T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/68
KARAR NO : 2020/609
KARAR TR: 26.10.2020
ÖZET : Yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/05/2016 tarihli ve E.2014/332, K.2016/334 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdare Mahkemesinin 29/12/2009 tarihli ve E.2009/572, K.2009/1093sayılı KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı): A.D.
Karşı Taraf : 1-Maliye Bakanlığı
2- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Adli Yargıda Davacı :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekili :Av. S.S.
Adli Yargıda Davalı : A.D.
O L AY : 1-a) DavacıA.D. dilekçesinde özetle; Türkiye İstatistik KurumuDenizli Bölge Müdürlüğü’ndesözleşmeli uzman olarak görev yapan davacının denetimtazminatı olarak tarafına ödenen ödeneğin sonaerdirilmesine ilişkin Maliye Bakanlığı Bütçe veMali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 20.04.2009gün ve 5084 sayılı yazısıyla, Ocak 2006 ila Şubat2009 tarihleri arasına ödenen 3.426,67-TL’nin yersiz ödendiğigerekçesiyle geri istenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 598sayılı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü işleminin; Türkiye İstatistikKurumu’nun değişik birimlerinde görevlendirildiği,sözleşme ücretlerinin yanında 657 sayılıYasa’nın 152. maddesi ve 05.05.2006 gün ve 200/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesindeözel hizmet ve denetim tazminatı adı altında ödenekaldığı, ödeneğin Şubat 2009 yılınakadar ödendiği, Maliye Bakanlığı Bütçe veMali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 20.04.2009gün ve 5084 sayılı yazısıyla sözleşmeliuzman olarak görev yapanlara denetim tazminatı adı altındayapılan ödemelerin yersiz olduğunun bildirildiği, bununüzerine Ocak 2006 ila Şubat 2009 tarihleri arasına ödenen3.426,67-TL’nin yersiz ödendiği gerekçesiyletarafından geri istenildiğini ileri sürerek, 657sayılı Yasa’nın 152. maddesine göre tarafınadenetim tazminatı ödenmesinin zorunlu olduğu, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973gün ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı kararıyla hatalıolarak yapılan ödemelerin ancak dava açma süresiiçinde geri alınabileceğinin belirlenmiş olduğu,hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptalleri ile Mart 2009tarihinden itibaren yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziylebirlikte iadesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
1-b)DENİZLİ İDARE MAHKEMESİ;29.12.2009 gün ve E:2009/572, K:2009/1093 sayı ile, "... Olayda,davacı tarafından iptali istenilen Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün ve 5084sayılı yazısının; TÜİK tarafından,Kuramlarında görev yapan uzman ve uzman yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiylesözleşmeli olarak istihdam edilen personele denetim tazminatıödenip ödenmeyeceği, ödenemeyecek ise, 5429sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden geritahsil edilip edilemeyeceği hususlarında görüşsorulması üzerine tesis edilen ve görüş bildirmeyiiçeren bir yazı olduğu, nihai bir işlemolmadığı, nitekim dava konusu TÜİK işleminin de sözkonusu görüş bildiren Maliye Bakanlığıişlemi dayanak alınarak tesis edildiğigörüldüğünden esasına girilerek yargılamayapılmasına olanak bulunmamaktadır.
Davanın, davacıdan Şubat 2006 ila Şubat 2009tarihleri arasında ödenen 3.426,67-TL’nin yersiz ödendiğigerekçesiyle geri istenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 598sayılı Türkiye istatistik Kurumu BaşkanlığıDenizli Bölge Müdürlüğü işleminin iptaliistemine gelince;
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararıyla, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı ve hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının, hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere idari davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı,hususları vurgulanmıştır.
Danıştay İçtihatları Birleştirme KuruluKararının konusu her ne kadar hatalı terfi ve intibaktandoğan ödemelerin geriye alınmasına ilişkin ise de; bukarar ile idari işlemlerin geriye alınmasında uyulmasıgereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılankararın tüm hatalı ödemelerin geriye alınmasındada uygulanması gerektiği açıktır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı Yasa'nın 40. maddesinin4. fıkrası gereği, İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun kararlarına, Danıştay Daire ve Kurallarıile idari mahkemeler ve idarenin uymak zorunda olduğu kuralabağlanmıştır.
Bu durumda, Türkiye İstatistik Kurumu Denizli BölgeMüdürlüğü’nde sözleşmeli uzman olarakgörev yapan davacıya denetim tazminatı adı altındaŞubat 2006 ila Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen3.426,67-TL’lık meblağın geri istenilmesine ilişkinişlemde; TÜİK tarafından görüş sorulmasıüzerine Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali KontrolGenel Müdürlüğü’nün 20.04.2009 gün ve5084 sayılı yazısına istinaden tesis edildiğinden vebu sebeple ortada açık hatanın varlığındanbahsedilmesine hukuken olanak bulunmadığından, genel davaaçma süresi olan 60 gün içinde geri istenilmediğianlaşılan ödemelerin bu süre geçtikten sonraistenilmesinde yukarıda aktarılan Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu kararına ve hukukauyarlık bulunmamaktadır.
Davacının; Mart 2009 tarihinden itibaren denetim tazminatınınkesilmesi sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarınınyasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediğinden ve bu şekilde iptalisağlanmadığından, hukuk aleminde var olan bir işleminicrasından kaynaklanan maddi kayıpların tazmin edilmesiyönünde hüküm kurulması hukuken mümkündeğildir.
Açıklanan nedenlerle, davanın MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü'nün 20.04.2009 gün ve 5084sayılı yazısının iptali istemi yönündenincelenmeksizin reddine, davacıdan Şubat 2006 ila Şubat 2009tarihleri arasında ödenen 3.426,67-TL’nin geri istenilmesineilişkin 25.05.2009 gün ve 598 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü işleminin iptaline, Mart 2009tarihinden itibaren denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine, davanın kısmeniptal, kısmen incelenmeksizin ret, kısmen reddine…”kararvermiş, bu kararın davalı idareler vekilince temyiz edilmesiüzerine;
1-c) Danıştay 2. Dairesi: 11.3.2014 gün veE:2010/3378, K:2014/1931 sayı ile, “... Davalı Türkiyeistatistik Kurumu Başkanlığının temyiz istemiyle ilgiliolarak;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlarıntemyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerdenbirinin varlığına bağlı olup, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından ilerisürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Maliye Bakanlığının temyiz istemine gelince;
Uyuşmazlık konusu olayda; temyize konu kararın,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı DenizliBölge Müdürlüğünce tesis edilen işleminiptaline ilişkin kısmının davalı MaliyeBakanlığının aleyhine sonuç doğuran bir durumoluşturmadığı anlaşılmış olup; adıgeçen idarenin, temyiz ettiği kararın söz konusukısmının bozulmasında her hangi bir menfaatininolmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı MaliyeBakanlığının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine;davalı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının temyiz isteminin ise reddi ile Denizliİdare Mahkemesi'nce verilen 29.12.2009 günlü, E:2009/572,K:2009/1093 sayılı kararın iptale ilişkinkısmının onanmasına ..." karar vermiş;davalı idarelerin vekilinin kararın düzeltilmesi istemiaynı Dairece, 19.9.2014 gün ve E:2014/5706, K:2014/7255 sayı ilereddedilmiş, bu karar kesinleşmiştir.
2-a) Davacı Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde;davalıA.D.’in Kurumlarında TÜİKUzmanı kadrosunda sözleşmeli olarak görevyaptığını; Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, 20/04/2009tarih ve 5084 sayılı yazıları ile Kurumda TÜİKUzmanı Ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 SayılıBakanlar Kurulu kararına ekli III sayılı Cetvelin“E.Denetim Tazminatı” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 Sayılı Türkiyeİstatistik Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen tazminatlarının ilgililerden gerialınması gerektiğinin belirtildiğini; bu durumda dadavalıya sehven ödenen ödemelerin geri alınmasıgerektiğinin, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 29/04/2009 tarihli ve 355sayılı onayıyla uygun görüldüğünü;yersiz ödenen denetim tazminatı tutarlarının ilgilipersonelden geri alınması için yapılan işlemlersonucu, davalıya yersiz ödendiği tespit edilen “DenetimTazminatı” Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkinUsul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerigereğince kısmen tahsil edildiği (24.06.2009 tarihindenbaşlamak üzere aylık 100.00-TL taksitle toplam 900,00-TL); busırada davalı, tarafından kurum aleyhine açılan davasonucu, Denizli İdare Mahkemesinin 29.12.2009 tarih 2009/572 Esas,2009/1093 Karar nolu kararı ile 3.426,67-TL denetim tazminatınıngeri istenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 598 sayılıTürkiye İstatistik Kurumu Denizli BölgeMüdürlüğün işleminin iptaline kararverildiği; İdare Mahkemesi kararı sonucu MuhasebeMüdürlüğü tarafından 24.03.2010 tarih ve20100021923 nolu belge ile davalıya 686,36-TL'nin iade edildiği; bunagöre davalıya yersiz ödenmiş olan denetim tazminattutarından kaynaklanan Hazine alacağı tahsil edilmemiş halegeldiği; Yargıtay İçtihatları BirleştirmeBüyük Genel Kurulunun 27.01.1973 tarih ve 1972/6 Esas, 1973/2 Kararsayılı kararında, idarenin yanlış şarttasarrufunun ancak iptal davası süresi veya kanunda özel birsüre varsa bu süre içerisinde, yahut iptal davasıaçılmışsa dava sonuna kadar yürür şekildealınabileceğini ve bu süreler geçtikten sonra gerialınması durumunda geri alma gününe kadar ödenmişbulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli birnedenle ödenmiş bulunduğunun kabulü gerekmesikarşısında artık sebepsiz zenginleşme söz konusuolamayacağından, sebepsiz zenginleşme hükümlerinedayanılarak geri istenemeyeceği belirtilirken “yolluk ilemutlak butlan halleri” bundan hariç tutulmuş;dolayısıyla yolluk ile mutlak butlan hallerinde tesis edilen idariişlemlerin geri alınmasında herhangi bir süreöngörülemeyeceği gibi bu işlemlere dayanılarakelde edilmiş olan ve menfaatlerin de korunamayacağıaçıkça ortaya konulduğu gerekçesiyle,ayrıca Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 tarih ve 1968/8 Esas , 1973/14 Karar sayılıkararında; idarenin yokluk ve açık hata hallerinde, sürearanmaksızın kanunsuz terfi ve intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği belirtilmiş, nitekimGaziantep İdare Mahkemesinin 19.11.2003 tarih 2003/324 E. 2003/1932 K.Sayılı ilamında; “ İçtihatlarıBirleştirme Kurulu Kararında idarenin, açık hatadurumunda idari işleminin geri alınmasına imkantanındığı göz önünealındığında ise, açık hata kavramındakiaçık nitelemesi, hatalı işlemin hak doğurmaya engelolduğu şeklinde anlaşılmaktadır. Hata kavramı,işlemin unsurlarından birinde ve çoğu kez sebepunsurundaki sakatlığın, işlemin hukukaaçıkça aykırı olmasını ifade etmektedir.Bu haliyle de, işlem hukuka açıkça aykırı iseidare, işlemi hatalı tesis etmiş demektir ve bu işleminsüre koşuluna bağlı olmadan geri alınmasımümkündür.” denilmek suretiyle idarenin açıkhata neticesi yapmış olduğu ödemelerin geri istenilmesindehukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği;belirtilen nedenlerle sehven yapılan ödeme nedeniyle meydana gelenhazine zararının, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
2-b) DENİZLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ;10.5.2016 gün ve E:2014/332, K:2016/334 sayı ile, “... Dava,Borçlar Kanunu çerçevesinde sebepsiz zenginleşmenedeniyle kurum alacağının tahsiline ilişkindir.
Dosya mahkememizce bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişitarafından verilen 15/06/2015 tarihli karar ile davalınınTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığında uzmankadrosu karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeliolarak istihdam edildiği, denetim tazminatınındüzenlendiği 657 Sayılı Kanunun 152.maddesinde gereksetazminatların ödenmesini düzenleyen 97/9021 sayılı BKK'da,denetim, tazminatı ödeyecek kadrolar arasında TUİK uzman veuzman yardımcılığı kadrosuna yer verilmediği, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödenmesinin yasaldayanağının bulunmadığı, davalıyayapılan ödemenin daha önce bu yolla alınmış biridari karara dayanmadığı, ödemenin iadesi işleminekarşı davalının idari yargıda iptal davasıaçmadığı, işlemin hatadankaynaklandığı, dolayısı ile hataen ödenmişolan 3.426,67-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiligerektiği bildirilmiş, rapora itiraz edilmesi neticesinde dosyatekrar uzman Emekli Sayıştay Denetçisinegönderilmiş, alınan 24/02/2016 tarihli raporda benzer mahiyettedavacı idarenin davalı TUİK uzmanı sözleşmelipersonel A.D.'e sehven damga vergisi hariç net 3.426,67-TL'lıkfuzuli ödemeyi, kamu zararlarının tahsiline ilişkinyönetmelik hükümleri uyarınca ödeme tarihlerindenitibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğibildirilmiştir.
Yine aynı raporda denetim tazminatınındüzenlendiği 657 Sayılı Kanunun 152.maddesinde gereksetazminatların ödenmesini düzenleyen 97/9021 sayılıBKK'da denetim tazminatı ödenecek kadrolar arasında TUİKuzman ve uzman yardımcılığı kadrosuna yer verilmediğigörüşü nedeniyle davalının denetimtazminatına hak kazanmadığı bildirilmiş,düzenlenen raporlar mahkememizce karar vermeye elverişlihüküm kurmaya yeterli görülmüş,aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıdaaçıklandığı üzere;
Davacının davasının kabulüne" kararvermiş,bu karar davalı A.D. tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: 16.5.2018 gün veE:2016/18514, K:2018/5329 sayı ile, dosyadaki yazılara, kararındayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere veözellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ileusul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermiş,bu karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK:İdari yargı yerinde davacı, Adli yargı yerindedavalıolan A.D.’ın 26.11.2019 tarihli dilekçesi ile; Türkiyeİstatistik Kurumu Denizli Bölge MüdürlüğündeTÜİK Uzmanı olarak görev yapmakta olduğunu; T.C.Denizli İdare Mahkemesi’nde dava konusu bedelin şahsındantalep edilmesine dayanak olarak gösterilen işlemin iptalineilişkin açmış olduğu davada, idari işleminiptaline karar verildiğini, Denizli İdare Mahkemesi’nin2009/572 E. 2009/1093 K. Sayılı kararı ile Şubat 2006 ilaŞubat 2009 tarihleri arasında ödenen 3.426,67 TL’nin geriistenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 598 sayılıTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı DenizliBölge Müdürlüğü işleminin İptaline,ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemininKabulüne karar verildiğini, davacı idarenin, Denizli İdareMahkemesi’nin bu kararına karşı Danıştay’atemyiz yoluna başvurduğunu, ancak, Danıştay İkinciDairesi, 2010/3378 E. 2014/1931 K. Sayılı kararı ile Denizliİdare Mahkemesi’nin kararının oy birliği ileonanmasına karar verildiğini; kararın düzeltilmesi istemininde aynı Dairece: 2014/5706 E. 2017/7255 K. Sayılı kararıile reddedildiğini ve Mahkeme kararınınkesinleştiğini; Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının, iyi niyetle hareket etmeyerek DevletMemuru olarak kendi bünyesinde görev yapan personeli hakkındaDenizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/332 E. Sayılı dosyası iledava açtığını; Mahkemece haksız ve hukukidayanaktan yoksun olan işbu davanın kabulüne kararverildiğini; tarafınca, Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin2014/332 E. 2016/334 K. Sayılı ilamına karşıYargıtay’da temyiz yoluna başvurulduğunu ve Yargıtay3. Hukuk Dairesi’nce Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/332E. 2016/334 K. Sayılı kararın Onanmasına kararverildiğini ve kararın kesinleştiğini; ancak bu hususuntarafınca kabulünün mümkünolmadığını; kaldı ki, Denizli 2. Asliye HukukMahkemesi’nin 2014/332 E. Sayılı dosyası ilegörülen davaya dayanak olarak gösterilen delillerin,şahsının haklılığının ispatı olanDenizli İdare Mahkemesi’nin 2009/572 E. 2009/1093 K. SayılıKararını hükümsüz hale getirmesinin mümkünolmadığını; bu hususların göz ardı edilerek,Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/332 E. 2016/334 K.sayılı ilamı ile tarafına açılan haksız,yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulüne kararverilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; davacıidarenin, bedelin iadesine ilişkin talebinde ve yaptığı buişlemde eğer ki haklı olsa idi, İdare Mahkemesikararının idarenin lehine sonuçlanmasınıngerekeceğini; zira, idarenin tarafından talep ettiği bedelegerekçe olarak ileri sürdüğü işlemin iptalinin;idarenin çalışanı hakkında haksız işlem yaptığının,haksız talepte bulunduğunun; şahsının isehaklılığının ve tarafına ödenen bedelinyasaya ve mevzuata uygun olduğunun apaçık bir deliliolduğunu; Denizli İdare Mahkemesi’nin 2009/572 E. 2009/1093 K.sayılı kararının kesinleşmiş olmasınarağmen, aynı konuya ilişkin Denizli 2. Asliye HukukMahkemesi’nin 2014/332 E. 2016/334 K. sayılı kararı iledavanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul veyasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, Denizli İdareMahkemesi’nin E:2009/572, K:2009/1093 sayılı kesinleşenkararı ile Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:2014/332,K:2016/334 sayılı kesinleşen kararı arasındadoğduğu önesürülen “hükümuyuşmazlığının giderilmesiistemiyle,Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunduğugörülmüştür.
4-Başkanlıkça 2247 sayılı Yasanın24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcılarınyazılı düşünceleri istenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; "... farklıyargı yerlerinde açılan davaların tarafı olan A.D.tarafından, söz konusu kararların birbiriyleçeliştiği ileri sürülerek hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi istenilmiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında,"1 inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisitarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Ödenmekte olan denetim tazminatı kesilen davacıya,Şubat 2006 - Şubat 2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.426,67-TL’nın yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geriödenmesi gerektiği belirtilen davalı idarenin 25/05/2009gün ve 598 sayılı işleminin, idari yargıda verilenkarar ile iptal edilmesine karşılık; adli yargıda sözkonusu idari işleme konu davalıya yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarı olan 3.426,67-TL'nın ödemetarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline kararverilmesi istemiyle açılan davanın kabulüne, anılantazminat tutarının ödeme tarihinden itibaren yasal faiziylebirlikte davalıdan tahsili ile davacı Kuruma verilmesine kararverildiği anlaşılmakla, anılan kararlar arasındakiçelişki nedeniyle söz konusu denetim tazminatıtutarının ödenmesinin olanaksız hale gelmesikarşısında, anılan adli ve idari yargı kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü gerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.426,67-TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenintek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olup,İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işleme ilişkinuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ilekurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilindetazminat olarak ödeneceği öngörülmüş,ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirtilmiş; bunlar arasında özel hizmet tazminatı vedenetim tazminatlarına da yer verilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05/05/2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17/4/2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetveldeve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yeralan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekliIII sayılı Cetvelin (E) kısmında denetim tazminatınayer verilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca davalı Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı'nda kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan davacıya denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulukararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı Türkiye istatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğininbelirtilmesi üzerine, bu görüş yazısıdoğrultusunda TÜİK'te kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edilen Uzman veUzman Yardımcılarına denetim tazminatı adıaltında ödenen tutarların geri alınmasınınTÜİK Başkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve355 sayılı onayı ile uygun görüldüğü,bu onay doğrultusunda 25/05/2009 gün ve 598 sayılıyazı ile davacıya Şubat 2006 - Şubat 2009 tarihleri arasındayersiz ödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.426,67-TL'nın bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirdealacak takip dosyasının dava açılmak üzere ilgiliyere gönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 25/05/2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya Şubat 2006 - Şubat 2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılması konusundahilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesi kapsamındasayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesininbirinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikinci fıkrasındaise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorunda bulundukları bumallara verdikleri zararın rayiç bedel üzerinden tahsiledileceği; son fıkrasında da, anılan zararın tahsilusulü düzenlenmiş olup, mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek memurlara fazla ödeme yapılmasısuretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamumallarına verilen zararı düzenleyen 12. madde kapsamındatahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasındaise, kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlığa konu tutar,mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesindenkaynaklandığından, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğiaçıktır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerdehatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulukararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün veE:1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından, davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyolunda verilen kararın hukuka uygun olduğu kanısınavarılmıştır.
Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargı merciilerinceverilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26/02/2018 gün ve E:2016/542, K:2018/79 sayılıve 21/10/2019 gün ve E:2019/73, K:2019/668 sayılı kararlarıda bu yöndedir.
SONUÇ:
Denizli İdare Mahkemesinin 29/12/2009 gün ve E:2009/572,K:2009/1093 sayılı kararı ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin 10/05/2016 gün ve E:2014/332, K:2016/334 sayılıkararı arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna;
Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/05/2016 gün ve E:2014/332,K:2016/334 sayılı kararının kaldırılmasına;
Denizli İdare Mahkemesinin 29/12/2009 gün ve E:2009/572,K:2009/1093 sayılı kararının kabulüne;
Bu surette hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı…” yolundadüşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI;"...İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “1 incimaddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevleilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.” hükmü yeralmaktadır.
Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda dadavanın esasının hükme bağlandığı veyasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Hüküm uyuşmazlığına konu Denizli İdareMahkemesi kararında, davacıya Şubat 2006-Şubat 2009tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarı olan 3.426,67-TL'nin yasal faiziyle birlikte geriödenmesi gerektiğini belirten 25/05/2009 tarih ve 598sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı iptal edilmesine karşın, Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi kararında, söz konusu denetim tazminatınınyasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla,iki karar arasında oluşan çelişki nedeni ile hakkınyerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre,söz konusu adli ve idari yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabuledilmelidir.
Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlem,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, TÜİK'te uzman olarakçalışan A.D.'e Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/11. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİK.Uzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetim tazminatıverileceği kural olarak öngörülmüş, bununlabirlikte aynı maddenin Ortak Hükümler başlıklıIII. kısmında da; "Bu zam ve tazminatların hangi işiyapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği,miktarları, ödeme usul ve esasları ilgili kurumlarınyazılı isteği ve Devlet PersonelBaşkanlığının görüşü üzerineMaliye Bakanlığınca bütün kurumlan kapsayacakşekilde ve 154 üncü madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulur." düzenlenmesine yerverilmiştir.
Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihliResmi Gazete'de yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; eklicetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağı hususununBakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kuramlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılıTÜİK Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen denetim tazminatlarının geri alınmasıgerektiğinin belirtilmesi üzerine, TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 tarihli ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 25/05/2009 tarihli ve 598 sayılı yazıile davacıya Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleri arasındayersiz ödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızınkanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalanhatalı ödemelerin geri alınmasının hatalıödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde mümkünolduğu, bu süre geçtikten sonra gerialınamayacağı esasa bağlanmıştır.Anılan İçtihatları Birleştirme Kurulu kararıile konulan ilkeye göre davacının sebep olduğu bir hata,hile ya da gerçek dışı beyanı söz konusuolmadığı halde fazla yapıldığı iddia edilenihtilaf konusu ödemenin, ödendiği tarihten itibaren ancak 2577sayılı Kanunda dava açma süresi olaraköngörülen 60 gün içinde gerialınabileceği, bu süre geçtikten sonra idari istikrar vehukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bu tutarı gerialamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda, davacıya Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceğianlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçekdışı beyanı olmadığından, yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
Denizli İdare Mahkemesinin 29/12/2009 tarihli ve E.2009/572,K.2009/1093 sayılı kararı ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin 10/05/2016 tarihli ve E.2014/332, K.2016/334 sayılıkararı arasında hükümuyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne,
Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/05/2016 tarihli ve E.2014/332,K.2016/334 sayılı kararının kaldırılmasına;
Denizli İdare Mahkemesinin 29/12/2009 tarihli ve E.2009/572, K.2009/1093sayılı kararının benimsenmesine,
Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu düşünülmektedir." yönündedüşünce vermiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında,Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, AydemirTUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan22.06.2020 günlütoplantısında:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir” denilmiş; 24.maddesinde (Değişik birinci fıkra: 2/7/2018 - KHK-703/183 md.)ise, 1 nci maddede gösterilen yargı mercileri tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabul edileceğibelirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari (Denizli İdare Mahkemesinin 29/12/2009 tarihlive E.2009/572, K.2009/1093sayılı kararı)ve adli (Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/05/2016 tarihli ve E.2014/332, K.2016/334sayılı kararı) yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğu anlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığınınincelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görev yapan davacıyaŞubat 2006 ve 2009 tarihleri arasında ödenen 3.426,67-TL denetimtazminatının yersiz ödendiği iddiası ile geriistenilmesine ilişkin Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 25.05.2009 tarih 598 sayılıişlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturanTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29.04.2009 tarih 355 sayılı işlemi sonrasındabaşlamıştır.
A.D., Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak geri istenmesinin iptaliistemiyle idari yargıda dava açarken, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı vekilince, ödenen denetimtazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesi nedeniyletahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddivakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir. Olayımızda her ikidavanın sebebi Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan A.D.’eŞubat 2006 ve Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu; denetimtazminatının geri ödenmesine ilişkin idari işleminiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemeleriniadesiolarakbelirlenirken, adli yargıda da haksızyapıldığı iddiası ile yapılan ödemeninidareye geri ödenmesine ilişkin olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasındadava konuları da aynıdır.
Kararlarda işin esasının hükmebağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda;bilirkişi raporunda,ilgili mevzuatta, denetim tazminatı ödenecekkadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılığı kadrosuna yer verilmediğinin, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödemesinin yasaldayanağı bulunmadığının, davalınınborcun ödenmesi konusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan 3.426,67TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktetahsili gerektiğinin belirtmiş olduğundan bahisle ve uygungörülen bilirkişi raporuna göre açılandavanın kabulü ile 3.426,67-TL'nin dava tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline… kararverildiği;A.D. tarafından idari yargıda açılan davasonunda da; davacı adına davaya konu işlemin denetimtazminatının kesilmesine ilişkin(Mahkemece reddedilen) kısmıtemyiz edilmeden kesinleştiğinden,davacıya yersizödendiği belirtilen denetim tazminatının bir ayiçerisinde geri alınmasına ilişkin işlemyönünden; davacıya yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun hükümleri kapsamında olmaması ve Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarıncadavacıya yapılan ödemelerin, hatalı ve yersiz olduğuileri sürülerek ancak ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük idari dava açma süresiiçinde geri alınması mümkün iken, bu süregeçirildikten çok sonra yersiz ödendiği ilerisürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işleminiptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda heriki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır.
Hüküm uyuşmazlığının kabuledilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise;kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunmasıdır.
İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idariişlemin(yersiz ödendiği iddia edilen tazminatın iadesineilişkin) iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işleminhukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline kararverilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonucunda hakkın yerinegetirilmesi olanaksız hale getirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeaçıklandığı üzere; tarafları, konusu vedava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının doğduğu vekararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Denizli İdare Mahkemesi ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde öngörülenkoşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hükümuyuşmazlığı bulunduğuna,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzereBaşbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındakirapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğedilmiş;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin kararınınkabulüne, Denizli İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasınakarar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Burhan ÜSTÜN'ünBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veBilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 26.10.2020günlü toplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları,dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınyazılı düşünceleri doğrultusundakiaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan A.D.'e Ocak 2006 - Şubat 2009 tarihleri arasında mevzuataaykırı olarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.426,67-TLdenetim tazminatının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı tarafından geri istenilmesineilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde çalıştığı;kendisine Ocak 2006 - Şubat 2009 tarihleri arasında toplam3.426,67-TL denetim tazminatı ödendiği; MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali KontrolMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; açılan davada; Denizliİdare Mahkemesi 29.12.2009 gün ve E:2009/572, K:2009/1093sayılı kararla; Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilk yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindemümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra gerialınamayacağının esasa bağlandığı,anılan kararın tüm hatalı ödemelerin geriyealınmasında da uygulanması gerektiği, olayda denetimtazminatı adı altında Ocak 2006 - Şubat 2009 tarihleriarasında davacıya ödenen 3.426,67-TL’lıkmeblağın geri istenilmesine ilişkin işlemin, davalıidare tarafından görüş sorulması üzerine Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün 20.04.2009 gün ve 5084sayılı yazısına istinaden tesis edildiğianlaşıldığından ortada açık hatanınvarlığından bahsedilemeyeceği, yersiz ödenentutarın genel dava açma süresi olan 60 günlük süregeçirildikten sonra istenilmesinde anılan Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu kararına ve hukukauyarlık bulunmadığı gibi usulsüz olarak tahsil edilentutarın davacıya ödenmesi gerektiği, davacının;denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal haklarının yasal faiziyleödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetim tazminatınınkesilmesine ilişkin kesin ve yürütülmesi zorunlu olandavalı idare işlemi dava edilmediği ve bu şekilde iptalisağlanmadığından, hukuk aleminde var olan bir işleminicrasından kaynaklanan maddi kayıpların tazmin edilmesiyönünde hüküm kurulması hukuken mümkünolmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemininiptaline, davacının ödediği tutarın yasal faizi ilebirlikte ödenmesi isteminin kabulü ile tahsil edilen tutarınyasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, denetim tazminatınınkesilmesi sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasalfaiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine kararverilmiş, bu karar; temyiz aşamasında Danıştayİkinci Dairesinin 11.3.2014 gün ve E:2010/3378, K:2014/1931sayılı kararıyla onanmış, bu kararındüzeltilmesi istemi de anılan Dairenin19.9.2014 gün veE:2014/5706, K:2014/7255 sayılı kararıyla reddedilerekkesinleşmiştir. Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından, Başkanlıklarındakadro karşılığı sözleşmeli uzman olarakgörev yapan davalıya Ocak 2006 - Şubat 2009tarihleriarasında yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarı olan 3.365,38-TL'nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacakfaiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesi istemiyle adliyargıda açılan dava da; Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi10.5.2016 gün ve E:2014/332, K:2016/334 sayılı kararla;"davanın kabulüne, 3.426,67 TL alacağın işleyecekyasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine..."karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
A.D.'e denetim tazminatı adı altında yapılan fazlaödemenin, idarece 5018 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilerek tahsili yoluna gidilmesi üzerine adli ve idariyargıda davalar açılmıştır. Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığıgibi, söz konusu idari işlemin geri alınması da idariniteliktedir. İdari nitelikteki uyuşmazlığın daAnayasanın 125. Maddesi gereğince idari yargıdaçözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatının A.D.'e ödenip ödenmeyeceği hususunda birdeğerlendirme yapılması gerekli olduğundan, davasürecinde ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteyürürlükte olanyasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
10.11.2005 tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu, 18.11.2005 tarih 25997 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5429sayılı Kanunun “ Personel rejimi ve fazlaçalışma” başlıklı 45. maddesinin ilkolarak “ Başkanlıkta; Başkan, BaşkanYardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, HukukMüşaviri, Bölge Müdürü, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile dört yıllık yüksek öğrenim görmüşolmak kaydıyla Programcı kadrolarına atananlar, kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir.
Bu suretle çalıştırılacaklarınsözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı veher çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlık merkez ve taşra teşkilâtıkadrolarında çalışan (kadrokarşılığı çalışansözleşmeli personel dâhil) memurlara 10.10.1984 tarihli ve 3056sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yeniden düzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarak çalıştırılanemsali personelin yararlandığı ücretartışlarından Başkanlıkta çalışansözleşmeli personel de aynı usûl ve esaslara göreaynen yararlandırılır. Bu personel T.C. EmekliSandığı ile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır.
5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptal ikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihlive E.:2005/143, K.:2005/99 sayılı Kararı ile; YenidenDüzenleme: 17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülga son fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)”şeklindedir.
5429 sayılı Kanun uyanınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödeme yapılmayacakhaller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem, sorumlulukve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi,kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devletmemuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine“kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde"ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirlenmiş; bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatıile denetim tazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan, yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146.Maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıolduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılı Kanunun 152.Maddesine göre “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan A.D.'eödenmesinin mümkün olmadığı, A.D.'in 5429sayılı Kanunun 45. Maddesine istinaden çıkarılan2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında da, Türkiye İstatistik Kurumundasözleşmeli uzman olarak çalışan A.D.'e 2006-2009tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan A.D.'e yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12.maddesi; “ (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devletmemurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek vekendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmetehazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakzorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğisonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgilimemur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesiesastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genelhükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte enalt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brütaylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararınagöre ilgili memurca ödenir.” şeklinde bir düzenlemeyiöngörmektedir.
Bu düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesimümkün bulunmadığından, bu türuyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultudaistikrar bulmuştur.
“Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtayİçtihadı Birleştirme kararına da değinmekteyarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyetvermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şarttasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancakiptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) busüreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceğine ve içtihatların bu yoldabirleştirilmesine…” denilmektedir. Anılan kararıngerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz edenşu değerlendirmelerde bulunulmaktadır : “…Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerdenanlaşılacağı gibi, yanlış bir şarttasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayıödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukukdüzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılıksağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini,genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürürşekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, busüre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi içinhüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, dahadoğrusu ilerisi için değiştirilebileceği,tarzında bir sonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtiktensonra idare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmiştekidurumlar artık kazanılmış durum niteliğindeolacağından, yanlış işleme dayanılarakyapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ilerisürülemeyecek ve geri istenmesi mümkünolmayacaktır…”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecekdiğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı;kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersizödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra:22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı,zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağındabir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibikanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş,imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında TürkCeza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlereher türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılanbir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar paracezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamuzararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veyadiğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkinusûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Cumhurbaşkanı tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71.maddesinde öncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir.
Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğindetereddüt bulunmamaktadır. A.D.'in 2006-2009 tarihleri arasındayukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin aksinedenetim tazminatı ödenmiş ise de; söz konusu yersizödemelerin idare tarafından Şubat 2009 tarihinde yani 2577sayılı İdari Yargılama Kanununun 7. maddesinde belirtilen60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra talepedildiği; yersiz ödeme yapılan A.D.'in ödemelerinyapılması konusunda gerçek dışı beyanıveya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyleA.D.'in kolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur dasöz konusu edilemeyeceğinden, 2006-2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan A.D.''den 2006-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkinidari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/05/2016tarihli ve E.2014/332, K.2016/334 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdareMahkemesinin 29/12/2009 tarihli ve E.2009/572, K.2009/1093 sayılıkararının kabulü ve bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
S O N U Ç :Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan A.D.''den 2006-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davasısonunda davanın kabulüne karar veren Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin 10/05/2016 tarihli ve E.2014/332, K.2016/334 sayılı KARARININKALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdare Mahkemesinin29/12/2009 tarihli ve E.2009/572, K.2009/1093sayılı KARARININKABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNE, 26.10.2020 gününde Üye BirolSONER'in KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Burhan Şükrü Mehmet Birol
ÜSTÜN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Bilal
TUNÇ TOPUZ ÇALIŞKAN
KARŞIOY
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan……………….………………’e,………. -……………... tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen ………………. TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadınınhatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğuve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğibelirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyetkuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıylahukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davadavermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şantasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ilesebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlışşart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini)ancak iptal davası süresi içinde geriye yürürşekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonrayanlış tasarrufun geri alınması halinde geri almagününe kadar doğmuş durumların, parasalsonuçları da dâhil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiği,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadıbirleştirme kararının, idare tarafından yapılanbütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksıziktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması vememurların yapmış oldukları bütün hatalıödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılankişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyiişlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle birsonucun hukukça savunulması mümkün değildir. Bunedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamıdışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa ayartmayansalt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukununhaksız iktisap kurallarına dayanılarak geriistenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnmeukmunün bozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk GenelKurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayıilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
…………. İdare Mahkemesinin………….. tarihli ve ………. esas,………….. sayılı kararı ile idareişlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzereşart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma veinceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmasıgerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddidoğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derecemahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olanmülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsizzenginleşme bağımsız bir borçkaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer -Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 - Sayfa 201vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre ………….. -…………. tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ……….............’a……….. - ………. tarihleri arasında yersizolarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren…………İdare Mahkemesi’nin kararınınkaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıyaait………. Hukuk Mahkemesi’nin ……….kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idariyargı kararının benimsenmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesi yolundaki kararına katılmıyorum.
BirolSONER
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy