T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/152
KARAR NO : 2020/610
KARAR TR: 26.10.2020
ÖZET : Yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/03/2019 gün ve E.2018/1381, K:2019/440 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 gün ve E:2011/282, K:2012/894 sayılı KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı): M.K.
Vekili : Av. Z.D.
Karşı Taraf :Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı
Vekili :Av. E.Ş. (Adli Yargıda)
O L A Y :1-a) Davacı M.K.'nın vekili dava dilekçesindemüvekkilinin, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görevyaptığını, davalı İdare tarafından13.05.2009 tarih 525 sayılı yazı ile, denetim tazminatıödenmesinin mümkün olmadığı, 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğine karar verildiği, yersizödenen 3.365,38-TL.nin yasal faizi ile birlikte ödenmesigerektiğinin bildirildiğini; müvekkilinin 25/05/2009 tarihlidilekçe ile bu işleme itiraz ettiğini ancakitirazının kabul edilmediğini; işlemin hukuka uygunolmadığını, iptalinin gerektiğini; 657Sayılı Devlet Memurları Kanununun 1.maddesinin 2.fıkrasınagöre sözleşmeli ve geçici personel hakkında buKanunda belirtilen özel hükümlerinuygulanacağını, 4.maddesine göre de Kamu hizmetlerinin;memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel veişçiler eliyle gördürüleceğini ve bu Kanunatabi kurumlarda dört istihdam şekli dışında personelçalıştırılamayacağını; DMK152.maddesinin Denetim Tazminatı başlıklı II-Ffıkrasında denetim tazminatının kimlereödeneceğinin gösterildiğini, buna göre ÖzelHizmet Tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k)sırasında sayılanlara da denetim tazminatıödeneceğini,Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) bendinde sayılan kurumlar arasındaTürkiye İstatistik Kurumu Uzmanları ve bunlarınyardımcılarının dasayıldığını;2006/10795 sayılı BakanlarKurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Türkiyeİstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli Personelin HizmetSözleşmesi Usul ve Esasları Hakkında Karar”ın14.maddesine göre, Kararda hükme bağlanmayan hususlarda 5429sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuhükümleri uyarınca işlem yapılacağını;DMK.nun 152.maddesinin ‘Ortak Hükümler’başlıklı III.fıkrasında da “Bu zam vetazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154.madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulur” denildiğini;davalıİdarenin, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ileçıkarılan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatlara İlişkin Karar”ın 11.maddesine göremüvekkiline denetim tazminatı ödenemeyeceğini ilerisürmekte ise de, bu yorumun hukukiolmadığını;18/11/2005 tarihindeyürürlüğe giren 10/11/2005 tarih 5429 sayılıTürkiye İstatistik Kanununun 45.maddesinin2.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 19/12/2005 tarih E.2005/143K.2005/99 sayılı kararı ile iptal edildiğini; iptalgerekçesinde; “Devlet kamu tüzel kişiliğiiçinde yer alan Türkiye İstatistik Kurumuna yasa ile verilengörevlerin, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamakamacıyla yapılan sürekli ve düzenli etkinlikler olmasınedeniyle kamu hizmeti olduğunda kuşku yoktur. Genel idareesaslarına göre yürütülen bu hizmetlerdegörevlendirilen sözleşmeli personelin ise Anayasa’nın128.maddesinde belirtilen diğer kamu görevlileri kapsamındaolduğu açıktır. Anayasa’nın 128. maddesininikinci fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerininhak ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerininve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesigerektiğinden Türkiye İstatistik Kurumunda Başkan,Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, HukukMüşaviri, Bölge Müdürü, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile Programcı kadrolarına atanan sözleşmelipersonelin, sözleşme usul ve esasları ile ücretmiktarları ve her çeşit ödemeleri konusunda yasal düzenlemeyapılmayarak tüm yetkinin Bakanlar Kurulunabırakılması Anayasa’nın 128. maddesineaykırıdır.” tespitininyapıldığını; bu değerlendirmekarşısında 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11.maddesi gerekçe gösterilerek denetim tazminatınınödenmemesi gerektiğine karar vermenin yanlış olduğunu;üstelik 5429 sayılı Kanunun 57.maddesinin (c) fıkrasıile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; "Zam vetazminatlar" başlıklı 152.maddesinin"II-Tazminatlar" kısmının "A-Özel HizmetTazminatı" bölümünün (h) bendine"Dış Ticaret Uzmanları," ibaresinden sonra gelmeküzere "Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları,"ibaresinin eklendiğini; dolayısıyla DenetimTazminatının yasal dayanağını oluşturan152.maddenin denetim tazminatının TÜİK uzman veyardımcılarına da ödeneceğini hükmebağladığını, bu tazminatın kimlereödeneceğini gösteren 152.maddenin II-A-h hükmü ilemüvekkiline denetim tazminatı ödenmesi gerektiğininaçık olduğunu; aksi halde 5429 Sayılı Kanun57.maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 152-II-A-h hükmüdeğiştirilerek “Türkiye İstatistik KurumuUzmanları” ibaresinin eklenmeyeceğini, Kanun Koyucunun KurumUzmanlarına denetim tazminatı ödenmesiniamaçladığını; denetim tazminatınınmüvekkiline ödenmemesi gerektiğine ilişkin kararıngerekçesini oluşturan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının yasal dayanağının da 657 SayılıKanunun 152.maddesi olduğunu, yani tazminatların, 152.maddedegösterilen nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlendiğini,Bakanlar Kurulunun yetkisinin Kanunda gösterilennispetleri aşmamak üzere ödenecek tazminatları belirlemekolduğunu, dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile, Kanundaödenmesine karar verilen bir tazminatın ödenmeyeceğisonucunu doğuracak bir düzenleme getirilemeyeceğini,BKK’nın 11.maddesinde geçen “her statüdekisözleşmeli personel” kapsamına,yukarıdaki AnayasaMahkemesi kararı da dikkate alındığındaAnayasa’nın 128.maddesine göre kamu görevlisi olanmüvekkilinin girmeyeceğini; Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 22/12/1973günlü, E:1968/8, K.1973/14 sayılı kararında; sehvenfazla ödenmiş bulunan aylık ve ücret farklarınınilk kanunsuz ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere 90 günlük dava açma süresi içinde gerialınabileceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilebilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmakta ve idare bukonuda haberdar edilmemişse, memurun iyi niyetindensözedilemeyeceği ve dolayısıyla bu işlemleredayanılarak yapılan ödemelerin her zaman gerialınabileceği, ancak bu istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak ödemenin ilkyapıldığı günden itibaren dava açma süresiiçerisinde istirdat edilebileceği kararabağlanmıştır. Bu durumda, olayda davacıya yapılanve ilgilinin hilesinin, gerçek dışı beyanınınneden olmadığı, ayrıca açık hatanın dabulunmadığı ödemelerin yukarıda yer verilenDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açmasüresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, busüreye uyulmaksızın yapılan ödemelerintamamının istenilmesinde isabetgörülmemiştir.”yargısınavardığını; müvekkiline ödenen tazminatlarınödenmesi işlemi hatalı idiyse dahi bunu müvekkilininkolayca anlayabilmesinin mümkün olmadığını,bunedenle idarenin ödemelerin tamamını geri istemesinin doğruolmadığını;iadesi istenilen miktarın faizinin de talepedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,müvekkilininhiçbir etkisi, müdahalesi olmadan yapılan bir işlemnedeniyle faiz ödemeye zorlanmasının hukuk devleti ilkesiyle debağdaşmadığını ifade ederek; müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığına karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır.
1-b)Ankara 9. İdare Mahkemesi; 22.7.2009 gün veE:2009/932, K:2009/1561 sayı ile, olayda; "... 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı”başlıklı 5628 sayılı yasanın 4. maddesi iledeğişik 71. maddesinde; Kamu zararı; kamu görevlilerininkasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.”şeklinde tanımlanmış olup, maddenin ikincifıkrasında;
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersizödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde r yapılmaması,
(Mülga; 22/12/2005-5436/10 md.)
Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılmasının,
Esas alınacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 5436 sayılı Yasanın 10. maddesi iledeğişik üçüncü fıkrasında;“Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veyayargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararınoluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına görehesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edileceği, 5628sayılı Yasanın 4. maddesi ile değişik sonfıkrasında da; Kamu zararının, bu zarara neden olan kamugörevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerdentahsiline ilişkin usûl ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenleneceği, "zamanaşımı"başlıklı 74. Maddede ise, Kamu zararının meydanageldiği ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesinigerektiren fiilin işlendiği yılı izleyen maliyılın başından başlamak üzere zamanaşımınıkesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıylaonuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamuzararları ile para cezaları zamanaşımınauğrar.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinindeğerlendirilmesinden kamu zararının tanımıyapılmış bu kapsamda mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılmasınında kamu zararı niteliğini taşıdığıbelirlenmiş ve bu zararın oluşumuna neden olan kamugörevlisinden veya kendine ödeme yapılan kişiden tahsiledileceği açıklanmış, kontrol, denetim, inceleme,kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamuzararının ilgililerden 10 yıllık zamanaşımısüresi içinde tahsil edileceğine ilişkin anılan 74.Maddedeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli olarak uzman kadrosundagörev yapan davacının, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 02.02.2009 tarih ve 178 ve 03.03.2009tarih ve 115 sayılı yazıları üzerine 17.04.2006 tarihve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli IIIsayılı Cetvelin “E. Denetim Tazminatı”bölümünde öngörülen denetim tazminatınınTürkiye İstatistik Kurumu uzman ve uzman yardımcısıkadroları karşılık gösterilerek sözleşmeliolarak istihdam edilen personele 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanun’unun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden geri tahsil edilipedilmeyeceği hususunda Maliye Bakanlığındangörüş talep edilmesi üzerine, denetim tazminatıödenmesi işleminin açık hata niteliğindeolduğunun değerlendirildiğinin bildirilmesine ilişkinMaliye Bakanlığı Bütçe ve Kontrol GenelMüdürlüğünün 20.04.2009 tarih ve 5084sayılı yazısı ile yersiz ödenen denetimtazminatlarının ilgili personelden geri alınmasıiçin gerekli işlemlerin yapılması olur'una ilişkinişlem üzerine yersiz ödendiği gerekçesiyle denetimtazminatının geri alınmasına ilişkin Türkiyeİstatistik Kurumu’nun 13.05.2009 tarih ve 525 sayılıişleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2.maddesiyle tanımlanan iptal davasına, idarenintek taraflı idare beyanıyla, kişilerin hukuksaldurumlarında değişiklik meydana getiren etkili veyürütülmesi zorunlu işleminin konu edilebileceğitartışmasızdır.
Kesin ve yürütülmesi zorunlu, idari davaya konuedilebilecek işlemler, idarenin kamu gücüne dayanarak, tekyanlı irade beyanıyla tesis ettikleri, hukuk düzenindedeğişiklik yapan, başka bir deyişle ilgililerin hukukunuetkileyen işlemlerdir.
Bu durumda, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu uyarınca kamu zararı olarak tanımlanan ve 10yıllık zamanaşımı süresi belirlenen fazlaödeme sonucu dava konusu işlemle bu kanuna göre tahsilisürecinin işletildiği, rızaen ödemeyeçağrı yapıldığı, bu haliyle dava konusudenetim tazminatının geri ödenmesinin istenmesine ilişkinişlemin davacının hukukunu etkiler kesin sonuç ortayakoyan niteliği bulunmadığından davanınesasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın incelenmeksizinreddine..." karar vermiş, bu karar davacı vekilitarafındantemyiz edilmiştir.
1-c) Danıştay 2. Daire : 12.7.2010 gün veE:2009/5191, K:2010/3246 sayı ile, uyuşmazlığa konu fazlaödemenin de söz konusu içtihatlar gereğince herhangi biryargı kararına gerek kalmaksızın davacıdan istenilmesimümkün olduğundan, bu meblağın davacıdan geriistenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesinve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucunavarılmış olup, idare Mahkemesinin işin esasına girerekbir karar vermesi gerekirken, söz konusu işlemin iptali isteminiincelenmeksizin reddetmesinde hukuki isabet bulunmadığından,davacının temyiz isteminin kabulüyle mahkemekararının, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/bfıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılıKanun'la değişik 3. fıkrası gereğince yeniden birkarar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine kararvermiş, bu karara karşı davalı idare karar düzeltmeisteminde bulunmuştur.
1-d) Danıştay 2. Daire : 3.12.2010 gün veE:2010/5740, K:2010/4626 sayı ile, "Danıştay dava daireleriile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilenkararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmelerini gerektirennedenler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun54. maddesinin 1. fıkrasında gösterilmiş; aynı maddenin2. fıkrasında ise, anılan daire ve kurulların kararındüzeltilmesi isteminde ileri sürülen nedenlerle bağlıoldukları belirtilmiş bulunmaktadır. Dilekçede ilerisürülen düzeltme nedenleri anılan maddede sayılannedenlere uymadığından düzeltme isteminin reddine..."karar vermiştir.
ANKARA 9. İDARE MAHKEMESİ: 21.06.2012 günve E:2011/282, K:2012/894 sayı ile, olayda, davacıya aylıkolarak denetim tazminatı ödendiği, en son ödemenin ise;15.01.2009 tarihinde yapıldığı, ancak bu aya ilişkinödemenin davacı tarafından iade edildiği, 12.05.2009günlü yazıyla davacıdan, 29,11.2005 - 14,01.2009 tarihleriarasında ödenen 3.365,38-TL tutarındaki denetimtazminatını yasal faiziyle birlikte idare hesabınayatırmasının istendiği görülmüş olup,İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarıncayokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi gibi bir durumun varlığı haricinde idareninyaptığı yersiz ödemeleri ancak dava açma süresiolan 60 günlük süre içerisinde geri alabileceği,uyuşmazlık konusu ödemede ise böyle bir durumun sözkonusu olmadığı anlaşıldığından, sonödeme tarihinden itibaren 60 günlük süregeçirildikten sonra yersiz ödenen denetim tazminatınındavacıdan yasal faiziyle birlikte istenmesinde hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna varıldığıgerekçesiyle, davanın; davacının denetimtazminatının kesilmesine ilişkin işleme ilişkinkısmı yönünden reddine, 29.11.2005 tarihinden 14.01.2009tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL denetim tazminatının yasalfaiziyle birlikte iadesinin istenilmesine ilişkin kısmıyönünden ise, sözkonusu işlemin iptaline karar vermiş,bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Danıştay 2. Daire : 12.12.2013 gün veE:2012/12697, K:2013/11039 sayı ile, İdare ve Vergi Mahkemeleritarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerekbozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birininvarlığına bağlıdır. Ankara 9. İdareMahkemesi'nce verilen 21.6.2012 günlü, E:2011/282 K:2012/894sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk veusule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden debulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılankararın onanmasına karar vermiş, bu karara karşıdavalı idare karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Danıştay 2. Daire : 12.6.2014 gün veE:2014/3443, K:2014/5897 sayı ile, "Danıştay dava daireleriile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilenkararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmelerini gerektirennedenler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun54. maddesinin 1. fıkrasında gösterilmiş; aynımaddenin 2. fıkrasında ise, anılan daire ve kurullarınkararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen nedenlerlebağlı oldukları belirtilmiş bulunmaktadır.Dilekçede ileri sürülen düzeltme nedenleri anılanmaddede sayılan nedenlere uymadığından karar düzeltmeisteminin reddine..." karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
2-a) Davacı (Başbakanlık) Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; davalıM.K.’nın KurumlarındaTÜİK Uzmanı kadrosunda sözleşmeli olarak görevyaptığını; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün, 20/04/2009 tarih ve 5084sayılı yazıları ile Kurumda TÜİK Uzmanı VeUzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 Sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı Cetvelin “E.DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen tazminatlarının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiğini; bu durumda da davalıya sehvenödenen ödemelerin geri alınması gerektiğinin,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29/04/2009 tarihli ve 355 sayılı onayıyla uygun görüldüğünü;bu kapsamda Türkiye İstatistik Kurumunda Uzman kadrosunda görevyapmakta olan ve 29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında adınayersiz denetim tazminatı ödemesi yapılan M.K.'nın Hazineye3.365,38-TL (Asıl Borç) tutarında borcunun bulunduğunu;davalıya söz konusu borcu ödemesi 13.05.2009 tarih ve 518sayılı yazı 21.05.2009 tarihinde ve 02.06 9009 tarih 780sayılı yazı ile bildirilmesine ve 10.06.2009 tarihindetebliğ edilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir ödemeyapmamış ve 27.05.2009 tarihli dilekçesi ile de sözkonusu borca itiraz ederek ödemeyeceğini bildirdiğini;öncelikle davalının itirazının yerindeolmadığını, Danıştay İçtihadıBirleştirme Genel Kurulunun 22.12.1973 tarih ve Esas No:1968/8, KararNo:1973/14 sayılı kararında; İdarenin yokluk, AÇIKHATA, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibakadayanarak ödediği meblağı her zaman gerialabileceğinin belirtildiğini; Danıştayİçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararındageçen açık hata kavramındaki açıknitelemesinin, hatalı işlemin hak doğurmaya engel olduğuşeklinde anlaşıldığını, hatakavramının işlemin unsurlarından birinde veyaçoğu kez sebep unsurundaki sakatlığın işleminhukuka açıkça aykırı olduğunu ifadeettiğini ve işlem açıkça hukuka aykırıise idarenin işlemi hukuka açıkça aykırıtesis etmiş olacağını ve bu işlemin sürekoşuluna bağlı olmadan her zaman geri alınabileceğini;öte yandan, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” in 6. maddesi ile, mevzuatındaöngörülmediği halde yapılan ödemelerin kamuzararı kapsamına alındığını, 17.maddesi ilemevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersizödemelerde kamu zararının doğuş tarihinin ödemetarihi olarak belirlendiğini, aynı yönetmeliğin 18.maddesinde ise, kamu zararından doğan alacaklarda ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faizin başlangıçtarihinin, kural olarak zararın oluştuğu tarih (ödemetarihi) olduğunun belirtildiğini; açıklanan nedenlerlesöz konusu miktarın rızaen tahsili mümkünolmadığından iş bu davanın açılmazorunluluğunun doğduğunu ifade ederek; davanın kabulüile fazlaya ait talep ve dava hakları saklı kalmak üzeretoplam3.365,38-TL ödeme tarihinden itibaren taraflarınca tahsil edileceğitarihe kadar işleyecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekaletücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle,M.K.’ya karşı adli yargı yerinde davaaçmıştır.
2-b) Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi: 23.12.2009gün ve E:2009/1616, K:2009/2692 sayı ile, "... Davalısözleşmeli de olsa uzmanlık görevini fiilenyürütmektedir. Davacı kurumdaki uzmanlara denetim tazminatıödenmektedir.5429 sayılı TÜİK Kanunundasözleşmeli uzmanlara denetim tazminatı ödenmeyeceğihükmü bulunmamaktadır. Sözleşmeli personelistihdamı ve denetim tazminatı ödenmesi konusundakimevzuatın yorumlanması sonucu ödenmemesi gerektiği MaliyeBakanlığınca bildirilmiş ve ödemeler kesilmiştir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun22.12.1973 tarihli 1968/8 esas 1973/14 karar sayılı kararındahükmolunan idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi halleri mevcut değildir.Ödenip ödenmeme konusunda idarenin takdiri söz konusudur.14.01.2009 tarihine kadar idare denetim tazminatı ödenmesini uygungörmüştür.
Davacı iddialarını açık hatayadayandırmaktadır ve Danıştay İçtihadıBirleştirme Kararı gereği açık hata halinde fazlaödemenin her zaman geri alınabileceğini iddia etmektedir.Birkamu kurumu çalıştırdığı memuruna kanunlar,sözleşme yönetmelik, Bakanlar Kurul Kararı ve diğermevzuata göre ücret ve tazminat öder. Üç yıldanfazla denetim tazminatı ödenmesinde nasıl bir açıkhata olduğu yeterince izah edilmemiştir. Uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı ödenmesi kararıalınmış, Maliye Bakanlığının 20.04.2009sayılı 5084 sayılı yazısı gönderilene kadardenetim tazminatı ödenmiştir. Kamu kurumunun personeline denetimtazminatı ödenip ödenmeyeceğini bilmemesidüşünülemez. Davalı sebepsizzenginleşmemiştir. Davacı denetim tazminatı ödenmesigerektiğini düşünmüş ve ödemiştir.BK.nun 62.maddesi gereğince borçlu olmadığışeyi, ihtiyari ile veren kimse hataen kendisini borçlu zannederekverdiğini ispat etmedikçe ona istirdat edemez. Yine BK.nun63.maddesi gereğince haksız olarak- bir şeyi elde eden kimseonun istirdadı zamanında elinden çıkmışolduğunu ispat ettiği miktar nispetinde iade ile mükellefdeğildir. Davalının davacıyı hatayadüşürecek bir eylemi bulunmadığından29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38-TL’nindava tarihine kadar harcanmadığını, elinde tutulduğunudüşünmek mümkün değildir. Maaştan ikamesuretiyle denetim tazminatının geri istenmesi de mümküngörülmemiştir. Kamu kurumu yöneticilerin takdirinegöre değil kanunlarla ve kanunların verdiği yetkilerdahilinde karar alarak ücret öder.
Açık hata veya hile bulunmadığından BK. 62ve 63. Maddeler uyarınca tazminatın geri istenmesi mümküngörülmediği gibi son ödeme tarihi 14.01.2009'dan itibaren2577 sayılı kanunda öngörülen 60 günlük davaaçma süresi geçmiş olduğundan davanınreddine..." karar vermiş, bu karar davacı idare vekilitarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: 6.5.2010 gün veE:2010/6508, K:2010/8108 sayı ile, "... Dosya kapsamından,davalıya yapılan ödemenin daha önce bu yoldaalınmış bir idari karara dayanmadığı,ödemenin iadesi işlemine karşı davalının idariyargıda iptal davası da açmadığıanlaşılmaktadır. O nedenle davalıya yapılanödemenin yasal düzenleme ve bu yolda alınmış idari birkarar bulunmadığı halde, hatadan kaynaklandığısabittir.
BK.nun 62. maddesi gereğince, borç olmayanırızası ile ödeyen kimse yanlışlığadüştüğünü ispat ettiği takdirdeödediğini geri isteyebilir. Bu madde de belirtilenyanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacıidarenin hataya düşmeseydi, davalıya edadabulunmayacağı anlamına gelmektedir.
HGK'nun 5.12.1984 tarih, 1982/13-387 E.- 1984/ 997 K. sayılıkararı ile; idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan, salthatalı ödemelerin idare tarafından BK.nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
Bu durumda herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalıödemenin Borçlar Hukukunun haksız iktisap kurallarıçerçevesinde istenip istenemeyeceğitartışılmadan yazılı gerekçe ile davanınreddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslargözönünde tutulmaksızın yazılı şekildehüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerindeolduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesigereğince bozulmasına..." karar vermiştir.
Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi: 26.4.2016 gün veE:2010/1776, K:2016/500 sayı ile, "... 27/10/2010 günlücelsede usul ve Yasaya uygun görülen bozma ilamınauyulmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile ilgili idare Mahkemesindekidavanın sonucunun beklenmesi gerektiğini bildirmiş, davacıvekili idari dava sonucunun beklenmesine gerek olmadığınıbeyan etmiş olup, idari dava sonucunun beklenmesine kararverilmiştir.
Davalı M.K. vekili tarafından davacı Kurum aleyhinefazla ödemenin iadesi işleminin iptali talebiyle Ankara 9. İdareMahkemesine açılan dava sonucu verilen 22/07/2009 tarih ve2009/932-1561 E.K sayılı kararın, Danıştay 2.Dairesinin 12/07/2010 tarih ve 2009/5191 E, 2010/3246 K sayılıkararıyla bozulmasını ve tashihi karar talebinin reddinimüteakip Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 tarih ve 2011/282 E,2012/894 K sayılı kararıyla, davanın; davacınındenetim tazminatının kesilmesine ilişkin işlemkısmı yönünden reddine, 29/11/2005 tarihinden 01/01/2009tarihine kadar ödenen 3.365,38 TL denetim tazminatının yasalfaiziyle birlikte iadesinin istenilmesine ilişkin kısımyönünden ise söz konusu işlemin iptaline kararverilmiş olup, kararın derecattan geçerek 12/06/2014 tarihindekesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından emsali bir davada Edirne İdareMahkemesi ile, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin kabul kararları vermesiüzerine Uyuşmazlık Mahkemesince Edime 2. Sulh Hukuk Mahkemesiningörevli olduğu kabul edilerek hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine hükmedildiği bildirilerek davanın kabulünekarar verilmesi istenmiş, dosya üzerinden yaptırılanbilirkişi incelemesinde davanın kabulü gerektiğiyönünde rapor verilmiş ise de, davalı M.K. vekili tarafındandavalı TÜİK açılan idari dava sonunda verilenkesinleşmiş kararla 29/11/2005-01/01/2009 tarihine kadar ödenen3.365,38-TL denetim tazminatının yasal faiziyle birlikte iadesininistenilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmişolduğundan davanın reddine..." karar vermiş, bu karardavacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: 3.10.2018 gün veE:2016/22366, K:2018/9451 sayı ile, "... Mahkemece bozma ilamınauyulmasına karar verildikten sonra verilen 26.04.2016 tarihli sonkararında; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacıvekili tarafından tarafındantemyiz edilmiştir.
Dava konusu alacak, ödenmemesi gerektiği iddia olunan denetimtazminatının ödenmesi nedeniyle davalıya yapılan fazlaödemenin tahsiline ilişkindir.
Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilenbiçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılantaraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultudaişlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunlulukdoğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilenbozma kararına uyması sonunda, kendisi için o karardagösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine okararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm vermeyükümlülüğü doğar. “Usulikazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye,hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilençerçevede işlem yapına ve hüküm kurmazorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılıY.İ.B.K.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/13-597 E, 2014/62 Ksayılı ilamında da vurgulandığı üzere;“Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararınauyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilenbiçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o karardabelirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermekyükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonrakihükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırıbulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir.Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuşdemektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usulve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki,böyle bir sonuç kamu düzenine açıkçaaykırılık oluşturur. Buna göre,Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, buuyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararındagösterilen biçimde inceleme yapmak, ya da gösterilenbiçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır. Aynı ilke,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2003 gün ve 2003/ 8-83E., 2003/72 K; 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E., 2010/87 K. sayılıilamlarında da benimsenmiştir.
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'cakendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimindeğişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslarçerçevesinde; mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmakla06.05.2010 tarihli bozma ilam gereğinin yerine getirilmemesi doğrugörülmemiştir.
Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şart tasarrufunadayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK 77/1 maddesine göre; zenginleşenbaşkasının malvarlığından veya emeğindenhaklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyigeri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı;TBK'nın 79 ve 80.maddelerinde "aynen geri verme ilkesi"negöre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
Bu husus HGK'nın 07/03/2012 tarihli 2012/125 Kararsayılı ilamında da "hiçbir hukuki dayanağıolmayan, şart tasarrufa da konu olmayan hatalı ödemelerin,borçlar hukukunun sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri alınmasına karar verilmesi gerekir"belirtilerek vurgulanmıştır.
Somut olayda iade işlemi Ankara 9.İdare Mahkemesi'nin21.06.2012 tarihli, 2011/282 Esas ve 2012/894 Karar sayılıkararı ile idare işlemi ödeme tarihinden itibaren 60günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceğigerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıda yazılıolduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödemeiçin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaaraştırma ve inceleme yapılarak sonucuna görehüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekildehüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerindeolduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428.maddesigereğince davacı yararına BOZULMASINA..." kararvermiştir.
ANKARA 8. SULH HUKUK MAHKEMESİ: 25.3.2019 günve E:2018/1381, K:2019/440 sayı ile, bozma ilamına uyularak;"... dava konusu denetim tazminatı ödemesi için sebepsizzenginleşme koşullarının oluştuğu, davalıya,davacı kurum tarafından yapılan ödeme miktarı kadardavalının sebepsiz yere zenginleştiğianlaşıldığından, dosyada mevcut 11/06/2015 tarihlibilirkişi raporunda da "denetim tazminatınındüzenlendiği 657 sayılı Kanunun 152. maddesinde, gereksetazminatların ödenmesini düzenleyen 97/9021 sayılıBKK’da denetim tazminatı ödenecek kadrolar arasında TUİKuzman ve uzman yardımcılığı kadrosuna yerverilmediği bu nedenle davalıya denetim tazminatıödenmesinin yasal dayanağının bulunmadığı" açıklandığından, davanın kabulünekarar verilmesi gerektiği, faiz başlangıcı olarak davacıidare tarafından davalı adresine çıkartılanihtarnamenin tebliğ tarihi olan 10/06/2009 tarihinin esas alınmasıgerektiği anlaşıldığından. Mahkememizdeyapılan yargılama, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/22366 Esas2018/9451 Karar sayılı 03/10/2018 tarihli bozma ilamı,Uyuşmazlık Mahkemesinin 2018/361-302 E K sayılı 28/05/2018tarihli Kararı kapsamı göz önüne alınarakdavanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekildehüküm verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
KARAR
-Davanın. Kabulüne, 3.365,38 TL'nin 10/06/2009 tarihindenitibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıyaverilmesine... " karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK:İdari yargı yerinde davacı, Adli yargı yerindedavalıolan M.K.’nın vekili, "Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkiliM.K.'ya denetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihinekadar ödenen 3.365,38-Tl.nın, yasal faizi ile birlikte geriistenmesine ilişkin 13.05.2009 tarih 525 sayılı idareişleminin, Ankara 9.İdare Mahkemesinin 21/06/2012 tarih E.2011/282K.2012/894 sayılı kararı ile iptal edildiğini; KararDanıştay 2.Dairesinin 12/07/2010 tarih E.2009/5191 K.2010/3246sayılı kararı ile onandığını ve idareninkarar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 12/06/2014 tarihE.2014/3443 K.2014/5897 sayılı kararı ile reddedilerekkesinleştiğini; İdare Mahkemesinin işlemi iptal edilmesinerağmen, idare tarafından hukuk mahkemesinde açılan alacakdavasının ise kabul edildiğini; Ankara 8. Sulh HukukMahkemesinin 25/03/2019 tarih E.2018/1381 K.2019/440 sayılıkararı ile kesinleştiğini; her ikisi de kendi dalındaayrı yargı kararları olup her birinin uygulanabilirliğininvar olduğunu ve nitekim uygulamada da böyle olmakta kurumun,ilgiliden parayı tahsil ettiğini; bir yandan da bu işleminaslında iptal edildiğini, kurumun bu parayı isteyememesigertiğini; Hukuk ve adaletin bir bütün olduğunu, aksidurumun adaletsiz sonuçlar doğurduğunu; 2577 SayılıİYUK'nun 28.md.nde İptal Kararlarınınsonuçlarının gösterilmiş olup, Danıştay,bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa veyürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veyaeylemde bulunmaya mecbur olduğunu; karara konu idari işlem ve buişlemin doğurduğu hukuksal sonuçların iptalkararı üzerine ortadan kalkacağını, iptalkararlarının geriye yürüyeceğini ve hiçalınmamış sayılacağını; idareninaldığı iade kararının tüm ilgiliçalışanları bağladığını; vedenetim tazminatı ödenen tüm çalışanlardanaynı miktarların geri istendiğini, İdare Mahkemesininİptal kararı ile birlikte İdarenin iade talebinin hukukaaykırı olduğunu; buna rağmen idarece adli yargıdaalacak davası açılarak iadeye ilişkin karar verilmesi,hakkın yerine getirilmesine engel oluşturduğunu;Danıştayın, Kamu Görevlilerine yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında uygulanacak mevzuatınsaptanması ve bu uyuşmazlıklarda görevli yargı yerininbelirlenmesinin önem taşıdığını, buuyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi lıalde Anayasanın 155.maddesi ilekurulan “İdari Rejim” sistemine aykırılıkteşkil edeceğini belirttiğini; Adli Yargı dosyasındabu hususun dile getirildiğini; uyuşmazlık itirazında dabulunulmuş ise de kabul görmediğini; olayda HükümUyuşmazlığının Şartlarınıngerçekleştiğini; nitekim 20/03/2018 tarih 30366sayılı RG’de yayınlanan Yüksek Mahkemenizin26/02/2018 tarih E.2016/542 K.2018/79 sayılı kararının dabu yönde olduğunu ve ekli karar gibi bir çok kararınbulunduğunu; aynı konuda açılmış dava ileilgili bu kararlarda sulh hukuk mahkemesi kararının kaldırılmasınakarar verildiğini; Ankara 9.İdare Mahkemesinin 21/06/2012 tarihE.2011/282 K.2012/894 sayılı kesinleşen kararı ile Ankara8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/03/2019 tarih E.2018/1381 K.2019/440sayılı kesinleşen kararı arasındaoluştuğuönesürülen “hükümuyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanmasıgerektiğini ileri sürerek, Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvuruda bulunmuştur.
4-Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden davadosyalarının aslı temin edilmiş daha sonra 2247sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hükümuyuşmazlığına konu edilen kararlar ve dava dosyalarıirdelenip özetlendikten sonra; “... İdari ve adli yargıkararları arasında oluştuğu ileri sürülenhüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında,"1 inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisitarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Ödenmekte olan denetim tazminatı kesilen davacıya,29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38-TL’nın yasalfaiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesi gerektiğibelirtilen 13/05/2009 gün ve 518 sayılı işlemin, idariyargıda verilen karar ile iptal edilmesine karşılık; adliyargıda söz konusuidari işleme konu davalıya yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38-TL'nın ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılandavanın kabulüne, anılan tazminat tutarının 10/06/2009tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline kararverildiği anlaşılmakla, anılan kararlar arasındakiçelişki nedeniyle söz konusu denetim tazminatıtutarının ödenmesinin olanaksız hale gelmesikarşısında, anılan adli ve idari yargı kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü gerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38-TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenintek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olup,İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işleme ilişkinuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ilekurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklıadlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecekşekilde ayrı ayrı belirtilmiş; bunlar arasındaözel hizmet tazminatı ve denetim tazminatlarına da yerverilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05/05/2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara ilişkin 17/4/2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının(a) bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile
ve III sayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, herstatüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekli IIIsayılı Cetvelin (E) kısmında denetim tazminatına yerverilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı'nda kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulukararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğininbelirtilmesi üzerine, bu görüş yazısıdoğrultusunda TÜİK'te kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edilen Uzman veUzman Yardımcılarına denetim tazminatı adıaltında ödenen tutarların geri alınmasınınTÜİK Başkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve355 sayılı onayı ile uygun görüldüğü,bu onay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 518 sayılıyazı ile davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.365,38-TL'nın bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirdealacak takip dosyasının dava açılmak üzere ilgiliyere gönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 21/05/2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesikapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesininbirinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını koruma yükümlülükleri;aynı maddenin ikinci fıkrasında ise koruma ve hizmete hazırbulundurmak zorunda bulundukları bu mallara verdikleri zararınrayiç bedel üzerinden tahsil edileceği; son fıkrasındada, anılan zararın tahsil usulü düzenlenmiş olup,mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasındaise, kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynakları kullanılarakpiyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazlaödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsilisırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlığa konu tutar,mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesindenkaynaklandığından, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğiaçıktır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 gün ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerdehatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımaktaise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulukararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün veE:1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından, davacıya yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibarenaltmış günlük sürenin geçirilmesinden sonratalep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaverilen kararın hukuka uygun olduğu kanısına varılmıştır.
Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargı merciilerinceverilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26/02/2018 gün ve E:2016/542, K:2018/79sayılı ve 21/10/2019 gün ve E:2019/73, K:2019/668sayılı kararları da bu yöndedir.
SONUÇ:
Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 gün ve E:2011/282,K:2012/894 sayılı kararı ile Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin25/03/2019 gün ve E.2018/1381, K:2019/440 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;
Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/03/2019 gün ve E:2018/1381,K:2019/440 sayılı kararının kaldırılmasına;
Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 gün ve E:2011/282,K:2012/894 sayılı kararının kabulüne;
Bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı olacağı…” yolunda düşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; "...İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğuileri sürülen hüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşup oluşmadığınınbelirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “7 ncimaddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevleilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksızbulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından
verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanınesasının hükme bağlandığı ve yasayollarının tüketildiği anlaşılmıştır.
Hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 9.İdare Mahkemesi kararında, davacıya 29/11/2005-14/01/2009tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faiziyle birlikte geriödenmesi gerektiğini belirten 13/05/2009 tarih ve 518sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı iptal edilmesine karşın, Ankara 8. SulhHukuk Mahkemesi kararında, söz konusu denetim tazminatınınyasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla,iki karar arasında oluşan çelişki nedeni ile hakkınyerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre,söz konusu adli ve idari yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlem,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, TÜİK'te uzman olarakçalışan M.K.'ya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındaödenen denetim tazminatının yersiz ödendiği konusundaihtilaf bulunmamaktadır.
Her iki yargı kararında da, idarenin zararauğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/11. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı 111. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili burumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlan kapsayacakşekilde ve 154 üncü madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulur." düzenlenmesine yerverilmiştir.
Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihliResmi Gazete'de yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; eklicetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynı Kanundazam ve tazminatları kimin alıp alamayacağı hususununBakanlar Kurulunun düzenleme alanına bırakıldığı,yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı (2006/10344) ile de herstatüdeki sözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin kurala bağlandığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 tarihli ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 tarihli ve 518 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçekdışı beyanı olmadığından, yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 tarihli ve E.2011/282,K.2012/894 sayılı kararı ile Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin25/03/2019 tarihli ve E.2018/1381, K.2019/440 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne,
Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/03/2019 tarihli ve E.2018/1381,K.2019/440 sayılı kararının kaldırılmasına;
Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 tarihli ve E.2011/282,K.2012/894 sayılı kararının benimsenmesine,
Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu düşünülmektedir." yönündedüşünce vermiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan22.06.2020günlü toplantısında:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 2/7/2018 - KHK-703/183 md.) ise, 1 nci maddede gösterilenyargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari (Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012tarihli ve E.2011/282, K.2012/894 sayılı kararı)ve adli (Ankara8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/03/2019 tarihli ve E.2018/1381, K.2019/440sayılı kararı) yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığınınincelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görev yapan davacıya29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38 TL denetimtazminatının yersiz ödendiği iddiası ile geriistenilmesine ilişkin Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 13.05.2009 tarih 525 sayılıişlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturanTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29.04.2009 tarih 355 sayılı işlemi sonrasındabaşlamıştır.
M.K.’nın vekilince, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak geri istenmesinin iptaliistemiyle idari yargıda dava açılırken, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince, ödenen denetimtazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesi nedeniyletahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddivakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir. Olayımızda her ikidavanın sebebi Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan M.K.’ya29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak ödenip ödenmediğineilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemenin hukuka uygun olarakyapıldığı iddiası ile geri istenemeyeceği iddiave savunmasında bulunurken diğer taraf tam aksine yapılanödemenin hukuka aykırı olduğundan geri istenebileceğiiddia ve savunmasında olduğundan, her iki dava sebebi yani maddivakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu; denetimtazminatının geri ödenmesine ilişkin idari işleminiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemeleriniadesiolarakbelirlenirken, adli yargıda da haksız yapıldığıiddiası ile yapılan ödemenin idareye geri ödenmesineilişkin olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasındadava konuları da aynıdır.
Kararlarda işin esasının hükmebağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda;bilirkişi raporunda,ilgili mevzuatta, denetim tazminatı ödenecekkadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılığı kadrosuna yer verilmediğinin, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödemesinin yasaldayanağı bulunmadığının, davalınınborcun ödenmesi konusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan3.365,38-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte tahsili gerektiğinin belirtmiş olduğundan bahisle veuygun görülen bilirkişi raporuna göre açılandavanın kabulü ile 3.365,38-TL'nin 10.06.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline… kararverildiği;M.K.’nın vekili tarafından idari yargıdaaçılan dava sonunda da; davacı adına davaya konuişlemin denetim tazminatının kesilmesine ilişkin (Mahkemecereddedilen) kısmı temyiz edilmedenkesinleştiğinden,davacıya yersiz ödendiği belirtilendenetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin işlem yönünden; davacıyayapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanunhükümleri kapsamında olmaması ve Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarıncadavacıya yapılan ödemelerin, hatalı ve yersiz olduğuileri sürülerek ancak ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük idari dava açma süresiiçinde geri alınması mümkün iken, bu süregeçirildikten çok sonra yersiz ödendiği ilerisürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işleminiptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda heriki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır.
Hüküm uyuşmazlığının kabul edilebilmesiiçin öngörülen bir diğer husus ise; kararlararasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunmasıdır.
İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idariişlemin(yersiz ödendiği iddia edilen tazminatın iadesineilişkin) iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işleminhukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline kararverilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonucunda hakkın yerinegetirilmesi olanaksız hale getirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeaçıklandığı üzere; tarafları, konusu vedava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının doğduğu vekararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 9. İdare Mahkemesi ile Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesininkararları arasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24.Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğuna,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzereBaşbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındakirapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğedilmiş;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Ankara 8. Sulh HukukMahkemesinin kararınınkabulüne, Ankara 9. İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Burhan ÜSTÜN'ünBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veBilal ÇALIŞKAN'ınkatılımlarıyla yapılan 26.10.2020 günlütoplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları,dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan M.K. 2005-2009 tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38-TL denetimtazminatının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı tarafından geri istenilmesineilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 2005-2009 tarihleriarasında toplam 3.365,38-TL denetim tazminatı ödendiği;Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali KontrolMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; açılan davada; Ankara9.İdare Mahkemesi 22.7.2009 gün ve E:2009/932, K:2009/1561sayılı kararla; Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağınınesasa bağlandığı, anılan kararın tümhatalı ödemelerin geriye alınmasında da uygulanmasıgerektiği, olayda denetim tazminatı adı altında 2005-2009tarihleri arasında davacıya ödenen 3.365,38-TL’lıkmeblağın geri istenilmesine ilişkin işlemin, davalıidare tarafından görüş sorulması üzerine MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün 20.04.2009 gün ve 5084sayılı yazısına istinaden tesis edildiğianlaşıldığından ortada açık hatanınvarlığından bahsedilemeyeceği, yersiz ödenentutarın genel dava açma süresi olan 60 günlüksüre geçirildikten sonra istenilmesinde anılanDanıştay İçtihatları Birleştirme Kurulukararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gibiusulsüz olarak tahsil edilen tutarın davacıya ödenmesigerektiği, davacının; denetim tazminatının kesilmesisebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasalfaiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediği ve bu şekilde iptali sağlanmadığından,hukuk aleminde var olan bir işlemin icrasından kaynaklanan maddikayıpların tazmin edilmesi yönünde hükümkurulması hukuken mümkün olmadığıgerekçesiyle dava konusu işleminin iptaline, davacınınödediği tutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemininkabulü ile tahsil edilen tutarın yasal faizi ile birliktedavacıya iadesine, denetim tazminatının kesilmesi sebebiyleyoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine karar verilmiş, bukarar; temyiz aşamasında Danıştay İkinci Dairesinin12.7.2010 gün ve E:2009/5191, K:2010/3246 sayılı kararıylabozulmuş, bu kararın düzeltilmesi istemi de anılan Dairenin3.12.2010 gün ve E:2010/5740, K:2010/4626 sayılı kararıylareddedilmiştir. İdare Mahkemesince 21.6.2012 gün ve E:2011/282,K:2012/894 sayı ile, davanın, denetil tazminatınınkesilmesine ilişkin işleme ilişkin kısmıyönünden reddine, 29.11.2005 tarihinden 14.01.2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL denetim tazminatının yasal faiziyle birlikteiadesinin istenilmesine ilişkin kısmı yönünden ise,işlemin iptaline karar vermiş, Danıştay İkinci Dairesinin12.12.2013 gün ve E:2012/12697, K:2013/11039 sayılıkararıyla onanmış, bu kararın düzeltilmesi istemi deanılan Dairenin 12.6.2014 gün ve E:2014/3443, K:2014/5897sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiştir.Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından, Başkanlıklarında kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan davalıya 2005- 2009tarihleri arasında yersiz ödendiğitespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38-TL'ninödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte geriödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargıda açılandava da; Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.12.2009 gün ve E:2009/1616,K:2009/2692 sayılı kararla; "Açık hata veya hilebulunmadığından BK. 62 ve 63. Maddeler uyarıncatazminatın geri istenmesi mümkün görülmediği gibison ödeme tarihi 14.01.2009'dan itibaren 2577 sayılı kanundaöngörülen 60 günlük dava açma süresigeçmiş olduğundan davanın reddine..." kararvermiş, bu karar temyiz edilmiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin6.5.2010 gün ve E:2010/6508, K:2010/8108 sayı ile, temyizitirazlarının kabulü ile mahkeme kararını bozmuş,Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.6.2016 gün ve E:2010/1776, K:2016/500sayılı kararı ile, denetim tazminatının yasal faiziylebirlikte iadesinin istenilmesini ilişkin işlemin iptaline kararverilmiş olduğundan davanın reddine karar vermiş, bu karartemyiz edilmiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 3.10.2018 gün veE:2016/22366, K:2018/9451 sayı ile, "... yazılı şekildehüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerindeolduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. Maddesigereğince davacı yararına bozulmasına..." kararvermiş, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.3.2019 gün veE:2018/1381, K:2019/440 sayı ile davanın kabulüne, 3.365,38TL'nin 10.6.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdanalınarak davacıya verilmesine..." karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
M.K.'ya denetim tazminatı adı altında yapılan fazlaödemenin, idarece 5018 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilerek tahsili yoluna gidilmesi üzerine adli ve idariyargıda davalar açılmıştır. Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığıgibi, söz konusu idari işlemin geri alınması da idariniteliktedir. İdari nitelikteki uyuşmazlığın daAnayasanın 125. Maddesi gereğince idari yargıdaçözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatının M.K.'ya ödenip ödenmeyeceği hususunda birdeğerlendirme yapılması gerekli olduğundan, davasürecinde ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteyürürlükte olanyasal düzenlemelerin irdelenmesigerekmektedir.
10.11.2005 tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu, 18.11.2005 tarih 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir.
Bu suretle çalıştırılacaklarınsözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı veher çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlık merkez ve taşra teşkilâtıkadrolarında çalışan (kadrokarşılığı çalışansözleşmeli personel dâhil) memurlara 10.10.1984 tarihli ve 3056sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yeniden düzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine göre başarılıçalışma yaptıkları tespit edilenlereBaşkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır.
5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptal ikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihlive E.:2005/143, K.:2005/99 sayılı Kararı ile; YenidenDüzenleme: 17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülga son fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)”şeklindedir.
5429 sayılı Kanun uyanınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine“kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde"ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirlenmiş; bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatıile denetim tazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan, yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146.Maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetim tazminatınayer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadar davacıya ödenendenetim tazminatının dayanağının 2006/ 10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararı olduğu, söz konusukararın ise 657 sayılı Kanunun 152. Maddesine göre“Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatları”nıdüzenlediği, TÜİK da çalışansözleşmeli personelin 2006/10344 sayılı Kararkapsamında olmaması ve adı geçen kararın 11.Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendinde sözleşmeli personeledenetim tazminatının ödenmeyeceğininaçıkça belirtilmesi nedeniyle, bahse konu tazminatın,sözleşmeli olarak görev yapan M.K.'ya ödenmesininmümkün olmadığı, M.K.'nın 5429 sayılıKanunun 45. Maddesine istinaden çıkarılan 2006/10795sayılı karara tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında da, Türkiye İstatistik Kurumundasözleşmeli uzman olarak çalışan M.K.'nın2005-2009 tarihleri arasında ödenen denetim tazminatınınyersiz ödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her ikiyargı kararında da, idarenin zarara uğradığı vehaksız ödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan M.K.'ya yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12.maddesi; “ (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devletmemurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek vekendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmetehazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakzorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğisonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgilimemur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesiesastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genelhükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte enalt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brütaylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararınagöre ilgili memurca ödenir.” şeklinde bir düzenlemeyiöngörmektedir.
Bu düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur.
“Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtayİçtihadı Birleştirme kararına da değinmekteyarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile desebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şarttasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) busüreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceğine ve içtihatların bu yoldabirleştirilmesine…” denilmektedir. Anılan kararıngerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz edenşu değerlendirmelerde bulunulmaktadır : “…Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerdenanlaşılacağı gibi, yanlış bir şarttasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayıödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukukdüzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılıksağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davasısüresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriyeyürür şekilde geri almak için bir sınır olarakkabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisiiçin hüküm ifade edecek şekilde gerialınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecekdiğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı;kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersizödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra:22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı,zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkındaTürk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlereher türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılanbir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar paracezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamuzararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veyadiğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkinusûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Cumhurbaşkanı tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71.maddesinde öncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesimümkün değildir.
Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. M.K.'nın 2005-2009tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Ocak 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılanM.K.'nın ödemelerin yapılması konusunda gerçek dışıbeyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyleM.K.'nın kolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur dasöz konusu edilemeyeceğinden, 2005-2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan M.K.'dan 2005-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davasısonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 8. Sulh HukukMahkemesinin 25/03/2019 gün ve E.2018/1381, K:2019/440 sayılıkararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunanAnkara 9. İdare Mahkemesinin 21/06/2012 gün ve E:2011/282, K:2012/894sayılı kararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerekmiştir.
S O N U Ç : Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan M.K.'dan 2005-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davasısonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 8. Sulh HukukMahkemesinin 25/03/2019 gün ve E.2018/1381, K:2019/440 sayılıKARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 9. İdareMahkemesinin 21/06/2012 gün ve E:2011/282, K:2012/894 sayılıKARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNE, 26.10.2020 gününde Üye BirolSONER'in KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Burhan Şükrü Mehmet Birol
ÜSTÜN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Bilal
TUNÇ TOPUZ ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan……………….………………’e,………. -……………... tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen ………………. TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindeolanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idareedilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi nedenolmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadarsakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edileninkolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa veidareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden sözetmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarakyapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davadavermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şantasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ilesebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlışşart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini)ancak iptal davası süresi içinde geriye yürürşekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonrayanlış tasarrufun geri alınması halinde geri almagününe kadar doğmuş durumların, parasalsonuçları da dâhil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiği,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadıbirleştirme kararının, idare tarafından yapılanbütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksıziktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması vememurların yapmış oldukları bütün hatalıödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılankişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyiişlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle birsonucun hukukça savunulması mümkün değildir. Bunedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamıdışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa ayartmayansalt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukununhaksız iktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğininkabulü gerekir" gerekçesiyle direnme ukmunünbozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
…………. İdare Mahkemesinin………….. tarihli ve ………. esas,………….. sayılı kararı ile idareişlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzereşart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma veinceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmasıgerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddidoğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derecemahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olanmülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşmebağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren- Borçlar Hukuku Genel Hükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd.,Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler -İstanbul 2013 - Sayfa 201 vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre ………….. -…………. tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ……….............’a……….. - ………. tarihleri arasında yersizolarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren…………İdare Mahkemesi’nin kararınınkaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıyaait………. Hukuk Mahkemesi’nin ……….kararının kabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayınçoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesisuretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesiyolundaki kararına katılmıyorum.
Birol SONER
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy