T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/248
KARAR NO : 2019/576
KARAR TR: 30.09.2019
ÖZET : Yersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığının saptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınması için idarece açılan alacak davası sonunda davanın kabulüne karar veren Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 18.8.2010 gün ve E:2009/1595, K:2010/1661 sayılı kararının KALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin 14.10.2010 gün ve E.2009/918, K.2010/1341 sayılı kararının KABULÜ ve bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE karar verilmesi hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
(İdari yargıda Davacı
Adli Yargıda Davalı): H.A.
Vekili : Av. Z.S.D.
Karşı Taraf :Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
Vekili : Hukuk Müşaviri O.I.
O L AY : 1-a) DavacıH.A.’ınvekili dilekçesinde; müvekkilinin, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında Uzman olarakgörev yaptığını, davalı İdaretarafından 13.05.2009 tarih 525 sayılı yazı ile, denetimtazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı, 5429sayılı TÜİK Kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğine karar verildiği, yersizödenen 3.365,38-TL.nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğininbildirildiğini; müvekkilinin 25/05/2009 tarihli dilekçe ile buişleme itiraz ettiğini ancak itirazının kabuledilmediğini; işlemin hukuka uygun olmadığını,iptalinin gerektiğini; 657 Sayılı Devlet MemurlarıKanununun 1.maddesinin 2.fıkrasına göre sözleşmeli vegeçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özelhükümlerin uygulanacağını, 4.maddesine göre deKamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçicipersonel ve işçiler eliyle gördürüleceğini vebu Kanuna tabi kurumlarda dört istihdam şekli dışındapersonel çalıştırılamayacağını; DMK152.maddesinin Denetim Tazminatı başlıklı II-Ffıkrasında denetim tazminatının kimlereödeneceğinin gösterildiğini, buna göre ÖzelHizmet Tazminatı bölümünün (h), (i), (j) ve (k) sırasındasayılanlara da denetim tazminatı ödeneceğini,ÖzelHizmet Tazminatı bölümünün (h) bendinde sayılankurumlar arasında Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları vebunların yardımcılarının dasayıldığını;2006/10795 sayılı BakanlarKurulu Kararı ile yürürlüğe giren “Türkiyeİstatistik Kurumu BaşkanlığındaÇalıştırılacak Sözleşmeli PersonelinHizmet Sözleşmesi Usul ve Esasları HakkındaKarar”ın 14.maddesine göre, Kararda hükme bağlanmayanhususlarda 5429 sayılı Kanun ile 657 sayılı DevletMemurları Kanunu hükümleri uyarınca işlemyapılacağını; DMK.nun 152.maddesinin ‘OrtakHükümler’ başlıklı III.fıkrasında da“Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangigörevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödemeusul ve esasları ilgili kurumların yazılı isteği veDevlet Personel Başkanlığınıngörüşü üzerine Maliye Bakanlığıncabütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154.maddeuyarınca katsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesidurumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanırve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur”denildiğini;davalı İdarenin, 2006/10344 sayılıBakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan “DevletMemurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkinKarar”ın 11.maddesine göre müvekkiline denetimtazminatı ödenemeyeceğini ileri sürmekte ise de, bu yorumunhukuki olmadığını;18/11/2005 tarihindeyürürlüğe giren 10/11/2005 tarih 5429 sayılıTürkiye İstatistik Kanununun 45.maddesinin2.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 19/12/2005 tarih E.2005/143K.2005/99 sayılı kararı ile iptal edildiğini; iptalgerekçesinde; “Devlet kamu tüzel kişiliğiiçinde yer alan Türkiye İstatistik Kurumuna yasa ile verilengörevlerin, genel ve ortak ihtiyaçları karşılamakamacıyla yapılan sürekli ve düzenli etkinlikler olmasınedeniyle kamu hizmeti olduğunda kuşku yoktur. Genel idareesaslarına göre yürütülen bu hizmetlerdegörevlendirilen sözleşmeli personelin ise Anayasa’nın128.maddesinde belirtilen diğer kamu görevlileri kapsamındaolduğu açıktır. Anayasa’nın 128. maddesininikinci fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin hak ve yükümlülüklerinin, aylık veödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunladüzenlenmesi gerektiğinden Türkiye İstatistik KurumundaBaşkan, Başkan Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri,Daire Başkanı, İstatistik Müşaviri, HukukMüşaviri, Bölge Müdürü, Türkiyeİstatistik Kurumu Uzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile Programcı kadrolarına atanan sözleşmelipersonelin, sözleşme usul ve esasları ile ücretmiktarları ve her çeşit ödemeleri konusunda yasaldüzenleme yapılmayarak tüm yetkinin Bakanlar Kurulunabırakılması Anayasa’nın 128. maddesineaykırıdır.” tespitininyapıldığını; bu değerlendirmekarşısında 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının 11.maddesi gerekçe gösterilerek denetimtazminatının ödenmemesi gerektiğine karar vermeninyanlış olduğunu; üstelik 5429 sayılı Kanunun57.maddesinin (c) fıkrası ile 657 sayılı DevletMemurları Kanununun; "Zam ve tazminatlar"başlıklı 152.maddesinin "II-Tazminatlar"kısmının "A-Özel Hizmet Tazminatı" bölümünün(h) bendine "Dış Ticaret Uzmanları," ibaresinden sonragelmek üzere "Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları,"ibaresinin eklendiğini; dolayısıyla DenetimTazminatının yasal dayanağını oluşturan152.maddenin denetim tazminatının TÜİK uzman veyardımcılarına da ödeneceğini hükmebağladığını, bu tazminatın kimlereödeneceğini gösteren 152.maddenin II-A-h hükmü ilemüvekkiline denetim tazminatı ödenmesi gerektiğininaçık olduğunu; aksi halde 5429 Sayılı Kanun57.maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 152-II-A-h hükmüdeğiştirilerek “Türkiye İstatistik KurumuUzmanları” ibaresinin eklenmeyeceğini, Kanun Koyucunun KurumUzmanlarına denetim tazminatı ödenmesiniamaçladığını; denetim tazminatınınmüvekkiline ödenmemesi gerektiğine ilişkin kararıngerekçesini oluşturan 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararının yasal dayanağının da 657 SayılıKanunun 152.maddesi olduğunu, yani tazminatların, 152.maddedegösterilen nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kuruluncabelirlendiğini,Bakanlar Kurulunun yetkisinin Kanunda gösterilennispetleri aşmamak üzere ödenecek tazminatları belirlemekolduğunu, dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile, Kanundaödenmesine karar verilen bir tazminatın ödenmeyeceğisonucunu doğuracak bir düzenleme getirilemeyeceğini,BKK’nın 11.maddesinde geçen “her statüdekisözleşmeli personel” kapsamına,yukarıdaki AnayasaMahkemesi kararı da dikkate alındığında Anayasa’nın128.maddesine göre kamu görevlisi olan müvekkiliningirmeyeceğini; tüm bu gerekçelerle davalı idarenindenetim tazminatının kesilmesine yönelik işleminin hukukaaykırı olduğunu; davalı İdarenin sehven ödenentazminatların faizi ile birlikte geri ödenmesini istemesinin hukukauygun olmadığını, iptalinin gerektiğini:Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu’nun 22/12/1973 günlü, E:1968/8, K.1973/14sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın hatalı ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğinin, bunundışında kalan hallerde, hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin 9021 sayılı bakanlarkurulu kararının yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde olanaklıolduğunun ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceğinin belirtildiğini; müvekkiline 29/11/2005tarihinden 14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatınİBK’nda gösterilen yokluk, açık hata, memurungerçek dışı beyanı veya hilesi ileödendiğini iddia etmenin mümkünolmadığını;İdarenin, denetim tazminatınınödenmesi gerektiğini düşünerek 3 yılıaşkın bir süre bu ödemeyi yalnızca müvekkilinedeğil aynı durumda olan tüm uzmanlarayaptığını, burada açık hatadan da sözedilemeyeceğini,çünkü yasal olarak bu ödemeninyapılamayacağına ilişkin ilgili mevzuatta birhüküm bulunmadığını, aksineyapılacağına ilişkin hükümler bulunduğunu;davalı İdarenin, müvekkilinin itiraz dilekçesineverdiği 02/06/2009 tarihli cevapta, 25/02/2009 tarihli 11/104sayılı yazı ile, denetim tazminatı ödemelerininyapılmasına devam edilmeyeceğinin bildirildiğini ve 60günlük dava açma süresini kapsayan Ocak 2009 ayınaait sözkonusu ödemenin geri istendiğini, müvekkilinin de buödemeyi yaptığını belirttiğini; oysa buyazının müvekkiline tebliğ edilmediğini,müvekkilinin işbu dava konusu yazı kendisine tebliğ edilenekadar denetim tazminatının ödenmemesi gerektiğineilişkin bir karardan haberdar bulunmadığını, kendisinebir bildirimde bulunulmadan telefon ile Ocak ayı maaşınınfazla yatırıldığının, fazla olan bukısmın (ki 100,00-TL. kadardır, makbuz müvekkilitarafından edinilememiştir, ancak idareden gelecek bilgilerdemevcuttur) belirtilen hesaba yatırılmasınınsöylendiğini, bu miktarın müvekkili tarafındanyatırıldığını, ancak müvekkilinin fazlaödemenin neye ilişkin olduğunu da bilmediğini; memurmaaşlarında çok sayıda kalem yeraldığını,bu kalemlerin parasal işlerden teknik olarakanlamayan insanlar için çok fazla bir şey ifadeetmeyeceğini, hatta kimsenin maaşının tam olarak kaçlira olduğunu söyleyemeyeceğini,dolayısıyla, idareninson ödemeden itibaren 60 günlük sürede ödemeniniadesinin istendiği, bu aşamada itiraz olmadığıgerekçesinin kabul edilemeyeceğini;kaldı ki bu durumda dahi,idarenin son ödemeden önceki alacakları istemesinin yasalolmadığını; konu ile ilgili çok sayıdaDanıştay kararının bulunduğunu,fazla ödenentazminatların iadesine ilişkin bir olayda Danıştayİdari Dava Dairelerinin 28/12/2006 tarih 2003/477E. 2006/3355Ksayılı kararında; “Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı kararıyla, sehvenfazla ödenmiş bulunan aylık ve ücret farklarınınilk kanunsuz ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere 90 günlük dava açma süresi içinde gerialınabileceği, idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilebilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolaycaanlayabileceği kadar açık bir hata bulunmakta ve idare bu konudahaberdar edilmemişse, memurun iyi niyetinden sözedilemeyeceği vedolayısıyla bu işlemlere dayanılarak yapılanödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak bu istisnalardışındaki hatalı ödemelerin ancak ödemenin ilkyapıldığı günden itibaren dava açma süresiiçerisinde istirdat edilebileceği kararabağlanmıştır. / Bu durumda, olayda davacıyayapılan ve ilgilinin hilesinin, gerçek dışıbeyanının neden olmadığı, ayrıca açıkhatanın da bulunmadığı ödemelerin yukarıda yerverilen Danıştay İçtihadı Birleştirme KuruluKararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açmasüresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, busüreye uyulmaksızın yapılan ödemelerintamamının istenilmesinde isabetgörülmemiştir.”yargısınavardığını; müvekkiline ödenen tazminatlarınödenmesi işlemi hatalı idiyse dahi bunu müvekkilininkolayca anlayabilmesinin mümkün olmadığını,bunedenle idarenin ödemelerin tamamını geri istemesinin doğruolmadığını;iadesi istenilen miktarın faizinin de talepedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,müvekkilininhiçbir etkisi, müdahalesi olmadan yapılan bir işlemnedeniyle faiz ödemeye zorlanmasının hukuk devleti ilkesiyle debağdaşmadığını ifade ederek; müvekkilineödenen denetim tazminatının kesilmesi ile, 29/11/2005 tarihinden14/01/2009 tarihine kadar ödenen tazminatın yasal faizi ileistenilmesine ilişkin davalı idare işlemininyürütülmesinin durdurulması ile iptaline karar verilmesiistemiyle Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınakarşı 10.7.2009 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır.
1-b)ANKARA 6. İDARE MAHKEMESİ; 14.10.2010gün ve E:2009/918, K:2010/1341 sayı ile, " Olayda, MaliyeBakanlığının 20.4.2009 gün ve 5084 sayılıyazısında, 5429 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarıncaçıkarılan 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795 sayılıBakanlar Kurulu Kararı eki "Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar"da da, TÜİK’da kadrokarşılığı sözleşmeli olarak istihdamedilecek personelin hizmet şartları, vasıfları, görevlerisorumlulukları, ücretleri ve diğer ödemeleri ileözlük işlerinin düzenlendiği, ayrıca, BakanlarKurulunun, Kanunlardan almış olduğu kadrokarşılığı sözleşmeli personeleyapılacak diğer ödemeleri tespit etme yetkisine dayanılarak6.2.1997 tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararınıçıkardığı, anılan Kararın birincifıkrasının l/B bendinde, söz konusu Karara ekli (2)sayılı listede adları yazılı kuruluşlarda kadrokarşılığı sözleşmeli olarakçalıştırılanlara, atandıkları kadrolaresas alınmak suretiyle ayrıca özel hizmet tazminatınınödeneceğinin belirtildiği ve bu Karara ekli (2) sayılılistede Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığına dayer verildiği, diğer taraftan, Devlet memurlarına ödenecekzam ve tazminatların 657 sayılı Kanunun 152 inci maddesindedüzenlendiği, söz konusu maddede belirlenen tavan nispetlerinekadar, bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecekesas, ölçü ve nispetler dahilinde ödenecektazminatların, farklı adlar altında ve farklı kapsamdakipersonele ödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlendiği,bunlar arasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatının da bu şekilde farklı tazminatlar olarakdüzenlendiği, buna göre, TÜİK’da Türkiyeistatistik Kurumu Uzmanı ve Uzman Yardımcısı kadrolarıkarşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarakistihdam edilen personele, sadece 10.7.2006 tarihli ve 2006/10795sayılı Bakanlar Kurulu Kararında öngörülenödemeler ile 6.2.1997 tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar KuruluKararında öngörülen "özel hizmettazminatı"nın ödenmesinin gerektiği, 657sayılı Kanunun 152 nci maddesinde özel hizmet tazminatındanfarklı bir tazminat olarak düzenlenen "denetimtazminatı"nın, kadro karşılığısözleşmeli personele de ödeneceğine dair, gerek 97/9021sayılı Bakanlar Kurulu Kararında gerekse diğer mevzuattaherhangi bir düzenleme yer almadığından, söz konusupersonele denetim tazminatının ödenmesinin mümkünbulunmadığının belirtilmesi üzerine dava konusu işlemlerintesis edildiği görülmüştür.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin irdelenmesinden,657 sayılı Kanunun “Mali Hükümler”başlıklı 146. maddesinin birinci fıkrası uyarıncasözleşmeli ve geçici personel hakkında özelkanunlardaki hükümlerin uygulanacağı, davacınınçalışmakta olduğu Türkiye İstatistik Kurumu ileilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarına ilişkindüzenlemeye yer verildiği, adı geçen madde uyarıncaçıkarılan 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu kararındada, Türkiye istatistik Kurumunda çalıştırılacakpersonele ödenecek ücret sınırlarının, zam vetazminatların düzenlendiği, belirtilen tazminatlariçerisinde denetim tazminatına yer verilmediği, Şubat2009 tarihine kadar davacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu Kararın ise 657 sayılıKanunun 152. maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları” düzenlendiği, TÜİK’daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenKararın 11. maddesinin (1 ) numaralı bendinin ( a ) numaralı altbendinde sözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan davacıyaödenmesinin mümkün olmadığı, davacının,5429 sayılı Kanunun 45. maddesine istinadençıkarılan 2006/10795 sayılı Karara tabi olduğuanlaşılmıştır.
Bu durumda, Türkiye istatistik Kurumunda sözleşmelipersonel olarak çalışan davacıya denetim tazminatıödenmesine ilişkin olarak, çalışmışolduğu Kurumla ilgili özel kanun nitelinde olan 5429 sayılıKanunun 45. maddesi ile adı geçen madde hükmüne istinadençıkarılan “Türkiye istatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da her hangi bir düzenlemenin yeralmadığı görüldüğünden, sehvenödenen denetim tazminatının kesilmesi yolunda tesis edilenişlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
29.11.2005 tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38 TLtazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesineilişkin davalı idare işleminin iptali istemine gelince;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71.maddesinde, kamu zararının; kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması olduğu, kamu zararınınbelirlenmesinde; “iş, mal veya hizmetkarşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödemeyapılması, mal alınmadan, iş veya hizmetyaptırılmadan ödeme yapılması, transferniteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatlaalınması veya yaptırılması, idare gelirlerinin tarh,tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekildeyapılmaması, mevzuatında öngörülmediği haldeödeme yapılmasının esas alınacağı, kontrol,denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucundatespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğu tarihtenitibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikteilgililerden tahsil edileceği, alınmamış para, mal vedeğerleri alınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümlerinin uygulanacağı, ayrıca, bufiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam,tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verileceği, kamu zararının,bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek vetüzei kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esasların,Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulutarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenleneceği hükmüne yer verilmiş olup, KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve EsaslarHakkında Yönetmelik 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı, kamugörevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuataaykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıolup, kendisine yapılan yersiz ödemede her hangi bir eylemibulunmayan kamu görevlileri hakkında söz konusu Kanunhükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
Diğer bir anlatımla, kamu kaynağında meydana gelenzararın, bir kamu görevlisinin kendi eylemleri nedeniyle değilde başka bir kamu görevlisinin işlem veya eylemleri ile ortayaçıktığı durumlarda, kendisine yersiz olaraködeme yapıldığını bilmeyen iyi niyetli kamugörevlisi hakkında 5018 sayılı Kanun hükümlerininuygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle, kendisineyapılan ödemenin haksız olduğunu bilmeyen ilgilihakkında genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında,idarenin açık hata, yokluk, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın, kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunundışında kalan hallerde hatalı ödemelerinistirdadının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere (60) güniçinde kabil olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdatedilemeyeceği belirtilmiş, anılan kararın gerekçesindeiyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat vedolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibak işlemine,idare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebepolmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadarsakatlık taşımakta ise, yahut yapılan ödemelerde idareedilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatabulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyiniyetinden söz etmeye imkan olmadığı ve bu işlemleredayanılarak yapılan ödemeler için süredüşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman gerialınabileceği, ancak bunun dışındaki hatalıödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadarönemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilenistisnalar dışındaki hatalı ödemelerin o tarihte davaaçma süresi olan (60) gün içinde gerialınabileceği vurgulanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Ocak 2009 tarihindenitibaren otomasyona geçilmesi nedeniyle personel ve özlükhaklarına ilişkin bilgilerin Maliye Bakanlığıtarafından işletilen E-bütçe sistemine girişisırasında sistemin Kurumda TÜİK uzmanı ve uzmanyardımcısı kadrosunda sözleşmeli istihdam edilenpersonelin “Denetim Tazminatına ilişkin bilgileri kabuletmemesi üzerine, yapılan araştırmada söz konusutazminatın “kadro karşılığısözleşmeli statüde” istihdam edilen personeleödenmemesi gerektiğinin ortaya çıkması üzerine29.11.2005 tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TLtazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenildiğianlaşılmaktadır.
Olayda, yukarıda açıklaması yer alanDanıştay içtihadı Birleştirme Kurulu Kararındabelirtildiği üzere, idare, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadınabir Mahkeme kararına gerek olmadan karar verebilecek, ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veyaintibaka dayanarak ödediği meblağı geri alabilecektir.
Uyuşmazlık konusu olayda, “denetimtazminatı” adı altında davacıya yapılan yersizödemenin, hatalı olduğunun basit bir inceleme ile fark edilmeyiphesapların denetimi sonucu ortaya çıkarıldığıhususu dikkate alındığında, bu ödemelerin açıkhata kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamakta olup,hatalı ödemenin yapılmasında davacınıngerçek dışı beyanı ya da hilesininbulunduğundan söz etmek de mümkün değildir.
Bu durumda, davacıya yapılan yersiz ödemenin 5018sayılı Kanun hükümleri kapsamında olmaması,öte yandan, yukarıda belirtilen İçtihadıBirleştirme Kurulu Kararı uyarınca davacıya yapılanödemelerin, hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerekancak ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük idari dava açma süresi içinde gerialınması mümkün iken, bu süre geçirildiktençok sonra yersiz ödendiği ileri sürülen tutarıniadesinin istenilmesine hukuken olanak bulunmaması nedeniyle, 29.11.2005tarihinden 14.1.2009 tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL tazminatınyasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009gün ve 525 sayılı davalı idare işleminde hukukauyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 29.11.2005 tarihinden 14.1.2009tarihine kadar ödenen 3.365,38-TL tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesinin istenilmesine ilişkin 13.5.2009 gün ve 525sayılı işlemin iptaline, denetim tazminatınınkesilmesi işleminin iptali istemine ilişkin olarak ise davanınreddine…”karar vermiş, bu kararın davalı idarevekilince temyiz edilmesi üzerine;
1-c) Danıştay Onbirinci Dairesi: 27.4.2016gün ve E:2015/1363, K:2016/2103 sayı ile, “İdaremahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerekbozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halindemümkündür. İdare Mahkemesince verilen karar vedayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup,bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından,temyiz isteminin reddi ile anılan kararın temyiz edilenkısmının onanmasına…”, karar vermiş; davalıidare vekilinin kararın düzeltilmesi istemi aynıDairece,1.3.2018 gün ve E:2016/8965, K:2018/1192 sayı ilereddedilmiş, bu karar kesinleşmiştir.
2-a) Davacı Başbakanlık Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilidilekçesinde; davalıH.A.’ın KurumlarındaTÜİK Uzmanı kadrosunda sözleşmeli olarak görevyaptığını; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün, 20/04/2009 tarih ve 5084 sayılıyazıları ile Kurumda TÜİK Uzmanı Ve UzmanYardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 Sayılı Bakanlar Kurulukararına ekli III sayılı Cetvelin “E.DenetimTazminatı” bölümünde öngörülen denetimtazminatının ödenmesinin mümkünolmadığı ve 5429 Sayılı Türkiye İstatistikKanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibarenödenen tazminatlarının ilgililerden geri alınmasıgerektiğinin belirtildiğini; bu durumda da davalıya sehvenödenen ödemelerin geri alınması gerektiğinin,Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29/04/2009 tarihli ve 355 sayılı onayıyla uygungörüldüğünü; bu kapsamda Türkiyeİstatistik Kurumunda Uzman kadrosunda görev yapmakta olan ve29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında adına yersiz denetim tazminatıödemesi yapılan H.A.’ın Hazineye 3.365,38 TL (AsılBorç) tutarında borcunun bulunduğunu; bu borcunu ve yasalfaizini, 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındakiYönetmelik” gereğince ödemesi için İdarecedavalıya 13.05.2009 tarihli 525 sayılı yazı ile 21.05.2009tarihinde tebligat yapılmış olmasına rağmen,davalının ödemeyeceğini bildirdiğini; rızaenödeme söz konusu olmadığından iş bu davanınaçılmasının gerekli olduğunu; öncelikledavalının itirazının yerindeolmadığını, Danıştay İçtihadıBirleştirme Genel Kurulunun 22.12.1973 tarih ve Esas No:1968/8, KararNo:1973/14 sayılı kararında; İdarenin yokluk, AÇIKHATA, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde süre aranmaksızın, kanunsuz terfi veya intibakadayanarak ödediği meblağı her zaman gerialabileceğinin belirtildiğini;Danıştayİçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararındageçen açık hata kavramındaki açıknitelemesinin, hatalı işlemin hak doğurmaya engel olduğuşeklinde anlaşıldığını, hatakavramının işlemin unsurlarından birinde veyaçoğu kez sebep unsurundaki sakatlığın işleminhukuka açıkça aykırı olduğunu ifadeettiğini ve işlem açıkça hukuka aykırı iseidarenin işlemi hukuka açıkça aykırı tesisietmiş olacağını ve bu işlemin süre koşulunabağlı olmadan her zaman geri alınabileceğini; öteyandan, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren “KamuZararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmelik” in 6. maddesi ile, mevzuatındaöngörülmediği halde yapılan ödemelerin kamuzararı kapsamına alındığını, 17.maddesi ilemevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersizödemelerde kamu zararının doğuş tarihinin ödemetarihi olarak belirlendiğini, aynı yönetmeliğin 18.maddesinde ise, kamu zararından doğan alacaklarda ilgilimevzuatına göre hesaplanacak faizin başlangıçtarihinin, kural olarak zararın oluştuğu tarih (ödemetarihi) olduğununbelirtildiğini; açıklanan nedenlerlesöz konusu miktarın rızaen tahsili mümkünolmadığından iş bu davanın açılmazorunluluğunun doğduğunu ifade ederek; davanın kabulüile fazlaya ait talep ve dava hakları saklı kalmak üzere29.11.2005- 14.01.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen toplam3.365,38 TL asıl alacağın, her bir denetim tazminatının(davalıya ödeme yapıldığı) ödenmetarihlerinden itibaren taraflarınca tahsil edileceği tarihe kadarişleyecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ilebirlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle, H.A.’akarşı16.7.2009 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
2-b) ANKARA 9.SULH HUKUK MAHKEMESİ; 18.8.2010gün ve E:2009/1595, K:2010/1661 sayı ile, “...Dava yersizolarak ödenen denetim tazminatının iadesineilişkindir.Davalının davacı kurumda uzman kadrosukarşılık gösterilerek sözleşmeli personelstatüsünde istihdam edilmekte olduğu, 657 sayılıDevlet Memurları Kanunun 152. maddesinde, memurlara ödenecek zam vetazminatların tek tek sayıldığı ve aynı maddeninf fıkrasında, e,f,g,h,i,j,k sırasında sayılanlaradenetim tazminatının ödeneceğininöngörüldüğü, denetim tazminatı ödenecekkadrolar ve unvanlar arasında “TÜİK Uzman ve UzmanYardımcısı” unvanınınbulunmadığı, ve Bakanlar Kurulu tarafındanyürürlüğe konan 06/02/1997 tarih ve 97/9091 sayılıkararnamede böyle bir düzenleme bulunmadığı vedavalıya denetim tazminatı ödenmesine ilişkin yasal birdüzenleme bulunmadığından ödenmesiningerekmediği, davalıya yapılan ödemenin şart tasarrufadayanmadığı, yasal mevzuata aykırı olduğu veidarenin işleminde açık hata olması nedeniyleBorçlar Kanununun haksız iktisap kurallarıçerçevesinde davalıdan geri istenebileceğianlaşıldığından,
Davalıya 29/11/2005 ile 14/01/2009 tarihleri arası 3.365,38TL denetim tazminatı ödenmiş olup ödeme bildirimindeverilen süre sonundan itibaren faizi ile birlikte geriistenebileceği, davalıya gönderilen 13/05/2009 tarihliödeme yazısının 21/05/2009 tarihinde tebliğ edilmesinimüteakip verilen 1 aylık ödeme süresinin dolması ile22/06/2009 tarihinde temerrüde düşülmüş olup butarihten itibaren 3.365,38 TL denetim tazminatının yasal faiziyletahsilinin talep edilebileceği anlaşılmakla davanınkabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın kabulüne, 3.365,38 TL alacağıntemerrüt tarihi 22/06/2009 dan işleyecek yasal faizi iledavalıdan alınarak davacıya verilmesine..." kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
3-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK:İdari yargı yerinde davacı, Adli yargı yerindedavalıolan H.A.’ın vekili, 3.4.2018 tarihli dilekçeile;Başbakanlık Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan müvekkilinedenetim tazminatı olarak 29/11/2005 tarihinden 14/01/2009 tarihine kadarödenen 3.365,38-TL’ninyasal faizi ile birlikte geri istenmesineilişkin idare işleminin Ankara 6. İdare Mahkemesinin 14/10/2010tarih E.2009/918, K.2010/1341 sayılı kararı ile kısmeniptal, kısmen reddedildiğini, kararın, Danıştay11.Dairesinin 27.4.2016 gün ve E:2015/1363, K:2016/2103Onandığını ve aynı Dairenin 1/3/2018 tarihE.2016/8965, K.2018/1192 sayılı Karar Düzeltme talebinin reddinedair kararı ile kesinleştiğini; İdarenin işlemi iptaledilmesine rağmen, idare tarafından hukuk mahkemesindeaçılan alacak davasının ise kabul edildiğini;kesinleşen 9.SHM’nin 18/8/2010 tarih, E.2009/1595, K.2010/1661sayılı kararı üzerine her ikisinin de kendi dalındaayrı yargı kararları olduğunu,her birinin uygulanabilirliğininbulunduğunu,nitekim uygulamada kurumun, ilgiliden parayı tahsilettiğini, bir yandan da bu işlemin aslında iptal edilmişolduğunu;Kurumun bu parayı isteyememesinin gerektiğini;hukuk veadaletin bir bütün olduğunu,aksi durumun adaletsizsonuçlar doğurduğunu; 2577 Sayılı İYUK'nun28.maddesinde İptal Kararlarının sonuçlarınıngösterilmiş olduğunu, Danıştay, bölge idaremahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarınagöre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemdebulunmaya mecbur olduğunu;karara konu idari işlem ve bu işlemindoğurduğu hukuksal sonuçların iptal kararıüzerine ortadan kalktığını, iptal kararlarınıngeriye yürüdüğünü ve hiçalınmamış sayıldığını; İdareninaldığı iade kararının tüm ilgiliçalışanları bağladığını, denetimtazminatı ödenen tüm çalışanlardan aynımiktarların geri istenildiğini, İdare Mahkemesinin iptalkararı ile birlikte İdarenin iade talebinin hukuka aykırıolduğunun kanıtlandığını, buna rağmenİdarece adli yargıda alacak davası açılarak iadeyeilişkin karar verilmesinin, hakkın yerine getirilmesine engeloluşturduğunu; Danıştay’ın, kamugörevlilerine yapılan fazla ödemelerin geri alımındauygulanacak mevzuatın saptanması ve bu uyuşmazlıklardagörevli yargı yerinin belirlenmesinin önemtaşıdığını, bu uyuşmazlığınçözüm yerinin İdari Yargı olduğunu, aksi haldeAnayasanın 155.maddesi ile kurulan “İdari Rejim”sistemine aykırılık teşkil edeceğinibelirttiğini,Adli Yargı dosyasında bu hususun dile getirildiğini,uyuşmazlık itirazında da bulunulmuş ise de kabulgörmediğini; olayda Hüküm UyuşmazlığınŞartlarınıngerçekleştiğini,Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşve İşleyişi Hakkında Kanunun, “HükümUyuşmazlığı” başlıklı 24. maddesininilk fıkrası uyarınca, adli, idari ve askeri yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş,aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarsayıldığını ifade ederek; Ankara 6. İdareMahkemesinin 14/10/2010 tarih E.2009/918,K.2010/1341 sayılıkesinleşen kararı ile Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/8/2010tarih E.2009/1595, K.2010/1661 sayılı kesinleşen kararıarasında doğduğu önesürülen“hüküm uyuşmazlığının giderilmesi veuyuşmazlığın esasının davaya konu iade işlemininiptali yönünde karara bağlanmasıistemiyle,Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.
4-Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden davadosyalarının aslı temin edilmiş daha sonra 2247sayılı Yasanın 24. ve 16. maddelerine göre ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a)DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Hükümuyuşmazlığına konu edilen kararlar ve dava dosyalarıirdelenip özetlendikten sonra; “USULE İLİŞKİNİNCELEME :
İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılıKanun ile değişik 24'üncü maddesinin birincifıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişaynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığının varlığıkabul edilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için;
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar olduğu; her iki kararda da davanınesasının hükme bağlandığıanlaşılmıştır.
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığındauzman olarak görev yapan davacının, 29.11.2005-14.01.2009tarihleri arasında yersiz ödendiği belirtilen denetimtazminatı tutarının geri ödenmesinin istenilmesineilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, idariyargı yerinde işlemin iptaline karar verilmesine karşınadli yargıda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı tarafından açılan davada,davanın kabul edilerek, söz konusu tutarın uzman olarakgörev yapan davacıdan tahsiline karar verildiği, anılankararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız hale geldiği anlaşılmakla,söz konusu idari ve adli yargı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulügerekmektedir.
HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ ESASININİNCELENMESİ:
Hüküm uyuşmazlığınınçözümünde; ilgiliye yersiz ödendiği belirtilen3.365,38 TL denetim tazminatı tutarının geri istenilmesineilişkin işlemin niteliği önem kazanmaktadır
Denetim tazminatı ödenmesine dair olan işlem, idarenintek yanlı iradesiyle tesis etmiş olduğu, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlem olup,İdare Hukukunun usulde paralellik ilkesine göre, bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemin de aynınitelikte olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idariişlemin geri alınmasına ilişkin işlemler de icrainitelikte işlemlerdir.
Tümüyle idari nitelikte olan işleme ilişkinuyuşmazlığın idari yargı usul ve esaslarınagöre çözümlenmesi Anayasanın 155. maddesi ilekurulan "idari rejim" sistemi gereğidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 631sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi ile zam vetazminatlar başlığı altında yeniden düzenlenen,152. maddesinin (II) "Tazminatlar" başlıklıfıkrasında, görevin önem, sorumluluk ve niteliği,görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan vederecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önünealınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının(ek gösterge dahil) brüt tutarının bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş (A). Özel HizmetTazminatı başlığı altında düzenlenenkısmın (h) alt bendinde, Türkiye İstatistik Kurumu Uzman veUzman Yardımcıları da sayılmış ve (F). DenetimTazminatı başlığı altında düzenlenenkısmın (b) alt bendinde Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h), (i) ,(j) ve (k) sırasındasayılanlar için %20 'sine denetim tazminatıödeneceği belirtilmiştir.
Aynı maddenin III. Ortak Hükümlerbaşlıklı fıkrasında ise bu zam ve tazminatlarınhangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlaraödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esaslarınınilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet PersonelBaşkanlığının görüşü üzerineMaliye Bakanlığınca bütün kurumları kapsayacakşekilde Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğekonulacağı kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yasa maddesi uyarınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılı Cetveldeve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde yeralan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kuralabağlanmıştır.
Aktarılan mevzuat hükümlerine göre 657sayılı Kanun hükümlerine göre özel hizmettazminatı ile denetim tazminatı ödenecekler arasındaTürkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman Yardımcılarıda sayılmakla beraber aynı Kanunda bu zam ve tazminatların hangiişi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceğihususunun Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmesiöngörülmüş ve 2006/10344 sayılı BakanlarKurulu Kararında ise her statüdeki sözleşmeli personeledenetim tazminatı ödenmeyeceği ifade edilmiştir.
Olayda, 29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ülkegenelindeki tüm uzman ve yardımcılarına, mevzuatınyorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi ve gerçekdışı beyanının bulunmadığıanlaşılmıştır.
Bu bakımdan; parasal hak ödemesini düzenleyenmevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazlaödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi ile 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesi kapsamındasayılıp sayılamayacağı yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12. maddesininbirinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetininsunumunda kullanılan her türlü kamu malını korumayükümlülükleri; aynı maddenin ikincifıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorundabulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedelüzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılanzararın tahsil usulü düzenlenmiş olup mevzuatınyorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödemeyapılması suretiyle oluşan kamu zararının,münhasıran kamu mallarına verilen zararı düzenleyen12. madde kapsamında tahsili mümkün değildir.
Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hatayadüşülerek yapılan aylık ve ücret farkıödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince;
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı"başlıklı 71. maddesinde, kamu görevlilerinin kasıt,kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar,işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışaengel veya eksilmeye neden olunması "kamu zararı"olaraktanımlanmış, anılan maddenin ikinci fıkrasındaise kamu zararı kapsamına giren haller; kamu kaynaklarıkullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınmasısırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinintahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması vemevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılmasısuretiyle yol açılan zararlar olarak sayılmak suretiylesınırlandırılmıştır.
Anılan fıkra bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan"mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması" kuralının kapsamının, yine mal vehizmet alınılan nedeniyle yapılan ödemeler sonucuoluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasınıgerektirmektedir.
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuattaöngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyleoluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatınöngördüğü bir ödemenin yapılmasısırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan,uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamındadeğerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973günlü, E: 1968/8, K:1973/14 sayılı kararınınuygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla mevzuathükümlerinin davalı idarece yanlış yorumlanmasınedeniyle davacıya yapılan ödemelerde, davacınınhilesinin, gerçek dışı beyanının nedenolmadığı gibi "açık hata" halinin debulunmadığını saptamak suretiyle davacıya yersizödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarının enson ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60günlük sürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile davacıdan tahsiledilen tutarın iadesi yönünde verilen kararın hukuka uygunolduğu kanısına varılmıştır.
SONUÇ:
1-Ankara 6. İdare Mahkemesinin 14.10.2010 gün ve E:2009/918,K:2010/1341 sayılı kararı ile Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin18.8.2010 gün ve E:2009/l595, K:2010/1661 sayılı kararı arasındahüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;
2-Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.8.2010 gün ve E:2009/l595,K:2010/1661 sayılı kararının kaldırılmasına;
3-Ankara 6. İdare Mahkemesinin 14.10.2010 gün ve E:2009/918,K:2010/1341 sayılı kararının kabulüne;
Bu suretle hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı olacağı…” yolunda düşünce vermiştir.
4-b) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI;"...İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşupoluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “1 incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda da davanınesasının hükme bağlandığı ve yasayollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 6.İdare Mahkemesi kararında, davacıya ödenen denetimtazminatının kesilerek 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındayersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan3.365,38 L'nin yasal faiziyle birlikte bir ay içinde geri ödenmesigerektiğini belirten 13/05/2009 tarihli ve 525 sayılıişlemin, yersiz ödendiği belirtilen tutarın yasal faiziylebirlikte geri ödenmesinin istenilmesine ilişkin kısmı iptaledilmesine karşın, Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi kararında,söz konusu denetim tazminatının yasal faiziyle birliktetahsiline karar verildiği anlaşılmakla, iki karar arasındaoluşan çelişki nedeni ile hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği, bu duruma göre, söz konusu adli veidari yargı kararları arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğu kabul edilmelidir.
Denetim tazminatının ödenmesine ilişkin işlem,idarenin tek yanlı iradesiyle tesis edilen, kesin veyürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olup, aynışekilde bu idari işlemin geri alınmasına yönelikişlem de icrai nitelikte idari bir işlemdir. Bu bakımdan,tümüyle idari nitelikte olan bir işlemle ilgili uyuşmazlığınidari yargı usul ve esaslarına göreçözümlenmesi Anayasanın 155. maddesiyle kurulan"idari rejim" sisteminin gereğidir.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında, TÜİK'te uzman olarakçalışan H.A.'a 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındaödenen denetim tazminatının yersiz ödendiği konusundaihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargı kararında da, idareninzarara uğradığı ve haksız ödemeyapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur. Bu noktada yapılanfazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatıntesbiti gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun"Tazminatlar" başlıklı 152/II. maddesinde,görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerininözelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitimseviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanundabelirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ekgösterge dahil) brüt tutarının, bu maddede belirtilenoranları aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde tazminat olaraködeneceği öngörülmüş, "Özel HizmetTazminatı" başlığı altında düzenlenenkısmın o tarihte yürürlükte bulunan (h) alt bendinde,Türkiye İstatistik Kurumu Uzman ve Uzman yardımcılarıda sayılmış ve (F) bendinde düzenlenen denetimtazminatı ile ilgili kısmında; Özel Hizmet Tazminatıbölümünün (h) alt bendinde sayılan TÜİKUzman ve Uzman Yardımcılarına da % 20 oranında denetimtazminatı verileceği kural olaraköngörülmüş, bununla birlikte aynı maddenin OrtakHükümler başlıklı III. kısmında da; "Buzam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerdebulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul veesasları ilgili kurumların yazılı isteği ve DevletPersonel Başkanlığının görüşüüzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumlarıkapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarıncakatsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumuhariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır veBakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur."düzenlenmesine yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak çıkarılan ve 05/05/2006 tarihliResmi Gazetede yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11. maddesinde; eklicetvellerde yer alan ve içinde denetim tazminatı da bulunantazminatların (97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu kararısaklı kalmak üzere) her statüdeki sözleşmeli personeleödenmeyeceği kural altına alınmıştır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinebakıldığında, her ne kadar 657 sayılı Kanundadenetim tazminatı verilecekler arasında TÜİK uzman ve uzmanyardımcıları da sayılmış ise de; aynıKanunda zam ve tazminatları kimin alıp alamayacağıhususunun Bakanlar Kurulunun düzenleme alanınabırakıldığı, yukarıda belirtilen Bakanlar KuruluKararı (2006/10344) ile de her statüdeki sözleşmelipersonele denetim tazminatının ödenmeyeceğinin kuralabağlandığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasından, TÜİKBaşkanlığınca, kurumlarında uzman ve uzmanyardımcısı kadroları karşılıkgösterilmek şartıyla sözleşmeli olarak istihdam edilenpersonele denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceğikonusunda görüş sorulan Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğütarafından verilen 20/04/2009 tarihli ve 5084 sayılıgörüş yazısında denetim tazminatınınödenmesinin mümkün olmadığı ve 5429sayılı TÜİK kanununun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren ödenen denetim tazminatlarınıngeri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine,TÜİK'te kadro karşılığı sözleşmelipersonel statüsünde istihdam edilen uzman ve uzmanyardımcılarına denetim tazminatı adı altındaödenen tutarların geri alınmasının TÜİKBaşkanlığının onayı ile uygungörüldüğü, bu onay doğrultusunda 13/05/2009gün ve 525 sayılı yazı ile davacıya29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasında yersiz ödenen denetimtazminatlarının bir ay içinde ödenmesi, aksi takdirdealacak takip dosyasının dava açılmak üzere ilgiliyere gönderileceğinin bildirilmesi yolundaki dava konusu işlemintesis edildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K. 1973/14 sayılıkararında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçekdışı beyanı veya hilesi hallerinde sürearanmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalardışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağı esasabağlanmıştır. Anılan İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı ile konulan ilkeye göredavacının sebep olduğu bir hata, hile ya da gerçekdışı beyanı söz konusu olmadığı haldefazla yapıldığı iddia edilen ihtilaf konusu ödemenin,ödendiği tarihten itibaren ancak 2577 sayılı Kanunda davaaçma süresi olarak öngörülen 60 güniçinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonraidari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği idarenin bututarı geri alamayacağı kabul edilmelidir.
Olayda, davacıya 29/11/2005-14/01/2009 tarihleri arasındamevzuatın yorumunda hataya düşülerek denetim tazminatıödemesinin yapıldığı, davacının sözkonusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçekdışı beyanının bulunmadığı, bu sebepleidarenin açık hataya düştüğünden sözedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kamu görevlilerine sehven yapılan fazlaödemelerin geri alınmasında, Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıda zikredilenkararının uygulanması gerektiği, bu sebeple mevzuathükümlerinin davalı idare tarafından yanlışyorumlanması sebebiyle davacıya yapılan ödemelerde,davacının hilesi ve gerçek dışı beyanıolmadığından, yersiz ödendiği tespit edilen denetimtazminatı tutarının en son ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlüksürenin geçirilmesinden sonra talep edildiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilenkararın hukuka uygun olduğu kanaatinevarılmıştır.
SONUÇ:
Ankara 6. İdare Mahkemesinin 14/10/2010 tarihli ve E.2009/918,K.2010/1341 sayılı kararı ile Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin18/08/2010 tarihli ve E.2009/1595, K.2010/1661 sayılı kararıarasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğunun kabulüne,
Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/08/2010 tarihli ve E.2009/1595,K.2010/1661 sayılı kararının kaldırılmasına;
Ankara 6. İdare Mahkemesinin 14/10/2010 tarihli ve E.2009/918,K.2010/1341 sayılı kararının benimsenmesine,
Karar verilmesi suretiyle hükümuyuşmazlığının giderilmesinin mümkünolduğu düşünülmektedir." yönündedüşünce vermiştir.
USULE İLİŞKİN İNCELEME:
Uyuşmazlık Mahkemesinin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemeningörevi” başlığını taşıyan 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargımercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir” denilmiş; 24. maddesinde (Değişik birincifıkra: 2/7/2018 - KHK-703/183 md.) ise, 1 nci maddede gösterilenyargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızınkesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya vesebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerinegetirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercileri tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen idari yargı ve adli yargı kararlarınınincelenmesinden; ortada idari (Ankara 6.İdare Mahkemesinin 14.10.2010gün ve E:2009/918, K:2009/1341 sayılı kararı)ve adli(Ankara 9.Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.8.2010 gün ve E:2009/1595,K:2010/1661sayılı kararı) yargı yerlerince verilmiş vekesinleşmiş kararlar bulunduğu; davanıntaraflarının aynı olduğuanlaşılmıştır.
Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığınınincelenmesinden:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında Uzman olarak görev yapan davacıya29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen 3.365,38 TL denetimtazminatının yersiz ödendiği iddiası ile geriistenilmesine ilişkin Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının 13.05.2009 tarih 535 sayılıişlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturanTürkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının29.04.2009 tarih 355 sayılı işlemi sonrasındabaşlamıştır.
H.A.’ın vekilince, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nın ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak geri istenmesinin iptaliistemiyle idari yargıda dava açılırken, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı vekilince, ödenendenetim tazminatının geri istenmesine rağmen ödenmemesinedeniyle tahsili istemiyle adli yargıda dava açıldığıgörülmektedir.
Dava sebebi; talep sonucunu haklı göstermeye yarayan maddivakıalar iken dava konusu; netice-i taleptir. Olayımızda her ikidavanın sebebi Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında çalışan H.A.’a29.11.2005-14.01.2009 tarihleri arasında ödenen denetimtazminatının hukuka aykırı olarak ödenipödenmediğine ilişkindir. Bir taraf söz konusu ödemeninhukuka uygun olarak yapıldığı iddiası ile geriistenemeyeceği iddia ve savunmasında bulunurken diğer taraf tamaksine yapılan ödemenin hukuka aykırı olduğundan geriistenebileceği iddia ve savunmasında olduğundan, her iki davasebebi yani maddi vakıalar aynıdır.
Dava konusuna gelince; idari yargıda davanın konusu; denetimtazminatının geri ödenmesine ilişkin idari işleminiptali ve idari işlem nedeniyle yapılan ödemeleriniadesiolarakbelirlenirken, adli yargıda da haksız yapıldığıiddiası ile yapılan ödemenin idareye geri ödenmesineilişkin olması nedeniyle hükümuyuşmazlığı olduğu iddia edilen kararlar arasındadava konuları da aynıdır.
Kararlarda işin esasının hükmebağlanmasının incelenmesinden;
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından adli yargıda açılan dava sonunda;bilirkişi raporunda,ilgili mevzuatta, denetim tazminatı ödenecekkadrolar arasında TÜİK Uzmanı ve Uzman Yardımcılığıkadrosuna yer verilmediğinin, bu nedenle davalıya denetimtazminatı ödemesinin yasal dayanağıbulunmadığının, davalının borcun ödenmesikonusunda temerrüdedüşürüldüğünün, davalıdan 3.365,38TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktetahsili gerektiğinin belirtmiş olduğundan bahisle ve uygungörülen bilirkişi raporuna göre açılandavanın kabulü ile 3.365,38-TL'nin 22.06.2009 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline… kararverildiği;H.A.’ın vekili tarafından idari yargıdaaçılan dava sonunda da; davacı adına davaya konuişlemin denetim tazminatının kesilmesine ilişkin(Mahkemecereddedilen) kısmı temyiz edilmedenkesinleştiğinden,davacıya yersiz ödendiği belirtilendenetim tazminatının bir ay içerisinde geri alınmasınailişkin işlem yönünden; davacıya yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaolmaması ve Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu Kararı uyarınca davacıya yapılan ödemelerin,hatalı ve yersiz olduğu ileri sürülerek ancak ödemeninyapıldığı tarihten itibaren 60 günlük idari davaaçma süresi içinde geri alınması mümküniken, bu süre geçirildikten çok sonra yersizödendiği ileri sürülen tutarın iadesinin istenilmesinehukuken olanak bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusuişlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Budurumda her iki kararda da işin esasının hükmebağlandığı açıktır.
Hüküm uyuşmazlığının kabuledilebilmesi için öngörülen bir diğer husus ise;kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerinegetirilmesinin olanaksız bulunmasıdır.
İdari yargıda yapılan yargılama sonucu idariişlemin(yersiz ödendiği iddia edilen tazminatın iadesineilişkin) iptaline karar verilirken, adli yargıda idari işleminhukuka uygun olduğu ve idarece istenen alacağın tahsiline kararverilmiştir. Bu şekilde verilen kararlar sonucunda hakkın yerinegetirilmesi olanaksız hale getirilmiştir
Bu durumda, 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesindeaçıklandığı üzere; tarafları, konusu vedava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının doğduğu vekararlar arasında çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesininolanaksız hale geldiği açıktır.
Belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 6. İdare Mahkemesi ile Ankara 9.Sulh Hukuk Mahkemesininkararları arasında, 2247 sayılı Yasa’nın 24.Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleştiği anlaşıldığındanhüküm uyuşmazlığı bulunduğuna,
2-2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleriuyarınca
a) İdari Yargılama Usulü Yasası gözetilerekUyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçeve eklerinin 30 gün içinde cevap verilmek üzereBaşbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nabildirilmesi, verilen cevabın karşı tarafa tebliğisuretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanmasına
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındakirapor yazıldıktan sonra Başkanlıkça belirlenecekgünde işin esasının görüşülmesine OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılanbaşvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğedilmiş;Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıvekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapdilekçesinde; Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararınınkabulüne, Ankara 6. İdare Mahkemesinin kararınınkaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veAhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 30.09.2019günlü toplantısında:
Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığakonu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları,dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilen dilekçeve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKARPEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunupincelendikten ve ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın yazılı düşünceleridoğrultusundaki açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan H.A.'ın 2005-2009 tarihleri arasında mevzuata aykırıolarak yersiz ödendiği iddia edilen 3.365,38-TL denetimtazminatının Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı tarafından geri istenilmesineilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında sözleşmeliTÜİK Uzmanı kadrosunda, kadro karşılığısözleşmeli personel statüsünde çalıştığı;kendisine 2005-2009 tarihleri arasında toplam 3.365,38-TL denetimtazminatı ödendiği; Maliye BakanlığıBütçe ve Mali Kontrol Müdürlüğü’nün20.04.2009 gün ve B.07.0.BMK.0.20-262/5084 sayılıyazısında, TÜİK Uzman ve Uzman Yardımcısıkadroları karşılık gösterilmek sureti ilesözleşmeli olarak istihdam edilen personele, 17.04.2006 gün ve2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli IIIsayılı cetvelin “E. Denetim Tazminatı ” bölümündeöngörülen denetim tazminatının ödenmesininmümkün olmadığı ve 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren ödenen denetim tazminatının ilgililerden gerialınmasının istenildiği; açılan davada; Ankara6. İdare Mahkemesi 14.10.2010 gün ve E:2009/918, K:2010/1341sayılı kararla; Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14sayılı kararında, idarenin; yokluk, açık hata,memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerindesüre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilenistisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin gerialınmasının hatalı ödemenin ilkyapıldığı tarihten başlamak üzere davaaçma süresi içinde mümkün olduğu, busüre geçtikten sonra geri alınamayacağınınesasa bağlandığı, anılan kararın tümhatalı ödemelerin geriye alınmasında da uygulanmasıgerektiği, olayda denetim tazminatı adı altında Kasım2005 - Ocak 2009 tarihleri arasında davacıya ödenen 3.365,38-TL’lıkmeblağın geri istenilmesine ilişkin işlemin, davalıidare tarafından görüş sorulması üzerine MaliyeBakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğünün 20.04.2009 gün ve 5084sayılı yazısına istinaden tesis edildiğianlaşıldığından ortada açık hatanınvarlığından bahsedilemeyeceği, yersiz ödenentutarın genel dava açma süresi olan 60 günlüksüre geçirildikten sonra istenilmesinde anılanDanıştay İçtihatları Birleştirme Kurulukararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gibiusulsüz olarak tahsil edilen tutarın davacıya ödenmesigerektiği, davacının; denetim tazminatının kesilmesi sebebiyleyoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyleödenmesine karar verilmesi isteminin ise; denetim tazminatınınkesilmesine ilişkin kesin ve yürütülmesi zorunlu olandavalı idare işlemi dava edilmediği ve bu şekilde iptalisağlanmadığından, hukuk aleminde var olan bir işleminicrasından kaynaklanan maddi kayıpların tazmin edilmesiyönünde hüküm kurulması hukuken mümkünolmadığı gerekçesiyle dava konusu işleminin iptaline,davacının ödediği tutarın yasal faizi ile birlikteödenmesi isteminin kabulü ile tahsil edilen tutarın yasal faiziile birlikte davacıya iadesine, denetim tazminatının kesilmesisebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziylebirlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine kararverilmiş, bu karar; temyiz aşamasında DanıştayOnbirinci Dairesinin 27.4.2016 gün ve E:2015/1363, K:2016/2103sayılı kararıyla onanmış, bu kararındüzeltilmesi istemi de anılan Dairenin 1.3.2018 gün veE:2016/8965, K:2018/1192 sayılı kararıyla reddedilerekkesinleşmiştir. Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından,Başkanlıklarında kadro karşılığısözleşmeli uzman olarak görev yapan davalıya Kasım2005 - Ocak 2009tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilendenetim tazminatı tutarı olan 3.365,38-TL'nin ödeme tarihindenitibaren hesaplanacak faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesiistemiyle adli yargıda açılan dava da; Ankara 9. Sulh HukukMahkemesi 18.8.2010 gün ve E:2009/1595, K:2010/1661 sayılıkararla; "davanın kabulüne, 3.365,38 TL alacağıntemerrüt tarihi 22/06/2009 dan itibaren işleyecek yasal faizi iledavalıdan alınarak davacıya verilmesine..." kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
H.A.'a denetim tazminatı adı altında yapılan fazlaödemenin, idarece 5018 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilerek tahsili yoluna gidilmesi üzerine adli ve idariyargıda davalar açılmıştır. Denetimtazminatının ödenmesine ilişkin işlemin, idarenin tekyanlı iradesiyle tesis edilen, kesin ve yürütülmesi zorunlunitelikte bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığıgibi, söz konusu idari işlemin geri alınması da idariniteliktedir. İdari nitelikteki uyuşmazlığın daAnayasanın 125. Maddesi gereğince idari yargıdaçözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda öncelikle uyuşmazlığa konu denetimtazminatının H.A.'a ödenip ödenmeyeceği hususunda birdeğerlendirme yapılması gerekli olduğundan, davasürecinde ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteyürürlükte olanyasal düzenlemelerin irdelenmesigerekmektedir.
10.11.2005 tarih 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu, 18.11.2005 tarih 25997 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5429sayılı Kanunun “ Personel rejimi ve fazlaçalışma” başlıklı 45. maddesinin ilkolarak “ Başkanlıkta; Başkan, BaşkanYardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, DaireBaşkanı, İstatistik Müşaviri, Hukuk Müşaviri,Bölge Müdürü, Türkiye İstatistik KurumuUzmanı, Türkiye İstatistik Kurumu UzmanYardımcısı, İstatistikçi, Matematikçi,Mühendis ile dört yıllık yüksek öğrenimgörmüş olmak kaydıyla Programcı kadrolarınaatananlar, kadroları karşılık gösterilmek suretiyle,657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunlarınsözleşmeli personel çalıştırılmasıhakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızınsözleşmeli çalıştırılabilir.
Bu suretle çalıştırılacaklarınsözleşme usûl ve esasları ile ücret miktarı veher çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Başkanlık merkez ve taşra teşkilâtıkadrolarında çalışan (kadrokarşılığı çalışansözleşmeli personel dâhil) memurlara 10.10.1984 tarihli ve 3056sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan fazlaçalışma ücreti aynı esas ve usûllere göreödenir.” şeklinde düzenlendiğianlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2005 gün ve E:2005/143 K:2005/99sayılı kararı ile 5429 sayılı Kanunun ikincifıkrası iptal edilmiş ve 17.05.2006 tarih ve 5503sayılı Kanunun 2. maddesi ile anılan fıkra yenidendüzenlenmiştir.
Yeniden düzenlenen 2. fıkra “Sözleşmeliolarak Başkanlıkta fiilen çalışan personele, buKanuna ekli (III) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alantaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Başkantarafından belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Başbakanlık merkezteşkilâtında sözleşmeli olarakçalıştırılan emsali personelinyararlandığı ücret artışlarındanBaşkanlıkta çalışan sözleşmeli personel deaynı usûl ve esaslara göre aynenyararlandırılır. Bu personel T.C. Emekli Sandığı ileilişkilendirilir. Söz konusu personele,çalıştıkları günlerle orantılı olarak(hastalık ve yıllık izinleri dahil) ocak, nisan, temmuz ve ekimaylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarındaikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret veçalışmaları sonucunda emsallerine görebaşarılı çalışma yaptıkları tespitedilenlere Başkanın teklifi, ilgili Bakanın uygungörüşü üzerine Başbakan onayı ile haziran vearalık aylarında birer aylık sözleşme ücretitutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ilesöz konusu personele yapılacak diğer ödemeler BakanlarKurulunca tespit edilir.” şeklini almıştır. Dahasonra 11.10.2011 gün ve 666 sayılı KHK ile 5429 sayılıKanunun 45. maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkraları yürürlüktenkaldırılmıştır.
5429 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan 45.maddesi ise; “ (Mülga birinci fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)
(İptal ikinci fıkra: Ana. Mah.’nin 19/12/2005 tarihlive E.:2005/143, K.:2005/99 sayılı Kararı ile; YenidenDüzenleme: 17/5/2006-5503/2 md.; Mülga ikinci fıkra:11/10/2011-KHK-666/1 md.)
Özel uzmanlık gerektiren hizmetlerde sözleşmeliolarak yabancı uzman çalıştırılabilir. Buşekilde çalıştırılacak olan yabancıuzmanlara yapılacak ödemeler ile çalışma usûlve esasları Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
(Mülga son fıkra: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)”şeklindedir.
5429 sayılı Kanun uyanınca 05.05.2006 günlü ve26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyleyürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zamve Tazminatlara İlişkin 17.4.2006 günlü, 2006/10344sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Ödemeyapılmayacak haller" başlıklı 11. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, bu Karara ekli I sayılıCetvelde ve bu Kararın 4. maddesinin birinci fıkranın (b)bendinde yer alan zamlar ile II ve III sayılı Cetvellerde yer alantazminatların, her statüdeki sözleşmeli personele (6/2/1997tarihli ve 97/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı saklıkalmak üzere) ödenmeyeceği kurala bağlanmış;10/7/2006 tarihli ve 2006/10795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıeki “Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında ÇalıştırılacakSözleşmeli Personelin Hizmet Sözleşmesi Usul veEsasları Hakkında Karar”da da, Türkiye İstatistikKurumu’nda kadro karşılığı sözleşmeliolarak istihdam edilecek personelin hizmet şartları, vasıfları,görevleri sorumlulukları, ücretleri ve diğer ödemeleriile özlük işleri düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun146. Maddesinde sözleşmeli personel ücretlerinin özelkanunlardaki hükümlere tabi olduğu düzenlenirken, Devletmemurlarına ödenecek zam ve tazminatlar aynı Kanunun 152 incimaddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan maddenin“II-Tazminatlar” kısmında; "Görevin önem,sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmetsüresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlargöz önüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksekDevlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüttutarının, ” ... maddede belirlenen tavan nispetlerine “kadar,bu nispetleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas,ölçü ve nispetler dahilinde" ödenecek tazminatlar,farklı adlar altında ve farklı kapsamdaki personeleödenebilecek şekilde ayrı ayrı belirlenmiş; bunlararasında yer alan özel hizmet tazminatı ile denetimtazminatı da bu şekilde farklı tazminatlar olarak düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan, dava konusu işlemlerin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan, yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanunun 146.Maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeli vegeçici personel hakkında özel kanunlardakihükümlerin uygulanacağı, davacınınçalıştığı Türkiye İstatistik Kurumuile ilgili olarak 5429 sayılı Kanununçıkarıldığı ve söz konusu Kanunun 45.Maddesinde, sözleşmeli olarak bu Kurumda çalışanpersonele yapılacak ödemelerin kapsamı ve miktarınailişkin düzenlemeye yer verildiği, adı geçen maddeuyarınca çıkarılan 2006/10795 sayılı BakanlarKurulu kararında da, Türkiye İstatistik Kurumundaçalıştırılacak personele ödenecek ücretsınırlarının, zam ve tazminatlarındüzenlendiği, belirtilen tazminatlar içerisinde denetimtazminatına yer verilmediği, Şubat 2009 tarihine kadardavacıya ödenen denetim tazminatınındayanağının 2006/ 10344 sayılı Bakanlar KuruluKararı olduğu, söz konusu kararın ise 657 sayılıKanunun 152. Maddesine göre “Devlet Memurlarına ÖdenecekZam ve Tazminatları”nı düzenlediği, TÜİK daçalışan sözleşmeli personelin 2006/10344sayılı Karar kapsamında olmaması ve adı geçenkararın 11. Maddesinin 1 nolu bendinin a nolu alt bendindesözleşmeli personele denetim tazminatınınödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle,bahse konu tazminatın, sözleşmeli olarak görev yapan H.A.'aödenmesinin mümkün olmadığı, H.A.'ın 5429sayılı Kanunun 45. Maddesine istinaden çıkarılan2006/10795 sayılı karara tabi olduğuanlaşılmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı oluştuğuanlaşılan adli ve idari yargı kararlarınabakıldığında da, Türkiye İstatistik Kurumundasözleşmeli uzman olarak çalışan H.A.'a 2005-2009tarihleri arasında ödenen denetim tazminatının yersizödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her iki yargıkararında da, idarenin zarara uğradığı ve haksızödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte,uyuşmazlığın hem adli hem idari yargıda farklışekillerde çözümlenmiş olması hükümuyuşmazlığına neden olmuştur.
Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumunda sözleşmeliTÜİK Uzmanı olarak görev yapan H.A.'a yapılan fazlaödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın tesbitigerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Kişisel sorumluluk ve zarar” başlıklı 12.maddesi; “ (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.) Devletmemurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek vekendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmetehazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almakzorundadırlar.
Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliğisonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgilimemur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesiesastır.
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genelhükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte enalt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brütaylığının yarısını geçmeyen zararlar,kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararınagöre ilgili memurca ödenir.” şeklinde bir düzenlemeyiöngörmektedir.
Bu düzenleme ile, devlet memurlarının görevlerisırasındaki sebebiyet verdikleri zararlardan dolayısorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceğiaçıklanmış olmakla birlikte; mali haklarıdüzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerekmemurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamuzararının, münhasıran kamu mallarına verilenzararın tahsilini düzenleyen bu madde ileçözümlenmesi mümkün bulunmadığından,bu tür uyuşmazlıklarda uygulanan Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 günE:1968/8 K:1973 /14 sayılı kararının ve benzer mahiyettekibir Yargıtay İçtihadı Birleştirmekararının irdelenmesi gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973 /14 sayılıkararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibakişlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına,bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bukarara karşı açılacak davalarınçözümünün Danıştay’ıngörevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açıkhata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanaraködediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilenistisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının,hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamaküzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve davaaçma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğikabul edilmiştir. Söz konusu İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılanhaksız ödemelerin dava açma süresi içerisindeistenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk,açık hata, memurun gerçek dışı beyanıveya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabuledilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da budoğrultuda istikrar bulmuştur.
“Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtayİçtihadı Birleştirme kararına da değinmekteyarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6,K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirmekararında sonuç olarak aynen:
“ 1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile desebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şarttasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancakiptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa busüre içinde yahut iptal davası açılmışsadava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3-Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufungeri alınması halinde geri alma gününe kadardoğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmaküzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınmasıgerektiğine,
4-Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) busüreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, gerialma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların(aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmişbulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artıksebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsizzenginleşme hükümlerine dayanılarak geriistenemeyeceğine ve içtihatların bu yoldabirleştirilmesine…” denilmektedir. Anılan kararıngerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz edenşu değerlendirmelerde bulunulmaktadır : “…Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerdenanlaşılacağı gibi, yanlış bir şarttasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayıödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamuyararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukukdüzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılıksağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davasısüresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriyeyürür şekilde geri almak için bir sınır olarakkabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisiiçin hüküm ifade edecek şekilde gerialınabileceği, daha doğrusu ilerisi içindeğiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir.Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlıştasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artıkkazanılmış durum niteliğinde olacağından,yanlış işleme dayanılarak yapılmışödemelerin sebepsiz olduğu da ileri sürülemeyecek ve geriistenmesi mümkün olmayacaktır…”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecekdiğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur. 5018 sayılı Kanunun“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı;kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamukaynağında artışa engel veya eksilmeye nedenolunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığıolarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadanödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersizödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden dahayüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerininmevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödemeyapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra:22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükmebağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararınoluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına görehesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerlerialınmış; sağlanmamış hizmetlerisağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım veüretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösterengerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamukaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye nedenolanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerekdüzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlarhakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillereilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleriişleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminatdahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katıtutarına kadar para cezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamuzararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veyadiğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkinusûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacakyönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71.maddesinde öncelikle kamu zararının tanımıyapılmış, sonrasında kamu zararınınbelirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somutuyuşmazlığa bakıldığında ise, bu maddekapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmekmümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan birödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülenbir ödemenin yapılması sırasında idarece hatayadüşülmesi söz konusu olduğundan,uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamındaçözümlenmesi mümkün değildir.
Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemin tesisedildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemelerbirlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersizödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındakaldığı ve yukarıda açıklananDanıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararıçerçevesinde çözümlenmesi gerektiğindetereddüt bulunmamaktadır. H.A.'ın 2005-2009 tarihleriarasında yukarıda açıklanan mevzuathükümlerinin aksine denetim tazminatı ödenmiş ise de;söz konusu yersiz ödemelerin idare tarafından Ocak 2009tarihinde yani 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 7.maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresigeçtikten sonra talep edildiği; yersiz ödeme yapılanH.A.'ın ödemelerin yapılması konusunda gerçekdışı beyanı veya hilesinin bulunmadığı, kezamevzuatın mali yetkilileri/sorumluları yanıltacak mahiyetiitibariyle ortada bir “açık hata” halinin de sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusutazminatların ödenmesi konusunda Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı Destek Hizmetleri DaireBaşkanlığı tarafından tüm bölgemüdürlüklerine bildirimde bulunulduğu ve dosyadaki bilgi vebelgelerden Türkiye genelinde bu uygulamanınyapıldığı, hatalı ödemeyapıldığının Maliye Bakanlığınınincelemesi sırasında ortaya çıktığıanlaşıldığından, söz konusu ödeme nedeniyleH.A.'ın kolayca anlayabileceği açık bir hata ve kusur dasöz konusu edilemeyeceğinden, 2005-2009 tarihler arasındaödenen denetim tazminatının geri istenilmesininkoşullarının mevcut olmadığıgörülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan H.A.'dan 2005-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 18.8.2010gün ve E:2009/1595, K:2010/1661 sayılı kararınınkaldırılmasına, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 6.İdare Mahkemesi’nin 14.10.2010 gün ve E.2009/918, K.2010/1341sayılı kararının kabulü ve bu suretle hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesigerekmiştir.
S O N U Ç :Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı’nda kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan H.A.'dan 2005-2009 tarihleri arasındayersiz olarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığınınsaptanması karşısında; yersiz ödemenin geri alınmasıiçin idarece açılan alacak davası sonunda davanınkabulüne karar veren Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 18.8.2010gün ve E:2009/1595, K:2010/1661 sayılı kararınınKALDIRILMASINA, hukuk ve usule uygun bulunan Ankara 6. İdareMahkemesi’nin 14.10.2010 gün ve E.2009/918, K.2010/1341sayılı kararının KABULÜ ve bu suretle HÜKÜMUYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 30.09.2019gününde Üye Birol SONER'in KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZERAKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığında sözleşmeli uzman olarak görevyapan……………….………………’e,………. -……………... tarihleriarasında mevzuata aykırı olarak yersiz ödendiği iddiaedilen ………………. TL denetimtazminatının geri istenilmesine ilişkindir.
Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulunun benzer konuda verdiği kararında "İdarenin,yokluk, açık hata, memurun gerçek dışıbeyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalıödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışındakalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalıödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzeredava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süregeçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup;anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralıüzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukukaaykırı işlemine, idare edilenlerin gerçekdışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da gerialınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlıktaşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceğikadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdaretmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanakbulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılanödemeler için süre düşünülemeyeceği,bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunundışındaki hatalı ödemeler için memurun iyiniyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bunedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındakihatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde gerialınabileceği" vurgulanmıştır (Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu 22.12.1973 tarih ve E., 1968/8, K. 1973/14).
Daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benzer bir davadavermiş olduğu kararında; "Burada çözümebağlanan sorun; intibak ve hatalı terfi işlemi gibi bir şantasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, dahaönce bu şart tasarrufa dayanılarak memurayapılmış olan fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşmehükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerinegöre mümkün olup olmadığı konusu ile ilgili olup,sonuçta yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak vekişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ilesebebiyet vermemiş olması kaydıyla, idarenin yanlışşart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemini)ancak iptal davası süresi içinde geriye yürürşekilde geri alabileceği, bu süre geçtikten sonrayanlış tasarrufun geri alınması halinde geri almagününe kadar doğmuş durumların, parasalsonuçları da dâhil olmak üzere, hukuken kazanılmışdurum olarak tanınması gerektiği, sebepsiz zenginleşmehükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceği içtihatedilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararının,idare tarafından yapılan bütün ödemelereuygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarındanhiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmışoldukları bütün hatalı ödemelerin idaretarafından gerek Ödeme yapılan kişilerden gerekseödemeyi yapan görevlilerden geri alınamaması gibi birsonuç doğurur ki, idareyi işlemez ve iş göremez birduruma sokacak olan böyle bir sonucun hukukça savunulmasımümkün değildir. Bu nedenle içtihadıbirleştirme kararının kapsamı dışında kalanve herhangi bir şart tasarrufa ayartmayan salt hatalı ödemelerinidare tarafından Borçlar hukukunun haksız iktisapkurallarına dayanılarak geri istenebileceğinin kabulügerekir" gerekçesiyle direnme ukmunün bozulmasına kararvermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5.12.1984 tarih ve 1982/ 13 -387 E, 1984/997 Karar sayı ilamı).
Yine benzer konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği emsalkararında; "Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şarttasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemedenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m. 77/1' e göre; zenginleşen başkasınınmalvarlığından veya emeğinden haklı bir sebepolmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermekzorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuketmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya daborçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarakgerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisiyoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen,aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcualtındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimseyanlışlığa düştüğünü ispatettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Yanlışlıkeda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade vearzusunun bulunmadığını gösteren biryanılmadır.
HGK' nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13 - 387 E. - 1984/997K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salthatalı ödemenin idare tarafından BK' nun sebepsizzenginleşme kurallarına göre geri istenebileceğiaçıklanmıştır.
…………. İdare Mahkemesinin………….. tarihli ve ………. esas,………….. sayılı kararı ile idareişlemi ödeme tarihinden itibaren 60 günlük yasal süregeçtikten sonra istenemeyeceği gerekçesiyle iptaledilmiş olup, yukarıda yazılı olduğu üzereşart tasarrufa dayanmayan dava konusu ödeme için sebepsizzenginleşme hükümleri uyarınca araştırma veinceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmasıgerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddidoğru görülmemiştir" gerekçesiyle ilk derecemahkemesi kararı bozulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi18.5.2017 tarih, Esas No: 2016/458, Karar No: 2017/7568).
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Borçlar Kanunundadüzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın ortaya çıktığıtarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılıBorçlar Kanununun 61. maddesine göre;
"Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharınzararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteberolmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayetbulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesilazımdır".
Bu maddenin karşılığı olarakdüzenlenmiş 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun77. maddesine göre;
"Madde 77 - Haklı bir sebep olmaksızın, birbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekleyükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmeningeçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sonaermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur".
Bu maddelere göre, haklı bir sebep olmaksızınbaşkasının malvarlığından veya emeğindenzenginleşmeye "sebepsiz zenginleşme" denir. Sebepsizzenginleşen kimse, bu zenginleşmeyi, aleyhine zenginleştiğikimseye geri vermek zorundadır. Dolayısıyla sebepsizzenginleşme bağımsız bir borçkaynağıdır (Fikret Eren - Borçlar Hukuku GenelHükümler - Ankara 2018 - Sayfa 864 vd., Haluk. N. Nomer -Borçlar hukuku Genel Hükümler - İstanbul 2013 - Sayfa 201vd.).
Bu açıklamalar ışığında somutuyuşmazlığa baktığımızda, idareceyapılan yersiz ödemenin Borçlar Hukukuçerçevesinde sebepsiz zenginleşme hükümleriuyarınca çözümlenmesi gerektiğinde tereddütbulunmamaktadır
Buna göre ………….. -…………. tarihleri arasında, yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümlerinin aksine denetimtazminatının hataen ödendiği konusunda tereddütbulunmadığından, ödenen denetim tazminatının geriistenilmesinin koşullarının mevcut olduğugörülmektedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığında kadrokarşılığı sözleşmeli TÜİKUzmanı olarak görev yapan ……….............’a……….. - ………. tarihleri arasında yersizolarak ödenen denetim tazminatının geri istenilmesineilişkin idari işlemin hukuka uygun olduğunun saptanmasıkarşısında; yersiz ödemenin geri alınmasına ilişkinişlemin iptali istemiyle açılan davanın sonundaişlemin iptaline karar veren …………İdareMahkemesi’nin kararının kaldırılmasına; hukuk veusule uygun bulunan Adli Yargıya ait………. HukukMahkemesi’nin ………. kararının kabulü vebu surette hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayınçoğunluğun idari yargı kararının benimsenmesisuretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesiyolundaki kararına katılmıyorum.30.9.2019
Birol SONER
ÜYE
Full & Egal Universal Law Academy