T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/113
KARAR NO : 2018/742
KARAR TR: 26.11.2018
ÖZET : İdari ve adli yargı yerlerince verilen kararların konu ve sebebinin aynı olmaması ve birbirlerinin uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, 2247 sayılı Yasanın 24. maddesindeki koşulları taşımayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.
KARAR
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesi isteminde bulunan : Atatürk ÜniversitesiRektörlüğü
Vekili : Av. F.Ç.Y.
KarşıTaraf : Ç.R.K.
Vekilleri : Av. S.T.K.
OLAY : 1-a : Davacılar kendisine asaletenküçük kızı E.U.'a velayeten babası Yaman Urkan,N.U. vekilleri dava dilekçesinde müvekkillerininküçük kızı E.U.'ın, 5.10.2004 tarihinde Erzurumİli, İspir İlçesinde geçirmiş olduğutrafik kazası sonucu davalı Atatürk ÜniversitesiHastanesi'nde uygulanan tedavi süreci sonrasında sakatkaldığı, hasta yakınlarına ameliyat konusunda gereklibilginin verilmediği, uygulanan cerrahi müdahalenin tıpliteratürü ile uyuşmadığı, olayda davalıidarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek E.U.için bakım gideri olarak 270.000,00-YTL, işgöremezliktazminatı olarak 160.000,00-YTL olmak üzere toplam 430.000,00-YTLmaddi; ayrıca E.U. için 30.000,00-YTL, babası Y.U. için20.000,00-YTL, annesi N.U. için de 20.000,00-YTL manevi olmak üzeretoplam 500.000,00-YTL tazminatın ameliyat tarihi olan 11.10.2004tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle AtatürkÜniversitesi Rektörlüğüne karşı 16.2.2006tarihinde idari yargı yerinde dava açılmıştır.
1-b : ERZURUM 2. İDARE MAHKEMESİ:22.10.2008 gün ve E:2006/335, K:2008/1030 sayı ile,"...Dosyanın incelenmesinden; davacı E.U.'ın 5.4.2004tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrasında AtatürkÜniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'neyatırılması ve sonrasında birtakım müdahaleler sonucundasakat kaldığından bahisle uğranılan maddi ve manevizararın tazmini stemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, idareye yüklenebilecek birhizmet kusurunun olup olmadığı, varsa oranının tespitedilmesi amacıyla Mahkememizin 30.11.2006 günlü kararıyladosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasınakarar verilmiş olup, davacıya ait hasta dosyası ve eki belgeler(davacının kendisine de gönderilmek suretiyle) 20.06.2007tarihli ara kararı ile İstanbul Adli Tıp KurumuBaşkanlığı’na gönderilmiştir. AnılanKurumun olayla ilgili 10.1.2007 tarihli raporunda özetle;davacının 5.10.2004'te geçirdiği trafik kazasısonrası yatırıldığı hastanede C4-5 anteriordislokasyon, C4 sağ lamina ve pedikül fraktürütanısı konup, önce traksiyon daha sonra 11.10.2004'te C4yarım, C5 tam körpektomi + kendinden plaklı cageyerleştirilmesi + anterior servikal stabilzasyonuygulandığı, aynı tarihte acil preop entrümantasyondisfonksiyon tanısı ile ameliyata alındığırevizyon uygulandığı, daha sonra başka bir sağlıkkuruluşunda C4 tetrapleji tanısı ile FTRuygulandığı bildirilen davacı E.U. adınadüzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan ve rapora kaydedilenbilgi ve bulguların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ameliyatöncesi hastaya traksiyon uygulanmasının yerinde olduğu,ameliyat öncesi hastanın nörolojik defisitiolmadığı, ancak ameliyat sonrası nörolojik defisitgelişen hastada bu durumun ameliyat sırasındaki uygulamalarabağlı gelişeceği, uygulanan ameliyatabakıldığında anterior yaklaşımın tercihedilmemesi gerektiği, bu tip olgularda posterior stablizasyonuygulanmasının tıbben tercih edilen bir yöntem olduğu,ameliyatın uygun yöntemle yapılması durumunda tamdüzelmenin yüksek oranda beklenebilir olması nedeniyle kusur oranının6/8(sekizdealtı) düzeyinde olduğu(oybirliğiyle)görüşüne yer verilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde, gerek davadosyası ile Adli Tıp Kurumu'nun 10.1.2007 tarihli raporu gereksedavalı idare vekilinin rapora yapmış olduğu itiraz dikkatealınarak, Mahkememizin 27.4.2007 tarihli ara kararı ile davadosyasının 2659 sayılı Kanun'un 15/a maddesi uyarıncaAdli Tıp Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiş olup,Adli Tıp Kurumu Genel Kırulu'nun olayla ilgili 25.10.2007 tarihliraporunda ise özetle; davacının 5.10.2004 tarihindegeçirdiği trafk kazası sonrası yapılan ilkmuayenesinde nörodefisit olmadığı, C4 vertebrasındapedinkül ve laminada kırık olup medulla şpinalisin normalolarak izlendiği, C4-5 arterior dislokasyonu bulunduğu, dislokasyoniçin ameliyat öncesi 8 kg ile fraksiyona alınmasınınyerinde bir davranış olduğu, 11.10.2004 günüyapılan ameliyatta arka bölgede pedikülde kırıkolması nedeniyle posterior girişimin tercih edilmesi ve posteriorstabilizasyon yapılması gerekirken post op. grafilerdegörüldüğü üzere dejeneratif olaylardakullanılan genişleyebilen kafes kullanılarak hatalıseçim yapıldığı ve bu aletkullanıldığı için gereksiz kopektomi cihetinegidilmesinin hatalı bir davranış olduğu ve bu aradamedullanın yaralanarak ameliyat sonrası yapılmadanplağın yerleştirildiği ve enfeksiyon tablosunun da ortayaçıktığı, hatalı uygulanan ameliyat nedeniyleAtatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki tıbbiişlemlerin kusurlu olduğu ve kusur oranının 6/8(sekizaealtı) düzeyinde bulunduğu(oybirliğiyle)hususlarına yer verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 25.10.2007 tarihli raporunadavalı idare vekili tarafından itiraz edilmiş ise de sözkonusu rapor, kararımıza esas alınabilecek niteliktebulunmuştur.
Davacıya uygulanan tedavi süreci nedeniyle davalıidarenin 6/8 oranında kusurlu olduğunun Adli Tıp Kurumuraporları ile anlaşılması ve davacı E.U.'ın %95oranında sakat kaldığına dair 26.9.2006 tarihli ErzurumNumune Hastanesi raporu gözönüne alınmak suretiyledavacı E.U. için harcanması gereken bakım gideri veişgöremezlik tazminatı miktarının tespitiamacıyla Mahkememizin 6.3.2008 tarihli ara kararıyla dosyaüzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına kararverilmiş olup, bilirkişi olarak seçilen Z.U.'a davalıidare vekilinin 31.3.2008 tarihli itirazının reddedilmesisonrasında hazırlanan 6.10.2008 tarihli bilirkişi raporundaözetle; davacıya verilmesi gereken tazminat miktarlarının,maluliyet ve kusur oranı dikkate alındığında201.965-YTL(taleple bağlı kalınarak 160.000,00-YTL)işgöremezlik tazminatı ve 243.616,63-YTL ise bakıcıgideri tazminatı olmak üzere toplam 403.616,63.-YTL olduğuhususlarına yer verilmiştir.
Anılan 6.10.2008 tarihli bilirkişi raporuna, E.U.'aiçin verilen %95'lik işgöremezlik raporuna ve Adli TıpKurumu'nun vermiş olduğu 6/8 kusur oranına karşıdavalı idare vekili tarafından itiraz edilerek, davadosyasının Sağlık Bakanlığı YüksekSağlık Şurası'na gönderilmesi istemindebulunulmuş ise de, bu talep Mahkememizce yerindebulunmamıştır.
Bu durumda, davacı E.U.'ın uğradığızararın tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişiincelemesi sonucunda hazırlanan rapora itibar edilerek 160.000,00-YTLişgöremezlik tazminatı ve 243.616,63-YTL bakıcı gideritazminatı olmak üzere toplam 403.616,63-YTL maddi tazminatınahükmedilmesi, geriye kalan miktarın (26.383,37-YTL) reddi, kabuledilen maddi tazminat miktarına ise davalı idareye başvurununyapıldığı(merciine tevdi kararı ve davadilekçesinin davalı idareye ulaştığı)12.12.2005 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekmektedir.
Davacıların manevi tazminat talebine gelince; manevi zararmüessesesinin amacı işlem ya da eylem nedeniyle meydana gelenzarar nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı belirlemek vekarşılığında hiçbir şekilde paraylagiderilemeyecek olan bu elemi hafifletmek olup, davacılardan zararauğrayan E.U. için takdiren 15.000,00-YTL, anne-babanın herbiri için 5.000,00.-YTL manevi tazminata hükmedilmesi, geriye kalankısmın (45.000,00-YTL) ise reddedilmesi gerektiği sonuçve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların 430.000,00.-YTLmaddi tazminat (işgöremezlik+bakım gideri tazminatı)talebinin, 403.616,63-YTL'lik kısmının kabulüne vedavacılara ödenmesine, geriye kalan kısmın (26.383,37-YTL)ise reddine, kabul edilen 403.616,63-YTL maddi tazminata davalı idareyebaşvuru tarihi (merciine tevdi kararı ve dava dilekçesinindavalı idareye ulaştığı) olan 12.12.2005 tarihindenitibaren yasal faiz uygulanmasına, 70.000,00-YTL'lik manevi tazminat talebinin25.000,00-YTL'lik kısmının kabulüne ve davacılaraödenmesine, geriye kalan kısmın (45.000,00-YTL) ise reddine,kabul edilen manevi tazminata davalı idareye başvuru tarihi olan12.12.2005 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına..." kararvermiş, bu karar davalı idare vekilince temyiz edilmiş,Danıştay 10. Dairesinin 14.7.2009 gün ve E:2009/600, K:2009/7663sayılı kararı ile onanmış, davalı idare vekilininkararın düzeltilmesi istemi ve aynı Dairenin 14.12.2009 günve E:2009/13929, K:10363 sayılı kararı ile reddedilmiş vebu karar kesinleşmiştir.
2-a : Davacı Atatürk ÜniversitesiRektörlüğü vekili tarafından Ç.R.K.karşı, müvekkili aleyhine davalılar vekili tarafından27.10.2005 tarihli dava dilekçesi ile "Erzurum İli, İspirİlçesinde geçirmiş olduğu trafik kazasısonucu davalı Atatürk Üniversitesi Hastanesinde uygulanan tedavisüreci sonrasında sakat kaldığı, hastayakınlarına ameliyat konusunda gerekli bilginin verilmediği,uygulanan cerrahi müdahalenin tıp literatürü ileuyulmadığı, olayda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğu" ileri sürülerek E.U. için bakımgideri olarak 270.000,00-TL, İş göremezlik tazminatı olarak160.000,00-TL olmak üzere toplam 430.000,00-TL maddi, ayrıca E.U.için 30.000,00-TL, babası Y.U. için 20.000,00-TL, annesiN.U. için de 20.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 500.000,00-TLtazminatın ameliyat tarihi olan 11.10.2004 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemi ile tazminat davasıaçıldığını ve davanın Erzurum 2.İdareMahkemesinin 22.10.2008 gün ve 2006/335 E., 2008/1030 sayılıkararı ile kurumları aleyhine neticelendiğini,kurumlarının istihdam ettiği doktorun hatasıyüzünden 403.616,63-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminatödemeye mahkum edildiğini, akabinde davalı vekili tarafındankurumları aleyhine çıkartılan şimdilik 593.696,98-TLolan icra ödeme emrinin kurumlarınca gönderildiğini,kusurlu olduğu dosya kapsamından da açıkçaanlaşılmakta olan ve dava görülürken davayı ihbarettikleri ameliyatı gerçekleştiren Dr.Ç.R.K.'nakarşı ödeme yapıldıkça rücu davasıaçmak durumunda olduklarını ileri sürerek fazlayailişkin hakları saklı kalmak üzere 30.000,00-TL tazminatbedelinin davalıdan tahsili ile kuramlarına ödenmesine veilgilinin menkul, gayrimenkul, 3.kişilerdeki hak ve alacaklarınateminat alınmaksızın tedbir konulmasına karar verilmesi istemiyle11.5.2009 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır.
2-b : Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi: 30.5.2013gün ve E:2009/189, K:2013/548 sayı ile,"...Dosyamıziçerisinde bulunan Erzurum 2. İdare Mahkemesi'nin 22.10.2008 tarih2006/335 E., 2008/1030 K.numaralı ilamının incelenmesinde,davacıların E.U.'a velayeten Y.U. ve N.U. olduğu,davalının Atatürk Üniversitesi olduğu, davanıntazminat davası olduğu ve yapılan yargılama sonundadavanın kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararında Danıştay tarafından onanarak 22.02.2010 tarihindekesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce meydana gelen olayda davalının kusur oranıyönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış olup,dosyamız içerisinde bulunan İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinin 25.05.2011 tarihli ve 12.07.2010 tarihliayrıntılı raporları ile Mahkememiz davalısınınyaptığı işlemleri tıp kuralına uygunolmadığı ve davalının %100 kusurlu olduğu,davacı Üniversitenin meydana gelen olayda herhangi bir kusurununbulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizdeki dava davacı Üniversitenin davalınınkendi bünyesi içerisinde çalıştığıdönemde yapmış olduğu ameliyat nedeni ileüçüncü kişilere verdiği zararlar nedeni ileüçüncü kişilerin Üniversiteye açtığımaddi-manevi tazminat nedeni ile İdare Mahkemesi tarafındanÜniversite aleyhine verilen tazminat davalarının Üniversitetarafından üçüncü kişilere ödenmesi nedeniile davalıya rücuya ilişkin tazminat davasıdır.
Mahkememizce Mahkememiz davacısı tarafındanüçüncü kişilere ödenen bedellerin İdareMahkemesi kararındaki alacak ve ferileri toplamından fazlaolup-olmadığı yönünden bilirkişiden raporalınmış olup, bilirkişi Av. A.D. dosyamızasunduğu 18.03.2013 tarihli rapor ve 26.04.2013 tarihli ek raporlarıile Mahkememiz davacısı tarafından üçüncükişilere ödenen tazminat miktarlarınınkesinleşmiş İdare Mahkemesi kararlarında belirtilentazminat ve ferilerinden fazla olmadığı, ondan daha azolduğuna ilişkin raporunu Mahkememize sunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, Mahkememizdavalısının davacı Üniversite bünyesiiçerisinde çalıştığı dönemdeyapmış olduğu ameliyatlar nedeni ile İstanbul Adli TıpKurumu 3. İhtisas Dairesinin dosyamız içerisindekiraporlarında belirlendiği şekilde %100 kusurlu olacakşekilde ve tıp kurulları hiçe sayılarak 3.kişilere zarar verildiği, buna ilişkin İdare Mahkemesitarafından Üniversite aleyhine zarar görenüçüncü kişiler lehine maddi-manevi tazminatahükmedildiği ve Mahkememiz davacısının da bu bedelleriödediği, ödenen 595.000,00-TL'nin kesinleşen İdareMahkemesi kararındaki tazminat ve ferilerini aşmadığıbilirkişi raporu ile sübut bulmuş olmakla, Mahkememizdavacısının 3.kişilere ödediği 595.000,00-TL'ninödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikteMahkememiz davalısından alınarak davacıya verilmesi yönündeMahkememizde vicdani kanaat gelmiş olup, aşağıdakişekilde hüküm kurulmuş olup,
Her ne kadar paraların ödendiği ilgili icradosyasının celbi yönünde ara kararı kurulmuş isede, davacı vekilinin ödemeye ilişkin dekontlarıdosyamıza sunması ve dosyamız içerindeki bilirkişiraporları da değerlendirilmek sureti ile yine davacı vekilininTrabzon'daki bir başka davanın da Mahkememizdeki dava sonucunubeklediği yönündeki beyanları da dikkate alınarakdosya içerisindeki belgelerin Yargıtay denetimine esas teşkiledecek yeterlilikte olduğu anlaşıldığından icradosyasının beklenmesine gerek görülmeksizin karar verilerekaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıdaaçıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile; 595.000,00-TL'nin ödemetarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdanalınarak davacıya verilmesine…” karar vermiş,davalı vekilince bu karar temyiz edilmiştir.
2-c : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi : 29.4.2014gün ve E:2013/13253, K:2014/6805 sayı ile, “…Dosyaarasında bulunan bilgi ve belgelerden, dava dışı E.U.isimli hastanın trafik kazası geçirerek davacıüniversiteye başvurduğu, boyun omurlarında kaymasaptandığı, davalı profesör tarafından anteriorgirişim şekli ile ameliyat edildiği, hastanın ameliyatsonrasında felç olduğu anlaşılmaktadır. Her nekadar dosya arasında ATK raporları uyarınca davalınınuyguladığı cerrahi tekniğin doğruolmadığı ve bu nedenle felç geliştiğibildirilmiş ise de dosyaya ibraz edilen beyin ve sinir cerrahisiuzmanlarının görüşlerine göre benzer durumlardahangi ameliyat tekniğinin seçilmesi gerektiğine yönelikkesin bir literatür bulunmadığı, tıpyayınlarında bu konuda bir birlik sağlanmadığıanlaşılmaktadır.
Şu durumda, mahkemece bir üniversitenin beyin ve sinircerrahisi bölümünden seçilecek konusunda uzman 3kişilik bilirkişi heyetinden, benzer yaralanmalarda hangi ameliyattekniğinin tercih edildiği, farklı tekniklerin uygulanıpuygulanmadığı, davalının hastasınauyguladığı ameliyat ile ilgili kusuru bulunupbulunmadığı yönünde rapor alınması sonucunagöre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasıgerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıdaaçıklanan nedenlerle bozulmasına, davalınınöteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına…” karar vermiş, davacıRektörlük vekilince bu kararın düzeltilmesi istemindebulunulmuştur.
2-d : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi : 30.10.2014gün ve E:2014/11232, K:2014/14200 sayı ile, temyiz ilamındabildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılannedenlerden hiç sirine uygun olmayan karar düzeltme isteğininreddine karar vermiştir.
2-e : ERZURUM 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:1.9.2015 gün ve E:2014/913, K:2015/603 sayı ile,“…Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozmailamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma ilamıdoğrultusunda İstanbul Çağlayan AdliyesiNöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış,üçlü bilirkişi heyetinden yeniden raporaldırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle;
Her üç omurga kolonunun hasarlı olduğu kompresifhiperekstansiyon travmalarında, yani benzer yaralanmalardaağırlıklı olarak önden yaklaşımkullanıldığını, Prof. Dr. Çetin RefikKayaoğlu'nun hastasına doğru tanı koyduğunu, uyguntedaviyi uyguladığını, bu tedavi sırasındagelişen, öngörülemeyen komplikasyona yönelik kontroliçin gerekli MR tetkikini derhal yaptığını vehastasını aynı gün acilen derhal ameliyata alarak ameliyatsahasını araştırdığını ve gerekenönlemleri aldığını, Prof. Dr. Çetin RefikKayaoğlu'nun hastası için bu tür bir yaralanmadadoğru ameliyat tekniğini kullandığını,hastasına karşı dikkat ve özen eksikliğigöstermediğini ve ameliyat ile ilgili kusurununbulunmadığını, ortaya çıkan istenmeyen sonucunbir komplikasyon olarak kabul edilmesi gerektiği kanısındaolduklarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi heyeti raporunundenetime el verişli ve karar vermeye yeterli olduğu kabuledilmiştir.
Bu halde yapılan yargılama, toplanan deliller, Yargıtaybozma ilamı, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosyakapsamına göre sübuta ermeyen davanın reddine karar vermekgerekmiş, aşağıdaki yazılı hükümkurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesiyukarıda açıklandığı üzere;
1-Subut bulmayan davanın reddine…” karar vermiş,bu karar Rektörlük vekilince temyiz edilmiştir.
2-f : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi : 16.6.2016gün ve E:2016/755, K:2016/7979 sayı ile, "... Dosyadakiyazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerindeğerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerindegörülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyleusul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına ..." kararvermiş, davacı Rektörlük vekilince bu kararındüzeltilmesi isteminde bulunulmuş; aynı Dairenin 1.6.2017gün ve E:2016/13501, K:2017/3617 sayılı kararıylakararın düzeltilmesi istemi reddedilmiş, bu kararkesinleşmiştir.
3- UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK :
İdari Yargı yerinde davalı adli yargı yerinde isedavacı olan Atatürk Üniversitesi Rektörlüğüvekili, 24.1.2018 tarihli dilekçe ile "...“…Davadışı E.U., Y.U. Ve N.U. tarafından Üniversitemizaleyhine, Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 2006/335 Esas sayılıdosya üzerinden, “davacı E.U.’ın Erzurum İli,İspir İlçesinde geçirmiş olduğu trafikkazası sonucu, Atatürk Üniversitesi Hastanesinde uygulanantedavi süreci sonrasında sakat kaldığı iddiasıylamaddi ve manevi tazminat talebiyle açılan dava, Mahkemenin22.10.2008 tarihli ve 2008/1030 Karar sayılı kararı ileÜniversitemiz aleyhine sonuçlanmış ve İdaremizcedavacı tarafa 403.616,63- TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminatödenmesi hüküm altına alınmıştır.Kararın davacılar vekilince icra takibine konu edilmesi neticesinde,davacılar vekili ile borcun taksitler halinde ödenmesine ilişkinanlaşmaya varılmış ve taraflar arasında akdedilen15.10.2009 tarihli sözleşme gereğince Üniversitemiztarafından davacı tarafa toplam: 595.000,00-TL ödemedebulunulmuştur.
Yukarıda anılan Mahkeme kararına dayanak teşkileden 25.10.2007 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda ise;“...hatalı uygulanan ameliyat nedeniyle AtatürkÜniversitesi Tıp Fakültesindeki tıbbi işlemlerinkusurlu olduğu ve kusur oranının 6/8 (sekizde altı)düzeyinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahkeme kararı gereğince davacı E.U., Y.U. veN.U.’a ödenen tutarın rücuen tazminini teminenÜniversitemiz tarafından, hatalı ameliyatıgerçekleştiren Dr. Çetin Refik Kayaoğlu aleyhine,Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2009/189 E. sayılı dosyaüzerinden rücuan tazminat talebiyle açılan dava,Mahkemece verilen 30.05.2013 tarih ve 2013/548 K. sayılı karar ilelehimize sonuçlanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, bahse konu Mahkeme kararına karşı davalıtarafça temyiz yoluna başvurulmuş; Yargıtay 4. HukukDairesinin 29.04.2014 tarih ve 2013/13253 E. 2014/6805 K. sayılıkararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmakararı üzerine Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/913 E. (yeniesas) sayılı dosyası üzerinden yapılanyargılamada dosyaya sunulan ve davalı Dr. Çetin RefikKayaoğlu’nun kusurunun bulunmadığı yönündekanaat bildiren bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti iletesis edilen Mahkemenin 01.09.2015 tarihli ve 2015/603 Karar sayılıkararı ile; dava aleyhimize sonuçlanarak davanın reddine kararverilmiştir.
Söz konusu Mahkeme kararı tarafımızca temyize konuedilmiş ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.06.2016 tarihli ve2016/755 E., 2016/7979 K. sayılı kararı ile; hükmünonanmasına karar verilmiştir. İş bu karara karşıtarafımızca karar düzeltme başvurusunda bulunulmuş isede, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 01.06.2017 tarihli ve 2016/13501 E.,2017/3617 K. sayılı kararı ile; karar düzeltme istemimizinreddine karar verilmiş olup, sonuç olarak dava aleyhimizekesinleşmiştir.
Netice itibariyle, her iki dava dosyasında hükme esasalınan bilirkişi raporlarının birbiri ileçelişkili olması, idari ve adli hükümlerarasında uyuşmazlığa sebebiyet vermiştir. Halböyle iken; Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 24. ve 25. ' maddelerigereğince, hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesini talep etme zorunluluğu hâsıl olmuştur…
İSTEM VE SONUÇ : Yukarıda arz ve izah olunannedenlerle, Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 22.10.2008 tarihli ve 2006/335Esas 2008/1030 Karar sayılı, kesinleşen kararı ile Erzurum3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.09.2015 tarihli ve 2014/913 Esas 2015/603 /sayılı, kesinleşen kararları arasında ortaya çıkanhüküm uyuşmazlığının giderilmesini…"talep etmiştir.
4- Başkanlıkça ilgili Mahkemelerden davadosyalarının aslı temin edilmiş, daha sonra 2247sayılı Yasanın 24 ve 16. maddelerin uyarınca ilgiliBaşsavcıların yazılı düşünceleriistenilmiştir.
4-a : DANIŞTAY BAŞSAVCISI :"...Adli ve idari yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin öncelikle hükümuyuşmazlığının oluşup oluşmadığınınbelirlenmesi gerekir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun'un 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin 1. fıkrasında, “1 'incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafındangörevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarındanen az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.” hükmü yeralmaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için;
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
koşullarının birlikte gerçekleşmesigerekmektedir.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinden, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakkesinleşmiş kararlar olduğu, bu kararlarda taraflardan en azbirinin aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu hali ile İdare Mahkemesindeki davanın hizmet kusurundankaynaklanan tam yargı davasına, Asliye Hukuk Mahkemesindekidavanın ise kişisel kusura dayalı rucüen tazminatdavasına ilişkin olduğu, idari ve adli yargı yerlerindeverilen kararlar arasında bir çelişkibulunmadığı ve konusu ve sebepleri farklı olan bu kararlarnedeniyle bir hakkın yerine getirilmesinin olanaksız olduğundanve hüküm uyuşmazlığı bulunduğundan sözedilemeyeceği açıktır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Erzurum 2. İdareMahkemesinin 22/10/2008 gün ve E:2006/335, K:2008/1030 sayılıkararı ile Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.09.2015 gün veE:2014/913, K:2015/603 sayılı kararları arasındahüküm uyuşmazlığı bulunmadığından,başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğidüşünülmektedir.” yolunda düşüncevermiştir.
4-b : YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI :"... İdari ve adli yargı kararları arasındaoluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümüiçin; öncelikle hüküm uyuşmazlığınınoluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24. maddesinin birinci fıkrasında, “1.incimaddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından,görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındakiçelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hükümuyuşmazlığının varlığı kabul edilir.'’'’hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için:
a- Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veyaaskeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b- Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c- Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d- Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e- Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız
bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idariyargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularakşeklen kesinleşmiş; taraflarından en az birinin(Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü) aynıolduğu kararların bulunduğu ve tüm kararlarda dadavanın esasının hükme bağlandığı veyasa yollarının tüketildiğianlaşılmıştır.
Ancak, anılan Mahkemelerce verilen hükümlerin konu vedava sebebinin aynı olup olmadığı konusunun ayrıcaincelenmesinde fayda bulunmaktadır.
Erzurum 2. İdare Mahkemesindeki dava; idarenin hizmet kusurundankaynaklanan zararın tazminine ilişkin tam yargı davasıniteliğinde olup, Mahkemece davalı idarenin kusurunun bulunduğusonucuna ulaşılarak maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir.
Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava ise, ameliyatıgerçekleştiren doktorun kişisel kusuruna dayalırücüen tazminat talebiyle açılmış ve Mahkemecedavalı doktorun kusurunun bulunmadığı gerekçesiyledavanın kısmen reddine karar verildiğianlaşılmıştır.
Bu duruma göre, İdare Mahkemesindeki davanın, hizmetkusuruna; Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın ise kişisel kusuradayalı rücuen tazminat istemlerine ilişkin olmasıkarşısında, İdare Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarıarasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğununkabulü için gerekli olan koşullardan, "konu ve davasebebinin aynı olması" koşulunungerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, adli ve idari yargı mercileritarafından esasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkemekararlarının konulan ve dava sebeplerinin aynı olmaması vedolayısıyla kararlar arasında çelişkibulunmaması karşısında, hakkın yerine getirilmesiniolanaksız kılan bir durum görülmediği için,2247 sayılı Kanunun 24. maddesinde belirtilen koşullarınbirlikte gerçekleşmediği düşüncesiyle sözkonusu başvurunun reddi gerekmektedir..." yolundadüşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ veNurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 26.11.2018günlü toplantısında: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın 2247 sayılı Yasa’daöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadabaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 24. maddesinde(Değişik birinci fıkra: 21.1.1982-2592/7 md.), “1 ncimaddede gösterilen yargı mercileri tarafından, görevleilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veyakesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarındanen az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişkiyüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunanhallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.
İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurarak hüküm uyuşmazlığınıngiderilmesini istiyebilir. Bu halde olumsuz görevuyuşmazlığının çıkarılması ileilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kurallarıuygulanır.” denilmiştir.
Buna göre, hüküm uyuşmazlığınınvarlığıiçin:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli ve idariyargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,
b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynıolması,
c) Her iki kararın da kesinleşmişolması,
d) Kararlarda davanın esasının hükmebağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarınınbirlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.
Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ilerisürülen adli ve idari yargı kararlarınınincelenmesinden, ortada adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmişkarar bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraflardan en az birinin aynı olması şartınıngerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesinde,Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünün idariyargı yerinde davalı, adli yargı yerinde ise davacıolduğu ve her iki davada da ortak taraf olduğugörülmüştür.
Diğer yandan, konu ve dava sebebinin aynı olupolmadığına gelince; Hükümuyuşmazlığının giderilmesi talebine konu edilenİdare Mahkemesi kararındaki uyuşmazlığın özüşu şekildedir:
Müvekkillerinden E.U.'ın, 5.10.2004 tarihinde Erzurumİli, İspir İlçesinde geçirmiş olduğutrafik kazası sonucu davalı Atatürk ÜniversitesiHastanesi'nde uygulanan tedavi süreci sonrasında sakatkaldığı, hasta yakınlarına ameliyat konusunda gereklibilginin verilmediği, uygulanan cerrahi müdahalenin tıpliteratürü ile uyuşmadığı, olayca davalıidarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek E.U.için bakım gideri olarak 270.000,00-YTL, işgöremezliktazminatı olarak 160.000,00-YTL olmak üzere toplam 430.000,00-YTLmaddi; ayrıca E.U. için 30.000,00-YTL, babası Y.U. için20.000,00-YTL, annesi N.U. için de 20.000,00-YTL manevi olmak üzeretoplam 500.000,00-YTL tazminatın ameliyat tarihi olan 11.10.2004tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmektedir.
Adli yargı yerinde açılan davada ise, AtatürkÜniversitesi Rektörlüğünün istihdam ettiğidoktorun hatası yüzünden 403.616,63-TL maddi ve 30.000,00-TLmanevi tazminat ödemeye mahkum edildiğini, akabinde davalı vekilitarafından kurumlan aleyhine çıkartılan şimdilik593.696,98.-TL olan icra ödeme emrinin kurumlarıncagönderildiğini, kusurlu olduğu dosya kapsamından daaçıkça anlaşılmakta olan ve davagörülürken davayı ihbar ettikleri ameliyatı gerçekleştirenDr.Ç.R.K.'na karşı ödeme yapıldıkçarücu davası açmak durumunda olduklarını ilerisürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere30.000,00-TL tazminat bedelinin davalıdan tahsili ile kurumlarınaödenmesine ve ilgilinin menkul, gayrimenkul, 3.kişilerdeki hak vealacaklarına teminat alınmaksızın tedbir konulmasına,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafayükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dolayısıyla idari yargı davasının konusu ileadli yargı davasının konusunun birbirindenbağımsız yani idare mahkemesi dosyasının esasenidarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetinkuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnelnitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilenhizmet kusurunun, hizmetin kötü işlemesi, geçişlemesi, hiç işlememesi hallerinde gerçekleşen veidarenin tazmin yükümlülüğünü doğuranbir dava olduğu; Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının ise,yargı kararı ile tazminle yükümlü tutulan vetazminatın tamamını ödemiş bulunan AtatürkÜniversitesi Rektörlüğü tarafından, ödenentazminatın kusur ve sorumluluğu oranındaki tutarın olaydasorumlu olduğu ileri sürülen doktordan rücuen tahsiliisteminden kaynaklanan bir alacak davası olduğuaçıktır.
Yukarıda özetlenen mahkeme kararlarıirdelendiğinde, davalara konu taleplerin doğmasına"hastanede yapılan tedavinin usule uygun olmadığının" sebep olduğu ancak davaların konularının birbirindenbağımsız olduğu ve adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş olan kararların bilirkişi raporlarına dayandığıve her bir kararın taraflar bakımından ayrı veuygulanabilir hukuki sonuçlar doğurduğuanlaşıldığından, Erzurum 2. İdare Mahkemesi ileErzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği kararlar arasındahüküm uyuşmazlığının oluşmasındaaranan koşulların gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.
Diğer taraftan, davacıları farklı olan kimselerhakkında verilen kararlar arasındaki çelişki nedeniyle“hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması”koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususuirdelendiğinde;
2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile, ikiayrı yargı merciinden verilen çelişik kararlar nedeniylebir kimsenin hakkının yerine getirilmesinin olanaksızbulunması halinde, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce buçelişkinin giderilmesi yoluyla, o kimse hakkında birçözüme ulaşılması amaçlanmakta olup, busuretle verilecek kararın uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan özelve tüzel kişileri etkilememesi gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla “hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunması” durumu; davacı yönündensübjektif bir nitelik taşımakta ve yargı kararı ilekendisine tanınmış bir hakkın yerine getirilmemesi sözkonusu iken, davalı idare yönünden, ilamı yerine getirmekleyükümlü olması bakımından objektif bir niteliktaşımakta ve davacıya yargı kararı iletanınmış olan bir hakkın idarece yerine getirilmesininolanaksızlığını ifade etmektedir.
Bilindiği üzere, mahkeme kararı, kural olarak,davanın taraflarını bağlar ve bunlar için kesinhüküm sonucunu doğurur. Ancak, verilen kararüçüncü kişileri bağlamaz.
Buna göre, farklı davacıların, birbirlerindenbağımsız olarak iki ayrı yargı kolundaaçtıkları davaların konularının aynıolmasından söz edilemeyeceği gibi, iki farklı davacıhakkında verilen iki farklı kararda çelişkibulunduğundan söz etmek de olanaksızdır.
Öte yandan idari yargı yerlerince davanın kabulüyolunda verilen karar ile adli yargı yerince davanın reddi yolundaverilen kararların birbirlerinin uygulanmasına engel teşkiletmediği gözetildiğinde, başvuruda bulunan AtatürkÜniversitesi Rektörlüğü yönünden hakkınyerine getirilmesinin imkânsızlığından dasözedilemez.
Açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Yasanın 24.maddesinde öngörülen “konu ve dava sebebinin aynıolması” ve “hakkın yerine getirilmesininimkânsız bulunması” koşullarınıtaşımayan başvurunun reddi gerekmiştir.
S O N U Ç : 2247 sayılı Yasa’nın 24.maddesinde öngörülen koşullarıtaşımayanBAŞVURUNUN REDDİNE, 26.11.2018 günündeOY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZERAKSU SONER
Üye Üye Üye
SüleymanHilmi Aydemir Nurdane
AYDIN TUNÇ TOPUZ
Full & Egal Universal Law Academy