T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/272
KARAR NO : 2019/760
KARAR TR: 25.11.2019
ÖZET : Yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802 sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 22.7.2011 gün ve E.2011/817, K.2011/1058 sayılı KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı):M.N.E.
Vekili : Av. Z.S.D.
Karşı Taraf :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekili :Av. A.Ü.Y.
O L AY : 1-a) DavacıM.N.E.'in vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığında Uzmanolarak görev yaptığını, davalı İdaretarafından 13.05.2009 tarih 568 sayılı yazı ile, denetimtazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı, 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğine karar verildiği, yersizödenen 3.365,38-TL.nin yasal faizi ile birlikte ödenmesigerektiğinin bildirildiğini; müvekkilinin 25/05/2009 tarihlidilekçe ile bu işleme itiraz ettiğini ancakitirazının kabul edilmediğini; işlemin hukuka uygunolmadığını, iptalinin gerektiğini; bu durumda, olaydadavacıya yapılan ve ilgilinin hilesinin, gerçek dışıbeyanının neden olmadığı, ayrıca açıkhatanın da bulunmadığı ödemelerin Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile belirlenenilkeler uyarınca idari dava açma süresi içerisinde geriistenmesi mümkün iken, bu süreye uyulmaksızınyapılan ödemelerin tamamının istenilmesinde isabetgörülmediği yargısına vardığını;müvekkiline ödenen tazminatların ödenmesi işlemihatalı idiyse dahi bunu müvekkilinin kolayca anlayabilmesininmümkün olmadığını,bu nedenle idareninödemelerin tamamını geri istemesinin doğru olmadığını;iadesiistenilen miktarın faizinin de talep edilmesinin hukuka aykırıolduğunu,müvekkilinin hiçbir etkisi, müdahalesi olmadanyapılan bir işlem nedeniyle faiz ödemeye zorlanmasınınhukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmadığını ifadeederek; müvekkiline ödenen denetim tazminatının kesilmesiile, 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenentazminatın yasal faizi ile istenilmesine ilişkin davalı idareişleminin yürütülmesinin durdurulması ile iptalinekarar verilmesi istemiyle Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınakarşıidariyargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 16. İdare Mahkemesi: 24.12.2009 gün veE:2009/815, K:2009/1622 sayı ile, "5018 sayılı Yasanın71. maddesinde belirtilen şekilde oluştuğu ilerisürülen kamu zararının, ilgilisinden yukarıyaalınan mevzuat hükmü uyarınca genel hükümleregöre tahsili gerekmekte olup, usule aykırı olaraködendiği belirtilen tutarın ödenmesi isteğineilişkin işlemin, davacıyı rızaen ödemeyeçağrı niteliğinde olduğu, ödenmediğitakdirde genel hükümler uygulanmak suretiyle tahsili yolunagidileceği anlamını içerdiği, bu haliyle de idaridavaya konu edilebilecek nitelikte icrai bir işlem olmadığısonucuna varılmıştır...
… TÜİK Başkanlığında, 5429sayılı Kanun'un 45/1 maddesine istinaden kadrokarşılığı sözleşmeli statüdeçalıştırılan Uzman ve Uzman Yardımcılarına,2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın IIsayılı Cetvelinde düzenlenen Özel HizmetTazminatının, aynı Karar'ın 11/(1 )-a maddesi ilesaklı tutulan 1997/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıuyarınca ödenmesi gerektiği; buna karşın IIIsayılı Cetvelde düzenlenen Denetim Tazminatının ise2006/10344 sayılı Karar'ın yine 11/(1 )-a maddesi uyarıncaödenemeyeceği sonucuna varıldığı, bu durumda;kadro karşılığı sözleşmeli statüdeTÜİK Uzmanı olarak çalışan davacıyaödenmekte olan denetim tazminatının kesilmesine ilişkindavalı idare işleminde hukuka aykırılıkbulunmadığı gerekçesiyle, 29/11/2005 ilâ 14/01/2009tarihleri arasındaki davacıya ödenen denetimtazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin yasal faiziile birlikte bir ay içerisinde ödenmesine ilişkin işlemyönünden davanın incelenmeksizin reddine…” kararvermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Danıştay 2. Dairesi: 13/10/2010 gün veE:2010/1127, K:2010/3833 sayı ile, “… 5018 sayılıKanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğuanlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsamiçinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerininhukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdiklerizararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması yada mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatınyorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazlaödeme yapılması halleri sayılmamıştır.İkinci fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan"mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması" kuralının kapsamının, yine mal vehizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucuoluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasınızorunlu kılmaktadır. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlıkmevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan uyuşmazlığın anılan Kanunkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki, "...mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal..."ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilindegerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamakgerekmektedir.
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırıolarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkünolmadığı sonucuna ulaşıldığında butür uyuşmazlıkların çözümündeanılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortayaçıkmaktadır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alımında, tıpkı 5018 sayılıKanun öncesinde olduğu gibi Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Diğer taraftan; uyuşmazlığa 5018 sayılıKanunun uygulanacağı yolundaki yorumun, sonucu tümüyleidari nitelikli olan ve idari yargı usul ve esaslarına göreçözümlenmesi gereken bir uyuşmazlığın,adli yargı yerinde çözümleneceğinin kabulüanlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumunAnayasanın 155. maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi ilebağdaşmayacağı da açıktır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılıkararında ise; idarenin, hatalı işlemine dayanaraködediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaretedilmiştir.
Buna göre; uyuşmazlığa konu fazla ödemenin desöz konusu İçtihat gereğince herhangi bir yargıkararına gerek kalmaksızın davacıdan istenilmesimümkün olduğundan, bu meblağın davacıdan geriistenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesinve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucunavarılmış olup, İdare Mahkemesinin işin esasınagirerek bir karar vermesi gerekirken, davayı incelenmeksizin reddetmesindehukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemininkısmen kabulü ile Ankara 16. İdare Mahkemesi'nce verilen24.12.2009 günlü, E:2009/815, K:2009/1622 sayılıkararın, davanın incelenmeksizin reddine dair kısmının2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/b fıkrasıuyarınca bozulmasına, esastan reddine dair hükümfıkrasına yönelik kısmı ise hukuk ve usule uygun olupbozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından,davacının bu bölümle ilgili temyiz isteminin reddi ileMahkeme kararının bu kısmınınonanmasına,…” karar vermiş, bu kararın davalıidare vekilince düzeltilmesi istenilmiştir.
Danıştay 2. Dairesi: 29.3.2011 gün ve E:2011/761,K:2011/1346 sayı ile, dilekçede ileri sürülendüzeltme nedenleri anılan maddede sayılan nedenlereuymadığından düzeltme isteminin reddine kararvermiştir.
ANKARA 16. İDARE MAHKEMESİ; 22.7.2011 günve E:2011/817, K:2011/1058 sayı ile, bozma kararına uyarak, "...Mahkemelerince verilen kararın davanınreddine dair hükümfıkrası Danıştay İkinci Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
Davacıya ödenen denetim tazminatının yasal faiziile birlikte bir ay içerisinde geri ödenmesinin istenilmesineilişkin Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıişleminin iptali istemine gelince; Kamu görevlilerine sehvenyapılan fazla ödemelerin geri alımında Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında önceden yanlışlıkla yasaya aykırıyapılmış bir yükselme veya intibak işleminin yasayaaykırılığının saptanmasından sonra idarecegeri alınması sonucu fazla ödenmiş bulunan aylık veücret farklarının hile, yalan beyan gibi ilgilinin eylemindenkaynaklanmaması halinde ancak ilk yasaya aykırı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde geri alabileceği hükmebağlandığından, davacıya ödenen denetimtazminatının son altmış günlükkısmının geri istenilmesi mümkün olup, bu süredenönce ödenmiş bulunan denetim tazminatının geriistenilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacıya ödenen denetimtazminatının yasal faizi ile birlikte bir ay içerisinde geriödenmesinin istenilmesine ilişkin Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı işleminin son altmışgünlük süreye isabet eden kısmı yönündendavanın reddine, önceki dönemlere yönelik ödenendenetim tazminatı bakımından iptaline..." kararvermiş, bu karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Danıştay 2. Dairesi: 19.4.2012 gün veE:2011/12043, K:2012/1833 sayı ile, “... karar ve dayandığıgerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecekbir sebep de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ileanılan kararın temyiz edilen kısmınınonanmasına…” karar vermiş; davalı idare vekilince bukararın düzeltilmesi istenmiştir.
Danıştay 2. Dairesi: 22.2.2013 gün veE:2012/9170, K:2013/958 sayı ile, dilekçede ileri sürülendüzeltme nedenleri anılan maddede sayılan nedenlereuymadığından düzeltme isteminin reddine karar vermiş,bu karar kesinleşmiştir.
2-a) Davacı Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili dilekçesinde; davalı M.N.E.'in Uzman kadrosundasözleşmeli olarak görev yaptığını; MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün, 20/04/2009 tarih ve 5084sayılı yazıları ile Kurumda TÜİK Uzmanı VeUzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 Sayılı Bakanlar Kurulukararına ekli III sayılı Cetvelin “E.DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen tazminatlarının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiğini; bu durumda da davalıya sehvenödenen ödemelerin geri alınması gerektiğini,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29/04/2009 tarihli ve 355 sayılı onayıyla uygungörüldüğünü; bu kapsamda Türkiyeİstatistik Kurumunda Uzman kadrosunda görev yapmakta olan ve29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında adına yersiz denetimtazminatı ödemesi yapılanM.N.E.'in 3.365,38 TL (AsılBorç) tutarında borcunun bulunduğunu; bu borcunu ve yasalfaizini, 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkındaki Yönetmelik” gereğince ödemesi içinİdarece davalıya 13.05.2009 tarihli 568 sayılı yazıile 21.05.2009 tarihinde tebligat yapılmış olmasınarağmen, davalının ödemeyeceğini bildirdiğini;rızaen ödeme söz konusu olmadığından iş budavanın açılmasının gerekli olduğunu;öncelikle davalının itirazının yerindeolmadığını, Danıştay İçtihadıBirleştirme Genel Kurulunun 22.12.1973 tarih ve Esas No:1968/8, KararNo:1973/14 sayılı kararında; İdarenin yokluk, AÇIKHATA, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibakadayanarak ödediği meblağı her zaman gerialabileceğinin belirtildiğini;Danıştayİçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararındageçen açık hata kavramındaki açıknitelemesinin, hatalı işlemin hak doğurmaya engel olduğuşeklinde anlaşıldığını, hatakavramının işlemin unsurlarından birinde veyaçoğu kez sebep unsurundaki sakatlığın işleminhukuka açıkça aykırı olduğunu ifadeettiğini ve işlem açıkça hukuka aykırıise idarenin işlemi hukuka açıkça aykırıtesisi etmiş olacağını ve bu işlemin sürekoşuluna bağlı olmadan her zaman geri alınabileceğini;öte yandan, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” in 6. maddesi ile, mevzuatındaöngörülmediği halde yapılan ödemelerin kamuzararı kapsamına alındığını, 17.maddesi ilemevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersizödemelerde kamu zararının doğuş tarihinin ödemetarihi olarak belirlendiğini, aynı yönetmeliğin 18.maddesinde ise, kamu zararından doğan alacaklarda ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faizin başlangıçtarihinin, kural olarak zararın oluştuğu tarih (ödemetarihi) olduğununbelirtildiğini; açıklanan nedenlerlesöz konusu miktarın rızaen tahsili mümkünolmadığından iş bu davanın açılmazorunluluğunun doğduğunu ifade ederek; davanın kabulüile fazlaya ait talep ve dava hakları saklı kalmak üzere29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen toplam3.365,38 TL asıl alacağın, her bir denetimtazminatının (davalıya ödeme yapıldığı)ödenme tarihlerinden itibaren taraflarınca tahsil edileceğitarihe kadar işleyecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekaletücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesiistemiyle,M.N.E.'e karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ANKARA 2.SULH HUKUK MAHKEMESİ; 22.4.2010 gün veE:2009/1559, K:2010/802 sayı ile, “...davalının,davacı kurumda sözleşmeli TUİK uzmanı olarakçalıştığı, 657 Sayılı DevletMemurları Kanunun 152 maddesinde memurlara ödenecek zam vetazminatların tek tek sayıldığı, aynı maddeninözel hizmet tazminatı başlığı altında"h" bendinde TUİK Uzmanlarına yer verildiği, denetimtazminatı başlığı altında ise "h"bendinde sayılan TUİK uzmanlarına %20 oranında denetimtazminatının verileceğinin belirtildiği, budüzenlemenin kadrolu TUİK uzmanlarına ilişkin olduğu,sözleşmeli uzman ya da uzman yardımcılarına böylebir tazminatın verileceği hususunun ayrıca hükmebağlanmadığı, öte yandan Bakanlar Kurulutarafından yürürlüğe konulan 06/02/1997 tarih1997/9021 sayılı kararnamede de sözleşmeli TUİK uzmanve uzman yardımcılarına özel hizmet tazminatınınödenmesinin kararlaştırıldığı, bunundışında ayrıca denetim tazminatının ödeneceğininhükme bağlanmadığı halde davalıya29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında toplam 3.365,38-TL. denetimtazminatı ödendiği, yapılan bu ödemenin şarttasarrufa dayanmayıp mevzuata aykırılık teşkilettiği ve açık hata niteliğinde olduğu veBK’nun haksız iktisap kuralları çerçevesindedavalıdan geri istenebileceğianlaşıldığından davanın kabulüne ve3.365,38-TL’nın temerrüt tarihi olan 21/05/2009 tarihindenitibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın kabulüne, 3.365,38 TL alacağın 21/05/2009dan işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıyaverilmesine..." karar vermiş, bu karar davalıM.N.E. vekilitarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi : 14.2.2011 gün veE:2010/21420, K:2011/1800 sayı ile, dosyadaki yazılara, kararındayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere veözellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesinegöre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarınınreddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK:M.N.E.'invekili 3.4.2018 tarihli dilekçe ile;Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığındaçalışan müvekkiline denetim tazminatı olarak29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenen3.365,38-TL’ninyasal faizi ile birlikte geri istenmesine ilişkin idareişleminin Ankara 16. İdare Mahkemesinin 22/07/2011 tarih E.2011/817K.2011/1058 sayılı kararı ile iptal edildiği, kararın,Danıştay 2. Dairesinin 19/04/2012 tarih E.2011/12043 K.2012/1833sayılı onama ve aynı dairenin 22/02/2013 tarih E.2012/9170 K.2013/958sayılı Karar Düzeltme talebinin reddine dair kararı ilekesinleştiğini; İdarenin işlemi iptal edilmesinerağmen, idare tarafından hukuk mahkemesinde açılan alacakdavasının ise kabul edildiğini; kesinleşen 2. SHM’nin22/04/2010 tarih E.2009/1559 K.2010/802 sayılı kararın,Yargıtay 3.HD.nin 14/02/2011 tarih, E.2010/21420 K.2011/1800sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği;üzerineher ikisinin de kendi dalında ayrı yargı kararlarıolduğunu, her birinin uygulanabilirliğinin bulunduğunu,nitekimuygulamada kurumun, ilgiliden parayı tahsil ettiğini, bir yandan dabu işlemin aslında iptal edilmiş olduğunu;Kurumun buparayı isteyememesinin gerektiğini;hukuk ve adaletin birbütün olduğunu,aksi durumun adaletsiz sonuçlardoğurduğunu; 2577 Sayılı İYUK'nun 28.maddesindeİptal Kararlarının sonuçlarınıngösterilmiş olduğunu, Danıştay, bölge idaremahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarınagöre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecbur olduğunu;karara konu idari işlem ve bu işlemindoğurduğu hukuksal sonuçların iptal kararıüzerine ortadan kalktığını, iptalkararlarının geriye yürüdüğünü vehiç alınmamış sayıldığını;İdarenin aldığı iade kararının tüm ilgiliçalışanları bağladığını, denetimtazminatı ödenen tüm çalışanlardan aynımiktarların geri istenildiğini, İdare Mahkemesinin iptalkararı ile birlikte İdarenin iade talebinin hukuka aykırıolduğunun kanıtlandığını, buna rağmenİdarece adli yargıda alacak davası açılarak iadeyeilişkin karar verilmesinin, hakkın yerine getirilmesine engeloluşturduğunu; Danıştay’ın, kamugörevlilerine yapılan fazla ödemelerin geri alımındauygulanacak mevzuatın saptanması ve bu uyuşmazlıklardagörevli yargı yerinin belirlenmesinin önem taşıdığını,bu uyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi halde Anayasanın 155.maddesi ile kurulan“İdari Rejim” sistemine aykırılık teşkiledeceğini belirttiğini,Adli Yargı dosyasında bu hususundile getirildiğini, uyuşmazlık itirazında da bulunulmuşise de kabul görmediğini; olayda HükümUyuşmazlığın Şartlarınıngerçekleştiğini, Nitekim 20/03/2018 tarih 30366sayılı RG’de yayınlanan Yüksek Mahkemenizin26/02/2018 tarih E.2016/542 K.2018/79 sayılı kararın da buyönde olduğu; aynı konuda açılmış dava ileilgili bu kararda Sulh Hukuk Mahkemesi kararınınkaldırılmasına karar verildiğini; buçerçevede açıklanan çelişkiningiderilmesi için; Ankara 16.İdare Mahkemesinin 22/07/2011 tarihE.2011/817 K.2011/1058 sayılı kesinleşen kararı ile Ankara2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/04/2010 tarih E.2009/1559 K.2010/802sayılı kesinleşen kararı arasında doğduğuönesürülen “hükümuyuşmazlığının giderilmesi ve uyuşmazlığınesasının davaya konu iade işleminin iptali yönündekarara bağlanması istemiyle,Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvuruda bulunmuştur.
4-Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden davadosyalarının aslı temin edilmiş daha sonra 2247sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hükümuyuşmazlığına konu edilen kararlar ve dava dosyalarıirdelenip özetlendikten sonra; “USULE İLİŞKİNİNCELEME :
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılıKanun ile değişik 24'üncü maddesinin birincifıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için;
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar olduğu; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Davacıya ödenen denetim tazminatının kesilerek, 29/11/2005-14/01/2009tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarı olan 3.365,38-TL'nın yasal faiziyle birliktebir ay içinde geri ödenmesi gerektiği belirtilen 13/5/2009gün ve 568 sayılı işlemin, davacıya ödenendenetim tazminatının yasal faiziyle birlikte bir ay içerisindegeri istenilmesine ilişkin son altmış günlüksüreye isabet eden kısmı reddedilmiş, öncekidönemlere yönelik ödenen denetim tazminatına ilişkinkısmı ise, idari yargıda verilen karar ile iptal edilmesine karşılık;adli yargıda söz konusu idari işleme konu denetim tazminatıtutarının davalıya ödeme yapıldığıtarihlerden tahsil tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsilinekarar verilmesi istemiyle açılan davanın kabulüne,söz konusu tutarın temerrüt tarihinden itibaren işletilecekyasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğianlaşılmakla, anılan kararlar arasındakiçelişki nedeniyle söz konusu denetim tazminatı tutarınınödenmesinin olanaksız hale gelmesi karşısında,anılan adli ve idari yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulügerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38-TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesine ilişkinişlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenintek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olup,İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işleme ilişkinuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ilekurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceği öngörülmüş,ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirtilmiş; bunlar arasında özel hizmet tazminatı vedenetim tazminatlarına da yer verilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05/05/2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17/4/2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının(a) bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II veIII sayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, herstatüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekli III sayılıCetvelin (E) kısmında denetim tazminatına yer verilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı'nda kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığınca, kurulularında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulukararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusunda görüşsorulan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü'nce verilen 20/04/2009 gün ve 5084sayılı görüş yazısında anılandüzenleme uyarınca denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen denetim tazminatlarının geri alınmasıgerektiğinin belirtilmesi üzerine, bu görüşyazısı doğrultusunda TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 568 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.365,38-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacaktakip dosyasının dava açılmak üzere ilgili yeregönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 21/05/2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesikapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesininbirinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup, mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasındaise, kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynakları kullanılarakpiyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazlaödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsilisırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiyle sınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlığa konu tutar,mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesinden kaynaklandığından,uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamındadeğerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğiaçıktır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerdehatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımaktaise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulukararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işleminiher zaman geri alabilecek, ancak bunun dışında kalan hallerdehatalı işlemini sadece dava açma süresi içindegeri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrar ve hukukigüvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün veE: 1968/8, K; 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından, davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyolunda verilen kararın hukuka uygun olduğu kanısına varılmıştır.
Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargı merciilerinceverilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26/02/2018 gün ve E:2016/542, K:2018/79sayılı kararda bu yöndedir.
SONUÇ:
1-Ankara 16. İdare Mahkemesinin 22.7.2011 gün ve E:2011/817,K:2011/1058 sayılı kararı ile Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;
2-Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.4.2010 gün ve E:2009/1559,K:2010/802 sayılı kararının kaldırılmasına;
3-Ankara 16. İdare Mahkemesinin 22.7.2011 gün ve E:2011/817,K:2011/1058 sayılı kararının kabulüne;
Bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı olacağı…” yolunda düşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI;"...İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “1 incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda dadavanın esasının hükme bağlandığı veyasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 16.İdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenen denetimtazminatının kesilerek 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38 TL'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesigerektiğini belirten 13/05/2009 tarihli ve 568 sayılı işleminiptal edilmesine karşın, Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesikararında, söz konusu denetim tazminatının yasal faiziylebirlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karararasında oluşan çelişki nedeni ile hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre, sözkonusu adli ve idari yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlem,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgili uyuşmazlığınidari yargı usul ve esaslarına göreçözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, TÜİK'te uzman olarakçalışanM.N.E.'e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasındaödenen denetim tazminatının yersiz ödendiği konusundaihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idareninzarara uğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/II. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilen oranlarıaşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihliResmi Gazetede yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; eklicetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklıkalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağıhususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı TÜİK kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzman yardımcılarınadenetim tazminatı adı altında ödenen tutarların gerialınmasının TÜİK Başkanlığının29.4.2009 tarih ve 355 sayılı onayı ile uygungörüldüğü, bu onay doğrultusunda 13/05/2009gün ve 568 sayılı yazı ile davacıya29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının bir ay içinde ödenmesi, aksi takdirdealacak takip dosyasının dava açılmak üzere ilgiliyere gönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçekdışı beyanı olmadığından, yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
Ankara 16. İdare Mahkemesinin 22.7.2011 gün ve E:2011/817,K:2011/1058 sayılı kararı ile Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne,
Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.4.2010 gün ve E:2009/1559,K:2010/802 sayılı kararının kaldırılmasına;
Ankara 16. İdare Mahkemesinin 22.7.2011 gün ve E:2011/817,K:2011/1058 sayılı kararının benimsenmesine,
Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu düşünülmektedir." yönündedüşünce vermiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan30.09.2019 günlütoplantısında:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 2/7/2018 - KHK-703/183 md.) ise, 1 nci maddede gösterilen yargımercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesinolarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari (Ankara 16.İdare Mahkemesinin 22.7.2011gün ve E:2011/817, K:2011/1058 sayılı kararı)ve adli(Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802sayılı kararı) yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığınınincelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görev yapan davacıya29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38 TL denetimtazminatının yersiz ödendiği iddiası ile geriistenilmesine ilişkin Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının13.05.2009 tarih 568 sayılı işlemi ile bu işlemindayanağını oluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 29.04.2009 tarih 355 sayılıişlemi sonrasında başlamıştır.
Münevver Nilgün Egemen'in Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak geri istenmesinin iptaliistemiyle idari yargıda dava açılırken, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince, ödenendenetim tazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesinedeniyle tahsili istemiyle adli yargıda davaaçıldığı görülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddivakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir. Olayımızda her ikidavanın sebebi Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışanM.N.E.'e ödenendenetim tazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu; denetimtazminatının geri ödenmesine ilişkin idari işleminiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemeleriniadesiolarakbelirlenirken, adli yargıda da haksızyapıldığı iddiası ile yapılan ödemeninidareye geri ödenmesine ilişkin olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasındadava konuları da aynıdır.
Kararlarda işin esasının hükmebağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda;bilirkişi raporunda,ilgili mevzuatta, denetim tazminatı ödenecekkadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılığı kadrosuna yer verilmediğinin, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödemesinin yasaldayanağı bulunmadığının, davalınınborcun ödenmesi konusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan 3.365,38TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiligerektiğinin belirtmiş olduğundan bahisle ve uygungörülen bilirkişi raporuna göre açılandavanın kabulü ile 3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline… kararverildiği; M.N.E.'in idari yargıda açtığı davasonunda da; davacı adına davaya konu işlemin denetimtazminatının kesilmesine ilişkin (Mahkemece reddedilen)kısmı kesinleştiğinden,davacıya yersizödendiği belirtilen denetim tazminatının bir ayiçerisinde geri alınmasına ilişkin işlemyönünden; davacıya yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun hükümleri kapsamında olmaması veDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı uyarınca davacıya yapılan ödemelerin,hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten çok sonra yersizödendiği ileri sürülen tutarın iadesinin istenilmesinehukuken olanak bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusuişlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Budurumda her iki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır.
Hüküm uyuşmazlığının kabuledilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise;kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunmasıdır.
İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idariişlemin (yersiz ödendiği iddia edilen tazminatın iadesineilişkin) iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işleminhukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline kararverilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonucunda hakkın yerinegetirilmesi olanaksız hale getirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeaçıklandığı üzere; tarafları, konusu vedava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının doğduğu vekararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 16. İdare Mahkemesi ile Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesininkararları arasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24.Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğuna,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzereBaşbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındakirapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğedilmiş;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararınınkabulüne, Ankara 16. İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
ESASA İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan 25.11.2019 günlütoplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları,dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınyazılı düşünceleri doğrultusundakiaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapanM.N.E.'in 2005-2009 tarihleri arasında mevzuata aykırıolarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38-TL denetimtazminatının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı tarafından geri istenilmesineilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 2005-2009 tarihleriarasında toplam 3.365,38-TL denetim tazminatı ödendiği;Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali KontrolMüdürlüğü’nün 20.04.2009 gün veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; açılan davada; Ankara16. İdare Mahkemesi 22.7.2011 gün ve E:2011/817, K:2011/1058sayılı kararla; Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağınınesasa bağlandığı, anılan kararın tümhatalı ödemelerin geriye alınmasında da uygulanmasıgerektiği, olayda denetim tazminatı adı altında Kasım2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında davacıya ödenen3.365,38-TL’lık meblağın geri istenilmesine ilişkinişlemin, davalı idare tarafından görüşsorulması üzerine Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 20.04.2009gün ve 5084 sayılı yazısına istinaden tesisedildiği anlaşıldığından ortada açıkhatanın varlığından bahsedilemeyeceği, yersizödenen tutarın genel dava açma süresi olan 60günlük süre geçirildikten sonra istenilmesindeanılan Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu kararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gibiusulsüz olarak tahsil edilen tutarın davacıya ödenmesigerektiği, davacının; denetim tazminatının kesilmesisebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasalfaiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediği ve bu şekilde iptali sağlanmadığından,hukuk aleminde var olan bir işlemin icrasından kaynaklanan maddikayıpların tazmin edilmesi yönünde hükümkurulması hukuken mümkün olmadığıgerekçesiyle dava konusu işleminin iptaline, davacının ödediğitutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin kabulü iletahsil edilen tutarın yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine,denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine karar verilmiş, bukarar; temyiz aşamasında Danıştay 2. Dairesinin 19.4.2012gün ve E:2011/12043, K:2012/1833 sayılı kararıylaonanmış, bu kararın düzeltilmesi istemi de anılanDairenin 22.2.2013 gün ve E:2012/9170, K:2013/958 sayılıkararıyla reddedilerek kesinleşmiştir. Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından,Başkanlıklarında kadro karşılığısözleşmeli uzman olarak görev yapan davalıya Kasım2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38-TL'nin ödemetarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte geri ödenmesine kararverilmesi istemiyle adli yargıda açılan dava da; Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802sayılı kararla; "davanın kabulüne, 3.365,38 TL alacağıntemerrüt tarihi 21/05/2009 dan itibaren işleyecek yasal faizi iledavalıdan alınarak davacıya verilmesine..." kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Münevver Nilgün Egemen'e denetim tazminatı adıaltında yapılan fazla ödemenin, idarece 5018 sayılıKanun kapsamında değerlendirilerek tahsili yoluna gidilmesi üzerineadli ve idari yargıda davalar açılmıştır.Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlemin,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olduğundakuşku bulunmadığı gibi, söz konusu idari işlemingeri alınması da idari niteliktedir. İdari niteliktekiuyuşmazlığın da Anayasanın 125. Maddesi gereğinceidari yargıda çözümlenmesi gerektiğikuşkusuzdur.
Bu durumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatınınM.N.E. hususunda bir değerlendirmeyapılması gerekli olduğundan, dava sürecinde ve dava konusuişlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olanyasaldüzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
10.11.2005 tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu, 18.11.2005 tarih 25997 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5429sayılı Kanunun “ Personel rejimi ve fazlaçalışma” başlıklı 45. maddesinin ilkolarak “ Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı,I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir.
Bu suretle çalıştırılacaklarınsözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı veher çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlık merkez ve taşra teşkilâtıkadrolarında çalışan (kadrokarşılığı çalışansözleşmeli personel dâhil) memurlara 10.10.1984 tarihli ve 3056sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yeniden düzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarınakadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu fıkranınuygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ile söz konusupersonele yapılacak diğer ödemeler Bakanlar Kurulunca tespitedilir.” şeklini almıştır. Daha sonra 11.10.2011gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılı Kanunun 45.maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkralarıyürürlükten kaldırılmıştır.
5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptal ikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihlive E.:2005/143, K.:2005/99 sayılı Kararı ile; YenidenDüzenleme: 17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülga son fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)”şeklindedir.
5429 sayılı Kanun uyanınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararının "Ödeme yapılmayacakhaller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine“kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde"ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirlenmiş; bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatıile denetim tazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan, yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146.Maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücret sınırlarının,zam ve tazminatların düzenlendiği, belirtilen tazminatlariçerisinde denetim tazminatına yer verilmediği, Şubat2009 tarihine kadar davacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendinde sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğininaçıkça belirtilmesi nedeniyle, bahse konu tazminatın,sözleşmeli olarak görev yapanM.N.E.olmadığı,M.N.E.'in 5429 sayılı Kanunun 45. Maddesineistinaden çıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabiolduğu anlaşılmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarına bakıldığındada, Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli uzman olarakçalışanM.N.E.'e 2005-2009 tarihleri arasında ödenendenetim tazminatının yersiz ödendiği konusunda ihtilafbulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idarenin zararauğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapanM.N.E.'e yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12.maddesi; “ (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devletmemurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek vekendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmetehazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakzorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğisonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memurtarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genelhükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte enalt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brütaylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararınagöre ilgili memurca ödenir.” şeklinde bir düzenlemeyiöngörmektedir.
Bu düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur.
“Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtayİçtihadı Birleştirme kararına da değinmekteyarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile desebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şarttasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancakiptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) busüreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğineve içtihatların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararıuzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine,bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil vehukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarakyanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde gerialmak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süregeçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hükümifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusuilerisi için değiştirilebileceği, tarzında birsonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idareyanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlarartık kazanılmış durum niteliğindeolacağından, yanlış işleme dayanılarakyapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ilerisürülemeyecek ve geri istenmesi mümkünolmayacaktır…”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecekdiğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı;kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemedebulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra:22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı,zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına görehesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağındabir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibikanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş,imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında TürkCeza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlereher türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılanbir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar paracezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamuzararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veyadiğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkinusûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Cumhurbaşkanı tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüyer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71.maddesinde öncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir.
Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır.M.N.E.'in 2005-2009tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Ocak 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödemeyapılanM.N.E.'in ödemelerin yapılması konusundagerçek dışı beyanı veya hilesinin bulunmadığı,keza mevzuatın mali yetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyetiitibariyle ortada bir “açık hata” halinin de sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödemenedeniyleM.N.E.'in kolayca anlayabileceği açık bir hata vekusur da söz konusu edilemeyeceğinden, 2005-2009 tarihlerarasında ödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapanM.N.E.'den 2005-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davasısonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 2. Sulh HukukMahkemesi’nin 22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk veusule uygun bulunan Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 22.7.2011gün ve E.2011/817, K.2011/1058 sayılı kararının kabulüve bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
S O N U Ç :Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapanM.N.E.'den 2005-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davasısonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 2. Sulh HukukMahkemesi’nin 22.4.2010 gün ve E:2009/1559, K:2010/802sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk veusule uygun bulunan Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 22.7.2011gün ve E.2011/817, K.2011/1058 sayılı kararının KABULÜve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNE, 25.11.2019 gününde Üye BirolSONER'in KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZERAKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan……………….………………’e,………. -……………... tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen ………………. TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindeolanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idareedilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi nedenolmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadarsakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edileninkolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyibu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeyeolanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarakyapılan ödemeler için süredüşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman gerialınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalıödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadarönemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilenistisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak davasüresi içinde geri alınabileceği" vurgulanmıştır(Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E.,1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davadavermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şantasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişiningerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şarttasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptaldavası süresi içinde geriye yürür şekilde gerialabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhilolmak üzere, hukuken kazanılmış durum olaraktanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının,idare tarafından yapılan bütün ödemelereuygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarındanhiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmışoldukları bütün hatalı ödemelerin idaretarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekseödemeyi yapan görevlilerden geri alınamaması gibi birsonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez birduruma sokacak olan böyle bir sonucun hukukça savunulmasımümkün değildir. Bu nedenle içtihadıbirleştirme kararının kapsamı dışında kalanve herhangi bir şart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerinidare tarafından Borçlar hukukunun haksız iktisapkurallarına dayanılarak geri istenebileceğinin kabulügerekir" gerekçesiyle direnme ukmunün bozulmasına kararvermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 -387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
…………. İdare Mahkemesinin………….. tarihli ve ………. esas,………….. sayılı kararı ile idareişlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzereşart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma veinceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirkenyanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğrugörülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesikararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih,Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olanmülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsizzenginleşme bağımsız bir borç kaynağıdır(Fikret Eren - Borçlar Hukuku Genel Hükümler - Ankara 2018 -Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler- İstanbul 2013 - Sayfa 201 vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre ………….. -…………. tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ……….............’a……….. - ………. tarihleri arasında yersizolarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren…………İdare Mahkemesi’nin kararınınkaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıyaait………. Hukuk Mahkemesi’nin ……….kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idariyargı kararının benimsenmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum.25.11.2019
Birol SONER
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy