T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/620
KARAR NO : 2019/578
KARAR TR: 30.09.2019
ÖZET: Yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.3.2018 gün ve E:2017/186, K:2018/80 sayılı kararının kaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdare Mahkemesi’nin 22.4.2010 gün ve E:2009/640, K:2010/331 sayılı kararının KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı) : B.S.T.
Vekili : Av. Y.Ç.Y.
Karşı Taraf
(Adli Yargıda Davacı) :Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı
Vekili :Av. S.S.
O L AY : 1-a) DavacıB.S.T.’nu temssilen Büro Memurları Sendikası vekilidilekçesinde; müvekkilinin, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman yardımcısı olarakgörev yaptığını, Denizli BölgeMüdürlüğü’nün Bayram SefaTopaloğlu’na 2006-2009 Şubat tarihleri arasında kurumcaödenen 2.930,67-TL tutarındaki denetim tazminatlarınınyersiz olarak ödendiğinden bahisle hesaplanacak yasal faiziylebirlikte ödenmesi gerektiğine dair 25.05.2009 tarihB.02.1.TÜİ. 1.06.05.00/869-600 sayılı işlemininöncelikle yürütmesinin durdurulması, akabinde iptaliyle,kurum tarafından Bayram Sefa Topaloğlu’na verilmeyen denetimtazminatlarının hakkediş tarihlerinden itibaren işleyecekyasal faizleriyle birlikte ödenmesi ve anılan işlem nedeniyle geriödemek zorunda kaldığı tutarların ödemetarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle iadesine yönelikdilekçenin; 4688 Sayılı Kamu Görevlileri SendikalarıKanununun 19. maddesinin f bendine göre üyelerin idare ile ilgilidoğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veyahukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkmasıdurumunda üyelerini veya mirasçılarını, herdüzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organlarıönünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenleaçılan davalarda taraf olmak yetkisinin sendikalara verildiği;diğer yandan 18/06/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlananDanıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu EsasNo: 2005/1 Karar No: 2006/1 K kararında sendikaların üyelerihakkında tesis edilen bireysel (sübjektif) işlemlerekarşı, üyelerini temsilen avukatları aracılığıyladava açabilecekleri ve bu nedenle açılan davalarda tarafolabilecekleri yani; üyeleriyle ilgili bireyseldavalarınısendika avukatları vasıtasıyla yürütebileceklerineilişkin düzenlemede bulunulduğu; dolayısıylasendikalarına verilen bu yetkiyi kullanarak üyelerini temsilen davaaçmış bulunduğu; 7613 sicil numarasıyla Türkiyeİstatistik Kurumu Denizli Bölge Müdürlüğündekadro karşılığı gösterilmek suretiyle uzmanyardımcısı olarak Ocak 2006 tarihinden bu yanaçalıştığı; Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü 25.05.2009 B.02.1.TÜİ.1.06.05.00/869-600 sayılı işlemle 2006-2009 Şubat tarihleriarasında yersiz olarak ödendiği iddia edilen denetimtazminatları tutarı olan 2.930,67-TL’yi faiziyle birliktefaizin başlangıç tarihi de yazılmadan ödemesininbelirtildiği;657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun152.maddesinin tazminatlar başlıklı 2.Fıkrasınınözel hizmet tazminatı başlıklı A bendinin h altbendinde Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları ve bunlarınyardımcıları P özel hizmet tazminatındanyararlanabilecekler arasında sayılmış olup, gene 152.maddenin f 2 fıkrasının Denetim Tazminatıbaşlıklı F bendinin b alt bendinin incelenmesinden; özel Rhizmet tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k)sırasında sayılanların (ki belirtildiği üzere halt bendinde Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları vebunların yardımcıları da bulunmaktadır.) denetimtazminatı kapsamında kaldığı, tespit edilenoranları da aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminatlarınödeneceğinin anlaşıldığı; bina aleyh denetimtazminatının B.Sefa Topaloğlu’nun yasal bir hakkıolduğu; ayrıca 15 Ağustos 2006 tarih 26260 sayılıResmi Gazetede yayımlanan 2006/10795 Sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları Hakkındaki BakanlarKurulu Kararının Diğer Hükümlerbaşlıklı 14. Maddesinde de bu Kararda hükmebağlanmayan hususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarıncaişlem yapılacağının ifade edildiği; ayrıca05.05.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.04.2006 tarih 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu kararında özel hizmettazminatını düzenleyen 2 sayılı cetvelin Bbaşlığı altındaki 4.sırada Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanları ve yardımcılarındanbahsedilmiş, 3 sayılı cetvelin, kimlerin denetim tazminatıalacağını düzenleyen E denetim tazminatıbölümünde ise; özel hizmet tazminatınıdüzenleyen 2 sayılı cetvele atıf yapılıp,özel hizmet tazminatı ile denetim tazminatı arasındabağlantı kurularak özel hizmet tazminatınıdüzenleyen II Sayılı Cetvelin (B) Denetim HizmetleriBölümünün 4, 5, 6 ve 7 nci sıralarındasayılanlara gönderme yapıldığı;(Ki 4.sıraada Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları 4.sıra b de isebunların yardımcıları zikredilmiştir.) kabul etmemeklebirlikte; bir an için idarenin 25.05.2009 tarihli yazısındabelirtilen; Bayram Sefa Topaloğlu’na 2006-2009 Şubat tarihleriarasındaki denetim tazminatı tutarlarının yersiz olaraködenmiş olduğu düşünüldüğündedahi, dava açma süresi geçtikten sonra bu tutarlarınidarece istenmesi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, 1973/14 sayılıkararı ışığında mümküngözükmediği; anılan karara göre idare edileningerçek dışı beyanı, hilesi, geri alınan idaritasarrufun yok denilebilecek bir illetle maluliyeti veya açık hatahalleri dışında idarenin ödemelerini ancak hatalıödemelerin ilk yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içerisinde isteyebileceği;en son olarak 2009 senesinin Şubat ayında özel hizmettazminatı kalemi içerisinde denetim tazminatıödenmiş olup, bu noktada B.Sefa Topaloğlu”nungerçek dışı beyanı, hilesi bu yönde birkastı veya bir başka şekilde kusurununbulunmadığı, bordrosunda özel hizmet tazminatıdışında ayrıca denetim tazminatı şeklinde farkedebileceği ayrı bir kalemin dahi olmadığı; idareedilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcutolmayıp, personelin iyi niyetli olduğu; bu bağlamdakazanılmış hak ve idari istikrar ilkesi uyarıncakişinin korunması gerektiği; somut olayda kamu düzeniniihlal edici boyutta bir durum da bulunmadığı; açıkhatanın Kanun’un çok açık birhükmünün uygulanmayarak hataya düşülmesiolduğu; olayda ise kanunun açık bir hükmününihlali veya idarenin uzun zamanlı uygulaması da birliktedeğerlendirildiğinde derhal basit bir incelemeyle fark edilebilecekbir durum da bulunmadığı; aradan geçen uzun zamansonrasında, basit bir incelemenin ötesinde ancak MaliyeBakanlığı Bütçe Mali Kontrol GenelMüdürlüğü ile yapılan yazışmalarsonrasında gelen cevabi yazının değerlendirilmesineticesinde Bayram Sefa Topaloğlu’na yersiz ödemeyapıldığından bahisle, ödenen denetim tazminatıtutarları hukuka aykırı olarak geri istendiğini; bu haldedahi idarenin; dava açma süresi de geçtikten sonra, B.SefaTopaloğlu‘ndan, 2006-2009 Şubat aylarına ilişkinödenen denetim tazminatlarının faizleriyle geri ödenmesitalebinde bulunmasının açıkça hukukaaykırı olduğu; anılan kişinin 24.06.2009 tarihindekendisinden talep edilen bir miktarı itirazi kayıtla ödemekzorunda kaldığı, olayda hiçbir hilesi veya kusurubulunmayan, aylık sınırlı belli bir bütçeylegeçinmek durumunda olan personel için telafisi güçzararların oluştuğunu, yürütmeyi durdurma istemliiş bu davanın açılması zaruriyetindekalındığını; Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü’nün 25.05.2009 tarihB.02.l.TÜİ. 1.06.05.00/869-600 sayılı işlemininöncelikle yürütmesinin durdurulmasına, (Şayetyürütmenin durdurulması hakkında davalı idareninsavunması alındıktan sonra bir karar verilecekse personelinkuruma tutarları iade süreci devam ettiğinden idaredenistenebilecek savunma ve belgeleri sunması için idareye verileceksürenin 10 gün ile sınırlanmasına) akabinde iptaliyle,kurum tarafından Bayram Sefa Topaloğlu’na verilmeyen denetimtazminatlarının hakkediş tarihlerinden itibaren işleyecekyasal faizleriyle birlikte ödenmesi ve anılan işlem nedeniyleBayram Sefa Topaloğlu’nun kuruma ödemek zorundakaldığı tutarların ödeme tarihlerinden itibarenişleyecek yasal faizleriyle birlikte iadesine karar vermesi istemiyleidari yargı yerinde Başbakanlığa karşı davaaçmıştır.
1-b) DENİZLİ İDARE MAHKEMESİ;22.4.2010 gün ve E:2009/640, K:2010/331 sayı ile,"Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararıyla, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı ve hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının, hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere idari davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı,hususları vurgulanmıştır.
Danıştay İçtihatları Birleştirme KuruluKararının konusu her ne kadar hatalı terfi ve intibaktandoğan ödemelerin geriye alınmasına ilişkin ise de; bukarar ile idari işlemlerin geriye alınmasında uyulmasıgereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılankararın tüm hatalı ödemelerin geriye alınmasındada uygulanması gerektiği açıktır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı Yasa'nın 40. maddesinin4. fıkrası gereği, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu’nunkararlarına, Danıştay Daire ve Kurulları ile idarimahkemeler ve idarenin uymak zorunda olduğu kuralabağlanmıştır.
Bu durumda, Türkiye İstatistik Kurumu Denizli BölgeMüdürlüğü’nde sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak görev yapan B.S.T.'na denetimtazminatı adı altında Şubat 2006 ila Şubat 2009tarihleri arasında ödenen 2.930,67-TL’lıkmeblağın geri istenilmesine ilişkin işlemde; Türkiyeİsatistik Kurumu tarafından görüş sorulmasıüzerine Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali KontrolGenel Müdürlüğü’nün 20.04.2009 gün ve5084 sayılı yazısına istinaden tesis edildiğinden vebu sebeple ortada açık hatanın varlığındanbahsedilmesine hukuken olanak bulunmadığından, genel davaaçma süresi olan 60 gün içinde geri istenilmediğianlaşılan ödemelerin bu süre geçtikten sonraistenilmesinde yukarıda aktarılan Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararma ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dolayısıyla davacıdan usulsüz olarak tahsil edilentutarın da davacıya ödenmesi gerektiğiaçıktır.
Davacının; denetim tazminatının kesilmesi sebebiyleyoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyleödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetim tazminatınınkesilmesine ilişkin kesin ve yürütülmesi zorunlu olandavalı idare işlemi dava edilmediğinden ve bu şekildeiptali sağlanmadığından, hukuk aleminde var olan birişlemin icrasından kaynaklanan maddi kayıpların tazminedilmesi yönünde hüküm kurulması hukukenmümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davanın B.S.T.'ndan Şubat2006 ile Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen 2.930,67-TL'ningeri istenilmesine ilişkin 25.05.2009 gün ve 600 sayılıTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı DenizliBölge Müdürlüğü işleminin iptaline, B.S.T.'nunödediği tutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemininkabulüne, B.S.T.'ndan tahsil edilen tutarın yasal faizi ile birliktedavacıya iadesine, denetim tazminatının kesilmesi sebebiyleyoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine, davanın kısmeniptal, kısmen kabul, kısmen redine …”karar vermiş,bu kararın davalı idare vekilince temyiz edilmesi üzerine;
1-c) Danıştay İkinci Dairesi: 18.3.2014gün ve E:2010/4247, K:2014/2272 sayı ile, "İdare ve vergimahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerekbozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birininvarlığına bağlıdır. İdare Mahkemesi'nceverilen kararın iptal ve kabule ilişkin kısmı vedayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup,bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından,temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına...”karar vermiş; davalı idare vekilinin kararın düzeltilmesiistemi aynı Dairece, 19.9.2014 gün ve E:2014/5491, K:2014/7253sayı ile reddedilmiş, bu karar kesinleşmiştir.
2-a) Davacı Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğünde TUİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilen personelBayram Sefa Topaloğlu’na Ocak 2006-2009 Şubat tarihleriarasında 2.930,67-TL denetim tazminatı ödendiğini;MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün 20.04.2009 tarihli veB.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısı ile Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında TUİK Uzmanıve Uzman Yardımcısı Kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı cetvelin “E.DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkün olmadığıve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiği; sehven yapılan söz konusuödemelerin geri alınması gerektiği BaşkanlıkMakamının 29.04.2009 tarihli ve B.02.l.TÜİ.0.65.05.00-869-355sayılı oluruyla onaylanmış; yersiz ödenen denetimtazminatı tutarlarının ilgili personelden gerialınması için yapılan işlemler sonucu, davalıyayersiz ödendiği tespit edilen “DenetimTazminatının” Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkinUsul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerigereğince kısmen tahsil edildiği; (24.06.2009 tarihindenbaşlamak üzere aylık 100.00-TL taksitle toplam 1.200,00-TL)davalı tarafından kurum aleyhine açılan dava sonucu,Denizli İdare Mahkemesinin 22.04.2010 2009/640 Esas, 2010/331 Karar nolukararı ile 2.930,67-TL denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin 25.05.2009 gün ve 600 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Denizli Bölge Müdürlüğünişleminin iptaline karar verildiği; İdare Mahkemesi kararısonucu Muhasebe Müdürlüğü tarafından 07.07.2010tarih ve 20100046881 nolu belge ile davalıya 913,34-TL’niniadeedildiğini; davalıya yersiz ödenmiş olan denetim tazminattutarından kaynaklanan Hazine alacağı tahsil edilmemiş halegeldiğinin, Yargıtay İçtihatları BirleştirmeBüyük Genel Kurulunun 27.01.1973 tarih ve 1972/6 Esas, 1973/2 Kararsayılı kararında, idarenin yanlış şarttasarrufunun ancak iptal davası süresi veya kanunda özel birsüre varsa bu süre içerisinde, yahut iptal davasıaçılmışsa dava sonuna kadar yürür şekildealınabileceğini ve bu süreler geçtikten sonra gerialınması durumunda geri alma gününe kadar ödenmişbulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli birnedenle ödenmiş bulunduğunun kabulü gerekmesikarşısında artık sebepsiz zenginleşme söz konusuolamayacağından, sebepsiz zenginleşme hükümlerinedayanılarak geri istenemeyeceği belirtilirken “yolluk ilemutlak butlan halleri” bundan hariç tutulmuş;dolayısıyla yolluk ile mutlak butlan hallerinde tesis edilen idariişlemlerin geri alınmasında herhangi bir süre öngörülemeyeceğigibi bu işlemlere dayanılarak elde edilmiş olan ve menfaatlerinde korunamayacağı açıkça ortaya konulduğunun;ayrıca Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 tarih ve 1968/8 Esas , 1973/14 Karar sayılıkararında; idarenin yokluk ve açık hata hallerinde, sürearanmaksızın kanunsuz terfi ve intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin belirtildiği; nitekimGaziantep İdare Mahkemesinin 19.11.2003 tarih 2003/324 E. 2003/1932 K.Sayılı ilamında; “ İçtihatlarıBirleştirme Kurulu Kararında idarenin, açık hatadurumunda idari işleminin geri alınmasına imkantanındığı göz önünealındığında ise, açık hata kavramındakiaçık nitelemesinin, hatalı işlemin hak doğurmayaengel olduğu şeklinde anlaşıldığı; hatakavramının, işlemin unsurlarından birinde veçoğu kez sebep unsurundaki sakatlığın, işleminhukuka açıkça aykırı olmasını ifadeettiği; bu haliyle de, işlem hukuka açıkçaaykırı ise idarenin işlemi hatalı tesis ettiği ve buişlemin süre koşuluna bağlı olmadan gerialınmasının mümkün olduğu dolayısıylaidarenin açık hata neticesi yapmış olduğuödemelerin geri istenilmesinde hukuka aykırılıkbulunmadığı; sehven yapılan ödeme nedeniyle meydanagelen hazine zararının, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsiliistemiyle Bayram Sefa Topaloğlu’na karşı adliyargı yerinde dava açmıştır.
2-b) Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; 28.5.2015gün ve E:2014/348, K:2015/365 sayı ile, "... dava alacaktalebini içerir davadır. Yapılan yargılama sonucutoplanan deliller, iddia ve savunma, Denizli İdare Mahkemesi'nin 2009/640Esas sayılı dosyası, taraf vekillerinin ibraz ettiğibelgeler ile tüm dosya kapsamından, davacı vekili her ne kadardavalının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğünün TÜİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadroları karşılık göstermeksureti ile sözleşmeli olarak istihdam edildiğini, Ocak 2006 -Şubat 2009 tarihleri arasında 2.930,67 TL denetim tazminatıödendiğini, denetim tazminatlarının ödenmemesigerektiğini, ödenen tazminatların sehven yapılan ödemeleringeri alınması gerektiğini, başkanlıkmakamının 29.04.2009 tarihli oluru ileonaylandığını, ödenen tazminatın yönetmelikhükümleri gereğince kısmen ödendiğini,davalı tarafından Denizli İdare Mahkemesi'nin 2009/640 Esassayılı kararı ile denetim tazminatının geriistenmesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiğini,İdare Mahkemesi kararı gereğince 07.07.2010 tarihindedavalıya 913,34-TL'nin iade edildiğini, davalıya yersizödenen ödeme nedeni ile meydana gelen hazine zararınınfazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.930,67TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdantahsilini talep etmiş ise de, aynı taleple ilgiliDanıştayca onanarak kesinleşen Denizli İdare Mahkemesi'nin2009/640 Esas sayılı dosyası dikkate alınarak davacınıniddialarını kesin ve inandırıcı olarakispatlayamadığı kanaatine varılarak davanın reddinedair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Davacı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı'nın davalı B.S.T.aleyhineaçtığı alacak talebini içerir davanınreddine..." karar vermiş, bu karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiştir.
2-c) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: 18.5.2017 günve E:2016/458, K:2017/7568 sayı ile, "...Dava konusu fazlaödemenin, idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı,salt hatalı ödemeden kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
TBK. m.77/1'e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve80'de "aynen geri verme ilkesi"ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK'nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13-387 E.-1984/997 K.sayılıkararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salt hatalıödemenin idare tarafından BK'nun sebepsiz zenginleşmekurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
Denizli İdare Mahkemesinin 22.04.2010 tarihli ve 2009/640 esas,2010/331 sayılı kararı ile idare işlemi ödemetarihinden itibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonraistenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiş olup, yukarıdayazılı olduğu üzere şart tasarrufa dayanmayan davakonusu ödeme için sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna görehüküm kurulması gerekirken yanılgılıgerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslargözönünde tutulmaksızın yazılı şekildehüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerindeolduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesigereğince davacı yararına bozulmasına..." karar vermiştir.
2-d) DENİZLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:22.03.2018 gün ve E:2017/186, K:2018/80 sayı ile, "...Yargıtay bozma ilamı ile tüm dosya kapsamından;davalının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğünün TÜİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadroları karşılık göstermeksureti ile sözleşmeli olarak istihdam edildiği, ocak 2006şubat 2009 tarihleri arasında 2.930,67 TL denetim tazminatıödendiği, denetim tazminatlarının ödenmemesigerektiği, ödenen tazminatların sehven yapılanödemelerin geri alınması gerektiği,, davalıya yersizödenen ödeme nedeni ile hazine zararının meydanageldiği, davalının savunmasını kesin veinandırıcı olarak ispatlayamadığı,davacının dava açmakta haklı olduğu kanaatinevarılarak davanın kabulüne dair aşağıdakihüküm verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıdaaçıklandığı üzere;
Davacı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı'nın davalı B.S.T.aleyhineaçtığı alacak talebini içerir davanınkabulüne..." karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK:İdari yargı yerinde davacı, Adli yargı yerindedavalıolan B.S.T.'nun vekili, 21.6.2018 tarihli dilekçeile;Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu DenizliBölge Müdürlüğünde görevli olanmüvekkili Bayram Sefa Topaloğlu, T.C Denizli İdareMahkemesi’nde dava konusu bedelin kendisinden talep edilmesine dayanakolarak gösterilen işlemin iptaline ilişkinaçmış olduğu davada, idari işlemin iptaline kararverildiği; İdare Mahkemesi’nin 2009/640 E., 2010/331 K.sayılı kararı ile: Ocak 2006 ile Şubat 2009 tarihleri arasındaödenen 2.930,67-TL’nin geri istenilmesine ilişkin 25.05.2009gün ve 600 sayılı Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğü’nün işleminin İptaline,müvekkilin ödediği tutarın yasal faizi ile birliktekendisine ödenmesi isteminin kabulüne karar verildiği;davalı idarenin, Denizli İdare Mahkemesinin bu kararınakarşı Danıştay’da temyiz yolunabaşvurulduğu ve Danıştay 2. Dairesi, Denizli İdareMahkemesinin kararının oy birliği ile onanmasına kararverdiği ve bu kararın kesinleştiği; bu davada davalıolan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının, iyi niyetle hareket etmeyerek, DevletMemuru olarak kendi bünyesinde görev yapançalışanı hakkında Denizli 1. Asliye HukukMahkemesinin 2014/348 E. Sayılı dosyası ile davaaçıldığı, mahkemece haksız ve hukuki dayanaktanyoksun olan iş bu davanın reddine karar verildiği; davacıidare tarafından, Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/438E.2015/365 K. sayılı ilamına karşıYargıtay’da temyiz yoluna başvurulduğu ve YargıtayHukuk Dairesi’nce Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/348 E.2015/365 K. sayılı kararının bozulmasına kararverildiği, Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2017/186 E.numarası ile kaydı yapılarak yeniden görülenyargılamada haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun acılandavanın kabulüne karar verildiği ve kararınkesinleştiği; ancak bu hususun taraflarınca kabulününmümkün olmadığı; kaldı ki, Denizli 1. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 2017/186 E. sayılı dosyası ilegörülen davaya dayanak olarak gösterilen delillerin,müvekkilinin haklılığının ispatı olanDenizli İdare Mahkemesi'nin 2009/640 E. 2010/331 K. SayılıKararını hükümsüz hale getirmesinin mümkünolmadığı; bu hususların göz ardı edilerek,Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.03.2018 Tarih 2017/186 E. 2018/80K. sayılı ilamı ile B.S.T.hakkında açılanhaksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulünekarar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; davacıidarenin, bedelin iadesine ilişkin talebinde ve yaptığı buişlemde eğer ki haklı olsa idi, İdare Mahkemesikararının idarenin lehine sonuçlanmasınıngerektiği; zira, idarenin müvekkilden talep ettiği bedelegerekçe olarak ileri sürdüğü işleminiptalinin,idarenin çalışanı hakkında haksızişlem yaptığının, haksız talepte bulunduğunun;müvekkilinin ise haklılığının ve kendisineödenen bedelin yasaya ve mevzuata uygun olduğunun apaçıkbir delili olduğu; Denizli İdare Mahkemesi’nin 2009/640 E.2010/331 K. Sayılı kararı kesinleşmiş olmasınarağmen, aynı konuya ilişkin Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi2017/186 E. 2018/80 K. Sayılı kararı ile davanınkabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasayaaykırı olduğu, Denizli İdare Mahkemesi Kararınınesas alınması gerektiği; kaldı ki dilekçeleri ekindesunduğu Uyuşmazlık MahkemesiBaşkanlığı’nın 2016/542 E. 2018/79 K.Sayılı kararında “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ilgiliye (adli yargıda davalı,idari yargıda davacı) 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin gerialınması için idarece açılan alacak davasısonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 11. Sulh HukukMahkemesi'nin kararının kaldırılmasına, hukuk ve usuleuygun bulunan Ankara 2. İdare Mahkemesi kararının kabulü vebu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar vermek gerekmiştir.” denilmek suretiyleİdare Mahkemesinin kararının kabulüne karar verildiğidolayısıyla, Denizli İdare Mahkemensinin 2009/640 E, 2010/331 K.sayılı kesinleşen kararı ile Denizli 1. Asliye HukukMahkemesi 2017/186 E., 2018/80 K. sayılı kesinleşen kararıarasında doğduğu önesürülen“hüküm uyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iadeişleminin iptali yönünde karara bağlanmasıistemiyle,Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.
4-Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden davadosyalarının aslı temin edilmiş daha sonra 2247sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hükümuyuşmazlığına konu edilen kararlar ve dava dosyalarıirdelenip özetlendikten sonra; “... USULEİLİŞKİN İNCELEME :
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında,"1 inci maddede gösterilen yargı mercileri tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
e) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Davacıya ödenen denetim tazminatının kesilerek2006-2009 Şubat tarihleri arasında yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarı olan ve davacıdan tahsil edilen
2.930,67-TL'yi hesaplanacak faiziyle birlikte geri ödemesigerektiğinin bildirilmesine yönelik 25.5.2009 günlü, 600sayılı işlemin idari yargıda verilen karar ile iptali,davacının ödediği tutarın yasal faiziyle birliktedavacıya iadesine karar verilmesine karşılık; adliyargıda söz konusu idari işleme konu denetim tazminatıtutarının davalıya ödeme yapıldığıtarihlerden tahsil tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birliktetahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davanınkabulüne karar verildiği anlaşılmakla, anılan kararlararasındaki çelişki nedeniyle söz konusu denetimtazminatı tutarının ödenmesinin olanaksız hale gelmesikarşısında, anılan adli ve idari yargı kararlanarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuanlaşılmaktadır.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININ İNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen2.930,67.- TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenintek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olupİdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işleme ilişkinuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ile kurulan"idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının(ek gösterge dahil) brüt tutarının bu maddede belirtilen oranlarıaşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, ödenecektazminatlar, farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirtilmiş; bunlararasında özel hizmet tazminatı ve denetim tazminatlarına dayer verilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli 1 sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kumlu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış, ekliIII sayılı Cetvelin E kısmında denetim tazminatına yerverilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı Denizli BölgeMüdürlüğünde kadro karşılığısözleşmeli uzman yardımcısı olarak görev yapandavanın tarafı olan ilgiliye denetim tazminatı ödenmesineolanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararına ekli III sayılı Cetvelin "E-DenetimTazminatı" bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenip ödenmeyeceği konusundagörüş sorulan Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nce verilen 20/04/2009gün ve 5084 sayılı görüş yazısındaanılan düzenleme uyarınca denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenendenetim tazminatlarının geri alınması gerektiğininbelirtilmesi üzerine, bu görüş yazısıdoğrultusunda TÜİK’te kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilen Uzman ve UzmanYardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 gün ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 25/05/2009 gün ve 600 tarihli sayılıyazı ile davacıya 2006-2009 Şubat tarihleri arasında yersizödenen denetim tazminatlarının toplam tutarı olan2.930,67-TL’nın bir ay içerisinde ödenmesi, aksitakdirde hakkındaki alacak takip dosyası hakkında genel hükümleregöre takibat yapılacağı yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği ve bu işlemin 25.5.2009 tarihinde davacıyatebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacıya 2006-2009 Şubat tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesikapsamında sayılıp sayılamayacağıyönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesininbirinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı" olaraktanımlanmış anılan maddenin ikinci fıkrasında isekamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde (g) bendinde yer alan "mevzuatındaöngörülmediği halde ödeme yapılması"kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımlarınedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararışeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkinolduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamındadeğerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri atımında 5018 sayılı Kanunöncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 günlü, E: 1968/8, K: 1973/14sayılı kararının uygulanması gerektiği açıktır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22.12.1973 gün ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılıkararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın hatalı ödediği meblağı herzaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerdehatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemeninyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerindede durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırıişlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanıveya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yokdenilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemdeidare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatabulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyiniyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve buişlemlere dayanılarak yapılan ödemeler içinsüre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin herzaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındakihatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar vekanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıdabelirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin davaaçma süresi içinde geri alınabileceğibelirtilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme KuruluKararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla berabergetirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dairgenel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıişlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışındakalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresiiçinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idariistikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
Olayda, davacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının mevzuat hükümlerininyanlış yorumlandığından bahisle geri alınmakistenildiği dikkate alındığında, idareninaçık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği gibi, denetim tazminatlarının ödenmesinde,davacının hilesi veya gerçek dışıbeyanının da olmadığı açıktır.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün veE: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararının uygulanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmakla mevzuat hükümlerinindavalı idarece yanlış yorumlanması nedeniyle davacıyayapılan ödemelerde, davacının hilesinin, gerçekdışı beyanı olmadığından davacıyayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarınınen son ödemenin yapıldığı tarihten itibarenaltmış günlük sürenin geçirilmesinden sonratalep edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaliyönünde verilen kararın hukuka uygun olduğukanısına varılmıştır.
Kaldı ki aynı konuda, adli ve idari yargı merciilerinceverilen emsal kararlar arasında doğan hükümuyuşmazlığı konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümünce verilen 26.02.2018 tarih ve E:2016/542, K:2018/79sayılı karar da bu yöndedir.
SONUÇ:
Denizli İdare Mahkemesinin 22.04.2010 tarih ve E:2009/640,K:2010/331 sayılı kararı ile Denizli 1. Asliye HukukMahkemesince verilen 22.03.2018 tarih ve E:2017/186, K:2018/80 sayılıkarar arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğuna;
Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.03.2018 tarih veE:2017/186, K:2018/80 sayılı kararınkaldırılmasına;
Denizli İdare Mahkemesinin 22.04.2010 tarih ve E:2009/640,K:2010/331 sayılı kararının kabulüne;
Bu surette hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı” yolundadüşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; " ...İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğuileri sürülen hüküm uyuşmazlığınınçözümü için; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “7 incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabul edilirhükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda dadavanın esasının hükme bağlandığı veyasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Hüküm uyuşmazlığına konu Denizliİdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenen denetimtazminatının kesilerek Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatıtutarı olan 2.930,67-TL'nın yasal faiziyle birlikte bir ayiçinde geri ödenmesi gerektiğini belirten 25/05/2009 tarihlive 600 sayılı işlemin iptal edilmesine ve ödenentutarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesinekarşın, Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında, sözkonusu denetim tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdantahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karar arasındaoluşan çelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli veidari yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlem,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesizorunlu nitelikte bir işlem olup, aynı şekilde bu idariişlemin geri alınmasına yönelik işlem de icrainitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan, tümüyle idarinitelikte olan bir işlemle ilgili uyuşmazlığın idariyargı usul ve esaslarına göre çözümlenmesiAnayasanın 155. maddesiyle kurulan "idari rejim" sisteminingereğidir.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, TÜİK'te uzmanyardımcısı olarak çalışan B.S.T.'na Şubat2006 - Şubat 2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının yersiz ödendiği konusunda ihtilafbulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idarenin zararauğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ''Tazminatlar''başlıklı 152/II. maddesinde, görevin önem, sorumlulukve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi,kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargözönüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, bu maddede belirtilen oranları aşmamaküzere Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariçyılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar KuruluKararı ile yürürlüğe konulur." düzenlenmesineyer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihliResmi Gazetede yayımlanan 17/04/2006 günlü ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; eklicetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağıhususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanına bırakıldığı,yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı (2006/10344) ile de herstatüdeki sözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin kurala bağlandığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kumrularında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 günlü ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429.sayılı TÜİK kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının 29/04/2009 günlü ve 355sayılı onayı ile uygun görüldüğü, buonay doğrultusunda 25/05/2009 günlü ve 600 sayılıyazı ile davacıya Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında yersiz ödenen denetim tazminatlarının bir ayiçinde ödenmesi, aksi takdirde alacak takip dosyasınındava açılmak üzere ilgili yere gönderileceğininbildirilmesi yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göre davacınınsebep olduğu bir hata, hile ya da gerçek dışıbeyanı söz konusu olmadığı halde fazlayapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda, davacıya Şubat 2006-Şubat 2009 tarihleriarasında mevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetimtazminatı ödemesinin yapıldığı,davacının söz konusu ödemelerin yapılmasıkonusunda hilesi veya gerçek dışı beyanınınbulunmadığı, bu sebeple idarenin açık hataya düştüğündensöz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıdazikredilen kararının uygulanması gerektiği, bu sebeplemevzuat hükümlerinin davalı idare tarafındanyanlış yorumlanması sebebiyle davacıya yapılanödemelerde, davacının hilesi ve gerçek dışıbeyanı olmadığından, yersiz ödendiği tespitedilen denetim tazminatı tutarının en son ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlüksürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
Denizli İdare Mahkemesinin 22/04/2010 tarihli ve E.2009/640,K.2010/331 sayılı kararı ile Denizli 1. Asliye HukukMahkemesinin 22/03/2018 tarihli ve E.2017/186, K.2018/80 sayılıkararı arasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne,
Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/03/2018 tarihli ve E.2017/186,K.2018/80 sayılı kararının kaldırılmasına;
Denizli İdare Mahkemesinin 22/04/2010 tarihli ve E.2009/640,K.2010/331 sayılı kararının benimsenmesine,
Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğudüşünülmektedir." yönündedüşünce vermiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesinin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 28.01.2019günlü toplantısında:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 2/7/2018 - KHK-703/183 md.) ise, 1 nci maddede gösterilenyargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığının kabuledileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari (Denizli İdare Mahkemesinin 22.4.2010gün ve E:2009/640, K:2010/331 sayılı kararı)ve adli(Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.3.2018 gün ve E:2017/186,K:2018/80 sayılı kararı) yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğu anlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığınınincelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman yardımcısı olarakgörev yapan davacıya 2006-2009 tarihleri arasında ödenen2.930,67-TL denetim tazminatının yersiz ödendiğiiddiası ile geri istenilmesine ilişkin Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığının 25.5.2009 tarih 600sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağınıoluşturan Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 29.04.2009 tarihli işlemisonrasında başlamıştır.
B.S.T.'nun vekilince, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak geri istenmesinin iptaliistemiyle idari yargıda dava açılırken, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince, ödenendenetim tazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesinedeniyle tahsili istemiyle adli yargıda davaaçıldığı görülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddivakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir. Olayımızda her ikidavanın sebebi Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan B.S.T.'na 2006-2009tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının hukukaaykırı olarak ödenip ödenmediğine ilişkindir. Birtaraf söz konusu ödemenin hukuka uygun olarakyapıldığı iddiası ile geri istenemeyeceği iddiave savunmasında bulunurken diğer taraf tam aksine yapılanödemenin hukuka aykırı olduğundan geri istenebileceğiiddia ve savunmasında olduğundan, her iki dava sebebi yani maddivakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu; denetimtazminatının geri ödenmesine ilişkin idari işleminiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemelerin iadesiolarakbelirlenirken,adli yargıda da haksız yapıldığı iddiası ileyapılan ödemenin idareye geri ödenmesine ilişkinolması nedeniyle hüküm uyuşmazlığıolduğu iddia edilen kararlar arasında dava konuları daaynıdır.
Kararlarda işin esasının hükme bağlanmasınınincelenmesinden;
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda;ilgili mevzuatta, denetim tazminatı ödenecek kadrolar arasındaTÜİK Uzmanı ve Uzman Yardımcılığıkadrosuna yer verilmediğinin, bu nedenle davalıya denetimtazminatı ödemesinin yasal dayanağıbulunmadığının, davalının borcun ödenmesikonusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan2.930,67-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte tahsili gerektiğinin belirtmiş olduğundan bahisleaçılan davanın kabulü ile 2.930,67-TL'nin 25.5.2009tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdantahsiline… karar verildiği;Bayram Sefa Topaloğlu’nunvekili tarafından idari yargıda açılan dava sonunda da;davacı adına davaya konu işlemin denetim tazminatınınkesilmesine ilişkin(Mahkemece reddedilen) kısmı temyiz edilmedenkesinleştiğinden,davacıya yersiz ödendiği belirtilendenetim tazminatının bir ay içerisinde gerialınmasına ilişkin işlem yönünden; davacıyayapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanunhükümleri kapsamında olmaması ve Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarıncadavacıya yapılan ödemelerin, hatalı ve yersiz olduğuileri sürülerek ancak ödemenin yapıldığıtarihten itibaren 60 günlük idari dava açma süresiiçinde geri alınması mümkün iken, bu süregeçirildikten çok sonra yersiz ödendiği ilerisürülen tutarın iadesinin istenilmesine hukuken olanakbulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işleminiptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda heriki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır.
Hüküm uyuşmazlığının kabuledilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise;kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunmasıdır.
İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idariişlemin(yersiz ödendiği iddia edilen tazminatın iadesineilişkin) iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işleminhukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline kararverilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonucunda hakkın yerinegetirilmesi olanaksız hale getirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeaçıklandığı üzere; tarafları, konusu vedava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının doğduğu vekararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Denizli İdare Mahkemesi ile Denizli 1. Asliye HukukMahkemesinin kararları arasında, 2247 sayılıYasa’nın 24. Maddesinde öngörülenkoşulların gerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğuna,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzere Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı’na bildirilmesi,verilen cevabın karşı tarafa tebliği suretiyledosyanın tekemmülünün sağlanmasına
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındakirapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğedilmiş;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararınınkabulüne, Denizli İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan 30.09.2019 günlütoplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları,dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilen dilekçeve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak görev yapan B.S.T.'na 2006-2009 tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen 2.930,67 TL denetim tazminatının Türkiye İstatistikKurumu Başkanlığı tarafından geri istenilmesineilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzman yardımcısı kadrosunda, kadrokarşılığı sözleşmeli personelstatüsünde çalıştığı; kendisine2006-2009 tarihleri arasında toplam 2.930,67-TL denetim tazminatıödendiği; Maliye Bakanlığı Bütçe ve MaliKontrol Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılı yazısında,TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek sureti ile sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı cetvelin “E.Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; açılan davada; Denizliİdare Mahkemesi 22.04.2010 tarih ve E:2009/640, K:2010/331sayılı kararla; Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E: 1968/8, K:1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağının esasabağlandığı, anılan kararın tüm hatalıödemelerin geriye alınmasında da uygulanmasıgerektiği, olayda denetim tazminatı adı altında Şubat2006 - Şubat 2009 tarihleri arasında davacıya ödenen2.930,67-TL’lık meblağın geri istenilmesine ilişkinişlemin, davalı idare tarafından görüşsorulması üzerine Maliye Bakanlığı Bütçeve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 20.04.2009gün ve 5084 sayılı yazısına istinaden tesisedildiği anlaşıldığından ortada açıkhatanın varlığından bahsedilemeyeceği, yersizödenen tutarın genel dava açma süresi olan 60günlük süre geçirildikten sonra istenilmesindeanılan Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu kararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gibiusulsüz olarak tahsil edilen tutarın davacıya ödenmesigerektiği, davacının; denetim tazminatının kesilmesisebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasalfaiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetimtazminatının kesilmesine ilişkin kesin veyürütülmesi zorunlu olan davalı idare işlemi davaedilmediği ve bu şekilde iptali sağlanmadığından,hukuk aleminde var olan bir işlemin icrasından kaynaklanan maddikayıpların tazmin edilmesi yönünde hükümkurulması hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyledava konusu işleminin iptaline, davacının ödediğitutarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin kabulü iletahsil edilen tutarın yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine,denetim tazminatının kesilmesi sebebiyle yoksunkaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine karar verilmiş, bukarar; temyiz aşamasında Danıştay 2. Dairesinin 18.03.2014tarih ve E:2010/4247, K:2014/2272 sayılı kararıylaonanmış, bu kararın düzeltilmesi istemi de anılanDairenin 19.09.2014 gün ve E:2014/5491, K:2014/7253 sayılıkararıyla reddedilerek kesinleşmiştir.
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından, Başkanlıklarında kadrokarşılığı sözleşmeli uzmanyardımcısı olarak görev yapan davalıya 2006-2009Şubat tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilendenetim tazminatı tutarı olan 2.930,67.- TL'nin ödeme tarihindenitibaren hesaplanacak faiziyle birlikte geri tahsiline karar verilmesiistemiyle adli yargıda açılan dava da; Denizli 1. Asliye HukukMahkemesi 28.05.2015 gün ve E:2014/348, K:2015/365 sayılı kararla;davacı tarafından davalıya yersiz ödeme nedeniyle meydanagelen hazine zararının yasal faiziyle birlikte tazminine kararverilmesi istenilmiş ise de aynı taleple ilgili idari yargıdaaçılan davada Danıştay’ca onanarak kesinleşenDenizli İdare Mahkemesinin E:2009/640 sayılı kararıyla denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemine iptalinekarar verildiği, davacının iddialarınıispatlayamadığı kanaatine varıldığıgerekçesiyle davanın reddedildiği, bu kararın Temyizaşamasında Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18.05.2017 gün veE:2016/458 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Denizli1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2018 gün ve E:2017/186, K:2018/80sayılı kararıyla; toplanan deliller, iddia ve savunma, ibrazedilen belgeler, Denizli İdare Mahkemesinin E:2009/640 sayılıdosyası ve Yargıtay bozma ilamından 2006 Şubat-2009tarihleri arasında davalıya ödenmemesi gereken 2.930,67.- TLdenetim tazminatının ödendiği, sehven ödenen bututarın geri alınması gerektiği, yersiz yapılan buödeme ile hazine zararının meydana geldiği,davalının iddialarını ispatlayamadığıdavacının haklı olduğu kanaatinevarıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile2.930,67.- TL alacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziylebirlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesinehükmedilmiş, Davacı B.S.T.tarafından istinaf kanun yolunabaşvurulmuş, daha sonra bu kararın kesin olduğubelirtilerek istinaf yoluna başvuramayacağına ilişkindilekçenin sunulması üzerine Denizli 1. Asliye HukukMahkemesinin 22.03.2018 gün ve E:2017/186, K:2018/80 sayılıkararıyla davacının temyiz dilekçesindenvazgeçtiğine ilişkin dilekçesi dikkate alınaraktemyiz edilmemiş sayılmasına, temyiz isteminin reddine kararverilerek anılan karar kesinleşmiştir.
B.S.T.'na denetim tazminatı adı altında yapılanfazla ödemenin, idarece 5018 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilerek tahsili yoluna gidilmesi üzerine adli ve idariyargıda davalar açılmıştır. Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığıgibi, söz konusu idari işlemin geri alınması da idariniteliktedir. İdari nitelikteki uyuşmazlığın daAnayasanın 125. Maddesi gereğince idari yargıda çözümlenmesigerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatının B.S.T.'na ödenip ödenmeyeceği hususundabir değerlendirme yapılması gerekli olduğundan, davasürecinde ve dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihteyürürlükte olan yasal düzenlemelerin irdelenmesigerekmektedir.
10.11.2005 tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu, 18.11.2005 tarih 25997 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5429sayılı Kanunun “ Personel rejimi ve fazlaçalışma” başlıklı 45. maddesinin ilkolarak “ Başkanlıkta; Başkan, BaşkanYardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı,İstatistik Müşaviri, Hukuk Müşaviri, BölgeMüdürü, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanı,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman Yardımcısı,İstatistikçi, Matematikçi, Mühendis ile dörtyıllık yüksek öğrenim görmüş olmakkaydıyla Programcı kadrolarına atananlar, kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmelipersonel çalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeliçalıştırılabilir.
Bu suretle çalıştırılacaklarınsözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı veher çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlık merkez ve taşra teşkilâtıkadrolarında çalışan (kadrokarşılığı çalışansözleşmeli personel dâhil) memurlara 10.10.1984 tarihli ve 3056sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yeniden düzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelin yararlandığıücret artışlarından Başkanlıktaçalışan sözleşmeli personel de aynı usûlve esaslara göre aynen yararlandırılır. Bu personel T.C.Emekli Sandığı ile ilişkilendirilir. Söz konusupersonele, çalıştıkları günlerleorantılı olarak (hastalık ve yıllık izinleri dahil)ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer aylık sözleşmeücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardan üstüngayret ve çalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygun görüşüüzerine Başbakan onayı ile haziran ve aralık aylarındabirer aylık sözleşme ücreti tutarına kadar teşvikikramiyesi ödenebilir. Bu fıkranın uygulanmasınailişkin usûl ve esaslar ile söz konusu personele yapılacakdiğer ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” şeklinialmıştır. Daha sonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılıKHK ile 5429 sayılı Kanunun 45. maddesinin bir, iki veüçüncü fıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır.
5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptal ikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihlive E.:2005/143, K.:2005/99 sayılı Kararı ile; YenidenDüzenleme: 17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülga son fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)”şeklindedir.
5429 sayılı Kanun uyanınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul ve EsaslarıHakkında Karar”da da, Türkiye İstatistik Kurumu’ndakadro karşılığı sözleşmeli olarak istihdam edilecekpersonelin hizmet şartları, vasıfları, görevlerisorumlulukları, ücretleri ve diğer ödemeleri ileözlük işleri düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi,kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devletmemuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine“kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde"ödenecek tazminatlar, farklı adlar altında ve farklıkapsamdaki personele ödenebilecek şekilde ayrı ayrıbelirlenmiş; bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatıile denetim tazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan, dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan, yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146.Maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapanB.S.T.ödenmesinin mümkün olmadığı, B.S.T.'nun’ın5429 sayılı Kanunun 45. Maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında da, Türkiye İstatistik Kurumundasözleşmeli uzman yardımcısı olarakçalışan B.S.T.'na 2006-2009 tarihleri arasındaödenen denetim tazminatının yersiz ödendiği konusundaihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idareninzarara uğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzman yardımcısı olarak görev yapanB.S.T.'na yapılan fazla ödemelerin geri alımındauygulanacak mevzuatın tesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12.maddesi; “ (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devletmemurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek vekendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmetehazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakzorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğisonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgilimemur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesiesastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genelhükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte enalt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brütaylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararınagöre ilgili memurca ödenir.” şeklinde bir düzenlemeyiöngörmektedir.
Bu düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlarafazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur.
“Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtayİçtihadı Birleştirme kararına da değinmekteyarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile desebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şarttasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancakiptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) busüreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceğine ve içtihatların bu yolda birleştirilmesine…”denilmektedir. Anılan kararın gerekçesinde, dava konusubakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerdebulunulmaktadır : “… Yukarıdan beri yapılanaçıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi,yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından gerialınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geriistenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararıuzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine,bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil vehukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlışşart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak içinbir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonratasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekildegeri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecekdiğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı;kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersizödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra:22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı,zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatınagöre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış;yapılmamış inşaat, onarım ve üretimiyapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçekdışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağındabir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibikanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş,imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında TürkCeza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkinhükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlereher türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılanbir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar paracezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamuzararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veyadiğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkinusûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Cumhurbaşkanı tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71.maddesinde öncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir.
Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı çerçevesinde çözümlenmesigerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır. B.S.T.'nun 2006-2009tarihleri arasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Mayıs 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılanB.S.T.'nun ödemelerin yapılması konusunda gerçekdışı beyanı veya hilesinin bulunmadığı, kezamevzuatın mali yetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyetiitibariyle ortada bir “açık hata” halinin de sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyleB.S.T.'nun kolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur dasöz konusu edilemeyeceğinden, 2006-2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİK Uzmanyardımcısı olarak görev yapan B.S.T.2006-2009 tarihleriarasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geriistenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygunolmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar verenDenizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.3.2018 gün ve E:2017/186,K:2018/80 sayılı kararının kaldırılmasına,hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdare Mahkemesi’nin 22.4.2010gün ve E:2009/640, K:2010/331 sayılı kararınınkabulü ve bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesigerekmiştir.
S O N U Ç :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’ndakadro karşılığı sözleşmeli TÜİKUzman yardımcısı olarak görev yapan B.S.T.2006-2009tarihleri arasında yersiz olarak ödenen denetim tazminatınıngeri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygunolmadığının saptanması karşısında;yersiz ödemenin geri alınması için idareceaçılan alacak davası sonunda davanın kabulüne kararveren Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.3.2018 gün veE:2017/186, K:2018/80 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Denizli İdareMahkemesi’nin 22.4.2010 gün ve E:2009/640, K:2010/331sayılı kararının KABULÜ ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 30.09.2019gününde Üye Birol SONER'in KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZERAKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan……………….………………’e,………. -……………... tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen ………………. TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin yapıldığıtarihten başlamak üzere dava açma süresi içindeolanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararıngerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idareninsakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idareedilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi nedenolmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadarsakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edileninkolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa veidareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden sözetmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarakyapılan ödemeler için süredüşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman gerialınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalıödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadarönemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilenistisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak davasüresi içinde geri alınabileceği"vurgulanmıştır (Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davadavermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şantasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmışolan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göremümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ilesebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlışşart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini)ancak iptal davası süresi içinde geriye yürürşekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonrayanlış tasarrufun geri alınması halinde geri almagününe kadar doğmuş durumların, parasalsonuçları da dâhil olmak üzere, hukukenkazanılmış durum olarak tanınması gerektiği,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceği içtihat edilmiştir. Bu içtihadıbirleştirme kararının, idare tarafından yapılanbütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksıziktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması vememurların yapmış oldukları bütün hatalıödemelerin idare tarafından gerek Ödeme yapılankişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden gerialınamaması gibi bir sonuç doğurur ki, idareyiişlemez ve iş göremez bir duruma sokacak olan böyle birsonucun hukukça savunulması mümkün değildir. Bunedenle içtihadı birleştirme kararının kapsamıdışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa ayartmayansalt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar hukukununhaksız iktisap kurallarına dayanılarak geriistenebileceğinin kabulü gerekir" gerekçesiyle direnmeukmunün bozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk GenelKurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 - 387 E, 1984/997 Karar sayıilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunandabağışlama irade ve arzusunun bulunmadığınıgösteren bir yanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
…………. İdare Mahkemesinin………….. tarihli ve ………. esas,………….. sayılı kararı ile idareişlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzereşart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma veinceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmasıgerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddidoğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derecemahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortayaçıktığı tarihte yürürlükte olanmülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 61. maddesinegöre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsizzenginleşme bağımsız bir borçkaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer - Borçlarhukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 - Sayfa 201 vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre ………….. -…………. tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ……….............’a……….. - ………. tarihleri arasında yersizolarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasınailişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanınsonunda işlemin iptaline karar veren…………İdare Mahkemesi’nin kararınınkaldırılmasına; hukuk ve usule uygun bulunan Adli Yargıyaait………. Hukuk Mahkemesi’nin ……….kararının kabulü ve bu surette hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun idariyargı kararının benimsenmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesi yolundaki kararınakatılmıyorum.30.9.2019
Birol SONER
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy