T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/4
KARAR NO : 2024/160
KARAR TR : 06/05/2024
ÖZET: Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfına yapılan vefat yardımı talebinin reddedilmesi nedeniyle açılan davanın, vakıf senedinden kaynaklanan edimin yerine getirilmemesine dayalı alacak istemine ilişkin olduğundan uyuşmazlığın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacılar : 1- Z. K. 2- S. A. K 3- H. N. K.
Vekili : Av. F. K.
Davalı : Türk Silahlı KuvvetleriDayanışma Vakfı
Vekili : Av. S. S.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacılar vekili, müvekkillerinin eşi ve babaları olan veTürk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) astsubay olarak görev yapanmuris S. K.'ın 28/02/2017 tarihinde vefat etmesi nedeniyle talep ettiklerivefat yardımının TSK Dayanışma Vakfının01/02/2023 tarih ve 1600-40-23/TYB. İşl.(168) sayılıişlemi ile reddedilmesi üzerine söz konusu işlemin iptalive vefat yardımının ödenmesi istemiyle idari yargıyerinde dava açmıştır.
2.Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesinde,davanın görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargıyolu itirazında bulunmuştur.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
3. Ankara 23. İdare Mahkemesi 08/09/2023 tarih veE.2023/515 sayılı kararı ile, davada mahkemeleriningörevli olduğu gerekçesiyle, davalının yargıyoluna ilişkin itirazının reddine karar vermiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...İdare, idare hukukualanında kamu gücüne dayalı olarak resen ve tek yanlıirade açıklaması sonucu tesis etmiş olduğuişlemlere, hukuk alanında yeni durumlar oluşturmasıylaidari işlem kimliği kazandırmakta ve kural olarak buişlemler özel yasal düzenlemeler dışında, idariyargı denetimine tabi bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılartarafından TSK emrinde astsubay olarak görevli murisleri S.K.'ın 28.02.2017 tarihinde vefat etmesi nedeniyle vefat yardımıödenmesi istemiyle yaptıkları başvurunun reddine dair01.02.2023 tarih ve 168 sayılı işlemin iptali istemiylebakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusuişlemin idare hukuku alanında kamu gücüne dayalıolarak resen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesisedildiği ve işbu davanın 2577 sayılı Kanunun 2.maddesinde belirtilen iptal davalarından biri olduğuanlaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde idari yargı mercilerinin görevliolduğu sonucuna ulaşılmıştır."
4.Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilendilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvurulması üzerinedilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir.
B. Olumlu Görev UyuşmazlığıÇıkarılmasına İlişkin Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı Talebi
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davacılara vefatyardımı yapılmamasına ilişkin işlemin iptali vesöz konusu vefat yardımının ödenmesi istemiyleaçılan davanın özel hukuk hükümlerigereğince çözümlenmesi gerektiğigörüşüyle, 2247 sayılı Kanun’un 10. ve 13.maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık MahkemesiBaşkanlığına gönderilmesine karar vermiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...Davacılartarafından, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde astsubayolarak görev yapan murisleri S. K.’ın 28.02.2017 tarihindevefat etmesi sebebiyle kendilerine vefat yardımı ödenmesiistemiyle yapılan başvurunun reddine dair 01.02.2023 tarihli ve 168sayılı işlemin iptali ile vefat yardımınındağılım oranları çerçevesinde ödenmesiistemi ile açılan davada, davalı vekili tarafındanyapılan görev itirazının reddi üzerine, davalıvekili tarafından Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığından adli yargı lehine olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasıtalebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi, 5737sayılı Vakıflar Kanunu'nun 4. maddesinde; "Vakıflar,özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir."hükmüne yer verilmiş, 4721 sayılı Türk MedeniKanunu'nun 101. maddesine göre, vakıflar, gerçek veyatüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve süreklibir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğesahip mal toplulukları olarak tanımlanmıştır.
Olayda, davacılarınastsubay olan murislerinin vefatı üzerine kendilerine vefatyardımı ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun,davacıların murisi S. K.'nın vefat etmeden önce Vakfa katkıpayı ödemesinde bulunmaması ve Vakıf Yönetmeliğiuyarınca Vakfa katkı payı ödenmemesi veya riskingerçekleşmesinden sonra ödenmiş olması hâlindeyardım yapılmayacağı hükmünün bulunmasısebebiyle davalının 01.02.2023 tarihli ve 168 sayılıişlemiyle reddedildiği, bunun üzerine söz konusuişlemin İptali ile vefat yardımının ödenmesiistemiyle bakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmıştır.
Konuya ilişkin mevzuathükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde; davalıTSK Dayanışma Vakfının kamu tüzel kişiliğinihaiz olmadığı, 5737 ve 4721 sayılı Kanun hükümlerinegöre kurulup tescil edildiği ve buna göre özel hukuktüzel kişisi olduğu, dolayısıyla verilen kararınkamu gücü kullanılmak suretiyle verildiğininkabulünün mümkün bulunmadığı sonucunavarıldığından, davacılara vefat yardımıyapılmamasına ilişkin işlemin iptali ve söz konusuvefat yardımının ödenmesi istemiyle açılandavanın özel hukuk hükümleri uyarıncaçözümlenmesi gerekecektir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin26,02.2018 tarihli ve 2017/675 Esas, 2028/81 Karar sayılı, 28.5.2020tarihli ve 2020/269 E., 2020/319 K. sayılı ve 15.05.2023 tarihli ve2023/263 E., 2023/383 K. sayılı kararlarında da benzer hususlarvurgulanmıştır."
6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca,2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göreDanıştayBaşsavcılığının dayazılı düşüncesi istenilmiştir.
III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ
7.Danıştay Başsavcısı, 2247 sayılı Kanun'un13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun kabulügerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.Yazılı düşüncenin ilgili kısmışöyledir:
"...2577 sayılıİdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde,idarî dava türleri; İdarî işlemlere karşıaçılan iptal davaları, İdarî eylem veişlemlerden dolayı açılacak tam yargı davalarıve idarî sözleşmelerden dolayı çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar olaraksayıldığından, idarî işlemlerden kaynaklananiptal ve tam yargı davalarının görüm veçözümünde, idarî yargı mercileri görevlibulunmaktadır.
4721 sayılı TürkMedeni Kanunu'nun 101. maddesinde, vakıflar, gerçek veya tüzelkişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amacaözgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip maltoplulukları olarak tanımlanmış, 5737 sayılıVakıflar Kanunu'nun 4. maddesinde, vakıfların, özel hukuktüzel kişiliğine sahip olduğu kuralabağlanmıştır.
Türk Silahlı KuvvetleriDayanışma Vakfı'na ilişkin Vakıf Senedinin 3.maddesinde; Vakfın gayesinin, Türk Silahlı Kuvvetleri, JandarmaGenel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığı mensubu subay, astsubay, sivil memur, uzman jandarmave uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve sözleşmelierlerden, hizmette bulundukları süre içinde; yıllıkkatkı paylarını yardım yapılmasınıgerektiren risklerden biri gerçekleşmeden önce ve olayıngerçekleştiği katkı payı dönemi içindeödemek koşulu ile dayanışmaya katılanlardan vefatedenlerin eş, çocuk, ana, baba ve kardeşleri ile malûlolanların kendilerine sosyal ve ekonomik destek sağlamak olduğu,Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığındanayrıldığında Sosyal Güvenlik Kurumunun kapsamıdışında kalan personel öncelikli olmak üzereyukarıda belirtilen statüdeki personele değişik oranlardayardım yapılacağı, yardımların miktar, usûlve esaslarının Mütevelli Heyetince kabul edilecekYönetmelikle belirleneceği, 18. maddesinde; Vakfınyıllık brüt gelirlerinin 1/3'ünün yönetim veyönetimi sürdürme giderleri ile ihtiyaç ve vakıf malvarlığını arttıracak yatırımlara,2/3'ünün ise vakıf amaç ve hizmet konularıdoğrultusunda tahsis ve sarf olunacağı, her yıl katkıpayı döneminde Vakıf senedinin gaye maddesinde belirtilenriskler gerçekleşmeden önce vakıf amaçlarınakatkı payı yatırmış olan personele yardımyapılacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Vakıf Senedigereğince, TSKDV organları ve Genel Müdürlükteşkilatı ile dayanışmaya katılanların vemuhatapların tâbi olacağı usûl ve esaslarıdüzenlemek amacıyla Mütevelli Heyeti tarafındanyürürlüğe konulan Türk Silahlı KuvvetleriDayanışma Vakfı Yönetmeliği'nin 4. maddesinde;dayanışmaya katılanın, Vakıf yıllıkkatkı payını ödeyen subay, astsubay, sivil memur, uzmanjandarma, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erlerin katkıpayı dönemi ile hukûkî statüsünü ifadeettiği, vefat yardımının, dayanışmayakatılanlardan vefat edenlerin hak sahiplerine bir defada yapılan parayardımı olduğu belirtilmiş, 24. maddesinde, yardımçeşitleri sayılmış, 35. maddesinde ise Vakıfgelir bütçesinin; bağış ve yardımlar ilekatkı payları, iştirakler ve ortaklıklardan temettügelirleri, nakit kaynakların değerlendirilmesinden elde edilen faizgelirleri, Vakfa ait gayrimenkûllerden elde edilen kira gelirlerindenoluştuğu belirtilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
İdarî yargınıngörev alanını belirleyen temel kanun olan İdarîYargılama Usûlü Kanununun 2. maddesinde "İdarîişlemler", İdarî eylemler" ve "İdarîsözleşmelerden dolayı açılacak iptal ve tamyargı davaları İdarî dava türleri arasındasayılmak suretiyle bu davaların İdarî yargınıngörev alanında bulunduğuna işaret edilmekle birlikte"İdarî işlem", İdarî eylem" ve"İdarî sözleşme" tanımına yerverilmediğinden, bu kavramların içeriğine hangiişlem, eylem ve sözleşmelerin girdiğinin içtihadenbelirlenmesi zorunludur. Başka bir anlatımla, İdarîişlem, İdarî eylem ve İdarî sözleşmeleriniçerik ve kapsamları ile diğer hukukî işlem, eylemve sözleşmelerden ayrılan yönleri ve buayrımların kıstaslarının içtihadî olaraktespiti hukukî bir zorunluluktur.
İdare hukukuöğretisinde ve Danıştay kararlarında "idareninişlemi" ve "İdarî işlem" ayrımıyapılmakta olup idarenin herhangi bir özel hukuk kişisi gibihareket etmek suretiyle egemenlik yetkisi (kamu gücü) kullanmadanözel hukuk alanında tesis ettiği işlemlerinden doğanuyuşmazlıkların adlî yargı mercilerinceçözümleneceği açıktır. Başka biranlatımla, bu tür işlemler idarenin işlemi olmasınakarşın "İdarî işlem" olmadıklarıiçin İdarî yargının görev alanınındışında kalırlar. Aynı şekilde özel hukuktüzel kişilerinin işlemlerinin tamamının özelhukuk işlemi olduğu yönündeki genellemelerde doğrudeğildir. İdarenin her işlemi İdarî işlemolmadığı gibi bütün İdarî işlemlerinkamu tüzel kişileri tarafından tesis edilmesi de zorunluolmadığından, özel hukuk tüzel kişisi olup dakamu hizmeti yapanlar, bu hizmetleri yerine getirirken kamu tüzelkişisi gibi hareket ederek kamu gücü kullanmak suretiylekarşı tarafın rızasını aramaya gerek olmadanhukuk aleminde yenilik doğuran irade açıklamasındabulunmaları durumunda idare hukuku kurallarına tâbi olurlar.
Adalet TeşkilatınıGüçlendirme Vakfı (ATGV) lojmanlarının tahsisiişleminden kaynaklanan bir görev uyuşmazlığı ileilgili olarak Uyuşmazlık Mahkemesince verilen E:1999/1, K:1999/11sayılı kararda; dava konusu işlemi tesis eden AdaletTeşkilatını Güçlendirme Vakfınınhukukî statüsü ve Vakıf ile davacı arasındakihukukî ilişkinin niteliği incelenmek suretiyle görevliyargı yeri belirlenmiş olup, anılan kararda; " ... kamuhizmetlerinden sağlanacak gelirlerin vakıf amacına tahsisedilmesi ve bu şekilde klasik kamu hizmetlerinin özel hukukkişilerine gördürülmesi olağan bir yöntemdeğil ise de, kurucuları ile organları tümüyleBakanlık merkez teşkilatında görev yapan kamugörevlilerinden oluşan Adalet TeşkilatınıGüçlendirme Vakfının, süreklilik arzeden gelirininBakanlık birimleri ve taşra teşkilatı tarafındanverilecek hizmetlerden dolayı sağlanacak gelirlerdenoluştuğu; gelirlerinin en az % 80'ini nev'i itibarıyla genelbütçeli idare bütçesi içinde yer alan bir hizmetinyerine getirilmesi amacıyla kurulmuş olduğu dikkatealındığında, "adalet hizmeti"neyardımcı ve o'na bitişik olarak kamu hizmeti yerine getiren veağırlıklı olarak kamusal bir niteliktaşıması dolayısıyla kamu tüzelkişiliğine yaklaşan yeni bir müessese olduğununkabulü gerekir. (...) İdare hukuku alanına ilişkin bulunanVakıf Konut Yönetmeliği ile önceden düzenlenmişobjektif kurallara göre yapılan değerlendirme sonucunda yetkiliorgan tarafından re'sen ve tek yanlı biçimde tesis edilen davakonusu işlem tüm unsurları bakımından İdarîbir işlem niteliği taşımaktadır. ATGV'nın,Medenî Kanun hükümlerine göre kurulmuş bir özelhukuk tüzel kişisi olması, tümü merkezî idareninüst düzey kamu görevlilerinden oluşan VakıfYönetim Kurulunca İdarî usûl ve esaslara göre tesisedilen işlemin İdarî niteliğini ortadan kaldırmaz.Bir özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte AdaletTeşkilatını Güçlendirme Vakfının,kurucuları ile organlarının tümüyle kamugörevlilerinden oluştuğu ve genel bütçeli idarebütçesinde yer alan kamu hizmetinin yerine getirilmesiamacıyla kurulduğu dikkate alındığında,yapısı ve işlevleri yönünden nitelik itibarıylakamusal alana taşmakta; lojman tahsisi konusunda Vakıf KonutYönetmeliğinde belirtilen yetkili komisyonlarca tesis edilenişlemler adalet hizmetiyle birlikte yürüyen ve o'na bitişikİdarî nitelik taşımaktadırlar."gerekçesine yer verilmek suretiyle davanınçözümünde İdarî yargı merciiningörevli olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla; dava konusu işlemitesis eden Türk Silahlı Kuvvetleri DayanışmaVakfının hukûkî statüsünün ve Vakıfile davacılar arasındaki hukûkî ilişkininniteliğinin Uyuşmazlık Mahkemesince verilen bu karardabelirtilen kıstaslar yönünden değerlendirilmesigerekmektedir.
Türk Silahlı KuvvetleriDayanışma Vakfının kamu hizmetinden sağlanan birgeliri bulunmadığı gibi, gelirlerinin tümü veya birkısmının genel bütçeli idare bütçesiiçinde yer alan bir hizmetin yerine getirilmesi amacına tahsisedilmediği, Vakıf Senedinde ve Yönetmeliğinde belirtilenşekilde amacının yalnızca aidat ödeyerekdayanışmaya katılan personelden vefat edenlerinyakınlarına, mâlûl olanların kendilerine sosyal veekonomik destek sağlamak olduğuanlaşıldığından, Türk Silahlı Kuvvetlerininyerine getirdiği hizmete yardımcı ve o'na bitişik olarakkamu hizmeti yerine getiren kamu tüzel kişiliğine yaklaşanbir kuruluş olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
İdare hukuku alanınailişkin bulunmayan Vakıf Yönetmeliği gereğince sadeceaidat ödeyerek dayanışmaya katılanlarınmirasçılarına ödenmesi mümkün olan vefatyardımının yapılamayacağına dair Vakıfişlemi idarî bir faaliyete ilişkin olarak kamu gücükullanılmak suretiyle tesis edilen idarî işlem niteliğindedeğildir.
Bu itibarla, astsubay olarakgörev yapan murisleri S. K.'ın vefatı sebebiyle Türk SilahlıKuvvetleri Dayanışma Vakfı Yönetmeliği gereğincevefat yardımı yapılması için davacılartarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin işleminiptali istemiyle açılan davanın görüm veçözümü adlî yargının görevalanına girmektedir."
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
8.Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
"İdare, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür."
9.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun"İdari dava türleri ve idariyargı yetkisinin sınırı"başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"1. (Değişik:10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlâl edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b) İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları
c) (Değişik:18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin davalar.
2. İdari yargı yetkisi,idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ilesınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimiyapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığıkararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerinegetirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlemniteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimdeyargı kararı veremezler.
3. (Mülga: 2/7/2018 -KHK-703/185 md.)"
10.5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun “Tüzelkişilik” başlıklı 4. maddesişöyledir:
"Vakıflar, özel hukuk tüzelkişiliğine sahiptir.”
11.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "A. Kuruluşu" üstbaşlığı altında "Tanımı"başlıklı 101. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Vakıflar, gerçekveya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli vesürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzelkişiliğe sahip mal topluluklarıdır."
12.4721 sayılı Kanun'un "Denetim"başlıklı 111. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Vakıfların,vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri,vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetipyönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıpharcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünceve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üstkuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerinetabidir.
(Mülga ikinci fıkra:20/2/2008-5737/80 md.)"
13.Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma VakfıYönetmeliğinin (Yönetmelik)"Amaç" başlıklı 1. maddesişöyledir:
"Bu yönetmeliğinamacı; Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfı(TSKDV) organları ve Genel Müdürlük teşkilatı iledayanışmaya katılanların ve muhatapların tabiolacağı usul ve esasları düzenlemektir."
14.Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı2.maddesi şöyledir:
"Bu Yönetmelik;
a.Türk Silahlı Kuvvetleri,Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığında görev yapan ve yıllık katkıpaylarını ödemek suretiyle dayanışmaya katılansubay, astsubay, sivil memur, uzman jandarma, uzman erbaş ilesözleşmeli erbaş ve erlere; katkı payı dönemiiçinde gerçekleşecek riskler karşısındayapılacak maddi yardımların çeşitleri vekapsamı ile esas ve usullerini,
b. Vakıf GenelMüdürlüğü teşkilatındaçalışanların görev, yetki ve sorumlulukları ilepersonelin kadro, istihdam şekli, çalışmakoşulları ve özlük haklarını,
c. Tanıtım,bağış ve mali konular ile yatırım faaliyetlerinin ilkeve esaslarını kapsar. "
15.Yönetmeliğin "Tanımlar"başlıklı4. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Bu Yönetmeliktegeçen kavramlardan;
Dayanışmaya katılan :Vakıf yıllık katkı payını ödeyen subay,astsubay, sivil memur, uzman jandarma, uzman erbaş ilesözleşmeli erbaş ve erlerin; katkı payı dönemiile sınırlı hukuki statüsünü ifade eder. Herhangibir nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığından ayrılma halinde, katkı payıdönemi bitimi beklenmeksizin bu statü sona erer.
...
Katkı payı : Katkıpayı dönemi içinde gerçekleşebilecek risklerkarşısında dayanışmaya katılabilmek veyapılacak yardımlardan istifade edebilmek için her katkıpayı döneminde bir defaya mahsus ödenmesi gereken paramiktarıdır.
Katkı payı dönemi :Katkı payının ödendiği tarihten başlayan vemüteakip yılın ġubat ayı bitimine kadar devam edendönemdir.
Yedek subaylar ve Yedek Astsubaylarbakımından ise bir defa katkı payı ödenmesinimüteakip terhis tarihine kadar devam eden dönemdir.
....
Vakıf Senedi : TürkSilahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfı adına notercedüzenlenen ve Vakfın kurucu üyeleri tarafından imzalananANKARA 9'uncu Asliye Hukuk Mahkemesince tesciline karar verilerek mahkemesiciline ve Vakıflar Genel Müdürlüğününmerkezi siciline tescil edilen 30 Aralık 1999 tarih 23922 sayılıResmi Gazete‟de ilan edilen belge olup, bu Vakıf Seneditanımına, daha sonra yapılan değişikliklerdâhildir.
Vakıfyatırımları : Vakfın brüt gelirlerinin Vakıf malvarlığının arttırılması amacı iledevlet güvencesindeki geliri yüksek menkul kıymetlereyatırılması veya riski az, kâr oranı yükseksanayive ticari kuruluşlara ortak olunması ya da gayrimenkulsatın alınması, Vakıf yatırımlarışeklinde ifade edilmiştir.
Vefat eden : Dayanışmayakatılanlardan hizmette bulundukları süre içindehayatını kaybeden subay, astsubay, sivil memur, uzman jandarma veuzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erlerdir.
Vefat yardımları :Dayanışmaya katılanlardan vefat edenlerin hak sahiplerine birdefada yapılan para yardımıdır. "
16.Yönetmeliğin "YardımÇeşitleri" başlıklı24. maddesişöyledir:
"a.Vefat yardımları
(1)Vefat yardımı
(2)Vefata bağlı Emekli Maaş Sistemi (EMS) yardımı
b.Maluliyet yardımları
(1)Maluliyet yardımı
(2)Maluliyete bağlı Emekli Maaş Sistemi (EMS)yardımı"
17.Yönetmeliğin "VefatYardımları" başlıklı 25. maddesişöyledir:
"a. Vefat yardımı
(1) Dayanışmaya katılanlardan vefat edenlerinhak sahiplerine bir defada yapılan para yardımıdır.
(2) Yardım miktarı (EK-Ç)‟de yer alan“Vefat Yardımı Tablosu”na göre hesaplanır.
(3) Vefat yardımının hesaplanmasındapersonelin fiili hizmet yılı esas alınır. Yardımmiktarı, personelin fiili hizmet yılının hizasındakigösterge ile o takvim yılı (01 Ocak 31 Aralık) için uygulanankatsayının çarpımı sonucu elde edilen tutardır.Katsayı, her yıl Yönetim Kurulu tarafından belirlenir veMütevelli Heyetin onayını müteakip duyurulur.
(4) Vefat Yardımı, (EK-E)‟de yer alan“Vefat Yardımının Hak Sahiplerine DağılımOranları Tablosu” uyarınca hak sahiplerine ödenir.
(5) Vefat yardımında bürokratik işlemlertamamlanıncaya kadar hak sahibine Yönetim Kurulu tarafındanbelirlenen miktarda ön ödeme yapılır. Yapılan önödeme, toplu ödeme esnasında mahsup edilir.
b. Vefata bağlı Emekli Maaş Sistemi (EMS)yardımı
(1) Dayanışmaya katılıp vefat edenin dulkalan eşine T.C. Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığınca aylık bağlanamaması halinde;Harp Okulu mezunu kurmay olmayan bir yıllık albayın son OrduYardımlaşma Kurumu (OYAK) keseneğine esas maaşının20 katı tutarında paranın, dul kalan eş adınaaçılacak “Ordu YardımlaĢma Kurumu Emekli MaaşSistemi” hesabına yatırılmak suretiyle aylıkbağlanması ya da aynı tutarda paranın dul eşe birdefada ödenmesi suretiyle yapılan yardımdır.
(2) Dayanışmaya katılıp vefat eden OYAKüyesi ise; yukarıda belirtilen tutarda para, dul eş adınaaçılacak “Ordu Yardımlaşma Kurumu Emekli MaaşSistemi” hesabına yatırılmak suretiyle aylık bağlanmasısağlanır.
Bu aylık, hak sahibinin “OrduYardımlaşma Kurumu Emekli Maaş Sistemi”nde kalmayıarzu etmesi halinde ölünceye kadar devam eder.
Hak sahibi sisteme girmek istemediği takdirdeyardım tutarının tamamı kendisine bir defada ödenir.
(3) Dayanışmaya katılıp vefat eden OYAKüyesi değil ise; yukarıda belirtilen tutarda para, dul eşebir defada ödenir.
(4) Vefata bağlı Emekli Maaş Sistemi (EMS)yardımı; sadece dul kalan eşe yapılır. Vefat edeninbekâr olması halinde ya da dul kalan eşine T.C. SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından aylıkbağlanması halinde bu yardım yapılmaz.
c. Vefat yardımlarına ilişkin özelhükümler
Vefat yardımlarından yararlanabilmek için;vefat öncesinde ve o yıl içerisinde katkıpayının ödenmiş olması esastır. Ancak vefat; kazaveya silah yaralanması gibi tarihi kesin olarak tespit edilebilen birolaydan veya uzun süreli tedavi gerektiren kanser, her türlükötü huylu tümör, verem, kronik böbrek yetmezliğigibi bir hastalıktan kaynaklanıyor ise, bu olaydan veya hastalıkteşhisinden önce ve o yıla ait katkı payı dönemiiçinde katkı payı yatırılmış olması halindede yardım yapılır."
B.Yargı Kararları
18. Yargıtayİçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09/06/2017tarihli ve E.2016/3., K.2017/4 sayılı kararında, "Sosyal Yardımlaşma veDayanışma Vakıflarının özel hukuk tüzelkişiliğine sahip, ayrı işyeri olan bağımsızişveren oldukları..." tespit edilmiştir.
19. Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019tarihli ve E.2019/297, K.2019/422 sayılı kararı ile, "3294 sayılı Kanun’a göre faaliyetgösterecek vakıfların mütevelli heyetleri(çoğunlukla) belli kamu görevlilerinden oluşmasınarağmen, gerek 3294 sayılı Yasada, gerek diğerdüzenlemelerde;söz konusu vakıfların kamu tüzelkişiliği şeklinde kurulduğuna işaret eden özelbir düzenlemeye yer verilmeyip, söz konusu vakıflarınMedeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyettebulunmalarının öngörülmüş olmasıkarşısında davacının muhtaçlıkaylığının kesilmesine ilişkin açılandavanın özel hukuk hükümleri uyarıncaçözümlenmesi gerekeceği" sonucunavarılarak, uyuşmazlık konusu davanınçözümünde adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir. Mahkemenin 28/05/2020,E.2020/269, K.2020/319 sayılı kararında da aynı durumvurgulanmıştır.
V.İNCELEME VE GEREKÇE
A.İlk İnceleme
20.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan06/05/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilininanılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısınca 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.
B.Esasın İncelenmesi
21.Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
22. Dava, TSKDayanışma Vakfının davacılara vefat yardımıyapılması talebinin reddine ilişkin kararının iptalive söz konusu vefat yardımının ödenmesi istemiyle açılmıştır.
23. Dava konusuişlemi tesis eden TSK Dayanışma Vakfının hukukistatüsü irdelendiğinde; TSK DayanışmaVakfının kamu hizmetinden sağlanan bir geliribulunmadığı gibi, gelirlerinin tümü veya birkısmının genel bütçeli idare bütçesi içindeyer alan bir hizmetin yerine getirilmesi amacına tahsis edilmediği,Vakıf Senedinde ve Yönetmeliğinde belirtilen şekildeamacının yalnızca aidat ödeyerek dayanışmayakatılan personelden vefat edenlerin yakınlarına,mâlûl olanların kendilerine sosyal ve ekonomik desteksağlamak olduğu anlaşılmaktadır.Bu bağlamda TSKDayanışma Vakfının TSK'nin yerine getirdiği hizmeteyardımcı ve ona bitişik olarak kamu hizmeti yerine getiren kamutüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olaraknitelendirilmesinin mümkün bulunmadığıaçıktır. Ayrıca Türk Medeni Kanunuhükümlerine göre kurulan Vakfın “kamu tüzel kişisi” olduğunadair açık bir hüküm de bulunmadığı dikkatealındığında özel hukuk tüzel kişisi olaraközel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterdiğiaçıktır.
24. Dosyanınincelenmesinden; TSK Dayanışma Vakfı Senedinde mütevelliheyetin belli kamu görevlilerinden oluşmasına rağmen,yukarıda yer verilen mevzuatta söz konusu vakıfların kamutüzel kişiliği şeklinde kurulduğuna işaret edenözel bir düzenlemeye yer verilmeyip, söz konusu Vakfın MedeniKanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunmasıkarşısında, davacıların vefat yardımıyapılması talebiyle yaptıkları başvurunun reddineilişkin TSK Dayanışma Vakfıkararının iptaliistemiyle açılan davanın özel hukuk hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
25. Bu durumda,TSK Dayanışma Vakfının kamu tüzel kişiliğinihaiz olmadığı, Türk Medeni Kanunu hükümleriçerçevesinde kurulup tescil edildiği ve buna göreözel hukuk tüzelkişisi olduğu, dolayısıyla davayakonu edilen kararın kamu gücü kullanılmak suretiyleverildiğinin kabulü mümkün olmadığından,davanın görüm ve çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.
26. Yukarıdabelirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, YargıtayBaşsavcısının başvurusunun kabulü ile, Ankara 23.İdare Mahkemesinin 08/09/2023 tarih ve E.2023/515 sayılıgörevlilik kararının kaldırılmasıgerekmiştir.
V.HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Davanınçözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİOLDUĞUNA,
B. Yargıtay BaşsavcısınınBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Ankara 23. İdare Mahkemesinin08/09/2023 tarih ve E.2023/515 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA,
06/05/2024tarihinde, OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN