T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/267
KARAR NO : 2024/291
KARAR TR : 08/07/2024
ÖZET: İdarece yapılan baraj yapım çalışması nedeniyle dereye dökülen hafriyatın, dere yatağının değişmesine sebebiyet vermesi nedeniyle davacıya ait taşınmazın kullanılamaması, ağaçların zarar görmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KA R A R
Davacı : B.A
Vekili : Av. Y. K
Davalı : Devlet Su İşleri GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. R.D
I.DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili,Bitlis ili, Hizan ilçesi, ...Köyünde bulunan ...ada ,...parselsayılı taşınmazın müvekkiline aitolduğunu, davalı idarenin baraj yapımçalışmaları esnasında, biriken hafriyatındereye döküldüğünü, dereye dökülenhafriyatın dere yatağının değişmesine sebebiyetverdiğini, bunun sonucunda müvekkiline ait tarlaların sularaltında kaldığını ve ağaçların zarargördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla tarlanın sular altındakalması, kullanılamaması ve zarar görmesi sebebiyle meydanagelen 100 TL'lik zararın ve tarla üzerinde bulunanağaçların zarar görmesi ve çürümesisebebiyle meydana gelen 100 TL'lik zarar olmak üzere toplam 200 TL'likzararın tazmini için idari yargı yerinde davaaçmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİNBAŞVURU SÜRECİ
A. İdari Yargıda
2. Van 4. İdare Mahkemesi 28/12/2023 tarih veE.2023/2396, K.2023/3250 sayılı kararı ile, 2577sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın görevyönünden reddine karar vermiş, karar kesinleşmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Dava dosyasınınincelenmesinden; Bitlis İli, Hizan İlçesi, ...Köyü,... Mevkii, ...ada , ...parselsayılı taşınmazın malikiolan davacı tarafından, idarenin denetim ve gözetimialtında ...inşaat A.Ş.'nin baraj yapımıçalışması esnasında biriken hafriyat vemolozların dereye dökülmesi neticesinde dereyatağının değişmesine sebebiyet verildiğindenbahisle, sular altında kalan tarlanın ve üzerinde bulunanağaçların zarar gördüğü ilerisürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakkaydıyla 2015 yılından 2023 yılına kadar (2023yılı dahil olmak üzere) tarlanın sular altındakalması dolayısıyla kullanılamaması ve zarar görmesisebebiyle oluştuğu belirtilen zararlara mukabil 100.-TL ve tarlaüzerinde bulunan ağaçların zarar görmesi veçürümesi sebebiyle 100.-TL olmak üzere toplam 200,00.-TLmaddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016tarihinde oybirliği ile aldığı Esas No: 2015/18-101, KararNo: 2016/301 sayılı kararında; "Dosya içeriğive toplanan deliller ile özellikle 15.05.2013 tarihli keşifzaptının incelenmesinde; dava konusu taşınmazın birkısmında meyve ağaçlarının olduğu,taşınmazın üzerinden ise KöprüçayıIrmağı'nın geçtiğinin mahkeme gözlemi olaraktutanak altına alındığı, başka bir deyişledava konusu taşınmazın akarsu yatağındakideğişikliğin sürekli nitelikte olduğu ve bu kapsamdadava konusu taşınmazların özel mülkiyete konuolamayacağı gözönünde bulundurularak,taşınmazın kalıcı olarak su altında kalanbölümünün bedelinin 2942 Kamulaştırma Kanunundakiesaslar çerçevesinde tespitinin gerektiğigörüşüne yer verilerek uyuşmazlığınadli yargı mercilerince karara bağlanacağı"belirtilmiştir.
Yukarıda bahsi geçenkararların gerekçelerine paralel olan Danıştay 10.Dairesinin 23.10.2014 tarih ve E:2012/906, K:2014/6110 sayılıkararında; "...Bu durumda, davalı idareninkamulaştırma işlemi gerçekleştirmedenuyuşmazlığa konu taşınmaza fiilen el atması(kamulaştırmasız el atma) yukarıda açıklanan "idarieylem" niteliğinde olmadığından, idarenindavacının taşınmazına fiili el atması sonucuuğranıldığı ileri sürülen zararlarıntazmini istemiyle açılan davanın, özel hukukhükümlerine göre görüm ve çözümüadli yargının görev alanına girmektedir."şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü'nün 29.01.2018 tarih ve E:2018/30, K:2018/60sayılı kararında; karayolu yapımı sırasındamülkiyeti davacıya ait taşınmaza, davalı idaretarafından, plan ve proje kapsamı haricinde, hafriyatdökülmek suretiyle taşınmazın yapısınınbozulduğu iddiasıyla, meydana gelen zararın tazmini sözkonusu olduğundan,davanın haksız fiilden doğan bir tazminatdavası sayılacağı, belirtilen duruma ve davanınniteliğine göre, idarenin ayni bir hakka müdahalesinin hukuka uygunluğununyargısal denetimi işin esasını teşkil etmekte olup,açılan dava ile bir idari tasarrufun iptalinin ya da böyle birtasarruf nedeniyle uğranılan zararın tazminininistenilmemiş bulunması karşısında, haksız fiildendoğan zararların tazmini davasının, özel hukukhükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevlibulunduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilenYüksek Mahkeme kararları değerlendirildiğinde; plan veproje kapsamı haricinde, ağaçların zarargördüğü, sulama kanallarının tahripedildiği, hafriyat ve kazı çalışmalarısebebiyle toprak, taş ve molozların taşınmaz üzerindebırakıldığı iddialarıyla, uğranılanzararların tazmini istemiyle açılan davaların adliyargı yerince görüleceği anlaşılmaktadır.
Olayda; davalı idarece, Bitlisİli, Hizan İlçesi'nde inşa edilen AkşarRegülatörü ve Nazar HES Projesi 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu kapsamında inşa edilerek işletmeyeaçıldığı, tesisin geçici kabulünün18.10.2017 tarihinde yapıldığı, tesisin işletmeyeaçılmadan önce dere tanziminin yapıldığı,HES projesinin yaklaşık 7 yıldır işletmede olduğubelirtilmekte olup, projenin inşası aşamasında kaya,hafriyat ve molozların dere yatağına döküldüğü,bu nedenle dere yatağının ve derenin akışyönünün değişmesine, dolayısıyla dadavacıya ait ... Köyü, ... Mevkii, ...ada ,...parselsayılı taşınmazın sular altındakalmasına ve tarla ile üzerinde bulunan ağaçlarınzarar görmesine neden olunduğu iddiası ile açılaniş bu davada, ihtilafın haksız fiil sonucu davacınınmülkiyetinde bulunan taşınmaza dolaylı olarak fiilen elatıldığı bu suretle arazinin ve üzerindekiağaçların zarar görmesine sebebiyet verildiğiiddialarından kaynaklandığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat veyargı içtihatları çerçevesindeuyuşmazlık değerlendirildiğinde; uyuşmazlığıntemelinin, davacının maliki olduğu davaya konutaşınmaza plan ve projeye aykırı olarak fiilen elatılması üzerine zarar meydana gelmesine ilişkiniddialardan kaynaklandığı, bu durumda da, idarenin haksızfiil sorumluluğuna gidilmesi gerekeceği açıktır.
Buna göre; davalı idareninuyuşmazlığa konu taşınmaza dolaylı birbiçimde fiilen el atmasının (kamulaştırmasız elatma) yukarıda açıklanan "idari eylem" niteliğindeolmadığı ve ortada idari eylemden kaynaklanan bir tazminatdavasından bahsetme imkanı bulunmadığından,davacı tarafından, idarenin taşınmazlarına fiili elatması sonucu uğranıldığı ileri sürülenzararlarının tazmini istemiyle açtıklarıdavanın görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu sonucunaulaşılmaktadır."
3.Davacı vekili, bu kez, aynı gerekçe ile 2015yılından bu yana ağaçlardan alınamayanürün bedeli olarak 50 TL, kurumuş ağaçlarınbedeli olarak 50 TL, tarlanın tarımsal faaliyette kullanılamamasınedeniyle 50 TL olmak üzere toplam 150 TL maddi zararın tazminiiçin adli yargı yerinde dava açmıştır.
B. Adli Yargıda
4. Hizan Asliye Hukuk Mahkemesi 29/03/2024 tarih veE.2024/10, K.2024/37 sayılı kararı ile, kamuhizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydâna gelengeçici zararın hizmet kusurunu oluşturucağı,davalı idare tarafından uzun süreli olarak el atmakastının bulunmadığı, idare aleyhineaçılacak tam yargı davalarında görevli mahkemeninidari yargı olduğu gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-b ve 115/2maddelerine göre yargı yolunun caiz olmaması nedeniyledavanın usulden reddine karar vermiş, bu karar istinaf edilmeksizinkesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"Dava dilekçesi, cevapdilekçesi, yerleşik içtihatlar ile tüm dosyakapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı idareninkamulaştırması yapılan yol sahası içerisindekiinşaat çalışmaları sırasında ortayaçıkan hafriyat sebebiyle meydana gelen heyelan sonucunda,davacının kendisine ait olduğu iddia edilen taşınmazazarar verildiği, bu nedenle davacı vekili tarafından meydanagelen zararın giderilmesine yönelik talepte bulunulduğu, kamuhizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydana gelen geçicizararın hizmet kusurunu oluşturucağı, davalı idaretarafından uzun süreli olarak el atma kastınınbulunmadığı, 2577 sayılı kanunun 2. maddesihükmü gereğince idare aleyhine açılacak tamyargı davalarında görevli mahkemenin idari yargıolduğunun da açık olduğu değerlendirilerek HMK m.114/1-b ve 115/2 hükmü uyarınca yargı yolunun caizolmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundanreddine..."
III. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat
5.Anayasa'nın"Yargı yolu"başlıklı 125. maddesinin son fıkrasışöyledir:
"İdare, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür."
6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idariyargı yetkisinin sınırı" başlıklı2. maddesi şöyledir:
" 1. (Değişik:10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile;Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlâl edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b) İdari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik:18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar.
2. İdari yargı yetkisi,idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ilesınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimiyapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığıkararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerinegetirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlemniteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimdeyargı kararı veremezler.
3. (Mülga: 2/7/2018 -KHK-703/185 md.)"
7.2577 sayılı Kanun'un "İptalve tam yargı davaları" başlıklı 12.maddesi şöyledir:
"İlgililerhaklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıylaDanıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruyatam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarınıbirlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davasıaçarak bu davanın karara bağlanması üzerine, buhusustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halindeverilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyledoğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresiiçinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde deilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma haklarısaklıdır."
8.2577 sayılı Kanun'un "Doğrudandoğruya tam yargı davası açılması"başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"1. İdari eylemlerdenhakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadanönce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başkasüretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her haldeeylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareyebaşvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemintebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuzgün içinde cevap verilmediği takdirde bu süreninbittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde davaaçılabilir.
2. Görevli olmayan adliyargı (...) mercilerine açılan tam yargıdavasının görev yönünden reddi halinde sonradan idariyargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkradaöngörülen idareye başvurma şartı aranmaz."
B. Yargı Kararı
9.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959tarih ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının III.bölümü şöyledir:
“İstimlâksiz elatma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygunhareket etmeden ferdin malını elinden almış olmasısebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bubakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyetetecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydanagelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliyemahkemesinin vazifesi içindedir.
Bundan başka, bir ammeteşekkülü tarafından bir tesisinyaptırılması sırasında Devlet malı olmayanyerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya molozyığılması neticesinde meydana gelen zararların tazminidavası da başkasının malına ammeteşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığıve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malınaihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslarkonulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminatdavası sayılır.
Yapılan işlerin plan veyaprojeye aykırı olarak yapılması hali de idari kararaaykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararıntatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ileaçılmış bir dava haksız fiilden doğan birdavadan ibaret olacaktır.
Bu bentte anılan davalar,içtihadı birleştirme kararının dışındakaldıklarından kararın bunlara şümulüyoktur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. İlk İnceleme
10.Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'inBaşkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, DoğanAĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan08/07/2024 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27.maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idariyargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının 15. maddede belirtilen hüküm doğrultusundadavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece, önceki görevsizlik kararınailişkin dava dosyası temin edilmeden Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği görülmekte ise de, dava konusuna ilişkinbilgi ve belgelerin dosyada bulunduğu, bu nedenle idari yargıdosyasının istenilmediği ve sonuçta usule ilişkinbaşka bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
B. Esasın İncelenmesi
11.Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra, gereğigörüşülüp düşünüldü:
12.Dava, idarece yapılan baraj yapım çalışmasınedeniyle dereye dökülen hafriyatın, dereyatağının değişmesine sebebiyet vermesi nedeniyledavacıya ait taşınmazın, molozlardan dolayıkullanılamaması ve ağaçların kuruması nedeniyleuğranılan zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
13.İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamuhizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göremeydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesigibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımısırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyleaçılacak davaların görüm veçözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacaktam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idariyargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakkamüdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konutaşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacakmüdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazminidavalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesineve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerince çözümleneceği,yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmişbulunmaktadır.
14. Dava dosyasının incelenmesindendavacı tarafından, davalı idarenin baraj yapımçalışmaları esnasında, biriken hafriyatın dereve tarlalara döküldüğünü, dereyedökülen hafriyatın dere yatağının değişmesinesebebiyet vermesi nedeniyle kendisine ait tarlaların sular altındakaldığını, ağaçların zarar zarargördüğünü, davalı idareninyükümlülükleri kapsamında gerekli önlemlerialmadığı ve zararın bu nedenle oluştuğunu ilerisürerek, 2015 yılından bu yana ağaçlardanalınamayan ürün bedellerinin, kurumuş ağaçbedellerinin ve tarlanın tarımsal faaliyettekullanılamaması sebebiyle oluşan maddi zararın tazminiiçin dava açıldığıanlaşılmıştır.
15.İdari ve adli yargı yerinde görülen davalarda,taşınmaza idarece fiilen el atıldığınayönelik bir iddia ve tespit bulunmamaktadır. Bu durumda, davacıvekilinin iddiaları ve dosyada bulunan bilgiler kapsamında,görev uyuşmazlığına konu davanın, idareningörevinde olan kamu hizmetini yürüttüğüsıradaki eyleminden veya eylemsizliğinden doğan zararıngiderilmesine yönelik olarak açıldığınınkabulü gerekir.
16.Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin; kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin,hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetiminin, 2577sayılı Kanun’un 2. maddesinde idari dava türleriarasında sayılan idari işlem ve eylemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davasıkapsamında, idari yargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır.
17.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Van4. İdare Mahkemesinin 28/12/2023 tarih ve E.2023/2396, K.2023/3250sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Davanın çözümünde İDARİ YARGININGÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Van4. İdare Mahkemesinin 28/12/2023 tarih ve E.2023/2396, K.2023/3250sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
08/07/2024tarihinde, OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK kararverildi.
Başkan Üye Üye Üye
Rıdvan Nilgün Doğan Eyüp
GÜLEÇ TAŞ AĞIRMAN SARICALAR
Üye Üye Üye
Ahmet Mahmut Bilal
ARSLAN BALLI ÇALIŞKAN