T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 834
KARAR NO : 2019 / 667
KARAR TR : 21.10.2019
ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nda kadro karşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı, idari yargıda davacı) 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.6.2015 gün ve E:2009/2030 K:2015/583 sayılı KARARININ, DAVALILARDAN, ŞERAFETTİN DEMİRSOY’A YÖNELİK KISMININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 10.İdare Mahkemesi’nin 13.11.2009 gün ve E:2009/1489, K:2009/2103 SAYILI KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi gerektiği hk. K A R A R HükümUyuşmazlığının Giderilmesini İsteyen (İdari yargıda Davacı Adli Yargıda Davalı) : Ş. D. Vekili : Av. Z. S.D. Karşı Taraf : BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av.R. S. O L A Y : 1-a) Davacı Ş.D.’un vekili dilekçesinde; müvekkilinin, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında Uzman olarakgörev yaptığını, davalı İdaretarafından 13.05.2009 tarih 525(doğrusu 523 olacak) sayılıyazı ile, denetim tazminatı ödenmesinin mümkünolmadığı, 5429 sayılı TÜİK Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğinekarar verildiği, yersiz ödenen 3.365,38-TL.nin yasal faizi ilebirlikte ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini; müvekkilinin25/05/2009 tarihli dilekçe ile bu işleme itiraz ettiğini ancakitirazının kabul edilmediğini; işlemin hukuka uygunolmadığını, iptalinin gerektiğini; 657Sayılı Devlet Memurları Kanununun 1.maddesinin2.fıkrasına göre sözleşmeli ve geçici personelhakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümlerinuygulanacağını, 4.maddesine göre de Kamu hizmetlerinin;memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel veişçiler eliyle gördürüleceğini ve bu Kanunatabi kurumlarda dört istihdam şekli dışında personelçalıştırılamayacağını; DMK152.maddesinin Denetim Tazminatı başlıklı II-Ffıkrasında denetim tazminatının kimlereödeneceğinin gösterildiğini, buna göre ÖzelHizmet Tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k) sırasındasayılanlara da denetim tazminatı ödeneceğini, Özel Hizmet Tazminatı bölümünün (h) bendindesayılan kurumlar arasında Türkiye İstatistik KurumuUzmanları ve bunların yardımcılarının dasayıldığını; 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Türkiyeİstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKarar”ın 14.maddesine göre, Kararda hükme bağlanmayanhususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657 sayılı DevletMemurları Kanunu hükümleri uyarınca işlemyapılacağını; DMK.nun 152.maddesinin ‘OrtakHükümler’ başlıklı III.fıkrasında da“Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangigörevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödemeusul ve esasları ilgili kurumların yazılı isteği veDevlet Personel Başkanlığınıngörüşü üzerine Maliye Bakanlığıncabütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154.maddeuyarınca katsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesidurumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanırve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur”denildiğini; davalı İdarenin, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan “DevletMemurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkinKarar”ın 11.maddesine göre müvekkiline denetimtazminatı ödenemeyeceğini ileri sürmekte ise de, bu yorumunhukuki olmadığını; 18/11/2005 tarihindeyürürlüğe giren 10/11/2005 tarih 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kanununun 45.maddesinin 2.fıkrasının AnayasaMahkemesinin 19/12/2005 tarih E.2005/143 K.2005/99 sayılı kararıile iptal edildiğini; iptal gerekçesinde: “Devlet kamutüzel kişiliği içinde yer alan Türkiyeİstatistik Kurumuna yasa ile verilen görevlerin, genel ve ortakihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılansürekli ve düzenli etkinlikler olması nedeniyle kamu hizmetiolduğunda kuşku yoktur. Genel idare esaslarına göreyürütülen bu hizmetlerde görevlendirilensözleşmeli personelin ise Anayasa’nın 128.maddesindebelirtilen diğer kamu görevlileri kapsamında olduğuaçıktır. Anayasa’nın 128. maddesinin ikincifıkrasına göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerininhak ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerininve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesigerektiğinden Türkiye İstatistik Kurumunda Başkan,Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, HukukMüşaviri, Bölge Müdürü, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile Programcı kadrolarına atanan sözleşmelipersonelin, sözleşme usul ve esasları ile ücretmiktarları ve her çeşit ödemeleri konusunda yasaldüzenleme yapılmayarak tüm yetkinin Bakanlar Kurulunabırakılması Anayasa’nın 128. maddesineaykırıdır.” tespitininyapıldığını; bu değerlendirmekarşısında 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11.maddesi gerekçe gösterilerek denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine karar vermeninyanlış olduğunu; üstelik 5429 sayılı Kanunun57.maddesinin (c) fıkrası ile 657 sayılı DevletMemurları Kanununun; "Zam ve tazminatlar"başlıklı 152.maddesinin "II-Tazminatlar"kısmının "A-Özel Hizmet Tazminatı" bölümünün(h) bendine "Dış Ticaret Uzmanları," ibaresinden sonragelmek üzere "Türkiye İstatistik KurumuUzmanları," ibaresinin eklendiğini; dolayısıylaDenetim Tazminatının yasal dayanağını oluşturan152.maddenin denetim tazminatının TÜİK uzman veyardımcılarına da ödeneceğini hükme bağladığını,bu tazminatın kimlere ödeneceğini gösteren 152.maddenin II-A-hhükmü ile müvekkiline denetim tazminatı ödenmesigerektiğinin açık olduğunu; aksi halde 5429Sayılı Kanun 57.maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 152-ll-A-hhükmü değiştirilerek “Türkiye İstatistikKurumu Uzmanları” ibaresinin eklenmeyeceğini, Kanun KoyucununKurum Uzmanlarına denetim tazminatı ödenmesiniamaçladığını; denetim tazminatınınmüvekkiline ödenmemesi gerektiğine ilişkin kararıngerekçesini oluşturan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının yasal dayanağının da 657 SayılıKanunun 152.maddesi olduğunu, yani tazminatların, 152.maddedegösterilen nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlendiğini, Bakanlar Kurulunun yetkisinin Kanunda gösterilen nispetleriaşmamak üzere ödenecek tazminatları belirlemekolduğunu, dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile, Kanundaödenmesine karar verilen bir tazminatın ödenmeyeceğisonucunu doğuracak bir düzenleme getirilemeyeceğini, BKK’nın11.maddesinde geçen “her statüdeki sözleşmelipersonel” kapsamına, yukarıdaki Anayasa Mahkemesikararı da dikkate alındığında Anayasa’nın128.maddesine göre kamu görevlisi olan müvekkiliningirmeyeceğini; tüm bu gerekçelerle davalı idarenindenetim tazminatının kesilmesine yönelik işleminin hukukaaykırı olduğunu; davalı İdarenin sehven ödenentazminatların faizi ile birlikte geri ödenmesini istemesinin hukukauygun olmadığını, iptalinin gerektiğini:Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22/12/1973 günlü, E:1968/8, K.1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin, bunundışında kalan hallerde, hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin 9021 sayılı bakanlarkurulu kararının yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğununve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğinin belirtildiğini;müvekkiline 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenentazminatın İBK’nda gösterilen yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi ileödendiğini iddia etmenin mümkün olmadığını; İdarenin, denetim tazminatının ödenmesi gerektiğinidüşünerek 3 yılı aşkın bir süre buödemeyi yalnızca müvekkiline değil aynı durumda olantüm uzmanlara yaptığını, burada açıkhatadan da söz edilemeyeceğini, çünkü yasalolarak bu ödemenin yapılamayacağına ilişkin ilgilimevzuatta bir hüküm bulunmadığını, aksineyapılacağına ilişkin hükümler bulunduğunu; davalıİdarenin, müvekkilinin itiraz dilekçesine verdiği02/06/2009 tarihli cevapta, 25/02/2009 tarihli 11/104 sayılıyazı ile, denetim tazminatı ödemelerinin yapılmasınadevam edilmeyeceğinin bildirildiğini ve 60 günlük davaaçma süresini kapsayan Ocak 2009 ayına ait sözkonusuödemenin geri istendiğini, müvekkilinin de bu ödemeyiyaptığını belirttiğini; oysa bu yazınınmüvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin işbudava konusu yazı kendisine tebliğ edilene kadar denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine ilişkin birkarardan haberdar bulunmadığını, kendisine bir bildirimdebulunulmadan telefon ile Ocak ayı maaşının fazla yatırıldığının,fazla olan bu kısmın (ki 100,00-TL. kadar olduğu, makbuzunmüvekkili tarafından edinilemediği, ancak idareden gelecekbilgilerde mevcut olduğu) belirtilen hesaba yatırılmasınınsöylendiğini, bu miktarın müvekkili tarafındanyatırıldığını, ancak müvekkilinin fazlaödemenin neye ilişkin olduğunu da bilmediğini; memurmaaşlarında çok sayıda kalem yeraldığını, bu kalemlerin parasal işlerden teknikolarak anlamayan insanlar için çok fazla bir şey ifade etmeyeceğini,hatta kimsenin maaşının tam olarak kaç lira olduğunusöyleyemeyeceğini, dolayısıyla, idarenin son ödemedenitibaren 60 günlük sürede ödemenin iadesini istediğini,bu aşamada itiraz olmadığı gerekçesinin kabuledilemeyeceğini; kaldı ki bu durumda dahi, idarenin sonödemeden önceki alacakları istemesinin yasal olmadığını;konu ile ilgili çok sayıda Danıştay kararının bulunduğunu, fazla ödenen tazminatların iadesine ilişkin bir olaydaDanıştay İdari Dava Dairelerinin 28/12/2006 tarih 2003/477E.2006/3355K sayılı kararında “Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararıyla, sehvenfazla ödenmiş bulunan aylık ve ücret farklarınınilk kanunsuz ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere 90 günlük dava açma süresi içinde gerialınabileceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınanidari işlem yok denilebilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmakta ve idare bu konuda haberdaredilmemişse, memurun iyi niyetinden söz edilemeyeceği vedolayısıyla bu işlemlere dayanılarak yapılanödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak bu istisnalardışındaki hatalı ödemelerin ancak ödemenin ilk yapıldığıgünden itibaren dava açma süresi içerisinde istirdatedilebileceği karara bağlanmıştır./ Bu durumda, olaydadavacıya yapılan ve ilgilinin hilesinin, gerçekdışı beyanının neden olmadığı,ayrıca açık hatanın da bulunmadığıödemelerin yukarıda yer verilen Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile belirlenenilkeler uyarınca idari dava açma süresi içerisinde geriistenmesi mümkün iken, bu süreye uyulmaksızın yapılanödemelerin tamamının istenilmesinde isabetgörülmemiştir.” yargısına vardığını; müvekkiline ödenen tazminatlarınödenmesi işlemi hatalı idiyse dahi bunu müvekkilininkolayca anlayabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle idarenin ödemelerin tamamını geri istemesinindoğru olmadığını; iadesi istenilen miktarınfaizinin de talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilininhiçbir etkisi, müdahalesi olmadan yapılan bir işlemnedeniyle faiz ödemeye zorlanmasının hukuk devleti ilkesiyle debağdaşmadığını ifade ederek; müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına karşı10.7.2009 tarihinde idari yargı yerindedava açmıştır. 1-b) ANKARA 10.İDARE MAHKEMESİ: 13.11.2009gün ve E:2009/1489, K: 2009/2103 sayı ile, “(…)Dava,davalı idarede uzman olarak görev yapmakta olan davacıyaödenen denetim tazminatının kesilmesi ile 29.11.2005 tarihinden14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38 TL tazminatın yasal faiziylebirlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyleaçılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1.maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun, Genel ve KatmaBütçeli Kurumlar, İl Özel idareleri, Belediyeler, İlÖzel idareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlarabağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulanfonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi BölgeMüdürlüklerinde çalışan memurlar hakkındauygulanacağı, ikinci fıkrasında, sözleşmeli vegeçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümlerinuygulanacağı, 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin; memurlar,sözleşmeli personel, geçici personel ve işçilereliyle gördürüleceği, 146. maddesinin birincifıkrasında, bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrasıkapsamına giren memurların aylık, ücret, ödenek,hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil veşartları bakımından bu Kanundaki hükümlere,aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına girenmemurların özel kanunlardaki hükümlere tabi olduğu,18.11.2005 gün ve 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 5429 sayılı Türkiyeistatistik Kanununun 45. maddesinin birinci fıkrasında,TÜİK Başkanlığında; Başkan, BaşkanYardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, HukukMüşaviri, Bölge Müdürü, Türkiye istatistikKurumu Uzmanı, Türkiye istatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile dört yıllık yüksek öğrenimgörmüş olmak kaydıyla Programcı kadrolarınaatananların, kadroları karşılık gösterilmeksuretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğerkanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilecekleri, 17.5.2006 gün ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile yeniden düzenlenen ikincifıkrasında, sözleşmeli olarak Başkanlıkta fiilençalışan personele, bu Kanuna ekli (III) sayılıcetvelde unvanlar itibarıyla yer alan taban ve tavan ücretleriarasında kalmak üzere, Başkan tarafından belirlenecektutarda aylık brüt sözleşme ücretiödeneceği, Başbakanlık merkez teşkilâtındasözleşmeli olarak çalıştırılan emsalipersonelin yararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personelinde aynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılacağı, bu personelin T.C. EmekliSandığı ile ilişkilendirileceği, söz konusupersonele, çalıştıkları günlerleorantılı olarak (hastalık ve yıllık izinleri dahil)ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer aylık sözleşmeücreti tutarında ikramiye ödeneceği, bunlardanüstün gayret ve çalışmaları sonucundaemsallerine göre başarılı çalışma yaptıklarıtespit edilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebileceği, bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemelerin BakanlarKurulunca tespit edileceği, 57. maddesinin birincifıkrasının ( a ) bendinde, 657 sayılı Kanunun 36.maddesinin "Ortak Hükümler" bölümünün(A) fıkrasının (11) numaralı bendine, "DışTicaret Uzman Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmeküzere "Türkiye istatistik Kurumu UzmanYardımcıları," ibaresi; "Dış TicaretUzmanlığına," ibaresinden sonra gelmek üzere"Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanlığına,"ibaresinin eklendiği hüküm altına alınmış,657 sayılı Kanunun 36. maddesinde, bu Kanuna tabi kurumlardaçalıştırılan memurlarınsınıflarının, sınıfların öğrenimdurumuna göre giriş ve yükselebilecek derece ve kademelerigösterilmiştir. 9.1.1996 tarih ve 96/7822 sayılı Bakanlar KuruluKararının 1. maddesinin ( B ) bendinde, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu ile aynı Kanunun ek geçici 9. maddesikapsamına giren kurumlardan aylık alanlara 1996 yılında,hangi görevler için ne oranda ‘‘özel hizmettazminatı” ödeneceğinin bu Karara ekli II sayılıcetvelde gösterildiği, II sayılı cetvelin “F)Özel Hizmet Tazminatı” bölümünün (a)bendinde, sözleşmeli olarak çalışan personele özelhizmet tazminatının verilmeyeceği düzenlemesine yerverilmiş, 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının l/Bmaddesinde, ekli 2 sayılı listede adları yazılıkuruluşlarda kadro karşılığı sözleşmeliolarak çalıştırılanlara, “özel hizmettazminatı” ödenmeyeceğine ilişkin, 96/7822sayılı Kararname ile diğer kararnamelerde yer alanhükümlerin uygulanmayarak, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 1327 sayılı Kanunun 71. maddesi ile eklenen “zam vetazminatlar” başlıklı ek maddesinde yer alan,“özel hizmet tazminatının söz konusu personeleatandıkları kadrolar göz önüne alınmak suretiyle,adı geçen Kararname ile belirlenen oranlar ile aynı konudabundan sonra çıkarılacak kararnamelerde belirlenecekoranların 1/3’ünün (mesleğe uzmanyardımcılığı sınavını kazanarak atananve en az üç yıllık yardımcılıkdönemini müteakip yapılan yeterlik sınavı ile uzmanunvanını elde edenlere sözü edilen kararnamelerlebelirlenen oranların 1/2’sinin ) başka bir işleme gerekkalmaksızın ayrıca ödenmesi kararabağlanmış, 11.4.1997 tarih ve 97/9429 sayı ile 29.12.2003tarih ve 2003/6697 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarıyla özelhizmet tazminatı oranları yükseltilmiştir. 15.8.2006 gün ve 26260 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren ve 5429 sayılıKanunun 45. maddesine istinaden hazırlanan 2006/10795 sayılı“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKarar”ın 1. maddesinde, bu Kararın amacının,Türkiye istatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli olarakçalıştırılacak personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri, sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işlerini düzenlemekolduğu, 8. maddesinde, sözleşmeli personelin aylıksözleşme ücretlerinin, ilgililerin sözleşmede öngörülengörev unvanları ve kadro dereceleri itibarıyla, bu maddedebelirtilen sınırlar içerisinde kalınarakYönetmelikte belirlenen ilkelere göre Türkiye istatistik KurumuBaşkanı tarafından tespit edileceği, sözleşmeliolarak çalışan personele, Devlet memurlarına ödenenaile, doğum, ölüm yardımları ödeneklerininverileceği, Başbakanlık merkez teşkilâtındasözleşmeli olarak çalıştırılan emsalipersonelin yararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personelinde aynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılacağı, bu personelin Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı ile ilişkilendirileceği,sözleşmeli olarak çalışanlara,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izin süreleri dahil) Ocak, Nisan,Temmuz ve Ekim aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarında ikramiye ödeneceği, bunlardan üstün gayretve çalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü ve Başbakanın onayı ile Haziran veAralık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebileceği, aylıkücretlerin peşin olarak ve her ay başındaödeneceği, emeklilik ve ölüm halleri hariç, aysonundan önce ayrılanlardan kalan günlere ait ücret veikramiye tutarının re’sen geri alınacağı,Başkanlık merkez ve taşra teşkilatı kadrolarındaçalışan sözleşmeli personele 10/10/1984 tarihli ve3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazla çalışmaücretinin aynı esas ve usullere göre ödeneceğidüzenlemesine yer verilmiştir. “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatlara İlişkin” 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararının 1. maddesinde, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu ile aynı Kanunun ek geçici 9 uncu maddesikapsamına giren kurumlardan aylık alanlara, bu Kanunun 152 ncimaddesine göre 2006 yılında; a) Ödenecek İşGüçlüğü, İş Riski, TeminindeGüçlük ve Mali Sorumluluk Zammı’nın, bu Kararaekli l sayılı Cetvelde, b) Ödenecek “Özel HizmetTazminatının, bu Karara ekli II sayılı Cetvelde, c)Ödenecek “Diğer Tazminatların, bu Karara ekli IIIsayılı Cetvelde, ç) Teknik ve sağlık hizmetlersınıflarına dahil kadrolarda bulunan personele, bazıyörelerde verilecek ek zam ve tazminatların belirlenmesinde esasalınacak yerleşim birimlerinin “Kalkınmada ÖncelikliYörelerin Dereceleri’’ başlığı ile, buKarara ekli IV sayılı Cetvelde, d) Milli EğitimBakanlığına bağlı Mesleki ve Teknik Okul veKurumlardan, ilave Eğitim-Öğretim Tazminatı ödenecekolanların listesinin, bu Karara ekli V sayılı Cetveldegösterildiği belirtilmiş; II sayılı “ÖzelHizmet Tazminatı” başlıklı cetvelin “B”bölümünde denetim hizmetlerinde görev yapanlaraödenecek tazminat oranları belirlenmiş; III sayılı“Diğer Tazminatlar” başlıklı cetvelin“E” bölümünde, II sayılı cetvelin ( B )Denetim Hizmetleri bölümünün, 1,2, ve 3.sıralarında sayılanlardan, KİT personeline %10,diğerlerine %30, 4,5,6 ve 7. sıralarında sayılanlara %20denetim tazminatı ödeneceği, 11. maddesinin ( 1 ) numaralıbendinin ( a ) alt bendinde; bu Karara ekli I sayılı cetvelde ve bukararın 4. maddesinin birinci fıkrasının ( b ) bendinde yeralan zamlar ile II ve III sayılı cetvellerde yer alantazminatların her statüdeki sözleşmeli personele, 6.2.1997tarihli ve 97021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklı kalmaküzere, ödenmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden,davacının, 5429 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği tarihten sonra adı geçenKanunun değişik 45. maddesi ile bu maddeye istinaden Türkiyeistatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkındaki BakanlarKurulunun 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Kararı ileMaliye Bakanlığınca vize edilen Tip sözleşmeye uygunolarak kendisi ile imzalanan Hizmet Sözleşmesi ile Kurum merkezindeTÜİK Uzmanı kadrosunda kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edildiği, 5429sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenŞubat 2009 tarihine kadar da 17.4.2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulunun "Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatlara İlişkin Karar"ın 11 inci maddesininbirinci fıkrasının ( a ) bendine göre 657 sayılıKanuna ekli Özel Hizmet Tazminatı başlıklı IIsayılı cetveldeki Denetim Hizmetleri Tazminatı ile Diğer Tazminatlarbaşlıklı III sayılı cetveldeki DenetimTazminatının ödendiği, 15.2.2009 tarihinde davacıyaödenen maaşın içinde de yer alan DenetimTazminatının yersiz ödendiğinin görülmesiüzerine bu tarihten itibaren söz konusu tazminatınödenmesinin durdurulduğu, Maliye Bakanlığının20.4.2009 gün ve 5084 sayılı yazısına istinaden de,5429 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten 15 Şubat 2009 tarihi dahil olmak üzere ödendiğibelirlenen fazla ödemelerin tahsili yönünde işlemlerbaşlatıldığı, bu kapsamda 13.5.2009 tarihli ve 523sayılı yazı ile davacıdan 29.11.2005-14.1.2009 tarihleriarasında yersiz ödenen toplam 3,365,38 TL Denetim Tazminatlarıtoplamının geri ödenmesinin istenildiği,davacının 27.5.2009 tarihli dilekçe ile, böyle bir borcuolmadığı için borç tahakkukuna ilişkinişlemin ortadan kaldırılması, kendisine denetimtazminatı ödenmemesine dair işlemin iptal edilerekkesildiği tarihten itibaren ödenmesine devamı, ücretlerindeyapılan kesintilerin de iadesi istemiyle yapmış olduğubaşvurunun 2.6.2009 tarihli ve 794 sayılı işlem ilereddedildiği anlaşılmaktadır. Olayda, Maliye Bakanlığının 20.4.2009gün ve 5084 sayılı yazısında, 5429 sayılıKanunun 45. maddesi uyarınca çıkarılan 10.7.2006 tarihlive 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki"Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkında Karar"dada, TÜİK’da kadro karşılığısözleşmeli olarak istihdam edilecek personelin hizmetşartları, vasıfları, görevleri sorumlulukları,ücretleri ve diğer ödemeleri ile özlük işlerinindüzenlendiği, ayrıca, Bakanlar Kurulunun, Kanunlardanalmış olduğu kadro karşılığısözleşmeli personele yapılacak diğer ödemeleri tespitetme yetkisine dayanılarak 6.2.1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararını çıkardığı,anılan Kararın birinci fıkrasının l/B bendinde,söz konusu Karara ekli (2) sayılı listede adlarıyazılı kuruluşlarda kadro karşılığısözleşmeli olarak çalıştırılanlara,atandıkları kadrolar esas alınmak suretiyle ayrıcaözel hizmet tazminatının ödeneceğininbelirtildiği ve bu Karara ekli (2) sayılı listede Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına da yer verildiği,diğer taraftan, Devlet memurlarına ödenecek zam vetazminatların 657 sayılı Kanunun 152 inci maddesindedüzenlendiği, söz konusu maddede belirlenen tavan nispetlerinekadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecekesas, ölçü ve nispetler dahilinde ödenecektazminatların, farklı adlar altında ve farklı kapsamdakipersonele ödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlendiği,bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatının da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlendiği, buna göre, TÜİK’da Türkiyeistatistik Kurumu Uzmanı ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, sadece 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795 sayılıBakanlar Kurulu Kararında öngörülen ödemeler ile6.2.1997 tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaöngörülen "özel hizmet tazminatınınödenmesinin gerektiği, 657 sayılı Kanunun 152 ncimaddesinde özel hizmet tazminatından farklı bir tazminat olarakdüzenlenen "denetim tazminatının, kadrokarşılığı sözleşmeli personele deödeneceğine dair, gerek 97/9021 sayılı Bakanlar KuruluKararında gerekse diğer mevzuatta herhangi bir düzenleme yeralmadığından, söz konusu personele denetimtazminatının ödenmesinin mümkünbulunmadığının belirtilmesi üzerine dava konusuişlemlerin tesis edildiği görülmüştür. Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerininirdelenmesinden, 657 sayılı Kanunun “MaliHükümler” başlıklı 146. maddesinin birincifıkrası uyarınca sözleşmeli ve geçici personelhakkında özel kanunlardaki hükümlerinuygulanacağı, davacının çalışmaktaolduğu Türkiye İstatistik Kurumu ile ilgili olarak 5429sayılı Kanunun çıkarıldığı vesöz konusu Kanunun 45. maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumdaçalışan personele yapılacak ödemelerin kapsamıve miktarına ilişkin düzenlemeye yer verildiği, adıgeçen madde uyarınca çıkarılan 2006/10795sayılı Bakanlar Kurulu kararında da, Türkiye istatistikKurumunda çalıştırılacak personele ödenecekücret sınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu Kararın ise 657 sayılıKanunun 152. maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları” düzenlediği, TÜİK’daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenKararın 11.maddesinin ( 1 ) numaralı bendinin ( a ) numaralı altbendinde sözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapandavacıya ödenmesinin mümkün olmadığı,davacının, 5429 sayılı Kanunun 45. maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı Karara tabi olduğuanlaşılmıştır. Bu durumda, Türkiye İstatistik Kurumundasözleşmeli personel olarak çalışan davacıyadenetim tazminatı ödenmesine ilişkin olarak,çalışmış olduğu Kurumla ilgili özel kanunnitelinde olan 5429 sayılı Kanunun 45. maddesi ile adıgeçen madde hükmüne istinaden çıkarılan“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkında Karar”daher hangi bir düzenlemenin yer almadığıgörüldüğünden, sehven ödenen denetimtazminatının kesilmesi yolunda tesis edilen işlemlerde hukukaaykırılık bulunmamaktadır. 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen3.365,38 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesininistenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523 sayılıdavalı idare işleminin iptali istemine gelince; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanununun 71. maddesinde, kamu zararının; kamu görevlilerininkasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunması olduğu, kamuzararının belirlenmesinde; “iş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması, transferniteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatlaalınması veya yaptırılması, idare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılmasının esas alınacağı, kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğutarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziylebirlikte ilgililerden tahsil edileceği, alınmamış para, malve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümlerinin uygulanacağı, ayrıca, bufiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam,tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verileceği, kamu zararının,bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek vetüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esasların,Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenleneceği hükmüne yer verilmiş olup, KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı,kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıolup, kendisine yapılan yersiz ödemede her hangi bir eylemibulunmayan kamu görevlileri hakkında söz konusu Kanunhükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, kamu kaynağındameydana gelen zararın, bir kamu görevlisinin kendi eylemlerinedeniyle değil de başka bir kamu görevlisinin işlem veyaeylemleri ile ortaya çıktığı durumlarda, kendisineyersiz olarak ödeme yapıldığını bilmeyen iyiniyetli kamu görevlisi hakkında 5018 sayılı Kanunhükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Bunedenle, kendisine yapılan ödemenin haksız olduğunubilmeyen ilgili hakkında genel hükümlerin uygulanmasıgerekmektedir. Danıştay İçtihadıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararında, idarenin açık hata, yokluk,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere (60) güniçinde kabil olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş, anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibakişlemine, idare edilenin gerçek dışı beyanıveya hilesi sebep olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yokdenilecek kadar sakatlık taşımakta ise, yahut yapılanödemelerde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkanolmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin o tarihte dava açma süresi olan (60)gün içinde geri alınabileceğivurgulanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, Ocak 2009tarihinden itibaren otomasyona geçilmesi nedeniyle personel veözlük haklarına ilişkin bilgilerin MaliyeBakanlığı tarafından işletilen E-bütçesistemine girişi sırasında sistemin Kurumda TÜİKuzmanı ve uzman yardımcısı kadrosunda sözleşmeliistihdam edilen personelin “Denetim Tazminatına ilişkinbilgileri kabul etmemesi üzerine, yapılan araştırmadasöz konusu tazminatın “kadro karşılığısözleşmeli statüde” istihdam edilen personeleödenmemesi gerektiğinin ortaya çıkması üzerine29.11.2005 tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TLtazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenildiğianlaşılmaktadır. Olayda, yukarıda açıklaması yer alanDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararında belirtildiği üzere, idare, hatalı terfi veyaintibak işlemine dayanarak ödediği meblağınistirdadına bir Mahkeme kararına gerek olmadan karar verebilecek,ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuzterfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı gerialabilecektir. Uyuşmazlık konusu olayda, “denetimtazminatı” adı altında davacıya yapılan yersizödemenin, hatalı olduğunun basit bir inceleme ile fark edilmeyiphesapların denetimi sonucu ortayaçıkarıldığı hususu dikkatealındığında, bu ödemelerin açık hatakapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamakta olup, hatalıödemenin yapılmasında davacının gerçekdışı beyanı ya da hilesinin bulunduğundan sözetmek de mümkün değildir. Bu durumda, davacıya yapılan yersiz ödemenin5018 sayılı Kanun hükümleri kapsamında olmaması,öte yandan, yukarıda belirtilen İçtihadıBirleştirme Kurulu Kararı uyarınca davacıya yapılanödemelerin, hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerekancak ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük idari dava açma süresi içinde gerialınması mümkün iken, bu süre geçirildiktençok sonra yersiz ödendiği ileri sürülen tutarıniadesinin istenilmesine hukuken olanak bulunmaması nedeniyle, 29.11.2005tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL tazminatınyasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009gün ve 523 sayılı davalı idare işleminde hukukauygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 29.11.2005 tarihinden14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38 TL tazminatın yasal faiziylebirlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523sayılı işlemin iptaline, denetim tazminatınınkesilmesi işleminin iptali istemine ilişkin olarak ise davanınreddine…” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Danıştay2. Dairesince, 13/12/2011 tarih ve E.2010/643, K.2011/6612 sayı ileonanan, karar düzeltme istemi de aynı Dairece, 3/5/2012 tarihve E.2012/2304, K.2012/2262 sayı ile reddedilen Mahkeme kararıkesinleşmiştir. 2-a)Davacı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekili davadilekçesinde; Maliye Bakanlığı Bütçe veMali Kontrol Genel Müdürlüğünden alınan20.04.2009 tarihli 5084 sayılı yazıda, Türkiyeİstatistik Kurumunda Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiylesözleşmeli olarak istihdam edilen personele, 17.04.2006 tarih ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli IIISayılı Cetvelin “E.Denetim Tazminatı”Bölümünde öngörülen DenetimTazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen Denetim Tazminatlarının ilgililerden gerialınması gerektiğinin belirtildiğini ve 10.12.2003 tarihli5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 71.maddesinedayanılarak hazırlanan ve 19.10.2006 tarihli 26324 sayılıResmi Gazetede yayımlanan “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkinUsul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 7.maddesi kapsamında,Kurumun merkez ve taşra teşkilatında TÜİK Uzmanıve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli istihdam edilen personele 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarih olan 18.11.2005 tarihindenitibaren yersiz ödenen Denetim Tazminatı tutarlarınınilgili personelden geri alınması gerektiğinin Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 29.04.2009tarih ve 869-355 Sayılı onayı ile de uygungörüldüğünü; Türkiye İstatistikKurumunda Uzman ve Uzman Yardımcısı kadrosunda görevyapmakta olan davalılardan Mustafa Aşkın’a04.1.2006-14.01.2009 tarihleri arasında toplam 2.681,80.TL.; 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ise davalılardan ÖmerSinan Eviren’e toplam 3.365,38.TL.; Didem Sezer’e toplam3.365,38.TL.; Ş.D.’a toplam 3.365,38 TL. yersiz denetimtazminatı ödemesi yapıldığının tespitedildiğini; 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve EsaslarHakkında Yönetmelik”’in 6.maddesi ile, mevzuatındaöngörülmediği halde yapılan ödemelerin kamuzararı kapsamına alındığını, 17.maddesi ilemevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersizödemelerde kamu zararının doğuş tarihinin ödemetarihi olarak belirlendiğini, aynı yönetmeliğin 18.maddesindeise, kamu zararından doğan alacaklarda ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faizin başlangıç tarihinin, kuralolarak zararın oluştuğu tarih( ödeme tarihi) olduğunun belirtildiğini; davalılardan Ömer SinanEviren’e, söz konusu borcu ödemesinin 15.5.2009 tarihindetebliğ edilen 08.5.2009 tarih ve 400 sayılı yazı ile veyine 01.6.2009 tarihinde tebliğ edilen 27.5.2009 tarih ve 645sayılı yazı ile bildirilmesine rağmen, bugüne kadarherhangi bir ödeme yapmadığını, 20.05.2009tarihli dilekçesi ile de söz konusu borca itiraz edereködemeyeceğini bildirdiğini; davalılardan Ş.D.’a,söz konusu borcu ödemesinin 21.5.2009 tarihinde tebliğ edilen13.5.2009 tarih ve 523 sayılı yazı ile ve yine 12.6.2009tarihinde tebliğ edilen 2.6.2009 tarih ve 794 sayılı yazı ilebildirilmesine rağmen, bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, 27.05.2009 tarihli dilekçesi ile de söz konusu borca itirazederek ödemeyeceğini bildirdiğini; davalılardan DidemSezer’e, söz konusu borcu ödemesinin 20.5.2009 tarihindetebliğ edilen 11.5.2009 tarih ve 412 sayılı yazı ile veyine 11.6.2009 tarihinde tebliğ edilen 02.06.2009 tarih ve 760sayılı yazı ile bildirilmesine rağmen, bugüne kadarherhangi bir ödeme yapmadığını, 20.05.2009 tarihlidilekçesi ile de söz konusu borca itiraz edereködemeyeceğini bildirdiğini; yine davalılardan MustafaAşkın’a, söz konusu borcu ödemesinin 21.5.2009tarihinde tebliğ edilen 13.5.2009 tarih ve 528 sayılı yazıile ve yine 04.6.2009 tarihinde tebliğ edilen 02.6.2009 tarih ve 775sayılı yazı ile bildirilmesine rağmen, bugüne kadarherhangi bir ödeme yapmadığını, 27.05.2009tarihli dilekçesi ile de söz konusu borca itiraz edereködemeyeceğini bildirdiğini; alacağın rızaentahsili mümkün olmadığından, iş bu davanınaçılma zorunluluğu doğduğunu ifade ederek; fazlayaait talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davalarınınkabulü ile davalılara yersiz ödenen denetim tazminattutarlarının, davalı Mustafa Aşkın’dan toplam2.681,80.TL.; davalı Didem Sezer’den toplam 3.365,38 TL. ;davalı Ş.D.’dan toplam 3.365,38.TL. ve davalı ÖmerSinan Eviren’den toplam 3.365,38.TL.nin, kendilerine ödemeninyapıldığı(denetim tazminatlarınınalındığı) tarihlerden itibaren işlemiş ve tahsiltarihine kadar işleyecek yasal faizleriyle birlikte ayrı ayrıdavalılardan tahsiline karar verilmesi istemiyle, Ş.D. ilebirlikte, Mustafa Aşkın, Didem Sezer ve Ömer SinanEviren’e karşı 23.9.2009 tarihinde adli yargıyerinde dava açmıştır. 2-b) ANKARA 8.SULH HUKUKMAHKEMESİ; 22.6.2015 gün ve E:2009/2030, K:2015/583 sayı ile,dava dilekçesinin özetine yer verdikten sonra; “DavalılardanÖmer Sinan Eviren ve Didem Sezer vekilleri cevap dilekçesindeözetle, davalıların herbiri aleyhine ayrı ayrı davaaçılması gerektiğinden davalarınayrılmasını istediklerini, alacağın iadesine dair 60günlük süreden sonra davaaçıldığından zamanaşımı nedeniyledavanın reddi gerektiğini, müvekkiline yapılan hatalıbir ödeme bulunmadığını, ödemenin hatadankaynaklanmadığını, TÜİK uzmanlarınayapılan ödemenin 657 sayılı Kanun ile 5429 sayılıTÜİK Kanunu uyarınca zorunlu olduğunu, ödemenindayanağı 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 nolu Bakanlar KuruluKararında TÜİK uzmanlarının kadrolu veyasözleşmeli ayırımı yapılmadığındanmüvekkillerine yapılan ödemede hatabulunmadığını, faiz talebinin de hukuka aykırıolduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı Ş.D. vekili, davaya bakmanın ibrazettikleri Danıştay 2. Dairesinin kararında belirtildiğigibi idari yargı olduğunu bildirerek görevsizlik kararıverilmesini istemiş, müvekkillerinden Ş.D. hakkındaki idariişlemin iptal edilerek kararın kesinleşmesi sonucu bumüvekkili yönünden davanın konusuzkaldığını, diğer müvekkili MustafaAşkın yönünden verilen idari kararın temyiz aşamasındaolduğunu belirtmiştir. Davalılara ait işlem dosyaları, hesapcetvelleri Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığından getirtilmiş, resen seçilenemekli Sayıştay uzmanı/yeminli mali müşavirbilirkişiden dosya üzerinden rapor istenmiş olup, bilirkişiMustafa Gülseven tarafından düzenlenen 03/11/2011 tarihliraporda özetle, davacı kurumda kadrokarşılığı sözleşmeli uzman/uzmanyardımcısı statüsünde istihdam edilen davalılara17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Devlet MemurlarınaÖdenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu kararıgereğince 'denetim tazminatı' ödenemeyeceği, davalılarayapılan ödemelerin yasal dayanağınınbulunmadığı belirtilerek davacı Kurumca yersizödendiği anlaşılan denetim tazminatlarıtutarlarından, 2.681,80 TL.nın 22/06/2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan MustafaTaşkın'dan, 3.365,38 TL.nın 21/06/2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan Didem Sezer'den,3.365,38 TL.nın 16/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte davalılardan Ömer Sinan Eviren'den, 3.365,38TL.nın 22/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte davalılardan Ş.D.'dan tahsil edilmesi gerektiğibildirilmiştir. Taraf vekillerince lehte verilmiş olan adli ve idariemsal karar örnekleri ibraz edilmiştir. Davalılardan ÖmerSinan Eviren vekili tarafından TÜİK ve MaliyeBakanlığı aleyhine Ankara 11.İdare Mahkemesineaçılan 2009/817-1839 E.K sayılı kararla, Didem Sezervekili tarafından da aynı şekilde Ankara 15. İdareMahkemesine 2011/1773-2032 E.K sayılı kararlarla (ödenen denetimtazminatını geri ödenmesinin istenmesine ilişkin işlemile bu işleme itirazın reddine dair işlemin itiraza konukısmı ile Maliye Bakanlığının işlemiyönünden davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-bmaddesi uyarınca incelenmeksizin) reddine karar verildiğigörülmüş, sonucunun beklenilmesi istenilen Ankara 7. SulhHukuk Mahkemesinin 23/11/2010 tarih ve 2010/1415-2340 E.K sayılıyapılan ödemenin iadesi talebinin reddi konusunda verilmiş olandirenme kararının Hukuk Genel Kurulunun 07/03/2012 tarih ve 2011/3-809E, 2012/125 K sayılı içtihadıyla bozulduğuanlaşılmıştır. Davalı Ş.D. vekili tarafından müvekkiliiçin fazla ödemenin iadesine ilişkin işlemin, Ankara 10.İdare Mahkemesinin 13/11/2009 tarih ve 2009/489-2103 E.ksayılıkararı ile iptal edildiği, kararın Danıştay 2.Dairesinin 13/12/2011 tarih ve 2010/643 E, 2011/6612 K sayılıkararıyla onandığı, davalı İdarenin karardüzeltme talebinin de aynı Dairenin 03/05/2012 tarih ve 2012/2304-2262 E.K sayılı kararıyla reddedilerek kararınkesinleştiği bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya örneğiibraz edilen Uyuşmazlık Mahkemesinin 13/10/2014 tarih ve 2013/1607 E,2014/887 K sayılı (oyçokluğuyla verilmiş)kararından davanın adli yargıda görülmesigerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık kararı gözetilerek birkısım davalılar hakkındaki idari davalar sonucu verilenkararların temyiz inceleme sonuçlarının beklenmesinegerek görülmeyerek daha önce bu yolda alınmış biridari karara dayanmadan yapılan, hukuki dayanağı olmayan,şart tasarrufa da konu olmayan hatalı ödemenin, borçlarkanununun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca gerialınması icap ettiği sonucuna varıldığındandavanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle KARAR / 1-Davanın kabulüne; Davalı Mustafa Aşkın'dan 2.681,80 TL'nin22/06/2009 tarihinden itibaren, 3.365,38 TL'nin davalı Didem Sezer'den21/06/2009 tarihinden itibaren, 3.365,38 TL'nin davalı Ş.D.'dan22/06/2009 tarihinden itibaren, 3.365,38 TL'nin Ömer Sinan Eviren'den16/06/2009 tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte alınıp davacıyaverilmesine,…” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerineYargıtay 3.Hukuk Dairesince; 3.10.2018 gün ve E:2016/22368, K:2018/9452sayı ile, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, onanankarar kesinleşmiştir. 3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: İdari yargıyerinde davacı, Adli yargı yerinde davalı(davalılardanbirisi) olan Ş.D.’un vekili, 12.11.2018 tarihli dilekçe ile; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkilinedenetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL.nin, yasal faizi ile birlikte geri istenmesineilişkin 13.05.2009 tarih 523 sayılı idare işleminin Ankara10.İdare Mahkemesinin 13/11/2009 tarih E.2009/1489 K.2009/2103sayılı kararı ile iptal edildiğini, kararın,Danıştay 2.Dairesinin 13/12/2011 tarih E.2010/643 K.2011/6612sayılı Onama ve aynı Dairenin 03/05/2012 tarih E.2012/2304K.2012/2262 sayılı Karar Düzeltme talebinin reddine dairkararı ile kesinleştiğini; idarenin işlemi iptal edilmesinerağmen, idare tarafından hukuk mahkemesinde açılan alacakdavasının ise kabul edildiğini; kesinleşen 8.Sulh HukukMahkemesinin 22/06/2015 tarih E.2009/2030 K.2015/583 sayılıkararının Yargıtay 3.HD.nin 03/10/2018 tarih, E.2016/22368K.2018/9452 sayılı kararı ile onandığını;kararların kendi dalında ayrı yargı kararlarıolduğunu, her birinin uygulanabilirliği bulunduğunu; uygulamadakurumun, ilgiliden parayı tahsil ettiğini, bir yandan da buişlemin aslında iptal edildiğini, kurumun bu parayıisteyememesi gerektiğini; 2577 Sayılı İYUK'nun 28.md.ndeİptal Kararlarının sonuçlarının gösterildiğini; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerininesasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkinkararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizinişlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğunu; kararakonu idari işlem ve bu işlemin doğurduğu hukuksalsonuçların iptal kararı üzerine ortadan kalktığını,iptal kararlarının geriye yürüdüğünü vehiç alınmamış sayıldığını; idareninaldığı iade kararının ilgili tüm çalışanlarıbağladığını, denetim tazminatı ödenentüm çalışanlardan aynı miktarların geri istendiğini,İdare Mahkemesinin İptal kararı ile birlikte İdarenin iadetalebinin hukuka aykırı olduğunun kanıtlandığını, buna rağmen idarece adli yargıda alacak davasıaçılarak iadeye ilişkin karar verilmesinin, hakkın yerinegetirilmesine engel oluşturduğunu; Danıştayın, KamuGörevlilerine yapılan fazla ödemelerin geri alımındauygulanacak mevzuatın saptanması ve bu uyuşmazlıklardagörevli yargı yerinin belirlenmesinin önem taşıdığını,bu uyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi halde Anayasanın 155.maddesi ile kurulan“İdari Rejim” sistemine aykırılık teşkiledeceğini belirttiğini, Adli Yargı dosyasında buhususun dile getirildiğini, uyuşmazlık itirazında bulunulmuşise de kabul görmediğini; olayda hükümuyuşmazlığının şartlarının gerçekleştiğini; nitekim 20/03/2018 tarih 30366 sayılı RG’deyayınlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 26/02/2018 tarih E.2016/542K.2018/79 sayılı kararı ile 26/03/2018 tarih E.2016/543 K.2018/134sayılı kararlarının da bu yönde olduğunu; aynıkonuda açılmış dava ile ilgili bu kararlarda Sulh HukukMahkemesi Kararının Kaldırılmasına karar verildiğiniifade ederek; açıklanan nedenlerle, Ankara 10.İdareMahkemesinin 13/11/2009 tarih E.2009/1489 K.2009/2103 sayılıkesinleşen kararı ile Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/06/2015tarih E.2009/2030 K.2015/583 sayılı kesinleşen kararıarasında doğan “hüküm uyuşmazlığı”nıngiderilmesi ve anlaşmazlığın esasının davaya konuiade işleminin iptali yönünde karara bağlanması ifade ederek; 12 sayılı Onama (ak üzere,e; istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. 4-Başkanlıkçailgili Mahkemelerden dava dosyalarının aslı temin edilmişdaha sonra 2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göreilgili Başsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir. 4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararlar ve dava dosyaları ayrıntılı olarakirdelenip özetlendikten sonra; “3-) Yukarıda belirtilenfarklı yargı yerlerinde açılan davaların tarafıolan Ş.D.'un vekili tarafından, söz konusu kararlarınbirbiriyle çeliştiği ileri sürülerek hükümuyuşmazlığının giderilmesi istenilmiştir. USULE İLİŞKİN İNCELEME : İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592sayılı Kanun ile değişik 24’üncü maddesininbirinci fıkrasında, "1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir." hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi, b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c) Her iki kararın da kesinleşmişolması, d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması, Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her ikikararda da davanın esasının hükmebağlandığı anlaşılmıştır. Davacıya ödenen denetim tazminatınınkesilerek, 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38.-TL'yihesaplanacak faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesigerektiği belirtilen 13/5/2009 gün ve 523 sayılıişlemin, yersiz ödendiği belirtilen tutarın yasal faiziylebirlikte bir ay içinde geri ödenmesinin istenilmesine ilişkinkısmı, idari yargıda verilen karar ile iptal edilmesinekarşılık; adli yargıda söz konusu idari işlemekonu denetim tazminatı tutarının davalıya ödemeyapıldığı tarihlerden tahsil tarihine kadarişletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleaçılan davanın kabulüne, söz konusu tutarıntemerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birliktedavalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmakla,anılan kararlar arasındaki çelişki nedeniyle sözkonusu denetim tazminatı tutarının ödenmesinin olanaksızhale gelmesi karşısında, anılan adli ve idari yargıkararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü gerekmektedir. HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ ESASININ İNCELENMESİ : Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38.-TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır Denetim tazminatı ödenmesine dair olanişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlemolup, İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir. Tümüyle idari nitelikte olan işlemeilişkin uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi gereğidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklıadlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecekşekilde ayrı ayrı belirtilmiş; bunlar arasındaözel hizmet tazminatı ve denetim tazminatlarına da yerverilmiştir. Anılan Yasa maddesi uyarınca 05/05/2006günlü ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmaksuretiyle yürürlüğe konulan Devlet MemurlarınaÖdenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17/4/2006 günlü,2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının"Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli Isayılı Cetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birincifıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılıCetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere) ödenmeyeceğikurala bağlanmış, ekli III sayılı Cetvelin (E)kısmında denetim tazminatına yer verilmiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı'nda kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığınca, kurumlarındauzman ve uzman yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429 sayılıTürkiye İstatistik Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, bugörüş yazısı doğrultusunda TÜİK'tekadro karşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 523 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenendenetim tazminatlarının toplam tutarı olan 3.365,38-TL'nin biray içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacak takipdosyasının dava açılmak üzere ilgili yeregönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 21/05/2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Olayda, davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan; parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınıkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikinci fıkrasındaise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorunda bulundukları bumallara verdikleri zararın rayiç bedel üzerinden tahsiledileceği; son fıkrasında da, anılan zararın tahsilusulü düzenlenmiş olup, mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek memurlara fazla ödeme yapılmasısuretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamumallarına verilen zararı düzenleyen 12. madde kapsamındatahsili mümkün değildir. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasındaise, kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır. Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlığa konututar, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesindenkaynaklandığından, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğiaçıktır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve busüre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmişolup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir. Söz konusu İçtihadı BirleştirmeKurulu kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genelilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarının mevzuathükümlerinin yanlış yorumlandığından bahislegeri alınmak istenildiği dikkate alındığında,idarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından, davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyolunda verilen kararın hukuka uygun olduğu kanısınavarılmıştır. Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargımerciilerince verilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26/02/2018 gün ve E:2016/542, K:2018/79sayılı karar da bu yöndedir. SONUÇ: 1-Ankara 10. İdare Mahkemesinin 13/11/2009 gün veE:2009/1489. K:2009/2103 sayılı kararı ile Ankara 8. Sulh HukukMahkemesince verilen 22/06/2015 gün ve E:2009/2030, K:2015/583sayılı karar arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğuna; 2-Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/06/2015 gün veE:2009/2030, K:2015/583 sayılı kararınınkaldırılmasına; 3-Ankara 10. İdare Mahkemesinin 13/11/2009 gün veE:2009/1489, K:2009/2103 sayılı kararının kabulüne; Bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı…” yolunda düşünce vermiştir. 4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararların özetine yer verdikten sonra; “MEVZUATYÖNÜNDEN İNCELEME: İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 2592sayılı Kanun ile değişik 24.maddesinin birinci fıkrasında, “1 inci maddede gösterilenyargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynıolan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir." hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi, b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c- Her iki kararın da kesinleşmişolması, d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması, Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en azbirinin aynı olduğu kararların bulunduğu ve tümkararlarda da davanın esasının hükmebağlandığı ve yasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır. Hüküm uyuşmazlığına konuAnkara 10. İdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenen denetimtazminatının kesilerek 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38 TL'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesigerektiğini belirten 13/05/2009 tarih ve 523 sayılıişlemin, yersiz ödendiği belirtilen tutarın yasal faiziylebirlikte geri ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı iptaledilmesine karşın, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi kararında,söz konusu denetim tazminatının yasal faiziyle birliktetahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karar arasındaoluşan çelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli veidari yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir. Denetim tazminatının ödenmesine ilişkinişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir. Hüküm uyuşmazlığıoluştuğu anlaşılan adli ve idari yargıkararlarına bakıldığında, TÜİK'te uzmanolarak çalışan Ş.D.'a 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/ll. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir. Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve05/05/2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde;ekli cetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağı hususununBakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 gün ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı TÜİK kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 523 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır. Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir. Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı,bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceğianlaşılmaktadır. Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeple mevzuathükümlerinin davalı idare tarafından yanlışyorumlanması sebebiyle davacıya yapılan ödemelerde,davacının hilesi ve gerçek dışı beyanıolmadığından, yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının en son ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonratalep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır. SONUÇ: 1) Ankara 10. İdare Mahkemesinin 13/11/2009 tarihli veE.-K.2009/1489-2103 sayılı kararı ile Ankara 8. Sulh HukukMahkemesinin 22/06/2015 tarihli ve E.2009/2030, K.2015/583 sayılıkararı arasında hükümuyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne, 2) Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/06/2015 tarihli veE.2009/2030, K.2015/583 sayılı kararınınkaldırılmasına; 3)Ankara 10. İdare Mahkemesinin 13/11/2009 tarihli veE.-K.2009/1489-2103 sayılı kararının benimsenmesine, Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu …” yolunda düşünce vermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesinin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında,Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER,Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'unkatılımlarıyla yapılan 8.7.2019 günlütoplantısında: I-İLKİNCELEME: 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir.(…) ” denilmiş; 24. maddesinde ise, 1 nci maddedegösterilen yargı mercileri tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş,aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adlive idari yargı mercileri tarafından verilmesi, b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c) Her iki kararın da kesinleşmişolması, d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır. Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idariyargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortadaidari (Ankara 10.İdare Mahkemesinin;13.11.2009 gün ve E:2009/1489, K: 2009/2103 sayılı) ve adli (Ankara8.Sulh Hukuk Mahkemesinin; 22.6.2015 gün ve E:2009/2030, K:2015/583sayılı) yargı yerlerinceverilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır. Konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığının incelenmesinden: Uyuşmazlık, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında Uzman olarakgörev yapan davacıya 29.11.2005-14.01.2005 tarihleri arasındaödenen 3.365,38 TL denetim tazminatının yersizödendiği iddiası ile geri istenilmesine ilişkinTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının13.05.2009 tarih 523 sayılı işlemi ile bu işlemindayanağını oluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 29.04.2009 tarih 355 sayılıişlemi sonrasında başlamıştır. Ş.D.’un vekilince, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nınödenen denetim tazminatının hukuka aykırı olarak geriistenmesinin iptali istemiyle idari yargıda davaaçılırken, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekilince, ödenen denetimtazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesi nedeniyletahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir. Dava sebebi; talep sonucunu haklıgöstermeye yarayan maddi vakıalar iken dava konusu; netice-italeptir. Olayımızda her iki davanın sebebi Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında çalışanŞ.D.’a 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenendenetim tazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken, diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır. Dava konusuna gelince; idari yargıdadavanın konusu; denetim tazminatının geri ödenmesineilişkin idari işlemin iptali ve idari işlem nedeniyleyapılan ödemelerin iadesi olarak belirlenirken, adliyargıda da haksız yapıldığı iddiası ileyapılan ödemenin idareye geri ödenmesine ilişkinolması nedeniyle hüküm uyuşmazlığıolduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları daaynıdır. Kararlardan işin esasınınhükme bağlanmasının incelenmesinden; Ş.D.’un vekili tarafındanidari yargıda açılan dava sonunda; Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmelipersonel olarak çalışan davacıya denetim tazminatıödenmesine ilişkin olarak, çalışmışolduğu Kurumla ilgili özel kanun niteliğinde olan 5429sayılı Kanunun 45. maddesi ile adı geçen maddehükmüne istinaden çıkarılan “Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da her hangi bir düzenlemenin yeralmadığı görüldüğünden, sehvenödenen denetim tazminatının kesilmesi yolunda tesis edilenişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı;davacıya yapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanunhükümleri kapsamında olmaması, öte yandan,Danıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı uyarınca davacıya yapılan ödemelerin, hatalıve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten çok sonra yersiz ödendiğiileri sürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmaması nedeniyle, 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523sayılı davalı idare işleminde hukuka uygunlukbulunmadığı gerekçesiyle; 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009tarihine kadar ödenen 3.365,38 TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523sayılı işlemin iptaline, denetim tazminatınınkesilmesi işleminin iptali istemine ilişkin olarak ise davanınreddine karar verildiği; Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından, (aralarındadavacının da olduğu davalılara karşı) adliyargıda açılan dava sonunda ise; daha önce bu yolda alınmış bir idarikarara dayanmadan yapılan, hukuki dayanağı olmayan, şarttasarrufa da konu olmayan hatalı ödemenin, borçlar kanunununsebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca gerialınmasının icap ettiği sonucunavarıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne;3.365,38 TL'nin davalı Ş.D.'dan 22/06/2009 tarihinden itibaren, yasalfaizleriyle birlikte alınıp davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda her iki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır. Hükümuyuşmazlığının kabul edilebilmesi içinöngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunmasıdır. İdari yargıda yapılanyargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilirken, adliyargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenenalacağın tahsiline karar verilmiştir. İdari yargıyerinde yasaya uygun bulunan idari işlemin adli yargıda yasaldayanaktan yoksun olduğuna karar verilerek, kararlar arasındakihakkın yerine getirilmesi olanaksız hale getirilmiştir Bu durumda, 2247 sayılıYasa’nın 24. maddesinde açıklandığıüzere; tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan vekesinleşmiş kararlar arasında hükümuyuşmazlığının doğduğu ve kararlararasında çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği açıktır. Belirtilen nedenlerle; 1- Ankara 10.İdareMahkemesi ile Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararlarıarasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeöngörülen koşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hükümuyuşmazlığı bulunduğuna, 2- 2247 sayılı Yasanın25. maddesi hükümleri uyarınca a) İdari Yargılama UsulüYasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içinde cevapverilmek üzere Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nabildirilmesi, verilen cevabın karşı tarafa tebliğisuretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına, b) Usulü işlemlertamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonraBaşkanlıkça belirlenecek günde işinesasının görüşülmesi gerektiğine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR. Bununüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının kabulüne,Ankara 10.İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. II-ESASIN İNCELENMESİ: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan 21.10.2019 günlütoplantısında: Başvuru dilekçesi ve ekleri,uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin davadosyaları, ilgili Başsavcıların düşünceyazıları, dayanılan Yasa kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’IN yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan Ş.D.’a,29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir. Dosyanınincelenmesinden; davacının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli TÜİKUzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilen personele,17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-523 sayılıyazısı ile TÜİK Uzmanı Ş.D.’dan29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında kendisine yersiz ödenendenetim tazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL tutarındaHazine borcu bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7 günlükitiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacak yasal faizi ilebirlikte bir ay içerisinde Başbakanlık Merkez SaymanlıkMüdürlüğü’ne ödenmesi aksi takdirde genelhükümler çerçevesinde işlemyapılacağının bildirildiği; bu işlemin ilgiliye21.05.2009 tarihinde tebliğ edildiği; adı geçenin27.5.2009 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazınTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının2.6.2009 gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-794sayılı yazısı ile reddedildiğianlaşılmıştır. Ş.D.’un vekili tarafından, müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına karşı idariyargı yerindedava açılmış; Ankara10.İdare Mahkemesince 13.11.2009 gün ve E:2009/1489, K: 2009/2103 sayıile, Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli personelolarak çalışan davacıya denetim tazminatıödenmesine ilişkin olarak, çalışmışolduğu Kurumla ilgili özel kanun nitelinde olan 5429 sayılıKanunun 45. maddesi ile adı geçen madde hükmüne istinadençıkarılan “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da her hangi bir düzenlemenin yeralmadığı görüldüğünden, sehvenödenen denetim tazminatının kesilmesi yolunda tesis edilenişlemlerde hukuka aykırılıkbulunmadığı; davacıya yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaolmaması, Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu Kararı uyarınca davacıya yapılan ödemelerin,hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten çok sonra yersizödendiği ileri sürülen tutarın iadesinin istenilmesinehukuken olanak bulunmaması nedeniyle, 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523sayılı davalı idare işleminde hukuka uygunlukbulunmadığı gerekçesiyle, 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009tarihine kadar ödenen 3.365,38 TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 523sayılı işlemin iptaline, denetim tazminatınınkesilmesi işleminin iptali istemine ilişkin olarak ise davanınreddine karar verilmiş; temyiz edilmesi üzerine Danıştay 2.Dairesince, 13/12/2011 tarih ve E.2010/643, K.2011/6612 sayı ileonanan, karar düzeltme istemi de aynı Dairece, 3/5/2012 tarihve E.2012/2304, K.2012/2262 sayı ile reddedilen Mahkeme kararıkesinleşmiştir. Diğer taraftan, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından,Başkanlıklarında uzman ve uzman yardımcısı olarakgörev yapan ve aralarında davacı Ş.D.’un dabulunduğu davalılara karşı adli yargıda davaaçılmış; davacı Ş.D.’ayönelik olarak, 29.11.2005-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiş; Ankara8.Sulh Hukuk Mahkemesince, 22.6.2015 gün ve E:2009/2030, K:2015/583 sayıile, daha önce bu yolda alınmış bir idari karara dayanmadanyapılan, hukuki dayanağı olmayan, şart tasarrufa da konuolmayan hatalı ödemenin, borçlar kanununun sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri alınmasının icapettiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,davanın kabulüne; davacıya yönelik olarak ise, 3.365,38TL'nin davalı Ş.D.'dan 22/06/2009 tarihinden itibaren yasalfaizleriyle birlikte alınıp davacıya verilmesine kararverilmiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesince; 3.10.2018gün ve E:2016/22368, K:2018/9452 sayı ile onanan kararkesinleşmiştir. Ş.D.’adenetim tazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin,idarece 5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerektahsil yoluna gidilmesi üzerine adli ve idari yargıda davalaraçılmıştır. Denetim tazminatınınödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyletesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte birişlem olduğunda kuşku bulunmadığı gibi, sözkonusu idari işlemin geri alınması da idari niteliktedir.İdari nitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın 155.Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiği kuşkusuzdur. Bu durumdaöncelikle uyuşmazlığa konu denetim tazminatının Ş.D.’aödenip ödenmeyeceği hususunda bir değerlendirmeyapılması gerekli olduğundan, bu konudaki yasaldüzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 10.11.2005tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu, 18.11.2005tarih 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir. Bu suretleçalıştırılacakların sözleşmeusûl ve esasları ile ücret miktarı ve herçeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Özel uzmanlıkgerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancı uzmançalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. Başkanlıkmerkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan (kadro karşılığıçalışan sözleşmeli personel dâhil) memurlara10.10.1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alanfazla çalışma ücreti aynı esas ve usûlleregöre ödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99 sayılı kararı ile5429 sayılı Kanunun ikinci fıkrası iptal edilmiş ve17.05.2006 tarih ve 5503 sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkrayeniden düzenlenmiştir. Yenidendüzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkez teşkilâtındasözleşmeli olarak çalıştırılan emsalipersonelin yararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlükten kaldırılmış;yargılama sürecinde anılan madde “(Mülgabirinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.) (İptalikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihli ve E.:2005/143,K.:2005/99 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme:17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1md.) Özel uzmanlıkgerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancı uzmançalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. (Mülga son fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)” şeklinde iken; 2.7.2018 tarihli, 703sayılı KHK’nin 99.maddesiyle yürürlüktenkaldırılmıştır. 5429 sayılı Kanunuyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulanDevlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının "Ödeme yapılmayacak haller"başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a)bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II veIII sayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, herstatüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış; 10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir. Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca (703 sayılıKanun Hükmünde Kararname ile “BakanlarKurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklindedeğiştirilmiştir.)belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecektazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlararasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir. Yukarıdaaçıklanan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;657 sayılı Kanunun 146. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca sözleşmeli ve geçici personel hakkındaözel kanunlardaki hükümlerin uygulanacağı,davacının çalıştığı Türkiyeİstatistik Kurumu ile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45. maddesinde,sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışan personeleyapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarına ilişkindüzenlemeye yer verildiği, adı geçen madde uyarıncaçıkarılan 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulukararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatının dayanağının2006/ 10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı olduğu, sözkonusu kararın ise 657 sayılı Kanunun 152. Maddesine göre“Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan Ş.D.’aödenmesinin mümkün olmadığı, Ş.D.’un5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır. Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında da,Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli uzman olarakçalışan Ş.D.’a 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hüküm uyuşmazlığınaneden olmuştur. Bu noktadaTürkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan Ş.D.’a yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tespitigerekmektedir. 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt,kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zararauğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafındanrayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancakfiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Budüzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir. Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davaların çözümününDanıştay’ın görevi içinde olduğu;İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde, sürearanmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalardışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksızödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur. “Öteyandan, benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadıBirleştirme kararına da değinmekte yarargörülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen: “ 1-Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemişolmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu(özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriyeyürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine, 4-Bu nedenleyanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadarödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulügerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşmesöz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine veiçtihadların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararıuzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine,bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil vehukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarakyanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde gerialmak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süregeçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hükümifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusuilerisi için değiştirilebileceği, tarzında birsonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idareyanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlarartık kazanılmış durum niteliğindeolacağından, yanlış işleme dayanılarakyapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ilerisürülemeyecek ve geri istenmesi mümkünolmayacaktır…” Bu konudauygulanması düşünülebilecek diğer birdüzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişikbirinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır. Kamu zararınınbelirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, işveya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindekigiderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veyahizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınmasıveya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10md.) g) Mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim,inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespitedilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibarenilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerdentahsil edilir. Alınmamışpara, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamışhizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibigösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiylekamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişikson fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır. (2/7/2018 tarihli ve 703sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 213 üncümaddesiyle bu fıkrada yer alan “MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak” ibaresi “Cumhurbaşkanıtarafından çıkarılan” şeklindedeğiştirilmiştir.) 5018sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesindeöncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir. Belirtileniçtihatlar ve yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. Ş.D.’a29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatı ödenmiş ise de; söz konusu yersiz ödemelerinidare tarafından Mayıs 2009 tarihinde yani 2577 sayılıİdari Yargılama Kanununun 7. maddesinde belirtilen 60günlük dava açma süresi geçtikten sonra talepedildiği; yersiz ödeme yapılan Ş.D.’unödemelerin yapılması konusunda gerçek dışıbeyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyle Ş.D.’unkolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur da sözkonusu edilemeyeceğinden, 29.11.2005-14.01.2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir. Açıklanannedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan Ş.D.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.6.2015gün ve E:2009/2030 K:2015/583 sayılı kararının,davalılardan, Ş.D.’a yönelik kısmının kaldırılmasına, hukuk ve usuleuygun bulunan Ankara 10.İdare Mahkemesi’nin 13.11.2009 gün ve E:2009/1489, K:2009/2103 sayılıkararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar vermekgerekmiştir. S O N U Ç : Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan Ş.D.’a 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin22.6.2015 gün ve E:2009/2030 K:2015/583 sayılı KARARININ,DAVALILARDAN, ŞERAFETTİN DEMİRSOY’AYÖNELİK KISMININ KALDIRILMASINA,hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 10.İdare Mahkemesi’nin 13.11.2009 gün ve E:2009/1489, K:2009/2103 SAYILIKARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 21.10.2019gününde Üye Birol SONER'in KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞUİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan ............’e, .......- ........ tarihleri arasında mevzuata aykırı olarak yersizödendiği iddia edilen ........ TL denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkindir. Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konudaverdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve busüre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmişolup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımaktaise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14). Dahaönce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermişolduğu kararında; "Burada çözüme bağlanansorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şan tasarrufunsonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha öncebu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olanfazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkünolup olmadığı konusu ile ilgili olup, sonuçta yokluk ilemutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile sebebiyet vermemiş olmasıkaydıyla, idarenin yanlış şart tasarrufu (özellikleyanlış intibak işlemini) ancak iptal davası süresiiçinde geriye yürür şekilde geri alabileceği, busüre geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dâhil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiği,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadıbirleştirme kararının, idare tarafından yapılanbütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksıziktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması vememurların yapmış oldukları bütün hatalıödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılankişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyiişlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle birsonucun hukukça savunulması mümkün değildir. Bunedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamıdışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa dayanmayansalt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukununhaksız iktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğininkabulü gerekir" gerekçesiyle direnme hükmününbozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu5.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı). Yine benzerkonuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında;"Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şart tasarrufunadayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır. TBK. m. 77/1'e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır.Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80' de "aynengeri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir. Sebepsizzenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahutvarlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayanşeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluylagerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhinezenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Borçolmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır. HGK' nun05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararıile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin idaretarafından BK'nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göregeri istenebileceği açıklanmıştır. ........İdare Mahkemesinin ............. tarihli ve.......... esas,........... sayılıkararı ile idare işlemi ödeme tarihinden itibaren 60günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceğigerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıda yazılıolduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödemeiçin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaaraştırma ve inceleme yapılarak sonucuna görehüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğrugörülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesikararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih,Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568). Sebepsizzenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir. Uyuşmazlığınortaya çıktığı tarihte yürürlükteolan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre; "Madde61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına maliktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veyatahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuşolan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır". Bu maddeninkarşılığı olarak düzenlenmiş 6098sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre; "Madde77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasınınmalvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Buyükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur". Bu maddeleregöre, haklı bir sebep olmaksızın başkasınınmalvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse,bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşmebağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren- Borçlar Hukuku Genel Hükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd.,Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler -İstanbul 2013 - Sayfa 201 vd.). Buaçıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır Bunagöre ..... -..... tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir. Açıklanantüm bu nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında kadro karşılığısözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan........’a ........-....... tarihleri arasında yersiz olaraködenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkinidari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın sonundaişlemin iptaline karar veren ......İdare Mahkemesi’ninkararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunanAdli Yargıya ait .......... Hukuk Mahkemesi’nin ........ kararınınkabulü ve bu surette hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayınçoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesisuretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesiyolundaki kararına katılmıyorum.21.10.2019 ÜYE Birol SONER
Full & Egal Universal Law Academy