T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/472
KARAR NO : 2019/577
KARAR TR: 30.09.2019
ÖZET : Yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/07/2010 tarihli ve E.2009/1575, K.2010/1509 sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 tarihli ve E.2015/3383, K.2017/651 sayılı kararının KABULÜ ve bu suretle-HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı): B.U.
Vekili : Av. S.A.
Karşı Taraf :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Adli Yargıda
Vekili : Av. M.Ç.A.
O L AY :1-DavacıB.U.vekilidilekçesinde;müvekkilinin26/01/2006 tarihinden bu yana T.C. Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında TÜİK UzmanYardımcısı kadrosu karşılığısözleşmeli olarak görev yaptığını,davalı İdare tarafından TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiylesözleşmeli olarak istihdam edilen personele 17/04/2006 gün ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'na ekli IIIsayılı Cetvel'de düzenlenen "denetim tazminatınınödenip ödenmeyeceği, ödenmeyecek ise 10/11/2005 gün ve5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nunyürürlüğe girdiği tarihten (18/11/2005'ten) itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden tahsil edilipedilemeyeceği hususunda Maliye Bakanlığı'ndangörüş istendiğini, Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Müdürlüğü'nün20/04/2009 gün ve 0.20-262 sayılı yazısında,“Kurumunuzda TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiylesözleşmeli olarak istihdam edilen personele sadece 10107/2006 tarihlive 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'ndaöngörülen ödemeler ile 06/02/1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda öngörülen'özel hizmet tazminatının ödenmesi gerekmekte olup, 657 sayılıKanunun 152'nci maddesinde özel hizmet tazminatından farklı birtazminat olarak düzenlenen "denetim tazminatının kadrokarşılığı sözleşmeli personele deödeneceğine dair gerek 97/9021 sayılı Bakanlar KuruluKararı'nda, gerekse diğer mevzuatta herhangi bir düzenleme yeralmadığından, söz konusu personele denetimtazminatının ödenmesi mümkün bulunmamaktadır(...) Yukarıda yer alan hükümler, yargı kararları veyapılan açıklamalar çerçevesinde TÜİKUzmanı ve Uzman Yardımcılarına 5429 sayılıkanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren denetimtazminatının ödenmesi işleminin açık hata niteliğindeolduğu ve ilgililerden geri alınması gerektiğideğerlendirilmektedir." şeklinde görüşbildirildiğini; TÜİK Başkanlık Makamı'nın29/04/2009 günlü olurunda, Kurum'da uzman ve uzmanyardımcısı kadrosu karşılık gösterilmeksuretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilen personele denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve ödenen denetim tazminatınınilgililerden geri alınması gerektiği ifade edilerek buçerçevede hazineye borçlu olduğu gerekçesiyledavacı hakkında tesis edilen 11/05/2009 tarih ve 433 sayılıdava konusu işlemle 26/01/2006 ve 14/01/2009 tarihleri arasındaödenen toplam 3.214,53 TL’nın Kamu ZararlarınınTahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmeliğin 7'nci maddesi uyarınca (1) ay içinde MerkezSaymanlık Müdürlüğü'ne faiziyle iadesi, aksidurumda dosyanın genel hükümlere göre takibat yapılmakve dava açılmak üzere Maliye BakanlığıBaşhukuk Müşavirliği'ne gönderileceğininbildirildiğini; davacının davalı İdarenin işbuyazısını 12/05/2009 tarihinde tebellüğ ettiğini;dava konusu işleme karşı davacı tarafından 21/05/2009tarihli dilekçeyle itirazda bulunulduğu itiraz başvurusunun01/06/2009 tarih ve 755 sayılı işlemle reddedildiğini,Denetim tazminatı olarak fazla ödendiği belirtilenmeblağın davacıdan faiziyle talep edilmesinin açıkçahukuka aykırı olduğu kanaâtinintaşındığını ciddi hak mağduriyetlerinesebebiyet verilmesinin önüne geçilmesini teminenyürütmenin durdurulması talepli olarak söz konusu idariişlemin iptali için Mahkemeye başvurulduğunu; Mer'iMevzuata Göre TÜİK Uzman Yardımcısı KadrosuKarşılığı Sözleşmeli olarakçalışan davacıya Denetim Tazminatı Ödenmesigerektiğini; bu İtibarla dava konusu işlemin sebepyönünden hukuka aykırı olduğunu;
Bir an için aksi kabul edilse dahi dava konusu işlemle"idari dava süresi geçirildikten sonra"geçmişe dönük olarak faiziyle para iadesi talepedilmesinin mümkün olmadığı; bu itibarla dava konusuişlemin konu yönünden de hukuka aykırı olduğunu;Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun22/12/1973 gün ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılı kararında,evvelce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış bir terfiveya intibak işleminin tespitinden sonra idarece geri alınmasısonucu fazla ödenmiş bulunan aylık ve ücret farklarının(dava konusu işlemde denetim tazminatının) kararda belirtilenistisnalar dışında ancak ilk kanunsuz ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere idariyargıda dava açma süresi olan 60 gün içinde gerialınabileceğinin hükme bağlanacağı; davaya konuişlemle geçmişe dönük olarak faiz tahakkukettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu; faiz tahakkukunun neşekilde yapılması gerektiğinin, MaliyeBakanlığı Muhasebat GenelMüdürlüğü'nün 16 sıra numaralı GenelTebliği'nin (C) bölümünde düzenlendiğini; bunagöre kişi borçlarına alınarak takip ve tahsiligereken alacaklarda, idarenin geri isteme iradesinin borçluyaulaştığı tarih uyarınca faizuygulanacağını; bu çerçevede faizhesabının geçmişe dönük olarak değil,davaya konu işlemin tebliğinden itibaren yapılmasıgerektiğinden dava konusu işlemin bu yönüyle de hukukaaykırı olduğunu ileri sürerek, davalarınınkabulü ile TÜİK Başkanlığı'nın26/01/2006 ve 14/01/2009 tarihleri arasında ödenen "denetimtazminatı"nın geriye dönük olarak faiziyle tahsiledilmesine dair 11/05/2009 tarih ve 433 sayılı işlemininiptaline, yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesinekarar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınakarşı dava açmıştır.
Ankara 3. İdare Mahkemesi: 12.2.2010 tarih ve E:2009/803,K:2010/261 sayı ile, davacıya denetim tazminatı ödenmemesi gerektiğihalde 14.01.2009 tarihleri arasındaki dönemde ödenen denetimtazminatlarının adına borç çıkartılarakiade edilmesi gerektiğini, aksi halde alacak davasıaçılarak genel hükümlere göre tahsil edilmesiiçin takip dosyasının ilgili birimlere gönderileceğineilişkin Türkiye istatistik KurumuBaşkanlığı'nın 11.05.2009 tarihli işleminekarşı yapılan itirazın reddine ilişkin 01.06.2009tarihli işlemin, söz konusu denetim tazminatınınrızaen ödenmesinin sağlanmasına yönelik bir bildirimişlemi niteliğinde olduğu, rızaen ödenmemesi halindehükmen tahsili yoluna gidileceği, kesin olmayan işlemekarşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin dekesin işlem olarak değerlendirilmeyeceği dikkatealındığında, bu haliyle davacının hukukidurumunda bir değişiklik yapmadığı gibi idari davayakonu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idariişlem niteliği taşımadığı sonucunavarıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 15. maddesinin l/b bendiuyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karardavacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Danıştay İkinci Daire: 13.6.2011 gün veE:2011/1891, K:2011/2478 sayı ile, uyuşmazlığa konu fazlaödemenin de söz konusu içtihat gereğince herhangi biryargı kararına gerek kalmaksızın davacıdan istenilmesimümkün olduğundan, bu meblağın davacıdan geriistenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesinve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucunavarılmış olup, İdare Mahkemesinin işin esasınagirerek bir karar vermesi gerekirken, söz konusu işlemin iptaliisteminin incelenmeksizin reddetmesinde hukuki isabetbulunmadığı gerekçesiyle, davacının temyizisteminin kabulüyle, mahkeme kararının 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/c fıkrasıuyarınca bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzeredosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine kararvermiş, bu karara karşı davalı idare tarafından karardüzeltme isteminde bulunulmuştur.
Danıştay İkinci Daire: 20.12.2011 gün veE:2011/11459, K:2011/7033 sayı ile, Danıştay dava daireleri ileİdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilenkararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmelerini gerektirennedenler 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.maddesinin 1. fıkrasında gösterilmiş; aynı maddenin 2.fıkrasında ise, anılan daire ve kurulların kararındüzeltilmesi isteminde ileri sürülen nedenlerle bağlıoldukları belirtilmiş bulunduğu gerekçesiyle,dilekçede ileri sürülen düzeltme nedenlerinin anılanmaddede sayılan nedenlere uymadığından düzeltmeisteminin reddine karar vermiştir.
Ankara 3. İdare Mahkemesi: 30.5.2012 gün veE:2012/102, K:2012/773 sayı ile, bozma kararına uyulmayarak,Mahkemelerinin 12.2.2010 günlü E:2009/803, K:2010/261sayılı kararında ısrar edilerek dava konusu işlemin2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-bmaddesi uyarınca incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karardavacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu: 21.2.2013gün ve E:2012/2656, K:2013/576 sayı ile,uyuşmazlığın konusunun belli bir parayıiçermesi ve bu miktarın tek hakim tarafından kararabağlanacak uyuşmazlıklar kapsamında bulunmasınedeniyle, davanın idare mahkemesi hakimlerinden biri tarafındançözümlenmesi gerekirken, Mahkeme heyetincepözümlenmesinde usul hükümlerine uyarlıkgörülmediği; zira davaların heyet veya tek hakimtarafından çözümlenmesi kuralının ihlalihalinde, bu kararlara karşı kanun yolunun değişmesi sonucuortaya çıkacağından, mahkemelerce bu kuralauyulmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle,davacının temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararınınbozulmasına karar vermiştir.
Ankara 3. İdare Mahkemesi: 31.1.2014 gün ve E:2014/11,K:2014/101 sayı ile, davacıya denetim tazminatı ödenmemesigerektiği halde 26.1.2006-14.01.2009 tarihleri arasındakidönemde ödenen denetim tazminatlarının adınaborç çıkartılarak iade edilmesi gerektiği, aksihalde alacak davası açılarak genel hükümlere göretahsil edilmesi için takip dosyasının ilgili birimleregönderileceğine ilişkin Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı'nın 11.05.2009 tarihli işleminekarşı yapılan itirazın reddine ilişkin 01.06.2009tarihli işlemin, söz konusu denetim tazminatınınrızaen ödenmesinin sağlanmasına yönelik bir bildirimişlemi niteliğinde olduğu, doğrudan davacınınmaaş hesabından yapılan bir kesintininbulunmadığı, rızaen ödenmemesi halinde Yasa veYönetmelik hükümleri uyarınca hükmen tahsili yolunagidileceğinin belirtildiği, kesin olmayan işleme karşıyapılan itirazın reddine ilişkin işlemin de kesinişlem olarak değerlendirilmeyeceği dikkatealındığında, bu haliyle davacının hukukidurumunda bir değişiklik yapmadığı gibi idari davayakonu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idariişlem niteliği taşımadığı sonucunaulaşılan anılan işlemlere yönelik davanınesasının incelemesi olanağı bulunmadığıgerekçesiyle, dava konusu işlemin 2577 sayılı idariYargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarıncaincelenmeksizin reddine karar vermiş, karara karşı davacıvekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Kurul: 29.4.2015gün ve E:2015/704, K:2015/3038 sayı ile, Kamu görevlilerininparasal hakları ile ilgili uyuşmazlıklardan kaynaklanandavaların İdari Yargı'nın görev alanınagirdiği, dava konusu uyuşmazlığınçözümünün de öncelikle davacıyaödenen denetim tazminatının yersiz olarak ödenipödenmediğinin tespitine bağlı bulunduğu, davacıyahaksız olarak ödendiği ileri sürülen denetimtazminatı tutarının adına borççıkartılarak geri alınmasına ilişkin davakonusu işlemin de söz konusu alacağın tahsilinisağlamaya yönelik işlemler zincirinin bir halkası olarakişlemin sonraki halkasını oluşturacak işleme dayanakalınarak hukuki sonuç doğuracağı açıkolduğundan dava konusu işlemin iptal davasına konu edilebilecekkesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğu sonucunavarıldığının; bu kapsamda; uyuşmazlığa5018 sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorum,tümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi gereken biruyuşmazlığın, adli yargı yerindeçözümleneceğinin kabulü anlamına geldiği,bu anlama gelen bir yorumun, Anayasanın 155. maddesi ile kurulan"idari rejim" sistemi ile de bağdaşmayacağı; bunagöre; uyuşmazlığa konu fazla ödemenin de sözkonusu İçtihat gereğince herhangi bir yargı kararınagerek kalmaksızın davacıdan istenilmesi mümkünolduğundan, bu meblağın davacıdan geri istenilmesi yolundatesis edilen dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin veyürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucunavarılmış olup, İdare Mahkemesince işin esasınagirilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın incelenmeksizinreddedilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle,davacının itirazının kabulü ile mahkeme kararınbozulmasına; 2577 sayılı Yasanın 45/4. maddesiuyarınca yeniden karar verilmek üzere dava dosyasınınMahkemesine iadesine karar vermiş, bu karara karşı davalıidare tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Kurul: 12.11.2015gün ve E:2015/9796, K:2015/6682 sayı ile, Bölge idaremahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltmeyoluyla yeniden incelenebilmeleri, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun 54.maddesinde yazılısebeplerden birinin varlığı halinde mümkün olup,kararın düzeltilmesi istemi bu maddede sayılan sebeplerdenhiçbirine uymadığından, yerinde bulunmayan isteminreddine karar vermiştir.
ANKARA 3. İDARE MAHKEMESİ: 30.1.2017 günve E:2015/3383, K:2017/651 sayı ile, Kamu görevlilerine dahaönce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazlaödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanun'unuygulanmasının mümkün olmadığı sonucunavarılmakla, bu tür uyuşmazlıklarınçözümünde anılan Kanun öncesi hukuki durumundeğişmediği ortaya çıktığı; kamugörevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin gerialımında, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğindeduraksama bulunmadığı; Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararında ise;idarenin, hatalı işlemine dayanarak ödediğimeblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzumolmadan karar verebileceğine işaret edildiği;uyuşmazlığa konu fazla ödemenin yapılmasındadavacının gerçek dışı beyanı ve hilesibulunmadığı gibi açık bir hatadan da.Bahsedilemeyeceğinden, yapılan araştırma sonucunda26.01.2006-14.01.2009 tarihleri arasına ilişkin olarak ortayaçıkarılan fazla ödemenin hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu kararındaöngörülen dava açma süresi içerisinde (60günlük süre içerisinde) geri istenilmesi gerekirken,fazla ödemenin bu süre içerisinde davalı idarece geriistenilmediği, ve sürenin geçirilmesinin ardından davakonusu 11.05.2009 tarih 433 sayılı işlem ile davacıdanödeme yapmasının talep edildiğianlaşıldığından, yapılan fazla ödemenintahsiline ve bu işleme karşı yapılan itirazın reddineilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukukauyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığıgerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, bukarara karşı davalı Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından istinafisteminde bulunulmuştur.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi:21.6.2017 gün ve E:2017/917, K:2017/1258 sayı ile, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunladeğişik 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergimahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksinehüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargıçevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğindenitibaren otuz gün içinde istinaf yolunabaşvurulabileceği; ancak, konusu beş bin Türklirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargıdavaları ve idari işlemlere karşı açılan iptaldavaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlarınkesin olduğu, bunlara karşı istinaf yolunabaşvurulamayacağı hüküm altınaalındığı gerekçesiyle, dosyanınincelenmesinden; davanın, davacıya yersiz ödendiği ilerisürülen 3.214,53 TL denetim tazminatının faiziyle birlikteiade edilmesini öngören işleme karşıaçıldığı, dava konusu uyuşmazlıkmiktarının 5.000,00-TL'nin altında olduğuanlaşıldığından, Ankara 3. İdare Mahkemesinceverilen karar Kanun hükmü uyarınca kesin olup, bu kararakarşı istinaf yoluna başvurulması mümkünolmadığından davalı idarenin istinaf başvurusununincelenmeksizin reddine kesin olarak karar vermiştir.
2-Davacı Başbakanlık Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı vekili Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğündenalınan 20.04.2009 tarihli 5084 sayılı yazıda, Türkiyeİstatistik Kurumunda Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiyle,sözleşmeli olarak istihdam edilen personele, 17.04.2006 tarih ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli 3Sayılı Cetvelin “E.Denetim Tazminatı”Bölümünde öngörülen DenetimTazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen Denetim Tazminatlarının ilgililerden gerialınması gerektiği belirtilmiş ve söz konusuödemelerin geri alınması gerektiği Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 29.04.2009tarih ve 355 Sayılı onayı ile de uygungörülmüş; bu kapsamda, Türkiye İstatistikKurumunda Uzman yardımcısı kadrosunda görev yapmakta olanve 26.01.2006-14.01.2009 tarihleri arasında kendisine yersiz denetimtazminatı ödemesi yapılan B.U.’ın 3.214,53.-TL(Asıl Borç) tutarında hazine borcu bulunduğunu;davalı B.U.'a söz konusu borcu ödemesi gerektiği,11.05.2009 tarih ve 433 sayılı yazı ile bildirilmesine ve18.05.2009 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen bugüne kadarherhangi bir ödeme yapmadığı ve 21.05.2009 tarihlidilekçesi ile de söz konusu borca itiraz edereködemeyeceğini bildirdiği; davalınınitirazının yerinde olmayıp, Danıştayİçtihatı Birleştirme Genel Kurulunun 22.12.1973 tarih veEsas no:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında; İdareninyokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuzterfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zamangeri alabileceği belirtildiği; Danıştayİçtihatı Birleştirme Genel Kurulu Kararındageçen açık hata kavramındaki“açık” nitelemesinin, hatalı işlemin hakdoğurmaya engel olduğu şeklindeanlaşıldığı; hata kavramının işleminunsurlarından birinde veya çoğu kez sebep unsurundakisakatlığın işlemin hukuka açıkçaaykırı olduğunu ifade ettiği ve işlemaçıkça hukuka aykırı ise, idarenin işlemihukuka açıkça aykırı tesis etmişolacağı ve bu işlemin süre koşuluna bağlıolmadan her zaman geri alınabileceğinin açık olduğu;öte yandan 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve EsaslarHakkında Yönetmelik”’in 6.maddesi ile, mevzuatındaöngörülmediği halde yapılan ödemeler kamuzararı kapsamına alınmış, 17.maddesi ilemevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersizödemelerde kamu zararının doğuş tarihi ödemetarihi olarak belirlenmiş; aynı yönetmeliğin 18.maddesindeise ,kamu zararından doğan alacaklarda ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faizin başlangıç tarihinin, kuralolarak zararın oluştuğu tarih( ödeme tarihi) olduğu,belirtildiği gerekçesiyle, açılan davanınkabulü ile fazlaya ait talep ve dava hakkı saklı kalmaküzere toplam 3.214,53.-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren taraflarıncatahsil edileceği tarihe kadar işleyecek yasal faizi, mahkeme masraflarıve vekalet ücreti ile birlikte davalı B.U.'dan tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
ANKARA 1.SULH HUKUK MAHKEMESİ; 7.7.2010 gün veE:2009/1575, K:2010/1509 sayı ile, davalının, davacıkurumda sözleşmeli TUİK uzman yardımcısı olarakçalıştığı, 657 Sayılı DevletMemurları Kanunun 152 maddesinde memurlara ödenecek zam vetazminatların tek tek sayıldığı, aynı maddenin ffıkrasında, e, f, g, h, i, j, k sırasında sayılanlaradenetim tazminatının ödeneceğininöngörüldüğü, denetim tazminatı ödenecekkadrolar ve unvanlar arasında "TÜİK UzmanYardımcısı" unvanının bulunmadığıve Bakanlar Kurulu tarafından yürürlüğe konulan06/02/1997 tarih 97/9021 sayılı kararnamede de böyle birdüzenleme bulunmadığı ve davalıya denetim tazminatıödenmesinin mevzuata aykırılık teşkil ettiği,davalıya 15/11/2005 - 15/12/2008 tarihleri arasında toplam 3.214,53TL yersiz denetim tazminatı ödendiği, fazla ödemenin yasalfaizi ile birlikte geri ödenmesine ilişkin yazısınındavalıya 18/05/2009 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamedeverilen bir aylık ödeme süresinin ilavesi ile birliktetemerrüdün 19/06/2009 tarihinde gerçekleştiğianlaşılmış, davalıya yapılan ödemeninşart tasarrufa dayanmayıp açıkça yasal mevzuataaykırı olması ve Y.H.G.K nun 5.12.1984 Tarih 387-997sayılı kararında da belirtildiği şekildeBorçlar Kanununun haksız iktisap kurallarıçerçevesinde süresi içerisinde davalıdan geriistenebilecek olması karşısında davanın kabulünekarar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.214,53-TL’nın19/06/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ilebirlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: B.U.'in25.6.2018 tarihli dilekçesi ile; Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında UzmanYardımcısı olarak çalışmakta ikenTÜİK Başbakanlık Makamının 29/04/2009günlü oluru ile kurumda Uzman ve Uzman Yardımcısıkadrosu karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeliolarak istihdam edilen personele denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı, ödenenbedellerin ilgililerden iade alınması gerektiği ifade edilerek,müvekkiline borçlu olduğundan bahisle 3.214,53-TL'nin KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca 1 ayiçinde ödenmesi, aksi taktirde genel hükümlerçerçevesinde takibat yapılacağınınbildirilmesi üzerine yaptığı itiraz başvurusunun01/09/2009 tarih ve 755 sayılı işlemle reddedildiği;verilen ret kararı üzerine müvekkili adına işleminiptali için Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 tarih ve2015/3383 Esas, 2017/651 Karar sayılı kararı ile davanınkabul edildiği, Ankara Bölge idare Mahkemesi 3. Dava Dairesinin21/06/2017 tarih ve 2017/917 Esas, 2017/1258 Karar sayılı kararıile davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilerekkesinleştiği; iptal davalarının kabulükararının gerekçesinin, "Uyuşmazlığa konufazla ödemenin yapılmasında davacının gerçekdışı beyanı ve hilesi bulunmadığı gibiaçık hatadan bahsedilemeyeceğinden yapılan araştırmasonucunda 26/01/2006 - 14/01/2009 tarihleri arasına ilişkin olarakortaya çıkarılan fazla ödemenin hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzereDanıştay İçtihatları Birleştirme KuruluKararında öngörülen dava açma süresiiçinde (60 günlük süre içerisinde) geriistenilmesi gerekirken fazla ödemenin bu süre içerisindedavalı idarece geri istenilmediği ve süreningeçirilmesinin ardından dava konusu işlem ile davacıdanödeme yapmasının talep edildiğianlaşıldığından, yapılan fazla ödemenintahsiline ve bu işleme karşı yapılan itirazın reddineilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukukauyarlık bulunmadığı sonucunavarılmıştır." şeklinde olduğu; diğeryandan, hüküm uyuşmazlığı giderilerekkaldırılması talep edilen Ankara (1). Sulh Hukuk Mahkemesinin07/07/2010 tarih ve 2009/1575 Esas, 2010/1509 Karar sayılıkararında ise, davacı (idari davada davalı) TÜİK'in,mevzuata aykırı olarak ödenen 3.214;53-TL denetimtazminatının davalı B.U.'dan alınarak TÜİKverilmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği; idaremahkemesinin kararı ile denetim tazminatının iadesineilişkin idari işlemin iptaline karar verilmiş iken, sulhmahkemesince denetim tazminatının davalıya iadesine kararverildiği dikkate alındığında her iki mahkemekararı arasında hükümuyuşmazlığının varlığınınkabulünün gerektiği; nitekim 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun 24/1 maddesi kapsamında olayda, anılan Mahkemekararlarının aynı konuya ve sebebe ilişkin vetaraflarının aynı olduğu ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunduğunun açık olduğu; emsalniteliğindeki 26/02/2018 tarih ve 2016/542 Esas, 2018/79 Kararsayılı kararında da, yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında, yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Sulh Mahkemesi kararınınkaldırılmasına ve işlemin hukuka aykırıolduğunu tespit eden idare mahkemesi kararının kabulü ilehüküm uyuşmazlığının giderilmesine kararverildiği; 5429 sayılı kanunun 49/1 maddesinde yer alan"Sayım, araştırma ve veri kalite kontrolü ile incelemeve denetleme işlerinde kurum içinden (...) görevlendirilecekolan kişilere (...)" ve aynı maddenin son fıkrasındaki"Sayım, araştırma, inceleme, denetleme (...) içinalanda görevlendirilenler (...)"; 06/10795 sayılı BakanlarKurulu Kararı'nın 9/1 maddesinde yer alan "Sayım,araştırma ve veri kalite kontrolü ile inceleme ve denetlemeişlerinde görevlendirilen sözleşmeli personele (...)"ve Kadro Karşılığı Sözleşmesi PersonelHizmet Sözleşmesinin 5/1 maddesinde "Yurt içindesayım, araştırma ve veri kalite kontrolü ile inceleme vedenetleme işlerinde görevlendirilen ilgilinin (...)" ifadeleridikkate alındığında TÜİK uzman ve uzmanyardımcılarının asli görevlerinden birinin de"denetim" olduğunun açıkçaanlaşıldığı; 5429 sayılı Kanunun 18'incimaddesinde 15 bent halinde sayılan TÜİK'in görev veyetkileri incelendiğinde de "denetim" görevininüstlenilen hizmetin gerekleri icabı olduğu; buçerçevede Kanuni düzenlemeler ve ifa ettikleri"denetim" faaliyeti dikkate alındığındaTÜİK Uzman ve TÜİK Uzman yardımcısı kadrosukarşılığı sözleşmeli olarak görev yapanpersonelin "denetim tazminatı" alması gerektiği; 657sayılı Kanunun 152/ll-F(b) maddesine TÜİK Uzman veTÜİK Uzman Yardımcısı olarak görevyapanların dercedildiği; bu nedenlerle de idare mahkemesince iptalinehükmedilen işlemin hukuka aykırı olduğununaçık olduğu gerekçesiyle; nitekim 20/03/2018 tarih30366 sayılı RG’de yayınlanan Yüksek Mahkemenizin26/02/2018 tarih E.2016/542 K.2018/79 sayılı kararının dabu yönde olduğu; aynı konuda açılmış davaile ilgili bu kararda Sulh Hukuk Mahkemesi kararınınkaldırılmasına karar verildiği; bu çerçevedeaçıklanan çelişkinin giderilmesi için; Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/07/2010 tarih ve 2009/1575 Esas, 2010/1509 Kararsayılı kararının kaldırılmasına, hukuk veusule uygun Ankara 3. idare Mahkemesinin 30/01/2017 tarih ve 2015/3383 Esas, 2017/651sayılıkararı arasında doğduğuönesürülen hükümuyuşmazlığının giderilmesi istemiyleUyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.
4-Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden davadosyalarının aslı temin edilmiş daha sonra 2247sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hükümuyuşmazlığına konu edilen kararlar ve dava dosyalarıirdelenip özetlendikten sonra; “USULE İLİŞKİNİNCELEME :
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılıKanun ile değişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında,“1 inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisitarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebeilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için;
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar olduğu; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Davacıya 26/01/2006-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.214,53-TL'nın hesaplanacak yasal faiziyle birlikte bir ay içindegeri ödenmesi gerektiği belirtilen 11/05/2009 gün ve 433sayılı işlem, idari yargıda verilen karar ile iptaledilmesine karşılık; adli yargıda söz konusu idariişleme konu denetim tazminatı tutarının davalıyaödeme yapıldığı tarihlerden tahsil tarihine kadarişletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleaçılan davanın kabulüne, söz konusu tutarıntemerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birliktedavalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmakla,anılan kararlar arasındaki çelişki nedeniyle sözkonusu denetim tazminatı tutarının ödenmesininolanaksız hale gelmesi karşısında, anılan adli veidari yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.214,53-TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenintek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olup,İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrai nitelikteişlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işleme ilişkinuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ilekurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklıadlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecekşekilde ayrı ayrı belirtilmiş; bunlar arasındaözel hizmet tazminatı ve denetim tazminatlarına da yerverilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05/05/2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17/4/2006 günlü, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu kararının "Ödeme yapılmayacakhaller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile
ve III sayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, herstatüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekli IIIsayılı Cetvelin (E) kısmında denetim tazminatına yerverilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığınca, kurumlannda uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılık gösterilmekşartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilen personele17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararınaekli III sayılı Cetvelin "E-Denetim Tazminatı"bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğininbelirtilmesi üzerine, bu görüş yazısıdoğrultusunda TÜÎK'te kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edilen Uzman veUzman Yardımcılarına denetim tazminatı adıaltında ödenen tutarların geri alınmasınınTÜİK Başkanlığı'nm 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 11/05/2009 gün ve 433 sayılı yazıile davacıya 26/01/2006 - 14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.214,53-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacaktakip dosyasının dava açılmak üzere ilgili yeregönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 18/05/2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya 26/01/2006 - 14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesikapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesininbirinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup, mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasındaise, kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlığa konu tutar,mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasınedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesindenkaynaklandığından, uyuşmazlığın anılanKanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğiaçıktır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerdehatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin dava açma süresi içinde gerialınabileceği belirtilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu karanhatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiğiilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkelerolduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrarve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla, mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından, davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesindensonra talep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyolunda verilen kararın hukuka uygun olduğu kanısınavarılmıştır.
Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargı merciilerinceverilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26/02/2018 gün ve E:2016/542, K:2018/79sayılı karar da bu yöndedir.
SONUÇ:
1-Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 gün ve E:2015/3383,K:2017/651 sayılı karan ile Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin07/07/2010 gün ve E:2009/1575, K:2010/1509 sayılı karararasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;
2-Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/07/2010 gün ve E:2009/l575,K:2010/1509 sayılı kararının kaldırılmasına;
3-Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 gün ve E:2015/3383,K:2017/651 sayılı kararının kabulüne;
Bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı olacağı…” yolunda düşünce vermiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI;"...İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “i incimaddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevleilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.” hükmü yeralmaktadır.
Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından
verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda dadavanın esasının hükme bağlandığı veyasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 3.İdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenen denetimtazminatının kesilerek 26/01/2006-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.214,53 L'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesigerektiğini belirten 11/05/2009 tarihli ve 433 sayılı işlemiptal edilmesine karşın; Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesikararında, söz konusu denetim tazminatının yasal faiziylebirlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karararasında oluşan çelişki nedeni ile hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre, sözkonusu adli ve idari yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlem,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, TÜİK'te uzmanyardımcısı olarak çalışan B.U.'a 26/01/2006-14/01/2009tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusuriÜa ihtilaf bulunmamaktadır. Her ikiyargı kararında da, idarenin zarara uğradığı vehaksız ödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/11. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı'' başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİK Uzmanve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olarak öngörülmüş,bununla birlikte aynı maddenin Ortak Hükümlerbaşlıklı III. kısmında da; ''Bu zam vetazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlankapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihliResmi Gazete'de yayımlanan 17/04/2006 gün ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; eklicetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunan tazminatların(97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararı saklı kalmaküzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağıhususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanına bırakıldığı,yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı (2006/10344) ile de herstatüdeki sözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin kurala bağlandığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 tarihli ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 11/05/2009 tarihli ve 433 sayılı yazıile davacıya 26/01/2006-14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının bir ay içindeödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasının davaaçılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda, davacıya 26/01/2006-14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemeleringeri alınmasında, Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun yukarıda zikredilen kararınınuygulanması gerektiği, bu sebeple mevzuat hükümlerinindavalı idare tarafından yanlış yorumlanması sebebiyledavacıya yapılan ödemelerde, davacının hilesi vegerçek dışı beyanı olmadığından,yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren 60 günlük sürenin geçirilmesinden sonra talepedildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
1-Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 tarihli ve E.2015/3383,K.2017/651 sayılı kararıile Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin07/07/2010 tarihli ve E.2009/1575, K.2010/1509 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne,
2-Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/07/2010 tarihli ve E.2009/1575,K.2010/1509 sayılı kararının kaldırılmasına;
3-Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 tarihli ve E.2015/3383,K.2017/651 sayılıkararının benimsenmesine,
Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu düşünülmektedir." yönündedüşünce vermiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesinin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 08.07.2019günlü toplantısında:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 2/7/2018 - KHK-703/183 md.) ise, 1 nci maddede gösterilenyargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari (Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017tarihli ve E:2015/3383, K:2017/651 sayılı kararı) ve adli(Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/07/2010 tarihli ve E.2009/1575,K.2010/1509 sayılı kararı) yargı yerlerince verilmişve kesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığınınincelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman yardımcısı olarakgörev yapan davacıya 26.01.2006-14.01.2009 tarihleri arasındaödenen 3.214,53-TL denetim tazminatının yersizödendiği iddiası ile geri istenilmesine ilişkinTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının11.05.2009 tarih 433 sayılı işlemindenkaynaklanmıştır.
B.U.'in Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak geri istenmesinin iptaliistemiyle idari yargıda dava açılırken, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince, ödenendenetim tazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesinedeniyle tahsili istemiyle adli yargıda davaaçıldığı görülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddivakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir. Olayımızda her ikidavanın sebebi Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan B.U.26.01.2006-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen denetim tazminatınınhukuka aykırı olarak ödenip ödenmediğineilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemenin hukuka uygun olarakyapıldığı iddiası ile geri istenemeyeceği iddiave savunmasında bulunurken diğer taraf tam aksine yapılanödemenin hukuka aykırı olduğundan geri istenebileceğiiddia ve savunmasında olduğundan, her iki dava sebebi yani maddivakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu; denetimtazminatının geri ödenmesine ilişkin idari işleminiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemeleriniadesiolarakbelirlenirken, adli yargıda da haksızyapıldığı iddiası ile yapılan ödemeninidareye geri ödenmesine ilişkin olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasındadava konuları da aynıdır.
Kararlarda işin esasının hükmebağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından adli yargıda açılan dava sonunda;bilirkişi raporunda,ilgili mevzuatta, denetim tazminatı ödenecekkadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve UzmanYardımcılığı kadrosuna yer verilmediğinin, bunedenle davalıya denetim tazminatı ödemesinin yasal dayanağıbulunmadığının, davalının borcun ödenmesikonusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan3.214,53-TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte tahsili gerektiğinin belirtmiş olduğundanbahisle ve uygun görülen bilirkişi raporuna göreaçılan davanın kabulü ile 3.214,53-TL'nin 19.06.2009tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdantahsiline… karar verildiği;B.U. idari yargıdaaçılan dava sonunda da; davacı adına davaya konuişlemin denetim tazminatının kesilmesine ilişkin(Mahkemecereddedilen) kısmı temyiz edilmedenkesinleştiğinden,davacıya yersiz ödendiği belirtilendenetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin işlem yönünden; davacıyayapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanunhükümleri kapsamında olmaması ve Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarıncadavacıya yapılan ödemelerin, hatalı ve yersiz olduğuileri sürülerek ancak ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük idari dava açma süresiiçinde geri alınması mümkün iken, bu süregeçirildikten çok sonra yersiz ödendiği ilerisürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işleminiptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda heriki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır.
Hüküm uyuşmazlığının kabuledilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise;kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunmasıdır.
İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idariişlemin(yersiz ödendiği iddia edilen tazminatın iadesineilişkin) iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işleminhukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline kararverilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonucunda hakkın yerinegetirilmesi olanaksız hale getirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeaçıklandığı üzere; tarafları, konusu vedava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının doğduğu vekararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 3.İdare Mahkemesi ile Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesininkararları arasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24.Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğuna,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzereBaşbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’na bildirilmesi, verilen cevabınkarşı tarafa tebliği suretiyle dosyanıntekemmülünün sağlanmasına
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındakirapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğedilmiş;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde cevap verilmemiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veAhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 30.09.2019günlü toplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları,dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınyazılı düşünceleri doğrultusundakiaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak görev yapan B.U.'a 2006-2009 tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen 3.214,53-TL denetim tazminatının Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı tarafından geri istenilmesineilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzman yardımcısı kadrosunda, kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde çalıştığı; kendisine2006-2009 tarihleri arasında toplam 3.214,53-TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 gün veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında, TÜİKUzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek sureti ile sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E. DenetimTazminatı ” bölümünde öngörülendenetim tazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKurumu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; açılan davada; Ankara3. İdare Mahkemesinin 30/01/2017 gün ve E:2015/3383, K:2017/651sayılı kararla; Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E: 1968/8, K:1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağınınesasa bağlandığı, anılan kararın tümhatalı ödemelerin geriye alınmasında da uygulanmasıgerektiği, olayda denetim tazminatı adı altında Ocak 2006 -Ocak 2009 tarihleri arasında davacıya ödenen3.214,53-TL’lık meblağın geri istenilmesine ilişkinişlemin, davalı idare tarafından görüşsorulması üzerine Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 20.04.2009gün ve 5084 sayılı yazısına istinaden tesisedildiği anlaşıldığından ortada açıkhatanın varlığından bahsedilemeyeceği, yersizödenen tutarın genel dava açma süresi olan 60günlük süre geçirildikten sonra istenilmesindeanılan Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu kararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gibiusulsüz olarak tahsil edilen tutarın davacıya ödenmesigerektiği, davacının; denetim tazminatının kesilmesisebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasalfaiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediği ve bu şekilde iptali sağlanmadığından,hukuk aleminde var olan bir işlemin icrasından kaynaklanan maddikayıpların tazmin edilmesi yönünde hükümkurulması hukuken mümkün olmadığıgerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bukarar;istinaf aşamasında Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3.İdari Dava Dairesinin 21.6.2017 gün ve E:2017/917, K:2017/1258sayılı kararı ile, mahkeme kararına karşı istinafyoluna başvurulmasının mümkün olmadığıgerekçesiyle incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından, Başkanlıklarında kadrokarşılığı sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak görev yapan davalıya 2006-2009Şubat tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilendenetim tazminatı tutarı olan 3.214,53- TL'nin ödeme tarihindenitibaren hesaplanacak faiziyle birlikte geri tahsiline karar verilmesiistemiyle adli yargıda açılan dava da; Ankara Ankara 1. SulhHukuk Mahkemesinin 7.7.2010 gün ve E:2009/1575, K:2010/1509sayılı kararla; davanın kabulüne,3.214,53-TL’nın 19/06/2009 tarihinden itibaren değişenoranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıyaverilmesine karar vermiş, bu karar kesinleşmiş, aynıtaleple ilgili idari yargıda açılan davadaDanıştay’ca onanarak kesinleşen Ankara 3. İdareMahkemesinin E:2015/3383 sayılı kararıyla denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemine iptalinekarar verildiği, davacının iddialarınıispatlayamadığı kanaatine varıldığıgerekçesiyle davanın reddedildiği,toplanan deliller, iddia vesavunma, ibraz edilen belgeler, Ankara 3. İdare Mahkemesinin E:2015/3383sayılı dosyası ve Yargıtay bozma ilamından 2006Şubat-2009 tarihleri arasında davalıya ödenmemesi gereken3.214,53- TL denetim tazminatının ödendiği, sehvenödenen bu tutarın geri alınması gerektiği, yersizyapılan bu ödeme ile hazine zararının meydana geldiği,davalının iddialarını ispatlayamadığıdavacının haklı olduğu kanaatinevarıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile3.214,53-TL alacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziylebirlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesinehükmedilmiş karar kesinleşmiştir.
B.U.'a denetim tazminatı adı altında yapılan fazlaödemenin, idarece 5018 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilerek tahsili yoluna gidilmesi üzerine adli ve idariyargıda davalar açılmıştır. Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığıgibi, söz konusu idari işlemin geri alınması da idariniteliktedir. İdari nitelikteki uyuşmazlığın daAnayasanın 125. Maddesi gereğince idari yargıdaçözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatının B.U.'a ödenip ödenmeyeceği hususunda birdeğerlendirme yapılması gerekli olduğundan, davasürecinde ve dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihteyürürlükte olan yasal düzenlemelerin irdelenmesigerekmektedir.
10.11.2005 tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu, 18.11.2005 tarih 25997 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5429sayılı Kanunun “ Personel rejimi ve fazlaçalışma” başlıklı 45. maddesinin ilkolarak “ Başkanlıkta; Başkan, BaşkanYardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, Hukuk Müşaviri,Bölge Müdürü, Türkiye İstatistik KurumuUzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile dört yıllık yüksek öğrenimgörmüş olmak kaydıyla Programcı kadrolarınaatananlar, kadroları karşılık gösterilmek suretiyle,657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunlarınsözleşmeli personel çalıştırılmasıhakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızınsözleşmeli çalıştırılabilir.
Bu suretle çalıştırılacaklarınsözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı veher çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlık merkez ve taşra teşkilâtıkadrolarında çalışan (kadrokarşılığı çalışansözleşmeli personel dâhil) memurlara 10.10.1984 tarihli ve 3056sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yeniden düzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığıile ilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır.
5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptal ikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihlive E.:2005/143, K.:2005/99 sayılı Kararı ile; YenidenDüzenleme: 17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülga son fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)”şeklindedir.
5429 sayılı Kanun uyarınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları, vasıfları,görevleri sorumlulukları, ücretleri ve diğer ödemeleriile özlük işleri düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecek tazminatlar,farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlararasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarak düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan, dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan, yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146.Maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan B.U.ödenmesinin mümkün olmadığı,B.U.'nun’ın 5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında da, Türkiye İstatistik Kurumundasözleşmeli uzman yardımcısı olarak çalışanB.U.'a 2006-2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının yersiz ödendiği konusunda ihtilafbulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idarenin zararauğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzman yardımcısı olarak görev yapan B.U.'ayapılan fazla ödemelerin geri alımında uygulanacakmevzuatın tesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12.maddesi; “ (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devletmemurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek vekendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmetehazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakzorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğisonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgilimemur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesiesastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genelhükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte enalt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brütaylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararınagöre ilgili memurca ödenir.” şeklinde bir düzenlemeyiöngörmektedir.
Bu düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veyahilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabul edilmişve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrarbulmuştur.
“Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtayİçtihadı Birleştirme kararına da değinmekteyarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile desebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şarttasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancakiptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) busüreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceğine ve içtihatların bu yoldabirleştirilmesine…” denilmektedir. Anılan kararıngerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz edenşu değerlendirmelerde bulunulmaktadır : “…Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerdenanlaşılacağı gibi, yanlış bir şarttasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayıödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukukdüzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılıksağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davasısüresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriyeyürür şekilde geri almak için bir sınır olarakkabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisiiçin hüküm ifade edecek şekilde gerialınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecekdiğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersizödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra:22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı,zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamuzararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veyadiğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkinusûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Cumhurbaşkanı tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71.maddesinde öncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir.
Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. B.U.'ın 2006-2009tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerininaksine denetim tazminatı ödenmiş ise de; söz konusu yersizödemelerin idare tarafından Mayıs 2009 tarihinde yani 2577sayılı İdari Yargılama Kanununun 7. maddesinde belirtilen60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra talepedildiği; yersiz ödeme yapılan B.U.'ın ödemelerinyapılması konusunda gerçek dışı beyanıveya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığıtarafından tüm bölge müdürlüklerine bildirimdebulunulduğu ve dosyadaki bilgi ve belgelerden Türkiye genelinde buuygulamanın yapıldığı, hatalı ödeme yapıldığınınMaliye Bakanlığının incelemesi sırasında ortayaçıktığı anlaşıldığından,söz konusu ödeme nedeniyle B.U.'ın kolayca anlayabileceğiaçık bir hata ve kusur da söz konusu edilemeyeceğinden,2006-2009 tarihler arasında ödenen denetim tazminatınıngeri istenilmesinin koşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanyardımcısı olarak görev yapan B.U.'ın 2006-2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne kararveren Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/07/2010 tarihli veE.2009/1575, K.2010/1509 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 3.İdare Mahkemesinin 30/01/2017 tarihli ve E.2015/3383, K.2017/651sayılı kararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerekmiştir.
S O N U Ç :Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanyardımcısı olarak görev yapan B.U.'ın 2006-2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/07/2010tarihli ve E.2009/1575, K.2010/1509 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 3.İdare Mahkemesinin 30/01/2017 tarihli ve E.2015/3383, K.2017/651sayılı kararının KABULÜ ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 30.09.2019gününde Üye Birol SONER'in KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZERAKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan……………….………………’e,………. -……………... tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen ………………. TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindeolanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idareedilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi nedenolmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davadavermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şantasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ilesebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlışşart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini)ancak iptal davası süresi içinde geriye yürürşekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonrayanlış tasarrufun geri alınması halinde geri almagününe kadar doğmuş durumların, parasalsonuçları da dâhil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiği,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadıbirleştirme kararının, idare tarafından yapılanbütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksıziktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması vememurların yapmış oldukları bütün hatalıödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılankişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyiişlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle birsonucun hukukça savunulması mümkün değildir. Bunedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamıdışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa ayartmayansalt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukununhaksız iktisap kurallarına dayanılarak geri istenebileceğininkabulü gerekir" gerekçesiyle direnme ukmunünbozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
…………. İdare Mahkemesinin………….. tarihli ve ………. esas,………….. sayılı kararı ile idareişlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzereşart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma veinceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmasıgerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddidoğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derecemahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olanmülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsizzenginleşme bağımsız bir borçkaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer -Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 - Sayfa 201vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre ………….. -…………. tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ……….............’a……….. - ………. tarihleri arasında yersizolarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren…………İdare Mahkemesi’nin kararınınkaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıyaait………. Hukuk Mahkemesi’nin ……….kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idariyargı kararının benimsenmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum.30.9.2019
Birol SONER
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy