T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018 / 319
KARAR NO : 2019 / 539
KARAR TR : 30.9.2019
ÖZET: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nda kadro karşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı, idari yargıda davacı) 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 7.4.2010 gün ve E:2009/1545 K:2010/707 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin 15.7.2011 gün ve E:2011/1313, K:2011/1080 sayılı KARARININ KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi gerektiği hk. K A R A R HükümUyuşmazlığının Giderilmesini İsteyen (İdari yargıda Davacı Adli Yargıda Davalı) : M.Öz. Vekili : Av. Z. S.D. Karşı Taraf : BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Vekili : Av.N.M. O L A Y : 1-a) Davacı M.Ö.’invekili dilekçesinde; müvekkilinin, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığında Uzman olarak görevyaptığını, davalı İdare tarafından13.05.2009 tarih 525(doğrusu 517 olacak) sayılı yazı ile,denetim tazminatı ödenmesinin mümkünolmadığı, 5429 sayılı TÜİK Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğinekarar verildiği, yersiz ödenen 3.365,38-TL.nin yasal faizi ilebirlikte ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini; müvekkilinin25/05/2009 tarihli dilekçe ile bu işleme itiraz ettiğini ancakitirazının kabul edilmediğini; işlemin hukuka uygunolmadığını, iptalinin gerektiğini; 657Sayılı Devlet Memurları Kanununun 1.maddesinin2.fıkrasına göre sözleşmeli ve geçici personelhakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümlerinuygulanacağını, 4.maddesine göre de Kamu hizmetlerinin;memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel veişçiler eliyle gördürüleceğini ve bu Kanunatabi kurumlarda dört istihdam şekli dışında personelçalıştırılamayacağını; DMK152.maddesinin Denetim Tazminatı başlıklı II-Ffıkrasında denetim tazminatının kimlere ödeneceğiningösterildiğini, buna göre Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h), (i), (j) ve (k) sırasındasayılanlara da denetim tazminatı ödeneceğini, Özel Hizmet Tazminatı bölümünün (h) bendindesayılan kurumlar arasında Türkiye İstatistik KurumuUzmanları ve bunların yardımcılarının dasayıldığını; 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Türkiyeİstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKarar”ın 14.maddesine göre, Kararda hükme bağlanmayanhususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657 sayılı DevletMemurları Kanunu hükümleri uyarınca işlemyapılacağını; DMK.nun 152.maddesinin ‘OrtakHükümler’ başlıklı III.fıkrasında da“Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154.madde uyarınca katsayınınBakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç yılda birdefa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulur” denildiğini; davalıİdarenin, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ileçıkarılan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam veTazminatlara İlişkin Karar”ın 11.maddesine göremüvekkiline denetim tazminatı ödenemeyeceğini ilerisürmekte ise de, bu yorumun hukuki olmadığını; 18/11/2005tarihinde yürürlüğe giren 10/11/2005 tarih 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanununun 45.maddesinin2.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 19/12/2005 tarih E.2005/143K.2005/99 sayılı kararı ile iptal edildiğini; iptalgerekçesinde: “Devlet kamu tüzel kişiliğiiçinde yer alan Türkiye İstatistik Kurumuna yasa ile verilengörevlerin, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamakamacıyla yapılan sürekli ve düzenli etkinlikler olmasınedeniyle kamu hizmeti olduğunda kuşku yoktur. Genel idareesaslarına göre yürütülen bu hizmetlerdegörevlendirilen sözleşmeli personelin ise Anayasa’nın128.maddesinde belirtilen diğer kamu görevlileri kapsamındaolduğu açıktır. Anayasa’nın 128. maddesininikinci fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin hak ve yükümlülüklerinin, aylık veödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunladüzenlenmesi gerektiğinden Türkiye İstatistik KurumundaBaşkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri,Daire Başkanı, İstatistik Müşaviri, HukukMüşaviri, Bölge Müdürü, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile Programcı kadrolarına atanan sözleşmelipersonelin, sözleşme usul ve esasları ile ücretmiktarları ve her çeşit ödemeleri konusunda yasaldüzenleme yapılmayarak tüm yetkinin Bakanlar Kurulunabırakılması Anayasa’nın 128. maddesineaykırıdır.” tespitininyapıldığını; bu değerlendirmekarşısında 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11.maddesi gerekçe gösterilerek denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine karar vermeninyanlış olduğunu; üstelik 5429 sayılı Kanunun57.maddesinin (c) fıkrası ile 657 sayılı DevletMemurları Kanununun; "Zam ve tazminatlar"başlıklı 152.maddesinin "II-Tazminatlar"kısmının "A-Özel Hizmet Tazminatı"bölümünün (h) bendine "Dış TicaretUzmanları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanları," ibaresinin eklendiğini; dolayısıylaDenetim Tazminatının yasal dayanağını oluşturan152.maddenin denetim tazminatının TÜİK uzman veyardımcılarına da ödeneceğini hükme bağladığını,bu tazminatın kimlere ödeneceğini gösteren 152.maddeninII-A-h hükmü ile müvekkiline denetim tazminatıödenmesi gerektiğinin açık olduğunu; aksi halde 5429Sayılı Kanun 57.maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 152-ll-A-hhükmü değiştirilerek “Türkiye İstatistikKurumu Uzmanları” ibaresinin eklenmeyeceğini, Kanun KoyucununKurum Uzmanlarına denetim tazminatı ödenmesiniamaçladığını; denetim tazminatınınmüvekkiline ödenmemesi gerektiğine ilişkin kararıngerekçesini oluşturan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının yasal dayanağının da 657 SayılıKanunun 152.maddesi olduğunu, yani tazminatların, 152.maddedegösterilen nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlendiğini, Bakanlar Kurulunun yetkisinin Kanunda gösterilen nispetleriaşmamak üzere ödenecek tazminatları belirlemekolduğunu, dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile, Kanundaödenmesine karar verilen bir tazminatın ödenmeyeceğisonucunu doğuracak bir düzenleme getirilemeyeceğini, BKK’nın11.maddesinde geçen “her statüdeki sözleşmelipersonel” kapsamına, yukarıdaki Anayasa Mahkemesikararı da dikkate alındığında Anayasa’nın128.maddesine göre kamu görevlisi olan müvekkiliningirmeyeceğini; tüm bu gerekçelerle davalı idarenindenetim tazminatının kesilmesine yönelik işleminin hukukaaykırı olduğunu; davalı İdarenin sehven ödenentazminatların faizi ile birlikte geri ödenmesini istemesinin hukukauygun olmadığını, iptalinin gerektiğini:Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22/12/1973 günlü, E:1968/8, K.1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin, bunundışında kalan hallerde, hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin 9021 sayılı bakanlarkurulu kararının yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğununve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğinin belirtildiğini;müvekkiline 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenentazminatın İBK’nda gösterilen yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi ileödendiğini iddia etmenin mümkün olmadığını; İdarenin, denetim tazminatının ödenmesi gerektiğinidüşünerek 3 yılı aşkın bir süre buödemeyi yalnızca müvekkiline değil aynı durumda olantüm uzmanlara yaptığını, burada açıkhatadan da söz edilemeyeceğini, çünkü yasalolarak bu ödemenin yapılamayacağına ilişkin ilgilimevzuatta bir hüküm bulunmadığını, aksineyapılacağına ilişkin hükümler bulunduğunu; davalıİdarenin, müvekkilinin itiraz dilekçesine verdiği02/06/2009 tarihli cevapta, 25/02/2009 tarihli 11/104 sayılıyazı ile, denetim tazminatı ödemelerinin yapılmasınadevam edilmeyeceğinin bildirildiğini ve 60 günlük davaaçma süresini kapsayan Ocak 2009 ayına ait sözkonusuödemenin geri istendiğini, müvekkilinin de bu ödemeyiyaptığını belirttiğini; oysa bu yazınınmüvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin işbudava konusu yazı kendisine tebliğ edilene kadar denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine ilişkin birkarardan haberdar bulunmadığını, kendisine bir bildirimdebulunulmadan telefon ile Ocak ayı maaşının fazlayatırıldığının, fazla olan bu kısmın(ki 100,00-TL. kadardır, makbuz müvekkilinin tarafındanedinilememiştir, ancak idareden gelecek bilgilerde mevcuttur) belirtilenhesaba yatırılmasının söylendiğini, bu miktarınmüvekkili tarafından yatırıldığını,ancak müvekkilinin fazla ödemenin neye ilişkin olduğunu dabilmediğini; memur maaşlarında çok sayıda kalem yeraldığını, bu kalemlerin parasal işlerden teknikolarak anlamayan insanlar için çok fazla bir şey ifade etmeyeceğini,hatta kimsenin maaşının tam olarak kaç lira olduğunusöyleyemeyeceğini, dolayısıyla, idarenin son ödemedenitibaren 60 günlük sürede ödemenin iadesininistendiği, bu aşamada itiraz olmadığı gerekçesininkabul edilemeyeceğini; kaldı ki bu durumda dahi, idarenin sonödemeden önceki alacakları istemesinin yasal olmadığını;konu ile ilgili çok sayıda Danıştay kararının bulunduğunu, fazla ödenen tazminatların iadesine ilişkin bir olaydaDanıştay İdari Dava Dairelerinin 28/12/2006 tarih 2003/477E.2006/3355K sayılı kararında şu yargıya vardığını:“Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu'nun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararıyla, sehven fazla ödenmiş bulunan aylık ve ücretfarklarının ilk kanunsuz ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere 90 günlük dava açmasüresi içinde geri alınabileceği, idarenin sakat vedolayısıyla hukuka aykırı işlemine idare edilenleringerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa yada geri alınan idari işlem yok denilebilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmakta ve idare bukonuda haberdar edilmemişse, memurun iyi niyetinden söz edilemeyeceğive dolayısıyla bu işlemlere dayanılarak yapılanödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak bu istisnalardışındaki hatalı ödemelerin ancak ödemenin ilkyapıldığı günden itibaren dava açma süresiiçerisinde istirdat edilebileceği kararabağlanmıştır./ Bu durumda, olayda davacıyayapılan ve ilgilinin hilesinin, gerçek dışıbeyanının neden olmadığı, ayrıca açıkhatanın da bulunmadığı ödemelerin yukarıda yerverilen Danıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açmasüresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, busüreye uyulmaksızın yapılan ödemelerintamamının istenilmesinde isabet görülmemiştir.”;müvekkiline ödenen tazminatların ödenmesi işlemihatalı idiyse dahi bunu müvekkilinin kolayca anlayabilmesininmümkün olmadığını, bu nedenle idareninödemelerin tamamını geri istemesinin doğru olmadığını; iadesi istenilen miktarın faizinin de talep edilmesinin hukukaaykırı olduğunu, müvekkilinin hiçbir etkisi,müdahalesi olmadan yapılan bir işlem nedeniyle faiz ödemeyezorlanmasının hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmadığınıifade ederek; müvekkiline ödenen denetim tazminatınınkesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenentazminatın yasal faizi ile istenilmesine ilişkin davalı idareişleminin yürütülmesinin durdurulması ile iptalinekarar verilmesi istemiyle BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınakarşı 10.7.2009 tarihinde idari yargıyerinde dava açmıştır. 1-b)Ankara 5.İdare Mahkemesi; 20.11.2009 gün veE:2009/925 K:2009/1653 sayı ile, “(…)Türkiyeİstatistik Kurumunda sözleşmeli personel olarakçalışan davacıya denetim tazminatı ödenmesineilişkin olarak, çalışmış olduğu Kurumlailgili özel kanun nitelinde olan 5429 sayılı Kanunun 45. maddesiile adı geçen madde hükmüne istinadençıkarılan “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar’da her hangi bir düzenlemenin yeralmadığı görüldüğünden, sehvenödenen denetim tazminatının kesilmesine ilişkin TUİKBaşkanlığı işleminde hukuka aykırılıkbulunmamaktadır. Öte yandan, davalı idarece yersizödendiği iddia edilen tutarın iade edilmesi hususuna gelince; (…) Olayda, dava konusu ödenmiş bulunantutarın iadesi hakkındaki işlemin; yukarıda anılanYönetmelik hükümleri uyarınca davacıyırızaen ödemeye çağrı yazısıniteliğinde ve ödeme yapmaması halinde alacağın tahsiliiçin dava açılacağı hususunun ilgiliyebildirilmesinden ibaret olduğu, bu haliyle söz konusu işlemin tekbaşına hukuki sonuç oluşturmadığı, nitekimdavalı idare tarafından da resen tahsil yoluna gidilmediği, budurumda ortada idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesigerekli bir işlem bulunmadığı sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın, kesin veyürütülmesi zorunlu bir işleme ilişkinolmadığı anlaşılan ve esasını incelemeolanağı bulunmayan, davacıdan denetimtazminatının yasal faiziyle birlikte iadesinin istenilmesineilişkin işleme yönelik kısmının, 2577sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizin;aynı işlemin davacı adına denetim tazminatıödenmeyeceğini öngören kısmı yönündeise esastan reddine…” karar vermiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 1-c) Danıştay İkinci Dairesi; 13.10.2010gün ve E:2010/1651, K:2010/3829 sayı ile, “(…)kamugörevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin gerialımında, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesindeolduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğindeduraksama bulunmamaktadır. Diğer taraftan; uyuşmazlığa 5018sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorumun, sonucutümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi gereken biruyuşmazlığın, adli yargı yerindeçözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir.Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesiile kurulan "idari rejim" sistemi ilebağdaşmayacağı da açıktır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında ise; idarenin, hatalı işleminedayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkemekararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaretedilmiştir. Buna göre; uyuşmazlığa konu fazlaödemenin de söz konusu İçtihat gereğince herhangibir yargı kararına gerek kalmaksızın davacıdanistenilmesi mümkün olduğundan, bu meblağındavacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davayakonu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerdenolduğu sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesininişin esasına girerek bir karar vermesi gerekirken, davayıincelenmeksizin reddetmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacınıntemyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 5. İdare Mahkemesi'nceverilen 20.11.2009 günlü, E:2009/925, K:2009/1653 sayılıkararın, davanın incelenmeksizin reddine dair kısmının2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/b fıkrasıuyarınca bozulmasına; esastan reddine dair hükümfıkrasına yönelik kısmı ise hukuk ve usule uygun olupbozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından,davacının bu bölümle ilgili temyiz isteminin reddi ileMahkeme kararının bu kısmının onanmasına,aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar dagözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir kararverilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'yegönderilmesine…” karar vermiş; karar düzeltme istemide aynı Dairece, 29.3.2011 gün ve E:2011/763, K:2011/1344 sayıile reddedilmiştir. 1-d) ANKARA 5.İDARE MAHKEMESİ: 15.7.2011 günve E:2011/1313, K:2011/1080 sayı ile, “(…)Karar veren Ankara5. İdare Mahkemesi'nin 20/11/2009 tarih ve 2009/925 Esas, 2009/1653sayılı "davacıdan denetim tazminatının yasalfaiziyle birlikte iadesinin istenilmesine ilişkin işleme yönelikkısmının, 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesiuyarınca incelenmeksizin; aynı işlemin davacı adınadenetim tazminatı ödenmeyeceğini öngörenkısmı yönünde ise esastan reddine" yönelikkararının Danıştay 2. Dairesi'nin 13/10/2010 gün ve2010/1651 Esas, 2010/3829 sayılı kararı ile "davanınincelenmeksizin reddine dair kısmının bozulması, esastanreddine dair kısmının ise onanması" üzerine bozmakararına uyularak, bozulan kısım yönünden davadosyası yeniden incelenmek suretiyle işin gereğigörüşüldü: Dava dosyasının incelenmesinden,davacının, 5429 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten sonra adı geçenKanunun değişik 45. maddesi ile bu maddeye istinaden Türkiyeİstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkındaki BakanlarKurulunun 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Kararı ileMaliye Bakanlığınca vize edilen Tip sözleşmeye uygunolarak kendisi ile imzalanan Hizmet Sözleşmesi ile TÜİKUzmanı kadrosunda kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edildiği, 5429sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenŞubat 2009 tarihine kadar da 17.4.2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "DevletMemurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar"ın11 inci maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendine göre657 sayılı Kanuna ekli Özel Hizmet Tazminatıbaşlıklı II sayılı cetveldeki Denetim HizmetleriTazminatı ile Diğer Tazminatlar başlıklı IIIsayılı cetveldeki denetim tazminatının ödendiği,15.1.2009 tarihinde davacıya ödenen maaşın içinde deyer alan denetim tazminatının yersiz ödendiğiningörülmesi üzerine bu tarihten itibaren söz konusutazminatın ödenmesinin durdurulduğu, MaliyeBakanlığı'nın 20.4.2009 gün ve 5084 sayılıyazısına istinaden de, 13.05.2009 gün ve 517 sayılıişlemle, 29.11.2005 -14.1.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen3.365.38-TL tutarındaki denetim tazminatının yasal faiziyleiadesinin istenildiği anlaşılmaktadır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 günlü, 1973/14sayılı kararında; idarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınanidari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise,hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadaraçık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği vurgulanmıştır. Olayda, davacıya aylık olarak denetimtazminatı ödendiği, en son ödemenin ise 15.01.2009tarihinde yapıldığı, ancak bu aya ilişkinödemenin davacı tarafından iade edildiği, 13.05.2009günlü yazıyla davacıdan, 29.11.2005 - 14.1.2009 tarihleriarasında ödenen 3.365,38-TL tutarındaki denetim tazminatınıyasal faiziyle birlikte idare hesabına yatırmasınınistendiği görülmüş olup, yukarıda anılanİçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarıncayokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi gibi bir durumun varlığı haricindeidarenin yaptığı yersiz ödemeleri ancak dava açmasüresi olan 60 günlük süre içerisinde gerialabileceği, uyuşmazlık konusu ödemede ise böyle birdurumun söz konusu olmadığıanlaşıldığından, son ödeme tarihi olan 15.12.2008tarihinden itibaren 60 günlük süre geçirildikten sonrayersiz ödenen denetim tazminatının davacıdan yasal faiziylebirlikte istenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin,hataen ödenen denetim tazminatının davacıdan yasal faiziylebirlikte iadesinin istenilmesine ilişkin kısmının iptaline…”karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Danıştay 2.Dairesince, 30/05/2012 tarih ve E.2011/9960, K.2012/3127 sayı ileonanan, karar düzeltme istemi de aynı Dairece, 22/02/2013 tarihve E.2012/10018, K.2013/946 sayı ile reddedilen Mahkeme kararıkesinleşmiştir. 2-a)Davacı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; davalının müvekkili idare nezdinde uzmanolarak çalıştığını; MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün; müvekkiliBaşkanlıkta TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek suretiylesözleşmeli olarak istihdam edilen personele, 17/4/2006 tarihli ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli IIIsayılı Cetvelin” E.Denetim Tazminatı”bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen denetim tazminatlarının ilgililerden gerialınması gerektiği yönündeki görüşlerigereğince Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlıkMakamının 29/4/2009 tarihli onayı ile 29/11/2005 tarihi ile14/1/2009 tarihleri arasında davalıya yersiz ödenen 3.365,38-TLdenetim tazminatının geri alınmasına kararverildiğini; Danıştay içtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve 1968/8K.- 1973/14K.sayılı kararında;idarenin yokluk ve açık hata hallerinde, sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin belirtildiğini; nitekimidare tarafından hatalı olarak yapılan ödemenin geriistenebilmesine ilişkin işlemin iptaline yönelik Gaziantepİdare Mahkemesi nezdinde açılan 2003/324E.- 2003/1932K. sayılıkararı ile idarenin açık hata neticesinde yapmışolduğu yersiz ödeme miktarının geri istenilmesineilişkin olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığının belirtildiğini; hazinezararının mevcudiyetinin sabit olduğunu, davalıyatebligat yapıldığını ancak tahsilat sağlanamadığınıifade ederek; fazlaya ait talep ve dava hakları saklı kalmaküzere 3.365,38-TL hazine zararının ödeme tarihlerindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle M.Ö.’e karşı 10.7.2009 tarihinde adli yargıyerinde dava açmıştır. 2-b) ANKARA 4.SULH HUKUKMAHKEMESİ; 7.4.2010 gün ve E:2009/1545, K:2010/707 sayı ile,dava dilekçesi ile davalı vekilinin cevap dilekçesininözetlerine yer verdikten sonra; “Dava, yersiz olarak ödenen3.365.38 TL denetim tazminatının yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsili talebine ilişkindir. Tarafların tüm delilleri toplanmış veiddialarının incelenmesi bakımından dosya üzerindenbilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişiden 09.03.2010tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda, davalıya 29.11.2005 -14.01.2009 tarihleri arasında yersiz olarak 3.365.38 TL tutarındadenetim tazminatının ödendiğini, 657 sayılıKanunun 152. maddesinde düzenlenen denetim tazminatının kadrokarşılığı sözleşmeli olarakçalıştırılan personele ödeneceğineilişkin gerek 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu kararında gerekse diğer mevzuatta herhangi bir hükümbulunmadığını, davalıya denetim tazminatıödenmesi açık hata niteliğinde olduğunu,davalının borcun ödenmesi konusunda 21.05.2009 tarihindetemerrüde düştüğünü, bu nedenle 3.365,38TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktetahsilinin gerektiğini belirtmiştir. Davacının iddiası, davalınıncevabı ve tüm dosya içeriğine uygun görülenbilirkişi raporuna göre açılan davanın kısmenkabulü ile bilirkişi raporunda belirtilen 3.365,38 TL'nindavalıya gönderilen 02.06.2009 tarih 781 sayılı yazınıntebliğ edildiği tarih olan 12.06.2009 tarihinden itibarendavalının temerrüde düştüğü tarih olan13.07.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdantahsiline karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edildiğiüzere; 1-Açılan davanın kısmen kabulüile 3.365,38 TL' nin davalının temerrüdedüştüğü tarih olan 13.07.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline…” kararvermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesince; 5.10.2010gün ve E:2010/13201, K:2010/15855 sayı ile onanan kararkesinleşmiştir. 3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: İdari yargıyerinde davacı, Adli yargı yerinde davalı olan M.Ö.’invekili, 2.9.2016 tarihli dilekçe ile; Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkilinedenetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL’nin yasal faizi ile birlikte geriistenmesine ilişkin idare işleminin Ankara 5.İdare Mahkemesinin15/07/2011 tarih E.2011/1313 K.2011/1080 sayılı kararı ile iptaledildiğini, kararın, Danıştay 2.Dairesinin 30/05/2012 tarihE.2011/9960 K.2012/3127 sayılı Onama ve aynı dairenin 22/02/2013tarih E.2012/10018 K.2013/946 sayılı Karar Düzeltme talebininreddine dair kararı ile Kesinleştiğini; İdareninişlemi iptal edilmesine rağmen, İdare tarafından hukukMahkemesinde açılan alacak davasının ise kabuledildiğini; kesinleşen Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/04/2010tarih E.2009/1545 K.2010/707 sayılı kararının Yargıtay3.HD.nin 05/10/2010 tarih, E.2010/13201, K.2010/15855 sayılıkararı ile onandığını, her ikisinin de kendidalında ayrı yargı kararları olduğunu, herbirinin uygulanabilirliğinin bulunduğunu, nitekim uygulamadakurumun, ilgiliden parayı tahsil ettiğini, bir yandan da buişlemin aslında iptal edilmiş olduğunu; Kurumun buparayı isteyememesinin gerektiğini; hukuk ve adaletin bir bütünolduğunu, aksi durumun adaletsiz sonuçlardoğurduğunu; 2577 Sayılı İYUK'nun 28.md.nde İptalKararlarının sonuçlarının gösterilmişolduğunu, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergimahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkinkararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizinişlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğunu; karara konu idari işlem ve bu işlemin doğurduğu hukuksalsonuçların iptal kararı üzerine ortadankalktığını, iptal kararlarının geriyeyürüdüğünü ve hiç alınmamışsayıldığını; İdarenin aldığı iadekararının tüm ilgili çalışanlarıbağladığını, denetim tazminatı ödenentüm çalışanlardan aynı miktarların geri istenildiğini,İdare Mahkemesinin iptal kararı ile birlikte İdarenin iadetalebinin hukuka aykırı olduğunun kanıtlandığını,buna rağmen İdarece adli yargıda alacak davasıaçılarak iadeye ilişkin karar verilmesinin, hakkın yerinegetirilmesine engel oluşturduğunu; Danıştay’ın,Kamu Görevlilerine yapılan fazla ödemelerin gerialımında uygulanacak mevzuatın saptanması ve buuyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin belirlenmesininönem taşıdığını, buuyuşmazlığın çözüm yerinin İdariYargı olduğunu, aksi halde Anayasanın 155.maddesi ile kurulan“İdari Rejim” sistemine aykırılık teşkiledeceğini belirttiğini, Adli Yargı dosyasında buhususun dile getirildiğini, uyuşmazlık itirazında dabulunulmuş ise de kabul görmediğini; olayda HükümUyuşmazlığının Şartlarınıngerçekleştiğini; nitekim 20/03/2018 tarih 30366sayılı RG’de yayınlanan Yüksek Mahkemenin 26/02/2018tarih E.2016/542 K.2018/79 sayılı kararının da buyönde olduğunu; aynı konuda açılmışdava ile ilgili bu kararda Sulh Hukuk Mahkemesi KararınınKaldırılmasına Karar verildiğini; buçerçevede, yukarıda ayrıntılı olarakaçıklanan çelişkinin giderilmesi içinbaşvurma zorunluluğu doğduğunu ifade ederek; Ankara5.İdare Mahkemesinin 15/07/2011 tarih E:2011/1313, K:2011/1080sayılı kesinleşen kararı ile Ankara 4.Sulh HukukMahkemesinin 07/04/2010 tarih E.2009/1545, K.2010/707 sayılıkesinleşen kararı arasında doğan “hükümuyuşmazlığının giderilmesi veanlaşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanmasını istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. 4-Başkanlıkçailgili Mahkemelerden dava dosyalarının aslı temin edilmişdaha sonra 2247 sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göreilgili Başsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir. 4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararlar ve dava dosyaları ayrıntılı olarakirdelenip özetlendikten sonra; “ USULE İLİŞKİNİNCELEME : İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 2592sayılı Kanun ile değişik 24'üncü maddesininbirinci fıkrasında, "1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabuledilir." hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a)Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi, b)Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c)Her iki kararın da kesinleşmişolması, d)Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması, Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak kesinleşmiş kararlar bulunduğu; her ikikararda da davanın esasının hükmebağlandığı anlaşılmıştır. Davacıya ödenen denetim tazminatınınkesilerek 29.11.2005 - 14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'yi hesaplanacak faiziyle birlikte bir ay içinde geriödenmesi gerektiği belirtilen 13.5.2009 gün ve 535sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesininistenilmesine ilişkin kısmı, idari yargıda verilen kararile iptal edilmesine karşılık; adli yargıda söz konusuidari işleme konu denetim tazminatı tutarının davalıyaödeme yapıldığı tarihlerden tahsil tarihine kadarişletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleaçılan davanın kabulüne karar verildiğianlaşılmakla, anılan kararlar arasındakiçelişki nedeniyle söz konusu denetim tazminatıtutarının ödenmesinin olanaksız hale gelmesikarşısında, anılan adli ve idari yargı kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü gerekmektedir. HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ : Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38.- TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır Denetim tazminatı ödenmesine dair olanişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu,kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olupİdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir. Tümüyle idari nitelikte olan işlemeilişkin uyuşmazlığın idari yargı usul veesaslarına göre çözümlenmesi Anayasanın 155.maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi gereğidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuruaylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının bu maddede belirtilen oranları aşmamak üzereBakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetlerdahilinde tazminat olarak ödeneceğiöngörülmüş, ödenecek tazminatlar, farklıadlar altında ve farklı kapsamdaki personele ödenebilecekşekilde ayrı ayrı belirtilmiş; bunlar arasındaözel hizmet tazminatı ve denetim tazminatlarına da yerverilmiştir. Anılan Yasa maddesi uyarınca 05.05.2006günlü ve 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmaksuretiyle yürürlüğe konulan Devlet MemurlarınaÖdenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü,2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının"Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli Isayılı Cetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birincifıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılıCetvellerde yer alan tazminatların, her statüdekisözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021 sayılıBakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere) ödenmeyeceğikurala bağlanmış, ekli III sayılı Cetvelin Ekısmında denetim tazminatına yer verilmiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı'nda kadrokarşılığı sözleşmeli uzman olarak görevyapan, davanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatıödenmesine olanak bulunmadığıanlaşılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığınca, kurumlarındauzman ve uzman yardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğininbelirtilmesi üzerine, bu görüş yazısıdoğrultusunda TÜİK'te kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde istihdam edilen Uzman veUzman Yardımcılarına denetim tazminatı adıaltında ödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığı'nın 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 13/05/2009 gün ve 535 sayılı yazıile davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan3.365,38-TL'nin bir ay içerisinde ödenmesi, aksi takdirde alacaktakip dosyasının dava açılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiği ve buişlemin 21.05.2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiğianlaşılmaktadır. Olayda, davacıya 29/11/2005 - 14/01/2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan; parasal hak ödemesinidüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamuhizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malınıkoruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatınyorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücretfarkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunagelince; 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasında isekamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır. Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamındadeğerlendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiğiaçıktır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerdehatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerindede durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırıişlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanıveya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yokdenilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemdeidare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatabulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyiniyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve buişlemlere dayanılarak yapılan ödemeler içinsüre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin herzaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındakihatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar vekanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıdabelirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin davaaçma süresi içinde geri alınabileceğibelirtilmiştir. Söz konusu İçtihadı BirleştirmeKurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışında kalanhallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır. Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarının en son ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren altmış günlük sürenin geçirilmesinden sonratalep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğukanısına varılmıştır. Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargımerciilerince verilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26.02.2018 tarih ve E:2016/542, K:2018/79sayılı karar da bu yöndedir. SONUÇ: 1-Ankara 5. İdare Mahkemesinin 15.07.2011 tarih veE:2011/1313, K:2011/1080 sayılı kararı ile Ankara 4. Sulh HukukMahkemesince verilen 07.04.2010 tarih ve E:2009/l545, K2010/707sayılı karar arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğuna; 2-Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 07.04.2010tarih ve E:2009/1545, K:2010/707 sayılı kararınkaldırılmasına; 3-Ankara 5. İdare Mahkemesinin 15.07.2011 tarih veH:2011/1313, K:2011/1080 sayılı kararının kabulüne; Bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygunolacağı …” yolunda düşünce vermiştir. 4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Hüküm uyuşmazlığına konuedilen kararların özetine yer verdikten sonra; “MEVZUATYÖNÜNDEN İNCELEME: İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 2592sayılı Kanun ile değişik 24.maddesinin birinci fıkrasında, “1 inci maddede gösterilenyargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığının varlığıkabul edilir." hükmü yer almaktadır. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi, b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c- Her iki kararın da kesinleşmişolması, d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması, Koşullarının birliktegerçekleşmesi aranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada,adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarınabaşvurularak şeklen kesinleşmiş; taraflarından en azbirinin aynı olduğu kararların bulunduğu ve tümkararlarda da davanın esasının hükmebağlandığı ve yasa yollarınıntüketildiği anlaşılmıştır. Hüküm uyuşmazlığına konuAnkara 5. İdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenendenetim tazminatının kesilerek 29/11/2006-14/01/2009 tarihleriarasında yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarı olan 3.365,38 TL'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içindegeri ödenmesi gerektiğini belirten 13/05/2009 tarihli ve 517sayılı işlemin, yersiz ödendiği belirtilentutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesinin istenilmesineilişkin kısmı iptal edilmesine karşın, Ankara 4. SulhHukuk Mahkemesi kararında, söz konusu denetim tazminatınınyasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmakla,iki karar arasında oluşan çelişki nedeni ile hakkınyerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği, bu duruma göre,söz konusu adli ve idari yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğu kabuledilmelidir. Denetim tazminatının ödenmesine ilişkinişlem, idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgiliuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir. Hüküm uyuşmazlığıoluştuğu anlaşılan adli ve idari yargıkararlarına bakıldığında, TÜİK'te uzmanolarak çalışan M.Ö.'e 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/11. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetim tazminatıile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir. Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve05/05/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde;ekli cetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağıhususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı TÜİK kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarının gerialınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının onayı ile uygungörüldüğü, bu onay doğrultusunda 13/05/2009gün ve 517 sayılı yazı ile davacıya29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının bir ay içinde ödenmesi, aksi takdirdealacak takip dosyasının dava açılmak üzere ilgiliyere gönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği anlaşılmaktadır. Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir. Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hatayadüştüğünden söz edilemeyeceğianlaşılmaktadır. Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılanfazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafından yanlışyorumlanması sebebiyle davacıya yapılan ödemelerde,davacının hilesi ve gerçek dışı beyanıolmadığından, yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının en son ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlüksürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır. SONUÇ: 1-Ankara 5. idare Mahkemesinin 15/07/2011 tarihli veE.2011/1313, K.2011/1080 sayılı kararı ile Ankara 4. Sulh HukukMahkemesinin 07/04/2010 tarihli ve E.2009/1545, K.2010/707 sayılıkararı arasında hükümuyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne, 2-Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/04/2010 tarihli veE.2009/1545, K.2010/707 sayılı kararınınkaldırılmasına; 3-Ankara 5. İdare Mahkemesinin 15/07/2011 tarihli veE.2011/1313, K.2011/1080 sayılı kararının benimsenmesine, Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu …” yolunda düşünce vermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ’un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında: I-İLKİNCELEME: 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun’un “Mahkemenin görevi”başlığını taşıyan 1. maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir.(…) ” denilmiş; 24. maddesinde ise, 1 nci maddedegösterilen yargı mercileri tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş,aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığının varlığınınkabul edileceği belirtilmiştir. Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için: a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adlive idari yargı mercileri tarafından verilmesi, b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması, c) Her iki kararın da kesinleşmişolması, d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması, e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır. Hükümuyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen idariyargı ve adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortadaidari (Ankara 5.İdare Mahkemesinin15.7.2011 gün ve E: 2011/1313, K:2011/1080) ve adli (Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin;7.4.2010 gün ve E:2009/1545, K:2010/707)yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlarbulunduğu; davanın taraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır. Konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığının incelenmesinden: Uyuşmazlık, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında Uzman olarakgörev yapan davacıya 29.11.2005-14.01.2005 tarihleri arasındaödenen 3.365,38 TL denetim tazminatının yersiz ödendiğiiddiası ile geri istenilmesi ilişkin Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığının 13.05.2009 tarih 517sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağınıoluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 29.04.2009 tarih 355 sayılıişlemi sonrasında başlamıştır. M.Ö.’in vekilince, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’nınödenen denetim tazminatının hukuka aykırı olarak geriistenmesinin iptali istemiyle idari yargıda davaaçılırken, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekilince, ödenen denetimtazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesi nedeniyletahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir. Dava sebebi; talep sonucunu haklıgöstermeye yarayan maddi vakıalar iken dava konusu; netice-italeptir. Olayımızda her iki davanın sebebi Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında çalışanM.Ö.’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenendenetim tazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır. Dava konusuna gelince; idari yargıdadavanın konusu; denetim tazminatının geri ödenmesineilişkin idari işlemin iptali ve idari işlem nedeniyleyapılan ödemelerin iadesi olarak belirlenirken, adliyargıda da haksız yapıldığı iddiası ileyapılan ödemenin idareye geri ödenmesine ilişkinolması nedeniyle hüküm uyuşmazlığıolduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları daaynıdır. Kararlardan işin esasınınhükme bağlanmasının incelenmesinden; Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından adli yargıdaaçılan dava sonunda; bilirkişiraporunda, davalıya 29.11.2005 - 14.01.2009 tarihleri arasında yersizolarak 3.365.38 TL tutarında denetim tazminatınınödendiğinin, 657 sayılı Kanunun 152. maddesindedüzenlenen denetim tazminatının kadrokarşılığı sözleşmeli olarak çalıştırılanpersonele ödeneceğine ilişkin gerek 17.04.2006 tarihli ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararında gerekse diğermevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığının,davalıya denetim tazminatı ödenmesinin açık hataniteliğinde olduğunun, davalının borcun ödenmesikonusunda 21.05.2009 tarihinde temerrüdedüştüğünün, bu nedenle 3.365,38 TL'nin 21.05.2009tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiligerektiğinin belirtmiş olduğu; bilirkişi raporununuygun görüldüğü gerekçesiyle; açılandavanın kısmen kabulü ile 3.365,38 TL' nin davalınıntemerrüde düştüğü tarih olan 13.07.2009tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği; M.Ö.’in vekilitarafından idari yargıda açılan dava sonunda da; davacı adına davaya konu işlemin denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kısmıDanıştay'ca onaylandığından, davacıya ödenendenetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin işlem yönünden; Danıştay İçtihadıBirleştirme Kurulu kararı uyarınca yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi gibibir durumun varlığı haricinde idarenin yaptığıyersiz ödemeleri ancak dava açma süresi olan 60günlük süre içerisinde geri alabileceği,uyuşmazlık konusu ödemede ise böyle bir durumun sözkonusu olmadığı anlaşıldığından, sonödeme tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren 60 günlüksüre geçirildikten sonra yersiz ödenen denetimtazminatının davacıdan yasal faiziyle birlikte istenmesindehukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusuişlemin, hataen ödenen denetim tazminatının davacıdanyasal faiziyle birlikte iadesinin istenilmesine ilişkinkısmının iptaline kararverildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda her iki kararda daişin esasının hükme bağlandığıaçıktır. Hükümuyuşmazlığının kabul edilebilmesi içinöngörülen bir diğer husus ise; kararlar arasındakiçelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızbulunmasıdır. İdari yargıda yapılanyargılama sonucu idari işlemin iptaline karar verilirken, adliyargıda idari işlemin hukuka uygun olduğu ve idarece istenenalacağın tahsiline karar verilerek kararlar arasındakihakkın yerine getirilmesi olanaksız hale getirilmiştir Bu durumda, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde açıklandığıüzere; tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan vekesinleşmiş kararlar arasında hüküm uyuşmazlığıdoğmuş ve kararlar arasında çelişki nedeniylehakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğiaçıktır. Belirtilen nedenlerle; 1- Ankara 5.İdareMahkemesi ile Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararlarıarasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeöngörülen koşulların gerçekleştiğianlaşıldığından hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna, 2- 2247 sayılı Yasanın25. maddesi hükümleri uyarınca a) İdari Yargılama UsulüYasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe ve eklerinin 30 gün içinde cevapverilmek üzere Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nabildirilmesi, verilen cevabın karşı tarafa tebliğisuretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına, b) Usulü işlemlertamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonraBaşkanlıkça belirlenecek günde işinesasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR. Bununüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı vekilitarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararınınkabulüne, Ankara 5.İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. II-ESASIN İNCELENMESİ: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin,Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler:Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ,Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıylayapılan 30.9.2019 günlü toplantısında: Başvuru dilekçesi ve ekleri,uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin davadosyaları, ilgili Başsavcıların düşünceyazıları, dayanılan Yasa kuralları, taraflarca verilendilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’IN yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan M.Ö.’e,29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38 TL denetim tazminatınıngeri istenilmesine ilişkindir. Dosyanınincelenmesinden; davacının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli TÜİKUzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsündeçalıştığı; kendisine 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında toplam 3.365,38 TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında,TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı cetvelin “E.Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; 29.04.2009 gün veB.02.1.TÜİ.0.65.05.00-869-355 sayılı BaşbakanlıkTürkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın oluru üzerine, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 13.5.2009gün ve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-517 sayılıyazısı ile TÜİK Uzmanı M.Ö.’den29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında kendisine yersiz ödenendenetim tazminatlarının toplamı olan 3.365,38 TL tutarındaHazine borcu bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik” gereğince söz konusu borcun 7günlük itiraz süresi saklı kalmak üzere, hesaplanacakyasal faizi ile birlikte bir ay içerisinde Başbakanlık MerkezSaymanlık Müdürlüğü’ne ödenmesi aksitakdirde genel hükümler çerçevesinde işlemyapılacağının bildirildiği; bu işlemin ilgiliye21.05.2009 tarihinde tebliğ edildiği; adı geçenin 27.5.2009tarihli dilekçe ile yaptığı itirazın Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığının 2.6.2009 günve B.02.1.TÜİ.0.65.05.00-846.01-781 sayılı yazısıile reddedildiği anlaşılmıştır. M.Ö.’in vekili tarafından, müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığına karşı idari yargı yerinde davaaçılmış; Ankara5.İdare Mahkemesince 20.11.2009 gün ve E: 2009/925 K: 2009/1653sayı ile, 5429 sayılı Kanunun 45. maddesi ile adıgeçen madde hükmüne istinaden çıkarılan“Türkiye İstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkında Karar’daher hangi bir düzenlemenin yer almadığıgörüldüğünden, sehven ödenen denetimtazminatının kesilmesine ilişkin TUİK Başkanlığıişleminde hukuka aykırılıkbulunmadığı; idarece yersiz ödendiği iddiaedilen tutarın iade edilmesi hususuna ilişkin olarak da; buişlemin tek başına hukuki sonuçoluşturmadığı, kesin ve yürütülmesi zorunlubir işleme ilişkin olmadığı gerekçesiyle; davanın, davacıdan denetim tazminatının yasal faiziylebirlikte iadesinin istenilmesine ilişkin işleme yönelikkısmının, 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesiuyarınca incelenmeksizin; aynı işlemin davacı adınadenetim tazminatı ödenmeyeceğini öngörenkısmı yönünde ise esastan reddine karar vermiş; kararakarşı davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuş; Danıştay İkinci Dairesince; 13.10.2010 gün ve E:2010/1651,K:2010/3829 sayı ile, davacının temyiz isteminin kısmenkabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın, davanınincelenmeksizin reddine dair kısmının bozulmasına; esastanreddine dair hüküm fıkrasına yönelik kısmınınise onanmasına karar verilmiş; karar düzeltme istemi deaynı Dairece, 29.3.2011 gün ve E:2011/763, K:2011/1344 sayı ilereddedilmiş; Ankara 5.İdare Mahkemesince; 15.7.2011 gün veE:2011/1313, K:2011/1080 sayı ile, bozma kararına uyularak, bozulankısım yönünden dava dosyası yeniden incelenmeksuretiyle işin gereği görüşülmüş; Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973günlü, 1973/14 sayılı kararı uyarınca yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi gibi bir durumun varlığı haricinde idareninyaptığı yersiz ödemeleri ancak dava açma süresiolan 60 günlük süre içerisinde geri alabileceği,uyuşmazlık konusu ödemede ise böyle bir durumun sözkonusu olmadığı anlaşıldığından, sonödeme tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren 60 günlüksüre geçirildikten sonra yersiz ödenen denetimtazminatının davacıdan yasal faiziyle birlikte istenmesindehukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusuişlemin, hataen ödenen denetim tazminatının davacıdanyasal faiziyle birlikte iadesinin istenilmesine ilişkinkısmının iptaline karar verilmiş; temyiz edilmesiüzerine Danıştay 2. Dairesince, 30/05/2012 tarih ve E.2011/9960,K.2012/3127 sayı ile onanan, karar düzeltme istemi de aynıDairece, 22/02/2013 tarih ve E.2012/10018, K.2013/946 sayı ile reddedilenMahkeme kararı kesinleşmiştir. Diğer taraftan, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından,Başkanlıklarında uzman olarak görev yapan M.Ö.’ekarşı, 29.11.2005-14.1.2009 tarihleri arasında yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38.-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle adliyargıda dava açılmış; Ankara 4.Sulh HukukMahkemesince, 7.4.2010 gün ve E:2009/1545, K:2010/707 sayı ile,tüm dosya içeriğine uygun görülen bilirkişiraporuna göre, açılan davanın kısmen kabulü ile3.365,38 TL'nin davalının temerrüde düştüğütarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdantahsiline karar verilmiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay3.Hukuk Dairesince; 5.10.2010 gün ve E:2010/13201, K:2010/15855 sayıile onanan karar kesinleşmiştir. M.Ö.’edenetim tazminatı adı altında yapılan fazla ödemenin,idarece 5018 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerektahsil yoluna gidilmesi üzerine adli ve idari yargıda davalaraçılmıştır. Denetim tazminatınınödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tek yanlı iradesiyletesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte birişlem olduğunda kuşku bulunmadığı gibi, sözkonusu idari işlemin geri alınması da idari niteliktedir.İdari nitelikteki uyuşmazlığın da Anayasanın 155.Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiği kuşkusuzdur. Bu durumdaöncelikle uyuşmazlığa konu denetim tazminatının M.Ö.’eödenip ödenmeyeceği hususunda bir değerlendirmeyapılması gerekli olduğundan, bu konudaki yasaldüzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 10.11.2005tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu, 18.11.2005tarih 25997 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. 5429 sayılı Kanunun“ Personel rejimi ve fazla çalışma”başlıklı 45. maddesinin ilk olarak “Başkanlıkta; Başkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İstatistikMüşaviri, Hukuk Müşaviri, Bölge Müdürü,Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistikKurumu Uzman Yardımcısı, İstatistikçi,Matematikçi, Mühendis ile dört yıllık yükseköğrenim görmüş olmak kaydıyla Programcıkadrolarına atananlar, kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuve diğer kanunların sözleşmeli personelçalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir. Bu suretleçalıştırılacakların sözleşmeusûl ve esasları ile ücret miktarı ve herçeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl ve esaslarıBakanlar Kurulu tarafından belirlenir. Başkanlıkmerkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan (kadro karşılığıçalışan sözleşmeli personel dâhil) memurlara10.10.1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alanfazla çalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır. AnayasaMahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir. Yenidendüzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynen yararlandırılır.Bu personel T.C. Emekli Sandığı ile ilişkilendirilir.Söz konusu personele, çalıştıklarıgünlerle orantılı olarak (hastalık ve yıllıkizinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer aylıksözleşme ücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardanüstün gayret ve çalışmaları sonucundaemsallerine göre başarılı çalışmayaptıkları tespit edilenlere Başkanın teklifi, ilgiliBakanın uygun görüşü üzerine Başbakanonayı ile haziran ve aralık aylarında birer aylıksözleşme ücreti tutarına kadar teşvik ikramiyesiödenebilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkinusûl ve esaslar ile söz konusu personele yapılacak diğerödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” şeklinialmıştır. Daha sonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılıKHK ile 5429 sayılı Kanunun 45. maddesinin bir, iki veüçüncü fıkraları yürürlüktenkaldırılmış; yargılama sürecinde anılanmadde “(Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1md.) (İptalikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihli ve E.:2005/143,K.:2005/99 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme:17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1md.) Özeluzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeli olarak yabancıuzman çalıştırılabilir. Bu şekildeçalıştırılacak olan yabancı uzmanlarayapılacak ödemeler ile çalışma usûl ve esaslarıBakanlar Kurulu tarafından belirlenir. (Mülga son fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)” şeklinde iken; 2.7.2018 tarihli, 703sayılı KHK’nin 99.maddesiyle yürürlüktenkaldırılmıştır. 5429 sayılı Kanunuyanınca 05.05.2006 günlü ve 26159 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulanDevlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin17.4.2006 günlü, 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının "Ödeme yapılmayacak haller"başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a)bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetvelde ve bu Kararın 4.maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yer alan zamlar ile II veIII sayılı Cetvellerde yer alan tazminatların, herstatüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997 tarihli ve 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklı kalmak üzere)ödenmeyeceği kurala bağlanmış; 10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları,vasıfları, görevleri sorumlulukları, ücretleri vediğer ödemeleri ile özlük işleridüzenlenmiştir. Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca (703sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “BakanlarKurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklindedeğiştirilmiştir.)belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecektazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlar arasındayer alan özel hizmet tazminatı ile denetim tazminatı da buşekilde farklı tazminatlar olarak düzenlenmiştir. Yukarıdaaçıklanan yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146. Maddesininbirinci fıkrası uyarınca sözleşmeli ve geçicipersonel hakkında özel kanunlardaki hükümlerinuygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanunun çıkarıldığıve söz konusu Kanunun 45. Maddesinde, sözleşmeli olarak buKurumda çalışan personele yapılacak ödemelerinkapsamı ve miktarına ilişkin düzenlemeye yerverildiği, adı geçen madde uyarıncaçıkarılan 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulukararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları” nı düzenlediği, TÜİKda çalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan M.Ö.’eödenmesinin mümkün olmadığı, M.Ö.’in5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır. Hükümuyuşmazlığı oluştuğu anlaşılan adli veidari yargı kararlarına bakıldığında da,Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli uzman olarakçalışan M.Ö.’e 29.11.2005-14.01.2009 tarihleriarasında ödenen denetim tazminatının yersiz ödendiğikonusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da,idarenin zarara uğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktadaTürkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan M.Ö.’e yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir. 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kişiselsorumluluk ve zarar” başlıklı 12. maddesi; “ (Değişik:12/5/1982 - 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itinaile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malınıkorumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gereklitedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt,kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zararauğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafındanrayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararlarınödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır.Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesindebulunan memurun brüt aylığının yarısınıgeçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkilidisiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.”şeklinde bir düzenlemeyi öngörmektedir. Budüzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir. Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde,süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur. “Öteyandan, benzer konudaki bir Yargıtay İçtihadıBirleştirme kararına da değinmekte yarar görülmektedir.Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6, K.1973/2 sayılıİçtihadı Birleştirme kararında sonuç olarakaynen: “ 1-Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçekdışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemişolmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu(özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptaldavası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine, 2-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriyeyürür şekilde geri alınamayacağına, 3-Busüreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun gerialınması halinde geri alma gününe kadar doğmuşdurumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine, 4-Bu nedenleyanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtiktensonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadarödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukukengeçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulügerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşmesöz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine veiçtihadların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak,kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven vedevamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir normolarak iptal davası süresini, genel olarak yanlış şarttasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için birsınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonratasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekildegeri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…” Bu konudauygulanması düşünülebilecek diğer bir düzenlemede, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı”başlıklı 71. maddesinde; “ (Değişik birincifıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerininkasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırıkarar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağındaartışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararınınbelirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, b) Mal alınmadan, işveya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindekigiderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veyahizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınmasıveya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, f) (Mülga:22/12/2005-5436/10md.) g) Mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. (Değişiküçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edilir. Alınmamışpara, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamışhizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat,onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibigösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiylekamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir. (Değişikson fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara nedenolan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzelkişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.” hükmü yer almaktadır. (2/7/2018tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 213üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “MaliyeBakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak” ibaresi“Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan”şeklinde değiştirilmiştir.) 5018sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesindeöncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir. Belirtileniçtihatlar ve yasal düzenlemeler birliktedeğerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıçerçevesinde çözümlenmesi gerektiğindetereddüt bulunmamaktadır. M.Ö.’e 29.11.2005- 14.01.2009tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılan M.Ö.’inödemelerin yapılması konusunda gerçek dışıbeyanı veya hilesinin bulunmadığı, keza mevzuatın maliyetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyeti itibariyle ortada bir“açık hata” halinin de söz konusuolmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyle M.Ö.’inkolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur da sözkonusu edilemeyeceğinden, 29.11.2005-14.01.2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir. Açıklanan nedenlerle,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’ndakadro karşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan M.Ö.’e 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne kararveren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 7.4.2010 gün ve E:2009/1545K:2010/707 sayılı kararının kaldırılmasına,hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin 15.7.2011gün ve E:2011/1313, K:2011/1080 sayılı kararınınkabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar vermekgerekmiştir. S O N U Ç : Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan M.Ö.’e 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olmadığının saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 7.4.2010gün ve E:2009/1545 K:2010/707 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin 15.7.2011gün ve E:2011/1313, K:2011/1080 sayılı KARARININ KABULÜ vebu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININGİDERİLMESİNE, 30.9.2019 gününde Üye BirolSONER'in KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY Uyuşmazlık,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındasözleşmeli uzman olarak görev yapan ............’e, .......- ........ tarihleri arasında mevzuata aykırı olarakyersiz ödendiği iddia edilen ........ TL denetim tazminatınıngeri istenilmesine ilişkindir. Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun benzer konudaverdiği kararında "İdarenin, yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve busüre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmişolup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bukonuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14). Dahaönce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davada vermişolduğu kararında; "Burada çözüme bağlanansorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şan tasarrufunsonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha öncebu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olanfazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göremümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyetvermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlış şarttasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini) ancak iptaldavası süresi içinde geriye yürür şekilde gerialabileceği, bu süre geçtikten sonra yanlıştasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dâhilolmak üzere, hukuken kazanılmış durum olaraktanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının,idare tarafından yapılan bütün ödemelereuygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarındanhiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmışoldukları bütün hatalı ödemelerin idare tarafındangerek ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapangörevlilerden geri alınamaması gibi bir sonuçdoğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez bir durumasokacak olan böyle bir sonucun hukukça savunulmasımümkün değildir. Bu nedenle içtihadı birleştirmekararının kapsamı dışında kalan ve herhangi birşart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idaretarafından Borçlar hukukunun haksız iktisap kurallarınadayanılarak geri istenebileceğinin kabulü gerekir"gerekçesiyle direnme hükmünün bozulmasına kararvermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/13 -387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı). Yine benzerkonuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararında;"Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şart tasarrufunadayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır. TBK. m. 77/1'e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir. Sebepsizzenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahutvarlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayanşeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmişolursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiğitarafa karşı geri verme borcu altındadır. Borçolmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır. HGK' nun05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997 K.sayılı kararıile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin idaretarafından BK' nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göregeri istenebileceği açıklanmıştır. ........İdare Mahkemesinin ............. tarihli ve.......... esas,........... sayılıkararı ile idare işlemi ödeme tarihinden itibaren 60günlük yasal süre geçtikten sonra istenemeyeceğigerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıda yazılıolduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödemeiçin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıncaaraştırma ve inceleme yapılarak sonucuna görehüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçeile davanın reddi doğru görülmemiştir"gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No:2017/7568). Sebepsizzenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir. Uyuşmazlığınortaya çıktığı tarihte yürürlükteolan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesine göre; "Madde61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına maliktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veyatahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuşolan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır". Bu maddeninkarşılığı olarak düzenlenmiş 6098sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. maddesine göre; "Madde77 - Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasınınmalvarlığından veya emeğinden zenginleşen, buzenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Buyükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur". Bu maddeleregöre, haklı bir sebep olmaksızın başkasınınmalvarlığından veya emeğinden zenginleşmeye"sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsiz zenginleşen kimse,bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiği kimseye geri vermekzorundadır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşmebağımsız bir borç kaynağıdır (Fikret Eren- Borçlar Hukuku Genel Hükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd.,Haluk. N. Nomer - Borçlar hukuku Genel Hükümler -İstanbul 2013 - Sayfa 201 vd.). Buaçıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır Bunagöre..... -.....tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğu görülmektedir. Açıklanantüm bu nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında kadro karşılığısözleşmeli TÜİK Uzmanı olarak görev yapan........’a........-....... tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işleminhukuka uygun olduğunun saptanması karşısında; yersizödemenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptaliistemiyle açılan davanın sonunda işlemin iptaline kararveren ......İdare Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına;hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıya ait .......... HukukMahkemesi’nin ........ kararının kabulü ve bu surettehüküm uyuşmazlığının giderilmesine kararverilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğunidari yargı kararının benimsenmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum.30.9.2019 ÜYE Birol SONER
Full & Egal Universal Law Academy