzmir İdare Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir.
3. İzmir 3. İdare Mahkemesi 10/04/2020tarih ve E.2020/565, K.2020/475 sayılı kararı ile,davanın2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-amaddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddinekarar vermiş, bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir :
"...Dosyanınincelenmesinden, davacıtarafından, 34 ... 2707 plakalı ve ... şasi numaralı BMWmarka 2007 model aracı 18.05.2015 tarihinde G. Y.'dan satınaldığını ancak İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı'nın 2015/140516 soruşturmadosyasından dolayı söz konusu araç hakkında el koymakararı verildiği, araç çalıntı olmasına( ... 1973 plakayla kayden Almanya'da tescilli ) rağmen İzmir GümrükİşletmeMüdürlüğü tarafından açıkartırma yoluyla satışaçıkarıldığı, tescil işlemininyapıldığı; aracın çalıntıolmasına rağmen, aracın tescilinin yapılmasısırasında ve öncesinde idarenin denetimlerini yapmayarak gereklidikkat ve özeni göstermemesinden dolayı 233.873.12-TL zararauğranıldığı iddialarıyla anılan maddizararının tazmini istemiyle davalı idarelere yapılanbaşvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine görülmekteolan davanın açıldığıanlaşılmıştır.
2918 sayılı Yasanın19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde,“…bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür”,Geçici 21. maddesinde de ,“BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmeksureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetiminebağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesisağlanarak davaların görülmesi veçözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemeninkamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 incimaddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararniteliğindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin 2918sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumlulukdavalarını kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm ve çözümündeadli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Her ne kadar, dava konusu olaydadavacının zararına sebebiyet veren eylemler, davadışı kişilerin hileli işlemleri ile idareyanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesisebebiyle, idare çalışanlarının kusurundankaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardan doğansorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkinhükümlerine aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un 110.Maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
Nitekim; UyuşmazlıkMahkemesinin 23.12.2019 tarih ve E:2019/796, K:2019/846 sayılıkararında da bu yönde değerlendirmelerde bulunulmuştur..."
4.Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
B. Adli Yargıda
5. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 22/12/2022 tarih veE.2020/152, K.2022/619 sayılı kararı ile,davanın yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğunedeniyle usulden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinafisteminde bulunulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. HukukDairesi07/09/2023 tarih ve E.2023/2048, K.2023/1762 sayılıkararı ile, vakıa vehukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden bir hukukaaykırılık bulunmadığıanlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesigereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddinekarar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"...2918 sayılıKTK’nın 1. maddesinde, bu Kanun’un amacınınkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğubelirtilmiştir.
KTK’da kamu kurumkuruluşlarının ve ilgili komisyonların karayollarındacan ve mal güvenliği yönünden trafik düzen vegüvenliğini sağlamak, trafik güvenliğini ilgilendirengerekli önlemleri belirlemek amacıyla görev ve yetkilerisayılmıştır.
Bir kamu hizmeti görmekleyükümlü olan davalı İçişleriBakanlığının 2918 sayılı Kanun’un“görev ve yetkileri” başlıklı (06/12/2019tarihli ve 7196 sayılı Kanun’un 39. maddesiyle, bu maddebaşlığı “Emniyet GenelMüdürlüğünün, merkez, bölge, il veilçe trafik kuruluşları, görev ve yetkileri” ikendeğiştirilmiştir) 5. maddesinin 1. fıkrasının (f)bendinde, araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek, (h) bendinde, ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmekgörevleri verilmiş, sürücü belgesi ve tescilişlemlerine esas teşkil eden bilgilerin, İçişleriBakanlığı tarafından ilgili kamu kurum veyakuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebileceği veyakanunlardaki istisnalar hariç olmak üzere bu amaçlasınırlı olarak paylaşılabileceği, bu fıkrayailişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği, bumaddedeki görev yetki ve sorumluluklara ait diğer esaslar ile trafikkuruluşlarının, çalışma şekil veşartları, görevlendirilecek personelin nitelikleri,seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki vesorumluluklarına ait esasların İçişleriBakanlığınca çıkarılacak yönetmeliktebelirtileceğidüzenlenmiştir. 06/01/2017 tarihli Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 02/01/2017 tarihindekabul edilen 680 sayılı KHK’nın 61. maddesi ile (dahasonra bu hüküm 01/02/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun60. maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır) 2918sayılı Kanun’a eklenen ek 18. madde uyarınca, EmniyetGenel Müdürlüğünce yürütülenaraç tescil hizmetlerine ilişkin iş ve işlemlerin, buKanun’un 131. maddesi hükümleri saklı kalmak üzere,Türkiye Noterler Birliği koordinesinde noterlikleredevredilebileceği hükme bağlanmış, 2918sayılı Kanun’un 20,22 ve Ek 18. maddelerine dayanılarakhazırlanan ve 31/01/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan“Araçların Satış, Devir ve Tescil HizmetlerininYürütülmesi Hakkında Yönetmelik” ilearaçların tescili ile araç tescil belgesinindüzenlenmesi işlemlerinin noterler veya Emniyet Genel Müdürlüğütrafik tescil kuruluşları tarafından yapılacağı,noterler tarafından yapılan araç satış veya devirişlemlerinin tamamlanmasıyla alıcı adına noterlercearaç tescil belgesi düzenleneceği, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerininnoterler tarafından yapılacağı düzenlenmiştir.
KTK’dan doğan sorumlulukdavaları, 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen, motorluaracın işletilmesinin sonucu doğan zararlar nedeni ile motorluaracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüssahibinin sorumlu olduğu davalar olup; somut uyuşmazlıkta isedavacı, ikinci kez sahte olarak tescil edildiği sonradananlaşılan ve sicil kayıtlarına güvenerek noter yoluylasatın aldığı araca el konulması sebebiyleuğradığı zararda, görevini gereği gibi yerinegetirmeyip mükerrer tescili yapan idarenin sorumluluğubulunduğunu ileri sürmektedir.
Kamu idareleri vekuruluşlarının trafik kazasıyla ilgili olmayan, kamuhizmetinin görülmesi sırasında ve hizmetkusurundandoğan zararların gideriminden doğansorumlulukları 2918 sayılı Kanun’da düzenlenmişdeğildir. Bir başka deyişle, davacınındavalının hizmet kusuruna dayandığı olayda,davalının kendi görev alanındaki kamu hizmetini, idarehukuku ilke ve kurallarına göre yürütüleceği veidari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasanın 125. maddesi ve 2577 sayılı İYUK’un 2.maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesigerektiği noktasında bir duraksama bulunmamaktadır.
Araç tescili, mahiyetiitibariyle idari bir işlem olup, trafik kaydındaki tescilin iptaliile yeni kayıt ve tescile karar verilmesi sonucunu doğuracakmahiyettedir. Bu görevin 2918 sayılı Kanunda verilmişolması, bu görevden kaynaklı kamu hizmetinin kusurlu olmasınedeniyle oluşacak zarardan dolayı İdarenin özel hukukhükümlerine tabi olacağı sonucunu doğurmaz. İdareninhizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idareyekarşı idare yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gereklidir. (Yargıtay 4 H.D. 2021/24487 E. 2021/11120K. Sayılı ilamı)
Şu durumda, yukarıdayapılan açıklamalar doğrultusunda eldeki davanıngörüm ve çözüm yeri idari yargıdır.
Aynı doğrultuda,Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 30/05/2022 tarih, 2021/750 E., 2022/275 K.Sayılı ilamında da, Olayda, davacınınbedeliniödeyerek satın aldığı daha sonra bir başkakişiye devrettiği aracın, aracın yurtdışından ülkeye yasal olmayan yollardan ithal edildiğive vergisinin eksik ödendiği gerekçesi ile el konularak trafiksicil kaydının silindiği, davacıdan aracı satınalan kişininaçtığı dava, sonrasındabaşlatılan icra takibi nedeniyle davacınınödeme yapmakzorunda kaldığı;davacının söz konusuaracıkanunlara uygun olarak, idare tarafından tutulan trafik tescilkayıtlarına güvenerek satınaldığı, tümbu nedenlerle zarara uğradığı ve zararınınmeydana gelmesinde davalı İdare'nin de kusurlu olduğu ilerisürülerek,tazminatistemiyleaçılan davada; kamu hizmetiniyürütmekle yükümlü kılınan davalı idarenin,kamu hizmetini yöntemine ve hukuk kurallarına uygun olarakyürütüp yürütmediğinin, dolayısıylahukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığınınbelirlenmesi gerektiği, davalı idarenin hizmet kusuru ya dabaşka bir nedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesiuyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanınİdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davanın yargıyoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinekarar vermek gerekmiş aşağıdaki şekildehüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıdaaçıklanan nedenlerle;
1-Davanın yargı yoluna ilişkin davaşartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,..."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
6.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "İçişleriBakanlığının görev ve yetkileri"başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"a) Araçları, buKanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge vegereçleri, sürücüleri ve bunlara ait belgeleri,sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerinkurallara uyup uymadığını, trafik düzenlemelerinin veçeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olupolmadığını denetlemek.
b) Duran ve akan trafiğidüzenlemek ve yönetmek.
c) El koyduğu trafikkazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek.
d) Trafik suçuişleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekli işlemleriyapmak ve takip etmek.
e) Trafik kazası neticesindehastalanan veya yaralananların bakımlarını sağlayacaktedbirlerin süratle alınmasına yardımcı olmak veyakınlarına haber vermek.
f) Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek.
g) Sürücülerinbelgelerini vermek.
h) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek.
i) Trafik kazalarınınoluş nedenleri ile ilgili tüm unsurları kapsayan istatistikverileri ve bilgilerini toplamak, değerlendirmek, sonuçlarınagöre gereken önlemlerin alınmasını sağlamak veilgili kuruluşlara teklifte bulunmak.
j) Hasar tazminatıödemelerini hızlandırmak amacıyla sigortaşirketlerince istenecek gerekli bilgi ve belgeleri vermek.
k) Ayrıca bu Kanunla ve buKanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.
Sürücülere aitbilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlarüzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukuki değişikliklerile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcışerhlerin; elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesive kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veyaşerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veyakuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir.Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkiledecek bilgiler, İçişleri Bakanlığıtarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektroniksistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalar hariç olmaküzere bu amaçla sınırlı olarakpaylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslaryönetmelikte belirlenir.
Bu maddedeki görev, yetki vesorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının,çalışma şekil ve şartları,görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi,çalışma usulleri, görev, yetki ve sorumluluklarınaait esaslar İçişleri Bakanlığıncaçıkarılacak yönetmelikte belirtilir."
7.2918 sayılı Kanun'un"Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk"başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Tescilsüreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ileilgili esaslar şunlardır:
a) Araç sahipleri,
1-Tescili zorunlu ve ilk tesciliyapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesihâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgilitrafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak,
2-Tescilin yapılması veyasilinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmeliktebelirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak zorundadırlar.
a) Araçların girişişlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 güniçinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşunabildirmekle yükümlüdürler.
c) Tescil belgesi, aracınbaşkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasınaveya araçta, yönetmelikte belirtilen niteliklerindeğişmesine kadar geçerli sayılır.
d) Tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirleri,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergicezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılır. Noterler tarafından yapılmayan herçeşit satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devirişlemi, siciline işlenmek üzere üçişgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ilevergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adınatrafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır.Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı MotorluTaşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eskimalikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergimükellefiyeti başlar.
Yapılan satış vedevir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adınabir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belgedüzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklıkalmak kaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme vebildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konudayükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkinusul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresiBaşkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüyetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkinişlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronikveri akışını sağlarlar. Satış ve devirişlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleribilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncumaddesi uyarınca cezalandırılırlar.
Satış ve devirişlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süreiçerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet GenelMüdürlüğünün uygun gördüğükamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adınatescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıylateslim edilir. Tescil belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesihalinde yeni malike sorumluluk yüklenemez.
...
Haciz, müsadere, zapt, buluntu,trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesimüdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ilediğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satıştutanağının bir örneği aracın kayıtlıolduğu trafik tescil kuruluşlarına üçişgünü içerisinde gönderilir. Aracı satınalanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescilkuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almakzorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak içinsüresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcılarıadına re’sen kayıt ve tescil ettirmeye Emniyet GenelMüdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasınailişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri veMaliye Bakanlıkları yetkilidir.
..."
8. 2918 sayılı Kanun'un "Belge ve plaka vermeye yetkilikuruluşlar" başlıklı 22. maddesinde;Yönetmelikte gösterilen esaslara göre,birinci fıkradabentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalanaraçlarailişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet GenelMüdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
9.2918 sayılı Kanun'un "Görevlive Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“(Değişik:11/1/2011-6099/14 md.)
İşleteni veya sahibi Devletve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır.”
10.2918 sayılı Kanun'a dayanılarakçıkarılmış olan Karayolları TrafikYönetmeliği’nin 28. maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”;29. maddesinde “Tescile YetkiliKuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve BildirmeMecburiyeti ile Süreleri”; 30.maddesinde “Tescil İşlemleri MüşterekHükümleri”;31. maddesinde “Yeni Kayıt”;32. maddesinde“Tescil Belgesi veGeçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi vegeçerliliği”; “Tescile Dair Diğer İşlemler” üstbaşlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37.maddesinde “Satış veya devirişlemi yapılan araçların tescil işlemleri”;43.maddesinde “Çalınanaraçlar hakkında yapılacak işlemler”;44. maddesinde “Çalınan,kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge veplakalar” ileilgili hususlar ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
B. Yargı Kararı
11.2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir:
"…Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiğiüzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemekolanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetiminebağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…" (Anayasa Mahkemesinin26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27/3/2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
12.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ’inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan06/05/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idariyargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddedebelirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerineson görevsizlik kararını veren mahkemece UyuşmazlıkMahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
13. Raportör-Savcı Dr. BerrakYILMAZ'ın davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
14.Dava, davacının satın aldığı 34 ... 2707plakalı araca çalıntı olduğundan el konulmasınedeniyle, aracı sattığı kişi tarafındanbaşlatılan icra takibinde araç bedelini geri ödemekzorunda kaldığındanbahisle, aracın yurda giriş vetrafiğe kayıt ve tescil işlemlerinde denetimleri yetersiz kalandavalı idarelerin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddizararın tazmini istemiyle açılmıştır.
15.Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı,Kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adliyargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158. maddesi uyarınca, baştaUyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
16.Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaretedilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanunmaddesinin 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı veKanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla 2918 sayılıKanun’un uygulanmasından doğan sorumluluk davalarınıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyleaçılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
17.Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyetveren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleriile idare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekliişlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebileceknitelikte eylemler ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918sayılı Kanun’un ve bu Kanun'un uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin araçlarıntesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareketedilmesinden kaynaklandığı, 2918 sayılı Kanun’un110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarınınadli yargı yerinde çözümleneceğininaçıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idareesaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyendiğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenleidare ajanlarının eylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğikanaatine ulaşılmıştır.
18.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak,Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/12/2022 tarih ve E.2020/152, K.2022/619sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Davanınçözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİOLDUĞUNA,
B.Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/12/2022 tarih ve E.2020/152, K.2022/619sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
06/05/2024tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ınKARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Uyuşmazlık Mahkemesinin 15/02/2016 tarihli,E.2015/926, K.2016/50 sayılı kararındaki karşı oygerekçesinde belirtildiği gibi; "Uyuşmazlık,davacıya ait araca, emniyet yetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur.
Adli ve İdari yargı yerlerince verilengörevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığı üzerine sayın çoğunlukgörüşü doğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 110. maddesine 6099 sayılı Kanun'la eklenen 1. fıkraile "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanun'dan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Eldeki uyuşmazlık ise anılan Kanunhükmü kapsamında kalmamaktadır. Zira, 2918 sayılıKanun'un 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzere Kanunmotorlu araçların işletilmesinden doğan zararlarnedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı, resmisenetle satın aldığı araca emniyet yetkililerince elkonularak sahibine iade edilmesi sebebiyle uğradığı zarardadavalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolununaçık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında,idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerigereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevliolduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veyaboşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır.
Davalı kamu tüzel kişiliği olup;kural olarak, işlem ve eylemleri idari nitelik taşır. Somutolayda, bu davalının kanun ile kendilerine verilmiş bulunangörevleri gereği gibi yerine getirmedikleri ilerisürülmüştür. Görevin hiç veya gereğigibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’ninhizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince İdare’yekarşı idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerekir.
Trafik tescil ve büro amirliğitarafından araç tesciline ilişkin olarak yapılanişlemlerin idari nitelikte olup hiç yapılmaması,geç yapılması ya da gereği gibi yapılıpyapılmadığı hususunun idari yargı yerinin denetiminetabi bulunmasına göre 2577 sayılı İ.Y.U.K 2/1- bmaddesinde sayılan dava çeşitlerinden olan eldeki tam yargıdavasında uyuşmazlığın çözümündeidari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye
Ahmet ARSLAN Bilal ÇALIŞKAN