T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 73
KARAR NO : 2019 / 668
KARAR TR : 21.10.2019
ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, Denizli Bölge Müdürlüğünde kadro karşılığı sözleşmeli TÜİK Uzman yardımcısı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı, idari yargıda davacı) 2006-2009 Şubat tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin; 6.9.2016 gün ve E:2014/334, K:2016/513 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdare Mahkemesinin, 22.4.2010 gün ve E:2009/638, K:2010/329 SAYILI KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi gerektiği hk. K A R A R HükümUyuşmazlığının Giderilmesini İsteyen (İdari yargıda Davacı Adli Yargıda Davalı) : M.Ü.'ı Temsilen Büro Memurları Sendikası Vekili : Av. Y. Ç.Y.,Av.İ.Ç.(İdari yargıda) Karşı Taraf : Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av. S.S. O L A Y : 1-a) Davacı vekilidilekçesinde; müvekkilinin 2006 yılından bu yana,Türkiye İstatistik Kurumu Denizli BölgeMüdürlüğünde kadro karşılığıgösterilmek suretiyle uzman yardımcısı olarak çalıştığını;İdarenin 25.05.2009 tarih B.02.1.TÜİ. 1.06.05.00/869sayılı işlemle müvekkiline, 2006-2009 Şubat tarihleriarasında yersiz olarak ödendiği iddia edilen denetimtazminatları tutarı olan 3.449,74 TL.yi yasal failiyle birlikteödemesini istediğini; mevzuata bakıldığında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 152.maddesinintazminatlar başlıklı 2.fıkrasının özelhizmet tazminatı başlıklı A bendinin h alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları ve bunlarınyardımcılarının özel hizmet tazminatındanyararlanabilecekler arasında sayılmış olduğunu; yine 152. maddenin 2.fıkrasının Denetim Tazminatıbaşlıklı F bendinin b alt bendi incelendiğinde; özelhizmet tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k)sırasında sayılanların denetim tazminatıkapsamında kaldığı, tespit edilen oranları daaşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminatlarınödeneceğinin anlaşıldığını; ayrıca15 Ağustos 2006 tarih 26260 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan 2006/10795 Sayılı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının DiğerHükümler başlıklı 14. maddesinde de, bu Karardahükme bağlanmayan hususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarıncaişlem yapılacağının ifade edildiğini; ayrıca05.05.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.04.2006 tarih 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu kararında özel hizmettazminatını düzenleyen 2 sayılı cetvelin Bbaşlığı altındaki 4.sırada Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanları ve yardımcılarındanbahsedildiğini; 3 sayılı cetvelin, kimlerin denetimtazminatı alacağını düzenleyen E denetimtazminatı bölümünde ise; özel hizmet tazminatınıdüzenleyen 2 sayılı cetvele atıf yapılıp,özel hizmet tazminatı ile denetim tazminatı arasındabağlantı kurularak özel hizmet tazminatınıdüzenleyen II Sayılı Cetvelin (B) Denetim HizmetleriBölümünün 4, 5, 6 ve 7 nci sıralarındasayılanlara gönderme yapıldığını; kabuletmemekle birlikte; bir an için tazminat tutarlarının yersizolarak ödenmiş olduğunu düşündüklerinde dahi,dava açma süresi geçtikten sonra bu tutarların idareceistenmesinin, Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 günlü, 1973/14 sayılı kararıışığında mümkün gözükmediğini;davacıya en son olarak 2009/ Şubat ayında özel hizmettazminatı kalemi içerisinde denetim tazminatı ödendiğini,bu noktada müvekkilinin gerçek dışı beyanı,hilesi bu yönde bir kastı veya bir başka şekilde kusurununbulunmadığını, bordrosunda özel hizmet tazminatıdışında ayrıca denetim tazminatı şeklinde farkedebileceği ayrı bir kalem dahi olmadığını; idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmadığını,personelin iyi niyetli olduğunu, kazanılmış hak ve idariistikrar ilkesi uyarınca kişinin korunması gerektiğini; somutolayda, kamu düzenini ihlal edici boyutta bir durum da bulunmadığını;kanunun açık bir hükmünün ihlali veya idarenin uzunzamanlı uygulaması da birlikte değerlendirildiğinde derhalbasit bir incelemeyle fark edilebilecek bir durum da bulunmadığını;dava açma süresi de geçtikten sonra, müvekkilinden 2006- 2009 Şubat aylarına ilişkin ödenen denetimtazminatlarının faizleriyle geri ödenmesi talebindebulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu;M.Ü.’ın 24.06.2009 tarihinde kendisinden talep edilen birmiktarı ödemek zorunda kaldığını, olaydahiçbir hilesi veya kusuru bulunmayan, aylık sınırlıbelli bir bütçeyle geçinmek durumunda olan personeliçin telafisi güç zararlar oluştuğunu ifadeederek; Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıDenizli Bölge Müdürlüğü’nün 25.05.2009tarih B.02.1.TÜİ. 1.06.05.00/869- sayılı işlemininiptaliyle, kurum tarafından M.Ü.’a verilmeyen denetimtazminatlarının hakediş tarihlerinden itibaren işleyecekyasal faizleriyle birlikte ödenmesi ve anılan işlem nedeniyle M.Ü.’ınkuruma ödemek zorunda kaldığı tutarların ödemetarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte iadesiistemiyle Başbakanlık’a (Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına) karşı 8.7.2009tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. 1-b)DENİZLİ İDARE MAHKEMESİ; 22.4.2010gün ve E:2009/638, K:2010/329 sayı ile,“(…)Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14sayılı kararıyla, idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemeleringeri alınmasının, hatalı ödemenin ilk yapıldığıtarihten başlamak üzere idari dava açma süresiiçinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonrageri alınamayacağı, hususlarıvurgulanmıştır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu Kararının konusu her ne kadar hatalıterfi ve intibaktan doğan ödemelerin geriye alınmasınailişkin ise de; bu karar ile idari işlemlerin geriyealınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuşbulunduğundan, anılan kararın tüm hatalıödemelerin geriye alınmasında da uygulanması gerektiğiaçıktır. Diğer taraftan, 2577 sayılı Yasa'nın40. maddesinin 4. fıkrası gereği, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu’nunkararlarına, Danıştay Daire ve Kurulları ile idarimahkemeler ve idarenin uymak zorunda olduğu kuralabağlanmıştır. Bu durumda, Türkiye İstatistik Kurumu DenizliBölge Müdürlüğü’nde sözleşmeliuzman yardımcısı olarak görev yapan M.Ü.'a denetimtazminatı adı altında Şubat 2006 ila Şubat 2009tarihleri arasında ödenen 3.449,74. -TL’lıkmeblağın geri istenilmesine ilişkin işlemde; Türkiyeİstatistik Kurumu tarafından görüş sorulmasıüzerine Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali KontrolGenel Müdürlüğü’nün 20.04.2009 gün ve5084 sayılı yazısına istinaden tesis edildiğinden vebu sebeple ortada açık hatanın varlığındanbahsedilmesine hukuken olanak bulunmadığından, genel davaaçma süresi olan 60 gün içinde geri istenilmediğianlaşılan ödemelerin bu süre geçtikten sonraistenilmesinde yukarıda aktarılan Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu kararına ve hukukauyarlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacıdan usulsüz olaraktahsil edilen tutarın da davacıya ödenmesi gerektiğiaçıktır. Davacının; denetim tazminatının kesilmesisebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasalfaiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediğinden ve bu şekilde iptali sağlanmadığından,hukuk aleminde var olan bir işlemin icrasından kaynaklanan maddikayıpların tazmin edilmesi yönünde hükümkurulması hukuken mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davanın M.Ü.'danŞubat 2006 ila Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen3.449,74.-TL'nin geri istenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 602sayılı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü işleminin iptaline, M.Ü.'ınödediği tutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemininkabulüne, M.Ü.'dan tahsil edilen tutarın yasal faizi ilebirlikte iadesine; denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine…” kararvermiş; kararın iptal ve kabule ilişkin kısmınınbozulması istemiyle, davalı İdarece temyiz istemindebulunulmuş; Danıştay İkinci Dairesi; 22.5.2014gün ve E:2010/4581, K:2014/4973 sayı ile, temyiz isteminin reddi ileanılan kararın onanmasına karar vermiş; kararındüzeltilmesi istemi de aynı Dairece: 14.10.2014 gün veE:2014/6790, K:2014/7920 sayı ile reddedilmiş ve Mahkeme kararıkesinleşmiştir. 2-a)Davacı Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğünde TUİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadroları karşılık gösterilmeksuretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilen personel M.Ü.’aOcak 2006-2009 Şubat tarihleri arasında 3.449,74 TL denetimtazminatı ödendiğini; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün 20.04.2009 tarihli veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısı ile Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında TUİK Uzmanıve Uzman Yardımcısı Kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E.DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatlarının ilgililerden gerialınması gerektiğinin belirtildiğini; sehven yapılansöz konusu ödemelerin geri alınması gerektiğininBaşkanlık Makamının 29.04.2009 tarihli veB.02.1.TUİ.0.65.05.00-869-355 sayılı oluruyla onaylandığını;yersiz ödenen denetim tazminatı tutarlarının ilgilipersonelden geri alınması için yapılan işlemlersonucu, davalıya yersiz ödendiği tespit edilen “DenetimTazminatı”nın Kamu Zararlarının Tahsilineİlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelikhükümleri gereğince kısmen tahsil edildiğini; (24.06.2009tarihinden başlamak üzere aylık 100.00 TL taksitle toplam1.200,00 TL); bu sırada davalı tarafından kurum aleyhineaçılan dava sonucu, Denizli İdare Mahkemesinin 2009/638 Esas,2010/329 Karar nolu kararı ile 3.449,74 TL denetim tazminatınıngeri istenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 602 sayılıTürkiye İstatistik Kurumu Denizli BölgeMüdürlüğün işleminin iptaline karar verildiğini;İdare Mahkemesi kararı sonucu MuhasebeMüdürlüğü tarafından 07.07.2010 tarih ve20100046885 nolu belge ile davalıya 913,34 TL iade edildiğini; buna göre davalıya yersiz ödenmiş olan denetim tazminatıtutarından kaynaklanan Hazine alacağının tahsiledilmemiş hale geldiğini; Yargıtay İçtihatlarıBirleştirme Büyük Genel Kurulunun 27.01.1973 tarih ve 1972/6Esas , 1973/2 Karar sayılı kararında, idarenin yanlışşart tasarrufunun ancak iptal davası süresi veya kanundaözel bir süre varsa bu süre içerisinde, yahut iptaldavası açılmışsa dava sonuna kadar yürürşekilde alınabileceğini ve bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda geri alma gününe kadarödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulügerekmesi karşısında artık sebepsiz zenginleşmesöz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği belirtilirken,“yolluk ile mutlak butlan halleri”nin bundan hariçtutulmuş olduğunu; dolayısıyla yolluk ile mutlak butlanhallerinde tesis edilen idari işlemlerin geri alınmasındaherhangi bir süre öngörülemeyeceği gibi buişlemlere dayanılarak elde edilmiş olan ve menfaatlerin dekorunamayacağının açıkça ortaya konulduğunu;ayrıca Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 tarih ve 1968/8 Esas , 1973/14 Karar sayılıkararında; idarenin yokluk ve açık hata hallerinde, sürearanmaksızın kanunsuz terfi ve intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin belirtildiğini; nitekimGaziantep İdare Mahkemesinin 19.11.2003 tarih 2003/324 E. 2003/1932 K.Sayılı ilamında; “ İçtihatlarıBirleştirme Kurulu Kararında idarenin, açık hatadurumunda idari işleminin geri alınmasına imkantanındığı göz önünealındığında ise, açık hata kavramındakiaçık nitelemesi, hatalı işlemin hak doğurmaya engelolduğu şeklinde anlaşılmaktadır. Hata kavramı,işlemin unsurlarından birinde ve çoğu kez sebepunsurundaki sakatlığın, işlemin hukukaaçıkça aykırı olmasını ifade etmektedir.Bu haliyle de, işlem hukuka açıkça aykırı iseidare, işlemi hatalı tesis etmiş demektir ve bu işleminsüre koşuluna bağlı olmadan geri alınmasımümkündür.” denilmek suretiyle idarenin açıkhata neticesi yapmış olduğu ödemelerin geri istenilmesindehukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiğiniifade ederek; davanın kabulüne, fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla 3.449,74 TL. hazinealacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle, M.Ü.’a karşı7.8.2014 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. 2-b) DENİZLİ2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 6.9.2016 gün ve E:2014/334, K:2016/513sayı ile, “(…)Dava, davalı kurumçalışanına yapılan yersiz ödemenin tahsilineilişkin Alacak davasıdır. Mahkememizce bu konuda uzman Emekli SayıştayDenetçisinden 24/06/2015 havale tarihli rapor alınmış,alınan rapora göre davalıdan fazla ödeme tutarı olan3.429,20 TL'nin ödenemeyeceği bildirilmiştir. Mahkememizce benzer mahiyetteki dosyalarda farklıbilirkişi raporlarının ve görüşlerininbulunması nedeniyle taraf vekillerinin bilirkişi raporlarınakarşı beyanları nazara alınarak dosya tekrar Emekli SayıştayDenetçisine gönderilmiş, 24/02/2016 tarihli EmekliSayıştay Denetçisinden alınan ikinci rapora göreödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 3.369,18 TL'ninbelirtilen Yargı kararları da nazara alınarak damga vergisihariç davacı tarafından talep edilebileceğigörüşü bildirilmiş, her iki rapor arasında yanibirinci ve ikinci rapor arasında çelişki doğmasınedeniyle mübayeneti gidermek açısından bilirkişikurulundan tarafların itirazları da nazara alınarak 08/06/2016tarihli kurul raporu aldırılmış, alınan raporagöre davalının 3.369,18 TL yersiz denetim tazminatınıkuruma iade etmesi gerektiği, ancak bu miktara dava tarihinden itibarenfaiz uygulanması gerektiği görüşübildirilmiştir. Davalının almış olduğu yersizdenetim tazminatı miktarının son bilirkişi raporundakigörüşünün aksine sebepsiz zenginleşmehükümlerine göre tahsili gerektiğinden 2.bilirkişiraporundaki görüş mahkememizce uygun bulunarakdavalının sebepsiz zenginleştiği tarihten itibaren yasalfaiziyle birlikte alınarak ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle,sebepsiz zenginleşme hükümlerine göreçözümlenmesi gerektiği buna göre bir karar verilmesigerektiği sonucuna ulaşılmıştır. (BK.77 vedevamı mad.) Bu nedenlerle dosyadaki bilirkişi raporları,dosyaya sunulan muhasebe kayıtları ve kurum kayıtlarınazara alınarak davacının davasının kısmenkabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdakihüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıdaaçıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMENKABULÜ ile, İdare tarafından hatalı ödenen 3.369,18TL'nin (damga vergisi hariç) ödeme tarihinden itibaren yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıyaVERİLMESİNE(…)” karar vermiş; davalı M.Ü.’ınvekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerineAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince; 10.10.2018gün ve E:2018/454, K:2018/579 sayı ile, istinaf başvurusunun HMK353/1-b/l maddesi gereğince esastan reddine HMK'nun 362. maddesiuyarınca kesin olarak karar verilmiş ve Mahkeme kararıkesinleşmiştir. 3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: İdari yargıyerinde davacı, Adli yargı yerinde davalı olan M.Ü.’ınvekili, 29.11.2018 havale tarihli dilekçe ile; Denizli İdare Mahkemesinin 22.4.2010 gün ve E:2009/638,K:2010/329 sayılı kararı ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin 6.9.2016 gün ve E:2014/334, K:2016/513 sayılıkararından bahisle; Denizli İdare Mahkemesi’nin kararı kesinleşmişolmasına rağmen, aynı konuya ilişkin Denizli 2. AsliyeHukuk Mahkemesi kararı ile davanın kabulüne karar verilmişolmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Denizliİdare Mahkemesi Kararının esas alınması gerektiğini;dilekçeleri ekinde sundukları Uyuşmazlık MahkemesiBaşkanlığı’nın 2016/542 E. 2018/79 K. sayılıkararında “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı,idari yargıda davacı) 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'ninkararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunanAnkara 2. İdare Mahkemesi kararının kabulü ve bu suretlehüküm uyuşmazlığının giderilmesine kararvermek gerekmiştir.” denilmek suretiyle İdare Mahkemesininkararının kabulüne karar verilmiş olduğunu ifadeederek; Denizli İdare Mahkemesi’nin 2009/638 E. 2010/329 K.Sayılı kesinleşen kararı ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesi 2014/334 E. 2016/513 K. Sayılı kesinleşen kararıarasındaki ortaya çıkan hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, ilgili davadosyalarının aslı Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmiştir. 4-Başkanlıkça2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir. 4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararlar ve dava dosyaları ayrıntılı olarakirdelenip özetlendikten sonra; “ USULE İLİŞKİNİNCELEME: İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 2592sayılı Kanun ile değişik 24'üncü maddesinin birincifıkrasında, " 1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzündenhakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir." hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi, b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c) Her iki kararın da kesinleşmişolması, d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması, Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her ikikararda da davanın esasının hükmebağlandığı anlaşılmıştır. Davacıya Şubat/2006-Şubat/2009 tarihleriarasında 3.449,74-TL tutarındaki denetim tazminatınınyersiz ödendiğinden bahisle hesaplanacak yasal faiziyle birlikteödenmesi gerektiğinin bildirilmesine ilişkin işlemin,yersiz ödendiği belirtilen tutarın yasal faiziyle birlikte geriödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı, idari yargıdaverilen karar ile iptal edilmesine karşılık; adli yargıdadavacı idare tarafından söz konusu idari işleme konu hatalıödenen denetim tazminatı tutarı 3.369,18-TL'nin (damga vergisihariç) ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birliktedavalıdan tahsili ile davacıya verilmesine hükmedildiğianlaşılmakla, anılan kararlar arasındakiçelişki nedeniyle söz konusu denetim tazminatıtutarının ödenmesinin olanaksız hale gelmesikarşısında, anılan adli ve idari yargı kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü gerekmektedir. HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ ESASININ İNCELENMESİ : Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.449,74-TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır Denetim tazminatı ödenmesine dair olanişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlemolup, İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idari işlemingeri alınmasına ilişkin işlemler de icrai nitelikteişlemlerdir. Tümüyle idari nitelikte olan işlemeilişkin uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi gereğidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görevyerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi veeğitim seviyesi gibi hususlar göz önüne alınarak buKanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının(ek gösterge dahil) brüt tutarının bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, ödenecektazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirtilmiş; bunlararasında özel hizmet tazminatı ve denetim tazminatlarına dayer verilmiştir. Anılan Yasa maddesi uyarınca 05/05/2006 günlüve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17/4/2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekliIII sayılı Cetvelin (E) kısmında denetim tazminatınayer verilmiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığınca, kurumlarındauzman ve uzman yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen denetim tazminatlarının geri alınmasıgerektiğinin belirtilmesi üzerine, bu görüşyazısı doğrultusunda TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığı’nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 25/05/2009 gün ve 869 sayılı yazıile davacıya Şubat/2006-Şubat/2009 tarihleri arasındayersiz ödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.449,74-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacaktakip dosyasının dava açılmak üzere ilgili yeregönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 25/05/2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Olayda, davacıya Şubat/2006-Şubat/2009tarihleri arasında mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek denetim tazminatı ödemesininyapıldığı, davacının söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır. Bu bakımdan; parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınıkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup, mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasındaise, kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır. Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlığa konututar, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesindenkaynaklandığından, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararının uygulanması gerektiği açıktır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve busüre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmişolup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınanidari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir. Söz konusu İçtihadı BirleştirmeKurulu kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarının mevzuathükümlerinin yanlış yorumlandığından bahislegeri alınmak istenildiği dikkate alındığında,idarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından, davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyolunda verilen kararın hukuka uygun olduğu kanısınavarılmıştır. Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargımerciilerince verilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26/02/2018 gün ve E:2016/542, K:2018/79sayılı karar da bu yöndedir. SONUÇ: 1-Denizli İdare Mahkemesinin 22/04/2010 gün veE:2009/638, K:2010/329 sayılı kararı ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin 06/09/2016 gün ve E:2014/334, K:2016/513 sayılıkararı arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna; 2-Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/09/2016 günve E:2014/334, K:2016/513 sayılı kararınınkaldırılmasına; 3-Denizli İdare Mahkemesinin 22/04/2010 gün veE:2009/638, K:2010/329 sayılı kararının kabulüne; Bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı…” yolunda düşünce vermiştir. 4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararların özetine yer verdikten sonra; “MEVZUATYÖNÜNDEN İNCELEME: İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 2592sayılı Kanun ile değişik 24. maddesinin birincifıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargı mercileritarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir.”hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adlive idari yargı mercileri tarafından verilmesi, b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c- Her iki kararın da kesinleşmişolması, d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması, Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en azbirinin aynı olduğu kararların bulunduğu ve tümkararlarda da davanın esasının hükmebağlandığı ve yasa yollarınıntüketildiği anlaşılmıştır. Hüküm uyuşmazlığına konuDenizli İdare Mahkemesi kararında, davacıya Şubat2006-Şubat 2009 tarihleri arasında yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarı olan 3.449,74 TL'nin yasal faiziylebirlikte geri ödenmesi gerektiğini belirten 25/05/2009 tarih ve 869sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı iptal edilmesine karşın, Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi kararında, söz konusu denetimtazminatının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğianlaşılmakla, iki karar arasında oluşan çelişkinedeni ile hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği,bu duruma göre, söz konusu adli ve idari yargı kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğukabul edilmelidir. Denetim tazminatının ödenmesine ilişkinişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir. Hüküm uyuşmazlığıoluştuğu anlaşılan adli ve idari yargıkararlarına bakıldığında, TÜİK'te uzmanyardımcısı olarak çalışan M.Ü.'aŞubat 2006-Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının yersiz ödendiği konusunda ihtilafbulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idarenin zararauğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/ll. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlankapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir. Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve05/05/2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde;ekli cetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağı hususununBakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasından, TÜİK Başkanlığınca,kurumlarında uzman ve uzman yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek şartıylasözleşmeli olarak istihdam edilen personele denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafındanverilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılı görüşyazısında denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılıTÜİK Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren ödenen denetim tazminatlarının geri alınmasıgerektiğinin belirtilmesi üzerine, TÜİK'te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altında,ödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 tarihli ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 25/05/2009 tarihli ve 869 sayılı yazıile davacıya Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleri arasındayersiz ödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğinin bildirilmesiyolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir. Olayda, davacıya Şubat 2006-Şubat 2009tarihleri arasında mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek denetim tazminatı ödemesininyapıldığı, davacının söz konusuödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçekdışı beyanı olmadığından, yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır. SONUÇ: 1) Denizli İdare Mahkemesinin 22/04/2010 tarihli veE.2009/638, K.2010/329 sayılı kararı ile Denizli 2. Asliye HukukMahkemesinin 06/09/2016 tarihli ve E.2014/334, K.2016/513 sayılıkararı arasında hükümuyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne, 2) Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/09/2016 tarihlive E.2014/334, K.2016/513 sayılı kararınınkaldırılmasına; 3) Denizli İdare Mahkemesinin 22/04/2010 tarihli veE.2009/638, K.2010/329 sayılı kararının benimsenmesine, Kararverilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesinin mümkün olduğu …” yolundadüşünce vermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesinin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında,Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER,Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'unkatılımlarıyla yapılan 20.5.2019 günlütoplantısında: I-İLKİNCELEME: 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un“Mahkemenin görevi” başlığınıtaşıyan 1. maddesinde, “UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapanbağımsız bir yüksek mahkemedir.(…) ”denilmiş; 24. maddesinde ise, 1 nci maddede gösterilen yargımercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesinolarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adlive idari yargı mercileri tarafından verilmesi, b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c) Her iki kararın da kesinleşmişolması, d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır. Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idariyargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortadaidari (Denizli İdare Mahkemesinin22/04/2010 gün ve E.2009/638, K.2010/329) ve adli (Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin06/09/2016 gün ve E.2014/334, K.2016/513)yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlarbulunduğu; davanın taraflarının aynı olduğu anlaşılmıştır. Konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığının incelenmesinden: Uyuşmazlık, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı, Denizli BölgeMüdürlüğünde Uzman yardımcısı olarakgörev yapan davacıya 2006-2009 Şubat tarihleri arasındaödenen 3.449,74TL denetim tazminatının yersiz ödendiğiiddiası ile geri istenilmesi ilişkin Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü’nün 25.05.2009 tarihB.02.1.TÜİ. 1.06.05.00/869 sayılı işlemi ile başlamıştır. M.Ü.’ın vekilince, Kurum işleminin iptaliyle, kurum tarafından M.Ü.’averilmeyen denetim tazminatlarının hak ediş tarihlerindenitibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesi ve işlemnedeniyle ödenmek zorunda kalınan tutarların iadesi istemiyle idari yargıda dava açılırken,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince, ödenendenetim tazminatı kısmen tahsil edilmiş olsa da; 3.449,74 TL. hazine alacağının ödemetarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı M.Ü.’dan tahsiline karar verilmesi istemiyle adliyargıda dava açıldığı görülmektedir. Dava sebebi; talep sonucunu haklıgöstermeye yarayan maddi vakıalar iken dava konusu; netice-italeptir. Olayımızda her iki davanın sebebi Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında çalışanM.Ü.’a 2006-2009 Şubat tarihleri arasında ödenendenetim tazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır. Dava konusuna gelince; idari yargıdadavanın konusu; denetim tazminatının geri ödenmesineilişkin idari işlemin hukuka aykırı olduğundan bahisleiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemelerin iadesi olarak belirlenirken, adli yargıda da haksızyapıldığı iddiası ile yapılan ödemeninidareye geri ödenmesine ilişkin olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasındadava konuları da aynıdır. Kararlardan işin esasının hükmebağlanmasının incelenmesinden; M.Ü.’ın vekilitarafından idari yargıda açılan dava sonunda;davacıya denetim tazminatı adıaltında ödenen meblağın geri istenilmesine ilişkinişlemde, ortada açık hatanınvarlığından bahsedilmesine hukuken olanakbulunmadığından, genel dava açma süresi olan 60gün içinde geri istenilmediği anlaşılanödemelerin bu süre geçtikten sonra istenilmesindeDanıştay İçtihatları Birleştirme Kurulukararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı,dolayısıyla davacıdan usulsüz olarak tahsil edilentutarın da davacıya ödenmesi gerektiği; denetimtazminatının kesilmesi sebebiyle yoksun kaldığıparasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesiisteminin ise; denetim tazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediğinden ve bu şekilde iptalisağlanmadığından, hukuk aleminde var olan bir işleminicrasından kaynaklanan maddi kayıpların tazmin edilmesiyönünde hüküm kurulmasının hukukenmümkün olmadığı gerekçesiyle; davanındavacıdan, ödenen meblağın geri istenilmesineilişkin işleminin iptaline, davacınınödediği tutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemininkabulüne, davacıdan tahsil edilen tutarın yasal faizi ilebirlikte iadesine; denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine kararverildiği; Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekili tarafındanadli yargıda açılan dava sonunda; bilirkişiraporları da dikkate alınarak; davalınınsebepsiz zenginleştiği tarihten itibaren yasal faiziyle birliktealınarak ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle, sebepsizzenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesive buna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, BorçlarKanunun 77 ve devamı maddeleri uyarınca, bilirkişiraporları, dosyaya sunulan muhasebe kayıtları ve kurumkayıtları nazara alınarak davacınındavasının kısmen kabulüne karar verildiği vekararların kesinleştiği anlaşılmaktadır.Bu durumda her iki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır. Hükümuyuşmazlığının kabul edilebilmesi içinöngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunmasıdır. İdari yargıda yapılanyargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilirken, adliyargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenenalacağın tahsiline karar verilmiştir. İdari yargıyerinde yasaya uygun bulunan idari işlemin adli yargıda yasaldayanaktan yoksun olduğuna karar verilerek kararlar arasındakihakkın yerine getirilmesi olanaksız hale getirilmiştir Bu durumda, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde açıklandığıüzere; tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan vekesinleşmiş kararlar arasında hüküm uyuşmazlığıdoğmuş ve kararlar arasında çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğiaçıktır. Belirtilen nedenlerle; 1-Denizli İdareMahkemesi ile Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğu, 2- 2247 sayılı Yasanın 25.maddesi hükümleri uyarınca a) İdari Yargılama UsulüYasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içinde cevapverilmek üzere Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanması, b) Usulü işlemlertamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonraBaşkanlıkça belirlenecek günde işin esasınıngörüşülmesi gerektiğine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR. Bununüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından yasal süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde;Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kabulüne,Denizli İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. II-ESASIN İNCELENMESİ: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 21.10.2019günlü toplantısında: Başvuru dilekçesi ve ekleri,uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin davadosyaları, ilgili Başsavcıların düşünceyazıları, dayanılan Yasa kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’IN yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıDenizli Bölge Müdürlüğü'nde sözleşmeli TÜİK uzmanyardımcısı olarak görev yapan M.Ü.’a, Ocak2006-2009 Şubat tarihleri arasında mevzuataaykırı olarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.449,74.-TL denetim tazminatının geri istenilmesineilişkindir. Dosyanınincelenmesinden; davacının Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığıDenizli Bölge Müdürlüğü'nde TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcısı kadrosunda, TÜİK uzmanyardımcısı olarak kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine Ocak 2006-2009Şubat tarihleri arasında toplam 3.449,74TL denetim tazminatı ödendiği; MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Müdürlüğü’nün20.04.2009 gün ve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılıyazısında, TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeliolarak istihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılıcetvelin “E. Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü'nün 25.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.06.05.00-869-602 sayılı yazısıile TÜİK Uzman Yardımcısı M.Ü.’dan 2006-2009Şubat tarihleri arasında kendisine yersizödenen denetim tazminatlarının toplamı olan 3.449,74TL tutarında Hazine borcu bulunduğu, 19.10.2006tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren “Kamu ZararlarınınTahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7 günlükitiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacak yasal faizi ilebirlikte bir ay içerisinde Başbakanlık Merkez SaymanlıkMüdürlüğü’ne ödenmesi aksi takdirde genelhükümler çerçevesinde işlemyapılacağının bildirildiği; bu işlemin ilgiliye 25.05.2009tarihinde tebliğ edildiği; adı geçenin 27.5.2009 tarihlidilekçe ile yaptığı itirazın Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 29.5.2009gün ve …/869-640 sayılı yazısı ilereddedildiği anlaşılmıştır. M.Ü.’un vekili tarafından, müvekkilinedenetim tazminatlarının yersiz ödendiğinden bahislehesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine dair25.05.2009 tarih ve 602 sayılı davalı idare işlemininiptali ile müvekkiline verilmeyen denetim tazminatlarınınhakediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikteödenmesi ve aynı şahıs tarafından geri ödemekzorunda kalınan tutarların ödeme tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle Başbakanlık/Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınakarşı idari yargı yerinde dava açılmış; Denizliİdare Mahkemesince, 22.4.2010 gün ve E:2009/638, K:2010/329 sayıile, davacıya denetim tazminatı adı altında ödenenmeblağın geri istenilmesine ilişkin işlemde, ortadaaçık hatanın varlığından bahsedilmesine hukukenolanak bulunmadığından, genel dava açma süresi olan60 gün içinde geri istenilmediği anlaşılanödemelerin bu süre geçtikten sonra istenilmesindeDanıştay İçtihatları Birleştirme Kurulukararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı,dolayısıyla davacıdan usulsüz olarak tahsil edilentutarın da davacıya ödenmesi gerektiği; denetimtazminatının kesilmesi sebebiyle yoksun kaldığıparasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesiisteminin ise; denetim tazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediğinden ve bu şekilde iptalisağlanmadığından, hukuk aleminde var olan bir işleminicrasından kaynaklanan maddi kayıpların tazmin edilmesiyönünde hüküm kurulmasının hukukenmümkün olmadığı gerekçesiyle; davanındavacıdan, ödenen meblağın geri istenilmesineilişkin işleminin iptaline, davacınınödediği tutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemininkabulüne, davacıdan tahsil edilen tutarın yasal faizi ilebirlikte iadesine; denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine karar verilmiş; kararıniptal ve kabule ilişkin kısmının bozulması istemiyle,davalı İdarece temyiz isteminde bulunulmuş; Danıştay İkinci Dairesince; 22.5.2014 gün ve E:2010/4581,K:2014/4973 sayı ile, temyiz isteminin reddi ile anılan kararınonanmasına karar verilmiş; kararın düzeltilmesi istemi deaynı Dairece; 14.10.2014 gün ve E:2014/6790, K:2014/7920sayı ile reddedilmiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Diğer taraftan, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından, Kurumlarındauzman kadrosunda sözleşmeli personel olarak görev yapandavalı M.Ü.’a karşıOcak/2006-Şubat/2009 tarihleri arasında yersiz ödendiğitespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.449,74-TL’ninödemenin yapıldığı tarihten itibaren işletilecekyasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargıdadava açılmış; Denizli 2.AsliyeHukuk Mahkemesince; 6.9.2016 gün ve E:2014/334, K:2016/513 sayıile, mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesisonucu düzenlenen rapora göre, yapılan hesaplama sonucu, yersizödendiği ileri sürülen denetim tazminatıtutarının 3.449,74-TL değil 3.369,18-TL olduğunun tespitedildiği ve bu tutarın da davalı tarafından davacıkuruma iade edilmesi gerektiği, anılan tazminatın sebepsizzenginleşme hükümlerine göre tahsilinin icap ettiğigerekçesiyle davacının davasının kısmenkabulü ile davacı idare tarafından hatalı ödenen3.369,18-TL'nin (damga vergisi hariç) ödeme tarihinden itibarenyasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesinehükmedilmiş; davalı M.Ü.’ınvekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerineAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince; 10.10.2018gün ve E:2018/454, K:2018/579 sayı ile, istinaf başvurusunun HMK353/1-b/l maddesi gereğince esastan reddine HMK'nun 362. maddesiuyarınca kesin olarak karar verilmiş ve Mahkeme kararıkesinleşmiştir. M.Ü.’adenetim tazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin,idarece 5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerektahsil yoluna gidilmesi üzerine adli ve idari yargıda davalaraçılmıştır. Denetim tazminatınınödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyletesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte birişlem olduğunda kuşku bulunmadığı gibi, sözkonusu idari işlemin geri alınması da idari niteliktedir.İdari nitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın 155.Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiği kuşkusuzdur. Bu durumdaöncelikle uyuşmazlığa konu denetim tazminatının M.Ü.’aödenip ödenmeyeceği hususunda bir değerlendirmeyapılması gerekli olduğundan, bu konudaki yasaldüzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 10.11.2005tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu, 18.11.2005tarih 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir. Bu suretleçalıştırılacakların sözleşmeusûl ve esasları ile ücret miktarı ve herçeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. Başkanlıkmerkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan (kadro karşılığıçalışan sözleşmeli personel dâhil) memurlara10.10.1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alanfazla çalışma ücreti aynı esas ve usûlleregöre ödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır. AnayasaMahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503 sayılıKanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yeniden düzenlenmiştir. Yenidendüzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlükten kaldırılmış;yargılama sürecinde anılan madde “(Mülgabirinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.) (İptalikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihli ve E.:2005/143,K.:2005/99 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme:17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1md.) Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl veesasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. (Mülga son fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)” şeklinde iken; 2.7.2018 tarihli, 703sayılı KHK’nin 99.maddesiyle yürürlüktenkaldırılmıştır. 5429 sayılı Kanunuyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulanDevlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının"Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli Isayılı Cetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birincifıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılıCetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış; 10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri ve diğerödemeleri ile özlük işleri düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca (703sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “BakanlarKurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklindedeğiştirilmiştir.)belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecektazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlararasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir. Yukarıdaaçıklanan yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146. maddesininbirinci fıkrası uyarınca sözleşmeli ve geçicipersonel hakkında özel kanunlardaki hükümlerinuygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadar davacıyaödenen denetim tazminatının dayanağının 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı olduğu, söz konusukararın ise 657 sayılı Kanunun 152. Maddesine göre“Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan M.Ü.’aödenmesinin mümkün olmadığı, M.Ü.’ın5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır. Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında da,Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak çalışan M.Ü.’a Ocak2006- Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının yersiz ödendiği konusunda ihtilafbulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idarenin zararauğradığı ve haksız ödeme yapıldığıkabul edilmekle birlikte, uyuşmazlığın hem adli hem idariyargıda farklı şekillerde çözümlenmişolması hüküm uyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktadaTürkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli TÜİKUzman Yardımcısı olarak görev yapan M.Ü.’ayapılan fazla ödemelerin geri alımında uygulanacakmevzuatın tespiti gerekmektedir. 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt,kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zararauğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafındanrayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Budüzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumluluklarıile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir. Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur. “Öteyandan, benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadıBirleştirme kararına da değinmekte yarargörülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen: “ 1-Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemişolmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu(özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriyeyürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine, 4-Bu nedenleyanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadarödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulügerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşmesöz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine veiçtihadların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararıuzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine,bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil vehukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarakyanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde gerialmak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süregeçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hükümifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusuilerisi için değiştirilebileceği, tarzında birsonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idareyanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlarartık kazanılmış durum niteliğindeolacağından, yanlış işleme dayanılarakyapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu da ilerisürülemeyecek ve geri istenmesi mümkünolmayacaktır…” Bu konudauygulanması düşünülebilecek diğer birdüzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamuzararı” başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişikbirinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır. Kamu zararınınbelirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, işveya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindekigiderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veyahizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınmasıveya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10md.) g) Mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir. Alınmamışpara, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamışhizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişikson fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır. (2/7/2018 tarihli ve 703sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 213 üncümaddesiyle bu fıkrada yer alan “MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak” ibaresi“Cumhurbaşkanı tarafındançıkarılan” şeklindedeğiştirilmiştir.) 5018sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesindeöncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir. Belirtileniçtihatlar ve yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. M.Ü.’a Ocak 2006-Şubat 2009 tarihleri arasında yukarıda açıklananmevzuat hükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmişise de; söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs2009 tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun7. maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılan M.Ü.’ınödemelerin yapılması konusunda gerçek dışıbeyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyle M.Ü.’ınkolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur da sözkonusu edilemeyeceğinden, 2006-2009 Şubat tarihleri arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir. Açıklanan nedenlerle,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı DenizliBölge Müdürlüğünde kadro karşılığısözleşmeli TÜİK Uzman yardımcısı olarakgörev yapan M.Ü.’a Ocak 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygunolmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne kararveren Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin; 6.9.2016 gün veE:2014/334, K:2016/513 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdareMahkemesinin, 22.4.2010 gün ve E:2009/638, K:2010/329 sayılı kararınınkabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar vermekgerekmiştir. S O N U Ç : Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğünde kadro karşılığısözleşmeli TÜİK Uzman yardımcısı olarakgörev yapan M.Ü.’a Ocak 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygunolmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar verenDenizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin; 6.9.2016 gün ve E:2014/334,K:2016/513 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygunbulunan Denizli İdare Mahkemesinin, 22.4.2010 gün ve E:2009/638,K:2010/329 SAYILI KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 21.10.2019gününde Üye Birol SONER'in KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan ............’e,....... - ........ tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen ........ TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir. Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konudaverdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve busüre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmişolup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14). Dahaönce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermişolduğu kararında; "Burada çözüme bağlanansorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şan tasarrufunsonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha öncebu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olanfazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göremümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişiningerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şarttasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptaldavası süresi içinde geriye yürür şekilde gerialabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlıştasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhilolmak üzere, hukuken kazanılmış durum olaraktanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının,idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanmasıhalinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zamanyararlanamaması ve memurların yapmış olduklarıbütün hatalı ödemelerin idare tarafından gereködeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapangörevlilerden geri alınamaması gibi bir sonuç doğururki, idareyi işlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olanböyle bir sonucun hukukça savunulması mümkündeğildir. Bu nedenle içtihadı birleştirmekararının kapsamı dışında kalan ve herhangi birşart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafındanBorçlar hukukunun haksız iktisap kurallarına dayanılarakgeri istenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyledirenme hükmünün bozulmasına karar vermiştir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E, 1984/997Karar sayı ilamı). Yine benzerkonuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında;"Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şart tasarrufunadayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır. TBK. m. 77/1'e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir. Sebepsizzenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahutvarlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayanşeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluylagerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhinezenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır. Borçolmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır. HGK' nun 05.12.1984tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararı ileherhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin idaretarafından BK'nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göregeri istenebileceği açıklanmıştır. ........İdare Mahkemesinin ............. tarihli ve.......... esas,...........sayılı kararı ile idare işlemi ödeme tarihindenitibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonraistenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıdayazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan davakonusu ödeme için sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna görehüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğrugörülmemiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesikararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih,Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568). Sebepsizzenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir. Uyuşmazlığınortaya çıktığı tarihte yürürlükteolan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre; "Madde61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına maliktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veyatahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuşolan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır". Bu maddeninkarşılığı olarak düzenlenmiş 6098sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre; "Madde77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasınınmalvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Buyükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur". Bu maddeleregöre, haklı bir sebep olmaksızın başkasınınmalvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse,bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşmebağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren- Borçlar Hukuku Genel Hükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd.,Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler -İstanbul 2013 - Sayfa 201 vd.). Buaçıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır Buna göre..... -..... tarihleri arasında, yukarıda açıklananmevzuat hükümlerinin aksine denetim tazminatının hataenödendiği konusunda tereddüt bulunmadığından,ödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olduğu görülmektedir. Açıklanantüm bu nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında kadro karşılığısözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan........’a ........-....... tarihleri arasında yersiz olaraködenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkinidari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren ......İdare Mahkemesi’ninkararının kaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunanAdli Yargıya ait .......... Hukuk Mahkemesi’nin ........kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idariyargı kararının benimsenmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum.21.10.2019 ÜYE Birol SONER
Full & Egal Universal Law Academy